<?xml version="1.0"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xml:lang="tr">
	<id>https://nurpedia.org/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Turker</id>
	<title>Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi - Kullanıcı katkıları [tr]</title>
	<link rel="self" type="application/atom+xml" href="https://nurpedia.org/api.php?action=feedcontributions&amp;feedformat=atom&amp;user=Turker"/>
	<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/wiki/%C3%96zel:Katk%C4%B1lar/Turker"/>
	<updated>2026-07-27T13:28:43Z</updated>
	<subtitle>Kullanıcı katkıları</subtitle>
	<generator>MediaWiki 1.43.1</generator>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62093</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62093"/>
		<updated>2026-07-26T11:25:48Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe Dışında Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Farsça kökenle bağlantılı 1.900&#039;den fazla kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahildir, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Türkçe&#039;ye Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmekten çekinmediğini gösteriyor denilebilir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62092</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62092"/>
		<updated>2026-07-26T11:25:05Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe Dışında Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Farsça kökenle bağlantılı 1.900&#039;den fazla kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahildir, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Türkçe&#039;ye Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmekten çekinmediğini gösteriyor denilebilir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62091</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62091"/>
		<updated>2026-07-26T11:24:24Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe Dışında Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Farsça kökenle bağlantılı 1.900&#039;den fazla kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahildir, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Türkçe&#039;ye Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmekten çekinmediğini gösteriyor denilebilir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62090</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62090"/>
		<updated>2026-07-26T11:23:01Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen Türkçe Dışında Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Farsça kökenle bağlantılı 1.900&#039;den fazla kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahildir, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Türkçe&#039;ye Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmekten çekinmediğini gösteriyor denilebilir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62089</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62089"/>
		<updated>2026-07-26T11:21:00Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen Türkçe Dışında Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde 1.900&#039;den fazla Farsça kökenle bağlantılı kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmekten çekinmediğini gösteriyor denilebilir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62088</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62088"/>
		<updated>2026-07-26T11:19:14Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen Türkçe Dışında Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. (Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Farsça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde 1.900&#039;den fazla Farsça kökenle bağlantılı kelime geçer. Bunların yaklaşık 3&#039;te 1&#039;i Farsça kelime (mesela ZİNDE, ASUDE vb.), kalan 3&#039;te 2&#039;si ise Farsça ek veya kelime içeren bileşik kelimelerdir (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.).  &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir denilebilir. (Farsça kökenli tüm kelimelerin listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Diğer Dillerin Kökeninden Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman beyan etmek istediği manaları aktarmak için eserlerinde Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yanı sıra 420&#039;den fazla yabancı dil kökenli kelime kullanması Bediüzzaman&#039;ın Doğu kültürü kadar Batı kültürüne ve dini ilimler kadar fen ilimlerine ilgisini ve manayı en etkili şekilde aktarmak için en uygun kelimeyi tercih etmede bir önyargısının olmadığını gösterir. (Bediüzzaman&#039;ın eserlerindeki yabancı dil kökenli tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler||bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62087</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62087"/>
		<updated>2026-07-26T11:07:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela ZİNDE) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer bileşik kelimeler (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (ZİYARETGAH gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem MUM kelimesi hem de MUMDAR kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, kesme işareti kullanılan kelimelerin kesme işaretsiz halleri de yazılmıştır (RE&#039;FETKAR/REFETKAR gibi)&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan KİLİSE kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (ZEHİ-ZİHİ gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Türkçe&#039;de eskiden beri kullanılmakta olan en yaygın Farsça kökenli kelimelere aşinalık kazanarak klasik ve yakın dönem türk dini ve edebi eserleriyle daha yakın ve derin bir bağ kurabilir ve kelime haznesini ve dolayısıyla düşünce gücünü geliştirerek konuşma ve yazı dilinde düşünceleri çok daha hassas ve estetik biçimde ifade edebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ/AĞUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&amp;lt;br /&amp;gt;BİDAKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;CÜRETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&amp;lt;br /&amp;gt;İLAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;İNAMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&amp;lt;br /&amp;gt;İZANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&amp;lt;br /&amp;gt;LEMANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MESUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MUCİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&amp;lt;br /&amp;gt;NAMADUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;NİMETPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;REFETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&amp;lt;br /&amp;gt;RESKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&amp;lt;br /&amp;gt;TAZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&amp;lt;br /&amp;gt;VAKANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62086</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62086"/>
		<updated>2026-07-26T10:56:07Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela ZİNDE) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer bileşik kelimeler (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (ZİYARETGAH gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem MUM kelimesi hem de MUMDAR kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, kesme işareti kullanılan kelimelerin kesme işaretsiz halleri de yazılmıştır (RE&#039;FETKAR/REFETKAR gibi)&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan KİLİSE kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (ZEHİ-ZİHİ gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ/AĞUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&amp;lt;br /&amp;gt;BİDAKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;CÜRETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&amp;lt;br /&amp;gt;İLAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;İNAMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&amp;lt;br /&amp;gt;İZANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&amp;lt;br /&amp;gt;LEMANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MESUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MUCİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&amp;lt;br /&amp;gt;NAMADUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;NİMETPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;REFETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&amp;lt;br /&amp;gt;RESKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&amp;lt;br /&amp;gt;TAZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&amp;lt;br /&amp;gt;VAKANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62085</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62085"/>
		<updated>2026-07-26T10:50:43Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. (Tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için bkz. [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimeler]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risalelerde Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6.300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risalelerde Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62084</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62084"/>
		<updated>2026-07-26T10:49:18Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. (Tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için bkz. [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimeler]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6.300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62083</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62083"/>
		<updated>2026-07-26T10:48:08Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. (Tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için bkz. [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimeler]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6.300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale-i Nur&#039;da Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale-i Nur&#039;da Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (1.900+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62082</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62082"/>
		<updated>2026-07-26T05:57:00Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela ZİNDE) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (ZİYARETGAH gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem MUM kelimesi hem de MUMDAR kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, kesme işareti kullanılan kelimelerin kesme işaretsiz halleri de yazılmıştır (RE&#039;FETKAR/REFETKAR gibi)&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan KİLİSE kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (ZEHİ-ZİHİ gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ/AĞUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&amp;lt;br /&amp;gt;BİDAKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;CÜRETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&amp;lt;br /&amp;gt;İLAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;İNAMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&amp;lt;br /&amp;gt;İZANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&amp;lt;br /&amp;gt;LEMANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MESUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MUCİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&amp;lt;br /&amp;gt;NAMADUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;NİMETPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;REFETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&amp;lt;br /&amp;gt;RESKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&amp;lt;br /&amp;gt;TAZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&amp;lt;br /&amp;gt;VAKANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62081</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62081"/>
		<updated>2026-07-26T05:56:04Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela ZİNDE) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela HALBUKİ, KIYAMETNÜMUN vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (ZİYARETGAH gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem MUM kelimesi hem de MUMDAR kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için, kesme işareti kullanılan kelimelerin kesme işaretsiz halleri de yazılmıştır (RE&#039;FETKAR/REFETKAR gibi)&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan KİLİSE kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (ZEHİ-ZİHİ gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&amp;lt;br /&amp;gt;BİDAKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;CÜRETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&amp;lt;br /&amp;gt;İCAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&amp;lt;br /&amp;gt;İLAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;İNAMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&amp;lt;br /&amp;gt;İZANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&amp;lt;br /&amp;gt;LEMANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MESUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&amp;lt;br /&amp;gt;MUCİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&amp;lt;br /&amp;gt;NAMADUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&amp;lt;br /&amp;gt;NİMETPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&amp;lt;br /&amp;gt;REFETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&amp;lt;br /&amp;gt;RESKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&amp;lt;br /&amp;gt;TAZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&amp;lt;br /&amp;gt;VAKANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62080</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62080"/>
		<updated>2026-07-26T05:43:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER&amp;lt;br /&amp;gt;MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62079</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62079"/>
		<updated>2026-07-26T05:40:39Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62078</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62078"/>
		<updated>2026-07-26T05:33:43Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE/BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca&amp;lt;br /&amp;gt;bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/&amp;lt;br /&amp;gt;BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/&amp;lt;br /&amp;gt;BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/&amp;lt;br /&amp;gt;BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/&amp;lt;br /&amp;gt;DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/&amp;lt;br /&amp;gt;KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/&amp;lt;br /&amp;gt;KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/&amp;lt;br /&amp;gt;KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/&amp;lt;br /&amp;gt;PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/&amp;lt;br /&amp;gt;REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/&amp;lt;br /&amp;gt;RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/&amp;lt;br /&amp;gt;RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/&amp;lt;br /&amp;gt;SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/&amp;lt;br /&amp;gt;SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/&amp;lt;br /&amp;gt;TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/&amp;lt;br /&amp;gt;Ü/&amp;lt;br /&amp;gt;VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR/YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62077</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62077"/>
		<updated>2026-07-26T05:31:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;Türkiye Türkçesinde Farsça Kökenli Kelimeler&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;Osmanlı Türkçesi Sözlüğü&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/&amp;lt;br /&amp;gt;BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/&amp;lt;br /&amp;gt;BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/&amp;lt;br /&amp;gt;BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/&amp;lt;br /&amp;gt;DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/&amp;lt;br /&amp;gt;KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/&amp;lt;br /&amp;gt;KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/&amp;lt;br /&amp;gt;KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/&amp;lt;br /&amp;gt;PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/&amp;lt;br /&amp;gt;REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/&amp;lt;br /&amp;gt;RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/&amp;lt;br /&amp;gt;RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/&amp;lt;br /&amp;gt;SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/&amp;lt;br /&amp;gt;SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/&amp;lt;br /&amp;gt;TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/&amp;lt;br /&amp;gt;Ü/&amp;lt;br /&amp;gt;VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62076</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62076"/>
		<updated>2026-07-26T05:30:59Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/&amp;lt;br /&amp;gt;BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT/BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/&amp;lt;br /&amp;gt;BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/&amp;lt;br /&amp;gt;BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/&amp;lt;br /&amp;gt;DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/&amp;lt;br /&amp;gt;KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/&amp;lt;br /&amp;gt;KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/&amp;lt;br /&amp;gt;KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/&amp;lt;br /&amp;gt;PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/&amp;lt;br /&amp;gt;REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/&amp;lt;br /&amp;gt;RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/&amp;lt;br /&amp;gt;RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/&amp;lt;br /&amp;gt;SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/&amp;lt;br /&amp;gt;SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/&amp;lt;br /&amp;gt;TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/&amp;lt;br /&amp;gt;Ü/&amp;lt;br /&amp;gt;VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62075</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62075"/>
		<updated>2026-07-25T15:41:34Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/&amp;lt;br /&amp;gt;AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/&amp;lt;br /&amp;gt;AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/&amp;lt;br /&amp;gt;AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/&amp;lt;br /&amp;gt;BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/&amp;lt;br /&amp;gt;BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/&amp;lt;br /&amp;gt;BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/&amp;lt;br /&amp;gt;BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/&amp;lt;br /&amp;gt;BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/&amp;lt;br /&amp;gt;BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/&amp;lt;br /&amp;gt;CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARK/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKİ/&amp;lt;br /&amp;gt;ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/&amp;lt;br /&amp;gt;DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/&amp;lt;br /&amp;gt;DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/&amp;lt;br /&amp;gt;DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/&amp;lt;br /&amp;gt;DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/&amp;lt;br /&amp;gt;DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/&amp;lt;br /&amp;gt;EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİST/&amp;lt;br /&amp;gt;FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/&amp;lt;br /&amp;gt;FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/&amp;lt;br /&amp;gt;KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/&amp;lt;br /&amp;gt;GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/&amp;lt;br /&amp;gt;GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/&amp;lt;br /&amp;gt;GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/&amp;lt;br /&amp;gt;HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/&amp;lt;br /&amp;gt;HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/&amp;lt;br /&amp;gt;HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/&amp;lt;br /&amp;gt;HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/&amp;lt;br /&amp;gt;HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/&amp;lt;br /&amp;gt;İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/&amp;lt;br /&amp;gt;KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/&amp;lt;br /&amp;gt;KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBA/&amp;lt;br /&amp;gt;KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/&amp;lt;br /&amp;gt;KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/&amp;lt;br /&amp;gt;KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/&amp;lt;br /&amp;gt;KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/&amp;lt;br /&amp;gt;KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/&amp;lt;br /&amp;gt;KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/&amp;lt;br /&amp;gt;MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/&amp;lt;br /&amp;gt;MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/&amp;lt;br /&amp;gt;MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/&amp;lt;br /&amp;gt;NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/&amp;lt;br /&amp;gt;MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/&amp;lt;br /&amp;gt;MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/&amp;lt;br /&amp;gt;NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/&amp;lt;br /&amp;gt;NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/&amp;lt;br /&amp;gt;NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/&amp;lt;br /&amp;gt;NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/&amp;lt;br /&amp;gt;PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/&amp;lt;br /&amp;gt;PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/&amp;lt;br /&amp;gt;BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/&amp;lt;br /&amp;gt;PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/&amp;lt;br /&amp;gt;PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/&amp;lt;br /&amp;gt;PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/&amp;lt;br /&amp;gt;POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/&amp;lt;br /&amp;gt;PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/&amp;lt;br /&amp;gt;REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/&amp;lt;br /&amp;gt;RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/&amp;lt;br /&amp;gt;RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/&amp;lt;br /&amp;gt;RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/&amp;lt;br /&amp;gt;RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/&amp;lt;br /&amp;gt;RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/&amp;lt;br /&amp;gt;RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/&amp;lt;br /&amp;gt;RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/&amp;lt;br /&amp;gt;SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/&amp;lt;br /&amp;gt;SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/&amp;lt;br /&amp;gt;SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/&amp;lt;br /&amp;gt;SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/&amp;lt;br /&amp;gt;SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/&amp;lt;br /&amp;gt;SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/&amp;lt;br /&amp;gt;SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/&amp;lt;br /&amp;gt;SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/&amp;lt;br /&amp;gt;ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/&amp;lt;br /&amp;gt;TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/&amp;lt;br /&amp;gt;TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/&amp;lt;br /&amp;gt;TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/&amp;lt;br /&amp;gt;DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/&amp;lt;br /&amp;gt;TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/&amp;lt;br /&amp;gt;TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/&amp;lt;br /&amp;gt;TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/&amp;lt;br /&amp;gt;Ü/&amp;lt;br /&amp;gt;VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMİD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/&amp;lt;br /&amp;gt;ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/&amp;lt;br /&amp;gt;JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/&amp;lt;br /&amp;gt;ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62074</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62074"/>
		<updated>2026-07-25T15:36:48Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA(R)&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62073</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62073"/>
		<updated>2026-07-25T15:31:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler ve Farsça Ek/Kelime içeren Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62072</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62072"/>
		<updated>2026-07-25T15:30:54Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62071</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62071"/>
		<updated>2026-07-25T15:29:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62070</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62070"/>
		<updated>2026-07-25T15:29:18Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin en az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62069</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62069"/>
		<updated>2026-07-25T15:28:51Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet kelime (+ 31 adet bkz. kelimesi)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62068</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62068"/>
		<updated>2026-07-25T15:28:28Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62067</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62067"/>
		<updated>2026-07-25T15:27:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimelerde tire (-) kullanımından mümkün olduğunca sakınılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela &amp;quot;heme ost&amp;quot;) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Türkçe&#039;de birden fazla imlası olan kelimeler / işareti ile ayrılarak belirtilmiştir (mesela Müjdepeyma/Müjdepeyman)&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEEBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEMZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BECÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BEGAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİLVEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN/NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BEMEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NERDÜBAN&lt;br /&gt;
|bkz. MERDİVEN.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMBEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMMEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMNURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMRESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAYİMAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR BETEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BEVAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62066</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62066"/>
		<updated>2026-07-25T15:19:12Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela heme ost) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AB&lt;br /&gt;
|Rahmetin en latîf feyzi olan âb ı hayatı, bir asâ ile bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABAD/ABAT&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABDEST&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ABIHAYAT&lt;br /&gt;
|Evvel bize ab-ı hayat, ateş-i seyyal memat.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZALUD&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pişe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ACZMEND&lt;br /&gt;
|Der tarîk-ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETNAME&lt;br /&gt;
|Şayet zaman-ı mazi canibinden, asr-ı saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakâikı aynen ibraz edeceğim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem meselâ adaletperver, ihkak-ı hakkı sever ve ondan zevk alır bir hâkim...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADALETPİŞE&lt;br /&gt;
|Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADAVETKAR&lt;br /&gt;
|Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMABAD&lt;br /&gt;
|Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları, adem-âbad, hiçahiçe atacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ADEMNÜMA&lt;br /&gt;
|Mevcudatın adem-nüma akibetlerini gör. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFERİN&lt;br /&gt;
|Meselâ: Bir aşiret namuskârane bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFİTAB&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVCU&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AFUVKAR&lt;br /&gt;
|...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGAH&lt;br /&gt;
|Agâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AGUŞ&lt;br /&gt;
|Cehennem ağzını, Cennet dahi âğuş-u nazindârânesini açıp bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENİN&lt;br /&gt;
|...tarih i hayat-ı hürriyetin beyânıyla, mâzi ve hâl meyânında delinmez bir sedd i âhenîn çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHENK&lt;br /&gt;
|Evet kalbi sekamsiz, aklı müstakim, vicdanı marazsız, zevki selim her adam Kur&#039;anın beyanında güzel bir selaset, rânâ bir tenasüb, hoş bir ahenk, yekta bir fesahat görür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHESTE&lt;br /&gt;
|Bâzan o kadar latif ve rakiktir ki, nesim-i seherden daha âheste eser. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AHIR&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETBİN&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal ve akibet-bînlik adesesiyle,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKIBETENDİŞ&lt;br /&gt;
|Nefsini düşünen akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden Budeîler gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akılfuruşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKILSUZ&lt;br /&gt;
|Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AKSENDAZ&lt;br /&gt;
|Sada-yı mevt gibi daima merkeze şikâyetler aks-endaz olduğundan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAKADAR&lt;br /&gt;
|O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALAYİŞ&lt;br /&gt;
|...bir büyük tiyatro teşekkülüyle ve oyuncu kızlardan dört güzelini çırılçıplak olarak alayişle çarşı ve pazarda gezdirerek, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMDAR&lt;br /&gt;
|Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEMPESEND&lt;br /&gt;
|Bununla beraber, imanın mahiyetindeki hârikulade şehâmet, izzet-i İslâmiyetin tabiatındaki âlem-pesend şecaat, uhuvvet-i İslâmiyenin intibahıyla her vakit mucizeleri gösterebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALEYHDAR/ALEYHTAR&lt;br /&gt;
|En birinci ithamları, beni rejim aleyhtarı olarak telâkki etmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALİZ&lt;br /&gt;
|...maymun ve tilki gibi zeki ve muktedir hayvanat, sû i maîşetinden âlîz ve zayıf olması, gösteriyor ki: “Vâsıta i rızık; iktidar değil, iftikârdır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALUDE&lt;br /&gt;
|...o zevk ve lezzet-i azîmeyi terkedip, gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden, hayvandan yüz derece aşağı düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ALÜFTE&lt;br /&gt;
|Beşerin ağzına yalancı bir dil koymuş, hem insanın yüzüne fâsık bir göz takmış, dünyaya bir âlüfte fistanını giydirmiş, hüsn-ü mücerred tanımaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMAÇ&lt;br /&gt;
|Dinî ve şahsî nüfuz ve maddî menfaat temin etmek amacıyla propaganda yapmakla müttehem olarak huzurunuza gelmiş bulunuyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMADE&lt;br /&gt;
|Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebed-ül âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMBAR/ANBAR&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMED&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMELMANDE&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AMMİZADE/AMCAZADE&lt;br /&gt;
|Yoksa bu revabıt ve mecarayi fekk edecek adem-i merkeziyet fikri; veyahud onun ammızâdesi unsura mahsus siyasî kûlüpler...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN&lt;br /&gt;
|An şart ki; sûret i fâniyeden ve kendinden geçebilirsen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AN BE AN&lt;br /&gt;
|Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer&#039;î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ANBAR&lt;br /&gt;
|...bilbedâhe, kudreti nihayetsiz bir Kadîr&#039;in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm&#039;in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|-ANE&lt;br /&gt;
|(Bu eki alan çok fazla kelime vardır. Sadece bir örnek verilmiştir) Ehl i dünya, dünya işlerinde hakîki nokta-i istinatlarından gaflet ettiklerinden, zaaf ve acze düşüp şiddetli bir sûrette yardımcılara ihtiyacını hisseder; samîmâne, belki fedâkârâne ittifak ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAM&lt;br /&gt;
|Nur u îmân, Cenâb ı Hakk’a ârâmsız hamd ve senâyı iktiza eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARAMGAH&lt;br /&gt;
|Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMAĞAN&lt;br /&gt;
|Armağansın çünki asîl millete,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARMUT&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş ağzıma düş&amp;quot; kabilinden her nevi malzeme-i cerrahiye-i ruhiyeyi, hâzık bir operatörle beraber ihsan buyurdu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARŞIN&lt;br /&gt;
|Bunu da cidden söylüyorum: Eğer meşveret, şerîattan bir parmak müfârakat ederse, eski hâl yüz arşın ayrılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZU&lt;br /&gt;
|Hattâ o derece hizmeti safî ve hâlis, lillah için yapıyordu; belki yüz defadan ziyade arzu ettiğim dakikada, ümid edilmediği bir tarzda geliyor; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ARZUKEŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü herkes, büyükçe bir veliyy-i nimet, yahut muhsin bir padişahının uzaktan arzularını anlamaya ne kadar arzukeş ve anlasa ne kadar memnun olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAN&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân’ın tilmizi ise, mütevâzi, heyyin yani âsân ve leyyin, yani yumuşaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASARNİŞİN&lt;br /&gt;
|Bak menzilgâh-ı dünyada a&#039;sar-nişîn olan ecyâlin sufûfuna hitaben kâinatı zelzeleye getiren şu hutbe-i ezeliyeyi dinle:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASAYİŞ&lt;br /&gt;
|...ve bütün kuvvetimizle mesleğimizin îcabı olan asayişi temin etmek esasıyla...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASIRDİDE&lt;br /&gt;
|Karşınızda kemal-i saffet ve samimiyetle âdilâne kararlarınıza intizar eden bu asırdîde zat,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASİLZADE&lt;br /&gt;
|Güya ağaiyet suretiyle ölse, efendilik kalıbiyle veyahut teşeyyüh cismiyle veya asilzâdelik şekliyle hayatlanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASTAR&lt;br /&gt;
|Ve keza kuvve-i gazabiyesi hadd-i vasatı tecavüz ederse, hayat-ı içtimaiyenin hem yüzünü, hem astarını yırtar, altüst eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUDE&lt;br /&gt;
|Dünyayı unutmak, ramazanımızı âsude geçirmek düşünürken, hatıra gelmiyen ve bütün bütün tahammülün fevkınde bu dehşetli hâdise, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ASUMAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIKAN&lt;br /&gt;
|Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam ı âşıkan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞIR BE AŞIR&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın medar-ı teveccüh ve hitabı olan şu beş kelimesinde, âşikar bir surette, mezkûr iki isim ve lâkab,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİKARE&lt;br /&gt;
|İslâmiyet âşikâredir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİNA&lt;br /&gt;
|Evet şu hakikati de itiraf etmek lâzım ki, bir mücevherat hazinesi ne kadar zengin ve ne kadar yüksek bir servete mâlik olursa olsun; bâyii, dellâlı, usûl-ü bey&#039; u şiraya aşina olmazsa, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞİYAN/AŞİYANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNAME&lt;br /&gt;
|Bütün mecazî âşıkların divanları, yani aşknameleri olan manzum kitabları, şu tasavvur-u zevalden gelen elemden birer feryaddır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AŞKNÜMA&lt;br /&gt;
|...taife-i nebatata derece-i aşka baliğ olan ihtiyacat-ı şedide-i aşknümayı,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞ&lt;br /&gt;
|Şimdi ne kadar kalb ikaz edilirse, vicdan tahrik edilse, ruha ihsas verilse; lezzet ziyade olur, hem de döner ateşi nur, şitası yaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞİN&lt;br /&gt;
|Keskin ve ateşîn hitabelerinin ilk ve yegâne muhatabı öz nefsidir. Oradan - merkezden muhite yayılırcasına - bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müştak olan gönüllere yayılır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPARE&lt;br /&gt;
|Hem o karanlık gökyüzünde birer camid ateşpare olan yıldızlar ve yerdeki perişan mahlukat…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ATEŞPEREST&lt;br /&gt;
|O yeni dünyaya gelen zât; ateşperestliği kaldıracak, Fars saltanatının sarayını parçalayacak, izn-i İlahî ile olmayan şeylerin takdisini men&#039;edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAMPEREST&lt;br /&gt;
|Tergib veya terhib için avamperestane tervic ve teşvik ile bazı ehadîs-i mevzuayı İbn-i Abbas gibi zâtlara isnad etmek bü¬yük bir cehalettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVARE&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVAZ&lt;br /&gt;
|Gele gele işte geldik, dünya kapısındayız işitiyoruz âvâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAPEREST&lt;br /&gt;
|Onyedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupaperest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer&#039;iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AVRUPAZADE&lt;br /&gt;
|Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş&#039;et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYA&lt;br /&gt;
|Ayâ, üstünüzdeki semâya bakmıyor musunuz ki; biz, ne keyfiyette, ne kadar muntazam, muhteşem bir sûrette bina etmişiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYET BE AYET&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYİN&lt;br /&gt;
|Fakat âyin-i zikirde olan efal ve ahval cevizimize benziyor&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AYNA/AYİNE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hakikatlarının bir ma&#039;kesi, bir ayinesi, bir hakikatlı tefsiri olan Nur Risalelerine de in&#039;ikas etmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAB ENDER AZAB&lt;br /&gt;
|Hayat desen onu tattım/Azab ender azab gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAD/AZADE&lt;br /&gt;
|...hürriyet-i fikirle taassubtan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan dâhî bir şahs-ı mânevîde bulunur; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZAT&lt;br /&gt;
|Günün birinde elbette bizi hayatın vazife ve tekâlifinden âzat edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|AZİMKAR&lt;br /&gt;
|...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat&#039;î ve en emin delilleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAASAM&lt;br /&gt;
|Said&#039;den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BABA&lt;br /&gt;
|Baba ne kadar haksız da olsa, oğul, onun rızâsını tahsil etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BACAK&lt;br /&gt;
|Huriler yetmiş hulleyi giydikleri halde, bacaklarının kemiklerindeki ilikleri görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAD&lt;br /&gt;
|...ve dünyevî çok zararlarından ve boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faidesizlikten, bâd-i heva zayi&#039; olmasından …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BADEM&lt;br /&gt;
|İşte hiç mümkün müdür ki, şu bâdem ağacının Sâni&#039; i Zülcelâl’i ve Hakîm i Zülcemâl’i, bu câmid ağaca bu kadar vazifeleri yükletsin;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞ&lt;br /&gt;
|Yirmisekizinci Söz olan Cennet bahsi bir veya iki saatte, Süleyman&#039;ın Dere bahçesinde te&#039;lif edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞIŞ (ayrıca bkz. BAHŞ)&lt;br /&gt;
|Ehl-i îmandan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret dualariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binaen Denizli Mahkemesinde demiştim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAĞİSTAN&lt;br /&gt;
|O Rahîm-i Zülcemal&#039;in bağistan-ı kereminden, mu&#039;cizatının salkımlarından bir tanecik hükmünde gördüğüm…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHA/PAHA&lt;br /&gt;
|Bu sırada coşan deryanın ka&#039;rından, sahil-i beyana bahâ takdir edilemeyen cevahir geliyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADAR&lt;br /&gt;
|Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet i Rahmâniyenin misâli, rahmet i Rabbâniyenin timsâli, hakikat i insaniyenin şerefi, şecere i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahâdar bir semeresidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHADIR&lt;br /&gt;
|Safranbolu bahadırı fedakâr Mustafa Osman&#039;ın buradaki şakirdlere gönderdiği güzel mektubu okudum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHAR&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇE VEYA BAĞÇE&lt;br /&gt;
|Sekiz sene kemal-i sadakatle bu fakire hizmet eden Süleyman’ın bahçesidir ki bir veya iki saat zarfında şu Söz orada yazıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHÇIVAN&lt;br /&gt;
|Acaba, bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibahe etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHEM&lt;br /&gt;
|Bâhem olur teslîm, yed i beyzâ-i İslâm’a.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞ (ayrıca bkz. BAĞIŞ)&lt;br /&gt;
|Hiçbirşey kalbimize bir teselli vermiyor; hiç emniyet bahşetmez, hakikî zevki vermez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un içinde, lisan-ı Cennet ve üslûb-u Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) ve tarz-ı Kur&#039;an-ı bahşayiş-i rahmet ile meydan-ı zuhura gelerek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHŞİŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHT&lt;br /&gt;
|Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHTİYAR&lt;br /&gt;
|Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor ve şu bahtiyar ise lezîz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garib şeyleri seyir ve temaşa ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAHUSUS&lt;br /&gt;
|İşte medeniyet-i hazıra, edyan-ı sâbıka-i semaviyeden, bâhusus Kur’an’ın irşadatından aldığı mehasinle beraber, Kur’an’a karşı böyle hakikat nazarında mağlup düşmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKARPEREST&lt;br /&gt;
|...o milletin seciyelerine girmiş ve istidadlarına işlemiş olan o bakarperestlik mefkûresini kesip öldürdüğünü,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAKEMAL&lt;br /&gt;
|...alelhusus Cennet&#039;te en büyük nimet, cemal-i bâ-kemal-i Rabbaniyeyi müşahede ve müşerrefiyet-i uzma olduğundan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BALA&lt;br /&gt;
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnûn seni leylâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAR&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARAN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARGAH/BARİGAH&lt;br /&gt;
|Mâlik-ül Mülk-i Zülcelali Vel-cemali Vel-ikram&#039;ın bargâh-ı merhametine en latif bir tesbihi, en latif bir şevk içinde, gül gibi en latif bir yüzde takdim etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİ&lt;br /&gt;
|...âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlarının a&#039;makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARİKAASA&lt;br /&gt;
|Fakat Kur’an-ı Hakîm’in bârika-âsâ elmas kılıncı çıktı; kalpleri, akılları fethetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARU&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BARUT&lt;br /&gt;
|Yoksa zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde o tek habbe kubbeler olacaktı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAKTAR&lt;br /&gt;
|Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAYRAM&lt;br /&gt;
|Bayrama kadar burada kalmamızın bizlere çok faidesi ve hayrı olduğuna kanaatım var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZAR&lt;br /&gt;
|Bkz. PAZAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZ&lt;br /&gt;
|Dest i gaybın da Gavs ı A&#039;zam Sultan-ı Evliyâ Bâzü&#039;l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir i Geylânî (Kuddise Sırruhu&#039;l àlî) Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BAZU&lt;br /&gt;
|Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECAYİŞ&lt;br /&gt;
|Maânî-i beyaniyenin aşılanması ve telkîhi ve mânâların becayiş ve inkılabları kelimenin mânâ-yı hakikîsi, ya garaz veyahut mânâ-yı muallakadan birisini teşerrüb ve içine cezb etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BECU&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BED&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDAVA&lt;br /&gt;
|Halbuki onların hali hazır medeniyetleri, (ahlâk ve insanlık gibi mefhumlarda) ise, o kadar çok su-i istimalat, günah ve kötülükleriyle beraber bedava bile olsa alınmaması lazımken acaba bin senenin mesaîsinin sarfından sonra nasıl alınabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBAHT&lt;br /&gt;
|Evvelki bedbahtın hem kendi hem umum halkın elemi ile müteellim olmasına bedel; şu bahtiyar, hem kendi hem umum halkın süruru ile mesrur ve müferrah olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDDUA&lt;br /&gt;
|Bir gün Bitlis meşâyihinden Şeyh Mehmed Küfrevî Hazretlerinin kendilerine beddua ettiğini birisi yalandan söyler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEDMAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BE-EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEGAYET&lt;br /&gt;
|...be gayet doğru ve gayet sâdık ve mutâbık ı vâki olan hikâyelerin sonlarındaki hakikatler, o hikâyelerin mânâ yı kinâiyeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHEMEHAL&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHER&lt;br /&gt;
|...Risale-i Nur&#039;un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a&#039;zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal&#039;a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHİŞT&lt;br /&gt;
|Arş ı kanâat oldu behişt i gınâ bize,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHRE&lt;br /&gt;
|Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi ispat etmezsem, her cezaya râzıyım!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEHREYAB&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bunlardan behreyab oluruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKAALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEKÜN&lt;br /&gt;
|Bekün tevbe, becû gufrân zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELA ENDER BELA&lt;br /&gt;
|Bırak bîçare feryadı, beladan gel tevekkül kıl!/Zira feryat, bela-ender, hata-ender beladır bil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELİ&lt;br /&gt;
|Belî, Cenâb ı Hak bana hüsn ü hat vermemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BELKİ&lt;br /&gt;
|Değil tâbi&#039; tabiat, belki matbâ. Değil nakkâş, o belki bir nakıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BE-MAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENAM&lt;br /&gt;
|...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEND/BENT&lt;br /&gt;
|Kılıncının kayışı, bendi uzundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDE&lt;br /&gt;
|Fakat biliriz ki; zerreyi dağ gibi eder ve arslanı tilkiye bende ettirir bir nokta vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BENDEGAN&lt;br /&gt;
|O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet i bendegânesinden başka…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERABER&lt;br /&gt;
|Fenn i rızık diyecek: “Yüz binler lezîz taamlar beraber, kemâl i intizam ile içinde pişirilen bir matbah ı Rabbânî ve bir kazan ı Rahmânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERAY&lt;br /&gt;
|Berây-ı mâlûmat size gönderildi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERBAT VEYA BERBAD&lt;br /&gt;
|Her zerrecikte -ki ancak bir zerre sıkışabildiği halde- koca bir güneşin hakikatini içinde kabul etmek lâzım geldiği gibi, aynen öyle de şu sıravari içinde her zaman hikmetle değişen ve düzgünlük içinde her vakit tazelenen şu muntazam kâinatı görüp Hâlık-ı Zülcelal’i evsaf-ı kemaliyle tasdik etmemek, ondan daha berbat bir dalalet divaneliğidir, bir mecnunluk hezeyanıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERDEVAM&lt;br /&gt;
|Orada kardeşlerimizin, başta Üstadımız olarak, cümlesine ayrı ayrı selâmlarla sıhhat ve âfiyette berdevam olmasını isteriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERENDAZ&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş! Şimdi şu âlem-i misalîden çıkarız, hayalî vehimden ineriz, akıl meydanında dururuz, mizana çekeriz, ederiz yolları ber-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERG/BERK&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERGÜZİDE&lt;br /&gt;
|Hak Sübhânehû; âhirzamanda, kendinin ıstıfâgerde ve bergüzîdesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona, Rûhü&#039;l Emîn Hazret-i Cibrîl’i yollayıp, din i İlâhîsini ona tâlim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEM-ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERHEVA&lt;br /&gt;
|Yoksa bütün maneviyat söner, rabıtalar kesilir, nisbetler darmadağınık olur, nizam da berheva olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKARAR&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERKASA&lt;br /&gt;
|Ger insan kadar büyüse havassı hayret-feza, hayatı şule-feşan, rü’yeti de berk-âsâ bir nur-u âsumanî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERMUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERTARAF&lt;br /&gt;
|Mânileri bertaraf etmek ve muzırların şerrini defedip onları tokatlamaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERVECH&lt;br /&gt;
|Akıl bervech-i mutad bürhan şeklinde bir temsil ile ibraz ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BERZEMİN&lt;br /&gt;
|Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BES&lt;br /&gt;
|ALLAH bes, gayrı heves.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESMELEKEŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un tercümanı, Risale-i Nur&#039;un basamakları olan mebadi-i ulûma besmele-keş olduğu ve fütuhat-ı Nuriyede besmelesini çektiği ve fatiha-i hayat-ı ilmiyede &amp;quot;Bismillahirrahmanirrahîm&amp;quot; okuduğu zamanına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BESTE&lt;br /&gt;
|Yanık, tatlı ve güzel lisanları, şive, nâme, ahenk ve besteleri ile bir ağızdan:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETKAR&lt;br /&gt;
|Mesrurane, beşaretkârane dedi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEŞARETVARİ&lt;br /&gt;
|Nusret İlahiyenin tarihi olan sekizinci sene hicriyesine tevâfuk sırrıyla beşaretvâri işaret ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BETER&lt;br /&gt;
|Cehennem’den beterdir, ondan daha muhrıktır; rûhumuzu eziyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYDER&lt;br /&gt;
|Mahşer ise bir beyderdir, harmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYGİR&lt;br /&gt;
|Nitekim bu yersiz karara Bediüzzaman itiraz etmiş ve bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek kendisinin ya beraatına veya idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini israrla istemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEYHUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZİRGAN&lt;br /&gt;
|...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BEZM&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ona yâdettiriyor “Bezm i Elest”i,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİADİL&lt;br /&gt;
|O zât-ı zîhavarık daha hadd-i büluğa ermeden bir allâme-i bîadîl halinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBAHA&lt;br /&gt;
|Sad-hezar tahsine lâyık bîbaha fıkra-i Galib&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİBEHRE&lt;br /&gt;
|...o sarayın bütün cevahir ve zînetlerinden bîbehre bir âdi adam,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİÇAREGAN&lt;br /&gt;
|Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i&#039;caz-ı Kur&#039;an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİD&#039;AKAR&lt;br /&gt;
|...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid&#039;akârane bir hıyanettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDAR&lt;br /&gt;
|Sure-i Nur&#039;da لَيْسَ عَلَى اْلاَعْمَى حَرَجٌ âyetini kıraat ederek nevmden bîdar oldum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİDİN&lt;br /&gt;
|...dil uzatan hâin-i bîdin olan mülhid hâinlerin kuruyası dillerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEDEB&lt;br /&gt;
|İşte şu hata-i bîedebane ve şu vehm-i bâtılın netice-i seyyiesidir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİEMANİ&lt;br /&gt;
|Bir emr-i bîemanî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFASAL&lt;br /&gt;
|Bir sineğin hilkati hayretfezadır filden, o mahluk-u bîfasal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİFÜTUR&lt;br /&gt;
|Gecenin zulmetinden ve gündüzün rengârenginden bîfütûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGANE&lt;br /&gt;
|Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri îfadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bîganelik fıtratımızda ve yaradılışımızda yoktur ki kalalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGAYE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Kerim&#039;in ikinci ilâcı, fakr yarasını, vesile-i rızk ve rahmet-i bînihayeye ve iştiha-i lezzet-i nimet-i bîgayeye tebdil ve tashih eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİGÜNAH&lt;br /&gt;
|...yalnız beni mes&#039;ul eden bir madde yüzünden, yirmi kadar masum ve bîgünah kimseleri;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHABER&lt;br /&gt;
|Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHAD&lt;br /&gt;
|Bu fakir, şiddetli acz u za&#039;fımla bîhadd bahr-i hakaika daldım ve bahr-i muhit-i nura girebilmeğe şu mübarek eser, elmas bir miftahım oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHEMTA&lt;br /&gt;
|Siz dahi onu tek ve yekta ve misilsiz, nazirsiz bîhemta tanıyınız ve kabul ediniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİCAB&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHİSAB/BİHESAB&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Vâcib-ül Vücud Hazretlerine bîhisab şükrümüzü takdim ederken...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİHUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİNSAF&lt;br /&gt;
|Köpektir zevk alan, sayyad-ı bîinsafa hizmetten.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİİŞTİBAH&lt;br /&gt;
|Bir tevhid-i celalî müstetirdir; enva&#039;-ı şirki reddeder, küfrü keser bîiştibah.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKARAR&lt;br /&gt;
|Çünkü eserleriyle azameti anlaşılan şu muhteşem, zevalsiz saltanat; böyle geçici, devamsız, bîkarar, ehemmiyetsiz, mütegayyir, bekasız, nâkıs, tekemmülsüz umûrlar üzerinde kurulmaz, durulmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKEDER&lt;br /&gt;
|İlm-i nâfi&#039;dir, yazılır ecr-i cezîl, tâ kıyamet bîkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKENAR&lt;br /&gt;
|Bahr-ı bîkenar-i zamana şu asrın sahilinden içine gir, tâ asr-ı saadet olan adaya çık!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİKES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLEZAİZ&lt;br /&gt;
|...gönderdi şu dünyaya; şu şehr-i bî-lezaiz...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİLLUR&lt;br /&gt;
|...fakat hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kana kana içmek için acele etmeyeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMARHANE&lt;br /&gt;
|...olan bîmarhaneye git...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMEAL&lt;br /&gt;
|O medlülun veledi suret-i bî meâle ne deva ne şifaya&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMENEND&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMİSAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİMÜDANİ&lt;br /&gt;
|Müvazene edilse, değil dânâ-i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNAZİR&lt;br /&gt;
|...o kıymettar, bînazîr Üstad Bediüzzaman Hazretleri, sizleri binlerle tebrik etmiş...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİHAYE/BİNİHAYET&lt;br /&gt;
|...bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİNİSYAN&lt;br /&gt;
|Her maâlim dahi birer üstad olmuştur; onun lisan-ı hali eder telkin-i dinî; hatasız, hem bînisyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİPAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADER&lt;br /&gt;
|Ey birader! Benden, namazın şu muayyen beş vakte hikmet i tahsîsini soruyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRADERZADE&lt;br /&gt;
|Aziz Ahiret Kardeşim ve Hizmet-i Kur’ânda Gayretli Arkadaşım ve Ders-i Esrâr-ı İmanîde Zekavetli ve Ferasetli Talebem ve Vefatımdan Sonra Sadâkatli Varisim, Biraderzadem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRAHAT&lt;br /&gt;
|Diğer onu bırakmış beyne beyne bîrahat!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİR GUNA&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİRYAN/PÜRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİSUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTARAF&lt;br /&gt;
|Ey şeytan! Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİTENAHİ&lt;br /&gt;
|Okurken nur alır vicdan, sütûr-u bîtenahîdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİVESVESE&lt;br /&gt;
|Eden sâfi asarı nûrani sıcak kalblerden çıkan bî vesvese&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZAR&lt;br /&gt;
|Akıldan kalbe, kalbden akıla inip çıkmaktan bîzar olmuştum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BİZEVAL&lt;br /&gt;
|...celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BORAZAN/BORUZEN&lt;br /&gt;
|Evet İsrafil&#039;in borusu olan Sur&#039;u, ordunun borazanından geri olmadığı gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BOSTAN&lt;br /&gt;
|Hem zindân ı dünyadan, bostan ı cinâna bir dâvettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÖBÜR&lt;br /&gt;
|Sen, hayvanım diye nebatat üzerinde böyle böbürlenip iftihar etme!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUHUR&lt;br /&gt;
|...gül yağı fabrikasına verilmiş, orada yedi defa gül yağlarına batırıldıktan sonra hâlis öd ağacı ile buhurlanmış ve bunlar ile yazılmışsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BULGUR&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BUT/BÜT&lt;br /&gt;
|bkz. PUT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLBÜL&lt;br /&gt;
|Sakın zannetme ki; bu ilân ve dellâllık ve tesbihâtın nağamâtıyla teğannî, bülbüle mahsûstur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜLEND&lt;br /&gt;
|Bu bir insan ı ekberdir, büyük sesle eder zikri; bütün eczâsı, zerrâtı, küçücük sesleriyle, o bülend sesle beraber der ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜNYAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|BÜZÜRG&lt;br /&gt;
|İran’ın âdil pâdişahlarından Nûşirevân ı Adil’in veziri, akılca meşhûr âlim olan Büzürcmihr’den (Büzürg Mihr) sormuşlar:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CA&lt;br /&gt;
|bkz. CAY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAH&lt;br /&gt;
|Hem mala ve câha karşı şiddetli bir hırs gösterir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAM&lt;br /&gt;
|Müçtehidînin kitapları vesile gibi, cam gibi Kur&#039;ân’ı göstermeli, yoksa vekil, gölge olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAMBAZ/CANBAZ&lt;br /&gt;
|İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse; yerde olan çekinmez,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAME&lt;br /&gt;
|Mevt tebdil i câmedir, ya tahvîl i mekândır; sicin’den bostana çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAN&lt;br /&gt;
|Artık bu sönük canlara can üfledi cânân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVAR&lt;br /&gt;
|Yeni dünyaya gelen arslanın yavrusu, o canavar ve aç arslanı kendine müsahhar edip onu aç bırakıp kendi tok oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANAVARVARİ&lt;br /&gt;
|Böyle canavarvâri iftirasa iştiha arzu hiç gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur eczaları, küre-i arzın mevsim-i erbaa kütübhanesinde bir bahardır ve bahar kadar letafetlidir ve canbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANHIRAŞ&lt;br /&gt;
|Bîçare cin ve ins, kararsız bir dünyada ve zelzele-i zeval ve firak içindeki mevcudatı, seyl-i zaman ve harekât-ı zerrat ile adem ve firak-ı ebedî denizine döküldüğü olan vaziyet-i mevhume-i can-hıraşanede oldukları hengâmda; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CANSİPERANE&lt;br /&gt;
|Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiçbir ivaz ve bedel mukabili olmayarak fîsebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı mütalaada bulunmak isterdim fakat onun yeri burası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAVİDAN&lt;br /&gt;
|İşte Risale i Nur dahi bu asırda bütün âlem i beşeriyete hayat ı câvidân&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAY&lt;br /&gt;
|Kendimce cây i hayret ve medâr ı şükrân bir taarruz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CAZİBEDAR&lt;br /&gt;
|Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFA&lt;br /&gt;
|Ger bulmazsan; bütün dünya cefâ ender, fenâ ender hebâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEFAKAR&lt;br /&gt;
|Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHALETPERVER&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından cehalet ejderhasından...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHENNEMNÜMUN&lt;br /&gt;
|Şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennetnümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEHLİSTAN&lt;br /&gt;
|...veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin-i müzahrefat ve istibdad olanlara,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPKAR&lt;br /&gt;
|...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CELPNAME&lt;br /&gt;
|Şayet müstakbel tarafından üçyüz sene sonraki tenkidat-ı ukalâ mahkemesinden tarih celbnamesiyle celbolunsam;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPEREST&lt;br /&gt;
|O muhabbetin bir leziz tefekkür olduğu halde, hüsün-perest, cemal-perest zevkinin nazarını daha yüksek, daha mukaddes ve binler defa daha güzel cemal mertebelerinin definelerine yol açar, baktırır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEMALPERVER&lt;br /&gt;
|Ve bu celaldarane ve cemalperverane cilvelenen esma-i hüsnadan ve perdesinin arkasında...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENGAVER&lt;br /&gt;
|Allah’ın hâs ve hâlis; fakat mücâhit bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETABAD&lt;br /&gt;
|Cennet-âbâd olan saadet-i uhreviyeden nazar-ı aklın temaşası için sekiz kapı, iki pencere açılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CENNETASA&lt;br /&gt;
|Ne yapayım acele ettim, kışta geldim. Siz inşâallah cennet-âsâ bir baharda gelirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEPHANE&lt;br /&gt;
|Ve a&#039;daya karşı küçücük bir cephane-i Rabbanîdir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CERBEZEALUD&lt;br /&gt;
|Görülmüyor mu ki, cerbeze-âlûd bir âşıkın nazarında, umum kâinat, birbirine muhabbet ile müncezib, rakkasane hareket edip gülüşüyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVELANGAH&lt;br /&gt;
|Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur bir kenz i mahfî ve bir sandukça i cevher ve menbâ-ı envârdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVHERBAHA&lt;br /&gt;
|Evet o cevher-baha hakikatlara zarf olacak ne bir harf ve ne bir lafız bulamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEVŞEN&lt;br /&gt;
|Risale i Münâcât’ın başında, Cevşenü&#039;l Kebîr’in doksan dokuz fıkrasından bir fıkrasının kısacık bir meâlinin beyân edildiği yere bakan adam, Cevşenin dahi misli yoktur diyecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEDAR&lt;br /&gt;
|...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CEZBEKAR&lt;br /&gt;
|...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞER&lt;br /&gt;
|Bir keçi dahi kesildi, pişirildi. Yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERSUZ&lt;br /&gt;
|Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİĞERŞİKAF&lt;br /&gt;
|Evet, her şeyi hikmet ve intizam ile işleyen bir Sâni’-i Hakîm’e itikad etmezse ve ale’l-amyâ kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkeb bir halet-i cehennem-nümun ve ciğer-şikâfe düşecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAN&lt;br /&gt;
|Evet, bu cihan harbinden daha büyük bir hakikat ve daha âzam bir hâdise hükmettiği için, şu cihan harbi ona nispeten çok ehemmiyetsiz düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANBAHA&lt;br /&gt;
|Tahkikî iman dersleriyle imanımızı kurtaran cihan-baha ve cihan-değer bir kıymette olan Risale-i Nur&#039;u bütün ruh-u canımızla, bütün mevcudiyetimizle seviyor ve tekrim ediyoruz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANGİR&lt;br /&gt;
|İşte Risale-i Nur müellifi Bedîüzzaman Said Nursî, öyle bir mücahid-i İslâm’dır ki ve telifatı Risale-i Nur, öyle uyandırıcı ve öyle halâskâr ve öyle fevkalâde ve cihangir bir eserdir ki din aleyhindeki bütün o komitelerin bellerini kırmış,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANPESEND&lt;br /&gt;
|Fakat o musibetler, Cenab-ı Hakk’ın imdadı ile tahrik ve istihdam olunan Bedîüzzaman Said Nursî gibi ihlas-ı tammı kazanmış olan bir zat vasıtasıyla, rahmet-i İlahî ile mededres ve şifa-resan ve cihan-pesend ve cihan-şümul bir mahiyeti haiz Risale-i Nur eserlerinin meydana gelmesine sebep olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHANŞÜMUL&lt;br /&gt;
|Zîra hakâik-ı Kur&#039;âniye ve îmâniyeyi câmi&#039;, o cihan şümûl Risale i Nur eserleri ona ihsân edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİHAR/ÇİHAR&lt;br /&gt;
|Allâh u Zülcelâl, Kur&#039;ân ı Kerîm’inde, Peygamber i Zîşan, Hadîs i Nebevîlerinde, Çihâr ı Yâr-ı Güzîn, Sahâbe i Kirâm ve Al i Beyt nâmlarına,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVE&lt;br /&gt;
|Öyle de; herbir mevcut, doğrudan doğruya Zât ı Ehad ve Samed’e verilse, vücûb derecesinde bir sühûlet, bir kolaylık ile ve bir intisap ve cilve ile, herbir mevcûda lâzım herbir şey ona yetiştirilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİLVEGER/CİLVEKAR&lt;br /&gt;
|...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Adem&#039;den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİNAYETKAR&lt;br /&gt;
|...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVAN&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CİVANMERT&lt;br /&gt;
|Öteki kardeşlerimin üç gecelik vaziyetlerini bir civanmertlik telâkki edebilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞKUN&lt;br /&gt;
|Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|COŞMAK&lt;br /&gt;
|Bana öyle geliyor ki, manevî saâdete küşâde bulunan rûhum, kıymettar Risaleleri okudukça, yazdıkça gitgide bir zevk i manevî, bir saâdet i ebedî hazırlıklarıyla coşacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÖMERT&lt;br /&gt;
|Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUMHURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞ&lt;br /&gt;
|Nuranî kalb ve ruhtan cûş eden şu mektubun muhteviyat ve münderecatını bu fakir de tekrar ederim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUŞUHURUŞ&lt;br /&gt;
|...umum mahlukat hayatdarane zikir ve tesbihte ve vazifeler başında cûş u huruşla mes&#039;udane ve memnunane bir vaziyette bulunuyor diye müşahede etti&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CUYEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat, intizamdan şüzûz etmiş, kabilesinden cüdâ olmuş, yalnız olarak gurbete düşmüş, denizin altında olan bir böceğin bir yeşil yaprakla iâşesini görür,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜR&#039;ETKAR&lt;br /&gt;
|O pek cür&#039;etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZ BE-CÜZ&lt;br /&gt;
|Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|CÜZDAN&lt;br /&gt;
|Fakat numune için şu zabitin cüzdan ve defterine bakacağız:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇABUK&lt;br /&gt;
|Tekfire çabuk cüret edenler düşünsünler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇADIR&lt;br /&gt;
|Zemin, bir taban ve kubbe i semâ, üstünde konulmuş yeşil ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir muhteşem çadır, ufkî bir dâire sûretinde ve semânın etekleri başında görünen dağları, o çadırın kazıkları misâlinde tahayyül eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAH&lt;br /&gt;
|Çâh ı mâsivâ, nefs i tâğutla bel&#039; ederdi bizi hemân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAK&lt;br /&gt;
|Güyâ, kalb i semâ hükmünde olan kamer, mübârek olan kalbiyle, inşikakta bir münâsebet peydâ etmek için, sîne i sâf ve berrakını, mübârek parmağın işâretiyle iştiyakan şakk ve çâk etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇALAK&lt;br /&gt;
|Demek havanın rû yi zeminde çevik ve çalâk bir hizmetkâr olması ve rû yi zemindeki Rahmân ı Rahîm’in misâfirlerine hizmet ettiği gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAMAŞIR&lt;br /&gt;
|Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇANTA&lt;br /&gt;
|O çanta ve silâh ise, ibâdet ve takvâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAPRAZ&lt;br /&gt;
|Kardeşlerimizden Çaprazzâde Abdullâh Efendi gibi bazı adamlar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAR/ÇARE&lt;br /&gt;
|İşte bunlara karşı iki çare var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARH/ÇARK/ÇERH&lt;br /&gt;
|Aferin çarha ki, çattırdı kuduzu kuduza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARMIH&lt;br /&gt;
|Ol hangi acib sır ki çıkar göklere İsa/Kimdir çekilen çarmıha, kimdir yine Yuda&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARNAÇAR/ÇARUNAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAF&lt;br /&gt;
|...tavuğun ve kuşun fistanlarını ve çarşaflarını tazelendirdiği gibi, dağın libâsını ve sahrânın yüz örtüsünü değiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞAMBA&lt;br /&gt;
|Çarşamba günü idi; dedim ona “Git ekmek getir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇARŞI&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYDANLIK&lt;br /&gt;
|...gayet mübarek bir kitaba mukabil, bir çaydanlık ve yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇAYHANE&lt;br /&gt;
|Ve bir namaz vakti, Ayasofya Câmii&#039;nden çıkılıp çayhaneye oturulduğunda,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEHRE&lt;br /&gt;
|İşte büyük küçük herhangi bir dâvâ ve gaye sâhibinin mâhiyet ve hakikatini, şahsiyet ve hüviyetini en hakîki çehresiyle aksettirecek olan en berrak ayna budur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEKİÇ&lt;br /&gt;
|Sâni&#039; i âlem olan şu kâinâtın ustası, iş başında olarak Şems ve Kamer’i hangi çekiç ile yerlerine çakıyorsa; aynı çekiç ile, aynı ânda zerreleri yerlerine – meselâ zîhayatların göz bebeklerinde – yerleştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇELE ÇEPE&lt;br /&gt;
|Hem de, garazın mesîlinde ve kastın mecrâsında teferruk etmemek için sedâd etmek, çele çepe temâyül etmemektir;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEMBER/ÇENBER&lt;br /&gt;
|Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni bir çember içine alıp, Nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENDAN&lt;br /&gt;
|Hak, neşv ü nemâ bulacaktır; eğer çendan toprakta gizlense…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENE&lt;br /&gt;
|Beyhûde çene çalmak mânâsızdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇENGEL&lt;br /&gt;
|Bazılara da çengelcikleri verip, her temâs edene yapışıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇERÇEVE&lt;br /&gt;
|Said Nursî ve Risale-i Nur şakirdlerinin çalışmalarını, kanun çerçevesine alınıp gizli cemiyet olduğu ispat edilemiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞİT&lt;br /&gt;
|Ve ef&#039;âlinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufâtı var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞM&lt;br /&gt;
|Yetmezdi gücü, bakmağa her çeşm i alîlin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEŞME&lt;br /&gt;
|Bahr i Muhît-i Garbî’yi “çamurlu bir çeşme” tâbiri, Zülkarneyn’e nispeten uzaklık noktasında o büyük denizi bir çeşme gibi görmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEVİK&lt;br /&gt;
|Ve O Vâhid i Ehad’den başka, kim havayı elinde tutar, pek çok vazifelerle tavzif edip, rû yi zeminde çevik çalâk bir hizmetkâr eder?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇEYREK&lt;br /&gt;
|Bir çeyrek asır Avrupa’dan daha dinden uzak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇINAR&lt;br /&gt;
|Said Nursî, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfâ eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIPLAKHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAĞ/ÇERAĞ&lt;br /&gt;
|Leyle i zulmet-i cehilde nur u çırâğ-ı Yezdândır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇIRAK&lt;br /&gt;
|...hizmeti için bir iki terzi çırağından başka kimseyi istemeyen…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİÇEKDAN&lt;br /&gt;
|...âhiretin fidanlık bir bahçesi ve rahmet-i İlahiyenin bir çiçekdanlığı... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFT&lt;br /&gt;
|Size zemini güzel serilmiş bir beşik; dağları hânenize ve hayatınıza defineli direk, hazineli kazık; sizi birbirini sever, ünsiyet eder çift;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİFTE&lt;br /&gt;
|Kelâmda, hissiyatta tamam olmadan çifte atmak, başkasıyla mezcetmek, selâsetini tağyîr eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLE&lt;br /&gt;
|...ve o çileli hapislerde üç hikmet ve Hizmet i Nuriyeye üç ehemmiyetli fayda bulunduğunu beyân eden ehemmiyetli bir ricâdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLEHANE&lt;br /&gt;
|Bu yeni usûlünüzün, münzevîlerin çilehânelerine girmeğe hiçbir hakkı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLİNGİR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i emmârenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çillelerle, riyâzetlerle nefs i emmârenin öldürülmesine çalışmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMEN&lt;br /&gt;
|Şu bir aydan beri, rûhlarımız ateşe mârûz çimen gibi yanık, küskün, solgun bir vaziyette olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENGAH&lt;br /&gt;
|Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır&#039;av olan nazm-ı lâfız;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİMENZAR/ÇEMENZAR&lt;br /&gt;
|Hakikatta çimenzar hakâiktır bu her dem/Ki olmuş cennet-i a&#039;lâ-i Kur&#039;ândan o mülhem&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİN&lt;br /&gt;
|Denizin geniş yüzü, gösterdiği güneşi, çîn i cebînindeki katreler de gösterir, şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKAB/ÇİRKEF&lt;br /&gt;
|...şu asr ı dalâlet ve devr i bid&#039;atta çirkâb ı hayat-ı maddiye bataklığına batan bu âciz kula,…/Ahlâksızlık çirkefinin bir tûfân hâlinde her istikamete taşıp uzanarak her fazileti boğmaya koyulduğu kara günlerde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİRKİN&lt;br /&gt;
|Böyle bir cemal, böyle bir çirkinliği kabul edip çirkin olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇİZ&lt;br /&gt;
|Der tarîk ı acz-mendî lâzım âmed çâr çîz&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇOBAN&lt;br /&gt;
|Çoban kurda demiş: “Ben gideceğim; fakat kim benim keçilerime bakacak?”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAK&lt;br /&gt;
|Aynen ismi gibidir. Nasıl ki Mûsa Aleyhisselâm, elindeki asâsıyla kara taşlardan, çorak vâdilerden, ateş fışkıran çöllerden âb ı hayatı fışkırttığı gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORAP&lt;br /&gt;
|İşte ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanatı bu sineğe kıyâs et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇORBA&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUHA&lt;br /&gt;
|Hâlbuki o kulübecikten batmanlarla şeker, toplarla çuha, binlerle mücevherât, gayet sanatlı murassaâtlı libâslar, lezzetli taamlar çıkıp gelse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇUVAL&lt;br /&gt;
|Üç senedir üç çuvaldan ziyâde dosyalarımızı garazkârâne tedkik ettikleri hâlde, bizi mahkûm edemiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÇÜN/ÇÜNKİ/ÇÜNKÜ&lt;br /&gt;
|Nâzenîn mûcizâtı çün melek seyranına,/Bir katre su, bir deniz suyu ile müttehittir. Çünkü, ikisi de sudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAD&lt;br /&gt;
|Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile, imha-yı hürriyet;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞLAMAK&lt;br /&gt;
|O dağ hakikaten Emir Dağı mı yoksa Esir Dağı mı? O dağ bize bir dağ oldu. O dağın vurduğu dağ yine bizi dağladı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DARAĞACI&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞDAR/DAĞİDAR&lt;br /&gt;
|Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAĞVARİ&lt;br /&gt;
|Cevv berrak safi hiçbir şey yokken bir mahşer acaib gibi dağvâri parçalar kendi kendine toplanmıyor belki zîhayatı tanıyan birisidir ki gönderiyor. İşte şu mesafe maneviyede Kadîr Alîm Mutasarrıf Müdebbir Mürebbi Mugis Muhyî gibi esmaların matlaları görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAİREVARİ&lt;br /&gt;
|Demek Şems mihverinde dairevâri cereyan ve hareketi olmasa yıldızlar düşerler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETALUD&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETKAR&lt;br /&gt;
|...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a&#039;dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DALALETPİŞE&lt;br /&gt;
|...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAM&lt;br /&gt;
|“İsrâf eden ona esir olur, onun dâmına düşer.” diye haber verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMAT&lt;br /&gt;
|Sekiz sene çoluk ve çocuğuyla sadâkatle bana hizmet eden; ve evlat ve ahfâd ve refîka ve damatlarıyla Nurlara ciddi çalışan;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMEN&lt;br /&gt;
|Cümlemiz, hâk i pây-i ekremîlerine yüzler sürerek, mübârek dest i dâmen-i kerîmânelerini öperiz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAMENKEŞ&lt;br /&gt;
|Tevhid ve celal ister ki esbab-ı tabiî, dâmenkeş-i tesir-i hakiki ola kudret eserinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANA&lt;br /&gt;
|Muvâzene edilse, değil dânâ i bî-müdânî, hattâ en âmî adam, göz kulakla diyecek: Bunlar ise insanî, şu ise âsumânî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DANE&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, yakar milyonla yalanı. Bir dâne i hakikat, yıkar kasr ı hayâli.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAR&lt;br /&gt;
|...darağacı hükmünde olan ölüm ve ebedî zulümât kapısı olan kabrin musîbetine, aynen zâhiren göründüğü gibi düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DASİTANE&lt;br /&gt;
|bkz. DESTAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVETNAME&lt;br /&gt;
|...bir Sâni&#039;-i Kerim&#039;in, bir Mün&#039;im-i Rahîm&#039;in sofrasında birer tarife, birer davetname hükmünde olarak muhtelif renk ve koku ve tadlarla her nev&#039;e ayrı ayrı tarife ve davetname olarak verilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAVUDVARİ&lt;br /&gt;
|En hoş en yüksek en ulvî bir eğlence masumaneye çalış ki dağlar sana Davudvâri birer muazzam fonoğraf olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DAYE&lt;br /&gt;
|...ve dağları, mahzen ve anbar; ve havayı, zîhayata enfas ve nüfusa yelpaze; ve suyu, yeniden hayata girenlere süt emziren daye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEBBAĞHANE&lt;br /&gt;
|Debbağhanede iki ev çökmüş, bâzı köylerde sarsıntıyı müteâkib yangınlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTER&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu defter gibi münâsebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEFTERDAR&lt;br /&gt;
|...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHA&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHEN/DEHAN&lt;br /&gt;
|...lisân ı Risaletin irsiyet noktasında son dehân ı hakikati ve şem&#039; i İlâhînin hizmet i îmâniye cihetinde bir son hâmil i zîsaâdeti olduğuna şübhe yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHLİZ&lt;br /&gt;
|...ehl i Kur&#039;ân ve îmâna, dehliz i cinândan, rahmet i Rahmân’a ve zindân ı dünyadan, bostan-ı bekâya açılan bir kapıya döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|O da, bunlar –dekaik aşina nazarlarıyla– halihazırda bir mikdar hanzale meyvesini vermiş olan ağacın nüvesinde zakkum ağacının büzürüni keşf ile gördükleri için idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEM&lt;br /&gt;
|Her müslimin her vasfı müslim olmak vâcib iken, haricen her dem vâki, sâbit değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEMA&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERAKAB&lt;br /&gt;
|Yalnız göründü ve derakab kapandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERBENT&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERCAN&lt;br /&gt;
|Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDEST&lt;br /&gt;
|Senin Kürdistan&#039;da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela&#039;da derdest-i tezekkürdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERDMEND&lt;br /&gt;
|Onu bütün mahlukatının en bedbaht, en bîçare, en musibetzede, en dertmend, en zelil bir derekeye atıp;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERE&lt;br /&gt;
|Bazı suâller komşu görünür, lâkin ortalarına büyük bir dere düşmüş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERGAH&lt;br /&gt;
|Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHAL&lt;br /&gt;
|Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERHATIR&lt;br /&gt;
|Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DER-İ AL-İ ABA&lt;br /&gt;
|Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime &amp;quot;hâk-i der-i âl-i abâ&amp;quot; tam düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERKENAR&lt;br /&gt;
|Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât ı latîfe-i i&#039;câziyesinden birisi şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMAN&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERMEYAN&lt;br /&gt;
|...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERSANE/DERSHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERT&lt;br /&gt;
|Mânen bana denildi ki: “Yetmez mi dert derman sana.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUHDE&lt;br /&gt;
|Şu meclisin şahsiyet i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ yı saltanatı deruhte etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERUN/DERUNİ&lt;br /&gt;
|Bu derûnî hisler ve ilhâmlar, beni hayretler içinde bırakıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERVİŞ&lt;br /&gt;
|İki gün evvel, ism i Hakem nüktesini okuyan bir Nakşî dervişi, güneşin ve manzûmesinin bahsini, Risale i Nur mesleğine vech i tatbikini anlamamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DERYA&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESİSEKAR&lt;br /&gt;
|...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEST BE DEST&lt;br /&gt;
|Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTAN/DASİTANE&lt;br /&gt;
|Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTE&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir demet yapmağa karar verdiği gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEGÜL&lt;br /&gt;
|Ay ve Güneş’i, o hâneme bir lamba; ve baharı, bir deste gül; ve yazı, bir sofra-i nîmet; ve hayvanı, bana hizmetkâr yaptı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTEK&lt;br /&gt;
|Muârazayı destekleyip şehâdet edenlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGAH/TEZGAH&lt;br /&gt;
|Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTGİR&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTİ&lt;br /&gt;
|bkz. TESTİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DESTRES&lt;br /&gt;
|Vâcib ve mümteni olmayan bir maddede, vücud ve ademe bir delil-i kat’îye destres olmayan bir emirde tereddüt etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DEV&lt;br /&gt;
|Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİBACE&lt;br /&gt;
|Eğer çendan o dibâcelerde, şu sanat-ı belâğat çok dakîk ve latîf olmazsa da, fakat ondaki berâatü&#039;l istihlâl bu hakikate bir berâatü&#039;l istihlâldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDAR&lt;br /&gt;
|Her ikisi de Rızâ yı Bârî’ye ve binnetice Cennet-i âlâya ve dîdâr ı Mevlâya götüren yollardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİDEBAN&lt;br /&gt;
|Efkâr-ı umumiye dahi dîdebandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİĞER&lt;br /&gt;
|Suâlin diğer yarısı çıkmağa izin yoktur!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİL&lt;br /&gt;
|Kalmamış bir nokta muzlim, çeşm i dil erbâbına&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLARA&lt;br /&gt;
|Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,/Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLAVER&lt;br /&gt;
|...böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver&#039; bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok me&#039;yus oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLRUBA&lt;br /&gt;
|Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu dîlrubâ güzellik ve gayet müstahsen temizlik; bütün enzarı istihsanla kendilerine celbediyorlar ve Sâni&#039;lerini takdir ve tahsinlerle medh ü sena ettiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİLŞAD&lt;br /&gt;
|...senelerden beri almak istediğimiz hâlde alamadığımız derin bir nefesi vermiş ve bizi dilşâd eylemiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNDAR&lt;br /&gt;
|Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİNPERVER&lt;br /&gt;
|...bütün mevcudiyetimizi feda ettirecek hakikî bir dinperver olarak bizleri yetiştiren Risale-i Nur eserlerini okuyoruz ve okuyacağız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRHEM&lt;br /&gt;
|Bir dirhem menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİRİĞ&lt;br /&gt;
|Bendenizi duadan diriğ buyurmamanızı temenni eder, el ve ayaklarınızdan öperim efendim hazretleri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bu Dîvân ı Harb-i Örfî iyi bir zemin oldu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANE&lt;br /&gt;
|Ne sen dîvâne ol ve ne de onları dîvânelikte bırakıp dîvânece konuşma. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DİVANHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i kanaat ile ehl-i hırs, iki şahsa benzer ki; büyük bir zâtın divanhanesine giriyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOLAP&lt;br /&gt;
|Yahudîlere müteveccih şu iki hükm ü Kur&#039;ânî, o milletin hayat-ı içtimâiye-i insaniyede dolap hilesiyle çevirdikleri şu iki müdhiş düstur u umumîyi tazammun eder ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DOST&lt;br /&gt;
|Dost, benim şahsî ve zâtî şahsiyetimle münâsebettar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUAGU&lt;br /&gt;
|Ve sevgili Üstadıma ve muhterem fedakâr kardeşlerime muvaffakıyet ve selâmetler ihsan edilmesi için duagû oluyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUR&lt;br /&gt;
|...her biri Risale i Nura bir zeyil ve tefsir ve hâşiye makamındaki cihan değer emirnâme i ârifânelerinden maddeten dûr bulunacağımdan dolayı çok müteessir olacağım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURBİN&lt;br /&gt;
|Bkz. DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DURENDİŞ&lt;br /&gt;
|...kalbin ve aklın dûr-endişane temayülâtına tabi olmakla beraber, istikameti ve ihlası muhafaza edemediklerinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUT&lt;br /&gt;
|İşte o hadsiz acâib-i sanat içinde yeryüzünün Rahmânî sofrasında yalnız kudretin şekerlemeleri olan dutların nev&#039;ilerine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımızın odasının altındaki Çoban Ahmed’in bahçesindeki duvar yağmurdan yıkıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜÇAR&lt;br /&gt;
|Mîrâc’ın ikmal ve mütâlaasından mütevellit sürûr ve saâdetimi târiften kalemim dûçâr ı acz oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜLGER&lt;br /&gt;
|...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san&#039;atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DUM/DÜM&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜMDAR&lt;br /&gt;
|Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak dümdârlık vazifesi var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPEREST&lt;br /&gt;
|Dünyaperestlik esasatı olan ahlâk-ı seyyieden tecerrüd et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜNYAPERVER&lt;br /&gt;
|Deccal-misal dehâ-i a&#039;ver, bir dar ile bir hayatı anlar; madde-perest olur ve dünya-perver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRBÜN&lt;br /&gt;
|Tâ fünun ve kemalâtınızın menbaları ve hakikatları olan esma-i Rabbaniyeme çıkasınız ve o esmanın dûrbîniyle, kalbinizle Rabbinize bakasınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜRÜST&lt;br /&gt;
|Dürüst fikirli yazarlara bağlılığımızın derecesi yüz ise, Bediüzzaman gibi dünya ve âhiretimize rehberlik eden büyük bir şahsiyete bir kentrilyondur, sonsuzdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜSTUR&lt;br /&gt;
|Bu cüzdanda zabitin rütbesi, maaşı, vazifesi, matlubatı, düstur-u harekâtı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜŞMAN&lt;br /&gt;
|Eğer yâr değilse, her yer kalbe bârdır ve herkes düşmandır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|DÜZENBAZ&lt;br /&gt;
|Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBEDPEREST&lt;br /&gt;
|...elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRU&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EBRUVAN&lt;br /&gt;
|Sen ol Mahbûb u âlemsin ki, zülf ü ebruvânındır, &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ECZAHANE&lt;br /&gt;
|Eğer eczahâne-i kudsiye-i Kur&#039;âniyeden tiryâk-misâl îmanî ilâçları alabilseler, hem kendi hastalıklarını, hem beşeriyetin yaralarını tedavi ederler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EDEBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat bâhusus şairane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFGAN&lt;br /&gt;
|Yine matem, yine zâri, yine efgan olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFSANE&lt;br /&gt;
|Fânî beş on dakikalık gayr ı meşrû zevkler için yazılmış roman ve efsaneler ve İslâmiyetin aleyhinde ve okunması memleket ve milletin selâmeti bakımından gayet tehlikeli, muzır kitapların neşredilmesi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EFZUN&lt;br /&gt;
|...emeğiniz makbûl, sa&#039;yiniz meşkûr, hayatınız mesûd, ömrünüz efzûn, sıhhatiniz mahfûz olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞER&lt;br /&gt;
| Benim Cezîre’de çok âlimlerim var; eğer hepsini ilzam edebilirsen senin dediğini yaparım, eğer ilzam edemezsen seni Fırat Nehri’ne atarım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞERÇİ&lt;br /&gt;
|Senin munsıf olan zihnine mâlûmdur ki; küreviyet i arz ve yerin yuvarlaklığına, muhakkikîn-i İslâm – eğerçi ittifak ı sükûtuyla olsa – ittifak etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EĞLENCEPEREST&lt;br /&gt;
|...câmiin pencerelerinin üstünde ve yakınında ecnebilerin eğlenceperest seyircileri bulunsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EHEMMİYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an-ı Hakîm&#039;in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EJDER/EJDERHA&lt;br /&gt;
|Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EL AMAN GUYEM&lt;br /&gt;
|Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMKAR&lt;br /&gt;
|Herbirinin, bütün divan-ı eş&#039;arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ELEMNAK&lt;br /&gt;
|Üstad&#039;ın şu hâl-i elemnâki, gözlerden kanlı yaşlar dökerek insanı ağlattırıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRBER&lt;br /&gt;
|Bütün mevcudatı güneşlerden, ağaçlardan zerrelere kadar emirber nefer hükmünde teshir ve idare eden bir haşmet-i rububiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EMİRNAME&lt;br /&gt;
|Yolumuzda teshilât içindir ki, kaderden bir emirname vermiş, sahifede cephemiz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENCÜMEN&lt;br /&gt;
|Selef ve halef asırlar üstünden birbirine bakıp mâbeynlerinden bir encümen i şûrâ teşkil edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAHT&lt;br /&gt;
|Avrupa meftûnlarına endaht edilen altın topun elmas güllelerini gördüm, hayran oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDAM&lt;br /&gt;
|İşte dünya, süslü bir menzildir. Her birimizin hayatı, bir endâm âyinesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDER&lt;br /&gt;
|Onu ona vehmetmek, muhâldir ender muhâl.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞE&lt;br /&gt;
|Yalnız ehemmiyetli bir endişe ve bir tesellî kalbime geliyor ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENDİŞEKAR&lt;br /&gt;
|Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa &amp;quot;Ne ile yaşıyor?&amp;quot; diye endişekârane soruluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGEL&lt;br /&gt;
|Aradaki hâinlerin her hususta engel olmaları, şüphesiz çok müteessir ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENGÜŞT&lt;br /&gt;
|...taht-ı medeniyette oturan ve efkâr-ı umumiye denilen Süleyman-ı meşrutiyetin engüştüne layık iken, ifrit-i istibdat gasb etmiş idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENİŞTE&lt;br /&gt;
|Sonra birdenbire hatırıma geldi; Şam ı Şerîf’te eniştem Molla Said var;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ENMUZEC&lt;br /&gt;
|..dolayısıyla yine bir enmûzec i kemâl ve mihrab ı fazilet olarak tanınmağa ve iktidâ edilmeğe şâyândır..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESBABPEREST&lt;br /&gt;
|Ey esbab-perest gafil! Esbab, bir perdedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ESRARENGİZ&lt;br /&gt;
|Balda bir bal akıtır, o esrar-engiz şehbaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMALUD&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalalet-âlûd felsefenin ve evham-âlûd aklın şakirdleri olan o kartallara, hakikat ve marifet yolunda, sinek kanadı kadar da kıymet vermeğe mecbur değilim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EVHAMSAZ&lt;br /&gt;
|Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akılsûz, evhamsâz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAH&lt;br /&gt;
|Eyvâh, vâ hasretâ saâdet i ebediyenin fıkdânına!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYVAN&lt;br /&gt;
|Velâdet i Ahmediye (Asm.) gecesinde Kâbe’deki sanemlerin sukùtuyla, Kisrâ yı Fâris’in saray ı meşhûresi olan Eyvân’ı inşikak etmesi gibi, irhâsat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhûrdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EYYÜBVARİ&lt;br /&gt;
|Hazret Eyyubvâri hayat bahşına vesile olan hâdim Kuranînin ve Nur Risalelerini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ CAN U DİL&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ EBED&lt;br /&gt;
|Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZBER&lt;br /&gt;
|Her gün iki cüz ezber etmekle, Kur&#039;ânın mühim bir kısmını hıfzına aldı, fakat iki sünûhât ile, tekmîli müyesser olmadı:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZCÜMLE&lt;br /&gt;
|Evet, şu âlemin Mutasarrıf-ı Zîşan’ı, her asırda her senede her günde bu dar, muvakkat rûy-i zeminde haşr-i ekberin ve meydan-ı kıyametin pek çok emsalini ve numunelerini ve işaratını icad ediyor. Ezcümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|EZ OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAALİYETKAR&lt;br /&gt;
|...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAHİŞEHANE&lt;br /&gt;
|Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye&#039;se düşen bir kadın, ekseri vakitte tâ yüz seneye kadar kabil-i telkîh bir erkeğe kâfi gelmediğinden, medeniyet pek çok fahişehaneleri kabul etmeye mecburdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Feyz menba&#039;ına maddeten ve manen çok yakın olan kardeşlerime, şu perişan ifadatın kapı açmak ve buradan içeri geçmeye sizler lâyıksınız, diyecek kadar faidebahş olduğu hakkındaki emirlerinizden çok sevindim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAİDEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKİRHANE&lt;br /&gt;
|...cum&#039;a günleri fakirhanede toplanıldığı vakit, bizzât okuyor…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAKRPİŞE&lt;br /&gt;
|Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAŞ&lt;br /&gt;
|Fâş etmek hatırıma gelmeyen bir sırrı, fâş etmeye mecbur oldum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfüruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETKAR&lt;br /&gt;
|Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETMEAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Türkiye Cumhuriyetine tâbi Isparta&#039;nın Barla nahiyesinde mukim pek muhterem, faziletmeab Bediüzzaman Hazretlerine takdim olunur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FAZİLETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem bunlar ve hem Risale-i Nur&#039;un hususiyetleri hakkındaki beyanatımız, hakikatperver ve faziletperver bu zamanda bir kısım ülema-i hakikînin ve ehlullahın ittifak ve icma&#039; kuvvetindeki hükümleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEDAKAR&lt;br /&gt;
|...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELAKETZEDE&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FELEKZEDE&lt;br /&gt;
|Felekzede, perişan fakat asil bir aşiretten bir cesur adam ile; talii yaver, feleği müsaid, diğer bir aşiretten bir korkak ile bir yerde rastgelirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FER&lt;br /&gt;
|Bunlardı veren; hasta, alîl gözlere bir fer,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAH&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nura çalıştığımız zaman, hem rızkımızda bereket ve sühûlet, hem kalbimizde bir inşirah ve ferâh, zâhiren hissediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHFEZA&lt;br /&gt;
|Nasıl tavsif edeyim, bir gülistan-ı ferahfezada gayet nâdide ve hoş bu ezhar-ı latife gûna-gûn bulunup da, hangisini koparmağa, koklamağa, tercih etmeye…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAHNAK&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERAMUŞ&lt;br /&gt;
|Ahd ü misakı ferâmuş eylemek lâyık değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERDA&lt;br /&gt;
|Akşam namazından sonra, ferdâsı öğleye kadar kimseyi kabûl etmez, ibâdetle meşgul olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERİŞTE&lt;br /&gt;
|...nur u îmân ile insana karşı güleryüzlü, tarâvetli, halâvetli nevvâr lem&#039;alarla şefâat bahş rûhâniler ve nurânîler makamı ve dest i teâvünü uzatan ferişteler makarrıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERMAN&lt;br /&gt;
|O Fermân-ı Azam’da öyle i&#039;câzkâr bir tuğrâ var ki, hiçbir vecihle kâbil-i taklit değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERSAH&lt;br /&gt;
|Risalelerin derece i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arzetmek, lisân ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkındedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERYAT&lt;br /&gt;
|Bırak bîçâre feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zîra feryat; belâ ender, hatâ ender belâdır bil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FERZEND&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, Habîb i Ekrem’inin mübârek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendâne şefkatini, elbette rencîde etmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZKAR&lt;br /&gt;
|Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYİZYAB&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh tavsiye ve dua-i üstadaneleriyle feyizyâb olmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FEYZAVER&lt;br /&gt;
|Elfaz-ı Kur&#039;aniye ve Nebeviye (A.S.M.) manalara, camid ve ruhsuz libas değiller; belki hayatdar feyiz-aver cildlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİGAN&lt;br /&gt;
|Şimdi bunun kalbi ve rûh ve aklı, şu elîm vaziyetten gizli feryâd u figân ettikleri hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİS/FİHRİST/FİHRİSTE&lt;br /&gt;
|Lâkin bedenî ibâdet ve tâatlerden namazın tahsîsi, namazın bütün hasenâta fihrist ve örnek olduğuna işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİHRİSTEVARİ&lt;br /&gt;
|İsm Hayy ve İsm Muhyî bir cilve a&#039;zamından olan Hayat nedir? Ve mahiyeti ve vazifesi nedir? sualine karşı fihristevâri cevab şudur ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİNCAN&lt;br /&gt;
|Hararetten kuruyan o mübarek ağzına sıcak bir fincan çay, birkaç damla su verebilse idim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİŞEK/FİŞENK&lt;br /&gt;
|Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr ı nazar edip, bîçâre maktûlün büsbütün hukukunu zâyî etmek; ne derece belâhet ve dîvâneliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEENGİZ&lt;br /&gt;
|İnkişaf eden yetmişüç fırka efkârının esaslarını taşıyan o akvam içinde, fitne-engiz hâdisatın zuhuru zamanında…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİTNEKAR&lt;br /&gt;
|Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FİZAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİ&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki, bir parça frengî okumuşsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENGİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem Firengistan diyarı, Hristiyan şevketi dairesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FRENK/FİRENK&lt;br /&gt;
|O serseri ahlâksızlar, frenk meşreb, milliyetsiz, dinsiz heriflerdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|FÜRUZAN&lt;br /&gt;
|Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu &#039;&#039;füruzân&#039;&#039; eden bir Zât-ı âli kadrın …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETKAR&lt;br /&gt;
|İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAFLETPİŞE&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH/KAH&lt;br /&gt;
|Sabâvetimden beri kâh kuyu dibinde, kâh minâre başında gibi fehmen istîdatlarda bulunuyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAH-BE-GAH&lt;br /&gt;
|Ki İsa [A.S.] ya Üzeyr&#039;in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAMNAK&lt;br /&gt;
|Güya Risale-i Nur yüz on dokuz parçasıyla, müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoşâmedî etmek ve mahzun olan kalbine teselli vermek ve gamnâk ruhunu tatyib etmek …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAİBPEREST&lt;br /&gt;
|Nasıl ki; bir bedevî garaibperest, İstanbul&#039;un acaib ve mehasinini işitmiş, fakat görmemiş; nasıl kemal-i hâhişle görmeyi arzu eder;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARAZKAR&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETGİR&lt;br /&gt;
|Kafkas dağlarında Derbent cihetinde yine çapulcu garetgir akvam-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GARETKAR&lt;br /&gt;
|...garetkâr milletlerin Hind ve Çin&#039;deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAVUR&lt;br /&gt;
|Ribânın kap ve kapıları olan bankaların nef&#039;i, beşerin fenâsı olan gâvurlara ve onların en zâlimlerine ve bunların en sefîhlerinedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBAŞİNA&lt;br /&gt;
|Elbette şüphe kalmaz ki o ressam bütün o gaybî ağacı gayb-aşina nazarıyla görür, ihata eder, sonra tasvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GAYBBİN&lt;br /&gt;
|...yerde iken arş-ı a&#039;zamı ve İsrafil&#039;in azamet-i heykelini temaşa eden Gavs-ı A&#039;zam (K.S.) gibi keskin nazar ve gaybbîn gözleri bulunan binler aktab ve evliya-i azîme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEDA&lt;br /&gt;
|Ben ki bir gedâyım, bir büyük pâdişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GER&lt;br /&gt;
|Ticâret istiyorsan ger, şu fânî ömrünü bâkîye tebdilde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERÇİ&lt;br /&gt;
|Ben burada gerçi pek çok sıkılıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDAN/GERDEN&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDANLIK&lt;br /&gt;
|Kim saâdete mazhar ise; saîd ise şakî değilse, o İsm-i Azam onun boynunda mübârek bir gerdânlık hükmünde bir nüsha olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENBESTE&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Kādir-i Mutlak Hazretlerine hadsiz ve hesapsız hamd ü sena ediyorum ki siz Üstadıma kavuştum ve bi’n-netice bu nurları, bu hakikatleri gördüm, okudum, yazdım ve gerden-beste-i inkıyad oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERDENDADE&lt;br /&gt;
|Mesela, bir dâhiye-i harp olan Hâlid Bin Velid ve bir dâhiye-i siyaset olan Amr İbnü’l-As gibi mağlubiyeti kabul etmeyen zatlar, Sulh-u Hudeybiye ile cilvesini gösteren seyf-i Kur’anî onları mağlup edip, Medine-i Münevvere’ye kemal-i inkıyad ile İslâmiyet’e gerden-dâde-i teslim olduktan sonra Hazret-i Hâlid, bir “Seyfullah” şekline girdi ve fütuhat-ı İslâmiyenin bir kılıncı oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GERGEDAN&lt;br /&gt;
|Eğer esbâba verilse; bir mikrop bin gergedan, bir meyve bir büyük ağaç kadar müşkülâtlı olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GEVEZE&lt;br /&gt;
|Şimdi bak şu sersem ve geveze felsefe ne der?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIBTAKAR&lt;br /&gt;
|Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GIDABAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu asırda hazine-i hassa-i maneviyenin hazinedar-ı bînaziri de, o kıymetdar sâiline en kıymetdar ve ruha tam bir gıdabahş mevadd-ı maneviye-i Kur&#039;aniye ile i&#039;zaz ve ikram ederken…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRAN&lt;br /&gt;
|...memleketimden Kastamonu&#039;ya nefyim şübhesiz, nefsime giran gelmiş ve hattâ ye&#039;s ü teessüfe kapılmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRANBAHA&lt;br /&gt;
|Ben istiyorum ki; bir an evvel bir yere çekileyim de, mesaîden hariç zamanlarımı, o ulvî ve mukaddes hazine-i hakikat ve âsâr-ı giran-baha hizmetinde devama başlayayım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRDAP&lt;br /&gt;
|Zülfikâr ve Asâ yı Mûsa ile münkirleri girdaba düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİBAN&lt;br /&gt;
|İki sene üç ay esaretten sonra tahlis-i giribâna muvaffak olarak bugün elhamdülillah Dâr-ûl Hikmet-ül İslâmiye azalığında vazife-i diniye ve ilmiye ile meşgul bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFT&lt;br /&gt;
|İsm i Ferd’in cilve i vahdeti, kâinâtın bütün envâlarını ve unsurlarını öyle bir sûrette birbirine girift etmekle birbirinin içine almıştır ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİFTAR&lt;br /&gt;
|Diğeri, öyle bir hale giriftar olmuş ki: Hem herkes ona acıyor, hem de &amp;quot;müstehak!&amp;quot; diyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRİVE/GİRVE&lt;br /&gt;
|Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri bâtıl îtikatlar girîvesinden, ancak Arabistan’ın Hirâ Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GİRYAN&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GONCA&lt;br /&gt;
|Zîra, hiçbir ratb ve yâbis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca hâlinde bulunmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÖLGEVARİ&lt;br /&gt;
|Birinci tagutu gayr kasdî gölgevâri bir âyine gibi gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUL/GULYABANİ&lt;br /&gt;
|Sonra gul yabânî gibi, hayâlâta alışan zâhir perestlerin dimağları kabûl etmeyecek gibi göründüler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUNAGUN&lt;br /&gt;
|Daha bunlar gibi gûnâ gûn ubûdiyet vazifeleriyle şu dâr ı dünya denilen mescid i kebîrinde farîza i ömürlerini ve vazife i hayatlarını edâ edip ahsen i takvîm sûretini aldılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURBETZEDE&lt;br /&gt;
|On sene kadar sebepsiz bir nefye mahkûm; ihtilâttan, muhabereden memnu gurbetzede bir ihtiyar adamın,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GURURKAR&lt;br /&gt;
|Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUŞ&lt;br /&gt;
|İster al gûş i kabûl-i câne, ister hiddet et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GUYA&lt;br /&gt;
|bkz. GÜYA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜL&lt;br /&gt;
|Gül fabrikasının bizlere, parlak bir gül ü Muhammedî (Asm.) bahçesini hediye edecekti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLDESTE&lt;br /&gt;
|Sonra, seyahat ı fikriyede bulunan o meraklı ve terakkî ile zevki ve şevki artan dünya yolcusu, bahar bahçesinden bir bahar kadar bir gül deste-i mârifet ve îmân alıp gelirken;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLİSTAN&lt;br /&gt;
|Pek geniş olan âlem-i İslâmiyet’in aktarına, o fırtına ile tohumlar atıldı; yarı yeri gülistana çevirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLŞEN&lt;br /&gt;
|Bekir Ağa, mûtâdının hilâfı olarak, pek gülşen yüzlü idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜLZAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun için şimdi çektiği bütün zahmetler rahmet, yaptığı hizmetler hikmet olmuş. Celali yüzünden cemalini de gösterip âlem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMAN&lt;br /&gt;
|Halbuki mütekellim muhatab ve esas maksat mutabakatta üç esastır bîgüman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜMRAH&lt;br /&gt;
|Şu şirktendir ki, olmuştur beşer ekserîsi gümrâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNA&lt;br /&gt;
|Bkz. GUNA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAH&lt;br /&gt;
|Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜNAHKAR&lt;br /&gt;
|Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRUH&lt;br /&gt;
|Diğer gürûh ise, ehl i küfür ve tuğyandır ki; nefis ve şeytana tâbi olup yalnız hayat ı dünyeviyeyi tanıyan, hayvan gibi belki daha aşağı, sağır, dilsiz, dâllîn gürûhudur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜRÜLTÜHANE&lt;br /&gt;
|Şehr-âyîne-i Rahman, gürültühane-i insan. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜVAH&lt;br /&gt;
|Bîçâre hakikatler, kıymetsiz eller kıymetsiz eder, çoktur bunun güvâhı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜYA&lt;br /&gt;
|Güyâ, göz yummakla gündüzü gece veya üflemekle güneşi söndürmeye ihtimal vermek gibi bir hareket i mecnûnânede bulundular. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERAN&lt;br /&gt;
|Ben, Risale i Nura ehemmiyetli hizmet eden kardeşlerimin tarz ı hayatlarına dikkat ettim, gördüm ki; aynı benim güzerân ı hayatım gibi, Risale i Nur gibi bir neticeye göre techiz edilip sevkedilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZERGAH&lt;br /&gt;
|Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZEŞTE&lt;br /&gt;
|Hem hayatının etvârıyla “mukadderât ı hayatiye” denilen sergüzeşte i hayatiyesi, âlem i misâlin defterlerinden olan levh i misâlîde yazılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİDE&lt;br /&gt;
|...Risale i Nuru okuduğum ve yazdığım ve onun en güzîde bir talebesi ve âciz bir hizmetkârı olduğumdan dolayı iftihar ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|GÜZİN&lt;br /&gt;
|Bazı sahâbe i güzîn’e, ayrı ayrı maksatlar için duâ etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAB&lt;br /&gt;
|Makam ı nur-u tevhide varıp hâb ı hayâlimizi düşürdün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HABERDAR&lt;br /&gt;
|Avâm ı nâs Arabî’den haberdar değildir, fehmedemez?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACALETAVER&lt;br /&gt;
|Hem bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münazaralı bir davada hicabsız, pervasız; küçük fakat hacaletâver bir yalanı, düşmanları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden söyleyemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACE&lt;br /&gt;
|bkz. HOCA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HACEGAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAFTA&lt;br /&gt;
|Deccâlın birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHEM&lt;br /&gt;
|Bî ihtiyarem, el amân-gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlâhî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAH NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞ&lt;br /&gt;
|Şimdiki maksadımız; o silsile i nurâniyeyi ihtizâza getirmekle, herkesi bir şevk u hâhiş i vicdâniye ile tarîk ı terakkîde kâbe i kemâlâta sevketmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAHİŞGER/HAHİŞKAR&lt;br /&gt;
|Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAK&lt;br /&gt;
|Ve o binayı hâk ile yeksân eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKAŞİNA&lt;br /&gt;
|İşte bak, hüsn-ü sîret ve cemal-i suret ile mümtaz bir zatı görüyoruz ki elinde mu’ciz-nüma bir kitap, lisanında hakaik-aşina bir hitap, bütün benî-Adem’e, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKAİKNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKARETKAR&lt;br /&gt;
|Beşinci Hakaretkârane İftirası&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKENDİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri hudâbin, hudâ-perest ve hak-endiş, güzel ahlâklı idi ki nazarında pek güzel bir memlekete düştü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKGUYAN&lt;br /&gt;
|Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz.” cevab-ı hak-gûyanesini ruhumdan aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİDAN&lt;br /&gt;
|Kalbine sığmış senin şu hâkidanla âsuman&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATBİN&lt;br /&gt;
|...din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, realist görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hattâ İmam-ı Ali&#039;nin (R.A) hakikat-feşan sair kasideleri ve ilmî başka münacatları gibi, esrar-ı ilmiye ile tam münasebeti görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPEREST, HAKPEREST&lt;br /&gt;
|Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı a’zamı, göz önündeki o Kur’an’a müncezibane ve dindarane irtibatı ve hakikat-perestane ve müştakane kulak vermesi ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle, cin ve melek ve ruhanîler dahi tilaveti vaktinde pervane gibi etrafında hakperestane toplanmaları, Kur’an’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATPERVER&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKİKATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKNÜMA&lt;br /&gt;
|...elbette hakikat-bîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur&#039;an gibi bir mu&#039;cizekârın hârikulâde işleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAKPEREST&lt;br /&gt;
|İşte bu hakperest zât, ne tezyinat-ı zahiriyesine ehemmiyet verdi ve ne de hurufun nukuşuyla iştigal etti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALASKAR&lt;br /&gt;
|İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALAZADE&lt;br /&gt;
|Gazve-i Uhud&#039;da Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm&#039;ın halazadesi olan Abdullah İbn-i Cahş harbederken kılıncı kırıldı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALBUKİ&lt;br /&gt;
|İnsan, fıtraten gayet zayıftır. Hâlbuki her şey ona ilişir, onu müteessir ve müteellim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALELDAR&lt;br /&gt;
|...sırf uhrevî olan Ramazan ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur u manevîmizi haleldâr edecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALICIHANE&lt;br /&gt;
|İşte Isparta halıcıhanesinin yangını ile, Risale-i Nur&#039;un derslerine köşklerini tahsis eden zâtların o dehşetli yangınla bitişik iki kardeşinin iki hanesinin kurtulması Risale-i Nur&#039;un bir kerameti olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALİL-VEŞ&lt;br /&gt;
|Vahdetin esrarını ilan eden/Ol Halil-veş asl-ı millettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HALVETHANE&lt;br /&gt;
|Bir seneye karib bir halvethanede (yani hapiste) bekledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAM&lt;br /&gt;
|Elbette ham cam ve câmid cemed, elmas fiatıyla alındığı için en âlâ cam ve en eclâ cemed alınır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAME&lt;br /&gt;
|Hâme i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|İşte körü körüne taklitçiliğe alışan buradaki hamiyetfüruşlar diyorlar ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Menfî milliyette fazla hamiyetperverlik gösterenlere deriz ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAMUŞ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAN&lt;br /&gt;
|Ben de sarfedip pek eğlenceli bir hana geldim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDAN&lt;br /&gt;
|Müslümanlar için en büyük bir bayram diye ancak vasıflandırılabilen berâetiniz, bütün Nurcuları şâd ve handân eylediği gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDE&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANDEZEN&lt;br /&gt;
|Ey mebuslar, iyi muvazene ediniz, tâ ki ﺣَﻔَﻈْﺘُﻢْ ﺷَﻴْﺌًﺎ ﻭَ ﻏَﺎﺑَﺖْ ﻋَﻨْﻜُﻢْ ﺍَﺷْﻴَٓﺎﺀُ beyti size handezen-i istihfaf olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANE&lt;br /&gt;
|Şu semavat ehline birer mescid-i seyyar, birer hane-i devvar, birer ulvî aşiyane,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANEDAN&lt;br /&gt;
|...silsilenizi nev&#039;-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı; hanedanınızı ulûm-u İlahiye ve hikmet-i Rabbaniyeye bir hücre-i talim ve hidayet suretinde getirip... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HANGAH/HANKAH&lt;br /&gt;
|...gayet feyizli ve nurlu ve sahrâ genişliğinde bir tekye, bir hangâh, bir zikirhâne, bir irşadgâhta…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAPİSHANE&lt;br /&gt;
|Denizli Hapishânesinde benimle temas edebilen mahpuslar okudular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEGAH&lt;br /&gt;
|Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARABEZAR&lt;br /&gt;
|On İkinci Rica’da bahsi geçen Abdurrahman gibi ruhumla pek alâkadar yüzer talebelerimi, dostlarımı kabirde ve o ahbapların yerlerini harabezar gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAREMGAH&lt;br /&gt;
|Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAASA&lt;br /&gt;
|Emr-i İlahîye imtisalen ekilen tohum ve dikilen çekirdeklerin inkişaf ve intişarları şübhesiz hârika-âsâ olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKANÜMA&lt;br /&gt;
|...taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârika-nüma ve mu&#039;cizevari bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİKAPİŞE&lt;br /&gt;
|Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARİSKAR&lt;br /&gt;
|Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HARMAN&lt;br /&gt;
|Bir tane sıdk, bir harman yalanları yakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTA&lt;br /&gt;
|Ey hastalık sebebiyle ibâdet ve evrâdından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HASTANE/HASTAHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAŞMETNÜMA&lt;br /&gt;
|...fakat birbiri içinde görünür isim ve nişanları ve haşmet-nüma icraatında ayrı ayrı, fakat birbirine benzer temessül ve cilveleri…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATADAR&lt;br /&gt;
|Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATAKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVE BE HATVE&lt;br /&gt;
|Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HATVEENDAZ&lt;br /&gt;
|Cümle mü’minîn-i muvahhidînin tarîk-ı hidayette hatve-endaz olmaları için;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVADAR&lt;br /&gt;
|Hübubiyle havadarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAVYAR&lt;br /&gt;
|Evet, bir balık, binler yumurta, binler yavru ve bazen bir milyon yumurtadan ibaret olan havyardan çıkan tevellüdât ı semekiyeye nispeten vefiyâtları bulunacak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALALUD&lt;br /&gt;
|Bu sırdandır ki, hakaîk-ı mücerredeye temaşa etmek için hissiyat ve hayal-âlud cumhurun nazarlarını okşayan suver-i müteşabiheden birer dürbin vaz’ edilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALPEREST&lt;br /&gt;
|Bütün hayalperestlerin ve mübalağacıların hülyalarından geçmiş olan hârikulâde hüsün ve kemâle nisbet olunsa;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYALŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATALUD&lt;br /&gt;
|Ve mevt-âlûd hayat-ı fâniyede boğulan ehl-i ilhada karşı, bâkiyane hayat-âlûd muvakkat bir mevt-i zahirî ile galibane mukabele eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATKAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPEREST&lt;br /&gt;
|Fakat efkâr-ı âmmede ve hayat-perest insanların nazarında zâhiren geniş ve hâkimiyet noktasında câzibedar olan hayat-ı içtimaiye-i İslâmiye ve siyaset-i dîniye cihetleri daha ziyade ehemmiyetli göründüğü için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYATPERVER&lt;br /&gt;
|...bir dest-i gaybî tarafından gayet şuurkârane ve alîmane ve hayatperverane istihdam olunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYHUY&lt;br /&gt;
|Aşkın “hây hûy” perdelerinden en hassas tellere, damarlara dokunuyor gibi sadâ veriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYIRHAH&lt;br /&gt;
|O bîçare, şu dehşet içinde meyusane düşünürken sağ cihetinde Hızır gibi bir hayırhah, nurani bir zat peyda olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYLİ&lt;br /&gt;
|Bu risale yazıldıktan hayli zaman sonra tevilini göstermiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYMENİŞİN&lt;br /&gt;
|Hayme-nişin bir edibin bu kelâmdan nasîbi:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Cemi’ zerrat-ı kâinat ve mürekkebatı birer birer zat ve sıfât vesaire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken birdenbire bir ciheti takip, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayret-bahşa hikemi intac ettiğinden... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETENGİZ&lt;br /&gt;
|Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETFEZA&lt;br /&gt;
|Evet, cennet bahardan ne kadar yüksek ise o derece bahar bahçelerinin hilkati, o cennetten daha müşküldür ve hayret-fezadır, denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETGER&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYRETNÜMA&lt;br /&gt;
|Hattâ dünya dahi, meyveleri âhiret pazarına gönderilen bir şecere-i hayret-nümadır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAYSİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|Gazeteler iki kıyas-ı fâsid cihetiyle ve neşriyat-ı haysiyet-şikenâne ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZAN&lt;br /&gt;
|Risale i Nur kâfire hazân; münkire tûfân; dalâlete düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HAZİNEDAR&lt;br /&gt;
|Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEKİMFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Hasta âdeta hekimini yalnız reçeteci gibi tanıyor ve hasta iken, hekîmfuruşluk zevkiyle ilaçları kendisi almak ve terkib ve isti&#039;mal etmek meharetsizliği için ﺍِﺛْﻤُﻪُ ﺍَﻛْﺒَﺮُ ﻣِﻦْ ﻧَﻔْﻌِﻪِ sırrına mazhar olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HELE&lt;br /&gt;
|Ve o sarayda gördüğün taamlar ise, şu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerinde Rahmet i İlâhiye’nin semerât-ı hârikalarına işârettir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEM&lt;br /&gt;
|...hem bir kitab ı şerîat, hem bir kitab ı duâ, hem bir kitab ı hikmet, hem bir kitab ı ubûdiyet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMASIR&lt;br /&gt;
|Eğer ümmisen fetvayı okuyamıyorsan, bizim hem-asrımız ve fikren biraderimiz olan Hüseyn-i Cisrî’nin sözünü dinle!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMCİNS&lt;br /&gt;
|Şerik ve muînden ve hemcinsten müberradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMDEST&lt;br /&gt;
|Tâ insan hakkıyla sünbüllensin ve ahval ve kemâlâtına nizam vermekle, nizam-ı âleme hemdest-i vifak olabilsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEME&lt;br /&gt;
|Lâyık &amp;quot;heme hürmet ve riayet&amp;quot; o Said&#039;e…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMEN/HEMAN&lt;br /&gt;
|Hem ne vakit annesi kesti, hemen o başladı.. beni yumurtasız bırakmadı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMFİKİR&lt;br /&gt;
|hakaik-i imaniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp o cereyanların hükmüne tabi olarak hemfikri olan münafıkları sever, kendine muhalif olan ehl-i hakikati belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder hattâ hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMMATLA&#039;&lt;br /&gt;
|Hem de hem-matla’ olanlarda sabittir ki, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMRAH&lt;br /&gt;
|Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞEHRİ&lt;br /&gt;
|Hiç akraba ve hemşehrilerimi, -bir-iki tanesi müstesna olmak üzere- yanıma gelmeye izin vermedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİRE&lt;br /&gt;
|İnsan, hemşire misillü mahremlerine karşı fıtraten şehvanî his taşıyamıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEMŞİREZADE&lt;br /&gt;
|Sabri&#039;nin mektubu içinde, ben Barla&#039;da iken bana çok hizmet eden ve çok defa hatırıma gelen Sıddık Süleyman&#039;ın hemşirezadesi Hüseyin&#039;in mektubu beni çok sevindirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDEK&lt;br /&gt;
|...bir meseleyi halletmek veyâhut dar bir delikten geçmek veyâhut bir hendekten atlamak misâlindedir ki; bin de, bir de, birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENDESEVARİ&lt;br /&gt;
|Tabiatları latif ince ve latif san atlara meftun bazı insanlar bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri arkları havuzları şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENGAM&lt;br /&gt;
|Evet, on beş yaşından kırk yaşına kadar, harâret i garîziyenin galeyânı hengâmında ve hevesât ı nefsâniyenin iltihabı zamanında,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HENÜZ&lt;br /&gt;
|Henüz çocuk olduğundan kâbil-i hitap değildir, der.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEP&lt;br /&gt;
|Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefâlar, mârûz kaldığım işkenceler, katlandığım musîbetler hep helâl olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEPSİ&lt;br /&gt;
|Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HER&lt;br /&gt;
|Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu&#039;cizat yazılmasına şevkle başlanması,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCAİ&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sureten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı namındaki çiçek ile, hercaî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERCÜMERÇ&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de; bir zaman dünyayı herc ü merc eden o tâifeler, İzn i İlâhî ile mevsimi geldiği vakit aynı o tâife, medeniyet i beşeriyeyi herc ü merc edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERÇİ&lt;br /&gt;
|Şeytan hem ye&#039;sini, hem o zayıf damarını, hem o iltibasını çok işlettirir; ya dîvâne olur, yâhut “Herçi bâd-âbâd” der, dalâlete gider.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHALDE&lt;br /&gt;
|Ve birtek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemal-i sühuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERHANGİ&lt;br /&gt;
|Herhangi bir tahsilde maddî menfaat ve bir mevki gaye edinilerek o tahsile devam edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERKES&lt;br /&gt;
|Bakarlar ki herkes ev, hane, dükkân kapılarını açık bırakıp muhafazasına dikkat etmiyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZE&lt;br /&gt;
|Fakat Şeâir i İslâmiyeye zıt ve muhâlif olan herzeler ile İslâmiyeti lekelendirmeye kat&#039;iyyen hakkın yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEGU&lt;br /&gt;
|Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizadesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HERZEKAR&lt;br /&gt;
|Herzekârane fuzulî bir surette karışma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HESTİ&lt;br /&gt;
|Terk i dünya, terk i ukbâ, terk i hestî, terk i terk&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAKAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVAPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın hevaî, heva-perestane, vâhî, heves-perverane elfazı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESBAR&lt;br /&gt;
|Ulaşmaz Dest-i Edeb-i Garb-ı Hevesbâr-ı Hevâkâr-ı Dehâdâr…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESKAR&lt;br /&gt;
|...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEVESPERVER&lt;br /&gt;
|Ölmüş kadınların suretlerine veyahut sağ kadınların küçük cenazeleri hükmünde olan suretlerine hevesperverane bakmak, derinden derine hissiyat-ı ulviye-i insaniyeyi sarsar, tahrib eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYBETNÜMA/HEYBETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEYKELTIRAŞ/HEYKELTRAŞ&lt;br /&gt;
|Nasıl ki gayet mahir bir tasvirci ve heykeltıraş bir zat, gayet güzel bir çiçekle ve insan cins-i latîfinden gayet güzel bir hasnânın suret ve heykelini yapmak istese evvela,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZAR&lt;br /&gt;
|Estağfirullâh sad hezâr estağfirullâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZARAN&lt;br /&gt;
|Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HEZEYANVARİ&lt;br /&gt;
|Sonra insanların اُسْكُنِى يَا اَرْضُ وَانْشَقِّى يَا سَمَاءُ وَقُومِى اَيَّتُهَا الْقِيَامَةُ gibi suret-i emirde cemadata hezeyanvâri muhaveresi hiç o iki emre kabil kıyas olabilir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIYAR&lt;br /&gt;
|Mübârek elini onun göğsüne koydu; birden çocuk istifrağ etti; içinden, küçük hıyar kadar siyah bir şey çıktı; çocuk şifâ bulup gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HIZ&lt;br /&gt;
|Heybetli fezâlarda, hız almış gidiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ&lt;br /&gt;
|Dünyanıza hiç karışmadığım ve prensiplerinizle hiçbir cihet i temâsım bulunmadığı…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇBİR&lt;br /&gt;
|Hiçbir yerde, hiçbir şeyde, hiçbir cihetle, hiçbir şirkin hiçbir imkânını, hiçbir ihtimalini bırakmıyor, köküyle kesiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇ ENDER HİÇ&lt;br /&gt;
|Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi&#039; edersin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİÇİ&lt;br /&gt;
|Yâr ı gârınız, müntehâ yı zirve-i hiçîde biricik abd i gubâr - Osman Nuri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİDAYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Elbette hakikatbîn ve gayb-aşina ve hidayet-bahş ve hak-nüma olan Kur’an gibi bir mu’cizekârın hârikulâde işleridir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETAMİZ&lt;br /&gt;
|...matemâlûd ve hikmetâmiz kelamının verdiği himmet..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Hem ism-i a’zamın muhitinden nüzul ile arş-ı a’zamın bütün muhatına bakan ve teftiş eden hikmet-feşan bir kitab-ı mukaddestir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETNÜMA&lt;br /&gt;
|Kalem-i kudretle yazılmış hikmet-nüma bir sözdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETPERVER&lt;br /&gt;
|...gayet manidarane ve hikmet-perverane bir mütalaagâh olan bu güzel misafirhanenin sahibini...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETRESAN&lt;br /&gt;
|...binnetice hikmetresan ve nurfeşan ve müşkilküşa ve kâinatın muamma-yı tılsımını açan anahtarları bu fakirin eline veren yine o risalelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİKMETTAR&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEBAZ&lt;br /&gt;
|Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp desiselerinden, inkârlarından müteessir olarak fütur getirme.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİLEKAR&lt;br /&gt;
|İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYEGERDE&lt;br /&gt;
|Hazret-i Şeyh bahsettiği ehemmiyetli müridi ve talebesi ve himayegerdesi olan şahıs; binden sonra on dördüncü asırda geleceğine bir îmadır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMAYETKAR/HAMİYETKAR&lt;br /&gt;
|İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def&#039;eder düşmanları.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİMMETPERVER&lt;br /&gt;
|Melek-sîma ediyor insan-ı himmetperver.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEDAR&lt;br /&gt;
|Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEMEND&lt;br /&gt;
|Beşerin her tabakası kendi fıtrî anlayışları nisbetinde hissemend ve faidemend olurlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSSEYAB&lt;br /&gt;
|Daha birçok Nur Risalelerinin füyuzatından hisseyâb olmasını bârgâh-ı ehadiyetten tazarru ederim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİSŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HİZMETKAR&lt;br /&gt;
|Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCA&lt;br /&gt;
|Risale i Nur tesvîdinde çok hizmeti sebkat eden temiz kalpli, ihlâslı, bir hâfız, müdakkik bir hoca olan Hâfız Hâlid’in bir fıkrasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOCAVARİ&lt;br /&gt;
|Hem gayet sathî ve cevabları pek zahir ve güya mutaassıbane hocavâri tenkidleri ve hiç münasebeti olmayan ve hakikî mutabık olan meseleleri anlamadan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODBİN&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODENDİŞ&lt;br /&gt;
|Hodbin adam, hem hodgâm hem hod-endiş hem bedbin olduğundan bedbinlik cezası olarak nazarında pek fena bir memlekete düşer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Ehl-i iman ne kadar âmî ve cahil de olsa aklı derk etmediği halde, kalbi öyle hodfüruş adamları görse soğuk görür, manen nefret eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODGAM/HODKAM&lt;br /&gt;
|Harîs, hodgâm, zâlim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyâtını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPEREST&lt;br /&gt;
|Birinciler, Hüdaperesttirler. İkinciler, hodperesttirler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODPESENT&lt;br /&gt;
|O hodpesend ve tabiatperest adam çok çalışmış fakat hiç hakikî hikmetini yazmamış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HODSER&lt;br /&gt;
|Evet mâzinin sahrâlarında keşmekeşliğinize sebebiyet veren her birinizdeki meylü&#039;l ağalık ve fikr i hod-serâne ve enâniyet, şimdi istikbâlin saâdet saray-ı medeniyetinde fikr i icâda ve teşebbüs ü şahsiyeye ve fikr i hürriyete inkılâp edecektir, inşâallâh…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOR&lt;br /&gt;
|Sana hor bakmak isteyenleri, Allah kahretsin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOROZ&lt;br /&gt;
|Hem en zâhir bir delil dahi, horoz ve yavrulu tavuk gibi hayvanatın vazifelerinde gösterdikleri fedâkârâne ve merdâne vaziyetleridir ki, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞ&lt;br /&gt;
|Ruh nâhoş, kalb bîhoş, kafam bomboş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAB/HOŞAF&lt;br /&gt;
|Canım, üryani erik hoşafı istedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞAMEDİ&lt;br /&gt;
|Güyâ Risale i Nur, yüz on dokuz parçasıyla müellifi olan Üstadımıza bir taraftan hoş âmedî etmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞNUD/HOŞNUT&lt;br /&gt;
|Kâmilîn insanların zevk i maâlîsini hoşnut eden bir hâlet; çocukça bir hevese, sefîhçe bir tabiat sâhibine hoş gelmez,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HOŞSOHBET&lt;br /&gt;
|...ne derece kârlı bir imtihan, bir ders ve musîbet arkadaşlarıyla tesellîdârâne bir hoş sohbet olduğu düşünülsün…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDA&lt;br /&gt;
|Bkz. HÜDA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUDE&lt;br /&gt;
|Senin sa&#039;yin beyhûde, ilmin faydasız gitti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUN&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUNHAR&lt;br /&gt;
|Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zâlim bir cebbâr, en hunhar bir düşman kumandanı olsa tezellül etmem. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFETKAR&lt;br /&gt;
|...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURAFEVARİ&lt;br /&gt;
|Muhaddislerin bir kısmı İsrailiyattan alınma ve eskiden beri nakledilen hurafevâri hikâyelere bu hadîsi tatbik etmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDA&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDAHAŞ&lt;br /&gt;
|Etrafımı tedkik ettim; şoför tarafındaki camlar hurdahaş olmuş; benim tarafımdaki ince cam bile kırılmamış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDE&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURDEBİN&lt;br /&gt;
|...elbette cevher-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur&#039;an, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur&#039;an-ı Azîm ve Kebir&#039;den acaibce ve san&#039;atın i&#039;cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURMA&lt;br /&gt;
|Başka bir tarîkte rivâyet edilmiş ki, o hurmalardan kaç yük, fîsebîlillâh sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİD&lt;br /&gt;
|Şûle-i envâr-ı hurşid-i ezel,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURŞİDVEŞ&lt;br /&gt;
|Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ/Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş ma’na&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HURUŞ/HURUŞAN&lt;br /&gt;
|...veyahut seyl-i huruşan-ı zaman içinde yuvarlanmış olan mezalimi, bir daha temaşa etmemek için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSULPEZİR&lt;br /&gt;
|Hurdebînî bir hayvanın sureti altında olan makine-i dakika-i bedîa-i İlahiyenin şuursuz, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkânatında evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husul-pezir ve o destgâhın masnuu olduğunu kendi nefsini kandırıp mutmain ve ikna edemiyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETEFZA&lt;br /&gt;
|Zîrâ sizin şu vahşetengiz, cehaletperver, husumet-efza olan sarp dağ ve derin derelerinizdeki vahşet ayılarından, cehalet ejderhasından, husûmet kurtlarından bîçare Meşrutiyet korkar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSUMETKAR&lt;br /&gt;
|İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞ&lt;br /&gt;
|Ey nefs-i bîhuş!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞE&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞEÇİN&lt;br /&gt;
|Cevabın suale, her cihetle lüzum-u mutabakatın tahayyülüyle, sualdeki halele ehemmiyet vermeyerek cevabın zarurî ve nazarî olan hükümlerini, birden me’haz-i sâilden ve menbit-i sualden hûşeçîn olup alıp müfessir oldular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUSDAR&lt;br /&gt;
|Ey yoldaş ı hüşdâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUŞYAR/HÜŞYAR&lt;br /&gt;
|Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUY&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, en nezîh hasletleri ve huyları ve en yüksek seciyeleri câmi&#039; bir şahsiyet i maneviye sâhibi olduğuna icmâ vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HUZURKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDA&lt;br /&gt;
|Fakat hüdâ; şuûrlu sanatı tanır, hikmetli kudrete bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDABİN&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPEREST&lt;br /&gt;
|Diğeri Hüdabîn, Hüdaperest ve Hakendiş, güzel ahlâklı idi ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜDAPESEND&lt;br /&gt;
|El ele, omuz omuza vererek himmet ve gayret-i Hudapesendaneleriyle mazhar-ı takdir olan uhrevî kardeşlerime selâm ve dualar eder ve muvaffakıyetler temenni ile dualarını istirham eylerim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMDAR&lt;br /&gt;
|Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMFERMA&lt;br /&gt;
|Şu nokta-i istimdad ve nokta-i istinad ile bu derece nizam-ı âlemde hüküm-fermalık, hakikat-i nefsü’l-emriyenin hâssa-i münhasırası olduğu için her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sâni’-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜKÜMRAN&lt;br /&gt;
|Sahife-i müstakbelde rub&#039;-u nev&#039;-i beşerin ruhunda hükümrân olmuş mes&#039;ele-i şeriatı mütalaa edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMA&lt;br /&gt;
|Yahut mehd-i zeminde, yüz yumurta bulunur, fakat &amp;quot;Hüma&amp;quot; tayrının.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜMAYUN&lt;br /&gt;
|Ve vazife i risaletle parlayan mâhiyeti ise, Şecere i Tûbâ gibi ve Cennet’in Tayr ı Hümâyûn’u gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNER&lt;br /&gt;
|Demek hüner, kesret-i etbâ ile değildir. Belki hüner, rızâ yı İlâhî’yi kazanmakladır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜNERVER&lt;br /&gt;
|İşte öyle antika bir sanat, antikacıların çarşısına gidilse hârika-pîşe ve pek eski hünerver sanatkârına nisbet ederek o sanatkârı yâd etmekle ve o sanatla teşhir edilse bir milyon fiyatla satılır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...havas zalimlerin istibdadına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vasıta olduğundan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜRRİYETŞİKEN&lt;br /&gt;
|“Bu da vatan evladıdır.” demediğiniz halde; hangi usûl ile hangi kanun ile bîçare milletinize rızaları hilafına olarak tatbik ettiğiniz bu hürriyet-şiken usûlünüzü, benim gibi her cihetle size yabancı bir adama teklif ediyorsunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜSÜNPERVER&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜVEYDANÜMA&lt;br /&gt;
|Her soyda füyûz, hüveyda nümâ ile&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNALUD&lt;br /&gt;
|Mahmud’ların, yani Sultan Mahmud gibi mahbûbundan ayrılmış bütün âşıkların başlarında, hüzün âlûd mahbuplarının nağmesinin tarzını işittiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNENGİZ&lt;br /&gt;
|Ezelî nağmeleri, hüzün-engiz sadâları işittiriyor gibi bir vazifesi var görünüyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|HÜZÜNGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISLAHHANE&lt;br /&gt;
|İnşâallah, bir zaman hapishaneleri tam bir ıslahhane yapmak için bahtiyar müdürler ve memurlar, o Nurları, mahpuslara, ekmek ve ilâç gibi tevzi edecekler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ISTIFAGERDE&lt;br /&gt;
|Eş&#039;iya Peygamber kitabında Kırkikinci Babında şu âyet vardır: Hak Sübhanehu âhir zamanda kendinin ıstıfagerde ve bergüzidesi kulunu ba&#039;s edecek ve ona Ruh Emîn Hazret Cibril yollayıp din İlahîsini ona talim ettirecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETGAH&lt;br /&gt;
|...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup &amp;quot;Allahu Ekber&amp;quot; dediğinden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETHANE&lt;br /&gt;
|Yalnız mübarek ibadethanenin ve bütün ehl-i iştiyakın sizin duanızdan mahrum kaldığına çok acıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBADETKAR&lt;br /&gt;
|...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRAHİMVARİ&lt;br /&gt;
|Sen dahi bîçare nefsim İbrahimvâri لاَ اُحِبُّ اْلاۤفِلِينَ gıyasını çek kurtul.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETAMİZ&lt;br /&gt;
|Gazetenin bu fıkrasının yazılmasını Üstadımız emretmedikleri halde hem çok merak-âver hem çok ibret-amiz hem çok heyecan verici olmasından buraya yazılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...âyeti, ibret-feşan bir fermandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETHANE&lt;br /&gt;
|Öyle ise gel bir mertebeyi daha bulmak için, bu ibrethanenin diğer bir menzilinin kapısını daha açmalıyız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRETNÜMA&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİK&lt;br /&gt;
|Bazen bir denizi bir ibrikte gösteriyor gibi pek geniş ve çok uzun ve küllî düsturları ve umumî kanunları, basit ve âmî fehimlere merhameten, basit bir cüz&#039;üyle, hususî bir hâdise ile gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İBRİŞİM&lt;br /&gt;
|Risale i Nur nurdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbihâtları onda dizilmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZDAR&lt;br /&gt;
|...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i&#039;cazdârâne bast edilmiştir ki…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İCAZKAR&lt;br /&gt;
|Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu&#039;cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZKAR&lt;br /&gt;
|Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a&#039;zamda öyle i&#039;cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;CAZVARİ&lt;br /&gt;
|Evet bütün bu şeyler eczasıyla beraber Allah mülkü ve malı olduğu i&#039;cazvâri sikke ve mühürleriyle sabittir...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAMHANE&lt;br /&gt;
|...birden hakikat-ı iman, Hakîm-i Lokman gibi o büyük i&#039;damhane tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDAREHANE&lt;br /&gt;
|O zamanlar hemen her gün idarehaneye gelir; Akif&#039;ler, Naim&#039;ler, Ferid&#039;ler, İzmirli&#039;lerle birlikte saatlerce tatlı tatlı musahabelerde bulunurduk.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İDDİANAME&lt;br /&gt;
|Bir müddeiumumî, iddianamesinde: &amp;quot;Bediüzzaman, ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir.&amp;quot; &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATALUD&lt;br /&gt;
|Yoksa ben bilmez değilim ki, eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken hem nazım-şiken hem üslûb-şiken hem hayal-şiken hem hiss-şiken hem ifrat-âlûddur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATKAR&lt;br /&gt;
|İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFRATPERVER&lt;br /&gt;
|...bu hâdisede, ifratperver olanlar, meşrutiyete garazlar karıştırmakla ve fikren münevver olanlar da, dinsizce harekât-ı lâubaliyane ile milletin rağbetine karşı maatteessüf sed çektiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİHARKAR&lt;br /&gt;
|Şu makamda Eski Said&#039;in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRAKCU&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin zararına olarak, tarihî ve hayatî düşmanlarıyla i&#039;tilaf akdetmek suretiyle; salabet-i diniyeleri hilafında iftirak-cûyane âmâl takib edemezler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İFTİRANAME&lt;br /&gt;
|Size söylediğim gibi, memurun iftiranamesine çok ehemmiyet vermeyiniz, zihninizi bulandırmasın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHANETKAR&lt;br /&gt;
|Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, &amp;quot;Neden ayakta beklemiyor?&amp;quot; ihanetkârane dedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHBARNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi bak gaybî ihbarnameye &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHMALKAR&lt;br /&gt;
|Za&#039;f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur&#039;anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHSANPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle ihsan-perverane umumî perdeler ve kapılar açıyor ki, herkesin arzularını tatmin ediyor....&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTARNAME&lt;br /&gt;
|Birkaç Bîçâre Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtarnâmedir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİLALKAR&lt;br /&gt;
|...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİMAMKAR&lt;br /&gt;
|...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san&#039;atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYARKAR&lt;br /&gt;
|...hiçten hakîmane icad ve san&#039;at-perverane ibda&#039; ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İHTİYATKAR&lt;br /&gt;
|Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAMETGAH&lt;br /&gt;
|İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZKAR&lt;br /&gt;
|Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İKAZNAME&lt;br /&gt;
|Bu defadan evvelce size gönderilen gençler îkaznâmesinin bir tetimmesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;LAMNAME&lt;br /&gt;
|...otuzbin haps-i münferid fermanlarını, i&#039;lamnamelerini gösterdiklerinden, biz onlara karşı mağlub değiliz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLANNAME&lt;br /&gt;
|Ve her yerde görünen ilânnameler ve beyannameler ve her mal üstünde görünen turra ve sikkeler, damgalar ve her köşesinde sallanan bayraklar nasıl mâliksiz olabilir? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAGAH&lt;br /&gt;
|Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur&#039;ân olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCAKAR&lt;br /&gt;
|Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİCANAME&lt;br /&gt;
|Bendeniz, şu ilticanamemi zât-ı âlînize sunan Sarac Ahmed Efendi fakirinizin oğluyum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATKAR&lt;br /&gt;
|Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİFATNAME&lt;br /&gt;
|Sevgili Üstadımın geçenki iltifatnamelerinin bir fıkrasında buyuruluyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İLTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|...öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane o vazifeye koşup başkaları da ve muallim ve âlimleri koşturdular ki, beni hayret hayret içinde bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMANPERVER&lt;br /&gt;
|Ve hakkımızda habbeleri kubbeler yapanların zulmünden kurtarılmamızı, millet ve vatan ve asayişe Nurlarla hizmet eden Kur&#039;an ve imanperverlerle beraber taleb ederiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMARKAR&lt;br /&gt;
|Filhakika bu âlî din; Avrupa&#039;ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İMTİZACKAR&lt;br /&gt;
|...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İN&#039;AMPERVER&lt;br /&gt;
|...hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in&#039;amperver san&#039;atkârı, Arş ve Ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETHAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETKAR&lt;br /&gt;
|İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a&#039;zalar, san&#039;atkârane ve inayetkârane düşüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETNAME&lt;br /&gt;
|Göndermiş olduğunuz inayetnamenizi ve dört tane risale &amp;quot;İhlâs&amp;quot; &amp;quot;Zeylül Hubab&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında müellifine gönderilen bir mektup&amp;quot; &amp;quot;Risale-i Nur hakkında verilen konferans&amp;quot;ları aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNAYETPERVER&lt;br /&gt;
|...hiçbir cihette bu alîmane, basîrane, hakîmane, merhametkârane, inayetperverane olan iaşe ve idare ve himayet ve tedbire karışamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNCİR&lt;br /&gt;
|...meselâ küçücük incir çekirdeğinde, koca incir ağacının programını ve kalb i beşerde, şu âlem i kebîrin bir nev&#039;i programını ve kuvve i hâfızada, hâdisât ı kevniyenin mufassal fihristesini dercetmek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNKILAPVARİ&lt;br /&gt;
|Demek âlem İslâm içinde mühim ve inkılabvâri bir iş görmek İslâmiyetin desatirine inkıyad ile olabilir başka olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSAFKAR&lt;br /&gt;
|...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETKAR&lt;br /&gt;
|...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNSANİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...insaniyet-perverlik iddia eden insan canavarları anlamazlarsa, elbette hakikî insanlar anlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİBAHKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir&#039;deki Nur&#039;un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİKAMKAR&lt;br /&gt;
|...milel-i saire Hazret-i Hüseyin&#039;in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMKAR&lt;br /&gt;
|...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNTİZAMPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İNZİVAGAH&lt;br /&gt;
|...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRŞADKAR&lt;br /&gt;
|...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz&#039;î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİCAKAR&lt;br /&gt;
|...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İRTİDADKAR&lt;br /&gt;
|O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSRAFİLVARİ&lt;br /&gt;
|İsrafilvâri melek ra&#039;d; baharda nefh-i sur nev&#039;inden yağmura bağırması yer altında defnedilen çekirdeklere nefh-i ruhla müjdelemesi zamanına dikkat et ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBDADKAR&lt;br /&gt;
|Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİBŞARKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFADEBAHŞ&lt;br /&gt;
|Talebeniz de keza, o cihankıymet risaleleri ne kadar fazla okur yazarsam, o kadar istifadebahş ve müftehir olacağım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİFSARKAR&lt;br /&gt;
|Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞNAKAR&lt;br /&gt;
|Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRABKAR&lt;br /&gt;
|...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİĞRAKKAR&lt;br /&gt;
|İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHSANKAR&lt;br /&gt;
|Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san&#039;atları istihsankârane temaşa etmekle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİHZAKAR&lt;br /&gt;
|İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKAMETKAR&lt;br /&gt;
|Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİKBALBİN&lt;br /&gt;
|...hattâ Zât-ı Zülcelal&#039;in rü&#039;yetine mazhar olan nazar-ı nuranîsi, çeşm-i istikbal-bînîsi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİLAKAR&lt;br /&gt;
|Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa&#039;da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDADKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİMDATGAH&lt;br /&gt;
|Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİNADGAH&lt;br /&gt;
|Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRAHHANE&lt;br /&gt;
|...farzını yapmak ve tövbe etmek şartıyla herbir saatleri yirmişer saat ibadet olup hapis ona bir istirahathane..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMKAR&lt;br /&gt;
|Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİRHAMNAME&lt;br /&gt;
|Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvayı yazdım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSTİTAFKAR&lt;br /&gt;
|Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İSYANKAR&lt;br /&gt;
|Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞGÜZAR&lt;br /&gt;
|...beni yaratan ve yaşatan zat, ne kadar fevkalâde sehavetli, merhametli, sanatkâr, lütufkâr, ne derece hârika iktidarlı –tabirde hata olmasın– maharetli, hüşyar, işgüzar olduğunu iman nuruyla bildim,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKEMBE&lt;br /&gt;
|bkz. ŞİKEM&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞKENCE&lt;br /&gt;
|...elbette öyle her şeyini hakikat i Kur&#039;âniyeye fedâ eden bir adam, değil dünyevî hapis veya ceza ve işkence, belki parça parça bıçakla kesilse,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKAVER&lt;br /&gt;
|...bir cilve-i cemali ve kemali olan bir zâtın rü&#039;yeti, ne kadar mergub, merak-aver ve şuhudu ne derece matlub ve iştiyak-aver olduğunu kıyas edebilirsen et…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İŞTİYAKENGİZ&lt;br /&gt;
|Dünyadan nefret ve âlem-i bekaya geçmek için eser-i rahmet olarak iştiyak-engiz bir halet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTAATKAR&lt;br /&gt;
|Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMKAR/İTTİHAMKAR&lt;br /&gt;
|Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat&#039;î cevabları bu müdafaatımda vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTHAMNAME/İTTİHAMNAME&lt;br /&gt;
|...müfteriyane ittihamnamelerini, bana ve adaletten teselli bekleyen masum Nur talebelerine cebren dinlettirdikleri halde,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZKAR&lt;br /&gt;
|Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTİRAZNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki, onlara karşı da bu itiraznamem takdim edilmişti. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANBAHŞ&lt;br /&gt;
|Çünkü bu zihniyetle mücadele herkes için bir vazifedir. Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi&#039;nanbahştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTMİNANKAR&lt;br /&gt;
|...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİFAKKAR&lt;br /&gt;
|...âlem-i İslâm&#039;ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İTTİSAFKAR&lt;br /&gt;
|...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZ&#039;ANRUBA&lt;br /&gt;
|Bak, ne mu’ciz-i hikmet, iz’anrubâ-yı kâinat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZİNNAME&lt;br /&gt;
|İşte şu havass-ı selâse, o Rezzak canibinden birer ilânnamesi, birer davetnamesi, bir izinnamesi, hem/Bir dellâldır ki muhtaç ve müşteriler hep onlarla celb olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İZZETALUD&lt;br /&gt;
|...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal&#039;in, o Rahîm-i Zülcemal&#039;in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül içinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JENGAR&lt;br /&gt;
|bkz. ZENGAR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|JİYAN&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KABRİSTAN&lt;br /&gt;
|...hastahanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADEMNİHADE&lt;br /&gt;
|Kadem-nihade-i saha-i vücud olduğu anda hükümfermalığını ilân ve hiçbir müsademata karşı tezelzüle ve delinmeğe uğramayacak bir sedd-i âhenîn gibi veyahut taht-ı Belkıs gibi beş hakaik-i sabite üzerine teessüs edecek! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADİRŞİNAS/KADİRNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur’u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KADRVEŞ&lt;br /&gt;
|Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var/O zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFES&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve kafesli şu pencereyi neyle kapatabilirsin?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİLE BE KAFİLE&lt;br /&gt;
|Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür&#039;atle o cihete gidip kaybolurlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAFİYEPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR&lt;br /&gt;
|Bkz. KARGİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAĞIT&lt;br /&gt;
|Hem kağıt, hem vakit dar olduğundan, bâkî umuma selâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAH&lt;br /&gt;
|bkz. GAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAHRAMAN&lt;br /&gt;
|Çok Azîz, Sıddık, Kahraman, Bahtiyar Emirdağlı Kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALABEND/KALEBEND&lt;br /&gt;
|Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kalebent cezasından pek şedit azabınıza,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALBAN&lt;br /&gt;
|Sensin hakîm-i kalbân.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KALENDER&lt;br /&gt;
|Her birisi yüzler ellerini Şehbâz ı Kalender gibi Dergâh ı İlâhî’ye uzatıp, muhteşem bir ibâdet vaziyetini almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAMERVARİ&lt;br /&gt;
|Buraka bindirip berk gibi semavatı seyrettirip kat-ı meratib ettirerek kamervâri menzilden menzile daireden daireye rububiyet İlahiyeyi temaşa ettirip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANAATKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNNAME&lt;br /&gt;
|...Sünnet-i Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) kanunnamesi, evamir ve nevahi-i şer’iye... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KANUNPEREST&lt;br /&gt;
|...değil hükûmet-i cumhuriye gibi en ziyade kanunperest ve kanunî bir hükûmet, belki hikmetle iş görmek manasıyla hükûmet namı verilen dünyada hiç bir hükûmetin işi olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAR&lt;br /&gt;
|Bekârlık, bî kârların kârıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARDADE&lt;br /&gt;
|Sema, emvacı karar-dâde olmuş bir denizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARGAH&lt;br /&gt;
|Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARARNAME&lt;br /&gt;
|Cây-ı dikkattir ki: Risale-i Nur şakirdlerinin tevkiflerinin bir kısmı 25/Nisan/1935 tarihinde başlamış olup, kararnamede suçlu gösterilen 117 kimse ise... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAŞİNA&lt;br /&gt;
|...kâr-aşina ve vazifeşinas olan hakikatı gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARAVANA&lt;br /&gt;
|Fakat bazı erzâk ve cihâzât işlerinde işler. Kazan kaynatır, karavanayı yıkar, getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAGİR/KARGİR&lt;br /&gt;
|Ayetler arasında büyük bir tesânüt vardır ki, kârgir binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye i Kur&#039;âniyeyi sarsılmaktan vikâye ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KARPUZ&lt;br /&gt;
|Konserve kutusu; kudret konserveleri olan kavun, karpuz, nar; süt kutusu hindistan cevizi gibi, rahmet hediyelerine işârettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASE&lt;br /&gt;
|Kendileri ağaç kâsesine süt sağıp yanlarına bıraktılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASELİS&lt;br /&gt;
|Bin nefrin onun gibi Avrupa kâselislerinin başına…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KASİDEHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAŞANE&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul&#039;a, şûrezâr Kürdistan&#039;ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel, Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAT ENDER KAT&lt;br /&gt;
|...bu kanaat, bu muhabbet tasdikimi kat-ender kat ziyadeleştirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAVGA&lt;br /&gt;
|Ve kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata hücum gösteren âlemin, binlerce musîbet ve müzâhemelere karşı yegâne nokta-i istinat yine mârifet i Sâni&#039;dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KAYISI&lt;br /&gt;
|Hattâ bir defa, bir kıyye kadar üzüm, kayısı kurusu, bir kıyye bal; ben yemiyordum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEH&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHANETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Veyahut cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHKEŞ/KEHKEŞAN&lt;br /&gt;
|Tûbâ-i hilkatten semavat şıkkına, hep kehkeşan ağsanına &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEHRİBAR/KEHRÜBA/KEHRÜBAR&lt;br /&gt;
|Akla, idrake hayranlık veren Alem-i ziya, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehrüba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esîr, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEL&lt;br /&gt;
|...arkadan kumandan Kel Ali, Vâli Memdûh Bey işittiler, “Aman çekilsin veya sipere otursun!” dedikleri hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELEPÇE&lt;br /&gt;
|Bir sabah vakti; masûm ve mazlum Bediüzzaman, inzivagâhından çıkarılarak talebeleriyle beraber, elleri kelepçeli olarak kamyonlarla Eskişehir’e sevkediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KELİME BE KELİME&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEM&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMER&lt;br /&gt;
|Kârgir kemerlerin taşları gibi, herbir zerrenin arkadaşlarına hem hâkim, hem mahkûm olması lâzım gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMERBESTE&lt;br /&gt;
|...huzur-u kibriyasında kemer-beste-i ubudiyet olmak demek olan asr namazını kılmak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEMTER&lt;br /&gt;
|Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübin&#039;in infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur&#039;anı da âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi&#039; ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübin&#039;e hâdim buyur, duasıyla arîza-i âciziyeye hâtime veririm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KENAR&lt;br /&gt;
|Orada Tatarların küçük bir câmii, meşhûr Volga Nehri’nin kenarında bulunuyordu. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETFÜRUŞ&lt;br /&gt;
|Beni, bir kerametfüruşluk vaziyetinde tasavvur etmesin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETKAR&lt;br /&gt;
|...Sâriye&#039;ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAMETVARİ&lt;br /&gt;
|Fakat böyle kerametvâri bir surette olmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEREMKAR&lt;br /&gt;
|Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERAN&lt;br /&gt;
|Bahr-i bîkeran-ı zaman olan şu asrın sahilinden, içine gir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVAN&lt;br /&gt;
|Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan, bîhaber.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KERVANSARAY&lt;br /&gt;
|Eksilmez, yıpranmaz, yıkılmaz, değişmez zannolunan bu kervansaray elbette eskiyecek, yıpranacak, yıkılacak ve değişecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KES&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KESE/KİSE&lt;br /&gt;
|Doksan elmas sütunu, on altının sâhibi kesesine koyamaz, ona tâbi kılamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİDE&lt;br /&gt;
|...bilâhare Adliye Bakanlığınca, Sungur’un keşîde ettiği telgrafı üzerine, bütün eserlerin verilmesine emir verildiği hâlde …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞİŞ&lt;br /&gt;
|Hattâ Şeyh Rahmetullâh i Hindî (allâme i meşhûr) kütüb ü sâbıkanın binler yerde tahrifatını, keşişlerine ve Yahudî ve Nasâra ulemâsına ispat ederek, iskât etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞKE/KEŞKİ&lt;br /&gt;
|Keşke, öyle bir emânet küçük otomobil elimize geçseydi, sâir yerlerdeki Nurcu kardeşlerimi ziyaret etseydim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞMEKEŞ&lt;br /&gt;
|Üssülesas esbab, fırkaların taraftarane ve garazkârane münakaşatı ve gazetelerin belâgat yerine mübalâgat ve yalan ve ifratperverane keşmâkeşleri idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KEŞTİ&lt;br /&gt;
|Keştî i Nuh-u selâmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLEGAH&lt;br /&gt;
|Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIBLENAME&lt;br /&gt;
|...gemilerde hatt-ı hareketi gösteren kıblenameli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIRMIZI&lt;br /&gt;
|Fakat nasıl kırmızı bir perde ile siyah bir yere bakılsa karayı kırmızı görür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYAMETNÜMUN&lt;br /&gt;
|Sure-i Hacc 1291&#039;de zelzeleli kıyamet-nümun hâdisatına ve Rus&#039;un dehşetli hücuma hazırlandığı vakte nazar-ı dikkati celb ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETDAR&lt;br /&gt;
|Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KIYMETŞİNAS/KIYMETNAŞİNAS&lt;br /&gt;
|Sonra, her biri birer gizli hazine-i maneviye hükmünde olan esma-i Rabbaniyenin cevherlerini idrak terazisiyle tartmak, kalbin kıymet-şinaslığı ile takdirkârane kıymet vermektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kİ&lt;br /&gt;
|Unsuriyetin intibâhı ya müspettir ki, şefkat i cinsiye ile intiâşe gelir ki, teârüfle teâvüne sebeptir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİM&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİSE&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLİT&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına kilit, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİLK&lt;br /&gt;
|Nakş ı kilkî, ayn ı kudret, hilkatin her noktasında bizzarûre reddeder vesâitin vücûdunu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAGER&lt;br /&gt;
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİMYAHANE&lt;br /&gt;
|...öyle muntazam ve mükemmel ve mu&#039;cizatlı bir fabrika, bir tezgâh, bir kimyahâne;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİN&lt;br /&gt;
|Şu bolşevizmin perdesi altındaki kıyâm ı avâm, havâssa karşı bir kin ve bir tezyif fikrini verdiğinden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİNDAR/KİNEDAR&lt;br /&gt;
|Ağlamak isteyen çocuk gibi veya intikam isteyen kînedâr düşman gibi,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KİSE&lt;br /&gt;
|bkz. KESE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCA&lt;br /&gt;
|Şer&#039;an koca, karıya küfüv olmalı, yani birbirine münâsip olmalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOCAMAN&lt;br /&gt;
|Hem “intizam sırrıyla” bir çocuk, parmağıyla gemi sûretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir diritnotu da çevirir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KOZALAK&lt;br /&gt;
|Kalpten maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖFTE&lt;br /&gt;
|Bak, ondan ne kadar şekerlemeler, yuvarlak tatlı köfteler yapılıyor ki; bizim gibi binler adam giyse ve yese, kâfî gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖHNE&lt;br /&gt;
|Eskiden beri kökleşmiş ve köhne engellerden… Yani an&#039;ane i İslâmiyetten kurtulmak hususunda besledikleri – yani İsmet’in beslediği – azmin, inkâr edilmez delilidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖK&lt;br /&gt;
|Herbir nebât ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖR&lt;br /&gt;
|Kör olası dinsiz gözü, görmez oldu yüzümüzü,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖRHANE&lt;br /&gt;
|Bundan tevehhüm ediyorsunuz ki; o saray, körhane veya çıplakhanedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞE/KUŞE&lt;br /&gt;
|Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖŞK&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur şâkirtleri’ne köşkünü tahsîs eden Şükrü Efendi’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÖY/KUY&lt;br /&gt;
|Böyle bir adamla bu köy değil, belki bu vilâyet iftihar etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDRETYAB&lt;br /&gt;
|...seyyiat-ı mazi ile a&#039;mal-i kabihamın nişanelerini gizlemeğe muktedir olamamaktan mütevellid hicabımı setre kudretyâb olamadım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUDSİYAN&lt;br /&gt;
|Feyzine müştak felek, manana meftun kudsiyan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KULÜBE&lt;br /&gt;
|Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMARBAZ&lt;br /&gt;
|Ve işte sinema köşelerinde kuyruk, sokak başlarında işsiz, kahve köşelerinde kumarbaz, mektepte başarısız!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUMİSTAN&lt;br /&gt;
|Mısır Kıt&#039;ası, kumistan olan Sahra-yı Kebîr&#039;in bir parçası olduğundan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUNDAK&lt;br /&gt;
|Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan rûh u gaddâr, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan اَلْخَنَّاسْ el hannâs,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KURNAZ&lt;br /&gt;
|Hem nasıl bileceğiz ki, sen kurnazlık yapmıyorsun?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. KÖŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUVVETPEREST&lt;br /&gt;
|Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvetperestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakikî bilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KUY&lt;br /&gt;
|bkz. KÖY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLAH&lt;br /&gt;
|Zulüm, başına adâlet külâhını geçirmiş; hıyânet, hamiyet libâsını giymiş; cihada bağy ismi takılmış; esârete hürriyet nâmı verilmiş!‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLÇE&lt;br /&gt;
|...hem kudretin gizli definelerini açacak bir anahtar külçesi...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜLHAN&lt;br /&gt;
|Ateş yanan külhan gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNG/KÜNK&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜNGAN&lt;br /&gt;
|Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜSTAH&lt;br /&gt;
|Eserler hakkında fakirin mütâlaa yürütmesi küstahlık olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAD/KÜŞAT&lt;br /&gt;
|Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsân ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm i küşâdda…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞADE&lt;br /&gt;
|Her asra, her asırdaki her tabakaya kapısı küşâde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜŞAYİŞ&lt;br /&gt;
|Ulemâ-i İşrâkıyyûn’un, “Riyâzetin küşâyiş i fikre hizmet ettiği” nazariyesi üzerine, onlar gibi yapacağım diye çalışıyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜTÜBHANE&lt;br /&gt;
|Kütübhane-yi İlahînin mütefennin bir nâzırı nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|KÜVAR&lt;br /&gt;
|O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup, balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LACİVERT&lt;br /&gt;
|...kavs i kuzehinin elvân ı seb&#039;asının lacivert levninin timsâlini, belki şu levnin manzarasını bir derece irâe edilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAF&lt;br /&gt;
|İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev&#039;i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFIZPEREST&lt;br /&gt;
|...tabiat-ı belâgattan böyle lafızperest mutasallıfların san’atına kadar... yok belki tasannularına... uzun bir mesafe girmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAFZPERDAZ/LAFIZPERDAZ&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAL&lt;br /&gt;
|O zaman put perest olan Lebid; Kur&#039;ânın belâğatı karşısında lâl kalmış, bu belâğatı en güzel sözlerle ifâde etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LALE&lt;br /&gt;
|Dost ikliminin lâlesinin bağlarına eriştin,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LAŞE/LEŞ&lt;br /&gt;
|...o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mâhiyeti; murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukùt edeceğini ispat eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEB&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBALEP&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, lebâleb dolu hazinelere mâlik ve sehâvet-i mutlakaya sâhip olan bir sultan için umumî ve dâimî bir dâr ı ziyâfet lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBBEYKZEN&lt;br /&gt;
|Bir vücûdda imtizac ile ünsiyet ve münasebet peyda eden zerrât, Sûr-u İsrafil ile Hâlıkının emrine lebbeykzen olmaları aklen birinci îcaddan daha sehil, daha mümkündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEBLEBİ&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKE&lt;br /&gt;
|Bu ünvân ı mukaddese böyle bahâne ile leke sürmek; İslâmiyet’in kıymet ve ulviyetini bilmemekle beraber, kendini ahmaku&#039;n nâs ilân etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEKEDAR&lt;br /&gt;
|Milletimin namını lekedâr etmedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEM&#039;ANİSAR&lt;br /&gt;
|Nücûm-u sema-yı hidayet olan o hakâik tamamen inkişaf ve tele&#039;lü&#039; ve lem&#039;a-nisar olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGER&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LENGERENDAZ&lt;br /&gt;
|Zira umman-ı havada iskele hükmünde olan dağ tepesinde lenger-endaz olduklarını görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LERZE&lt;br /&gt;
|Hazret i Enes, tarîkinde der ki: “Câmus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞ&lt;br /&gt;
|bkz. LAŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEŞKER&lt;br /&gt;
|Küfrün ordularını, zulmün leşkerlerini bir hamlede havaya fırlattın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LETAFETNÜMA&lt;br /&gt;
|Yani her şey, Sâni’-i Zülcelal’in birer mektub-u hakaik-nüma, birer kaside-i letafetnüma, birer kelime-i hikmet-eda hükmündedir ki melaike ve cin ve hayvanın ve insanın enzarına arz eder, mütalaaya davet eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LEZZETPEREST&lt;br /&gt;
|LEZZETPERESTLERİN NAZAR-I DİKKATİNE!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİCAM&lt;br /&gt;
|Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licâmdır, yani gemdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LİMON&lt;br /&gt;
|...hususan mâdeniyâtın tuz, limon tuzu, sulfato ve şap gibi sûreten birbirine benzemekle beraber, tatlarının şiddet i muhâlefetiyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜABALUD&lt;br /&gt;
|Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜGATNAME&lt;br /&gt;
|Size gönderdiğim Asâ-yı Musa&#039;nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFKAR&lt;br /&gt;
|İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|LÜTUFNAME&lt;br /&gt;
|Lütufnamenizi alacağıma ümitvar, hazretlerinden temenni ve niyaz eylerim efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAARİFPERVER&lt;br /&gt;
|İşte gel bu hale ne diyeceksin? Medeniyet midir? Maarifperverlik midir? Vatanperverlik midir? Milliyetperverlik midir? Cumhuriyetperverlik midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPEREST&lt;br /&gt;
|Eski Roma, Yunan&#039;ın iki dehası vardı; bir asıldan tev&#039;emdi, biri hayal-âlûddu, biri madde-perestti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADDEPERVER&lt;br /&gt;
|Maddeperver hükema ve zaîf-ül itikad ehl-i nazarın vahdet-ül vücudu ile evliyanın vahdet-ül vücudu, tamamen birbirinin zıddıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADEMKİ&lt;br /&gt;
|Evet mâdemki, hayat mevcûdâtın keşşâfıdır, belki neticesi, zübdesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADER&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hakk’ın, rahm ı mâderdeki çocukların sîmâ yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MADERZAD&lt;br /&gt;
|Lisan-ı mâderzâd ise; tabiî olduğundan elfaz -davet etmeksizin- zihne geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAĞZ&lt;br /&gt;
|Ekalliyette kalan kavl, eğer içindeki hakikat ve mağz, onu intihap eden istîdatlardaki heves ve hevâ ve mevrûs âyineye ve mizâcına galebe çalmazsa,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAH&lt;br /&gt;
|Ve neşv ü nemâ i âmâl için bahardaki mâh i Nisan’dır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHBUSHANE&lt;br /&gt;
|Hattâ bir adam, şedid bir inad yüzünden Londra mahpushanesinde yetmiş gün sıhhat ve selâmetle, hiçbirşey yemeden hayatı devam ettiğini, onüç -şimdi otuzdokuz- sene evvel gazeteler yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHŞERNÜMA/MAHŞETNÜMUN&lt;br /&gt;
|İşte bahar dahi, mahşer-nüma bir meyvedar ağaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAHVİYETKAR&lt;br /&gt;
|...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKAMPEREST&lt;br /&gt;
|...belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir, belki bir şan ü şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAKBERİSTAN&lt;br /&gt;
|Hattâ şu memleketin maabid ve medaris-i diniyesinden başka makberistanın mezar taşları dahi, birer telkin edici, birer muallim hükmündedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MALAMAL&lt;br /&gt;
|Ehl-i dalalet için dünya, firaklar ve zevaller ile dolu ve ademler ile mâlâmâldir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANEND&lt;br /&gt;
|Bırak feryâdı, şükür kıl, mânend i belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MANİDAR&lt;br /&gt;
|O rahmet i âmmenin bir cilve i mânidâr, onun bir sırr ı hikmeti var; küfür mâni değildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAREZGAH&lt;br /&gt;
|Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETAŞİNA&lt;br /&gt;
|...hayvanat ve tuyur âleminin kapısı hakikat-bîn olan aklına ve marifet-aşina olan fikrine açıldı. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MARİFETNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASİVAPEREST&lt;br /&gt;
|Yolunu şaşırmış, nur-u hakikatı görmekten mahrum, masivaperestlere Risale-i Nur ile dest-gîr ve şefi&#039; olduğunuzu yıllardan beri bildiğim için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASKARAALUD&lt;br /&gt;
|...Müseylime&#039;nin maskara-âlûd müzahrefat dükkânındaki kizbe, ihtiyarıyla ellerini uzatmamak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MASLAHATKAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMALUD&lt;br /&gt;
|Hem de benim gibi iktidarsızların mahcubiyetlerini izale ile meydan-ı hamiyete çıkmağa cesâret vermek için nümûne-i imtisal olmağa olan arzu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MATEMHANE&lt;br /&gt;
|Bütün memleket bir matemhane-yi umumî şeklini almış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MAYA/MAYE&lt;br /&gt;
|Kasem ederim, doğrudur sözü özüyle beraber/Bu hakikati kabul ve tasdik etmeyen bed-mâyeler&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDHAH&lt;br /&gt;
|Yâ Rab! Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem./Bî-ihtiyarem, el-aman gûyem, afv cûyem, meded hâhem zidergâhet İlahî!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDKAR&lt;br /&gt;
|Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDEDRES/MEDEDRESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPEREST&lt;br /&gt;
|Ve bu asırda, yüzbin cihette &amp;quot;Yaşasın Cehennem&amp;quot; dedirten mimsiz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhaldir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEDENİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞER&lt;br /&gt;
|Şu şecere i tûbâ, meğer, O Kur&#039;ân imiş; dalları her tarafa uzanmış. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEĞERKİ&lt;br /&gt;
|Meğer ki bir nev&#039;i icmâın tasdikine mazhar ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEH&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEHTAP&lt;br /&gt;
|Tâ ki, nur u îmân ile ve Kur&#039;ânın mehtâbıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâp etsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEKİK&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin mahsulâtlarını hayvan ve insanlara getirdiği aynı kanunla, aynı zamanda güneşi bir mekik, bir çıkrık yaparak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MELABEGAH&lt;br /&gt;
|Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel&#039;abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEKŞE&lt;br /&gt;
|İşte bu, ona sûreten benzeyen bu iki tohumcuk ise, gün âşıkı nâmındaki çiçek ile, hercâî menekşe gibi çiçekleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENEND/MENENT&lt;br /&gt;
|Said’in ihata-i ilmiyesi kadar hamaset ve fedakârlıkta da bîmenend olduğunu teyid eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENFAATPEREST&lt;br /&gt;
|Hem o şakird, menfaatperest hodendiştir ki; gaye-i himmeti, nefs ve batnın ve fercin hevesatını tatmin ve menfaat-ı şahsiyesini, bazı menfaat-ı kavmiye içinde arayan dessas bir hodgâmdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLGAH&lt;br /&gt;
|Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLHANE&lt;br /&gt;
|Lâkin her senede şu menzilhanelerdeki zerrat, iki muhaceret-i umumî yaptığından, ene dahi libasını değiştirir, yırtılmış Said’i atar, yeni Said’i giyer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MENZİLNİŞİN&lt;br /&gt;
|Zira mazi kıt&#039;asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin muzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra&#039;nın galebe-i mutlak ve istila-i tammına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERAKAVER&lt;br /&gt;
|İşte bak, ne kadar merak-âver, ne kadar cazibedar, ne kadar lüzumlu, ne kadar dehşetli hakaiki gösterir ve mesaili ispat eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERCİMEK&lt;br /&gt;
| Evet, kalbin mercimek kadar bir sandukçası olan kuvve i hâfıza, bir kütübhâne hükmünde binler kitap kadar yazı, içinde yazılması gösteriyor ki; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDAN&lt;br /&gt;
|Sensin ol dellâl ı Kur&#039;ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDİVEN&lt;br /&gt;
|Eğer istersen Kur&#039;ân’ın semâvâtına ve âyâtının nücûmlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Söz’leri, yirmi basamaklı bir merdiven yaparak çık.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUM&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERDUMGİRİZ&lt;br /&gt;
|Hem yirmi beş sene münzevî olmasından, binden ancak tam sâdık bir adam ile görüşebilen bir merdüm giriz, mütevahhiş;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERHAMETKAR&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MERT&lt;br /&gt;
|Mert, vicdânlı bir mü&#039;min, küçük ve cüz&#039;î bir hatâ veya menfaatle yüzer zararı ehl i îmâna vermez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESERRETBAHŞ&lt;br /&gt;
|...her vasıta ile aldığım meserretbahş selâm ve iltifatat-ı fâzılanelerinin…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MESİREGAH&lt;br /&gt;
|...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEST&lt;br /&gt;
|Muhabbet i İlâhiye’nin tecellîsinde ve o şarab ı muhabbetten herkes istîdâdına göre mesttir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MES&#039;UDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes&#039;udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞE&lt;br /&gt;
|O başı sivri meşelik de şu gevendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞEGAH&lt;br /&gt;
|Nasılَ şuَ zamandaَ manevraَ meydanındaَ harbَ usûlünde,َ &amp;quot;Silâhَ al,َ süngüَ tak&amp;quot;َ emriyleَ kocaَ birَ orduَ baştanَ başaَ dikenliَ birَ meşegâhaَ benzediğiَ gibi;َ... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞHERGAH&lt;br /&gt;
|Hem, san&#039;atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEŞRUTİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira, İslâmiyetin meşrutiyet-perver ve hamiyetli fedaileri, cevher-i hayat makamında bildikleri nimet-i meşrutiyeti şeriata tatbik edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVLEVİVARİ&lt;br /&gt;
|...küçücük kütleleri, seyyar yıldızlar gibi, mevlevîvari iki hareket-i muntazama ile hareket ediyorlar görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVSİM-BE-MEVSİM&lt;br /&gt;
|...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEVTALUD&lt;br /&gt;
|“Bugün senin gark olan cesedine necat vereceğim.” unvanıyla umum firavunların tenasüh fikrine binaen cenazelerini mumyalamakla maziden alıp müstakbeldeki ensal-i âtiyenin temaşagâhına göndermek olan mevt-âlûd, ibret-nüma bir düstur-u hayatiyelerini ifade etmekle beraber,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEY&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYAN/MİYAN&lt;br /&gt;
|Allah bu gibi kardeşlerimizin adedini çok arttırsın ve cümlesini, bu meyânda bu fakir i pür-taksîri de muvaffakun bilhayr buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYDAN&lt;br /&gt;
|Bir mektup’ta; meydân ı haşir, küre i arzın medâr ı senevîsinde olduğunu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVE&lt;br /&gt;
|...binler meyveler, tek bir meyve gibi kolay olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEYVEDAR&lt;br /&gt;
|Alem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MEZARİSTAN&lt;br /&gt;
|Evet, nazar-ı gaflet ve dalalette, vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MIH&lt;br /&gt;
|Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMAN&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİHMANDAR&lt;br /&gt;
|Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİKYASVARİ&lt;br /&gt;
|Ve hakeza.. noksan sıfatlarıyla Hâlıkının evsaf-ı kemaline mikyasvâri âyine olmak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİL&lt;br /&gt;
|Evet, dünyaya zaman girdiği için, gece ve gündüz, o saat ı kübrânın sâniyelerini sayan iki başlı bir mil hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİLLİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Diğeri hamiyetli, milliyet-perverdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNA&lt;br /&gt;
|...o sadâ yı şirin, bu kubbe i mînâda ilelebed tanîn endâz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİNNETDAR&lt;br /&gt;
|Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİR&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRACVARİ&lt;br /&gt;
|Ve miracvâri olan o yüksek münacata mazhar olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRALAY&lt;br /&gt;
|Başta miralay Mehmed Yümnü olarak mühim askerî paşaları, &amp;quot;Risale-i Nur iman kurtarıcıdır&amp;quot; diye takdirkârane tam teslimiyetle okuyup istifade ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRİ&lt;br /&gt;
|Yok mîrî malı değil, belki vakıf malıdır, sâhipsizdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZA&lt;br /&gt;
|Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİRZAZADE&lt;br /&gt;
|Mirzazade Said Nursî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRHANE&lt;br /&gt;
|Hem şimdi yatmış nebatat hayvanat gibi gizlenmiş Güneşler hüşyar yıldızlar birer nefer misillü emrine müsahhar ve bu misafirhane-yi âlemde birer lâmbası ve hizmetkârı olan Zât Zülcelalin kibriyasını düşünüp Allahü Ekber deyip rükûa varmak…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİSAFİRPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MİYAN&lt;br /&gt;
|bkz. MEYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAMMAALUD&lt;br /&gt;
|Böyle acib ve muamma-âlûd şu kâinatın perde-i zahiriyesi altında elbette ve elbette böyle acayip bizi bekliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUAVENETKAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MU&#039;CİZEKAR&lt;br /&gt;
|Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZEVARİ&lt;br /&gt;
|Bu fıkra ile dağlardan nebean eden Nil-i Mübarek Dicle ve Fırat gibi ırmakları hatırlatmakla taşların evamir-i tekviniyeye karşı ne kadar hârikanüma ve mucizevâri bir surette mazhar ve müsahhar olduğunu ifham eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUCİZNÜMA&lt;br /&gt;
|Ve bu dellâllara kulak ver ki mu’ciz-nüma bir padişahın antika sanatlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETDAR&lt;br /&gt;
|Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHABBETNAME&lt;br /&gt;
|Hakk&#039;ın rızası için gece ve gündüz dua eden, hakikî saidden bir muhabbetname aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAFAZAKAR&lt;br /&gt;
|Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHAL ENDER MUHAL&lt;br /&gt;
|Evet inkılab-ı hakaik ittifaken muhaldir ve inkılab-ı hakaik içinde muhal-ender-muhal, bir zıd kendi zıddına inkılabıdır&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHALEFETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUHİBBAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUKAVEMETSUZ&lt;br /&gt;
|O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUM&lt;br /&gt;
|Evet, güneş varken mumların ışığı altına girmeye ihtiyaç yok. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMDAR&lt;br /&gt;
|Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUMYA&lt;br /&gt;
|...cenazelerini mumya edip dağ misillû mezarlarda muhâfaza eden Mısır firavunlarının an&#039;anesinde hüküm fermâ bir düstur u acîbi ifâde eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUR&lt;br /&gt;
|Bu Hulusi ber-mur iken, Allah verdi şükr-ü nimet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURDAR&lt;br /&gt;
|Hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MURG&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSADDAKGERDE&lt;br /&gt;
|Hususan öyle akvam bedevîde – ki hiçbir kanun tabiiyyeye tevfik olmadığından – harikulâde olduğu musaddakgerde erbab-ı basirettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSALAHAKAR&lt;br /&gt;
|...mes&#039;elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUSİBETZEDE&lt;br /&gt;
|Acaba hem ruhunda hem vicdanında hem aklında hem kalbinde dehşetli musibetlerle musibetzede olmuş ve azaba düşmüş bir adamın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUTAF (Aslı MUYTAB)&lt;br /&gt;
|Yeni Sözler&#039;le alâkadarlık edenlere, evvelki üç Hafız ile mutaf Hafız Mahmud Efendiye selâm, hem dua ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MUVAFFAKİYETKAR&lt;br /&gt;
|Sizlerin Pakistan ve Irak&#039;la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞACU&lt;br /&gt;
|Hem de lafız-perdazane ve mübalağa-cûyane ve ifrat-perveranelerin tezyin ve tasarruflarından bin derece müstağnidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBALAĞAKAR&lt;br /&gt;
|Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi&#039;nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜBAREZEKAR&lt;br /&gt;
|Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜDAFAANAME&lt;br /&gt;
|Ve yedi makamata gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname Risaleleri... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜHÜR&lt;br /&gt;
|Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektup; o mühür, o mektûbun sâhibini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDE&lt;br /&gt;
|Demek o müjde bu müjde i Kur&#039;âniyenin bir müjdecisi imiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEKAR&lt;br /&gt;
|Araç&#039;lı Abdullah&#039;ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜJDEPEYMA/MÜJDEPEYMAN&lt;br /&gt;
|Müjde-peyma-yı kulûb-u ehl-i hak,... (Bir nüshada: Müjde-i peyman-ı kulûb-u ehl-i hak,...)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜMAŞATKAR&lt;br /&gt;
|Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜNASEBETDAR&lt;br /&gt;
|...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRDE&lt;br /&gt;
|Mürdeyi ihyâ, körü bînâ eder,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRŞİDAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜRÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAADEKAR&lt;br /&gt;
|Haccı men&#039;eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSAMAHAKAR&lt;br /&gt;
|...anarşiliği yetiştiren cem&#039;iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜSLÜMAN&lt;br /&gt;
|Çünkü, bir İsevî, Müslüman olsa, İsâ Aleyhisselâm’ı daha ziyâde sever. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞFİKKAR&lt;br /&gt;
|...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLKÜŞA&lt;br /&gt;
|Şu kâinatın tılsım-ı muğlakını açan اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَ بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ ruh-u beşer için saadet kapısını fetheden ne kadar kıymettar iki tılsım-ı müşkül-küşa olduğunu... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞKİLPESEND&lt;br /&gt;
|Şu hâdise nasıl ki sekizinci misali teyid ve kat’î ispat eder; öyle de şu hâdisede, meşhur allâmelerden ve tashihte çok müşkül-pesend, hattâ çok sahihlere mevzu deyip kabul etmeyen İbn-i Cevzî gibi bir muhakkik der ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜŞTAHAN&lt;br /&gt;
|Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem&#039;ası ile Üçüncü Lem&#039;ası’nı, hazine i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTALAAGAH&lt;br /&gt;
|Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜTEŞEKKİRKAR&lt;br /&gt;
|...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|MÜZAHANE&lt;br /&gt;
|Bir kısım san&#039;at-ı İlahiyenin bir nevi küçük müzehanesi şekline getirdiğim hücremin duvarına, o levha-yı mübarekeyi dahi ta&#039;lik ettim&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NABEMAHAL&lt;br /&gt;
|Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâbemahallinden&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇAR&lt;br /&gt;
|Kıl keremler bendene kim, çâr u nâçâr söyledim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAÇİZ&lt;br /&gt;
|Ve nâ çîz manevî hediyelerimi Dergâh ı İlâhiye’ye takdim eylerken, garîk ı rahmetler ihsân buyurmasını niyâzlarda bulunurum,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADAN&lt;br /&gt;
|...bazı mülhidlerin veya fikirsiz veya hıfızsız veya nâdânların karıştırdıkları mevzu ehadîsi tefrik ettiler, gösterdiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NADİDE&lt;br /&gt;
|...içimi tertemiz tutmaya çabalayarak gözlerini bulmaya cesaret ettiğim o an, o gün, hâtıralarımın en büyük ve en nâdide yadigârı olacak. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAEHİL&lt;br /&gt;
|Belki ehl-i hakikat, hakikatten gelen ulüvv-ü cenab ve ulüvv-ü himmet ve tarîk-ı hakta memduh olan müsabakayı tam muhafaza edemediklerinden ve nâ-ehillerin girmesi yüzünden bir derece sû-i istimal ettiklerinden; rekabetkârane ihtilafa düşüp hem kendine hem cemaat-i İslâmiyeye ehemmiyetli zarar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAGAH&lt;br /&gt;
|Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHAH&lt;br /&gt;
|...enzar-ı dikkati hâh-nâhâh üzerlerine celbeden hâlis nurdan vücuda gelmiş birinci kadirden pek nurlu...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAHOŞ&lt;br /&gt;
|En hastalıklı, az bir sözden müteezzi olan bir kulağa nâhoş gelmiyor, hoş geliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKABİL&lt;br /&gt;
|Namaza dair fazilet ve mükâfat menba&#039;ı olan Dördüncü ve Dokuzuncu ve Yirmibirinci Sözler ruhumun karanlık köşelerini nâkabil-i tarif bir surette tenvir etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAKŞİBEND&lt;br /&gt;
|Ebu Hanife, Şafiî, Bayezid-i Bistamî, Şah-ı Geylanî, Şah-ı Nakşibend, İmam-ı Gazalî, İmam-ı Rabbanî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAN&lt;br /&gt;
|Felsefe mezbelelerinde nâlân, sürünen edepsizler elbette hakîki edebi ve edebiyâtı sizin eserlerinizde bulacaklarına asla şübhe yoktur ki, böyle olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALAYIK&lt;br /&gt;
|Tâ dest-i kudret, zahir akla göre hasis ve nâ-lâyık emirlerle bizzât mübaşereti görünmesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NALE&lt;br /&gt;
|Vasfeyleyemez aşkımı, şiirimdeki nâlem…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAM&lt;br /&gt;
|Allah nâmına ver‥ Allah nâmına al‥ Allah nâmına başla‥ Allah nâmına işle‥ vesselâm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMA&#039;DUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHDUD&lt;br /&gt;
|Kitab-ı âlemin yaprakları, enva&#039;-ı nâma&#039;dud/Huruf ile kelimatı dahi, efrad-ı nâmahdud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAHREM&lt;br /&gt;
|Mesela, gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men’edip, gözünü ibrete ve kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeye sarf etmek gibi sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZ&lt;br /&gt;
|Meselâ, sen namaz kıldın veya abdest aldın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMAZGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMDAR&lt;br /&gt;
|Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAME&lt;br /&gt;
|Perviz denilen Fars Pâdişahı, nâme i Nebeviyeyi yırtmış.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMERD&lt;br /&gt;
|Ehl-i hakkın ihtilafı nâmerdliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMESBUK&lt;br /&gt;
|...ikinci yüzüyle de şuunat-ı İlahiyeye âyinedarlık ettiğini emsali nâmesbuk bir talâkat-ı lisan ile ifade ediyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMEŞRU&lt;br /&gt;
|Benim gibi hayat-ı dünyeviyeye az ehemmiyet veren ve unsuriyet fikrini frengî illeti gibi bir maraz telakki eden ve gençleri nâmeşru keyif ve hevesattan men’e çalışan ve başka memlekette dünyaya gelen bir adama “O Kürt’tür, arkasına düşmeyiniz.” diyebilirdiniz ve demeye bir hak kazanabilirdiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSKAR&lt;br /&gt;
|Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak&#039;anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSPERVER&lt;br /&gt;
|...me’yus ve müteessir (olarak) vahşetzâr fakat munis, fakat vefakâr ve nâmusperver olan dağlarına döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUSŞİKEN&lt;br /&gt;
|...fikr-i ihtilal ve meyl-i tahrip ve aldatıcı cerbezenin neticesi olan hicv-i âsiyane, müfteriyane, namus-şikenane ile kendi firavuniyetini ve zımnen medih ve gururiyetini ve bilmediği halde İslâm’a düşmanlığını göstermekle beraber...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMUVAFIK&lt;br /&gt;
|Hem madem zahir olan âlem-i şehadet, camid ve teşekkül-ü ervaha nâmuvafık olduğu halde bu kadar zîruhlarla tezyin edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜSTEHAK&lt;br /&gt;
|Her defa olduğu gibi bu kerre de nâmüstehak olduğum halde hakk-ı fakiranemde lütf u ibzal buyurulan iltifatat-ı bînihaye bu fakiri mestediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMÜTENAHİ&lt;br /&gt;
|O kudret hem basittir, hem nâmütenahîdir, hem zâtîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAMZED/NAMZET&lt;br /&gt;
|Ve şu i&#039;câzın bir nev&#039;ini şu zamanda izhârına, haddimin fevkınde olarak, benim gibi bir adam namzet olacak ve namzet olduğumu anladım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAN&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NANKÖR&lt;br /&gt;
|İşte ey nankörlük içinde kendini başıboş zanneden bedbaht gâfil!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAPAK&lt;br /&gt;
|Fakat, sair şeylerdeki umûr-u hasiseye ve kudretin izzetine uygun gelmeyen nâpâk keyfiyat-ı zahiriyeye menşe&#039; olmak için esbab-ı zahiriyeyi perde etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAR&lt;br /&gt;
|Şimdi kırk para ile alacağımız bir kavunu, bir narı, kırk bin lira ile de yiyemezdik.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASEZA&lt;br /&gt;
|...hatta kendisi hakkında bir nâseza söz tebliğ edene; &amp;quot;Hâşâ! bu yalandır. Bu sözü söyledi dediğin zat, böyle söylemez.&amp;quot; buyururlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NASİHATNAME&lt;br /&gt;
|İktisad hakkındaki risale hem insanî, hem içtimaî, hem dinî, hem dünyevî çok güzel ahlâkî, çok hoş imanî, çok değerli nuranî bir nasihatnamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATAMAM&lt;br /&gt;
|Ebna-yı cinsime de burada birkaç söz söylemezsem bence bahis nâtamam kalır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NATÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAVAKIF&lt;br /&gt;
|Maalesef memleketimizde Türkçe bilen yoktur, bunun için Üstadın hizmetlerine nâvâkıftırlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARENDAZ&lt;br /&gt;
|Tesadüf ve dalalet, o yolda nazar-endaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARGAH&lt;br /&gt;
|...öyle bir surette o mu&#039;cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZARVARİ&lt;br /&gt;
|Nazarvâri kelamı sebep oldu ki ona isnad-ı ilhad oldu&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZDAR&lt;br /&gt;
|Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni&#039;met suretinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZENİN&lt;br /&gt;
|...nâzdâr çiçeklerin dostları olan nâzenîn hayvancıkları vazife i hayattan terhis etmekle beraber,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZIMŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NAZİK&lt;br /&gt;
|...hem şiddet i harârete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEDAMETKAR&lt;br /&gt;
|Me&#039;yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPEREST&lt;br /&gt;
|Demek nefisperest, tabiatperest gayet ahmak, gayet zalimdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFİSPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRETKAR&lt;br /&gt;
|...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEFRİN&lt;br /&gt;
|Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünûn u tabîiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrîn ve teessüfler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEŞTER&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEV&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVAZ&lt;br /&gt;
|Havadaki demdeme, kuşlardaki civcive, yağmurdaki zemzeme, denizdeki gamgama, ra&#039;dlardaki rakraka, taşlardaki tıktıka‥ birer mânidâr nevâz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVBAHAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, kâinâta, nevbaharın feyzini veren bir âb ı hayat ve ayn ı rahmet ve mahz ı hakikat ve bir gülzar ı gülistandır‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMALUD&lt;br /&gt;
|İşte bu nevm-âlûd nazar-ı gaflet ve fikr-i felsefe, elbette hakaik-i nübüvvete mihenk olamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVMİT&lt;br /&gt;
|Bu sebepten ye&#039;s ve nevmîdîye dûçâr olurdum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRESİDE&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ın mertebe-i irşadında öyle bir genişlik var ki bir tek dersinde, Hazret-i Cibril (as) bir tıfl-ı nevresîde ile omuz omuza o dersi dinler, hisselerini alırlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVRUZ&lt;br /&gt;
|Öyle de, risaleler umumiyetle Kur&#039;ân ömrünün asırlar, senelerinden on dördüncü asır nevrûz u sultanî misillû bir baharı taşıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVŞE&lt;br /&gt;
|Bkz. NUŞE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEVZAT&lt;br /&gt;
|Nevzâd ı mübârekin dünyaya gelmesini sizin için bir fâl i hayır olarak tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEY&lt;br /&gt;
|İşte o neyler semâvî, ulvî bir mûsikîden geliyor gibi sâfî ve müessirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZAFETPERVER&lt;br /&gt;
|...hem gayet nezafetperver, her vakit abdest alır gibi yüzünü, gözünü kanatlarını temizleyen bu taifenin, elbette mühim bir vazifesi vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NEZD&lt;br /&gt;
|Bu kadar azîm ihsânınız, beni sevgili Üstadımızın nezdinde talebelerin en sonuncusu olmak şerefini kazandırdığını tahattur ettirdikçe,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİGAH/NİGEH&lt;br /&gt;
|Döner ulûm u kâinât, maârif i İlâhî. Eğer mânâ yı ismiyle, tabiat noktasında, “zâtında nasıl olmuş” eğer etsen nigâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAN&lt;br /&gt;
|Demâ gaflet hicap oldu/Ve Nur u Hak nihân gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİHAYETPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİK&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİKBİN&lt;br /&gt;
|Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-BEDEVİ&#039;&lt;br /&gt;
|Elbette ekser etbaı, köylü ve nim-bedevî ve amelelikle meşgul olan Şafiî mezhebine göre “Kadına temas ile abdest bozulur, az bir necaset zarar verir.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİMETDİDE&lt;br /&gt;
|Öyle de hadsiz nimetlerle süslendirmiş ki sema ve zemin bütün nimetlerin ve nimet-dîdelerin lisanlarıyla o Fâtır-ı Rahman’ına nihayetsiz hamd ü sitayiş ederler..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nİ&#039;METPERVER&lt;br /&gt;
|Evet şu dünyayı antika san&#039;atlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve san&#039;atperverane ve nimetperverane şu derece san&#039;atının acibeleriyle,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-MADDİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-MANEVİ&lt;br /&gt;
|Evet emr ve iradenin bu gayet hafî ve vücud-u maddîleri gayet gizli ve havayı âdeta nim-manevî, nim-maddî nev&#039;indeki mevcudatta emr-i tekvinî ayn-ı kudret gibi âsârı görünüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-MANZUM&lt;br /&gt;
|Geçen hakikatı tenvir edecek bir seyahat-ı hayaliye suretinde nim-manzum olarak &amp;quot;Lemaat&amp;quot;ta yazdığım bir vakıa-i misaliyenin mealini şurada zikretmeğe münasebet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-MEDENİ&lt;br /&gt;
|Ekseriyet itibarıyla hayat-ı içtimaiyeye giren, nim-medeni şeklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefîye göre “Mess-i nisvan abdesti bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva var.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-NURANİ&lt;br /&gt;
|Madem Güneş gibi âciz ve müsahhar mahluklar ve ruhanî gibi madde ile mukayyed nim-nurani masnu&#039;lar, nuraniyet sırrıyla bir yerde iken pekçok yerlerde bulunabilirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-RESMİ&lt;br /&gt;
|...böyle nim-resmî ve umumî bir Medrese-i Nuriye açılsa o derece kalabalık ve tehacüm olacak ki, kabil olmayacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİM-ŞEFFAF&lt;br /&gt;
|Dedi “Orada yılanlar böyle nim-şeffaf olur.” İşte böyle bir mecaz, hakikat zannedilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞAN&lt;br /&gt;
|Sabri ise; fıtraten bende mevcut hâs bir nişan var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİŞANE&lt;br /&gt;
|...mânen milyonlar mü&#039;min muvahhidînin zümresine nişane i berâetini bahş…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİYAZ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NİZAMNAME&lt;br /&gt;
|Ve matbuat nizamnamesini, vicdanınızdaki hiss-i diyanet ve niyet-i hâlisa tanzim etmeli. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NOHUT&lt;br /&gt;
|Meselâ, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUMUNE&lt;br /&gt;
|bkz. NÜMUNE&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUREFŞAN&lt;br /&gt;
|İkinci hüzün, firaku’l-ahbaptan gelir, yani ahbap var, firakında müştakane bir hüzün verir. İşte şu hüzün, hidayet-eda, nur-efşan Kur’an’ın verdiği hüzündür. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİN&lt;br /&gt;
|Name-i nurîn-i hikmet, bak ne takrir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NURİSTAN&lt;br /&gt;
|...ağır yüklerini bırakan ve serbest kalan ve dünyadan göçüp giden ruhların nurani bir nuristanı ve bir bostanı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUŞE/NEVŞE&lt;br /&gt;
| Yalnız ağızda, o da kaç sâniyede bî hûşe verir nûşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NUTUKHAN&lt;br /&gt;
|Gecede sükûta dalan ve sükûnete giren bütün küçük hayvanların kasidehân enisleri, gecenin sükûnetinde ve mevcudatın sükûtunda onların tatlı sözlü nutuk-hânlarıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜBÜVVETKAR&lt;br /&gt;
|Zülkarneyn olan İskender-i Kebir&#039;in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜCUMPEREST&lt;br /&gt;
|...esbabperest, sanemperest, tabiatperest, nücumperest gibi çok enva&#039;-ı şirk taifelerine meydan açmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYAN&lt;br /&gt;
|Bir nur ki bütün zerrede o nümâyân,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMAYİŞ&lt;br /&gt;
|Fakat, gösteriş ve tasannû ve avâm perestâne nümâyiş etmemek gerektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUDAR&lt;br /&gt;
|Medarında nümudarız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNE/NUMUNE&lt;br /&gt;
|İşte bir nümûne olarak Tevrat, İncil, Zebûr’un Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a ait âyetlerinin birkaç nümûnesini göstereceğiz:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUNEGAH&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜMUZEC&lt;br /&gt;
|bkz. ENMUZEC&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|NÜZHETGAH&lt;br /&gt;
|Buَ misafirhanelerdekiَ muvakkatَ nüzhetgâhlarَ kadarَ ağırَ gelmez.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORDUGAH&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Formalarınızıَ takıp,َ nişanlarınızıَ asınız&amp;quot;َ emrineَ karşıَ ordugâh,َ seraserَ rengârenkَ çiçekَ açmışَ müzeyyenَ birَ bahçeyiَ temsilَ ettiğiَ misillü;َ…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ORUÇ&lt;br /&gt;
|Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|OST&lt;br /&gt;
|“Heme Ez Ost”tur; “Heme Ost” değil. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PA/PAY&lt;br /&gt;
|Kemâl i ihtiramla hâk i pây-i zât-ı àlîlerinize yüzümü ve gözümü sürerek öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PABUÇ&lt;br /&gt;
| Beş senedir elbise, çamaşır, pabuç, çorap için dört buçuk lira ile idare ettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PADİŞAH&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim ağamız onu biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHA&lt;br /&gt;
|bkz. BAHA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAHALI&lt;br /&gt;
|Yoksa her şey o kadar pahalı, o kadar müşkülâtlı olacak ki; dünya verilse birisi elde edilemez…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAK&lt;br /&gt;
|...abd, kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekâisten pâk ve müberrâ; ve ehl i dalâletin efkâr ı bâtılasından münezzeh ve muallâ;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAMUK&lt;br /&gt;
|Hârika-pîşe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvî sâir kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PANZEHİR&lt;br /&gt;
|İstîdat, terbiyeler, tekessürü hak olur, hak da tekessür eder. Bir madde i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARA&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARÇA&lt;br /&gt;
|Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PARE&lt;br /&gt;
|Pârelenince kafes,/Tâ kesilince bu ses;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAŞA&lt;br /&gt;
|Paşa, Paşa! İslâmiyette, îmândan sonra en yüksek hakikat namazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PATLICAN&lt;br /&gt;
|Denizin balıklarıyla karanın patlıcanları şâhittir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAY&lt;br /&gt;
|bkz. PA&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYAN&lt;br /&gt;
|Onun için, selâm ve muhabbetlerinize mukabil selâm ve meveddetlerimiz bîpâyan olduğu gibi, bu râbıta ve iştiyak ile de sizleri kucaklar ve İslâmi hasret ve saffetle gözlerinizden öperim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYE&lt;br /&gt;
|Hem kalbime geldi ki: Hazret i Şeyh bana bir pâye vermedi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİDAR/PAYDAR&lt;br /&gt;
|Müslümanların, Kur&#039;ân’a hürmetlerinin sebebi; bu kitap pâyidâr oldukça, başka bir dinî rehbere arz ı ihtiyaç etmeyeceklerini anlamalarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYİTAHT&lt;br /&gt;
|Hindistan’ın pâyitahtına bin iki yüz yirmi dörtte girmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAYMAL/PAY-İ MAL&lt;br /&gt;
|Ecdadımızın tarihlere şan salıp nam veren ahlâk ve şerefini pâyimal eden sefahet ve rezaletin ve ahlâk-ı seyyienin cemiyet hayatını zehirlediği&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZAR/BAZAR&lt;br /&gt;
|Risale i Nur, mücevherât ı Kur&#039;âniye hakikatlerinin sergisidir, pazarıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PAZI/PAZU&lt;br /&gt;
|Bkz. BAZU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEÇE&lt;br /&gt;
|Aynı kanun ile, zemin yüzünü her bahar mevsiminde tecdit eder, taze bir peçe, üstüne çeker.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEDER&lt;br /&gt;
|Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEHLİVAN&lt;br /&gt;
|Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEMBE/PENBE&lt;br /&gt;
|Rengi, pembe beyazdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENCERE&lt;br /&gt;
|Şu pencere, insan penceresidir ve enfüsîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PENÇE&lt;br /&gt;
|Alem dahi büyük bir insandır, o da ölümün pençesinden kurtulamaz, o da ölecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERAKENDE&lt;br /&gt;
|...Nur Risalelerine perakende, ehemmiyetsiz parçalar nâmı verilmesi zâhir bir yanlıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERÇİN&lt;br /&gt;
|Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale i Nura ve Üstadlarına olan sadâkat ve sebat ve faâliyetleri ziyâdeleşir, perçinleşir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDE&lt;br /&gt;
|Evet, kasıt ve şuûr ve irâdeyi gösteren bir perde i hikmet, umum kâinâtı kaplamış ve o perde i hikmet üstünde lütûf ve tezyîn ve tahsin ve ihsânı gösteren bir perde i inâyet serilmiştir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEBİRUN&lt;br /&gt;
|Bu bîçarelerin ye&#039;sini ve elemini artıran ve sefih bir kısım zenginlerin mel&#039;abe-i hevesatı ve zalim bir kısım kavîlerin vesile-i şöhret ve şekaveti olan firenk-meşrebane ve perde-birunane ve firavunane medeniyetperverlik namı altında yaptığınız harekâtta mıdır? &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERDEDAR&lt;br /&gt;
|İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞ&lt;br /&gt;
|Diğeri, hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERESTİŞKAR&lt;br /&gt;
|...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERGAR/PERGEL&lt;br /&gt;
|...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERHİZ&lt;br /&gt;
|Ramazan ı Şerîfte oruç vâsıtasıyla bir nev&#039;i perhize alışır, riyâzete çalışır, ve emir dinlemeyi öğrenir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİ&lt;br /&gt;
|...Allah’ın vahdaniyet akidesini tesis; cinlere, perilere, taşlara ibadeti ilga; çocukları diri diri gömmek gibi vahşi âdetleri izale;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERİŞAN&lt;br /&gt;
|Evet şu perişan dünyada, âvâre nev&#039;-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta; sahibsiz, hâmîsiz bir surette; âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERŞEMBE&lt;br /&gt;
|Bu sene Mısır radyosu perşembe gecesi Mîraç’tan çok bahsetmesinden hem perşembe ve hem de cuma gecesi Mîraç yaptım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEV&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVEFŞAN&lt;br /&gt;
|Beşaret veriyor ki: Asl-ı insaniyet-i kübra olan İslâmiyet, sema-i müstakbelde ve Asya‘nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi pertev-efşan olacaktır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERTEVNİSAR&lt;br /&gt;
|Tâ Hânedân-ı Osmanî ol burc-u hilafette pertevnisâr-ı adâlet olabilsin. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVA&lt;br /&gt;
|...pek büyük meselelerde, pek büyük bir dâvâda, büyük bir serbestiyetle, bilâ pervâ, bilâ tereddüd, bilâ hicâb, telâşsız, samîmî bir safvetle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVANE&lt;br /&gt;
|Hâlbuki şu Zât, öyle bir Sultan’ın ahbârını söylüyor ki; memleketinde Kamer bir sinek gibi bir pervâne etrafında döner.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVAZ&lt;br /&gt;
|O Arz olan o pervâne ise, bir lamba etrafında pervâz eder ve o Güneş olan lamba ise, O Sultan’ın binler menzillerinden bir misâfirhânesinde binler misbâhlar içinde bir lambasıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PERVERDE&lt;br /&gt;
|Ey bizi nimetleriyle perverde eden sultanımız! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PES&lt;br /&gt;
|Ol nura varıp baş eğerek hep dediler pes!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PESPAYE&lt;br /&gt;
|...hangi zavallı teveccüh ve iltifatlar ve hangi pespâye gaye ve ihtiraslar tatmin, teskin ve tesellî edebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEST&lt;br /&gt;
|Felsefe şâkirtlerinin buna nispeten ne derece pest ve aşağı olduğunu kıyâs edebilirsin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞ&lt;br /&gt;
|Yıllarca, asırlarca peşinden gidecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞİN&lt;br /&gt;
|Bu gibi ücretleri peşin aldıktan sonra, devam ile hizmete mülâzım olmak lâzımdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEŞKEŞ&lt;br /&gt;
|Havas ve rüesaya o şey peşkeş edilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDA&lt;br /&gt;
|İnsanın cihâzât cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki; akıl ve fikir sebebiyle insanın hâsseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peydâ etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYDERPEY&lt;br /&gt;
|Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet i Sâni&#039;dir…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYAM/PEYGAM&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBER&lt;br /&gt;
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’a bildirilen umûr u gaybiyenin bir kısmı tafsîl iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYGAMBERAN&lt;br /&gt;
|Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYK&lt;br /&gt;
|Arz değil, Afitab dahi peykidir onun&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYMAN&lt;br /&gt;
|Cihetül vahdet-i ittihadımız, Tevhiddir. Peyman ve yeminimiz, imandır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PEYNİR&lt;br /&gt;
|Yine bir vaka-i bereket: Üstadımızın bir okka (yani kilo) peyniri vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNEDUZ&lt;br /&gt;
|Siz de pîneduzluktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİNHAN&lt;br /&gt;
|Olma bize pinhân gibi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİR&lt;br /&gt;
|Niçin? Neden? Ne yaptı bu pîr i fânî? Nedir kabahati bu ihtiyar Müslümanın?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRAN&lt;br /&gt;
|...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİRİNÇ&lt;br /&gt;
|Hattâ o pirinç, on beş gün Ramazandan sonra bitmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİS&lt;br /&gt;
|Niçin bu pis, bu mülevves zerre ile meşgul oldu ve niçin ona ziyâsını verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞ&lt;br /&gt;
|Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,..Bu hakikati pîş i nazara getiremeyen ve âyetleri muvâzene ve doğru muhâkeme edemeyen,.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞDAR&lt;br /&gt;
|Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine onbir kuruşu vermek, olur şeytanî pişe&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PİŞMAN&lt;br /&gt;
|...dünya toplansa, O’nu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLAT&lt;br /&gt;
|...yıkılmaz, aşılmaz, geçilmez bir sûr; burç ve bârûsu muhkem, mahùf ve müdhiş bir kal&#039;a i polat ve bedendir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POLİSHANE&lt;br /&gt;
|...ve Afyon polishanesinde bir gece ve buranın zâbıtasında da açık olarak bir gece kalan&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POST&lt;br /&gt;
|Gelir hayâli karşına, postlarıyla tüyleri. İşte şununla görünür meydândaki âsârı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POSTANE/POSTAHANE&lt;br /&gt;
|Ve nitekim mektubların, mürsillerin bulunduğu yerden değil başka yer postahanesinden verilerek gönderilmekte olduğu..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|POTA&lt;br /&gt;
|Mâden i nühâsımızı pota-i Furkâna düşürdün,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞİDE&lt;br /&gt;
|Pûşide olmasın, Sevr ve Hut’un kıssa-i meşhuresi İslâmiyetin dahîl ve tufeylîsidir. Râvisiyle beraber müslüman olmuştur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUŞT/PÜŞT&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUT&lt;br /&gt;
|Devr i Saâdette, Müslümanlığın ilk kuruluş zamanlarında olsaydı, Hazret i Peygamber, Kâbe’deki putların parçalanması vazifesini ona verirdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTHANE&lt;br /&gt;
|Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur&#039;an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Câmii&#039;ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUTPEREST&lt;br /&gt;
|O zaman putperest olan Lebid; Kur&#039;anın belâgatı karşısında lâl kalmış, bu belâgatı en güzel sözlerle ifade etmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PUYAN&lt;br /&gt;
|Müptedî ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillû, cehl-i mürekkep içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize….&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜR&lt;br /&gt;
|Pür kusur talebeniz Sabri&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRCEMAL&lt;br /&gt;
|O Sultan-ı Ezel&#039;in bu tarz hayvan tuyuru kesretle münteşirdir şu meydan-ı fezada, muhteşem ve pür-cemal.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜREMVAT&lt;br /&gt;
|Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRENVAR&lt;br /&gt;
|...âyet i pür-envârının çok envâr ı esrârından bir nurunu Ramazan ı Şerîfte bir hâlet i rûhâniyede hissettim, hayâl meyâl gördüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHATARKAR&lt;br /&gt;
|Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHEVES&lt;br /&gt;
|İşte ey nefs-i pür-heves!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİDDET&lt;br /&gt;
|Hapishane müdürüne pürhiddet&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRHİKMET&lt;br /&gt;
|Misl-i İdris, pür-hikmettir sözün.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRİŞTİYAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKEMAL&lt;br /&gt;
|Öyle de o Celil-i pür-kemal, o Cemil-i bîmisal, o Vâcibü’l-vücud, o Mûcid-i külli mevcud, o Şems-i sermed, o Sultan-ı ezel ve ebed, sana senden yakındır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRKUSUR&lt;br /&gt;
|...bu abd-i pürkusuru ihya ve âdeta &amp;quot;ba&#039;sü ba&#039;de-l mevt&amp;quot; haline getirdi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMAANİ&lt;br /&gt;
|Nakil ve hikâyatında, ihbar-ı sadıkada esasî noktalardan hazır müşahid gibi bir üslûb-u bedi-i pür-maânî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMEAL&lt;br /&gt;
|Bu kelâm-ı pür-meal; iyi bir dikkate al!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMELAL&lt;br /&gt;
|Yirmi küsur yıldan beri vaktini menfî ve mahbus geçirmekte olduğu hâl-i pürmelâli!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRMERAK&lt;br /&gt;
|Sonra, pür-merak ve pür-iştiyak o misafir,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAR&lt;br /&gt;
|Cürmümüzle külhan gibi pürnârız,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNAZ&lt;br /&gt;
|Ziyadar âleme çıktık, bak şu zemin-i pür-nâzı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNEVAL&lt;br /&gt;
|Bizim Hàlık’ımız ve Musavvir’imiz ve bizi hediye veren Kadîr i Zülcemâl, Hakîm i Bî-misâl, Kerîm i Pür-nevâl her şeye kâdirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNİYAZİ&lt;br /&gt;
|Bir vakitte bu yolda seyrettim de geçtim bî-nâz ve pür-niyazî.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRNUR&lt;br /&gt;
|O Zât-ı Ehad-i Samed ki mahz-ı rahmetiyle hizmetinize beni müsahhar-ı pürnur etmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRRAHM&lt;br /&gt;
|...memleket ve milletin ızdırabatı karşısında pür-rahm ü şefkat ağlayan;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEVDA&lt;br /&gt;
|...nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRSEYYAL&lt;br /&gt;
|Cazibe ve nevamis, vesail-i pür-seyyal&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAN&lt;br /&gt;
|İşte lafzın ihatasında, mananın vüs&#039;atında, hükmün istiabında, ilmin istiğrakında, müvazene-i gayatta câmiiyet-i pürşanı!..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞAŞAA&lt;br /&gt;
|Etse tecelli daim pürşaşaa bîhicab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRŞER&lt;br /&gt;
|Eğer pür-şerr beşer, sû&#039;-i ihtiyarıyla müdahale edip karışmazsa, her halde rızk-ı fıtrî bitmeden evvel, o zîhayatın imdadına o isim yetişiyor, açlıkla ölüme yol vermiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRTAKSİR&lt;br /&gt;
|Bu fakir-i pür-taksir&#039; kardeşinizde, çok mükerrem ve muazzez tanıdığı Üstadının bazı hasletlerinden denizden katre nisbetinde vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜMİD&lt;br /&gt;
|Aynı gün pür-ümid, başka ve dünyevî bir meclise gittim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRÜZ&lt;br /&gt;
|...bu mübârek milletin evlatlarını komünistlik ve her türlü dinsizliğin dehşetli hücumundan kurtarmağa çalışan, temiz ve pürüzsüz hayatının şehâdetiyle, o bu zamanda bu kudsî vazife ile tavzif edilmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRVESVAS&lt;br /&gt;
|Ey haddinden tecavüz etmiş nefs-i pürvesvas! Diyorsun ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRYAN&lt;br /&gt;
|bkz. BİRYAN&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜRZÜNUB&lt;br /&gt;
|...pür-kusurlukta mislim olmadığını nefsime bile bazan kabul ettirdiğim yalnız pür-zünub talebenizi;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|PÜŞTİBAN&lt;br /&gt;
|...kuvvetli püştibâne, futur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RADYUMVARİ&lt;br /&gt;
|Radyumvâri o madde-yi Kuranî ışığıyla sezmiştim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAH/REH&lt;br /&gt;
|...muhakkikîn-i Ehl-i Sünnet, onun o şedîd îtirâzâtına karşı onu tekfir ve tadlîl etmiyorlar, belki bir râh ı necât onun için arıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Uzun emellerden ve geçmiş ve gelecek elemlerden ruh ve kalbi güzel bir temsil ile kurtarıp ‌لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ‌ kelime-i kudsiyesinin şifayâb ve rahmet-bahş hazinesine teslim eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHMETFEŞAN&lt;br /&gt;
|...ve o her cihetle rahmet-feşan tezahür-ü rububiyet hakikatının içinde, tebarüz-ü uluhiyet hakikatı bizzarure bilinmiş olmasıdır…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAHNE&lt;br /&gt;
|...belki bin seneden beri tedârik ve terâküm edilen müfsit âletlerle dehşetli rahnelenen kalb i umumîyi ve efkâr ı âmmeyi…+C1394:T1395&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAKSNÜMA&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAM&lt;br /&gt;
|Şu mahlûkatın da dizginleri kimin elinde ise, O’na râm olmanız lâzımdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RASADHANE&lt;br /&gt;
|Rasadhanelerde bir âletle yağmurun vakt-i nüzulü keşfediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAST&lt;br /&gt;
|O da kaçıp, altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rastgeldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RAZ&lt;br /&gt;
|O sadefin cevheri; îmân, bürhânı Kur&#039;ân. Vicdân insanî bir râz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;FETKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un meşrebinde müştakane şefkattir ve re&#039;fetkârane muhabbettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REH&lt;br /&gt;
|bkz. RAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHA&lt;br /&gt;
|Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHBER&lt;br /&gt;
|Dünya ve Ahiret’te ebedî ve dâimî sürûru isteyen, îmân dâiresindeki terbiye i Muhammediye’yi (Asm.) kendine rehber etmek gerektir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REHNÜMA/RAHNÜMA&lt;br /&gt;
|Öyle de; kelime-i vâhide hükmünde olan Kelâmullah’ın bir kısım âyâtı, sair ihvanının hakikat ve cevherlerine karine ve rehnüma ve komşularının kalblerindeki sırlara delil ve tercüman oluyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REKABETKAR/RAKİBKAR&lt;br /&gt;
|Bu mübarek Isparta&#039;nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli&#039;idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENCİDE&lt;br /&gt;
|Milel i sâireyi rencîde ederek tevhîş ettiler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENÇBER/RENÇPER&lt;br /&gt;
|Fakat bu mes&#039;elede çok masum rençber ve esnaf adamlar bize az bir münasebetiyle tevkif edilerek,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENDE/RENDEÇ&lt;br /&gt;
|Cesedi libâsa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGARENK&lt;br /&gt;
|Küre i arz, rengârenk muhtelif ve küçük küçük cam parçalarından farzolunursa, her biri başka hâsiyetle levnine ve cirmine ve şekline nispetle şemsten bir feyiz alacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENGİN&lt;br /&gt;
|Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RENK/RENG&lt;br /&gt;
|Binâenaleyh, Cenâb ı Hak, şemsin harâretini hayat, ziyâsını şuûr, ziyâdaki renkleri duygu gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden şemsin timsâli seninle konuşacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RE&#039;SKAR&lt;br /&gt;
|...bu münafıkların re&#039;skârlarına hitab ederek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞADETPENAH&lt;br /&gt;
|Reşadet-penah meşrutiyet ve şeyh-i Risale-i Nur sayesindedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REŞK&lt;br /&gt;
|...pîş i reşk gibi hükûmet adamlarının vızvızelerini işitecek midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVA&lt;br /&gt;
|Devr i sâbık’ın Bediüzzaman ve talebelerine revâ gördüğü zulümlerden bir nümûne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVAN&lt;br /&gt;
|Revânım saha i ukbâ-yı ferdâma.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|REVNAKDAR&lt;br /&gt;
|...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RIZADADE&lt;br /&gt;
|Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİAYETKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCAKAR&lt;br /&gt;
|...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİCANAME&lt;br /&gt;
|...Ankara&#039;ya nakil ile orada hayat ve huzurunun muhafazası için sırf insaniyet namına yazılmış olan bu mahrem ricanameyi bizzât okumak nezaketinde bulunur... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETMEAB&lt;br /&gt;
|...arzumun fevkinde pek ziyade ulvî ve nuranî mebâhis ve vekâyi-i risalet-meâbiyeyi beyan ve müjdeyle…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİSALETPENAH/RİSALETPENAHİ&lt;br /&gt;
|...mahza bir lütf u fazl-ı İlahî eseri olarak devam edebildiğim salavat-ı şerife berekâtıyla zuhur eden imdad-ı risalet-penahî ve Cenab-ı Allah’ın nihayetsiz in’am ve ihsan ve inayeti sayesinde…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞ&lt;br /&gt;
|Elem i rîş-i cefâ sîneden erişti öze&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAKAR&lt;br /&gt;
|Eski Said&#039;in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RİYAZETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ROMANVARİ&lt;br /&gt;
|Avrupa&#039;dan tereşşuh etmiş şu hazır edebiyat romanvâri nazarla Kuranda olan letaif ulviyet mezaya-yı haşmeti göremez hem tadamaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RU&lt;br /&gt;
|bkz. RUY&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUBUBİYETPERVER&lt;br /&gt;
|...bu kadar Kerim ve misafirperver ve bu kadar Hakîm ve şefkatperver ve bu kadar Kadîr ve rububiyetperver bir Sâniin,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHEFZA&lt;br /&gt;
|Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. (&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUHSAR&lt;br /&gt;
|Hatt ı ruhsârının her noktası bir âyet i kübrâ.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUNÜMA&lt;br /&gt;
|Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî&#039;nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞEN&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUŞENZAMİR&lt;br /&gt;
|Meşhûr Kuss İbn i Sâide ki, Kavm i Arab’ın en meşhûr ve mühim hatîbi ve muvahhid bir zât ı rûşen-zamîrdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUY/RU&lt;br /&gt;
|Nefis ise, şu vaziyeti gördükçe bütün rû yi zemin, velvele âlûd bir zelzele i firâkta yuvarlanıyor gibi gördü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZ&lt;br /&gt;
|İşte ey Müslüman! Senin rûz i mahşerde böyle bir şefî&#039;in var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RUZNAME&lt;br /&gt;
|câmi&#039; bir âyine ve kâinata güzel bir takvim, bir ruzname olduğu gayet kat&#039;î bir surette tafsil edilmiştir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜSVA/RÜSVAY&lt;br /&gt;
|Müseylime i Kezzâb ile emsâlini âlemde rezîl ve rüsvâ eden, kizbdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|RÜZGAR&lt;br /&gt;
|Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETAVER&lt;br /&gt;
|...şöyle bir müjde, ne kadar kıymetdar olduğu ve i&#039;dam-ı ebedî ile kendilerini mahkûm zanneden fâni cin ve insin kulağında öyle bir müjde, ne kadar saadet-aver olduğu tarif edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETFEŞAN&lt;br /&gt;
|Risale-i Nurun hizmet-i îmaniyesine sed çekmeğe çalışanların mukabilinde Risale-i Nurun nurlu, müessir ve saadet-feşan hizmetini belirtmek için.. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETKAR&lt;br /&gt;
|...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAADETRESAN&lt;br /&gt;
|Hem Kur’an’ı beşer kelâmı farz etmek, lâzım gelir ki âsârıyla, tesiratıyla, netaiciyle âlem-i insaniyetin bilmüşahede en ruhlu ve hayat-feşan, en hakikatli ve saadet-resan, en cem’iyetli ve mu’ciz-beyan, âlî meziyetleriyle yaldızlı bir Furkan’ın gizli hakikati... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRSUZ&lt;br /&gt;
|Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SABIRŞİKEN&lt;br /&gt;
|Madem dünyada böyle tahammül edilmez, sabır-şiken, mukavemetsûz, yandırıcı firkatler var. Elbette mevt, hayata racihtir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAD&lt;br /&gt;
|Ve her biri (sad berk) olarak yani, herbir çiçekte yüz parça yaprak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADAKATKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari&#039;lerim, Kur&#039;anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SADE&lt;br /&gt;
|Bir nur ki odur sâde ve hem lâyetezelzel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFBESTE&lt;br /&gt;
|Nizam-ı hilkat-i âlem denilen şeriat-ı fıtriye-i İlahiye; mevlevî gibi cezbe tutan meczup ve misafir olan küre-i arza, güneşe iktida eden safbeste yıldızların safında durup itaat etmesini farz ve vâcib kılmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDERUN&lt;br /&gt;
|Bu asırdaki ehl i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev&#039;i taraftar çıkmasıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAFDİL&lt;br /&gt;
|Bu nev&#039;i hileleri yapan, perde altında ehl i zındıkadır; fakat, sâfdil hocaları ve bazı sofuları vâsıta yapıyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHRANİŞİN&lt;br /&gt;
|Medar-ı maişetlerinin en mühimmi hurma ağacı olan sahra-nişinlerin nazarında ne kadar münasib, güzel, latîf, ulvî bir üslûb-u ifade olduğunu zevkin varsa anlarsın. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTE&lt;br /&gt;
|...sahte ehliyetle ehil olmadığım bir şeye girişmeğe mecbur oldum…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAHTEKAR&lt;br /&gt;
|Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAİKAVARİ&lt;br /&gt;
|Ey mücrimler! Bir tarafa çekiliniz diye olan tüy ürpertici saıkavâri şiddetli emr-i İlahîye maruz kalacakları gibi;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAL&lt;br /&gt;
|Ne nesil iledir, ne sâl iledir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san&#039;at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san&#039;atkâr ister.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATNÜMA&lt;br /&gt;
|Mücedded bir hulle-i san&#039;at-nüma giydiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANATPERVER&lt;br /&gt;
|Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANCAKTAR&lt;br /&gt;
|...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANDUKÇA&lt;br /&gt;
|Lâekall günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi hakiki istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccadeye at.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANEMPEREST&lt;br /&gt;
|...ayrı ayrı esbaba bir nevi uluhiyet veren ve onları kendilerine birer nokta-i istinad tahayyül eden esbabperestler, sanemperestler gibi başka ilahlara dayanıp sana muaraza mı ederler?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SANKİ&lt;br /&gt;
|Lezâiz çağırdıkça “Sanki yedim” demeli. “Sanki yedim” düstur eden, bir mescidi yemedi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARAY&lt;br /&gt;
|Bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SARHOŞ/SERHOŞ&lt;br /&gt;
|İllâ ki dalaletten sarhoş olmuş ola.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SATRANÇ&lt;br /&gt;
|...zâlimlerin satranç oyunlarına bakmakla vazife i kudsiyelerine fütûr vermemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYE&lt;br /&gt;
|Kezâlik, Kâdirîler de, zikr i cehrî sâyesinde tabiat tâğutlarını târ ü mâr etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAYEBAN&lt;br /&gt;
|Gölgelik; koruyup gözeten&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SAZ&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SE/SEH&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBATKAR&lt;br /&gt;
|...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZE&lt;br /&gt;
|...Kudret i Ezeliyenin, bilhassa semerât ve sebzelerdeki nakışları, sanatları esbâba havâle edilirse, esbap, altında ezilecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|Evet, kuşların, balıkların, karıncaların yumurtalarında, eşcâr ve sebzevatın semerâtında ve o semerâtın tohumlarındaki ifrat derecesini bulan kesret o vaziyeti tenvir eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEGAH&lt;br /&gt;
|...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SECDEVARİ&lt;br /&gt;
|O zamanki gidişinde mübarek çınar ağacı Üstadı mânen teşci etmiş, haşmetli kanatları olan dallarının Cenab-ı Hakka olan secdevâri ubudiyetiyle Üstad&#039;ı uğurlamıştı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETKAR&lt;br /&gt;
|...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFAHETPEREST&lt;br /&gt;
|...zulümattan ayrılmak istemiyen yarasa tabiatlı, gaflet uykusu ile gündüzünü gece yapan sefahetperest, aklı gözüne inmiş, zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFALETHANE&lt;br /&gt;
|...israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastahanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalethanelere ve manevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEFERBER&lt;br /&gt;
|Hem mücahede ve seferberlik zamanıdır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHABETKAR&lt;br /&gt;
|...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETKAR&lt;br /&gt;
|Öyle sehavetkârane, san&#039;atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHAVETPERVER&lt;br /&gt;
|Hem öyle sehavet-perverane sofralar kuruyor ki,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHERGAH&lt;br /&gt;
|Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEHPA&lt;br /&gt;
|Ve kezâ, önümüzde îdâm sehpaları kurulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SELHHANE/SALHANE&lt;br /&gt;
|...ve zevalde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha, selhhane…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEMEREDAR&lt;br /&gt;
|Tek bir semere ile semeredâr şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAHAN&lt;br /&gt;
|Ve keza o kitabın her bir yazısı Rahman ve Rahîm olan kâtibinin evsaf-ı cemaliyesini göstermekle senahan oluyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENAKAR&lt;br /&gt;
|...o yetimane ağlayışlar, senakârane &amp;quot;yaşasın&amp;quot;lar hükmüne girse..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SENG&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEPET&lt;br /&gt;
|Hilâf ı âdet ve sebepsiz, başı üstündeki sepeti ve elbiseleri yandı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SER&lt;br /&gt;
|Bak semâvâta ser çekmiş, bulutları da yırtmış, aşağıda bırakmış; dâvet ediyor bizi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAB/SERAP&lt;br /&gt;
|Hem, öyle bir istikbâlden doğru olarak haber verir ki; şu dünyevî istikbâl, ona nispeten bir katre serap hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERAPA&lt;br /&gt;
|Doktor Duzi&#039;nin, baştan nihayete kadar serapa İslâmiyetiniz ve vatanınız ve dininiz aleyhinde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASER&lt;br /&gt;
|Her bir bayram gününde resmigeçit için “Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERASKER&lt;br /&gt;
|En mukaddes cem’iyet, askerin cem’iyetleridir ki; umum asker silkine girenler, neferden ser-askere kadar dâhildir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESER&lt;br /&gt;
|Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBEST&lt;br /&gt;
|Adi bir esir ve başı bozuğa bedel, âlî bir padişahın has, serbest bir yaver-i askeri olursunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERBESTİ&lt;br /&gt;
|Menemen hâdisesinin bir yalancı taklidini yapıp, millete dehşet verip, serbestî kanunları kolayca tatbik etmek desîsesiyle hükûmeti iğfal ederek,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDAR&lt;br /&gt;
|Siz, Risale i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERDÜSTUR&lt;br /&gt;
|Şu emsilelerdeki ser-düstur şudur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEREFRAZ/SERFİRAZ&lt;br /&gt;
|Sizi bütün insanlar içinde makam-ı nübüvvetle serfiraz, bütün silsile-i enbiyayı, silsilenize rabtedip silsilenizi nev-i beşer içinde bütün silsilenin serdarı;... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERENCAM&lt;br /&gt;
|Bütün kevn vâlih ü hayran düşündükçe ser-encamın&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERFÜRU&lt;br /&gt;
|Fakat Cenâb ı Hakk’a tevekkül edip o bürhânlara serfürû ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGARDİYAN&lt;br /&gt;
|Bu mes&#039;elede hapishane müdürleri ve ser-gardiyanları ve belki memleketin idare müdebbirleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDAN&lt;br /&gt;
|Madem şu bîçare perişan küremiz, sergerdan zeminimiz, bu kadar hadd ü hesaba gelmez zevi’l-hayat ile zevi’l-ervah ile ve zevi’l-idrak ile dolmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGERDE&lt;br /&gt;
|Der veya dedirtir: Sizi idare eden ve bana muhâsım vaziyetini alanlar - ki Anadoludaki sergerdeleridir - maksatları başkadır. Niyetleri din ve İslâmiyet değil.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERGÜZEŞT&lt;br /&gt;
|İşte Hazret i Gavs, mâdem bu kasidesinde sergüzeşt i hayatımın mühim noktalarına işâret ediyor; elbette bu acip ve en tehlikeli bir sergüzeşt i hayatıma şu cümlesiyle işâret ediyor denilebilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERKEŞ&lt;br /&gt;
|Ey acz ve hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve zaaf ve fakrı içinde serkeş ve muannid olan ins ve cin!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERLEVHA&lt;br /&gt;
|Bu mektûbun mühim bir hususiyeti var. O da tarîk ı velâyet serlevhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzûu ihtiva etmesidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYE&lt;br /&gt;
|Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMAYEDAR&lt;br /&gt;
|bir sermâyedâr kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı hâlde,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEST&lt;br /&gt;
|Ve şimdi bu insafsız ve haksız coğrafyaya ve sersem ve sermest ve sarhoş kozmoğrafyaya bak&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMESTİ&lt;br /&gt;
|Hülâsa, tatlı bir sermestî içinde hayatımdan memnunum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERMEŞK&lt;br /&gt;
|Bize hâcet bırakmamışlar, fakat bir ders i ibret vermişler ve ser meşk yazmışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERPUŞ&lt;br /&gt;
|O Süfyan, kendi başına Frenklerin serpuşunu koyup herkese de giydirir. Fakat cebir ve kanun ile tamim ettiğinden o serpuş dahi secdeye gittiği için inşâallah ihtida eder, daha herkes –yalnız istemeyerek– onu giymekle kâfir olmaz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERRİŞTE&lt;br /&gt;
|Taaddüd ü zevcât ve abd gibi bazı mesâili, ecnebîler serrişte ederek medeniyet nokta i nazarında, şerîata bazı evhâm ve şübehâtı îrâd ediyorlar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSEM&lt;br /&gt;
|Yoksa sus hey sersem!. Tâ Hızır gibi bu zât-ı semavî dediğini desin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERSERİ&lt;br /&gt;
|Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı?&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERT&lt;br /&gt;
|Gördüm ki: Kapıda uzanmış vefâdâr bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERTAC&lt;br /&gt;
|Risale i Nur Kur&#039;ân ve Hadîsten sonra sertâc ı evliyâ, sultanü&#039;l eser ve zübdetü&#039;l maânî ve atâyâ yı İlâhî ve hedâyâ yı Sübhânîdir‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERVER&lt;br /&gt;
|O vekâyi’de siz cismen değilse de fakat rûhen, Server i Kâinât Efendimiz Hazretleriyle beraber idiniz tasavvur ediyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SERZAKİR&lt;br /&gt;
|Demek, herbir nevi mevcudatın, hattâ yıldızların da bir ser-zâkiri ve nur-efşan bir bülbülü var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYAHATNAME&lt;br /&gt;
|...meşhur İslâm seyyahı ve tarihçisi Evliya Çelebi, Seyahatname&#039;sinde diyor ki: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYLAP/SEYLAB&lt;br /&gt;
|Bu seylâb ve zelzelelerden Risale i Nurun ve binnetice kendisinin kerâmetiyle kurtulmuşlardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYRANGAH&lt;br /&gt;
|Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEYYİATALUD&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin rolü ehemmiyetlidir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SEZA&lt;br /&gt;
|...manevî vahdetteki ihlâsın ikramı addedilmeye sezâ, gaybî himâye ve sıyâneti, Risale-i Nur şâkirtleri kardeşlerime mücmelen arz ve iblâğ edeyim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SIRAVARİ&lt;br /&gt;
|Evet, şu dünyayı antika sanatlarla süslendiren ve lezzetli nimetlerle dolduran ve sanat-perverane ve nimet-perverane şu derece sanatının acibeleriyle, şu derece kıymettar nimetlerini dünyanın yüzüne serpen, sıravâri tanzim eden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sİ&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİHİRBAZ&lt;br /&gt;
|Milyonlar mahir sihirbazlar dahi, bu san&#039;atları yapamazlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHHANE&lt;br /&gt;
|...sevgili Üstadımızın bu zehirlere de ilâç yetiştirmesi ve silâhhane-i Kur&#039;andan aldığı acib silâhlarla mübareze etmesi nev&#039;inden…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLAHŞÖR&lt;br /&gt;
|Evet nasılki tarihlerde, eski zamanlarda &amp;quot;Amazonlar&amp;quot; namında gayet silâhşör kadınlardan mürekkeb bir taife-i askeriye olarak hârika harbler yaptıkları naklediliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLLE&lt;br /&gt;
|Nefs i Emmâreme Bir Sille i Te&#039;dib:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİLSİLENAME&lt;br /&gt;
|Hazret-i Zât-ı Ahmediye (Aleyhisselâm) nasıl bir şecere-i Tûbâ olduğunu ve Asfiya ve Evliya ve Sıddıkîn, o şecere-i nuraniyenin meyveleri ve mesalik ve turuk onun dalları olduğunu gösterir bir silsile-i azîme, eskiden kalma ve eskimiş bir silsilename yanımda var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİMURG/SİMURGA&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebâttan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNE&lt;br /&gt;
|Dîde giryân, sîne biryân, akıl hayran bîhaber…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİNEMAVARİ/SİNEMATOĞRAFVARİ&lt;br /&gt;
|Mevsimlerin husulü ve gece ve gündüz vakitlerinin vücudu ve semavattaki ulvî ve haşmetli harekâtın zuhuru ve sinemavâri semavî levhaların tebdili gibi neticeleri istihsal için...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEH&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPEHSALAR&lt;br /&gt;
|...ol Hazret i sipeh-sâlâr-ı Enbiyâ olan Şah ı Levlâk’e ki, bizlerin görmez gözlerimizi nuruyla şûledâr edip, tarîk ı müstakîme sevk eyledi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİPER&lt;br /&gt;
|Risale i Nur dünya işlerine âlet olamaz. Dünya işlerinde siper edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAD/SİTED&lt;br /&gt;
|Sûk i asr içre bütün dâd ü sited, küfr ü dalâl&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞ&lt;br /&gt;
|Kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân bulunan Risale i Nur eczâlarından bir parçası olan On dokuzuncu Mektûb’u…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİTAYİŞKAR&lt;br /&gt;
|Yoksa Sure-i Feth&#039;in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYAH&lt;br /&gt;
|Kezâlik, hayatın da iki vechi vardır. Biri siyah, dünyaya bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETKAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SİYASETVARİ&lt;br /&gt;
|Siyasetvâri bir tereşşuh gören söylesin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SOFTA&lt;br /&gt;
|İşte ey bedevî göçerler ve ey inkılâp softaları! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SU/SUY&lt;br /&gt;
|Daim nafakasını düşünüp onun peşine dolaşır, taburu terk eder, çarşıya gider, alışveriş ederdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUD&lt;br /&gt;
|Ya Rabb! İsmim Mes&#039;ud, kendim bîsud, çok çalıştım olamadım mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHKAR&lt;br /&gt;
|Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SULHPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer taraftan hüsn-ü niyet sahibi olmak, başkalarına iyilik etmek, iffet, hayâ, müsamaha, sabır ve tahammül, iktisad, doğruluk, istikamet, sulhperverlik, hakperestlik, herşeyden fazla Cenab-ı Hakk&#039;a itimad ve tevekkül, Allah&#039;a itaat...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURE BE SURE&lt;br /&gt;
|Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SURETPEREST&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an men&#039;ettiği gibi, sanem-perestliğin bir nevi taklidi olan suret-perestliği de men&#039;eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUSMAR&lt;br /&gt;
|Arapça “dabb” denilen bir susmar, yani keler elinde idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUY&lt;br /&gt;
|bkz. SU&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SUZAN&lt;br /&gt;
|Onlar diyorlar ki: “Ateş i sûzândır.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜLEYMANVARİ&lt;br /&gt;
|Adalet-i tâmme yapmak isterseniz; Süleymanvâri rûy-u zemini etrafıyla görmeye ve anlamaya çalışınız.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜMBÜL/SÜNBÜL&lt;br /&gt;
|Bazı habbeleri yedi sünbül vermiş farzetsek, herbir sünbülde yüzer tane olmuş ise; o vakit tek bir habbe bütün tarlanın iki sülüsüne mukâbil oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜRME&lt;br /&gt;
|Gözde rü&#039;yet, midede hem ihtiyacı dercedendir mutlaka, semâ gözüne ziyâ sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıdâ sofrası sermiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜTUN&lt;br /&gt;
|Şerîatın yüzde doksanı – zarûriyât ve müsellemât ı diniye – birer elmas sütundur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|SÜVARİ&lt;br /&gt;
|O da gitti, yarım yük hurmadan, dört yüz süvariye kifâyet derecesinde zâd ü zahîre verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞABAŞ&lt;br /&gt;
|Davula bedel tarikate veya kitaba el vurur ki, bahşiş ve şabaş olsun. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAD&lt;br /&gt;
|...babamdan aldığım bir şefkatnâmede zât ı mürşidânenizin muhabbet i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, vîran gönlüm şâd ve bünyâd edildi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞADIRVAN&lt;br /&gt;
|Tabiatları latîf, ince ve latîf sanatlara meftûn bazı insanlar, bilhassa hâs bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları, havuzları, şadırvanları yaptırmakla bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAH/ŞEH&lt;br /&gt;
|Fakat hususî faziletlerde Şah ı Geylânî gibi bazı hârika kutublar, bir cihette daha parlak makama sâhiptirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHANE&lt;br /&gt;
|İkinci muhabbet ise; elma içindeki, elma ile gösterilen iltifatât ı şâhânedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHBAZ/ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHENŞAH&lt;br /&gt;
|Fakat heyecana geldiği zaman bir arslan tavrı alır, iki dizinin üstüne doğrulur, bir şâhenşâh gibi konuşur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHESER&lt;br /&gt;
|Kıymet takdir edilmez bir şâheser i tarîkattır, bir nur u hakikat-feşân, bir gülistandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHISPEREST&lt;br /&gt;
|Şahısperest bir muhteris bir garaz-ı şahsî ile arzu-yu nefsanî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHİN&lt;br /&gt;
|Evet, bir tavuk kendi uçuşuyla, şahinin veya kartalın uçuşlarını taklit ve tercüme edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHMPARE&lt;br /&gt;
|O içinde bulunmazsa o şahm-pare göz olmaz, sen de bir şey göremez. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAHRAH&lt;br /&gt;
|...şahrâh ı Kur&#039;ân’a delâlet eylemek hususundaki ihlâslı mücâhede ve hizmetinizde dâim ve muvaffak buyursun, âmîn…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAKİRD/ŞAKİRT&lt;br /&gt;
|Hem o dinsiz şâkirt, mütemerrit ve muanniddir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAL&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞALVAR&lt;br /&gt;
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında, öyle bir kanun u dehânın ihtifâ edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, mecnûn demişlerdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAANİSAR&lt;br /&gt;
|Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAŞAAPAŞ&lt;br /&gt;
|Evet, zeminin yüzü ve yüzündeki eşcarın kıştaki vaziyet-i fakiraneleri ve baharda şaşaapaş olan servet ve gınaları gayet kat’î bir surette, bir Kadîr-i Mutlak ve Ganiyy-i Ale’l-ıtlak’ın kudret ve rahmetine âyinedarlık eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYAN&lt;br /&gt;
|Senin harâretli mektûbunun gösterdiği intibâh ı rûhî, şâyân ı tebriktir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYESTE&lt;br /&gt;
|Demek, O’na şâyeste, dâimî, berkarar, zevâlsiz, muhteşem bir diyar ı âher var.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞAYET&lt;br /&gt;
|Mert olan, cinayete tenezzül etmez. Şâyet isnat olunsa cezadan korkmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEB&lt;br /&gt;
|Şeb i firkatte ağlayan göz için,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEBNEM&lt;br /&gt;
|Ayn ı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında, kudreti tanzîr eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞECAATKAR&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATBAHŞ&lt;br /&gt;
|Derslerinden birinde ki, her vakit zikrettiğim مَنْ اۤمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ şefaatbahş vecizesi hatırımızda varken, şübhesiz her musibet ve her elem hoş karşılanacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFAATKAR&lt;br /&gt;
|...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev&#039;inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATKAR&lt;br /&gt;
|Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATNAME&lt;br /&gt;
|…babamdan aldığım bir şefkatnamede Zât-ı Mürşidanenizin muhabbet-i manevîlerinin mübeşşiri olan selâmlarınızı tebliğiyle, viran gönlüm şâd ü bünyâd edildi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEFKATPERVER&lt;br /&gt;
|Eâzım-ı esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud’un iktiza ettikleri şefkat-perverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbettarane taltif, nasıl ve ne suretle müthiş ve muvahhiş olan mevt ve adem ile zeval ve firak ile musibet ve meşakkat ile tevfik edilebilir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEH&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAH&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETMEAB&lt;br /&gt;
|Bir Vâcibü&#039;l-Vücuda, Sahib-i Celâl ve Cemâl, şu fıtrat-ı zîşuur kat&#039;î şehadet-meab.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHADETNAME&lt;br /&gt;
|İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHBAZ&lt;br /&gt;
|bkz. ŞAHBAZ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHİR&lt;br /&gt;
|Bir adam, elinde olan âyinesini bir hâne veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misâlî bir hâne, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAME&lt;br /&gt;
|...o civarda ciddî kardeşlerimizin namına yazdığı parlak kaside ve dördüncü şehnamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHNAZ&lt;br /&gt;
|İçinde ruhlarımız, eder pervaz u perdaz, olur şehbaz u şehnaz, yelpez namaz u niyaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRAYİN&lt;br /&gt;
|Hâlık-ı Rahîm ve Rezzak-ı Kerim ve Sâni&#039;-i Hakîm; şu dünyayı, âlem-i ervah ve ruhaniyat için bir bayram, bir şehrayin suretinde yapıp …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de sol safında duran ve şehristan-ı istikbalden gelen evlâdlarınız, sağdaki ecdadlarınızı tasdik ederek demiyecekler mi ki:…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHRİYAR&lt;br /&gt;
|Hazret i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEHVETENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKER&lt;br /&gt;
|Çay yapılmasını, hem ikişer çay, üçer şekerle içilmesini emir buyurdular.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEKVANAME&lt;br /&gt;
|Kaza Kaymakamının, şahıslarına ve memuriyetlerinin sû-i istimallerine karşı bir şekvanamedir ki; o risaleyi kimseye vermedim. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEMATETKAR&lt;br /&gt;
|Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFBAHŞ&lt;br /&gt;
|Şu halde ne şerefbahş bir taht-ı âlîdir ki; mazlumlara melce&#039; ve penah, zalimlere de hüsran ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEREFYAB&lt;br /&gt;
|Bu âciz kulunu muvaffak eyle/Hizmet-i Kur’an’la şerefyâb eyle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞERİATŞİKEN&lt;br /&gt;
|Şimdi ise Frenk usûlünün ve medeniyet namı altında bid’atkârane ve şeriat-şikenane cereyanlara taraftar olduğu halde; Allah’a, âhirete, Peygamber’e imanı da taşıyor ve kendini de mü’min biliyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞ&lt;br /&gt;
|Evet, gayet zengin ve işsiz, istirahat döşeğinde her şeyi mükemmel bir efendiden sor: “Ne hâldesin?” Elbette, “Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.”&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞBEŞ&lt;br /&gt;
|Aman vakit geçmiyor; gel bir şeş beş oynayalım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEŞHANE&lt;br /&gt;
|Şeşhane ile mitralyoza mukabele edilmez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEVKENGİZ&lt;br /&gt;
|Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYDA&lt;br /&gt;
|Olduk ancak Nurun dertli şeydâsı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANİPİŞE&lt;br /&gt;
|Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî pîşe.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞEYTANKAR/ŞEYTANETKAR&lt;br /&gt;
|Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFABAHŞ&lt;br /&gt;
|Nasılki Cenab-ı Hak, Denizli hapsinin sıkıntılarını hiçe indirecek derecede şifa-bahş olan Meyve Risalesi&#039;ni orada ihsan etmiş&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAHANE&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur hastalara şifahâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maişet-i hakikat ve rîh-i reyhan ve misk-i anberdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAKAR&lt;br /&gt;
|Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFARESAN&lt;br /&gt;
|Evet, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın mübarek eli Hakîm-i Lokman’ın bir eczahanesi gibi ve tükürüğü Hazret-i Hızır’ın âb-ı hayat çeşmesi gibi ve nefesi Hazret-i İsa aleyhisselâmın nefesi gibi mededres ve şifa-resan olsa ve nev-i beşer çok musibet ve belalara giriftar olsa elbette Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma hadsiz müracaatlar olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFAYAB&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Lâ ilahe İllallah&amp;quot; kelime-i kudsiyesinin şifayab ve rahmetbahş hazinesine teslim eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİFREVARİ&lt;br /&gt;
|Şifrevâri şu huruf-u mukattaanın zikri Hazret Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm fevkalâde bir zekâya mâlik olduğuna işarettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEM&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİKEMPERVER&lt;br /&gt;
|Diğer şikemperver ve acemî nefer ise, talime ve harbe dikkat etmezdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİMŞEKVARİ&lt;br /&gt;
|Ve keza kader muhitinde uçan tayyare-i ömre veya hayat dağları arasında açılan uhdud ve tünellerinden şimşekvâri geçen zamanın şimendiferine bindirerek, ebedü’l-âbâd memleketinin iskelesi hükmünde olan kabir tünelinin kapısına sevk eden Hâlık-ı Rahmanu’r-Rahîm’den meded istiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİR&lt;br /&gt;
|Ey yâreli şîr i jiyan,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRE&lt;br /&gt;
|...eskiden beri o hemşire, Risale i Nur talebeleri içinde bulunduğuna istihkakını gösteriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRİN&lt;br /&gt;
|...şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latif, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (22. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİRKALUD&lt;br /&gt;
|Nasılki bir gün gelecek, şu müsahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİŞE&lt;br /&gt;
|Sen âyineye baksan, eğer âyineye şişe için bakarsan şişeyi kasten görürsün, içinde Re&#039;fet’e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİTAB&lt;br /&gt;
|...hidayet yolcularınız meyânında yer alabilmek emel-i hâlisânesiyle halka i irşadınıza bütün rûhumla şitâb ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞİVE&lt;br /&gt;
|...“Elhamdülillâh” kelâmı tam hurûfâtıyla ve şîvesiyle ve söyleyenin mahsûs sadâsının tarzıyla,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETGİR&lt;br /&gt;
|...Hazret-i Ali’nin mümaşatsız, pervasız, zâhidane, kahramanane, müstağniyane tavrı ve şöhretgir-i âlem şecaati itibarıyla…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPEREST&lt;br /&gt;
|O handa bir gece içinde on altunu kumara mumara, eğlencelere ve şöhret-perestlik yoluna sarfettim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÖHRETPERVER&lt;br /&gt;
|Fakat tarafgirane ve garazkârane, firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfüruşluk, şöhretperverane bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan barika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUKUFE&lt;br /&gt;
|Şu hâlde âmâk-ı kulûba nüfûz ve erakk ı hissiyatı tehyîc ve şükûfe misâl olan istîdâdâtı inkişaf ettirmek…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEDAR&lt;br /&gt;
|İlm ü hakikatte şûledâr mâhitâb ı âhirzamandır bu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞULEFEŞAN/ŞULEEFŞAN&lt;br /&gt;
|Alem-i cismanî bir tenteneli perde gibi, şu’le-feşan gaybî avâlim üzerinde.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURE&lt;br /&gt;
|Hayâli, hakikat sûretinde gören, gösteren nüfûsun istîdâd-ı şûresinden, fâil i müessir tavrını takmıştır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUREZAR&lt;br /&gt;
|Evet Said-i Kürdî İstanbul’a, şûrezâr Kürdistan’ın maarifsizlikle öldürülmek istenilen kâinat idrakinde yapamadığı kâşanelere bedel Yıldız siyasetlerini zelzelelere vermek azmiyle gelmişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞURİSTAN&lt;br /&gt;
|Hem de kıssadan hisse ve meyl-üt terakkiyle mütekaddimînin esasları üzerine bina ve seleflerin mevrusatında tasarruf ve ziyadeye cesaret bu şûristanda mahvolur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURDAR&lt;br /&gt;
|Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞUURKAR&lt;br /&gt;
|Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ŞÜBEHATALUD&lt;br /&gt;
|Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ordu fırkalara, fırkalar alaylara, alaylar taburlara, bölüklere, tâ takımlara kadar tefrik edilir. Tâ ki her neferin muhtelif ve müteaddid münasebatı ve o münasebata göre vazifeleri tanınsın, bilinsin. Tâ o ordunun efradları, düstur-u teavün altında, hakiki bir vazife-i umumiye görsün ve hayat-ı içtimaiyeleri, a’danın hücumundan masûn kalsın.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAASSUBKAR&lt;br /&gt;
|...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABAN&lt;br /&gt;
|Ve ey Şems-i Tâbân-ı Zülcemal&#039;in karanlıklara aksettirdiği ziya-yı hidayet! Ve ey Habib-i Kuddüs&#039;ün tarîk-ı ulviyetinde karanlıkları yararak uçan şahab-ı şaşaanisar! &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TABİATPEREST&lt;br /&gt;
|Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAC/TAÇ&lt;br /&gt;
|...hem îmân tâcını giyen hizbullâhın galebesini…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAFRA&lt;br /&gt;
|Kelâmın selâseti ise; bir derece hissiyattan tafralık ve iştibâk etmemek ve tabiatı taklit ve harice temessül ve mesîl i garazda sedâd ve maksat ve müstakarrın temeyyüzüdür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHAMMÜLSUZ&lt;br /&gt;
|Ciğer şikâf ve tahammül sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet i ebediye olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHASSÜNGAH&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHKİRKAR&lt;br /&gt;
|Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHMİDNAME&lt;br /&gt;
|...o hadsiz hamdlerin yekûnunu kendi hamdleri içine alarak azametli ve geniş bir tahmîdnâme... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİFKAR&lt;br /&gt;
|...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHRİPKAR&lt;br /&gt;
|Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİLDAR&lt;br /&gt;
|Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHSİNKAR&lt;br /&gt;
|Otuzüç âyât-ı Kur&#039;aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHT&lt;br /&gt;
|Demek; Taht ı Belkîs Yemen’de iken, Şam’da aynıyla veyâhut sûretiyle hazır olmuştur, görülmüştür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTA&lt;br /&gt;
|Haberim olmadan, câminin hàlî bir yerinde – iki üç tahta, bir kilimle – beni üşütmemek fikriyle bir zâtın yaptığı iki kişilik bir settâre yüzünden,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAHTNİŞİN&lt;br /&gt;
|Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAK&lt;br /&gt;
|...o şark ve garbın kâb-ı kavseyni olan kâbe i saâdetteki tâk ı muallâsındaki kavs i kuzehindeki elvân ı seb&#039;anın;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİRKAR&lt;br /&gt;
|...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKDİSKAR&lt;br /&gt;
|En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur&#039;andır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİDGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKLİTKAR&lt;br /&gt;
|Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKRİZNAME&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur nedir ve hakikatlar müvacehesinde Risale-i Nur ve Tercümanı ne mahiyettedirler diye bir takriznamedir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAKVADAR&lt;br /&gt;
|Hem Nur&#039;un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALEPKAR&lt;br /&gt;
|Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TALİMGAH&lt;br /&gt;
|Onun nazarındaَ şu dünya,َ birَ zikirhane-iَ Rahman,َ birَ talimgâh-ıَ beşerَ veَ hayvanَ veَ birَ meydan-ıَ imtihan-ıَ insَ üَ cândır.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAMAKAR/TAMAHKAR&lt;br /&gt;
|Öyle de; ahlâk ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANE&lt;br /&gt;
|Otuz kırk tane veya elli altmış tane gibi az bir miktarda iken, binler yerde Lihye i Saâdetin saçları bulunması, beni bir zaman çok düşündürdü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TANENENDAZ/TANİNENDAZ&lt;br /&gt;
|Sultan-ı ezel, zemin ve âsumanın evtarını intak edip her bir tel başka lisan ile mu’cizatının nağamatını inşad etmekle, o sadâ-yı şirin bu kubbe-i minada ile’l-ebed tanin-endaz etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAR&lt;br /&gt;
|Oldu mülhidler tahassungâhı, seninle târ ü mâr.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFDAR&lt;br /&gt;
|...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAFGİR&lt;br /&gt;
|Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübra olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı maneviyece çirkin ve merduddur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARASSUDHANE&lt;br /&gt;
|Şimdi de tarassudhaneye düşmüşüm.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARAVETTAR&lt;br /&gt;
|...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ tarâvettar semereleri bir şecere i nurâniyedir ki;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARHANA&lt;br /&gt;
|Hem, dört ay evvel bize bir parça tarhana getiren Risale-i Nur şâkirtlerinden Fuâd’ın,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFENAME&lt;br /&gt;
|İşte bütün mevcudat, böyle evveline dikkat ettikçe bir ilmin tarifenamesi ve âhirine dikkat ettikçe bir Sâni&#039;in plânı ve beyannamesi... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİFNAME&lt;br /&gt;
|Şu Yirmidokuzuncu Söz, tarifnamelerde yazıldığı gibi, bir müstensih hatt-ı hakikiyesine ihtiyarsız takarrüble, sırrı tezahüre başlamış ve diğer müstensih hatt-ı hakikîsini bulmuş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHÇE&lt;br /&gt;
|Tarihçe-i Hayat&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARİHVARİ&lt;br /&gt;
|Halbuki şöyle bazı hâdisat cüziyeyi tarihvâri bir surette musırrane tekrar etmekte ne mana var?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARUMAR&lt;br /&gt;
|...âlemdeki tabiatperestlerin putlarını dahi târ u mar etmek gibi bir vazife gördüğü dost ve düşman, herkesin malûmu olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TARZİYENAME&lt;br /&gt;
|Felaketzede bir dostuna yazdıkları ve mektûbâtın nihayet kısmına dercedilen ma’nevî teselliyet ve tarziyenamede ne büyük hakîkatları feth ediyorlar...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAS&lt;br /&gt;
|Ol kevser i Ahmed’den içip her biri tas tas,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASA&lt;br /&gt;
|Çıksam yine ben âlem i fânî tasasından.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASANNUKAR&lt;br /&gt;
|...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TASDİKGERDE&lt;br /&gt;
|Evet, yüz bin peygamberlerin (aleyhimüsselâm) tevatürleriyle ve ihbaratlarının vahy-i İlahîye mazhariyet noktasında ittifaklarıyla ve nev-i beşerden ekseriyet-i mutlakanın tasdik-gerdesi..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVLA (at ahırı)&lt;br /&gt;
|Satılmazsa, mide tavlasının bir kapıcısı hükmüne sukùt eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAVSİFNAME&lt;br /&gt;
|...Halil İbrahim&#039;in de son Risale-i Nur hakkındaki tavsifnamesini dahi bunun gibi Sikke-i Tasdik-i Gaybî&#039;nin arkasında yazılmasını münasib gördük... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZARRUKAR&lt;br /&gt;
|Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZE&lt;br /&gt;
|Vakit be vakit, taze taze birer kâinâtı zeminde kuruyor, birer yeni dünyayı icâd ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TA&#039;ZİMKAR&lt;br /&gt;
|Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta&#039;zimden ve makam vermekten men&#039;etmiş ve ta&#039;zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TAZİYENAME&lt;br /&gt;
|Çocuk Ta&#039;ziyenamesi &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBAH&lt;br /&gt;
|Şu hâlde, ne şeref bahş bir taht ı àlîdir ki; mazlumlara melce ve penâh, zâlimlere de hüsrân ve tebah oluyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBESSÜMKAR&lt;br /&gt;
|Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBLİĞNAME&lt;br /&gt;
|Samsun&#039;dan gelen tebliğnameye karşı kısaca cevabımı Samsun Heyet-i Hâkimesine takdim ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBRİKNAME&lt;br /&gt;
|Hulusi-i sâni Sabri&#039;nin, malûm kardeşleri hesabına tebriknamesi beni derinden derine sevindirdi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEBŞİRNAME&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşirnamelerinizi memnuniyetle aldım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECAVÜZKAR&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECEDDÜDPERVER&lt;br /&gt;
|Bu sesin tebliğ ettiği din, evvelâ naşirlerini bulmuş, sonra teceddüdperver ve imar edici bir kuvvet şeklinde tecelli etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİDAR&lt;br /&gt;
|Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda tecellîdâr ki: LA İLAHE İLLA HU…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECELLİGAH&lt;br /&gt;
|...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRİDHANE&lt;br /&gt;
|Ehl-i riyazet ve münzevilerin dağlardaki mağaralarının çok fevkinde &amp;quot;Yusufiye Medreseleri&amp;quot; ve vaktimizi zayi&#039; etmemek için tecridhaneleri verdi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TECRÜBEVARİ&lt;br /&gt;
|Ben böyle işlesem sen böyle işler misin? diye tecrübevâri bir surette Cenab-ı Hakk&#039;ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû-i edebdir ubudiyete münafîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Aynı fıkra ile, âlî bir tefekkürname ve tevhide dair yüksek bir marifetname namında olan Yirmidokuzuncu Arabî Lem&#039;aya dahi işaret eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEFEÜLNAME&lt;br /&gt;
|Şah-ı Geylanî Hazretlerinin manidar ve ihatalı bir beyt-i kıymetdarîlerinin Dellâl-ı Kitab-ı Mübin&#039;i manevî parmağıyla irae ve müntesiblerine îma ve işaret ettiği tefe&#039;ülnamenin nihayet fıkrasında okudum ve dedim: &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHDİTKAR&lt;br /&gt;
|...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHEVVÜSKAR&lt;br /&gt;
|Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEHİ&lt;br /&gt;
|Bülbül hâmûş, havz tehî, gülistan da harap&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKELLÜMVARİ&lt;br /&gt;
|Hususan cevv-i sema ve bulutlar gibi büyük cirmlerde tekellümvâri sadâlar dahi ehemmiyetle herkese kendini dinlettiriyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEKRAR-BE-TEKRAR&lt;br /&gt;
|Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TELGRAFHANE&lt;br /&gt;
|Telgrafhanede müdürden sorduk. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞA&lt;br /&gt;
|...mâdem Sanat-ı İlâhiye’yi seyran itibariyledir; o baharın gitmesiyle, temâşâ lezzeti zâil olmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGAH&lt;br /&gt;
|...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san&#039;at-ı İlâhiyeye çeviren Kur&#039;ân-ı Mu&#039;cizü&#039;l-Beyan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMAŞAGER&lt;br /&gt;
|Asâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip &amp;quot;Allahü Ekber&amp;quot; dediler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMBEL/TENBEL&lt;br /&gt;
|Ezcümle sofî meşrep ve yazıda muvakkaten tenbellik eden bir kısım kardeşlerimize yazılan bir mektûbun nüshasını, melfûfen gönderiyorum. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEDDÜHKAR&lt;br /&gt;
|Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMELLUKKAR&lt;br /&gt;
|Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEMEVVÜCSAZ&lt;br /&gt;
|Tâ ki, hakikat-ı İslâmiyeyi hakkıyla kâinat üzerinde temevvüc-sâz eden nesl-i cedid gelebilsin!.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEN&lt;br /&gt;
|Tenbellik ve ten perverlik ve vazifedârlık damarından istifade sûretiyle,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENASÜHVARİ&lt;br /&gt;
|Hem tiyatro gibi tenasühvâri mazi denilen geniş kabrin hortlakları gibi şu üç nevi romanlarıyla hiç utanmaz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBELKAR&lt;br /&gt;
|...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENBİHKAR&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları..&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENHA&lt;br /&gt;
|Ağlayıp nâlân edip, düştüm yola, tenhâ garip,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENKİTKAR&lt;br /&gt;
|Tenkidkârane bir suale cevabdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TENPERVER&lt;br /&gt;
|İnsandaki tenbellik ve tenperverlik ve vazifedarlık damarından istifade eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TER&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAKKİVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette bütün mahlukattaki hadsiz istidadları inkişaf ettiren ve bütün mahlukatını kıymetdar vazifelerde istihdam ettikten sonra terakkivâri terhis ettiren yani unsurları madenler mertebesine; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERAZİ&lt;br /&gt;
|Zîra bu terâzi, o kadar sıkleti çekmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGAH&lt;br /&gt;
|...mensucat-ı ebediyenin sür&#039;atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür&#039;atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür&#039;atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEGERDE&lt;br /&gt;
|Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı Rusya başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEHANE&lt;br /&gt;
|...merhametkârane ona bakan dostlar için bir muhabbethane, bir terbiyehane, bir dershane hükmüne geçer.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYEKAR&lt;br /&gt;
|...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERBİYENAME&lt;br /&gt;
|İkinci cemaat ve heyet, ellerinde terbiyenameler ve helâl yemekler ve mübarek şerbetler var. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERÜTAZE&lt;br /&gt;
|Yoksa İslâm cemiyeti’nin ter ü taze îmân esâslarıyla mi?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TERZİ&lt;br /&gt;
|Meselâ: Gemiciler Hazret i Nuh’u (Aleyhisselâm), saatçiler Hazret i Yûsuf’u (Aleyhisselâm), terziler Hazret i İdris’i (Aleyhisselâm)…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHFEŞAN&lt;br /&gt;
|..berr ve bahr birer lisan; ve bütün hayvanat ve nebatat birer kelime-i tesbih-feşan suretinde arz-ı dîdar eder. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHHAN&lt;br /&gt;
|...kusurunu görüp afv-ı İlahîye istiğfar, naksını görüp kemal-i İlahîye tesbihhan olmaktır diye, ubudiyetkârane hükmetmişler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESBİHKAR&lt;br /&gt;
|...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİBAHŞ&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh bu cümle, teselli-bahş olup şümulü dâhilinde olan makamlara göre tefsir edilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİKAR/TESELLİYETKAR&lt;br /&gt;
|...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESELLİDAR/TESELLİYETDAR&lt;br /&gt;
|...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESLİMKAR&lt;br /&gt;
|Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TESTİ/DESTİ&lt;br /&gt;
|İkinci gün Feyzilerin koğuşunda hiçbir sebep yokken birden su testisi üstünde duran bardak acip sûrette parça parça oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞBİHPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEBBÜSKAR&lt;br /&gt;
|Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞEKKÜRNAME&lt;br /&gt;
|Roma&#039;daki Papa dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞHİRGAH&lt;br /&gt;
|Hemَ bütünَ raiyet,َ padişahınَ kıymettarَ ihsanatınınَ nümuneleriniَ veَ hârikaَ san&#039;atlarınınَ antikalarınıَ sergilerdeَ temaşaَ etmekَ içinَ şuَ teşhirgâhtaَ birkaçَ dakikaَ durupَ seyrediyorlar.َ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞNE&lt;br /&gt;
|Teşnesi bulunduğum tebşîrnâmelerinizi memnuniyetle aldım.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞT&lt;br /&gt;
|Kafilenin büyük teştini (tekne) getir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEŞVİKKAR&lt;br /&gt;
|...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAFUKKAR&lt;br /&gt;
|Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur&#039;an&#039;ın mecmuunda aynı hal vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVAZUKAR&lt;br /&gt;
|Eğer sen tevazukârane desen&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEGAH&lt;br /&gt;
|Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVBEKAR/TÖVBEKAR&lt;br /&gt;
|Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVEKKÜLVARİ&lt;br /&gt;
|Tevekkülvâri taleb rızk ise bilakis medar rahattır ve her yerde hüsn-ü tesirini gösterir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVHİDKAR&lt;br /&gt;
|Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır&amp;quot; diye olan tevhidkârane düsturu nerede?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVİLKAR&lt;br /&gt;
|Tevilkârane &amp;quot;zahirî muvafakat gösteriyorum&amp;quot; iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEVKİFNAME&lt;br /&gt;
|Çünkü, yirmi - otuz kitab, benim tevkifnamemin evrakı içine girmişler. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEYZE&lt;br /&gt;
|Amca ve hala, peder hükmündedir; teyze ve dayı, ana hükmündedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZ&lt;br /&gt;
|Zulmetli fikrimden çıkan arîzalar ise, size zulmet vereceği ihtimalinden korkarak tez tez takdime cesâret edemiyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZGAH&lt;br /&gt;
|Her ağacın içinde işleyen tezgâh, öyle bir fabrikadır ki, o ağacın bütün eczâ ve âzâsını teşkil ve tedvîr ve tedbirini gayet hassas mîzanla ölçtüğü gibi,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZKİYETBAHŞ&lt;br /&gt;
|Tezkiyetbahş-ı kulûb-u mü&#039;minîn,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TEZYİFKAR&lt;br /&gt;
|İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIĞ&lt;br /&gt;
|bkz. TİĞ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMAR&lt;br /&gt;
|Sizin gibilerin sahtekâr hamiyetiyle, pek çok şefkate ve okşamaya ve tımar etmeye çok lâyık ve muhtaç o bîçâre musîbet zedelerin kalplerine iğne sokuyorsunuz!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIMARHANE&lt;br /&gt;
|Devr-i İstibdadda Tımarhaneden Sonra Tevkifhânede İken Zabitiye Nâzırı Şefik Paşa İle Muhaveremdir&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TIRAŞ&lt;br /&gt;
|Muradları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETGAH&lt;br /&gt;
|...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİCARETHANE&lt;br /&gt;
|Şu arz, benim bahçemdir, ticarethanemdir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİĞ/TIĞ&lt;br /&gt;
|...mecrûh rûhuma uzanan tîğ i şifâ, neşter i ümîdin tesiriyle dilşâd ve mutmain oldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAK&lt;br /&gt;
|Bütün hastalıkların gayet nâfi&#039; ve manevî bir devâsı, bir hakîki ve kudsî bir tiryâkı ise, îmânın inkişafı olduğunu;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TİRYAKİ&lt;br /&gt;
|İtiyat, isrâf ve sû-i istîmâlât ile tiryâki olup zarûret hükmüne geçen mecâzî ve sun&#039;î rızıktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TOHUM&lt;br /&gt;
|Bir tarlaya zer&#039;edilen bir tohum, manevî bir sûr ve bir duvardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURAN&lt;br /&gt;
|...dinsizlik veya komünistlik veya anarşistlik veya pek eski ifsat komitecilik veya menfî Turancılık gibi siyasetinize muhâlif cemiyetlerine ilişmiyordunuz?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURFANDA&lt;br /&gt;
|Zât ı Muhammediye (Asm.) ise, onları menbâ-ı hakîkisinden (Zât ı Akdes’ten) turfanda, taze olarak, fevkalâde istîdâdıyla almış, emmiş, massetmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TURŞU&lt;br /&gt;
|Ekmek on misli, tereyağı tatlısı; o da on misli ve kabak tatlısı çok sevmediği için kabak, patlıcan turşusu on misli; …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TUTİ&lt;br /&gt;
|...çocuk gibi hevâ ve hevese muvâfık zünûb ve mesâvî i medeniyeti tûtî gibi taklittendir ki, bu netice i seyyie zuhûr ediyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜFEK/TÜFENK&lt;br /&gt;
|Eğer onun tüfek atmamasını farzetsen, o vakit kaderin adem i taallukunu farzediyorsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜLBENT&lt;br /&gt;
|Yakınlaştıkça bir insan ve sonra üzeri ihramlı, yüzü bir parça esmer, başı beyaz ve büyük tülbent ile sarılı bir kadın şeklini alarak,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜNELVARİ&lt;br /&gt;
|Zeminin içinde tünelvâri bir mağaraya sokuldum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|TÜVAN&lt;br /&gt;
|Garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvanem, alîlem, âcizem, ihtiyarem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|U/Ü/VÜ&lt;br /&gt;
|Bu itibarla mezkûr saatleri çok mübarek tanıyor, firakına acıyor, o yaşayışın devamını, tekrarını, kesilmemesini ez-can u dil arzu ediyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UBUDİYETKAR&lt;br /&gt;
|Fakat Sâni&#039; tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UHUVVETKAR&lt;br /&gt;
|Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|UNSURİYETPERVER&lt;br /&gt;
|Çünki unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USLUBPEREST&lt;br /&gt;
|Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve mânâyı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTA&lt;br /&gt;
|Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır ve o usta, her şeyi idare eden yalnız O’dur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|USTURA&lt;br /&gt;
|...yirmi dört seneden beri tıraşa hizmet eden bir ustura…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ü&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜFTADE&lt;br /&gt;
|Her hepsi de pervânesi, üftâdesi nurun,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİT/ÜMİD/ÜMMİD&lt;br /&gt;
|Hürriyetin bidâyetinde, Risale i Nurdan çok evvel, kuvvetli bir ümit ve îtikat ile, ehl i îmânın meyûsiyetlerini izâle için,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTKAR&lt;br /&gt;
|...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜMİTVAR&lt;br /&gt;
|Üstadımın kat’î ihbarıyla, ona ihtar edilmiş ki o musibetin her dakikası, bir gün ibadet hükmünde olduğunu rahmet-i İlahiyeden ümitvar olabiliriz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜNSİYETKAR&lt;br /&gt;
|Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSLUBŞİKEN&lt;br /&gt;
|Eserlerim bâzen hem hakîkat-şiken, hem nazım-şiken, hem üslûb-şiken, hem hayal-şiken, hem hiss-şiken, hem ifrat-âlûddur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ÜSTAD/ÜSTAT&lt;br /&gt;
|Üstad, faytonla kıra çıktığı zaman dört beş gün müddetince beş tayyare Üstadı takip ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VABESTE&lt;br /&gt;
|Bir fikre davet, cumhur-u ulemanın kabulüne vâbestedir. Yoksa davet bid’attır, reddedilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETABAD&lt;br /&gt;
|Acaba bu zamanın yüzlerce feylesofları, o zamanda o vahşet-âbâd cezireye gidip, pek uzun zamanlarda o vahşileri ıslah için çalışsalar,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETENGİZ&lt;br /&gt;
|Bu vahşet-engiz sahra-yı kebiri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETGAH&lt;br /&gt;
|Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAHŞETZAR&lt;br /&gt;
|Of! tekrar buraya döndük şu zemin-i vahşetzâr, bulut damı zulmettar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAK&#039;ANÜVİS&lt;br /&gt;
|...elbette ehemmiyetli vazifenizi kanun dairesinde îfa etmiş olacağınızdan dolayı tarihçe-i hayatınıza takdire değer bir fasıl derc buyurmuş, adalet-perverliğinizi halka ve âcizleri gibi bacağı kesilmiş, köşede kalmış hür fikirli vak’a-nüvislere duyurmuş olursunuz efendim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKİT BE-VAKİT&lt;br /&gt;
|Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAKTA Kİ&lt;br /&gt;
|Vaktâ ki hürriyet, dîvânelikle yâdolunurdu; zayıf istibdat, tımarhâneyi bana mektep eyledi. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VALA&lt;br /&gt;
|Merd-i valâhimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARAKPARE&lt;br /&gt;
|Fakat iki haftaya yakındır ki cevap yazamadım. İşte bu mübarek cuma günü hem nurlardan aldığım feyizleri, tesellileri hem kalbî teessüratımı icmalen arz maksadıyla, bu varak-pareyi tahrire lütf-u Hak’la başladım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VARESTE&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân ı Azîmü&#039;ş-Şân’ın, ne derecelerde zengin bir hazine i Rahmet-i İlâhiye bulunduğu vâreste i arz olup,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VASİYETNAME&lt;br /&gt;
|Ben, vasiyetnamemi yazdığım aynı zamanda gizli münafıklar benim îtimad ettiğim hizmetçilerimi zâbıta tarafından yanıma gelmekten men&#039;ettikleri aynı vakitte... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VATANPERVER&lt;br /&gt;
|Bu memleketin vatanperver siyasîleri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur&#039;u tab&#039;ederek resmen neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEDAR&lt;br /&gt;
|İslâm’ın âlemine fedâya vazifedâr, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEPERVER&lt;br /&gt;
|Seferberlikte bir taburda biri muallem, vazifeperver; diğeri acemî, nefisperver iki asker beraber bulunuyordu.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VAZİFEŞİNAS&lt;br /&gt;
|Siz de اِسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ ۞ وَلَا تَتَاَمَّرْ عَلٰى سَيِّدِكَ olan kâr-aşina ve vazife-şinas olan hakikati gönderiniz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEDANAME&lt;br /&gt;
|Bu defa Hasan Feyzi&#039;nin ve bir hafta evvel Halil İbrahim&#039;in şahsıma karşı fevkalâde hüsn-ü zan ile mersiyeleri ve samimî ve hazîn vedanameler... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFADAR&lt;br /&gt;
|Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEFAKAR&lt;br /&gt;
|...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEHMALUD&lt;br /&gt;
|Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEKALETNAME&lt;br /&gt;
|Mahkeme reisi, kitablarımı bana vereceğini söylemesi üzerine, Denizli&#039;ye iki vekaletname gönderdim.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEDPERVER&lt;br /&gt;
|Veledperverlik hislerini memnun eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VELEHRESAN&lt;br /&gt;
|... sırf nefy-i Sâni’ farazından çıkan bir ıztırar ile veleh-resan-ı efkâr olan kudret-i ezeliyenin âsâr-ı bâhiresinin tabiattan sudûru tahayyül edilmiş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VESVESEALUD&lt;br /&gt;
|O vaziyeti, pek muhteşem ve şirin velvele-âlûd bir zelzele-i raks-nüma, bir tesbihat-ı cezbe-edâ suretine çevirdiğinden; eğlence temaşası, nazar-ı ibrete ve sem&#039;-i hikmete döndü.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYA&lt;br /&gt;
|İnsanda müdebbir-i gâlip, ya akıl veya basardır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VEYAHUT&lt;br /&gt;
|Veyâhut, ya haktır veya kuvvettir. Veyâhut, ya hikmet veya hükûmettir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİCDANSUZ&lt;br /&gt;
|Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRAN&lt;br /&gt;
|Kapanıp Kâbe i irfan, yine vîran olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VİRANE&lt;br /&gt;
|Eğer O olmasaydı, o saâdet i ebediye olmazdı ve Cennet’in her nev&#039;i mahlûkatından istifadeye müstaid olan cin ve ins, Cennet’i şenlendirmeyeceklerdi; bir cihette sâhipsiz vîrâne kalacaktı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜ&lt;br /&gt;
|bkz. U&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|VÜCUDPEZİR&lt;br /&gt;
|Güzel çiçekler baharda vücûd-pezir olur. Rahmet-i İlahî şanındandır ki; şu milletin sefaleti, nihayetpezir olsun.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YA... YA...&lt;br /&gt;
|Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABAN&lt;br /&gt;
|...başka herkese yabânî ve herkes de ona yabânî nazarıyla bakan bir insan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YABANCI&lt;br /&gt;
|Verilen ehl i vukûf raporu, vatan ve milletin hayatına, tarihine, an&#039;anesine, mukaddesâtına, kanununa tamamen yabancı,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAD&lt;br /&gt;
|Gönlüm seni kudsî heyecanlarla eder yâd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YADİGAR VEYA YADGAR&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAFTA&lt;br /&gt;
|...bilhassa hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irâde yaftası altında çalışacağı şübheden vârestedir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAĞMA&lt;br /&gt;
|Yoksa Kur&#039;ân ı Kerîm’in güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrâsında yatmakla vahşet ve gaflet sizi yağma edip perîşan edecektir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAHUT&lt;br /&gt;
|Yâhut; inkârlarına sebep, tâğî zâlimler gibi, Hakk’a serfürû etmemeleri midir?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAR&lt;br /&gt;
|Hàlık ı Rahîm’in rahmeti yâr ise, herkes yârdır, her yer yarar; eğer yâr değilse, her şey kalbe bârdır, herkes de düşmandır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARAN&lt;br /&gt;
|YARAN İSTERSEN KUR&#039;AN YETER.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YARDIM&lt;br /&gt;
|Kalemlerini, ümmîliğime yardım veren Medrese i Nuriyenin üstadı Hacı Hâfız ve mahdumu…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVE&lt;br /&gt;
|...bilmem hangi tarihte Kırım’da bize yardım etmiş gibi yavelerle, bize dost olabilecek sûrette gösteriyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YAVER&lt;br /&gt;
|Hikâyede bir Yâver i Ekrem’den bahsedilmiş ve denilmiş ki:&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGAN&lt;br /&gt;
|Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında..Said Nursî’nin yegân yegân tedkik olunan risale ve kitaplarında.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEGANE&lt;br /&gt;
|Bu tehlikeye karşı çare i yegâne&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEK&lt;br /&gt;
|Risaletü&#039;n Nur eczâlarının kıymet ve ehemmiyeti hakkında yek nazarda bir fikir edinebilir. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENG&lt;br /&gt;
|Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKAHENİN&lt;br /&gt;
|Bu takdirde şuabât-ı selase yekâhenin-i terakki olarak kat’-ı meratib etmek kaviyyen me’mûldür.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKÇEŞM&lt;br /&gt;
|İşte felsefe-i sakîme-i Avrupaiyeden yek-çeşm olan dehasının yanlış gördüğü hakikatları;...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİĞER&lt;br /&gt;
|Yoksa sizi kabile kabile yaptım ki; yekdiğerinize karşı inkâr ile yabani bakasınız, husumet ve adavet edesiniz değildir!&amp;quot;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKDİL&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKNESAK&lt;br /&gt;
|Sonra yeknesak ve bir derece basit semavata karşı muvazene et.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKPARE&lt;br /&gt;
|...umum rûy-i zeminde aslı sudan incimad etmiş âdeta yekpare taşlardan ibaret olan ekser dağların...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKSAN&lt;br /&gt;
|...sadece şahsî menfaat zebunu, zalim, hunhar, harîs ve müstebid uşaklarını, hak ile yeksân edip...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKTA&lt;br /&gt;
|...kendi eser-i desti olduğunu ve kendisi tek ve yekta, istiklal ve infirad sahibi olduğunu size göstermek istiyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKVÜCUD&lt;br /&gt;
|Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini, yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEKZEBAN&lt;br /&gt;
|...ve talib-i ilim ve esrar-ı cihanı yekdil ve yekzeban ederek vahdet-i İslâm ve insaniyeyi elde tutup birlik ve beraberlik nurunu nessar edecek yine sensin.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YELDA&lt;br /&gt;
|Biri, zulmet-i yelda; biri, bir necm-i zehra; biri, bir semm-i murdar; biri, bir sırr-ı serdar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YEZDAN&lt;br /&gt;
|Nur u Yezdân, Feyz i Kur&#039;ân’dır cümlesinin rehberi.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZNAME&lt;br /&gt;
|Yıldızları konuşturan bir yıldızname &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YILDIZVARİ&lt;br /&gt;
|Üstad Sâni Hulusi Beyefendimi teşbih ve tabiri caiz ise saatçilerde bulunan yıldızvâri sekiz on ağızlı saat anahtarlarına benzetiyorum ki...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|YUNUSVARİ&lt;br /&gt;
|Elbette öyle bir insan daima Yunusvâri  لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ demeye muhtaçtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABITNAME&lt;br /&gt;
|Sair yerlerin garazkârane ve sathî zabıtnamelerine bina edilen buranın ehl-i vukuf raporunda hilaf-ı vaki&#039; ve mantıksız çok sözler vardır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZABİTAN&lt;br /&gt;
|Nasıl bir pâdişahı tanımayan ve ordudaki zâbitân ve efrat onun askerleri olduğunu kabûl etmeyen vahşî bir adam, herkese, her askere bir nev&#039;i pâdişahlık ve bir gûnâ hâkimiyet verir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZADE&lt;br /&gt;
|Muhammedîlerin düşmanları, bu kitap Muhammed’in (Asm.) zâde i tab&#039;ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, …&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAFERYAB&lt;br /&gt;
|Tarîkında zaferyâbız &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAHİRPEREST&lt;br /&gt;
|İşte zahirperest ve sermayesi âfâkî malûmattan ibaret olan akl-ı dünyevî böyle silsile-i efkârı, hiçe ve ademe incirar ettiğinden, hayretinden ve haybetinden me&#039;yusane feryad ediyor.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZAR&lt;br /&gt;
|Dert elinden hem her gün zâr u zârız&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARARDİDE&lt;br /&gt;
|Bizi de zarardîde edecekler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZARİ&lt;br /&gt;
|Yine mâtem, yine zâri, yine efgân olacak.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBAN&lt;br /&gt;
|O zâtın halka-i din ve zikrine giren bütün geçmiş ve gelecek insanlar o kelime-i mukaddeseyi rükn-ü iman ve vird-i zeban etmişlerdir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBANZED&lt;br /&gt;
|Şu cümle-i mânidar zebanzed-i cumhurdur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBER&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEBUN&lt;br /&gt;
|Sâlifü&#039;l arz zulümâtın zebûnu bulunduğum sıralarda münteşir âsârı tekrar okuyup yazıyorum.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZECİRKAR&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz&amp;quot; diye zecirkârane te&#039;dib tokatlarını almışlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİ&lt;br /&gt;
|Bârekellah, zehî saadet sana ey Risale-i Nur, hepimize baş tacı oldun!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHİR&lt;br /&gt;
|Eğer Risale i Nur bir zehir ise; bizim bu zehirlere tonlarla, binlerce kilo ihtiyacımız vardır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEHRALUD&lt;br /&gt;
|Müseylime ve emsali, esfel-i safilîn-i hıssete düşürdüğü cihetle, meta-ı zehr-âlûdu ve sûku gayet muattal ve kesad etmiştir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEKA ENDER&lt;br /&gt;
|Zekâ-ender olan yüksek/Dehasından Said Nur&#039;un.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMBEREK/ZENBEREK&lt;br /&gt;
|Nev-i beşerin hayat ı dünyeviyesinde en cemiyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saâdet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEMİN&lt;br /&gt;
|Derya-yı maariften sema-yı irfana İlahî bir hava ile coşup fışkıran ve sema-yı irfandan zemin-i maarife İlahî bir hava ile inen bârân-ı marifeti ve feyezan-ı hikmeti zemin ile âsuman arasında seyre dalmıştım. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENBEREKVARİ&lt;br /&gt;
|Güneş kendi merkezinde ve mihveri üzerinde zenberekvâri bir cereyan ile manzumesini emr-i İlahî ile tanzim edip tahrik eder.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİ&lt;br /&gt;
|Acaba, görmüyor musun ki, Çin ve Hint’teki Mecûsî ve Berâhime ve Afrika’daki zenciler gibi, Avrupa’nın tasallutu altına giren milletler bizden daha fakirdirler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENED&lt;br /&gt;
|O lezzet berhem zened, eleme olur merhem.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENCİR&lt;br /&gt;
|bkz. ZİNCİR&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENG&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGAR/JENGAR&lt;br /&gt;
|...kalb dedikleri latife-i Rabbâniyenin pası ve &#039;&#039;zengârı&#039;&#039; hükmünde olan…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZENGİN&lt;br /&gt;
|Cenâb ı Hak, kemâl i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedâya (yani fakire) pâdişah gibi, lezzet-i nîmetini ihsâs ettiriyor. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERDALİ&lt;br /&gt;
|...onun yanında ve efrâdı içinde yayılmış ve karışmış olan ceviz ve elma ve zerdali misillû ağaçların kavağa bitişik olan cüz&#039;î fertlerini,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERRİN&lt;br /&gt;
|Hâme-i zerrîn-i kudret, gör ne tasvir eylemiş. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZERZEVAT&lt;br /&gt;
|bkz. SEBZEVAT&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVALALUD&lt;br /&gt;
|İşte o zeval-âlûd mülâkatlar, o elemli mecazî muhabbetler derdinden ve belasındandır ki,... &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKPEREST&lt;br /&gt;
|İnsanın ne kadar hüsünperver ve zevkperest ve zînete meftun ve cemale müştak duyguları ve hassaları ve kuvaları ve latifeleri varsa,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZEVKYAB&lt;br /&gt;
|Sözlerin ve Nur&#039;un okunurken pervane gibi etrafında dolaşıp sana olan incizablarını ve nurundan ve sözlerinden ferahnâk ve zevkyâb olduklarını,...&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIRH&lt;br /&gt;
|Rûhunuza îmânı giydirip, Cehennem ateşine karşı zırhınız olduğu gibi;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZIVANA&lt;br /&gt;
|Bütün bütün aklın zıvanasından çıkıp, dîvâneliğin hezeyanına girsinler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİB&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİDERGAH&lt;br /&gt;
|İnâyethâh zidergâh ı İlâhî&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİHİ&lt;br /&gt;
|bkz. ZEHİ&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİKİRHANE&lt;br /&gt;
|Onun nazarında şu dünya bir zikirhane-i Rahman bir talimgâh beşer ve hayvan ve bir meydan imtihan-ı ins-ü cândır. &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNCİR/ZENCİR&lt;br /&gt;
|Evet, Kur&#039;ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDAN&lt;br /&gt;
|...kabir ehl i dalâlet ve tuğyana, vahşet i nisyan içinde, zindân gibi bir berzah ve su&#039;ban batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu hâlde;…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNDE&lt;br /&gt;
|Sâyende bugün herkes olur zinde ve mesûd.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİNHAR&lt;br /&gt;
|At âdetini, yakma bugün, sen onu zinhâr!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİR&lt;br /&gt;
|Ehl i idlâli, eden zîr ü zeber,&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİRA&lt;br /&gt;
|Zîra, yerin imâreti, nev-i beşer iledir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİVER&lt;br /&gt;
|Mert ve âlihimmet, zîb ü zîverle müzahref cilveli hanım gibi olmamalı.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYABAR&lt;br /&gt;
|De&#039;b-i Edeb Ebed-Müddet Kur&#039;ân-ı Ziyâbâr-ı Şifâkâr-ı Hüdâdâr&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYADAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAFETGAH&lt;br /&gt;
|Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYAN&lt;br /&gt;
|Çalışkanların da Risale i Nurun bereketiyle o yangından ziyanları yoktur, sizlere arz ı hürmet ve selâm edip ellerinizden öperler.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİYARETGAH&lt;br /&gt;
| Kıbrıs&#039;ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZİMMETTAR&lt;br /&gt;
|Ehl i zimmet zimmettârlarıyla nasıl müsâvî olur?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZOR&lt;br /&gt;
|Onlar nasıl zorla en mahrem risaleleri en nâmahreme okuttular‥&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORAKİ&lt;br /&gt;
|Dersler ekseriyetle maddiyât ve şöhrete erişebilmek için, belki de zoraki okunur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZORBA&lt;br /&gt;
|Bakar ki; her yerde âciz bîçâreler, zorba müdhiş adamların ellerinden ve tahribâtlarından vâveylâ ediyorlar.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETHANE&lt;br /&gt;
|...hukuk-u vücûddan iskat ve zulmethane-i ademe nefy ve vazife-i hilkatten tardetmek&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULMETTAR&lt;br /&gt;
|Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMATABAD&lt;br /&gt;
|Bu sayededir ki; Yunanistan ile Asya&#039;nın birleşen ışığı, Avrupa&#039;nın zulümat-âbâd olan karanlıklarını yarmış ve bu hâdise, Hristiyanlığın en karanlık devirlerini yaşadığı zaman vuku&#039; bulmuştur.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZULÜMKAR&lt;br /&gt;
|Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz&#039;î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez!&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZURNA&lt;br /&gt;
|Anlayana sivrisinek sâz gelir, anlamayana davul zurna az gelir.&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜF&lt;br /&gt;
|Fakat, şâirlerin ve ehl i aşkın, zülf ü perîşanı sevdikleri ve istihsân ettikleri nev&#039;inden, bu mektup da – zülf ü perîşan tarzında – soğuk tasannû karışmadan,…&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|ZÜLÜFVARİ&lt;br /&gt;
|Oynattırıyorlar zülüfvâri küçük dallarını ve onunla temaşa edenlere latif şevklerini ve ulvî zevklerini ihtar ediyorlar.&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Risale-i_Nur%27da_Ge%C3%A7en_Arap%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62065</id>
		<title>Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Risale-i_Nur%27da_Ge%C3%A7en_Arap%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62065"/>
		<updated>2026-07-25T15:12:50Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Risale]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçen Arapça kökenli kelimelerin toplam sayıları ve bu kelimelerin kaç tanesinin Kur&#039;an&#039;da geçtiği hakkında özet bilgi  ve sayfanın en altında tüm kelimelerin listesi verilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kelimelerin Arapça kök harfleri de belirtilmiş ve Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin kök harflerinden kaç tanesinin Risalelerde geçtiği de listelenmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir kök harf hakkında örnek cümleleri de içeren tablo için bu sayfanın en altındaki listeden istediğiniz harfin sayfasını seçin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki tüm kök harflerin sayısı ve her bir kök harften kaç kelime geçtiğine dair kapsamlı bir tablo için [[Kur%27an_%C4%B0statistikleri#Tablolar|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinden geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Özet==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
#Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre yaklaşık &#039;&#039;&#039;50.605&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref name=&#039;a&#039;&amp;gt;Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de Geçen Kelime Kökleri, Dr. Ayşe Dolmacı, https://kurankelimeleri.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; veya &#039;&#039;&#039;77.407&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref&amp;gt;https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; kelime vardır. Bediüzzaman ise &#039;&#039;&#039;70.000&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref&amp;gt;http://nurpedia.org/wiki/Risale:Mu%27cizat-%C4%B1_Kur%27aniye_(K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kitap)#Yirmi_Dokuzuncu_Mektup.27un_Sekizinci_K.C4.B1sm.C4.B1.27n.C4.B1n_.C4.B0kinci_Remz.27i&amp;lt;/ref&amp;gt; olarak beyan eder.&lt;br /&gt;
#Tekrarlar sayılmadığında Kur&#039;an&#039;da yaklaşık &#039;&#039;&#039;4.563&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref name=&#039;a&#039; /&amp;gt; farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin &#039;&#039;&#039;1524&#039;&#039;&#039; adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 33&#039;&#039;&#039;&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;
#Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam &#039;&#039;&#039;1.731&#039;&#039;&#039; farklı kökten gelir&amp;lt;ref name=&#039;a&#039; /&amp;gt;. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin &#039;&#039;&#039;1187&#039;&#039;&#039; adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 69&#039;&#039;&#039;&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin &#039;&#039;&#039;% 69&#039;&#039;&#039;&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
#Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli en az &#039;&#039;&#039;6000&#039;&#039;&#039; (düzenli çoğullar, müennesler, zarflar, kelimelerin nispet halleri, birleşik kelimeler ve bu liste hazırlanırken gözden kaçan kelimeler hesaba katıldığında &#039;&#039;&#039;6500&#039;&#039;&#039;) kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların &#039;&#039;&#039;1524&#039;&#039;&#039; adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 26&#039;&#039;&#039;&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
#Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı &#039;&#039;&#039;22&#039;&#039;&#039;&#039;dir ve &amp;quot;&#039;&#039;&#039;Ha-Kef-Mim&#039;&#039;&#039;&amp;quot; kökünden gelirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Sonuç==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin &#039;&#039;&#039;3&#039;te 1&#039;ini&#039;&#039;&#039; doğrudan, diğer bir &#039;&#039;&#039;3&#039;te 1&#039;lik&#039;&#039;&#039; kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam &#039;&#039;&#039;3&#039;te 2&#039;sine&#039;&#039;&#039; aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bu tabloların hazırlanmasında izlenen usul==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
#Mevlüt Sarı&#039;nın yaklaşık 1.700 sayfalık el-Mevarid Arapça-Türkçe lügatı baştan sonra taranarak Risalelerde geçen Arapça kelimeler listelendi.&lt;br /&gt;
#Dr. Ayşe Dolmacı&#039;nın hazırladığı &amp;quot;Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de Geçen Kelime Kökleri&amp;quot; PDF dosyasındaki tüm kök harfler ve kelimeler taranarak 1. maddedeki kelimelerden Kur&#039;an&#039;da geçenler işaretlendi. Yine aynı çalışmada ilgili kök harfteki kelimelerden Türkçe&#039;ye geçenlerin listesi kontrol edildi (https://kurankelimeleri.com/).&lt;br /&gt;
#Büyük ölçüde http://www.erisale.com/ sitesinden ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş) (https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr) (BlueStacks Üzerinden) yararlanılarak Bediüzzaman&#039;ın eserlerinden örnek cümleler eklendi.&lt;br /&gt;
#Kelime anlamlarında Kubbealtı lügatından (http://www.lugatim.com/), (https://www.luggat.com/) adresindeki lügattan ve TDK sözlüğünden (https://sozluk.gov.tr/) yararlanıldı.&lt;br /&gt;
#Kelime kökenlerinde gerekli görüldüğünde büyük ölçüde Nişanyan Etimoloji Sözlüğünden (https://www.nisanyansozluk.com/) ve nadir olarak da EtimolojiTürkçe sitesinden (https://www.etimolojiturkce.com/) yararlanıldı.&lt;br /&gt;
#Listeye dahil edilen Arapça kökenli kelimelerin sonuna Farsça/Türkçe ek eklenerek oluşturulan bileşik kelimeler ayrı bir kelime olarak dahil &#039;&#039;edilmedi&#039;&#039; (Ekler listesi için bkz.: [[:Kategori:Ekler|Ekler Kategorisi]])&lt;br /&gt;
#Risalelerde latin harfiyle yazılmış Arapça ibarelerde geçen kalıplaşmış cümlelerin kelimeleri mümkün mertebe dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039; (mesela Huz Mâ Safâ)&lt;br /&gt;
#Kelimelerin düzenli çoğulları, müennesi, nispet î&#039;si alan şekilleri ve Türkçe&#039;de zarf anlamı katan -an ve -en eklerini almış şekilleri (tamamen farklı bir anlam kazanmadıysa) ayrı bir kelime olarak ele &#039;&#039;alınmadı&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#Özel isimler dahil &#039;&#039;edilmedi&#039;&#039; (Peygamberimizin (sav) mübarek isimleri hariç)&lt;br /&gt;
#Arapça&#039;dan Türkçe&#039;ye şekil değiştirerek geçen, geçtikten sonra şekil değiştiren veya anlam kaymasına uğrayan ya da Arapça&#039;daki kök harfler kullanılarak Türkçe&#039;de yeni türetilen kelimeler dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
#Aynı kelimenin Risalelerdeki anlamıyla Kur&#039;an&#039;daki anlamı farklıysa bu durum çoğu yerde belirtilmiştir.&lt;br /&gt;
#Tesniyeler (mesela ebeveyn vb.) ayrı kelime olarak dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#Sayfada kelime arama kolaylığı için şapka (^) işareti mümkün olduğunca &#039;&#039;kullanılmadı&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#&amp;quot;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&amp;quot; sütununda özel isimlerin hariç olduğu ve Arapça&#039;daki kök harflerin fiil şekillerinin Türkçede neredeyse hiç aynen kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
#Bir kelimenin farklı iki anlamı varsa mümkün olduğunca Risalelerden her iki anlama örnek cümleler eklenmiştir.&lt;br /&gt;
#Aşağıdaki tabloda ilgili kelimenin farklı yazılışları &amp;quot;/&amp;quot; işaretiyle ayrılarak belirtilmiştir. İlgili kelimenin müennes, çoğul vb. gibi farklı kullanımları ise parantez &amp;quot;()&amp;quot; içinde verilmiş, parantez içindeki bu kelimelerin anlamları izleyen satırda yine parantez içinde verilmiştir.&lt;br /&gt;
#Bu liste eksiksiz değildir. Özellikle Eski Said döneminde yazılmış eserlerdeki bazı kelimeler gözden kaçmış olabilir ve bu kelimeler tespit edildikçe eklenecektir. &lt;br /&gt;
#İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde en çok hangi kökten kelime geçiyor?==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;22 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ha-Kef-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;21 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mim-Se-Lam&#039;&#039;&#039; kökü: Emsal, Emsile, İmtisal, Masal, Mesel, Mesela, Mesil, Misal, Misil, Mümaselet, Mümasil, Mümessel, Mümessil, Mümtesil, Mütemasil, Mütemessil, Temasil, Temasül, Temessül, Temsil, Timsal&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;19 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ayn-Lam-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Alamet, Alem, A&#039;lem, Âlem, Âlim, Alîm, Allam, Allame, Avalim, İ&#039;lam, İlim, Malum, Muallim, Muallem, Müteallim, Taallüm, Talim, Ulema, Ulum&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ayn-Ra-Dad&#039;&#039;&#039; kökü: Araz, A&#039;raz, Arıza, Arız, Arz, Avarız, Irz, İ&#039;raz, İtiraz, Ma&#039;rez, Maruz, Maruzat, Muaraza, Muarız, Mu&#039;riz, Mu&#039;teriz, Tearuz, Taarruz, Ta&#039;riz&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Fe-Ra-Kaf&#039;&#039;&#039; kökü: Afrika, Farik, Faruk, Fark, Ferik, Fırak, Fırka, Firâk, Firkat, Furkan, İftirak, Mufarakat, Mufarık, Mütefarık, Müteferrik, Tefarik, Teferruk, Tefrik, Tefrika&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Kaf-Vav-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Akvam, İkame, İkamet, İstikamet, Kaim, Kamet, Kavim, Kaymakam, Kayyum, Kıvam, Kıyam, Kıyamet, Kıymet, Makam, Mukavemet, Mukavim, Mukim, Müstakim, Takvim&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Özet Tablo, Toplamlar ve Kelime Listesi==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{|class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+&lt;br /&gt;
!Arapça Harf&lt;br /&gt;
!Türkçe Okunuşu&lt;br /&gt;
!2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&lt;br /&gt;
!3 Harfli Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!3 Kök Harfli Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!4 Harfli Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&lt;br /&gt;
!Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ا}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Elif (ا) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Elif]]&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|65&lt;br /&gt;
|align=center|222&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|86&lt;br /&gt;
|align=center|57&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;228&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|198&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;81&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ب}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Be (ب) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Be]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|67&lt;br /&gt;
|align=center|228&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|73&lt;br /&gt;
|align=center|89&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;240&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|257&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;80&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ت}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Te (ت) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Te]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|22&lt;br /&gt;
|align=center|53&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|14&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;54&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|52&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;16&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ث}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Se (ث) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Se]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|47&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;47&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;20&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ج}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Cim (ج) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Cim]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|69&lt;br /&gt;
|align=center|253&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|77&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|54&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;264&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|157&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;58&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ح}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ha (ح) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ha]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|96&lt;br /&gt;
|align=center|378&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|97&lt;br /&gt;
|align=center|100&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;379&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|281&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;101&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|خ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Hı (خ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Hı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|219&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;227&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|213&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;58&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|د}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Dal (د) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Dal]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|40&lt;br /&gt;
|align=center|149&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|47&lt;br /&gt;
|align=center|30&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;157&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|108&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;28&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ذ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Zel (ذ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Zel]]&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|18&lt;br /&gt;
|align=center|22&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;75&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;25&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ر}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ra (ر) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ra (Rı)]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|82&lt;br /&gt;
|align=center|291&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|89&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;293&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|244&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;75&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ز}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ze (ز) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ze]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|33&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|14&lt;br /&gt;
|align=center|40&lt;br /&gt;
|align=center|42&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;98&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|87&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;23&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|س}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Sin (س) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sin]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|90&lt;br /&gt;
|align=center|321&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|10&lt;br /&gt;
|align=center|96&lt;br /&gt;
|align=center|112&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;331&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|297&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;105&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ش}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Şın (ش) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Şın]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|309&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|49&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;311&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|152&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;67&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ص}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Sad (ص) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sad]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|53&lt;br /&gt;
|align=center|189&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|56&lt;br /&gt;
|align=center|63&lt;br /&gt;
|align=center|43&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;192&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|174&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;59&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ض}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Dad (ض) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Dad]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|68&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|25&lt;br /&gt;
|align=center|15&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;68&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;19&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ط}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Tı (ط) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Tı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|35&lt;br /&gt;
|align=center|128&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|37&lt;br /&gt;
|align=center|28&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;134&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;38&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ظ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Zı (ظ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Zı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|38&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;38&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|32&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;12&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ع}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ayn (ع) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ayn]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|95&lt;br /&gt;
|align=center|491&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|9&lt;br /&gt;
|align=center|104&lt;br /&gt;
|align=center|106&lt;br /&gt;
|align=center|79&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;501&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|325&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;116&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|غ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ğayn (غ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ğayn]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|50&lt;br /&gt;
|align=center|149&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|52&lt;br /&gt;
|align=center|50&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;151&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|134&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;39&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ف}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Fe (ف) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Fe]]&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|271&lt;br /&gt;
|align=center|9&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|88&lt;br /&gt;
|align=center|74&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;285&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|192&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;76&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ق}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Kaf (ق) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Kaf]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|74&lt;br /&gt;
|align=center|300&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|81&lt;br /&gt;
|align=center|82&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;311&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|252&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;90&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ك}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Kef (ك) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Kef]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|57&lt;br /&gt;
|align=center|195&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|61&lt;br /&gt;
|align=center|45&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;198&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|164&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;65&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ل}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Lam (ل) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Lam]]&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|156&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|37&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;161&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|117&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;28&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|م}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Mim (م) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Mim]]&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|222&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|77&lt;br /&gt;
|align=center|44&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;231&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|189&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;49&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ن}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Nun (ن) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Nun]]&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|394&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|107&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;394&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|291&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;91&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ه}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[He (ه) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|He]]&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|99&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|26&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;109&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|229&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;22&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|و}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Vav (و) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Vav]]&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|224&lt;br /&gt;
|align=center|69&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|54&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;297&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|229&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;71&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ي}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ye (ي) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ye]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|10&lt;br /&gt;
|align=center|29&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|21&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;32&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|41&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;12&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı ve %&#039;si&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı ve %&#039;si&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;TOPLAM&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|28 Harf&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|1532&lt;br /&gt;
|align=center|5346&lt;br /&gt;
|align=center|102&lt;br /&gt;
|align=center|362&lt;br /&gt;
|align=center|1651&lt;br /&gt;
|align=center|1731&lt;br /&gt;
|align=center|1187 - % 69&lt;br /&gt;
|align=center|5802&lt;br /&gt;
|align=center|4563&amp;lt;ref&amp;gt;Tekrarlar sayılmadığındaki toplam kelime sayısıdır. Tekrarlar dahil Kur&#039;an&#039;da 50.605 kelime vardır (Kaynak: https://kurankelimeleri.com/)&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
|align=center|1524 - % 33&lt;br /&gt;
|-}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{|class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Arapça Kökenli Kelimeler Listesi&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Kökü ve Risalelerde Bu Kökten Kaç Kelime Olduğu&lt;br /&gt;
!Anlamı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;da Geçiyor mu?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aba&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Kaba üst elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Âbâ/Aba&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Babalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abad/Âbâd&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sonsuzluklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abadile&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Abdullahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abd (Abdullah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abes (Abesiyat)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Gayesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abese&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Sure Adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abesiyyun&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Herşeyin boş olduğunu savunanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abid/Âbid&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kulluk görevini yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abid/Abîd (Abidane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abras/Ebras&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Alaca hastalığı, Abraş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abus&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Asık suratlı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (çok kötü anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acaba&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Merak bildiren soru edatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acaib&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtan şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acal&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Eceller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acam/A&#039;cam&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Acemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acb&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Kuyruk sokumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aceb/Acep&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Acaba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acele&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hemen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acem&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Arap olmayan; İranlı; yabancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acemi&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Tecrübesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Yabancı dil anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acib (Acibe)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acil (Acile)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hemen, acele&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dünya anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acin&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Hamur, macun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acul&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Çok aceleci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acuze&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Yaşlı kadın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acz (Acziyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüzlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ada/A&#039;da&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşmanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adab&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Edepler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adalet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Hakkı ifa, haksızı tecziye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adat/Âdât&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Adetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adavet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Add (Addetmek, addolunmak)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Saymak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aded/Adet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adem&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yokluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adese&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Mercek, bakış açısı (Mercimek anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adet/Âdet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Düzenli yapılan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adeta&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Sanki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adi/Âdi&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Sıradan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dönen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adil/Âdil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adaletli olan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adiyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adiyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Değersiz /sıradan) şeyler; Sure adı (Soluk soluğa koşan atlar anlamında)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adl&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adalet üzere oluş (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adliye&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Mahkeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adn&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir cennet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adüvv&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afak&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Ufuklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afat&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Afetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Felaket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afif&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İffetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afil&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Batan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Sıhhat, esenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afrika&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Kıta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afuv/Afüv&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Affeden, Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afv/Af&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Bağışlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İhtiyaç fazlası mal anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağisna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Bize yardım et&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağleb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağlebi/Ağleben&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağmaz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|(Anlamca) çok derin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağniya&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zenginler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağraz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Garazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağsan&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağyar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Başkaları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ah (Ahi)&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeş (Kardeşim)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahali&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahbab/Ahbap&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahcar&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahcar&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahd/Ahid/Ahit&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aher&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Diğeri, başkası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahfa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|10 latifeden biri&lt;br /&gt;
|align=center|+ (daha gizli anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahfad&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Torunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Son, ileriki; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahiret&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Öbür dünya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahiz (Ahize)&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Alıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkaf&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kum tepeleri; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkam&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hükümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Daha sağlam; En büyük Hakim olan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahlak&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Huylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Akılsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmed/Ahmet&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çok övülmüş (Peygamberimizin adı); Daha çok hamdeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmer&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahrar&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hürler; Hürriyetçiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahsen&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Daha (en) güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahşab/Ahşap&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Be (1)&lt;br /&gt;
|Odundan yapılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahval&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Haller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahvel&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şaşı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahyar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayırlılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahzab&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Be (2)&lt;br /&gt;
|Hizbler; sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aid/Ait&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|İlişkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aile (Kökü Ayn-Vav-Ye de olabilir)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çoluk-çocuk, familya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akab (Akabinde, Der-akab)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonra(sı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akaid&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Akideler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesinti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akarib&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Akrabalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akd/Akid/Akit (Akdetme)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sözleşme (yapma); düğümleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akdam/Akdâm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıbet&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|En sonu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıl/Âkıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aklını kullanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıl/Akl&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Düşünme cihazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akib/Akîb&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonrası&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ökçe anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akib/Âkib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonrası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akide&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akil&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akim&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesintiye uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kısır anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aklam&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kalemler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akraba&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|soy ve kanca yakın kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yaş veya rütbece eş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akreb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|En yakın, daha yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akrep&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Ra-Be (1)&lt;br /&gt;
|Zehirli bir hayvan; saatte yelkovanın küçüğü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aks/Akis&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aksa/Aksâ&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Vav (1)&lt;br /&gt;
|En uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aksam&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kısımlar; yeminler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktab&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kutuplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktar&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kuturlar, her tarafı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akval&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kaviller, söylenenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akvam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Kavimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Al/Âl&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Aile&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ala/Âlâ&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Nimetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;lâ/A&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|En yüksek, en iyi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alâ/Ala (Aleyhi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üzerin(d)e&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alak&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı; asılı şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaka (Alak)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Döllenmiş yumurta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaka/Alâka&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|İlgi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alam&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Elemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Nişane&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Simge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;lem/Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Daha iyi bilen/bilir; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Âlem/Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alenen&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Açıkça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aleni&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Açık olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Takım, cihaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ali/Âlî/Âli&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alihe&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|İlahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alil&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alim/Alîm&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Esma, her şeyi bilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alim/Âlim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aliyy&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Esma (En yüce olan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allah (cc)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Yüce Yaratıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allahümme&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Allahım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allam&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Esma, her şeyi hakkıyla bilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allame&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Derin alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ama/Âmâ/A&#039;mâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;mak/Amak&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinlikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amal/Âmâl&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Ameller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amal/Âmâl&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Emeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amden&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kasten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amel&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İş, davranış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amele&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İşçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ameliyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Operasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ami (Amiyane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Okumamuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amik/Amîk&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amil/Âmil&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapan, işleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Allah kabul etsin&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Emniyet içinde olan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emreden, üst&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amm/Âmm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Genel, umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amme&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sure adı; Sıradan halk, umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ammi&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Amca&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amud&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sütun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amya&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
| -&#039;den, -&#039;dan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Çok kısa süre; Şu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An/Ân&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|En kısa zaman birimi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anane/An&#039;ane&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gelecek; rivayet zincirini sıralamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anasır&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Unsurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anber/Amber&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Balıktan çıkan güzel koku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Andelib/Andelip&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam-Be (veya Ayın-Nun-Dal-Lam?) (1)&lt;br /&gt;
|Bülbül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anif (Anifen)&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Yakın geçmişte&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anka&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hayali bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ankebut&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kef-Be (1)&lt;br /&gt;
|Örümcek; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anud (Anudane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çok inatçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ar/Âr&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Utanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;rab&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Çölde yaşayan bedevi Araplar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arab (Arabi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin kavmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arabi&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Arapça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aradin&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;raf/Araf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Sure adı; daha fazla arif&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arafat/Arefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Hac&#039;ad vakfe gereken mekan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Araz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Temel olmayan özellik&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Geçici dünya malı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;raz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Arazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arazi&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arız/Ârız (Ârızi/Arızi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sonradan olan, ikincil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arıza&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sorun, kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı gerektiği gibi tanıyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arife/Arefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bayram öncesi gün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ariyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Taht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arz&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sunma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Genişlik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asa/Asâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Değnek; birlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asab/A&#039;sab&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asabi&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asabiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirlilik; taraftarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asakir&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Askerler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asale&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aslen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asalet&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soy temizliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asam&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asar&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Eserler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asar/A&#039;sar&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Asırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asel&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asgar/Asğar/Asgarî/Asğarî&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|En az&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ashab/Ashap&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahabe; bir işin ehilleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asi/Âsi&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İsyan eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asil&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Asaletli&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Akşam anlamında geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asir&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zor&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asker&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Ordu mensubu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asl/Asıl&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Ana, temel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asla&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Katiyyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aslah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|En uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asr&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Zaman; Yüzyıl; Sure adı; İkindi vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asvat&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Te (2)&lt;br /&gt;
|Sesler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşair&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşiretler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşak/A&#039;şak&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Daha aşık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşık/Âşık&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Çok seven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşirat&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşire/Âşire/Aşiren&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onuncu; Saatin onuncu dereceden alt birimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşiret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kabile&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşk&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İleri derece sevgi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşr/Aşer (Aşere)&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|On&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşr/Aşir&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;dan bir bölüm (genelde 10 ayet); 10 günlük süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşure/Aşura&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Muharremin 10. Günü ve bu günde çok çeşitli malzemelerden yapılan çorba/tatlı; aşure gibi karışık parçalardan oluşan kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ata/Atâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lütuf, ihsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atalet&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Boşta kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ataya&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lütuflar, atiyyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atf/Atıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|İlişkilendirme, yollama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıf/Âtıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Bağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Boşta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıyye/Atiyye&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ati (Atiye)&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gelecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atik (Atika)&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Eski&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atlas&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Kalın ipekli kumaş; okyanus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atş&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Susuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Attar&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Güzel koku satan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Çok acıyan Allah (esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avaik&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Engeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avalim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Âlemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avam&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sıradan halk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avan&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Anlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avan/Âvân&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Anlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avane/Avene&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Yardımcılar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avarız&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Arızalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avdet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;ver/Aver&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Bir gözü kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avn&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avra&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tek gözlü, kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avret&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|İnsanda örtülmesi gereken yerler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayan/A&#039;yan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Gözler; belli şeyler; meclis azaları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayan/Ayân&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayar/A&#039;yar&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayat&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Ayetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayb/Ayıp/Ayıb&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kusur, utanılacak şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayet&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an cümlesi; delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayn (Ayniyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Göz; pınar; (ta) kendisi; Ayın harfi; güneş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aynı/Ayn/Aynen/Aynısı&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|(Ta) kendisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayyaş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|İçkici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayyuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Pek yüksek bir yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aza/A&#039;za&lt;br /&gt;
|Ayn-Dad-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Organ, üye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azab&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Eziyet, sıkıntı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azam/A&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Daha büyük, en büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azb&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Hoş yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azim&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azim/Azm&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kararlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azimet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Dini işlerde titizlik ve gayret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aziz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|İzzetli; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azl&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Görevden alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azm&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Kemik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azrail&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ra-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ölüm meleği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bab&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kapı; bölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ba&#039;de/Bade&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sonra&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badi/Bâdî&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Sebep; ilk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badire&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ansızın ortaya çıkan sıkıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badiye&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kır(sal), çöl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baği/Bagi&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Zalim, asi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bağy&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İsyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahil&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cimri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahr/Bahir&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Deniz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahreyn&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|2 deniz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahs/Bahis&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Konu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baht&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Te (1)&lt;br /&gt;
|Talih&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bais&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gönderen, Dirilten (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakar (Bakara)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Öküz/İnek (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baki (Bakiye)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Daimi; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakir (Bakire)&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Ra (2)&lt;br /&gt;
|El sürülmemiş, yeni; evlenmemiş erkek (kız)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakiyye/Bakiye&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Artan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakl (Bakla)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Sebze&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baliğ (Baliğa)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ulaşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bani&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|(Kainatı) inşa eden (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barek (Barekallah)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|(Allah) mübarek kılsın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bari/Bâri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Her şeyi düzgün yaratan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barid&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk; sevilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barik (Barika)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|İnce, nârin; parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barika&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bariz (Barize)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Aşikar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ba&#039;s/Baas&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gönderilme, dirilme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basar&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Göz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basıra&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Görme (kuvvesi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basir&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gören (esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basiret&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gönül gözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basit (Basita)&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bast&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Yayma, genişleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batıl&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Geçersiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batın/Bâtın (Batıne)&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|İç; her şeyin iç yüzünü yaratan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batn/Batın&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Karın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Battal&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl, geçersiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bauda&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Sivrisinek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bayii&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bazen&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Ara sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bazı (Baziyet)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Bir kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Be/Bi&lt;br /&gt;
|Be (1)&lt;br /&gt;
| -e, -de, ile vb. anlamları katan edat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bed&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Başlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedahat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-He (2)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedavet&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Bedevilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedeat/Bedaat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İlk defa görülen güzellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedel&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beden&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gövde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedevi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Bedâ&#039;da yaşayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedi&#039; (Bediüzzaman)&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Eşşiz güzellikte (Çağının eşsizi); Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedihi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-He (2)&lt;br /&gt;
|Apaçık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedr/Bedir&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Dolunay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behçet&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behic (Behice)&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behimiyye (Behimat)&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hayvan(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behre (Behresiz)&lt;br /&gt;
|Be-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Nasip(siz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beht&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|Hayret, dehşet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beis&lt;br /&gt;
|Be-Elif-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Mahzur&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Azab, kuvvet anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beka&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Daimilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bekar&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Evlenmemiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bel&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Yutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bela&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Musibet, imtihan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bela/Belâ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Olumsuz soruya evet cevabı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belabil&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bülbüller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belagat/Belağat&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|muktezayı hale mutabakat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belağ (Belağan mâ belâğ)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Yetişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belahet&lt;br /&gt;
|Be-Lam-He (2)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belde&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beled (Belediye)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yerleri (Belde yönetimi); Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Belagatlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beliyye&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Bela&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belva&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Dert, çile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Benat&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kızlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beni/Benî&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğulları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beraat&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Kusursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beraet&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Suçsuzluğu ortaya çıkmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berahin&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Burhanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berd&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğukluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bered&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bereket&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bolluk, çokluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Kusursuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berk&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Şimşek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berr (Berri)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kara (ile ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berrak&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berzah&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze-Hı (1)&lt;br /&gt;
|2 şeyi ayıran engel; geçiş yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besatet&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Basitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besmele&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bilmillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besmele&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Bismillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşaret&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşer&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşuş&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Güleryüzlü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Betalet&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Avarelik, işsizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Betra&lt;br /&gt;
|Be-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısır, bereketsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bevl&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|İdrar yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bey&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satış/Alışveriş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyan&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bey&#039;at/Beyat/Biat&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Bağlılık bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Ak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyder&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Harman yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyn/Beyne&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Arasında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyt&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyt/Beyit&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Manzumenin 2 satırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyyin (Beyyine/Beyyinat)&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyza&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bez&lt;br /&gt;
|Be-Ze-Ze (1)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Kumaş parçası, çaput &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bezr/Büzr&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tohum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bid&#039;a/Bid&#039;at/Bidat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dine aykırı yenilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bihar&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Denizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilad&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Beldeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Billur&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bin/İbn/İbni&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğlu, oğul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bina&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yapı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Buna binaen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bint&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bi&#039;r&lt;br /&gt;
|Be-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kuyu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bi&#039;set/Biset&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|(Peygamber) gönderilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bismillah&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın adıyla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bu&#039;d/Bud/Buud (Bu&#039;diyet)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budala&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buğz&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık, nefret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhar&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Gaz haline gelmiş su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhl&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cimrilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhran&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Bunalım,kriz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulega/Büleğa&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Beliğ zatlar; belagat alimleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burak&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Efendimizin miracta bindiği binit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burç/Burc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Kale&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buruc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Burçlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burudet&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Butlan&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bühtan&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|İftira&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bülbül&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Büluğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ergenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bünyan&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Bina, duvar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bünye&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vücut yapısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bürde&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Hırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bürhan/Burhan&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kesin delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cadde&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Geniş yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cah&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He (1)&lt;br /&gt;
|Makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cahil (Cahiliyye)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmeyen (cahillik dönemi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cail&lt;br /&gt;
|Cim-Ayn-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Getiren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Caiz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Dinen uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ca&#039;l/Cal&lt;br /&gt;
|Cim-Ayn-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Calib&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Be (2)&lt;br /&gt;
|Çağıran, getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cami&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplayan, ibadet yeri; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camia&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Topluluk; çok yönlü; üniversite&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camid (Camide)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Cansız, donuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camus&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Su sığırı, manda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cân/Can&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Cinler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cani&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Katil, suçlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Canib/Canip&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yön&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Car&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Harf-i Cer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cari (Cariye)&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Geçerli, akan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Casiye&lt;br /&gt;
|Cim-Se-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Casus&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizli ajan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cazib/Cazip (Cazibe)&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cazim (Cazime)&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Cezm ile okutan; cezmeden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebanet&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebbar&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İstediğini yapan Allah; zorba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebel&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Dağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceberut&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, azamet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebhe/Cephe&lt;br /&gt;
|Cim-Be-He (1)&lt;br /&gt;
|Ön taraf; alın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebin&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korkak; Alın, şakak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebr/Cebir (Cebri/Cebren)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorlama (Zorla); harflerle yapılan matematik hesabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebrail&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Cim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vahiy meleği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebriye&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İradeyi inkar eden batıl fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ced (Cedde)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dede, ata (nine)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cedavil&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cetveller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cedid (Cedide)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yeni&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cefa&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cefne&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Tekne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehalet&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmezlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehd&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Gayret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|Cim-He-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Azap yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehl/Cehil&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Cehalet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehr (Cehri)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Açık(tan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehul&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çok cahil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celadet&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Kuvvetlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celal&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Yücelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celb/Celp&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Be (2)&lt;br /&gt;
|Getirtmek, (üzerine) çekmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celi&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celil&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cellad/Cellat&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Öldürme görevlisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celle (Celaluh)&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|(Şanı) yüce olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celse&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Oturum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cem&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Halk; pek çok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cem&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplama; çoğul; halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemaat&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|İnsan topluluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemadat&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Cansızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemahir&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Cumhurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemal&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzellik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemaziyelevvel/Cemaziyelevvelahir (aslı cemadiyelevvel/cemadiyelahir)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Kameri 5./6. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemed&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Buz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Deve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemi&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Hepsi, tümü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemil&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemiyet&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplum, kurum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenab&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Büyüklük ifadesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenah&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Taraf, kanat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenan (Cenani)&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Kalp (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenb&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Taraf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenin&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Rahimdeki çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cennet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Ahiret bahçesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenub&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Güney&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cep/Ceyb&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Be (1)&lt;br /&gt;
|Elbise cüzdanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cer&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerahat&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|İrin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceraid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Gazeteler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerbeze&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cereyan&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Akım, akma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerh&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yaralama, çürütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceride&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceriha&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yara&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerrah&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerrar&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Para toplayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesamet&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, irilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesaret&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Korkaklık zıttı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesed/Ceset&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Vücud, beden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|İri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cessas&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizlice araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesur&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Korkak olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cetvel/Cedvel&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Su arkı, hat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevahir&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cevherler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevami&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplu şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevap/Cevab&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yanıt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevaz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Dini izin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevelan&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevf&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevher&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Öz, esas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Bir ağaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevv&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Hava (atmosfer), boşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevvad&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Cömert (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevval&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Hareketli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceyş&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Ordu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cez&#039;a/Ceza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Sabırsızlıktan üzülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezair&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Adalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezalet&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sözün muhkem ve fasih olması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezb (Cezbe)&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekim, çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezil&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Bol; bozuk olmayan ifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezire&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|(Yarım)ada&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezm/Cezim&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesin karar, azim; harfte sükun işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibal&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Dağlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibilli (Cibilliyet)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yaratılıştan (Yaratılış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibril&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Cim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vahiy meleği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cidal&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cidar&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Duvar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ciddi (Cidden)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cife&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kokmuş ceset&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cifr/Cifir&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Cifir ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihad/Cihat&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Allah yolunca gayret, savaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihaz (Cihazat)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Alet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihet (Cihat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yön (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cila&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlatıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cild/Cilt&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Deri; kitap kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cilve&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Belirti, eseriyle kendini belli etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinan&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Bahçeler, cennetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinas&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Birçok manaya gelebilen söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinayet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Katl, günah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinn&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen varlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinnet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Delilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cins (Cinsiyye)&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Tür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cirit&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Atılan sopa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cirm&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Hacim, cüsse; yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cisim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nesne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cismani&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Civar&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yakın yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ciz&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Hurma kütüğü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cizye&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Gayr-ı müslüm vergisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cu&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Açlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cud&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cuma/Cumuah&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Namaz günü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cumhur (Cumhuriyet)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çoğunluk (yönetimi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cumudiyet&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donukluk, katılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cübbe&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kıyafet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cühud&lt;br /&gt;
|Cim-Ha-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Bilerek inkar etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cülus&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Tahta çıkma merasimi ve hediyesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cümel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Cümleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cümle (Bilcümle)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Anlamlı kelimeler topluluğu; hepsi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünd&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Ordu, asker&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cündüb&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal-Be (1)&lt;br /&gt;
|Çekirge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünud&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Askerler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünun&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Delilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cür&#039;et/Cüret&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Cesaret, atılganlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cürüm&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Günah, suç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüsse&lt;br /&gt;
|Cim-Se-Se (1)&lt;br /&gt;
|Gövde, kalıp&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüz&#039; (Cüzi)&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüzdan&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Para kabı; bilgi defteri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çorap&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Ayağa giyilen giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâ&#039;/Da&#039;&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daavat/Deavat&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dualar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dabb&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Keler, kertenkele&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dabbe&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yerde yürüyen hayvan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dacin&lt;br /&gt;
|Dal-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Evcil, alışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dafi (Dafia)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Defeden, engelleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dağdağa&lt;br /&gt;
|Dal-Ğayn-Dal-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü, telaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahi (Dahiye)&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çok zeki; afet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahil (Dahili)&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçinde (İçe ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahl&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Katılma, girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daim (Daime, Daimi, Daima)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Bir şey etrafında dönen, hakkında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daire&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Yuvarlak; ofis&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Hezimet anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakika&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Saatin 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakk&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kapı çalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâl/Dal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Delil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dalal&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapıklık, dinsizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dalalet&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dall (Dalle)&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dallin&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapkınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâr/Dar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Mekan, ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darb/Darp&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Verme; Vurma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darbe&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vuruş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dari&#039;&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Acı ve dikenli ağaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darib&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darr&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dava/Da&#039;va&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İddia&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davet/Da&#039;vet&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çağırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Vurmalı çalgı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|De&#039;b/Deb&lt;br /&gt;
|Dal-Elif-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kaide, usul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Debbağ (Debbağhane)&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Deri tabaklayan kişi (tabaklanan yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deccal&lt;br /&gt;
|Dal-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Büyük yalancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Def&#039;&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Kovma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Def&#039;a/Defa (Defaten/Defaten)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|(Bir) kere(de)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defain&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Defineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defin (Define)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Gömü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Te-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kağıt destesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deha&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Yüksek zeka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehalet&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Sığınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehliz&lt;br /&gt;
|Dal-He-Lam-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehr/Dehir&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Uzun zaman dilimi, dönem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehri (Dehriyyun)&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zamana tapan sapık fırka mensubu (Bu sapık fırka)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehşet&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Kokup kaçılacak şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekaik/Dakaik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Dakikalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delail&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Deliller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delalet&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yol gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delil&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösteren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dellal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yol gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delv&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kova (burcu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dem&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Ye/Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demdeme&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Dal-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kızgın ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Denaet&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Alçaklık, aşağılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deni (Deniyyet)&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Aşağı(lık) (Mimsiz medeniyyet)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derari&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Parlak ve renkli yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derc&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçine alma, dahil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Kademe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dereke&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|(En) aşağı mertebe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derk&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aşağı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ders&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Öğrenmek için muallimden azar azar alınan vazife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desais&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desatir&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Düsturlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desise&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dessas&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hileci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deva&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devahi&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Felaketler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Daireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devam&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deveran&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devlet&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ülke; Kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devr/Devir (Devre/Devire)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devran&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devvar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Durmayıp dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deyn&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Borç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deyyan&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Herkesin hesabını bilen Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dıyk/Dik&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dibace&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Giriş (yazısı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dikkat&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İncelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dimağ&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Beyin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Din&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Hak yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinar&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Altın para (eski)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirayet&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Beceriklilik, iktidar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Küçük (gümüş) para birimi; 3,2 gram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Divan&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Büyük meclis; şiirlerin toplandığı kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diyanet&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Din işleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diyar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dârlar, mekanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dua&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Yakarış, niyaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duha&lt;br /&gt;
|Dad-Ha-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kuşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duhan&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Duman; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duhul&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçine girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dûn/Dun&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Durub&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Darbeler; Vermeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dut&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dühn&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Yağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düldül&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Dal-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;nin katırı (aslen kirpi demektir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Yerküre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürer&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|İnciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürr&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|İnci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürus&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Dersler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürzi&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Çok bozuk dalalet ehli (bir fırka)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düstur&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|İlke, kural&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düvel&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Devletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eamm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Daha umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eb/Ebi/Eba/Ebu&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebabil&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Sürü, grup&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebad&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Boyutlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebatıl&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebced&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Cim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hesapta kullanılan harflerin ilk 4&#039;ü; bir hesaplama sistemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebdal/Abdal&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Evliyadan nuraniyet kazanmış bir taife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebed (Ebedi)&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sonsuzluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebeveyn&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Anne-Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ebevân olarak)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebkem&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Dilsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eblağ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Çok beliğ&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebleh&lt;br /&gt;
|Be-Lam-He (2)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebna&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebrar&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Hayırlı insanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebsar&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebter&lt;br /&gt;
|Be-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Soyu kesik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebvab&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kapılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebyaz&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecanib&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yabancılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Takdir edilen ölüm vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Evet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecell&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|En üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Echel&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Daha (en) cahil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecinni&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Cinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecîr/Ecir&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Ücret karşılığı çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecl (Ecliyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sebep olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecla&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çok parlak, çok güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecmain/Ecmaun&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Cümlesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecmel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|En/daha güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecnas&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Cinsler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecnebi&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Başka milletten, yabancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecniha&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Taraflar, kanatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecr/Ecir&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sevap, karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecram&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Cansız cisimler; yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecsad&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecsam&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|(Seyyar) cisimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecvibe&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevaplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecyal&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Soylar, nesiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eda&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edat&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Yardımcı kelime&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eddai/Dai&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dua eden; çağıran; sebep olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eddifa&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunma (Gazete ismi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edebiyat&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Söz veya yazıyla güzel anlatma sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edep/Edeb&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edevat&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Aletler, takımlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edib/Edip&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazar, gazateci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edille&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Deliller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ed&#039;iye/Ediye&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dualar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edna&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|En/daha alçak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edvar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Devirler, devreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edviye&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Devalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edyan&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Dinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efal/Efal&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Fiiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efdal&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Daha faziletli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Fehimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efham&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Çok ulu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efkar&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eflak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Felekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efrad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Fertler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efsah&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|En açık(söz)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efvacen&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Grup grup&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehad (Ehadiyyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir; Tüm isimleri tek bir şeyde tecelli eden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehakk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Daha (En) haklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehass&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|En seçkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehavat&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kız kardeşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehemm&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Çok mühim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehemmiyet&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Önem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehibba&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Dostlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehl&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehlen&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hoşgeldin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehli (Ehliye)&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evcil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehliyet&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Yeterlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehram&lt;br /&gt;
|He-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|(Mısır) Piramid(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehva&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Nefsin arzuları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehval&lt;br /&gt;
|He-Vav-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Korkular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehven&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Daha kolay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eimme&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İmamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekabir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük zatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekall (Ekalliyet, Laekal)&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Daha az(ı) (Azınlık, en azından)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekber&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|En büyük, daha büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekl&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yeme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekmeh&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-He (1)&lt;br /&gt;
|Anadan doğma kör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekmel&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|En mükemmel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekrad&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Kürtler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekrem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha/En kerim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekser&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekvan&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış varlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|El&lt;br /&gt;
|Elif-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Belirlilik takısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elan&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şimdi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbab&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Be (2)&lt;br /&gt;
|Akıllar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbet (Elbette)&lt;br /&gt;
|Be-Te-Te (1)&lt;br /&gt;
|Kat&#039;iyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elem&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elf (Elfün)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Bin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elfaz&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Lafızlar, sözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alfabenin ilk harfi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elim&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı verici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elmas&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Sert karbon kristali&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elsine&lt;br /&gt;
|Lam-Sin-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Diller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eltaf&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Daha latif ve güzel; lütuflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elvah&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Levhalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elvan&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elveda&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Ayrılık sözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elzem&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Dahe/En gerekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emam&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Ön&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eman&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Eminlik, güvence&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Eminlik; korunması için verilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emare (Emarat)&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Alamet(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emced&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Şanı yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emel&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|İstek, arzu, ümit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emir/Emîr&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İdareci, reis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emkine&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Mekanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emma&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yoksa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emmare&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Şiddetle emreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emn (Emniyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güven&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emr/Emir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İş, buyruk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emraz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hastalıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emred&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Bıyığı yeni terlemiş genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emsal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer; hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emsile&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Misaller, atasözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emtar&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Yağmurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emtia&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Ticaret malı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emvac&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emval&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Mallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emvat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emzice&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Mizaclar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enam/En&#039;am&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sure; küçük kitapçık; deve, sığır, koyun vb. hayvanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enam/Enâm&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enaniyyet&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Benlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enbiya&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ences&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Daha pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Endad&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Nidler, benzerler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ender&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çok nadir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ene&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Ben, ego&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfal&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Sure, ganimetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfas&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefesler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfüsi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|İnsanın maneviyatıyla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enhar&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Nehirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enin&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enkaz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Yıkıntı, kalıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ensal&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nesiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ensar&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Medineli sahabeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enseb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|En uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ente&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Te (1)&lt;br /&gt;
|Sen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enva&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Türler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Envar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enver&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|En nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbaa&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dört&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbab&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rabler; ustalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbain&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|40 (günlük uzlet)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ercuze&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Mısraları kafiyeli, kısa ölçülü nazım; Hz. Ali&#039;nin kasidesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erfa&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Daha yüksek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha merhametli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erhâm/Erham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Rahimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erkan&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Rükünler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ervah&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ruhlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erzel&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|En rezil; ömrün sonundaki acizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Es&#039;adekallah/Esadekallah (Es&#039;adekumullah/Esadekumullah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Allah seni (sizi) mutlu etsin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esalib&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|Üsluplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esami&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esamm&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Sağır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esaret&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Esirlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esas&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Temeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esatir/Esatır&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Masallar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esbab&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Esbab bir perdedir. Çünkü izzet ve azamet öyle ister.&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esed&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Arslan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esef&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü, pişmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esefa&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Esefler olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eser&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İz, yapıt, kitap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esfel&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|En aşağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eshel&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|En kolay, daha kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Es&#039;ile/Esile&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sorular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esir&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yakalanmış, tutsak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kainatı dolduran latif madde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eslaf&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Öncekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eslem&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha selametli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esliha&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esmer&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Siyah(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esnaf&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Sınıflar; küçük zanaat ve sermaye sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esnam&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Putlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esrar&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esvab&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Giyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esved&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Siyah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eş&#039;ar/Eşar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiirler&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kıllar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eş&#039;ari/Eşari&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|İtikatta bir hak mezheb&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşbah&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzerleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşcar&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ağaçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşedd&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Daha/En şiddetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşeff&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|En/Daha şeffaf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Meşguliyetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhas&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Şahıslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşheb&lt;br /&gt;
|Şın-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Ak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhedü&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitlik ederim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşkal/Eşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Şekiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşkiya&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Şakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşmel&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Daha kapsamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşrar&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötüler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşrat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|İşaretler, şartlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|En (çok) şerefli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşya&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etba&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyanlar, tabi olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etemm&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|En tam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etfal&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocuklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etibba&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Doktorlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etime/Et&#039;ime&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etraf&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Taraflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etrak&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Türkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ettahiyyatü&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Namazda oturuşta okunan dua&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etvar&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tavırlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Euzu&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a sığınırım; Euzu billahimineşşeytanirracim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|Elif-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Veya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evail&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Çok önce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evamir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evc&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Cim (1)&lt;br /&gt;
|En yüksek nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evfak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|En uygun, çok uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Vehimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evkaf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Vakıflar; Vakıflar idaresi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evkat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Zamanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evla&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Daha iyi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evla&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Birincisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evlad&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çocuklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evliya&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Veliler; idareci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evrad&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Virdler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evrak&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Belgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evsaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evsat&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Ortası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evtad&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Direkler, kazıklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evtar&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Saz telleri; Çift olmayanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evvel (Evvela)&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Önce(likle); Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ey&lt;br /&gt;
|Elif-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Seslenme harfi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eyne&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Nerede&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eys&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Var (olma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eyzan/Eydan&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Bunun gibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eza&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Eziyet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ez&#039;af/Ezaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Daha zayıf; en zayıf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezan&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Namaz çağrısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezdad&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Zıtlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezel&lt;br /&gt;
|Elif-Ze-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Öncesi olmayan, Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezhan&lt;br /&gt;
|Zel-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zihinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezher&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eziyet&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezkar&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezkiya&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Zekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezlem&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Daha zalim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezmine&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Zamanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezvac&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Eşler, çift&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezvak&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Zevkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezyal&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Zeyiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fa&#039;al/Faal&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Aktif; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faaliyet&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Aktivite&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Facia&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Çok acıklı olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Facir&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fadl/Fazl/Fazıl&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Kerem; Değer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahir/Fâhir (Fahire/Fâhire)&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kıymetli, şa&#039;şalı, iftihar edilecek değerde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahiş (Fahişe)&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Fazla; ahlaksız (kadın)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahl&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vasıta-yı nesil erkek hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahm&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kömür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahr/Fahir&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme, iftihar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahri&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Ücretsiz, karşılıksız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faide/Fayda&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yarar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faik&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fail&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İşi yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Riba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakat&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Ama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakd&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yokluk, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakih&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|Fıkıhta ileri kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakihe&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-He (2)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakir (Fakirane)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Yoksul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakr&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Dayak aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falan/Filan&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Herhangi bir kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aslı &amp;quot;fulân&amp;quot;)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falik&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Tohumu çatlatan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fani (Faniye)&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Ölümlü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faraza&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farz edelim ki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farazi (Faraziyat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Var saymaya dayalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fare/Fa&#039;re&lt;br /&gt;
|Fe-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Bir hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farfara&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Ağız kalabalıklığı, şamata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fariğ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçmiş; çıkmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farik (Farika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fariza&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın emri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fark&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Başkalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fart&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faruk&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Hak ile batılı ayıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın emri olduğu kesin bir delille sâbit olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasık&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fâsıl/Fasıl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayıran, bölen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasıl/Fasl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Bölüm; Mevsim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasıla&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ara, aralık; Ayet sonu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasid/Fasit (Faside)&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasih&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Açık ve anlaşılır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasile/Fasîle&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Takım, Familya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faş (Kökeni kesin değil)&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|Açığa çıkarmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatır&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı (Esma); Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fetheden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatiha&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;da Suresi; başlangıç&lt;br /&gt;
|(Kur&#039;an&#039;da sure adı başlığında geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatin&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zeka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faysal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Kesin karar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazıl/Fâzıl (Fazıla)&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletli, üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazilet&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Üstünlük, meziyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazla&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ziyade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fe&lt;br /&gt;
|Fe (1)&lt;br /&gt;
|Takip edatı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feci&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Çok acıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fecr/Fecir&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feda (Fedakar)&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bir şey uğrunda değerli şeyden vazgeçme (vazgeçen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fedai&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Serdengeçti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fehm/Fehim&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlayış, kavrama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fehva&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Anlam, mana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fekk&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayırma, açma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felah&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Sabah; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felaket&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Musibet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felç&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|İnme, nüzul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felek&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Gökyüzü, sema; talih, baht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felekiyat&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Sema ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felekiyyun&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Sema ilmi alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fels/Füls&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Ufak değerde para&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felsefe&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Akıl ve düşünme ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felsefi&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Felsefeyle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fem (aslı Fah)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-He (1)&lt;br /&gt;
|Ağız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fen&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İlim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fena&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Fanilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fenni&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İlmî&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fer&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dal, şube, ikincil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feragat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Gönül açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feraiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farzlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feraset&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Zihin uyanıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferc&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Cinsellik, cinsel organ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferd (Ferdiyet)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kişi; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferec&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sıkıntıdan sonra ferahlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fer&#039;i/Feri (Fer&#039;iye/Feriye)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İkincil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferid (Feride)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Benzersiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferik&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Askeriyede fırka kumandanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferkadan&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|2 kutup yıldızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fersah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin-Hı (1)&lt;br /&gt;
|3 millik uzaklık ölçüsü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Zemin; yeryüzü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesad/Fesat&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozukluk, fitne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesahat&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Açık ve anlaşılır ifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesh/Fesih&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Bozma, iptal etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetanet&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zekavet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feth/Fetih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fethetme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetk&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yarma, yarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetret&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|2 peygamber/hükümdar arasındaki süre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fettah (Fettâhiyet)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın her şeyi açan anlamında ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fettan (Fettane)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Fesat veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetva&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Sorunun şer&#039;î cevabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevahiş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Kötülükler; Fahişeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevaid&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Faydalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevasıl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Fasılalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevc&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Grup&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feveran&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Coşma, galeyana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevk (Fevkalade)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üst (Olağanüstü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevt&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Kaybetme, kaçırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevvar (Fevvare)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Fıskiye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevz&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevza&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Kargaşa, anarşi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyekun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|(O da) Olur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyh&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Yaz sıcağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Felsefe alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyyaz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyiz veren; Sonsuz feyiz veren Allah (esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyz/Feyiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Bolluk; manevi istifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fezleke&lt;br /&gt;
|Fe-Zel-Lam-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Hülasa, özet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkdan&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yokluk, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkh/Fıkıh (Fıkhi)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|İslami ilim (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkra&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kısa yazı, bahis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Fırkalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Pişirme yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırka&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Gurup, parti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırsat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Uygun durum ve zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fısk&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Fenalık, ahlaksızlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtr/Fıtır&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Ramazan bayramı (îd-i fıtr)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtrat (Fıtraten)&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratılış(ça)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtri&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratılıştan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fi/Fî&lt;br /&gt;
|Fe-Ye (1)&lt;br /&gt;
|İçinde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidda&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Gümüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidye&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Esaretten kurtulma bedeli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fihris/Fihrist&lt;br /&gt;
|Fe-He-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İçindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikr/Fikir&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikret&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikri&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikirle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fil&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bir hayvan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fi&#039;l/Fiil&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Eylem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fincan&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firar&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firari&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firaş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fir&#039;avn/Firavun&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Mısır hükümdarı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firdevs&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Cennet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firkat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fistan&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Te (1)&lt;br /&gt;
|Süslü (kadın) elbise(si)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fitil&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Pamuk şerit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fitne&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Karışıklık, fesat; imtihan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuad/Fuat&lt;br /&gt;
|Fe-Elif-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kalp, Gönül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuhş/Fuhuş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuhul&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Önde gelen kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fukaha&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|Fakihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fukara&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Furkan&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Hak ile batılı ayıran; Kur&#039;an&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fusaha/Füseha&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Fasih kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fussilet&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayırt Edilmiş; Sure Adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fusul/Fusül&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Fasıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Futur&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yarık, çatlak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuzuli (Fuzuliyane)&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Gereksiz (şekilde), fazla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füccar&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Günahkarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füc&#039;eten/Füceten&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Ansızın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fücur&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fünun&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fürce&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Aralık, fırsat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füru&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Fer&#039;ler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füruat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Füru&#039;lar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fütuhat&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fetihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fütur&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Usanç, gevşeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füyuz (Füyuzat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gabavet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Anlayışsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gabi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Anlayışsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaddar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Acımasız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gadr/Gadir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haksızlık, acımasızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaffar/Ğaffar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affeden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafil&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Gaflet içinde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafir/Gafîr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaflet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Habersizlik, düşüncesizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafur/Ğafur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affeden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gai/Gaî (Gaiye/Gaiyye)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gayeye ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaib/Kayıp&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen, bulunmayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaile&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Büyük dert veren olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gala/Galâ&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Pahalılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Yanılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galebe&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galeyan&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Taşkınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gali/Gâlî&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Pahalı, kıymetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galib/Galip&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galiba&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu zaman, tahminen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galiz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Çirkin, kaba&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Katı, ağır anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Tasa, keder&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gamgama&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ğayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Haykırma, savaşanların bağırtısı, mırıldanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gamız/Gamiz/Gâmiz/Gâmız&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Anlaşılması güç, derin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ganem&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Koyun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gani/Ganiyy&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zengin; her şeye sahip olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ganimet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Savaş kazancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Mağara&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garabet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gariplik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gariplikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaz/Garez&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Kötü niyet, kasıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garb/Garp (Garbi)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Batı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yağmalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garik&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Batmış, boğulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garip&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gurbette olan; acayip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gariz (Gariziyye)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gark&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Boğulma, batma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gars&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Dikme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasıb (Gasıbane)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gasbeden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasil/Gasl&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sin-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yıkama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasp/Gasb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Zorla alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaşiy/Gaşy&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kendinden geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Çukur dibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavs&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavvas&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Dalgıç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen, idrak edilmeyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaybet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Hazırda bulunmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaybubet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görünmeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaye&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Amaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Pek çok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayr/Ğayr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|(Olumsuzluk ekidir) Başkası, diğeri, dışında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayret&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Çaba; yabancılardan koruma duygusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayya&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Çukur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayyur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Gayretli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Öfke&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz (Gazat)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Maddenin buhar hali; bu haldeki maddeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaza&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Din uğruna savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazab/Gazap/Gadab/Gadap&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Öfle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazanfer/Gazenfer&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kahraman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazavat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gazalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Savaşa katılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazve&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Din uğruna savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıbta&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|İmrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıda&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gılaf/Kılıf&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Koruyucu örtü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıll&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hileli olma, aşırı kin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gılman&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gulamlar, Cennet hizmetçileri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gına&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zenginlik; şarkı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gış&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Hile, aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gışavet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Örtü, perde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıta&lt;br /&gt;
|Ğayn-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Perde, örtü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıyab&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Arkası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıyas&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım eden; yardım çağrısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıybet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Arkasından konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gubar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Toz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gufran&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın affetmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gul (Hayal gul, Gulyabani)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Hortlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gulam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Genç, delikanlı, hizmetçi, köle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gulat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Aşırı bağlılar, taşkınlık edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guluvv&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gumum&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Gamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gumuz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Derinlikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guraba&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Garipler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurbet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Vatandan uzaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurema&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Alacaklılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurub/Gurup&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Güneşin/Yıldızın batması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kendine güvenme&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aldatma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusn/Gusun&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gussa (Boğazı tıkayan anlamında)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı, tasa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusun/Gusûn&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusül/Gusl&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sin-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Boy abdesti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guyub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gayblar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ğaşiye&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı; cehennem ateşi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habab/Hubab&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Su üstündeki kabarcıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habaset&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Murdarlık, pislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habbe&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Tane, tohum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haber&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Söylenen veya aktarılan söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habib (Habibullah)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgili (Allah&#039;ın en sevdiği Peygamberimiz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Her şeyden haberdar olan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habis (Habise)&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Pis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habl (Hablullah)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|(Allah&#039;ın) İp(i)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habt&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Susturulmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacalet&lt;br /&gt;
|Hı-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Utanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacamat&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kan aldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacc&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Farz seyahat ibadeti; Kur&#039;an&#039;da bir sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haccam&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hacamat yapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacer&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacer (Hacerül-Esved)&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|(Kabe&#039;deki) Taş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacet (Hacat)&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacı (Aslı Hâc)&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Hacca gitmiş kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacim&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kapladığı alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacz/Haciz&lt;br /&gt;
|Ha-Ce-Ze (1)&lt;br /&gt;
|El koyma, engellenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadaret&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Medeniyet, şehirlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadd&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadeka&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Gözün siyah kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hademe&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmetçi, yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hades&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Abdesti bozan durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet eden Allah (Esma); hidayete ermiş kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadid&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Demir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadika&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Bahçe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadim&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadim/Hedim&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkan, yıkıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadîs/Hadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sözü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâdis/Hadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Yeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadise (Hadisat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Olay(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadravat&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Yeşillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hads&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Delilden neticeye sür&#039;at-i intikal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Muhafaza melekleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafız (El-Hafız)&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Tüm Kur&#039;an&#039;ı ezberlemiş kişi (Çok hadis bilen alim; Koruyan Allah)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafıza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Hatırlama latifesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafi (Hafiye)&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizli (casus)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafid&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Erkek torun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafif&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Ağır olmayan, yeğni&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafiz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın her şeyi muhafaza eden anlamında ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafriyat&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kazılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haib&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Be (2)&lt;br /&gt;
|Ümitsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hail&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Perde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hain&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İhanet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hain&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Hıyanet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haiz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Sahip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakaik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hakikatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakaret&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Küçük düşürme, küçük düşürücü söz; aşağı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Kainatın hikmetli hükümdarı olan Allah; arabulucu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakikat&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Asıl ve gerçek durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakiki&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakîm/Hakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Her işi hikmetli Allah; ilm-i hikmet alimi, doktor&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâkim/Hakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Her şeye hükmeden Allah; en üst yönetici; yargıç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakir&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Doğru, gerçek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakk (etmek)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Oymak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakka&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Kıyamet; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakkan (Hakkaniyet)&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçekten (Haklılık)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hal&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Durum; şimdiki zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hal&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Tahttan indirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hala&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Babanın kız kardeşi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Teyze anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâlâ/Hala&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şimdide, şu anda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|kurtulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halavet&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Tatlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hale&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ay ve güneş etrafında görülen parlak daire&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halecan&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Kalp çarpıntısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halef&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Sonra gelen, yerine geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halel&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Bozukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halen&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şimdide, şu anda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halet&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Durum, hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Half&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Arka&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halık&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hali&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haliç&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Denizin karaya girintisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haliçe&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Halı, kilim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halife&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|İdare etme görevlisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halik/Helik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Mahvolan, helak olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halil&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halim&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yumuşak başlı; Hemen cezalandırmayan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halis (Halise)&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Saf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halita&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Boğaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılmışlar; yarat(ıl)ma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halka/Halaka (Halakat)&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|İçi boş yuvarlak(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hall&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hallaç&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Pamuğu didikleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hallak&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halt&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halvet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Tenha yerde yalnızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamakat&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamam&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Banyo, plaj&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamaset&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Kahramanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamd&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övgü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamdele&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a şükür cümlesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamele&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamız (Hamız-ı karbon)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Ekşi (karbon dioksit)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâmî/Hami&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Koruyan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (erkek deve anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâmid/Hamid&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Hamdeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamîd/Hamid (Hamide)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmeye layık; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamie&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Çamurlu, hararetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamil (Hamile)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyan (Gebe)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamis (Hamisen)&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beşinci (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamiş&lt;br /&gt;
|He-Mim-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Sayfa kenarı notu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamiyet&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Mukaddes şeyleri koruma duygusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haml&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Yüklenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamle&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Hücum, atılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hammal (Hammale)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamra&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamse&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hançer&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Cim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kısa bıçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanif&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Hz. İbrahimin dininden, muvahhid&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanin&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hannan&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Rahmetlerin latif cilvesini gösteren Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hannas&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Sinsice saldıran (şeytan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanzale&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Zı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Zakkum; acı meyveli bir bitki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanzele&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Zı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ebu Cehil karpuzu diye bilinen bitki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hap&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|İlaç tanesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haps/Hapis (Hapishane)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Tutma, alıkoyma (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harab/Harap (Harabe)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Yıkılmış (yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yasak, günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hararet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Isı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harb/Harp&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harc/Harç (Harc-ı rah, Harçlık)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Vergi, ödenen para; kum ve çimeto karışımı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harcamak&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Sarfetmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hardal (Hardale)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Dal-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Küçük tohumlu bir bitki, hardal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harec&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hareke&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an harflerini okutan işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hareket&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Konum değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harem (Haremlik)&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kabe ve çevresi; bir erkeğin karısı; evin ev halkına/kadınlara ait kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haremeyn&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Mekke ve Medine mescidleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sesleri gösteren işaret&lt;br /&gt;
|align=center|+ (taraf anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harfiyen/Harfiyyen&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Harfi harfine, değişiklik yapmadan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harici&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;ye isyan edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hariç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Dış(ında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yangın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harika&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hayret uyandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harim&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Özel bölge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haris&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Hırslı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Yeryüzü krokisi (Yunancadan geçme)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hark&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hark&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hars&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Se (1)&lt;br /&gt;
|Kültür (Bu kelimeye bu anlam ilk olarak Ziya Gökalp tarafından atfedilmiştir)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ekin anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasaret&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hüsran, zarar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasat&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Ekin biçme vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasb/Haseb&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet; yeter (hasb)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasbi (Hasbeten lillah)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Karşılıksız (Yalnız Allah rızası için)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hased&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kıskançlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasen&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasene&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Sevap, iyi iş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Tutulma, örtülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasıl (Hasıla)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma, meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasılat&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Gelirler, kazançlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasib&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Kullarını ahirette hesaba çeken Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasid&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Haset eden, kıskançlık eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasin&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasir&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hüsrana uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasis&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Değersiz; cimri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haslet&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Ahlak, huy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasm/Hasım&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasna&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel (kadın)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasr/Hasır&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Ayırma, verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasret&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Özlem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasretâ&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yazık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hass (Hassa)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Özel&lt;br /&gt;
|align=center|+ (sadece anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hassas (Hassase)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duyarlı, ince&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasse&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duyu (organı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasud&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Çok haset eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâşâ/Haşa&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Allah saklasın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşere (Haşerat)&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Zararlı küçük hayvan(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşhaş&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Hı-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Çok sayıda küçük tohumu olan bir bitki, afyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşin&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sert&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşmet&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Büyüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşr/Haşir&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|(Öldükten sonra) toplanma; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşyet&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Korku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Çizgi, yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hata&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatab&lt;br /&gt;
|Ha-Tı-Be (1)&lt;br /&gt;
|Odun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatar&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tehlike&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatem&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Mühür, son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatf (Hatfe)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Yakalama, kapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatır (Hatıra, Hatırat)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Zihin; zihinde kalan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatiat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatif&lt;br /&gt;
|He-Te-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Sesi işitilen kendi görülmeyen cin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatif&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Sesi gelen, kendi görünmeyen cin; gözü alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatime&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatip/Hatib&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Konuşmacı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatm/Hatim&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Kitabı tamamen bitirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatme&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Baştan sona bitirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatta&lt;br /&gt;
|Ha-Te-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üstelik, bile&lt;br /&gt;
|align=center|+ (-e kadar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hattat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Güzel yazı yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatve&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Adım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hava&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Atmosfer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadiseler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havale&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Başkasına ısmarlama, gönderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havali&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Etraf, çevre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havari (Havariyyun)&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hz. İsa&#039;ya ilk iman eden(ler); yardımcı(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havaric&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hariciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havass&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havass&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Toplumun üst kesimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havf&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havi&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçeren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havl&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Etraf, çevre; güç, kuvvet; sene&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Sene anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havsala&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Anlayış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havz/Havuz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Su toplanmış yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havza&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Mıntıka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Utanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayal (Hayalat)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Zihinde tasarlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayat&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Yaşam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haybet&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Be (2)&lt;br /&gt;
|Mahrum kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haydud/Haydut&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yol kesen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayfa&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yazık!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayme&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Çadır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayr/Hayır&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İyilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayran&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşkın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayrat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayret&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayse (beyse)&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Şöyle mi böyle mi diye kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haysiyet&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Se (1)&lt;br /&gt;
|İtibar; derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayt&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İp&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayvan/Hayevan&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Hareket eden canlı; insan dışındaki hareket eden canlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayy&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Canlı; Allah2ın hayat sahibi ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayyal&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal aleminde gezen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayyat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Terzi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayz/Hayız&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Kadınlarda aybaşı hali&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haza&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Bu, şu, o&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazain&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Hazineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazakat&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uzmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazer&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Sakınma, dikkat etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazf/Hazıf&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kesme, atma, kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazık&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uzman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazım/Hazm&lt;br /&gt;
|He-Dad-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sindirim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazır&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Göz önünde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazin&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntü verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kıymetli şey saklanan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazret&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Büyük zatlar/mukaddesat için kullanılır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazz&lt;br /&gt;
|Ha-Zı-Zı (2)&lt;br /&gt;
|Zevk&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Pay anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heba&lt;br /&gt;
|He-Be-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Boşu boşuna (giden)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Toz anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heca/hece&lt;br /&gt;
|He-Cim-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Hece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet, hediye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedaya&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hediyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedef&lt;br /&gt;
|He-Dal-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Nişan alınan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heder&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Boşa gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hediye&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Armağan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedm&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkma, bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hekim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Doktor (hakîm kelimesinin bozulmuş hali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hel&lt;br /&gt;
|He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|mı? mi? soru harfi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Ölme, bitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helaket&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Yıkılma, mahvolma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helal&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Dinen izin verilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helümme Cerra&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Var, kıyas eyle!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helva&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Tatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemec&lt;br /&gt;
|He-Mim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemheme&lt;br /&gt;
|He-Mim-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hava sesi, mırıldanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemze&lt;br /&gt;
|He-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Harekeli elif&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kışkırtma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hendek&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Dal-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yarık toprak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hendese&lt;br /&gt;
|He-Nun-Dal-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Geometri, mühendislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Herc&lt;br /&gt;
|He-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Karışıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Herif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Adi adam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hesap (Aslı hisab)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Aritmetik, sayılarla işlem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heva&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Nefsin zararlı istekleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heves&lt;br /&gt;
|He-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İstek, arzu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hevheve&lt;br /&gt;
|He-Vav-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yaprak sesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heybet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Saygı ve korku uyandıran durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyecan&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Ani değişiklik nedeniyle histe şiddetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyet/Hey&#039;et (Hey&#039;at/Heyat)&lt;br /&gt;
|He-Ye-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Durum, grup (çoğul), biçim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyhat&lt;br /&gt;
|He-Ye-He-Elif-Te (1)&lt;br /&gt;
|Yazık, ne kadar uzak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heykel&lt;br /&gt;
|He-Ye-Kef-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Çeşitli malzemeden yapılmış insan veya hayvan şekli; cismani beden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|He-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Şekilsiz madde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezecat&lt;br /&gt;
|He-Ze-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Hoş ve nağmeli ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezeyan&lt;br /&gt;
|He-Zel-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Saçmalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezl/Hezel (Hezeliyat)&lt;br /&gt;
|He-Ze-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Şaka, mizah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıfz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Ebzerleme, koruma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıllet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Kardeşlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hımye&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Perhiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıns&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Se (1)&lt;br /&gt;
|Bozma (yemini); günah&lt;br /&gt;
|align=center|+ (günah anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hınzır&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Ze-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Domuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırhır (Hırhıra)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Hı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kedi sesi; rüzgar uğultusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırka&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Bir üst giysisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırpalamak&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Yıpratmak (Kökeni kesin değildir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırs&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Açgözlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırsız&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Çalan kişi (Hayırsız kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sığınılacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısal&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Hasletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısn&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kale&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısset/Hisset&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Aşağılık; cimrilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyanet&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Hainlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyanet&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sözünde durmayıp aldatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyatat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Dikiş sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hızır/Hıdır&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Oturduğu kuru yer yeşerdiği için bu isim verilen büyük zat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hızlan&lt;br /&gt;
|Hı-Zel-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Rezilliğe düşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hibre (Ehl-i Hibre)&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İç yüzünü bilme (Bilirkişiler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicab&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Utanma; perde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicr&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicran&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ebedi ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicret&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Göç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicri&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin hicretiyle başlayan takvim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicv/Hiciv&lt;br /&gt;
|He-Cim-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Alay etme, yerme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidayet&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın gösterdiği doğru yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidemat&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hiffet&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafiflik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikaye&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Öykü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hikmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikmet&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|(Gizli) gaye; Hâkimlik; bir ilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Aykırı, ters&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilafet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halifelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilal&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yay şeklindeki yeni ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hil&#039;at/Hilat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Aldatmaca&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çare anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilkat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilm/Hilim&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yumuşak başlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himaye&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himem (Himemat)&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Himmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himmet&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Gayret, çalışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hîn/Hin&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|His (Hissiyat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duygu(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hisse&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Pay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hitab (Hitabat/Hitabet)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Söz söyleme (sanatı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hitam&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hiza&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Aynı sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hizb/Hizib/Hizip&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Be (2)&lt;br /&gt;
|Grup; dua parçası; Kur&#039;an&#039;da 5 sayfalık kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hizmet&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Sorumlu olunan iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hokka&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Küçük kap (gaz, mürekkep vb. için)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hortum&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İnce uzun boru (şeklinde olan şey), burun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hubb&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hububat&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Habbeler, taneler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hucurat&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hud&#039;a/Huda&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hudud&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hudus&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Sonradan olma; bir kelam delili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huffaş&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Yarasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hukuk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Haklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulefa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Sözünde durmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulud&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Devamlılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulul&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulus&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Safiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulüv&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humaka&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humar&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İçki ertesi baş ağrısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humk&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humma&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Ateşli hastalık; hararet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hums/Humus&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beşte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humud&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Ne harama ne helale isteği olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humuz (Humuza, Müvellüd-ül Humuza)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Ekşilik (Oksijen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hunnes&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Gece görünüp gündüz görünmeyen (yıldız)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hur/Huri&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cennet kızı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hurafe&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Uydurma söz/düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hurmet/Hürmet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yasaklama, saygı gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huruc&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Çıkış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huruf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husuf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Ay tutulması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husul&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme, ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husumet&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husus (Hususi)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Konu, mevzu (Özel)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huşu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Sevgiyle karışık korku&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kuru, nebatsız anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hut&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Büyük balık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutame&lt;br /&gt;
|Ha-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutbe&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yapılan konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huteba&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Hatipler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutur&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatıra gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutut&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Hatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutuvat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Adımlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huyut&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İpler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Al&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzur&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazır olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzuzat&lt;br /&gt;
|Ha-Zı-Zı (2)&lt;br /&gt;
|Hazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüccac&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Hacılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüccet&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Büyük delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüceyre&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Canlı hücresi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hücre&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Oda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hücum&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüddam&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüdhüd/hudhud&lt;br /&gt;
|He-Dal-He-Dal (1)&lt;br /&gt;
|İbibik kuşu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükema&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Filozoflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükkam&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hâkimler, devlet adamları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüküm (Hükümdâr)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Karar, emir, yargı (Yönetici)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükümet&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Bakanlar heyeti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hülasa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Özet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hülle/Hulle&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hümeze&lt;br /&gt;
|He-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hür&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Özgür&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hürriyet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Özgürlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsn/Hüsün&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzellik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsna&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsran&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Beklenene ulaşamamaktan gelen hüzün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüve&lt;br /&gt;
|He-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Arapça&#039;da &amp;quot;O&amp;quot; (3. tekil şahıs)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüviyet&lt;br /&gt;
|He-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kimlik, mahiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüzn/Hüzün&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Irk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Soy, kök, damar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Irz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Iskat&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşürme, hükümsüz bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Islah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Düzeltme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Israr&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Üsteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Istıfa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Ayıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Istılah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Uygun bulma; terim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Itlak (Alelıtlak)&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Sınır koymama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Itnab/İtnab&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sözü uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ittıla&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Haberdar olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ittırad&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ahenk, düzenlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Izdırap/Iztırap&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Maddî veya mânevî acı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Izrar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Iztırar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Çâresizlik, mecbûriyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İade&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Geri verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İade&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Geri verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İane&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İaşe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Beslenme, geçindirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbad&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbadet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kulluk, emir ve yasağa uyma davranışı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbaha&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Mübah (helal) kılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbare&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Metin, yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbaret&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Meydana gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbda&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yoktan yaratma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbham/İpham&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kapalı bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbka&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Baki kılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İblağ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ulaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İblis&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Şeytan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrani&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Yahudiliğe ait; bir lisan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbraz&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Gösterme, sunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbre&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İğne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbret&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Düşündürücü ders&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrik&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Ra-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Su kabı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrik&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Kap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtal/İptal&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtida&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Başlangıç(ta)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtihac&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtila/İptila&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|İmtihan, tiryakilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcab/İcap&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcabet&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevap (karşılık) verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcad/İcat&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yoktan var etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcar&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kira (parası)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;caz/İcaz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Mucizevilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcaz/Îcaz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Az sözle çok şey anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcazet&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İzin, diploma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcbar&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcl&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Buzağı, dana&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcma&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Fikir birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcmal&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcra (İcraat)&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yürütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctihad/İçtihad/İçtihat&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Hüküm çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctima/İçtima (İctimai, İctimaiyyat)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma/toplumsal/toplumbilim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctinab/İçtinab&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Sakınmak, uzak olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctisar&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cesaret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İd/Îd&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Bayram&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdad/İ&#039;dad (İdadiye/İ&#039;dadiye)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Hazırlık, hazırlayıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdam/İ&#039;dam&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdame&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürdürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdare&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Çekip çevirmek, yönetim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İddia&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Savunulan düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İddihar&lt;br /&gt;
|Zel-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç için saklamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdhal&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Dahil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdlal&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Saptırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdman&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Alıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdrak&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfaza&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyz verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İffet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|(Cinsel açıdan) Ahlaklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfham&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|İkna edip susturmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İflas&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Borcunu ödeyemecek duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfna&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Fani kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrağ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Başka şekle sokma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çokta aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfraz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Dışarı atmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrit&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Güçlü bir cin taifesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfsad/İfsat&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfşa&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|Açığa çıkarmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfşaat&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|İfşalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftar&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Oruç açma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftihar&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftikar (İftikarat)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirliğini bilme ve gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftira&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Bir kimseye aslı olmayan bir suç yükleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftirak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftiras&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Avını parçalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftitah&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Başlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğbirar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kırılma, gücenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğdab&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Öfkelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğfal&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğlak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|(Manaca) Kapalılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğmaz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Göz yumma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç duymama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğtinam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Fırsat (ganimet) bilmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğva&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Azdırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhafe&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhanet&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Hainlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhanet&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Arkadan vuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhata&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevreleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hediye etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhdas&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Ortaya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhfa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hakkını verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Helak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlal&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|zarar verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İçtenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhraç/İhrac&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Çıkartma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhrak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hacda bazı şeyleri kendine haram kılma; hacı elbisesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhraz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, erişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Nimetlendirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhsas&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hissettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtar&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatırlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhticac&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Delil Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtida&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayete erme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtifa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtifal&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Merasim, toplanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtikar&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Stokçuluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Fikir ayrılığı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilal&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Devrim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtimal&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olabilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtimam&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Özen gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtira&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Yeni buluş; hiçten yaratma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtirak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiras&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Aşırı istek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiraz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtisar&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtisas&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Uzmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtişam&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Göz kamaştırıcı gösteriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtitam&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Sona erme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiva&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyaç&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Gereksinim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Seçme (kuvveti); yaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyat&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Tedbirli olma, yedek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtizaz&lt;br /&gt;
|He-Ze-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Titreme, sallanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhvan&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|(Erkek) kardeşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhvet/İhveh&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeşler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Hayat verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhzar&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İka&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Meydana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkab&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Azap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkame&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|(Bir şeyin yerine) yerleştirme, oturtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Oturma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkbal&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Baht açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkdam&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Gayretle çalışma; bir gazete&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hava durumları etkisi; diyar, ülke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkmal&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkna&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kabul etme/ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkra&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Oku&amp;quot; emre; Sure adı (diğer adı Alak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkrah&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Zorlama; iğrenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkram&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyilik, lütuf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkramiye/İkramiyye&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Ödül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkrar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kabul etme, itiraf etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok etkili ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktibas&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Alıntı (yapma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktida&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktidar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Güç, kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktifa&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterli görme, kanaat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiham&lt;br /&gt;
|Kaf-Ha-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Zorluğu aşmak, dayanmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|İki şeyin aynı anda gelmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisa&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Giyme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisab&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisar&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisat/İktisad&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Tutum, itidal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İla&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|...evride ve şerayin ve sair a&#039;sablarda, hem senin nev&#039;inde, ilâ âhir..&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İla/İ&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükseltme, yüceltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlaç&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Deva&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlah&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Tanrı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlam/İ&#039;lam&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bildirme, bildirilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (dağ anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlan/Îlan/İ&#039;lan&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlave&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlbas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giydirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlca&#039; (İlcaat)&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Mecbur etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlga&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhad&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik, haktan sapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhah&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Zorlama, aşırı ısrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlham&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından kalbe gelen mana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlka (İlkaat)&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Koyma, atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlla&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Hariç, ancak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İllet/İlle&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Temel sebep/Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlliyin/İlliyun&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Cennetin en yüksek derecesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlm/İlim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlsak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yapışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltibas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltica&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltifat&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İlgi gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltihab&lt;br /&gt;
|Lam-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Alevlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltihak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Katılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltiham&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kaynaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltimas&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Risa, yapılmasını isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltisak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Bitişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltizam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli görme, taraftar olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlzam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Susturma, iltizam ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmad&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Direk, esas&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmal/İ&#039;mal&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapma, üretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmale&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meylettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmam&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmame/Amame&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sarık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmamet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Liderlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İman&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İm&#039;an/İman&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Dikkatle bakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmar&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmaret&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Bayındırlık, memurluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmaret&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Memurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmate&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Öldürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmdad/İmdat&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmha&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmhal&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Süre verme, erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmkan&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Mümkün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmla&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yazılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmrar&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmsak&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Oruca başlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtihan&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sınav&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtina&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İmkansızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtinan&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Minnet etme, iyilik yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtisal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtiyaz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrıcalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtiyazat&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Kapitülasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtizac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Uyuşma, kaynaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmza&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Onay yazısı veya işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İn/În&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Ceylan gözlü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnabe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnad/İnat&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Israr, ayak direme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İn&#039;am/İnam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnayet&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnbat&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Filizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnbisat&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncila&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlama, cilalanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncimad&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncirar&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Varma, ulaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncizab&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnd (İndinde)&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Yan(ında), nezd(inde)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İndi/İndî&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sübjektif, kendince&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfak&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Nafaka verme, geçimini sağlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfaz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfial (İnfialat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Etkilenme; Gücenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfikak&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayrılma, kopma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfilak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Patlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfirad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfisal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfitar&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yarılma; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhidam&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkılma, çökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhilal&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhiraf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhisaf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Perdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhisar&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tek bir şeyle sınırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhizam&lt;br /&gt;
|He-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Bozulma, dağılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnidam/İn&#039;idam&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnikad/İn&#039;ikad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kurulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnikas/İn&#039;ikas&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkar&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Reddetme, olmadığını söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkaz&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkaz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıbaz&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkılap/İnkılab&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Devrim, dönüşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıraz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Sönme, yıkılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkısam&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkışa&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Şın-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Manilerin kaybolup havanın açması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıta&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıyad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıyad/İnkiyad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkisaf&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Tutulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkisar&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kırılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkişaf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma, ilerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnni&lt;br /&gt;
|Elif-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Muhakkak ki ben&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İns (İnsi)&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|İnsan (ile ilgili), Âdemoğlu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsaf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Önyargısız gerçeği kabullenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsibab&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Dökülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsibağ&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ğayn (2)&lt;br /&gt;
|Boya(la)nma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsicam&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Pürüzsüz düzgünlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsilah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Soyulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsilak&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yola girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşa (İnşaat)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Meydana getirme (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşaallah/İnşallah&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Allah dilerse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşad&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Şiir okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yarılma; türeme; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşirah&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Ferahlanma; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntac&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Netice vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntak&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntıba&#039;/İntiba&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Görüş, etki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntibah&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanma, ayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntibak&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntifa&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Faydalanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntifa&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Yok olma, sönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntiha&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihal&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Başkasının eserini kendine maletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihar&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kendini bilerek öldürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntikam&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Öç alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntisab&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntişar&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayılma, dağılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntizam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntizar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gözleme, bekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzal&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İndirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sakındırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzicar&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çekilme, vazgeçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzimam&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Eklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnziva&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bir köşeye çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;rab/İrab/İrap&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kelimenin son harf ve hecesinin değişmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrad&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söyleme, getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrade&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dileme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrae&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrae&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Göstermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İras&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Vermek, sebep olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İraz/İ&#039;raz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|yüz çevirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrca&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yöneltme, dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrfan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Akıl ve tecrübenin birlikteliğinden doğan zihni kemal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrhasat&lt;br /&gt;
|Ra-He-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizden önceki ona işaret eden harikulade haller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrs (İrsiyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Se (1)&lt;br /&gt;
|Miras&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrsal&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Gönderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrsiyet&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras, varislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrşad&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtibat&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlantı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtica&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Geri dönme, gericilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrticac&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Sarsıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtical (İrticalen)&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Hazırlıksız (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtidat&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dinden dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtifa&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtihal&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ölme, göçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtikab&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|İşleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtisam&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmedilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrza&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Razı etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsa (İsevi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Peygamber&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsabet&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Doğru yere varma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsad/İs&#039;ad&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İs&#039;af/İsaf&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kabul edip yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsar&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Muhtaçken başkasına vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsbat/İspat&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Kanıtlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İska&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Sulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskan&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yerleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İslam (İslamiyet)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hak din&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsm/İsim&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Ad&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsma&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsmar&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Meyve (olarak) vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsmet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Masumluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsna (aşer)&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|(On) iki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsnad/İsnat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsr&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Yol, iz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsra&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gece yürüyüşü; sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsraf&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Gereksiz harcama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Boşa harcama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiab&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|İçine alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiane&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiare&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet almak; bir kelimenin manasının geçici olarak farklı kullanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiaze&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a sığınma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibad/İstib&#039;ad&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Akıldan uzak görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibdad&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Despotluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibşar&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstical/İsti&#039;cal&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Acele etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsticvab&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Sorgulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstida&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dilekçe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidad/İstidat/İsti&#039;dad&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabiliyet, hazır olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidbar&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yüzünü çevirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidlal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Delil getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidrac/İstidraç&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Dinden uzak kişilerdeki harikuladelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifa&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Ayrılmak, affını istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifade&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Fayda görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifaza&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyz alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Sorma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifra (İstifrağ)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Kusma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifsar&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Açıklama isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifta&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Fetva isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstigase/İstiğase&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğfar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Af dileme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;tan başkasına el açmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğrab/İstiğrap&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Garipseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğrak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Dalma, batma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihale&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Bir halden başka hale geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihare&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayır rüyasına yatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihare&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Hayır anlama namazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihbab (İstihbabi)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Güzel sayma, güzel kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber sorma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihdaf&lt;br /&gt;
|He-Dal-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Hedef edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihdam&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihfaf&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafife alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hak edilen, hak kazanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkam (İstihkamat)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkar&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Hüçük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halife bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Yiyip bitirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlal&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Hayırlı başlangıca delil olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihraç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Manayı çıkarıp deliliyle gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihsal&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihsan&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Haya etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihza&lt;br /&gt;
|He-Ze-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Alay etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihzar (İstihzarat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlık(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yön; doğru yol üzerinde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikbal&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılama; Gelecek (zaman); yüzünü dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiklal&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Bağımsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikmal&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz ve tam olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikra&#039; (İstikra-i tam)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Umumi araştırma (Tümevarım)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikrah&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikrar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlı duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikzar&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çirkin görmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstila&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Kaplama, ele geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstila/İsti&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükseltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilhak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Kendinden olduğunu kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilzam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilzaz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstima&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimal/İsti&#039;mal&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kullanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimdad&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimrar&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Devam etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimzac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Kaynaştırma, uyuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinabe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Başka yer mahkemesinin işleri yürütmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinad/İstinat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinaf&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Baştan başlama; ayrı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinas&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinbat&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Hüküm çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinca&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Tuvalet sonrası suyla temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinkaf&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çekinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinkar&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinsah&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopyasını çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstintaç&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuç çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstintak&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirahat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Dinlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirdaf&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Beraber gitmeyi istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirdat&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Geri alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisab/İstis&#039;ab&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Zor olarak görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisgar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstishab&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yanına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiska&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstismar&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kendi yararına kullanma, sömürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Kaide dışı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişare&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişfa&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişfa&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Şefaat dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahid gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitaa&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Güç yetirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitaf/İsti&#039;taf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitar&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Gizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiva&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Kararlı duruma gelme, yönelme, kastetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizae&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Bir şeyle aydınlanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizam/İsti&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsyan&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Karşı gelme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşa&#039;/İşâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yatsı namazı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yayma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İş&#039;al/İşal&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alevlendirme, tutuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İş&#039;ar/İşar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşaret&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Göstererek bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşba&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Doyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Doldurma, meşgul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahid gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşkal&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Zorlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşmam&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hafifçe duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşrak&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Güneşin doğması; Gönüle doğma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşrakiyyun&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Hakikatın sezgi ile bulunacağı görüşünde olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|(İçkili) sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştah (İştiha)&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Yemek isteği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştial&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tutuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştibah&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştibak&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Şebekelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştigal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştihar&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur olma, yayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Türemek, türemiş kelimeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştirak&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştiyak&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şiddetli arzu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İta&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Verme, verilme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İta/İ&#039;ta&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtaat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Uyma, boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtab/İ&#039;tab&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Be (2)&lt;br /&gt;
|Azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtam/İt&#039;am&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yedirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtfa&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Söndürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtfaiye&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Yangın söndürücüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtham/İttiham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Suçlama (Aslı ittiham olup itham şekli de yaygınlaşmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibar/İ&#039;tibar&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Değer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibaren/İ&#039;tibaren&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|..&#039;den başlayarak, ...&#039;den beri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibari/İ&#039;tibari/İtibarî/İ&#039;tibarî&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Kendi başına anlamı olmayıp başka şeye kıyas ile varlığı bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtidal&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Ölçülü davranma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtikat/İtikad/İ&#039;tikad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtila/İ&#039;tila&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek dereceye çıkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtimad/İ&#039;timad&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtina/İ&#039;tina&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Titizlik göstermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiraf/İ&#039;tiraf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiraz/İ&#039;tiraz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Kabul etmeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtisaf/İ&#039;tisaf&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Haksızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtisam/İ&#039;tisam&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Günahlardan sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiyad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Alışkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtizal/İ&#039;tizal&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtizar/İ&#039;tizar&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Özrünün kabulünü isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtkan&lt;br /&gt;
|Te-Kaf-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Pürüzsüz yapılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtlaf&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yok etme, öldürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmam&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmi&#039;nan/İtminan&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Tatmin olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmi&#039;nan/İtminan&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tatmin olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttiba&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uymak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttifak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Söz birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttihad/İttihat&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttihaz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Edinme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttika&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Günahtan sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttikan&lt;br /&gt;
|Te-Kaf-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Muhkem yapılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisak&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Düzenli diziliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttizah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açık olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtyan&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|(Delil) getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İvaz&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Bedel, karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İvicac/İ&#039;vicac&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Eğri-büğrülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyadet/Iyadet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Hasta ziyareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyal (Kökü Ayn-Vav-Ye de olabilir)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Geçimi üstlenilenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyaz (El-iyazu billah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Sığınma, sığınılacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzaa&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Kaybetmek; geçirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzabe&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Eritme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İz&#039;ac/İzac/İzaç&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Rahatsız etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzae&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzafe&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Atıfta bulunma, bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzafi&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Göreceli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklığa kavuşturmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzale&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Gidermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzam/İz&#039;am&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzam/İzâm&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İz&#039;an/İzan&lt;br /&gt;
|Zel-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Teslim olup itaat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzar&lt;br /&gt;
|Elif-Ze-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Alt elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdiham&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdivac/İzdivaç&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdiyad&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Müsaade&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzzet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Üstünlük, yücelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ka&#039;b/Kab (Ka&#039;b-ı Kavseyn)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yay kabzası ile uzu arası mesafe (İmkan ve vücub ortası mertebe)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabahat&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Kusur, çirkin iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabail&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabileler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabe/Ka&#039;be&lt;br /&gt;
|Kef-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın evi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabih&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Çirkin, kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabil/Kabîl&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Gibi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (cemaat anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabil/Kâbil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Mümkün, kabul eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabile&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Aynı soydan gelenlerin topluluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabiliyet&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Yetenek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabir/Kabr&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabl&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
| -&#039;den önce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabul&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Onaylama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabus&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Sin (1)&lt;br /&gt;
|(Gece gelen) sıkıntı, kötü rüya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabz&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|(Eliyle) Alma; darlık ve zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabza&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|El, avuç; Avuç dolusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Ölçüde, derecede, gibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadeh&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Bardak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayak, oturuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kader&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Her şeyin Allah&#039;ın takdiriyle olması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaderiye/Kaderiyye&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadı/Kâdı&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Hakim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadib/Kadîb (Kadib-i Hadid)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Be (1)&lt;br /&gt;
|İnce dal (Kılıç)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadim/Kadîm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Başlangıcı olmayan, sonradan olma (hadis) olmayan; eski&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadir/Kadîr&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Her şeye gücü yeten Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadir/Kâdir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gücü yeten; Her şeye gücü yeten Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadr (Kadr/Kadir Gecesi)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Değer, kıymet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafa&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Baş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Çubuklu hapis bölmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaffe&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Hepsi, bütün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafi&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafile&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Seyahat gurubu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafir (Kafire)&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı inkar eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafirun&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafiye&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Şiirde satır sonu ses uyumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahhar&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hakimiyet sahibi Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahır/Kahr&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mahvetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahin&lt;br /&gt;
|Kef-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Falcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâhir/Kahir&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Baskın; Üstün olan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahkaha&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Kaf-He (1)&lt;br /&gt;
|Sesli gülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaht&lt;br /&gt;
|Kaf-Ha-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Kıtlık, yağmursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahve(Kahvehane)&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Bir içecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaide&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Prensip; taban&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kail/Kâil&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Görüşte olma; sözü söyleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaim/Kâim (Kaime)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Ayakta duran, varlığını sürdüren (Gözleyici anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kain&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Var olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kainat&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Evren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kökten sökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal/Kâl (Lisan-ı kâl)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal&#039;a/Kale&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Savunma binası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|İnsan çokluğu (Galebelik kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalak&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Can sıkıntısı, keder&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalay&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Bir metal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kale/Kâle&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Dedi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalem&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazma aleti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalensüve/Kalensüvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Nun-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Şapka, baş giysisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalfa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Usta yardımcısı (Halife kelimesinden bozulma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp/Kalıb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Biçimlendirme aracı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Az&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalkale&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Tecvidde bazı harfleri sakin olduğundan harfin harekesini hissettirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalp/Kalb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yürek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalu/Kâlû/Kalü (Kalübela)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|(Onlar) dediler (Ruhların söz verdiği vakit)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamer&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Boy-pos; namaz başlama işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamil/Kamile/Kamilen&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Kusursuz, olgun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamtarir&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Tı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çatık/asık suratlı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Uzun ve sıkıcı gün anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamus&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Sözlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanaat&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|İnanıp kabul etme; neticeye rıza, yetinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanadil&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Kandiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanatir&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kıntarlar/Kantar(a)lar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Mum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kani&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kanaat sahibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tartı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çok fazla mal (kıntar) olarak)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantara&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Köprü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Yasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun-u Sani&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Ocak ayı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kar&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Vurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ka&#039;r/Kar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Dip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karabet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karain&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Karineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karar (Karardade, karargah)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Değişmez hale gelme; mahkemenin son sözü; kesin yargı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yerleşme yeri anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kari/Kâri&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Okuyan, okuyucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karia&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karib/Karîb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karin/Karîn&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karine&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|İpucu, maksadı gösteren işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karn&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Asır, devir; boynuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karye&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Borç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kasideler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; anlatma, hikaye etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasavet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kalp katılığı, tasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasd/Kast/Kasıd/Kasıt&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Niyet, bilerek yapma, amaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kase/Ka&#039;se&lt;br /&gt;
|Kef-Elif-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Bardak, kap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasem&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Yemin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâsır/Kasır&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kısa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasır/Kasr&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Saray&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasî/Kasi/Kâsî (Kasiye)&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Katı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasib&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Yapan, kazanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasid&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Eksik, verimsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaside&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|7 veya daha fazla beyitli şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|İç sıkıntısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kat&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kat&#039;an/Katan&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesin olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katarat&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Katreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâtı&#039;/Katı&#039; (Katıa/Kâtıa)&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kati/Kat&#039;i/Katî/Kat&#039;î (Kat&#039;iyyen)&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katib/Katip/Kâtib&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazan kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katil/Kâtil&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldüren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katl/Katil&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldürme, cinayet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katran&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sedir ağacı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katre&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Damla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katuf&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yavaş yürüyüşlü hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kaideler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaval&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Çoban çalgısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanin&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kanunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaviy&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Kuvvetli; esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavl/Kavil&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Söz, görüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavm/Kavim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Topluluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavs/Kavis (Kavseyn)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Yay, eğri; parantez&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavvad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Günah aracısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kay&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Kusma, kusmuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kayd/Kayıd/Kayıt&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Bağlama, kelepçe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaylule&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Öğle uykusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaymakam/Kaim-i makam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İlçe devlet temsilcisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kayyum&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Her şeyin varlığıyla ancak kedisiyle devam edebilen Allah (Esma); (bir şeyin) varlığını sürdürmesini sağlayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Küçük yerleşim yeri; kadının görevi, davayı hükme bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazf&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Fe (1)&lt;br /&gt;
|(İftira) Atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazib/Kâzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalancı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaziye/Kaziyye&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm cümlesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazurat&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Pislikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebab/Kebap&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Ateşte pişen et&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebair&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebir (Kebire)&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük; Esma; Büyük günah (kebire)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebş&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Koç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keder&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keenne (Kennehu)&lt;br /&gt;
|Kef-Elif-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sanki, güya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefalet&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefe&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Terazinin bir yanı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefen&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ölünün kıyafeti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefere&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keffaret/Kefaret&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kabahatin affı için yapılması/verilmesi gereken&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Koruyucu, garantör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kehanet&lt;br /&gt;
|Kef-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Kahinin verdiği haber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kehf&lt;br /&gt;
|Kef-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Mağara; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelam&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Söz; Allah&#039;ın sıfatı; İslami bir ilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelim (Cevamiül Kelim)&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kelimeler (Zengin anlamlı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelimat&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Sözler kitabının Arapçası; kelimeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelime&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|En küçük söz parçası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kella&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Asla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelp/Kelb (Kelbiyet)&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Köpek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kema (Ev kema kal)&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Gibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kemal (Kemalat)&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunluk, yüksek vasıf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kemmiyet&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sayı, adet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kenz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerahat/Kerahet&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkinlik, istememe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keramet&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Velilerdeki harika hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerb&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Tasa, kaygı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kere/Kerre&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Defa (Hücum anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyilik, cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerh (Kerhen)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Hoşlanılmayan şey; zorlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerih&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerim/Kerîm&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kerem sahibi; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerime&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kız çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerr&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Döne döne saldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrar&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Döne döne saldıran (Hz. Ali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrubiyyun&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a en yakın melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrubiyyun (bkz. Kef-Ra-Be)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a en yakın melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesad/Kesat&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Durgunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesalet&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesb/Kisb&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesel&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesir/Kesîr&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesr/Kesir&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bütünün parçalarından biri; artan parça; kırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesre&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Esre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesret&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çokluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keşf/Keşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkarma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keşşaf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfedici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ketf/Ketif&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Omuz, kürek kemiği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ketm/Ketim&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevakib&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Kef-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kevkebler, yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevkeb&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Kef-Be (2)&lt;br /&gt;
|Yıldız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevn&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Varlık alemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevser&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Cennet havuzu; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyfe (Keyfemayeşa)&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Nasıl? (Canı istediği gibi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyfiyet&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Nitelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyif/Keyf&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İç açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keza/Kezalik&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Böylece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kezzab&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çok yalancı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıble&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabe yönü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıdem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Öncelik ve eskilik; en önce olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıl/Kîl/Kıle/Kile/Kîle (Kîl-ü kâl)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Denildi, söz (Dedikodu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kılade&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Gerdanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıllet&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Azlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıraat/Kıraet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kırba&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Su tulumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Mim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Renk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Kıssalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısâs/Kısas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ödeşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısm/Kısım&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısmet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Nasip, hisse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıssa&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ders veren hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıssis&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Keşiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kışr/Kışır&lt;br /&gt;
|Kaf-Şın-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kabul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıta/Kıt&#039;a&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Büyük kara parçası; şiirde 2 veya 4 satırlık bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtal&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Savaş, birbirini öldürme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtmir&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çekirdek zarı; Ashab-ı Kehf&#039;in köpeği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtr&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Bakır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıvam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|En güzel şekil ve oran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyafet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Ayakta durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Kainatın yıkılıp yeniden dirilmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyas&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Karşılaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıymet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Değer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kiber&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük(lük), yaşlı(lık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibr/Kibir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kendini büyük görme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibrit&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra-Te (1)&lt;br /&gt;
|Kükürtlü ateş yakma çubuğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibriya&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, Allah&#039;ın büyüklüğü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kifayet/Kifaet&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kile&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bir ölçek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinaye&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Gerçeğin örtülü anlatımı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kira&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Kullanma ücreti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kiram&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kerimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kisra&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İran hükümdarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kisve&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitabet&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitap/Kitab&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Sahifelerin toplamı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitle&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yığın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizb&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubbe&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yarım daire çatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubh/Kubuh&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Çirkinlik, kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubur&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kabirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuddus&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Maddi ve manevi kir ve noksanlıkları olmayan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudema&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|İleri gelenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudret&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Yapabilme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuds (Kudsi, Kudsiyet, Kudsiyan)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlardan uzak olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudum/Kudüm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayak basma, gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuduret&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bulanıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kule&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|İnce uzun yapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulp&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Tutma sapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulub&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Kalpler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumar&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haram olan şans oyunu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumaş&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Dokunmuş şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumru&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Ol!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kur&#039;a/Kura&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Çekiliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an/Kuran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Son semavi kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurb (Kurbiyet)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurban&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda kesilen hayvan; dini bayram; feda edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Gök cisimlerinin yerden görünen dâire şeklindeki yüzeyi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurun&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Karnlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kusûr/Kusur&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kasırlar, Saraylar; Hata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kut&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Yaşatacak gıda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutb/Kutub/Kutup&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Büyük evliya; Uç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutr/Kutur&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Dairenin çapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutup/Kütüb/Kütüp&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kitaplar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuud&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namazda oturuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvâ/Kuva&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Kuvvetler, cihazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvve&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Latife, cihaz, duygu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuyud&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuzah/Kuzeh (Kavs-i Kuzeh)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ze-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Renk renk çizgiler (Gökkuşağı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kübra&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küffar&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfran&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İnkar, nankörlük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfür/Küfr&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı inkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfv/Küfüv&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Denk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kühulet/Kuhulet&lt;br /&gt;
|Kef-He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Olgunluk yaşı, orta yaş (30-50 arası)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külfet&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Zahmet, zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küll&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külli/Külliye&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütünün özelliğini taşıyan parçalardan oluşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külliyat&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütünün hepsi; birisinin tüm eserleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kümmelin&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Kamiller, olgunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künh&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-He (1)&lt;br /&gt;
|Mahiyet, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künnes&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Gündüz gizlenip gece ortaya çıkan gezegenler (Mars, Merkür, Satürn, Venüs, Jüpiter)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künuz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künye&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Hüviyet, kimlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürd/Kürt (Kürdçe/Kürtçe)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Bir millet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küre&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Top (gibi olan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küreyvat&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Küçük küreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürsi/Kürsü&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Taht, iskemle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küsuf&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Tutulma (güneş)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küsur&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Artan parçalar, kesirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kütle&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yığın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küvar/Kuvar&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kovan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|La&lt;br /&gt;
|Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Olumsuzluk edatı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Labis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lafz/Lafız (Lafzullah)&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Söz (Allah sözü, kelimesi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kanalizasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağv&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Faydasız boş söz; ortadan kaldırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahik/Lahika&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ek(lenen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahm&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Et&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahuti (bkz. Elif-Lam-He)&lt;br /&gt;
|Lam-He-Te (1)&lt;br /&gt;
|Uluhiyet alemine mahsus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahza&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|An, bir anlık bakış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laim&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kınayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lain&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Lanetlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakab/Lakap&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Takma ad&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakin&lt;br /&gt;
|Lam-Kef-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakita&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Buluntu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lami&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamise&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Dokunma duyusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lanet/La&#039;net&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lasiyyema&lt;br /&gt;
|Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Bilhassa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lasiyyema&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Özellikle, bilhassa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latif (Latife)&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Hoş, nazik, ince; Esma (İnce duygu; şaka)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laubali (Lâ ubâlî ibaresinden)&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Umursamaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layemut&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölümsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layık&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uygun, yaraşır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layiha&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Resmi makama verilen açıklamalı yazı, tasarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lâ-yuhti/Layuhti&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatasız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lazım&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lebbeyk&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Buyur, emredersin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ledun/Ledün (Ledünniyyat)&lt;br /&gt;
|Lam-Dal-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Yanında (Değerli gizli ilim)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leffen&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İlişikte&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lehv (Lehviyat)&lt;br /&gt;
|Lam-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Günah eğlence&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leim&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Alçak, rezil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lekad (Kad, Fekad)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|(Cümlenin anlamını güçlendirir)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lem&#039;/Lem&#039;a/Lema&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemean&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlama, parıldama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemeat/Lemaat&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıltılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemha&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Göz açıp kapayıncaya kadar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Len&lt;br /&gt;
|Lam-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gelecek zaman olumsuzluk eki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Letafet&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Latiflik, güzellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Letaif&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İnce duygular, latifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lev (Velev; Levlake)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Eğer (Her ne kadar; Eğer sen olmasaydın)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levazım (Levazımat)&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levha (levh)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yazı tablosu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levm (Levme)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levn&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levvam (Levvame)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kınayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyali&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Geceler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyl (Leyli; leyle)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Gece (Gececi; gece)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyla&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Çok karanlık gece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leys (aslı lâyese)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Yokluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyte&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Te (1)&lt;br /&gt;
|Keşke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyyin&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lezaiz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lezzet (Lezzat)&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Zevk, tat (Zevkler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Libas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Licam&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Gem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lihye&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Sakal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lika&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lima&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Niçin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lima&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Ne için, niçin?&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lisan&lt;br /&gt;
|Lam-Sin-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Dil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Liva&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Sancak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Liyakat&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokma&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Bir seferde yenen yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Luab/Lüab&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Salya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lub/Lu&#039;b&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Oyun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lübb&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Be (2)&lt;br /&gt;
|İç, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lügat&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Sözlük; sözlükteki kelimeler; dil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lü&#039;lü&#039;/Lülü&lt;br /&gt;
|Lam-Elif-Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|İnci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lümeya/Lümey&#039;a&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Küçük parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lütuf/Lutuf (Lütfen)&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İltifat, iyilik yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüzum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ma (ma za)&lt;br /&gt;
|Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Soru edatı (ne?); olumsuzluk edatı; ism-i mevsul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ma&#039; (Maî/Mai)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Su (Suyla ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maabid&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Mabedler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maada&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|...&#039;den başka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maadin&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Madenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maarif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Eğitim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maaş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Geçinilecek şey (aylık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maaz (Maazallah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|(Allah) korusun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maba&#039;d/Mabad&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|(Bundan) sonra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabed/Ma&#039;bed/Mabet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadethane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabeyn&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Arasında; Padişah yakınlarının odası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabud/Ma&#039;bud&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadet edilen yaratıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macera&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Baştan geçen olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macun&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Hamur kıvamındaki şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madde (maddi)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Zaman ve mekanla sınırlı nesne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maddiyun/Maddiyyun&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Materyalist(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madele/Ma&#039;dele&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adalet makamı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maden (Madeni, Madeniyat)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Topraktan çıkan cevher&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madrub&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vurulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madud/Ma&#039;dud&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayılan, sayılı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madum&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Olmayan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madun&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Alt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mafsal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Eklem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mafuv/Ma&#039;fuv&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Affedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağara&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|İn&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Büyük dükkan (Mahzenin çoğulu mehâzin kelimesinden Venedikçeye, oradan Türkçeye geçmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağdub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gazaba uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağdur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haksızlığa uğramış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağfiret&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın affetmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağfur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affı için dua edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağlata&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|(Yanıltmak için söylenen) saçma söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağlup/Mağlub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağmum&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Gamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağmur (mağmure)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Adı silinmiş, harap olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağrib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Akşam; batı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağrur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Gururlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağsub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gasba uğrayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahal&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahal (Mahalle)&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yer, mekan, muhit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahalle&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Semt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahbes&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hapishane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahbub/Mahbup&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahcub&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Utanan, sıkılan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahcur&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Malını kullanmaktan men edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahdud/Mahdut&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahdum&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Evlat; kendisine hizmet edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Küçük kutu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfel&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Kapalı yer, camide yüksek yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfi&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfuz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Korunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahi&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahkeme&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hüküm verilen adalet yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahkum&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hakkında hüküm verilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahlu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Tahttan indirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahluk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Bir söze yüklenen manalardan herbiri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmud/Mahmut&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmüş (Peygamberimizin adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmul&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Cümlede faile yükletilen işi gösteren fiil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahpus&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hapse konmuş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahreç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Harflerin ağızda çıkış yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrek&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Yörünge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrem (Zıddı: namahrem)&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Evlenilmesi haram kişi; has daireye mahsus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrum&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yoksun, nasipsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahruti&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Konik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsud&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Haset edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsul (Mahsulat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde edilen ürün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsur&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşatılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsus&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Özel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahşer&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Toplanma yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahtum (Mahtumane)&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Bitirme (yemeği)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahud/Ma&#039;hud&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sözü geçen, belirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahv (Mahviyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok (etme veya olma) (Hiçlik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahz (Mahza)&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Tamamen, tam, ta kendisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzen&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzun&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntülü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzur&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çekinilecek şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maide&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sofra; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mail&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Ayın dünya etrafındaki yörüngesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maişet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Geçim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maiyet/Maiyyet&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Beraberlik, emri altındakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makale&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Fikir; görüş bildiren kısa yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Mevki, derece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makarr&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Karar yeri, kalacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makasıd&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Maksadlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makber (Makberistan)&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makbul&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabul edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makdis&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Mukaddes yer (Kudüs)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makdur (Makdurat)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makes/Ma&#039;kes&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma yeri, ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maksad/Maksat&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Amaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maksud&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kastedilen, amaçlanan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makta&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilme yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maktul/Maktül&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldürülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makul/Ma&#039;kul (Makule)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akla uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makus/Ma&#039;kus (Makuse)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Ters dönmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mal (Mali) (Re&#039;s&#039;ül mal)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bir kişinin mülkiyetindekiler (Sermaye)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malayani&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Boş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mali&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Sahip; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maliki&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Bir mezhep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maliye&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Gelir-gideri yöneten kuruluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malul/Ma&#039;lul&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Sakat, hasta; sebep olunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malum/Ma&#039;lum&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilinen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malzeme&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli madde ve alet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamelek&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal varlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamul/Ma&#039;mul/Mamül&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapışmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamur/Ma&#039;mur&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İmar/tamir edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mana/Ma&#039;na&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Anlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Cim-Nun-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Savaş aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevi&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Mana ile ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mani&#039; (Mania)&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engelleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mansıb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Memurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mansur&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardım görmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mantık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Doğru düşünme/sonuca varma ilmi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Konuşma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakış yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzara&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakılan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzum&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Dizenli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzume&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzur&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Beğeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maraz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marek/Ma&#039;rek&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Atın dizgini; sık ormanlık alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareke/Ma&#039;reke&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Savaş alanı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marez/Ma&#039;rez&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sergi yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marık/Marik&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maric&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Alev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marifet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı tanıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mariz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruf/Ma&#039;ruf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bilinen; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İyilik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Uğrayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruzat&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sunulan hususlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marzi (Marziyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Razı olacağı (şey[ler])&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Öğretici hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masdar&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fiilin kök hali; kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masduk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Tasdik edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masiva (Masivaullah)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|(Allah) dışındakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maskara (aslı Mashara)&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gülünç duruma düşmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maslahat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fayda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masnu (Masnuat)&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Harcama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mass&lt;br /&gt;
|Mim-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Emme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masum/Ma&#039;sum&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Günahsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masun&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korunmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşaallah/Maşallah&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Allah saklasın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşer/Ma&#039;şer&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Cemaat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşrapa&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçecek kapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşuk (Maşuka)&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşk ile sevilen, sevgili; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matara&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Su kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbaa&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Kitap basan makine&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbah&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Mutfak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbu&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Basılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbuat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Basın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matem&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Yas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matiyye&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Binek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matla&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğuş yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matlab/Matlap&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matlup/Matlub&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Talep edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matrud&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kovulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matuf/Ma&#039;tuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Yönelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matumat/Mat&#039;umat&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matvi&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Dürülü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maun&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayia/Mayi&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Akışkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazarrat&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar, ziyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazbut&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Zaptedilmiş, kayıt altında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazeret&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Özür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Üzerinde görünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazi&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Geçmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazlum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulme uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazmaza&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Mim-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Ağız ve burnu suyla çalkalamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maznun&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sanık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazruf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarfın içindeki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazur/Ma&#039;zur&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mazeretli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mea/Maa (Maaliftihar)&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Birlikte, beraber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meab&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Dönülecek yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mead/Maad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Dönülecek yer, Ahiret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meani/Maani&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mearic&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; kat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Measir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Güzel eserler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meayib&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kusurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebadi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Mebdeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebahis&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Mebhaslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebde&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|İlke, asıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebhas&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebhut&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|Şaşkın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebni (Mebniyye)&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Dayanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebsut (Mebsuten)&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Yayılmış (doğru orantılı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meb&#039;us/Mebus (Mebusan)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Milletvekili (Milletvekilleri); Elçi (peygamber)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecal&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Güç, imkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecalis&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Meclisler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecara/Mecari&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Mecralar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecaz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Gerçek anlamı dışında kullanılan söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecbur (Mecburi, Mecburen)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorunlu (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meccanen&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ücretsiz, karşılıksız (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecelle&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Mecmua&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecerretüs-Sema&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Samanyolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mechul/Meçhul&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilinmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecid&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Şerefli; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meclis&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Oturulan toplantı (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecma&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma, birleşme yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecmu&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanmış hal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecmua&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Dergi, toplanmış eser&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecnun&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Deli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecra&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yol, kanal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecruh&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yaralı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecrur&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Başında harf-i cer bulunan kelime&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;cur/Mecur&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mükafatı hak etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecus (Mecusi)&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Ateşe tapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meczub&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilen; divane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Med (Medde)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Uzatma, çeker; suyun çekilmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Sebep; etrafında dönülen şey; yörünge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medaris&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Medreseler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meddah&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Çok metheden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meded (Mededkar)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım (Yardım eden)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medeni&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İnsanlığa yakışır toplum hayatı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medeniyet&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Uygarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meder&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çakıltaşı, kurutulmuş çamur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medfun&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Gömülü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medh/Medih (Medhiye)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medhal&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Giriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medid&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Uzun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mediha&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övgü yazısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medine&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Şehir, Peyg.&#039;in şehri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mediyih&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Methetmeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medlul&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Gösterilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medrese&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Okul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyun&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Borçlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefatih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Anahtarlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefer&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçılacak yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefhar (Mefharet)&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme sebebi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefhum&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kavram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefkud/Mefkut&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Olmayan, Yok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefkure&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ülkü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefluc&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Felç olmuş kişi/nesne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefruş (Mefruşat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşenmiş (şeyler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefruz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farz edilenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefsedet&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozukluklar, ahlaksızlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftuhane&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|(Medresede bir kitaba) başlarken verilen ziyafet.&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftun&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tutkun, şaşkın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meful/Meful&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|(Fiilden) etkilenen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehabet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Heybet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehakim/Mahakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Mahkemeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehalik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Tehlikeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehasin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzellikler, güzel ahlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;haz/Mehaz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehcur&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Uzaklaşmış, ayrı kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehd&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yer, beşik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehdi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Yol gösterici, ahirzamanda dine büyük hizmet edecek vazifeli kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehib&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Heybetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehir&lt;br /&gt;
|Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Evlenilen kadına verilen bedel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehmuse&lt;br /&gt;
|He-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Söylendiğinde nefes akışını engellemeyen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekadir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Miktarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekal&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekalid&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Anahtarlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekan&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekatib/Mekatip&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Okullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekayis&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Mikyaslar, ölçüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;kel/Mekel&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekfuf&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Durulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meknun&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gizli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meknuz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekr/Mekir&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tuzak (kurma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekreme&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İkram yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekruh&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Dinen hoş görülmeyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meksub (Meksube)&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekşuf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekteb/Mektep&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Okul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mektum&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gizli, saklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mektup/Mektub (Mektubat)&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazılmış şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;kul (Me&#039;kulat)&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melab/Mel&#039;ab (Melabe/Mel/abe, Melabegah/Mel&#039;abegah)&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Oyuncak (Oyun yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melaike&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melal&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Usanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melamilik&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kendini kınamayı esas alan bir tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melbes&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melce&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınılan kişi, yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mele&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Seçkinler (Melekler) alemi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melek&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Nurdan yaratılmış, isyan etmeyen varlıklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meleke (Melekat)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Tecrübe/tekrarla kazanılan bilgi ve beceri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melekut&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Her şeyin perdesiz Allah&#039;a bakan iç yüzü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melez (Kökü kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Karışık, karışım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melfuz (Gayr-ı Melfuz)&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melhuz&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Düşünülebilir, olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melik (Melike)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Hükümdar; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;luf/Meluf&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alışılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melul/Melül&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Usanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melun/Mel&#039;un&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Lanetlenmiş, kovulmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melzum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Lazımla bağlı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memalik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Köleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memduh&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övülmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memerr&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçit, üzerinden geçilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memleket&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Yurt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memlu&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memlük/Memluk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Köle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memnu&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yasak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memnun&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Hoşnut, razı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kesinti anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memsuh&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yapısı/şekli bozulmuş,&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mul/Memul&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Umulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mum/Memum&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İmama uyanlar; uydu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mun/Memun&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mur/Memur&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emredilen, devlet görevlisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memzuc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karışmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men&lt;br /&gt;
|Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men Dakka Dukka&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kapı çalanın kapısı çalınır (Eden bulur)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menabi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menafi&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Menfaatler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menafiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Menfezler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menahic&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Minhaclar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menam&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Işık tutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menat&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Sebep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menazil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Menziller&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menba&#039;/Memba&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Silme ve kurulamada kullanılan küçük dokuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendub/Mendup&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ne (1)&lt;br /&gt;
|Yapılması dince beğenilen iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfa&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Sürgün yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfaat&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çıkar, fayda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfez&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Delik, girilecek yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Sürgün edilen; olumsuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfur&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhec&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Geniş, açık yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhi (Menhiyat)&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Yasaklanan (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhus&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkıbe&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Hayat hikayesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkul (Menkulat)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nakledilen (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkur&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkuş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakşedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mennan&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Esma (Çok ihsan eden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensab&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Mertebe, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensub&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Ait, bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensuc&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Dokunmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensuh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Hükmü kaldırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensur&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Düz yazı şeklinde yazılmış; saçılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensus&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ayet ve hadisle belirlenmiş kesin hususlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menşe&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menşur&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Neşredilmiş; Padişah emri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;nus/Menus&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dostça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menut&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yer, ev, oda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mera&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Otlak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merak (Kaynağı kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Bilme isteği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merakib&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merakiz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merasim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meratib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Mertebeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meraya&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aynalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merbut&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merc&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Karıştırma, bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mercan&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Denizden çıkan bir süs maddesi; küçük inci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Müracaat yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mercu&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Rica olunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merdud&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabul edilemez, reddedilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merfu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseltilmiş; tümleç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merğub/Mergub&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Rağmet bulmuş, tutulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhaba&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Hoş geldin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhaba&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Selam kelimesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhale&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Derece, kademe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhamet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Acıma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Ra-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sürülen ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem/Melhem&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sürülen ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhum (Merhume)&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Rahmete mazhar, vefat etmiş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhun&lt;br /&gt;
|Ra-He-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Belli süre bir şeye bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meri/Mer&#039;i (Meriyet/Mer&#039;iyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Geçerli (Geçerlilik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meri/Mer&#039;i (Mer&#039;iyet/Meriyet)&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Geçerli(lik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkad&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Mezar (uyku yeri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkez&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Orta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkub&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermi&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Kurşun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merre&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|(Bir) defa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersiye&lt;br /&gt;
|Ra-Se-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Birisinin ölümü üzerine yazılan şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersun&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam(laştırılmış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersus&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Lehimlenmiş, sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mertebe&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Derece, kademe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mervi&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Rivayet edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merzuk&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklandırılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesabe&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesabih&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Lambalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesacid&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Mescidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesafe&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Uzaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesağ&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesaha&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesahif&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Mushaflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesai&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışma, iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesail&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Meseleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesak&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sevk yeri, hedef&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesakin&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Miskinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesakin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Miskinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesalih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Maslahatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesalik&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Meslekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesarr&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinçler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötülükler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesbuk&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geride bırakılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mescid/Mescit&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namaz mekanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesdud&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Engellenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesel (Darbımesel)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Misal verme, örnek gösterme (Atasözü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesela&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örneğin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesele/Mes&#039;ele&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Husus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meserret&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesh&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aslı bozulmak; elini sürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meshur&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyülenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesih&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Bir şeydeki özellikleri değiştirmek; Hz. İsa (Deccal için de kullanılmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer, eş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesil&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesire (Mesiregah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezinti yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskat (Meskat-ı Re&#039;s)&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Doğum (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesken&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskenet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yoksulluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskun&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Oturanı bulunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meslek&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesmuat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Duyulanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkişer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesnevi&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Beyitler şeklinde yazılmış manzume&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesnun&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sünnet olma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kalıba dökülmüş anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesrur&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinçli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mess&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Dokunma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mestur&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü, gizli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mes&#039;ul/Mesul&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sorumlu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;sur/Mesur&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an veya hadiste geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesut/Mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşagil/Meşağil&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Meşgaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşakk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Zorluklar, zahmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşakkat&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Zorluk, zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;ale/Meşale&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlatıcı değnek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşarib&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Meşrebler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşayih&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşbu&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Tok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşgale&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşgul&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraşan, dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhud&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görülen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhun&lt;br /&gt;
|Şın-Ha-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhur&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ünlü, bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşid&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Harçla yapılmış sağlam bina&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşiet&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşihat&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Din işleri merkezi, şeyhülislamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşk (Sermeşk)&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yazıyı ayrık yazma (Yazı örneği)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşkuk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüpheli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşkur&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükredilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşreb/Meşrep&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İçme yeri anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşru&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şeriata (dine) uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrubat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşruh (Meşruhat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklama(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrut&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Şarta bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrutiyet&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdara bağlı meclisle yönetim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşşaiyun/Meşaiyun&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Aristo fessefesine tabi olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşşata&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Tarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;um/Meşum&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;ur/Meşur&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şuurlu, bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşveret&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meta&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Mal, fayda, dünyalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metali&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğuş yerleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metalib&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metanet&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metbu&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Kendisine uyulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metin&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir yazının aslı veya kopyası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metin/Metîn&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metruk (Metrukat)&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Terk edilmiş, bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;va/Meva&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Varılacak yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevacid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Vecd halleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevadd&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Maddeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevaid&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sofralar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durulacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevaki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Mevkiler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevalid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çıkan, yaratılan; mevlidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevasim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Mevsimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevazin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Mizanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevc (mevce)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalga&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevcud (Mevcudat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Varlık (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevedded&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dostluk, sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhib (Mevhibe)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın hediyesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhub (Mevhube)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Verilmiş, bağışlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhum&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Aslı olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevid/Mev&#039;id&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Söz yer ve zamanı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevize/Mev&#039;ize&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Öğüt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Yer, konum, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevkib&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kafile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevkuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Tutuklu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevla (Mevlana)&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Her şeyin sahibi Allah; Efendi (Efendimiz anlamında olup bazı büyük zatlar için kullanılır)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevlevi&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Hz. Mevlana&#039;nın tarikatına mensup olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevlid/Mevlüd/Mevlit/Mevlüt&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğum yeri; Peygamberimizin doğumundan bahseden şiir&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Mevlüd: doğurulan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevrus&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras bırakılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Yılın 4 kısmından biri, sezon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsuk&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam, güvenilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsul&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Birleştiren, birleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevt&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevta&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevud/Mev&#039;ud&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Vaadedilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzu&#039; (Mevzuat)&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Konu; uydurma hadis (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzun&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçülü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meydan&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Açık alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyelan&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Coşkulu yöneliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyl/Meyil&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yönelme, eğilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyyal&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyilli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyyit (Meyyite)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezahib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yollar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezak&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Manevi zevk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezalim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezann&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sanılan; müellife fikir kaynağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kabir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbaha&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Hayvan kesim yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbele&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çöplük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbuh (Mezbuhane)&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Boğazlanan (Boğazlanır gibi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezellet&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezheb/Mezhep&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezher (Mezhere)&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çiçeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çoğalmış, artmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meziyet (Meziyat)&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üstün vasıf (Üstün vasıflar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezkur&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Bahsi geçen; Allah&#039;ın ismi (Zikre layık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezmum&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötülenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezraa&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Tarla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;zun/Mezun&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|İzin verilen; okul bitirmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıntıka&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Bölge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mısra&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Şiirde satır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mızrak&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ka (2)&lt;br /&gt;
|Ucu sivri savaş aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Midad&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Nürekkep&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mide&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Sindirim organı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miftah&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihnet&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihrab/Mihrap&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Namaz kıldırma yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihrak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Hareket merkezi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miktar/Mikdar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikyas&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milad/Milat&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Hz. İsa&#039;nın doğumunu başlangıç alan takvim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milel&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Milletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Millet (Milli; Milliyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Din ve dil birliği olan insan topluluğu (Millete ait; Millete aidiyet)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mimar&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İmar eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minare/Menare&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ezan okuma kulesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minber&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Camide hutbe okunan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minen&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Minnetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minhac&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Meslek, yok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minnet&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İyiliğe karşı şükür hissi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minval&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Tarz, usul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miraciye/Miraciyye&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Mevlüt kitabının Mi&#039;ractan bahseden kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miraç/Mirac/Mi&#039;rac&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Efendimizin göğe yükselmesi., Merdiven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miras&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Ölenin arkada bıraktığı mal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirat/Mir&#039;at&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mir&#039;at/Mirat&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirkat&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Merdiven, basamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirsad&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Bakma vasıtası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misafir/Müsafir&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Konuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misaha&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misak&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Verilen söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misal (Misali)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misbah&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misdak&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Ölçüt, kriter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misil/Misl&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer, eş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misk&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Güzel bir koku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|4,5 gram; bir şeyin kendi benzerinden ölçüsü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Uyuşuk, zavallı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskin&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Tembel, sadece günlük yiyeceği olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mismar&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çivi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mistar/Mıstar&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Cetvel, çizelge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişar/Mi&#039;şar&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onda bir (Binde bir diyenler olmuştur)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişkat&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lamba yeri, kandil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişvar&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mi&#039;yar/Miyar&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Huy, karakter&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizah&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Latife, şaka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizan&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü, tartı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Molla&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Alim, hoca, medrese talebesi (Mevla kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaccel&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Peşin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muacciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Taciz edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muadelet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Denklik, eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muadil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Eşit, denk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muafi&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Afiyet veren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahede&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sözleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaheze&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Eleştirme, azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahhar&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahid&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Anlaşmalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muakib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Takip eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mualece&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|İlaç verme, işe girişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mualla&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallak (Muallaka)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Asılı, boşlukta&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ne evli ne bekar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallakat&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Kabeye asılı şiirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgili, eğitimli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğretmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muamele&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Davranış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muamma&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bulmaca, gizem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muammer&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Uzun ömürlü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muannid&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnatçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muanven&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Unvanlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaraza (Bozulmuş şekli: Maraza)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarız&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarref&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarrif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bildiren, tanıtan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muasır&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aynı asırda yaşayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaşeret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İyi ilişkiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muateb&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Be (2)&lt;br /&gt;
|Azarlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattal (Muattala)&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Terk edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattar&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Güzel koku verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı veya sıfatlarını kabul etmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavenet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavin&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavvizeteyn&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Felak ve Nas Sureleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muayene&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Kontrol, gözden geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muayyen&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzam (Muazzama)&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzeb&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Azab içinde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzez&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Çok aziz ve değerli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mubahase&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mubsır (Mubsırat)&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Görünen(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucib&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevap veren, muhatap; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucib (Mucib-i bizzat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Zorunlu (yaptıklarını zorunlu olarak yapan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucibe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Mantıkta olumlu kaziye, gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yoktan var eden Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muciz/Mu&#039;ciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Aciz bırakan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muciz/Mûciz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kısa, öz, icazlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucize/Mu&#039;cize&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İnsanların yapmakta aciz kaldığı Allah&#039;ın işleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudga/Mudğa&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Gayn (1)&lt;br /&gt;
|Bebeğin anne karnında bir aşaması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudhike&lt;br /&gt;
|Dad-Ha-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Gülünen kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudıl/Mudil (Mudille)&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Saptıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufaddal&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletlenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufaddıl&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletlendiren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufarakat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufarık&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufassal (Mufassalan)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılı (şekilde)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayyeb (Mugayyebat)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Bilinmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değiştiren (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugis/Mugîs&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Se (1)&lt;br /&gt;
|Yardım eden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğber&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Gücenmiş, küskün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğlak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Kapalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Müstağni eden, zengin kılan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabbet (Aslı Mahabbet)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabere&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaceret&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Göç etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhacir&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Hicret eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaddes&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından kendisine ilham gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaddis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadis alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhafaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhafız&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Koruyucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakeme&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|İki tarafı dinleyip hüküm verme; zihinde inceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Kesin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakkik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhal&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Mümkün olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalefet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalif&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalled&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sürekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhammed&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmeye değer (Peygamberimizin adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharebe&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaşma, savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharib&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharref&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Kalem karıştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrem&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İlk hicri ay&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yasak kılınan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrer&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Bozan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçiren, etmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrir&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazar, yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasame (Muhasamet)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasara&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasebe&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Hesaplaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasım&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşman tarafı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassal (Muhassala)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Sonuç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassas&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Tahsis edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassıs&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Tahsis eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhat&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevrelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhatap/Muhatab (Muhataba)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Söz söylenen kişi; karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavere&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavvel&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Havele edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavvif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyel (Muhayyele)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayalde tasarlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyer&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Serbest&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyil (Muhayyile)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal kuvveti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhbir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhib&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Seven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Haklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korkutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhit&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevreleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlam; Manası açık söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhlas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İhlası daimi olan, ihlasa eriştirilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhlis&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İhlaslı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yakan, yakıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhsan (Muhsane, Muhsanat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|İffetli erkek (kadın(lar))&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhsin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|İyi (lik işleyen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtac&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|İhtiyacı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Dilediğini yapan Allah; istediğini yapan kişi; köy/mahalle başkanı; seçkin (Peygamberimizin ismi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtasar&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtel&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Karışık, bozulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtelif&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Farklı farklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtelit&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışmış, karışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtemel&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhterem&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet edilen, hürmete layık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteris&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|İhtiraslı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteriz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sığınan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteşem&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Saygı ve hayranlık uyandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteva&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçerik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtevi&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçeren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhti&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhyi&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın hayat veren ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muin&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım eden, Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukabele&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşı koyma, karşılık verme, karşılama, karşılaştırma; Kur&#039;an&#039;ı karşılıklı okuyup dinleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukabil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Önce, evvel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukadder&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddes&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyeti olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddime/Mukaddeme&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Giriş, önsöz, başlangıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir eden (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukallid/Mukallit&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Taklitçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukannen&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir kanuna tabi, tertip üzere&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukantar (Mukantara)&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Öbek öbek bir araya getirilmiş; kemerli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarenet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakınlık, bitişiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarin&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakın, bitişik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarreb (Mukarrebin)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakın olanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarrer (Mukarrere)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kesinlik kazanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukatele&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Vuruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukattaa&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesik, kesintili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavele&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Sözleşme, karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavemet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Direnç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Dayanıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavves&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Kavis şeklini almış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavvi&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Takviye eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayese&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Karşılaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayyed&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlı, bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayyid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıt altına alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yerleşik (Namazı dosdoğru kılan anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukni&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|İkna olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktazi/Muktezi&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktebes&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İktibas edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukteda&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kendisine uyulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktedir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gücü yeten; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktesit/Muktesid&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İktisatlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukteza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Durumun gereği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munazzım&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenleyen, nizamlı yaratan (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munfasıl (Munfasıla)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dostça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munkad/Münkad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munsarıf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Geri dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munsıf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|İnsaflı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntabık&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenli, tertipli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Beklenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bekleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murabba&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dört köşe, kare&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murabıt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Kalbini bağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murad/Murat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|İstenen şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murahhas&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|Delege&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murakabe&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|İnceleme; dalma; kendini ibadete verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murakıb&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Gözeten; dalarak kendinden geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murassa&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Değerli taşlarla bezeli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murdia&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Süt anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muris&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Getiren, veren, miras bırakan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muriz/Mu&#039;riz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Haktan yüz çevirenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musab/Musâb&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kendisine isabet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaddak&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğrulanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaddık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğrulayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musafaha&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Tokalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaffa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Safileşmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaffi&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musağğar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçültülmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahabe&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Görüşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhar&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emri altına girmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhih (Musahhihane)&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Düzelten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhir&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emri altına alan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahib&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Arkadaş, sohbet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musalaha&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı anlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musallat&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|İlişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musalli&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Namaz kılan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musammem&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kararlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musanna&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlı yapılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaraa&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Güreşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musarrah&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musavver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasavvur edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musavvir (Musavviriyet)&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Şekillendiren Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mushaf&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yazılı Kur&#039;an&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musırr (Musırrane)&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Israr eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musib/Musîb&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|İsabetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musibet&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Afet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muslih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Islah eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mustafa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş, arınmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mustağisin&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım isteyenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muşrık&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muta&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Kendisine itaat edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutaassıb/Mutaassıp&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Tutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabaat&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uymak, muvafakat etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabakat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabık&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutad/Mu&#039;tad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Adet edinilen, adet üzere&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutaffifin&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Alışverişte hile yapanlar; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutahhar&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutahhir&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasarrıf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İdare eden, yönetici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasavver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasarlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasavvıf&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavaat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavassıt&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Orta halli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavattin (Mutavattinin)&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Vatan edinen (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutazarrı&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Tazarru eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muteber/Mu&#039;teber&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Değer gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutedil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İtidalli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutekid/Mu&#039;tekid&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnançlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutemed&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutemid/Mu&#039;temid&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güvenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muterif/Mu&#039;terif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|İtiraf eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muteriz/Mu&#039;teriz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|İtiraz eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutezile&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutfi&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Söndürücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muti&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muti/Mu&#039;ti&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Veren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutlak (Mutlaka)&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Sınır konulmamış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutlaka&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Kesinlikle&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutmain&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tatmin olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Haberdar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttarid&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Muntazam devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttasıf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttasıl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Bitişik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvacehe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Karşısı, huzuru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvafakat&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvaffak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Başarılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvaffık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Yardım eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvafık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvahhid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek Allah&#039;a inanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvahhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korkutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvakkat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Geçici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvasalat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Varma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvatta&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Üzerinden yürümesi kolaylaştırılmış (İmam Malik&#039;in kitabı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazene&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazi&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Denk, paralel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzaf&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görevli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzıh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kat kat&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Muzaafe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İzafe edilen, bağlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaffer&lt;br /&gt;
|Zı-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zafer kazanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzam/Mu&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|En büyük kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzari&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Geniş zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzır&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zararlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzlim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulme uğramış; karanlıkta kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muztar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zorda kalmış, mecbur kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muztarib/Muztarip&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Iztırap içinde kıvranan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübadele&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiş-tokuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübah&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Yapılıp yapılmamasına dair hüküm olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübalağa&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Abartma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübarek&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Berekete mazhar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübareze&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Çekişme, çatışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübaşeret&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Temas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübaşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Temas eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübayaa&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satın alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübayin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Zıt, farklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübdi&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yoktan yaratan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeccel&lt;br /&gt;
|Be-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Muhterem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeddel&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiştirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübelliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Duyuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müberhen&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Delilli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müberra&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Münezzeh, temiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeşşer (Mübeşşere)&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeşşir (Mübeşşire)&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeyyen&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeyyin (Mübeyyine)&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübezzir&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Malını saçıp savuran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübhem/Müphem&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Belirsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübrem&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kaçınılmaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübteda&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Fail grubu (gramer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtedi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|İlk, yeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtedi&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Bidat ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtela&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Belaya uğramış, bağımlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücadele&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Uğraşma, çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücahede&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Savaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücahid&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Cihad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücanis&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Aynı cinsten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücaveret&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Komşuluk, yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücavir&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Komşu; Haremeyde oturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücazat&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Ceza, karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücazefe&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Aldatma; tartmadan satma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücbir&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Mecbur eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücedded&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müceddid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücehhez&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Donatılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücella&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlak, cilalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücelled&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Ciltli kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücemmil&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzel yaratan Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücerreb&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Tecrübe edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücerred&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Soyut; bekar; bileşik olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücessem (Mücesseme)&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücessime&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı -haşa-insan suretinde gören batıl görüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücevher (Mücevherat)&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Değerli taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücmel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısa, topluca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücrim&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücteba/Müçteba&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müctehid/Müçtehid&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İctihad eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müctemi&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdafaa&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdafi&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahale&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahene&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dalkavukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahin&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dalkavuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdakkik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnceliklere dikkat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdara&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Zahiri dostluk (Türkçe&#039;ye Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavele&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alış-veriş, dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavemet&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Devamlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavim&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdayene&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Bakara 282. ayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddei&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İddia eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddessir&lt;br /&gt;
|Dal-Se-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Örtüsüne bürünen; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddet&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdebbir (Müdebbire)&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Her şeyin tedbirini gören Allah; İdare eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müderris&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdevver (Müdevveriyet)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Yuvarlak(lık)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdir/Müdür&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|İdare eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdrik (Müdrike)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlamış (idrak etme duyusu)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müebbed&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ömür boyu(nca)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeccel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müekked&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müekkel (Aslı müvekkel)&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Görevlendirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müellef (Müellefat)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Kalplerine ülfet verilen(ler); Telif edilmiş eser(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müellif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Yazar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müennes&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Se (2)&lt;br /&gt;
|Dişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müesser&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etki altında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müesses (Müessese)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Kurulan (Kuruluş)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessif (Müessife)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Esef verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkileyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessis&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Kuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müevvil&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Tevil edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeyyed&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeyyid&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müezzin&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Ezan okuyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfekkire&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müferrah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlamış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müferrih&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfessir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tefsir eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfettah (Müfettahat)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Açılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfettiş&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Teftiş eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müflih&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Felah bulan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müflis&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|İflas etmiş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfred&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfredat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Basit şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfreze&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Birlikten ayrı geçici askerî kol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfrit&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İfrata kaçan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfsid/Müfsit&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozan, bozucu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müftehir&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfteri&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İftira eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfteris&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vahşi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfti/Müftü&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Fetva veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühacemat&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Hücumlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühdi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheffef&lt;br /&gt;
|He-Fe-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|İnce, narin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühendis&lt;br /&gt;
|He-Nun-Dal-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Hendeseci, geometrici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheyya&lt;br /&gt;
|He-Ye-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Hazır(lanmış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheyyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecanlandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühimm&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Önemli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlet&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Helak eden, öldüren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühtedi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayete ermiş, müslüman olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühtezz&lt;br /&gt;
|He-Ze-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Titreyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükafat&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Ödül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükaleme/Mukaleme&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma, sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükallib&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Döndüren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükebbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Tekbir getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükedder&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kederli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükellef&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Mükemmel hazırlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükemmel&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükemmil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükerrem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Saygıdeğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükerrer&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrar edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükevvenat&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Bütün yaratılmışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükevvin&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükezzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalanlayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükrim (Mükrimane)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İkram eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülabese/Mülabeset&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karışma, ilgililik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaemet veya Mülayemet&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Uygunluk, yumuşaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaet&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Örtü, büyük ihram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülahaza&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Düşünme, gözden geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülahhas&lt;br /&gt;
|Lam-Hı-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Özetlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülakat&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülatefe/Mülatafe&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Şakalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülayim (Mülayimane)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülazım&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Teğmen; bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülevven&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renkli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülevves (Mülevvese)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülga&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Ortadan kaldırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhem&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kendisine ilham gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhid&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhim&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İlham eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal, sahip olunanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülsak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yapışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültebis (Mültebise)&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karışmış, karışık, karıştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülteci&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınan kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültefit&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İltifat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültehib&lt;br /&gt;
|Lam-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|İltihaplanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülteka&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Buluşma yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültez&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetlendiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültezim&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Tarafta olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müluk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Melikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülzem&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|İlzam olmuş, susturulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümanaat&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engelleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümas&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Temas eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümaselet&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümaşat&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Yoldaşlık, suyuna gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümehhed&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümessel (Mümessel-i Leh)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temsil edilen (Hakkında temsil getirilen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümessil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temsilci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümevveh&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Hayali (Asıl anlamı süslü iken bu anlamı kazanmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümeyyez&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt edilmiş, seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümeyyiz (Mümeyyize)&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümidd&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|İmdad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mü&#039;min/Mümin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|İnanan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümit&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölümü veren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümkün/Mümkin&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümsik (Mümsike)&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Tutma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtaz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Seçkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtehine&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; imtihan edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümteni&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İmkansız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtesil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Uyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtezic&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Kaynaşmış, uyuşmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münacat/Münacaat&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a yalvarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münadi&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Seslenen, çağıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münadim/Mün&#039;adim&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münafık&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Müslüman olmadığını halde o şekilde görünen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münafi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakale&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Geliş-gidiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakaşa&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Mücadele, tartışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakız&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakis/Mün&#039;akis&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıyıp geri dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakkaş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakışlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münasebet&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|İlişki, alaka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münasib/Münasip&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münatıf/Mün&#039;atıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münavebe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Nöbetleşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münaza&#039; (Münaza&#039;un fîh)&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme (Hakkında çekişme olan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münazara&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Tartışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Tartışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münbit&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Verimli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münceli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müncezib&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münci&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtaran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münderecat&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münderic&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçinde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müneccim&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Astronom&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münekker&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsizleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münekkid/Münekkit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Tenkid eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevver&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevvim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandıran (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münezzeh&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlardan uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfail&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Etkilenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfekk&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayrı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfekk&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münferid&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek başına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfetih (Münfetiha)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Dil, üst damaktan ayrılarak söylenen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhal&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Boş, işsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münharif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhasır&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlı, ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhasif&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Perdelenmiş, tutulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhezim&lt;br /&gt;
|He-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hezimete uğramış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münib&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Tevbe edip Allah&#039;a yönelen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münif&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Meşhur, ulu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münim/Mün&#039;in&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimeti veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkabız&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Daralmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkalib&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Dönen/Dönmüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkasım&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkatı&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münker (Münkerat)&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Haram; Kabir sorgu meleklerinden biri (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkeşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|İnkişaf etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münşaib&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münşi&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|İnşa eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntakim&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İntikam alan; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntebih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntec&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuçlanmış, sonucu bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntefi&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Sönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münteha&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntesib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağlı (kişi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münteşir&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzel&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İndirilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzevi&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bir köşeye çekilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ı indiren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Makam anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müraat&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Gözetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müracaat&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Başvuru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müradif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürafaa&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Duruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürai&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Riyakar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürcie&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürebbi (Mürebbiye)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Terbiye edici (Aynı zamanda Ra-Be-Ye kökünden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müreccah&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Tercih edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müreccih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Tercih eden, tercih ettirici (sebep)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürekkeb&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bileşik, bir araya gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müretteb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tertip edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürettib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tertip Eden; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürid/Mürit&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Tarikat bağlısı; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürsel (Mürselin)&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamber(ler); Sahabe ravisi/ravileri zikredilmemiş hadis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürselat&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürsil&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Gönderen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürşid&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İrşad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtebit&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlantılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürteci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Geri dönen, gerici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürted&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dinden dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtefi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Ortadan kalkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtezik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürur&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürüvvet (Aslı: Müruet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|İnsanlığa yaraşır davranış sergileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsaade&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsabaka&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yarışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsademe&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadere&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Toplama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadif&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Rastlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadim&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışan; çatışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsahele&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Gevşeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsaid/Müsait&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsalemet&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsamaha&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Hoşgörü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsamere&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Eğlence&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsavat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsbet&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Olumlu, ispatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsbit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|İspat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbeb&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Sebebin sonucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbib&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Sebep olan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbih&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Tesbih eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsekkin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinleştirici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsellah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsellem (Müselleme)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kabul edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müselsel&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Zincirleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsemma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimlendirilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsenna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Kat kat; 2 defa inmiş Fatiha&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsevvid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Müsveddeyi yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötülük yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsinn&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müskir (Müskirat)&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sarhoş edici içki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müskit&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Susturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müslüm/Müslim (Müslüman/Müsliman)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İslam dininden kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsmir&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Faydalı, meyvedar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsned&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Hadislerin aktaranlarla beraber yazıldığı kitap; dayandırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsrif&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İsraf eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İstiğna eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağrak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Dalmış, batmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağrik&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Daldıran, batıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahdem&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmette bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahsil&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Tüketici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahzar (Müstahzarat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış şey(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahzar (Müstahzarat)&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstaid&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İstidatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstaid/Müstait&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İstidatlı, hazır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakbel&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Gelecekteki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Başlı başına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İstikametli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakzer&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kirli, pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstamel&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kullanılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstantık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Sorgu hakimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstazi&#039;&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstean&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Kendisinden yardım istenen (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstear&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet alınmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstebid&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|İstibdadçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstefid&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Fayda gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehab&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevilmiş şey; Peygamberimizin bazen yapıp bazen terk ettiği şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hak etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehcen&lt;br /&gt;
|He-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Adebe aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehlik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Tüketici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehzi&lt;br /&gt;
|He-Ze-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Alay eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstekar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlı, yerleşmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstekreh&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin görülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstelzim&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleyici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemir&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Devamlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemleke&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Sömürge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenid&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenife&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Önceki cümleden bağımsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenkif&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çekinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstensih&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopya çıkaran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsterhim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İstirham eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsterih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rahat bulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsteskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk muamelede bulunulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstesna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Hariç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsteşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Doğubilimci batılı alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstetbeat&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Söze tabi olan manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstetir&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Gizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstevi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Düz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstevli&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsvedde&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Yazının ilk hali, karalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşabehet&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzerlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşabih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahede&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahhas&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirlenmiş, somut&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahid&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşakele (Müşakelet)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Şekilce ve cinsçe benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşareket&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık; işteş fiil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşa&#039;şaa/Müşa&#039;şa&#039;/Müşaşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşavere&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşavir&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşebbeh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzetilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşedded&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şeddeli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşerref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşerri&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Kanun koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşevveş&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Karışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşevvik&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Teşvik eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşeyyed (Müşeyyede)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşfik&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Şefkatli&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çekinen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşir&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meraşal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müş&#039;ir/Müşir&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Haber veren, bildiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşkil (Müşkilat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Zor(luklar), çetin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Şirk koşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Türemiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştak&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|İştiyaklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştebih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Şüphe edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehi&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştahlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehir&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehiyat&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştah verici şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşteki (Müştekiyane)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayetçi (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştemil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştemilat&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsam dahilindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşterek&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşteri&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Satın alan; Jüpiter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütalaa/Mutalaa&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Tetkit etme, okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Mütalaa eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütareke&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Anlaşma, barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaccib (Müteacciben)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaddi&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Geçişli (fiil)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaddid&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Çok defa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaffin&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürümüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteahhid/Müteahhit&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Taahhüd eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteahhir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sonraki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteakib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Peşisıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteal&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce, büyük; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteali/Mütealî&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükselen, yüce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteallik&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|İlgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteallim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğrenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteanika&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinin boynuna sarılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteannid&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütearif (Mütearife)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Heskesçe bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütearrif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Araştırarak bilen; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteatıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Birbirine bağlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteayyin&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirli hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteazzir&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Meydana gelmesi zor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebahhir&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geniş bilgi sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebaid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklaşan, uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebeddil&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiş(k)en&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebessim&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gülümseyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecavir (Mütecavire)&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yakındakiler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecaviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Sınırı aşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecebbir&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteceddid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecelli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünen, kendini gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecerrid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Soyutlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessid&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesetleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessis&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizlice araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecezzi&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalara bölünebilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedahil&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Birbirinin içine girmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Alakalı, dair&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedeyyin&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Dindar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteeddib&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye almış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteehhil&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteellim&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı çeken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteessif&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteessir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefarık&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrı ayrı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefavit&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinden farklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefekkir&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefennin&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fen alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteferrik (Müteferrika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış; muhtelif&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegallib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegannim&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Koyun postuna bürünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegayir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegayyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değişen, değişken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehaccir&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehacim&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehakkim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Zorbalık eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehammil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Katlanabilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteharri&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteharrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Hareketli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassıs&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Uzman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassir&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Hasret çeken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassis&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hislenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehavvil&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Değişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyel (Mütehayyele, Mütehayyelat)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal edilenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyil (Mütehayyile)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyir&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteheyyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecanlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekabil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Emekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekamil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekasil&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekebbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kibirli; Büyük olan Allah (esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekeffil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekellif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekellim&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşan (1. tekil şahıs); esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelebbis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giyinmiş, kuşanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelemmi&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıldayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelezziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemadi (Mütemadiyen)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Devamlı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemayil&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Birbirine meyil gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemayiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemeddin&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Medenileşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemehhil&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Zamana muhtaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemerkiz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemerrid&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dikkafalılık eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemessik&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Sıkıca yapışmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemessil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temessül eden, yansıyarak görünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemevvic (Mütemevvice)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemmim&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenafi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenahi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Sonlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenaim&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimete mazhar olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenakız&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenasib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenasil&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Üreyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenebbih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneccis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pislenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneffir&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneffiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Nüfuz sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenevvi&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Çeşit çeşit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenevvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenezzih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlardan temizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteradif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı; birbirini izleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterafık&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Refakat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakib (Müterakibe)&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Terekküb etmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Üst üste binen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakim&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Birikmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakki&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Terakki etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütercim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yazılı tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütercim&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Çevirmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereccil&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Erkekleşmiş kadın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereddi (Mütereddiye)&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Soysuzlaşmış&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Düşerek ölen hayvan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereddid&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kararsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterezzik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesallib&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesanid&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Tesanüd içinde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteselli&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Teselli edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteselsil&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Silsile oluşturmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesettir&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşabih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeyen; Ayet ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşabik (Müteşabike)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Birbiriyle şebeke oluşturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşaib&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşakis&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Birbirine ters&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşebbis (Müteşebbisin)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Girişimde bulunan(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekki&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkik&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkil&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkir&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükreden, teşekkür eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşeyyih&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhlik taslayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevafık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Birbirine uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevahhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|İnsanlardan ürken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevakkıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Aralıksız devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevatir&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Birçok kimse tarafından nakledilen ve yalan ihtimali olmayan haber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevazi&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevazin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Denklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteveccih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yönelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteveffa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vefat etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevehhim&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Tevehhüm edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevekkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Tevekkül eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevellid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doüan, ileri gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezadd&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezebzib&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kararsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezelzil&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sarsılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezeyyin (Mütezeyyine)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müthiş/Müdhiş&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Dehşetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttaki/Muttaki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Takvalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttebi&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Bağlı olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttefik&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|İttifak eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttehem&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İttiham edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttehid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvekkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekil tayin eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvellid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğuran, meydana getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müverrih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müverrih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvesvis&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vesvese veren şeytan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvezzi&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Dağıtıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müyul&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahame&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıştırma, sıkıntı verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzaheret&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahref (Müzahrefat)&lt;br /&gt;
|Ze-Hı-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Süprüntü, sahte süs&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzakere (Müzakerat)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Fikir alış-verişi (verişleri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzayaka&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzayede&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzebzeb&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Karmakarışık, beceriksiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzebzib&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Karıştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzehheb&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yaldızlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzehhib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Süsleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekka&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekker&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Erkek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekki&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekkir (Müzekkire)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlatan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzellel&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçalmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzevver&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Uydurulmuş, düzmece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzeyyen&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzeyyin&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın süslendiren anlamındaki ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzhir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müz&#039;ic/Müzic/Müziç&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Rahatsız edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzmin&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yerleşik, kronik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müznib (Müznibin)&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzzemmil&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Örtüsüne bürünen; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naaş/Na&#039;ş&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Kefenlenip tabuta konmuş ölü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nabız/Nabz&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Kalp atınca damarlarda hissedilen vurgu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nabit (Nabite)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Bitirip büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naci (Naciye)&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtulan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nadim&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Pişman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nadir (Nadire)&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Az bulunur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafaka&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçimlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafık&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçerli&lt;br /&gt;
|align=center|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafi (Nafiye)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Faydalı; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafile&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Farz ve vacip dışındaki zorunlu olmayan ibadetler; faydasız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafiz (Nafize)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Nüfuz eden, etkili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahif&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahiye&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kazadan küçük köyden büyük yerleşim yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahl&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Arı; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahl (Nahle)&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hurma ağacı (Hurma ağacı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahnu/Nahnü&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Biz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahv/Nahiv (Nahvi)&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Arapça&#039;da kelime ilişkileri ve cümledeki durumlarını inceleyen ilim (nahiv ilmine ilişkin)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naib&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Vekil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nail&lt;br /&gt;
|Nun-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ulaşan, erişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyuyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naim/Naîm&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naka/Nâka&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Dişi deve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakarat&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tekrarlananlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakd/Nakid/Nakit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Peşin para&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakıs&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakil/Nâkil (Nakile)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nakleden (Verici)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakise/Nakîse&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Kusur, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakizeyn/Nakîzeyn&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|İki zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakkaş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Her şeyi sanatla süsleyen Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakl/Nakil (Nakliye)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aktarma (Taşıma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naks&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksiklik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakş/Nakış&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Sanatlı süsleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Çözme, geçersiz hale getirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nal&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Lam (1)&lt;br /&gt;
|At ayakkabısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nami (Namiye)&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Büyüyüp gelişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanı şerefli kılan mânevî duygu; kanun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ateş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nara/Na&#039;ra&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Duygu veya sarhoşluk nedeniyle bağırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nas&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanlar; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasara&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hıristiyanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasayih/Nasaih&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Nasihatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Atama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasır&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasib/Nasîb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Pay, hisse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasibe&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Haricilerin/Emevilerin müfritleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasih&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Nasihat eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasihat&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Öğüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasiye&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Alın, yüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasl&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Uçmasına yardım eden kanatları olmayan ok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasr&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasrani (Nasraniyet)&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hıristiyan (Hıristiyanlık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nass&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Dinin kesin hükmü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasut&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanlık alemi&lt;br /&gt;
|align=center|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşi (Naşie)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|İleri gelen, neş&#039;et eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşir&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayan, dağıtan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşize&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Kocasına üstünlük taslayan kadın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Na&#039;t/Naat&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Te (1)&lt;br /&gt;
|Methetme, Peygamber ve 4 halifeyi özen manzume&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Natık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nay/Na&#039;y&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Ölüm haberi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazair&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Nazireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakma; göz değmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazari&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Teorik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazım/Nâzım&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzene koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazım/Nazm&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Kafiyeli ve ölçülü söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakan, gözeten&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naziat&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazif&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazire&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Misil, denk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazzam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|En güzel şekilde nizam veren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Evet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebat (Nebati; nebatat)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Bitki (Bitkiyle ilgili, bitkiyle beslenen; bitkiler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebe&#039; (Nebevi)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Haber (Peygamberliğe ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebean&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynama, doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamber&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebze&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Az miktar(da)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necabet&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Asalet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necaset&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necat&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necib/Necip&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Asil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necim/Necm&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıldız; kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|(Dinen) pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nedamet&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Pişmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nef&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Fayda&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefad (Bî-nefad)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Tükenme (Tükenmeme)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefer (Neferat)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Asker, er (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Gurup anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefes&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Soluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefha&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Hı (1)&lt;br /&gt;
|Üfleyiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefis/Nefîs&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Lezzetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefret&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Tiksinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefrin&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Lanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefs/Nefis (Nefsani)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Günah ve sevap ayırt etmeden saldıran istek ve duygular; insanın öz benliği (Nefis hesabına)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefy/Nefiy&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yokluğunu ifade etme; sürgün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehar (Nehari)&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Gündüz (Gündüz ortaya çıkan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehb&lt;br /&gt;
|Nun-He-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yağmalayıp gasbetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehir/Nehr&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Irmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehiy/Nehy&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Yasaklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekahet&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-He (1)&lt;br /&gt;
|Hastalıktan iyileşme dönemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekais&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekal&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Şiddetli azap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Kabir sorgu meleklerinden biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekkad/Nakkad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İyi ve kötüyü ayırt eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekre&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nema&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gelişme, büyüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neml&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Karınca; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nemmam&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Dedikoducu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesc&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Dokuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neseb/Nesep&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Soy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|İptal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesim&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hoş (rüzgar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesir&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Hamele-i Arş&#039;tan bir melek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesk&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Düzgünce dizmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesl/Nesil&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Soy-sop&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesr/Nesir&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Düz yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nessac&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Ören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nessar&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşat/Neşe (Bu kelime aynı zamanda Nun-Şın-Vav kökünden gelir. Bu iki kökten gelen kelimeler Türkçe&#039;de Neşe şeklinde birleşmiştir)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Mutluluktan dışarı vuran sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşe (Bu kelime ile Nun-Şın-Tı kökünden gelen Neşat kelimeleri Türkçe&#039;de Neşe şeklinde birleşmiştir)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Mutluluktan dışarı vuran sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neş&#039;et/Neşet/Neş&#039;e&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşide&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşir/Neşr (Neşriyat)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayma (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşv&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşve&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Neşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Netaic&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Netice&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neuzu/Neuzü (Neuzu billah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|(Allah&#039;a) sığınırız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nev&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Tür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neva&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevadir&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Nadirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevafil&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Nafileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevahi&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Nahiyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neval&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevamis&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Namuslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevat&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevbet/Nöbet&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Sıra ile görülen iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevm&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevvar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neyyir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Parlak (cisim)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nez&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekip almak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezafet&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezahet&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezaret&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gözetleme, kontrol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezir/Nezîr&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Uyarıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezle&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Burun akmasıyla kendini gösteren hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezr/Nezir&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Adak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nıkmet&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Şiddetli ceza&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nısf/Nısıf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yarım, yarısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nida&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Seslenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nidd&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Denk, benzer, yarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nifak&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Münafıklık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nihai&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Sona ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nihayet&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nikab&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Perde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nikah&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nime/Ni&#039;me&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Ne güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nimet/Ni&#039;met&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|İyilik, ihsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niran&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ateşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisa&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kadınlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisbet (Nisbi)&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağ (Göreceli)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niseb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Nisbetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisvan&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kadınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisyan&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Unutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niyet&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kast, yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niza&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nizam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Noksan&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nokta&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Tek dokunmalık işaret; önemli husus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nukat&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Noktalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nukuş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nun&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nur&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Işık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nurani&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nusret&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nusus&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Naslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nutfe&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Döllenmiş yumurta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nutuk/Nutk&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nübüvvet&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nücum&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıldızlar; kısımlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüfus&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüfuz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|İçine girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nühas&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Bakır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nühuset&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüket&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Te (2)&lt;br /&gt;
|Nükteler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nükte&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Te (2)&lt;br /&gt;
|Derin ve ince manalı söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nümüv/Nümuv&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gelişme, büyüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüsah&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Nüshalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüsha/Nusha&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüşuz&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Kadının kocasına itaat etmemesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüve&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzhet (Nüzhetgah)&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Eğlenme (Eğlenme yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzul&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inme; felç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzur&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Adaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Of/Uf&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Of&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Öd&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Bir ağaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ömür&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Toplumda kabul gören davranışlar&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Peşpeşe İyilik anlamında (Urf))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Öşr/Öşür&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onda bir; Tarım ürünlerinden verilen onda bir zekat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Özür/Özr&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mazeret&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Uzr şeklinde geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rab&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı (Esma); efendi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabbani (Rabbaniyye)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rabbe ait; Rabbe ibadet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabıta&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağ&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabian&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dördüncü olarak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabt/Rapt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alakalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raci (Raciyane)&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Rica eden (ederek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Taşlanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racul/Recül&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Adam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ra&#039;d/Rad (Ra&#039;dat/Radat)&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Gökgürültüsü (çoğul); Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radde&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kerte, son nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radıyallahu Anh&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Allah ondan razı olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rafızi (Rafıziye)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Sapmış; batıl bir mezhep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rafi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kaldıran; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağabat&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Rağbetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağbet&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Revaç bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağm&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Aksi, zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağmen&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Aksine, zıddına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ferah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahib&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hıristiyan din adamı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahîm/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi; şefkatli (insanlar için)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Râhim/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahle&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ufak ders masası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahm/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Bebek kesesi; akrabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahman&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi (Sadece Allah için kullanılır)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahmet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın umumi merhameti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahve&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Harekesiz okunduğunda ses çıkış yerinden az etkilenen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raiyet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yönetilenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakam&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Sayı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakım&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raki&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Rüku eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakib&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Gözeten Allah; rekabet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakib (Rakiben)&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binen (binerek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakik&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|İnce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakkas&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Sarkaç, dans eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakraka&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ra-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü; parlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raks&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ramad&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ramazan&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Dad (1)&lt;br /&gt;
|9. Arabi ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rana&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Güzel, latif&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasas&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Kurşun, kalay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasat (Rasathane)&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Gözetleme (yeri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasih&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Derin, sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasin&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasul/Resul&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamber, elçi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ra&#039;şet/Raşet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Korkudan titreme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raşid (Raşidin)&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kamil, hakka erişmiş olan(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ratb&lt;br /&gt;
|Ra-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Yaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ratkan&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yapışık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rauf&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çok şefkatli (Esma);çok şefkatli kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ravi&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Haberi ileten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ravza&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Bahçe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rayb&lt;br /&gt;
|Ra-Ye-Be (1)&lt;br /&gt;
|Şüphe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rayiha&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Koku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Razı/Radi&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Onaylayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Razık&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık veren Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rebi&#039;ül-evvel/Rebiül-evvel, Rebi&#039;ül-ahir/Rebiül-ahir&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Arabi 3. ve 4. aylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reca/Rica&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Ümit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Recep&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kameri ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Recm/Recim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Taşlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kafadan atma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Red/Ret&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabul etmeme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Redif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Bineğin arkasına binen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ree&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Akciğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ref&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refah&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-He (1)&lt;br /&gt;
|Rahatlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refakat&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;fet/Refet&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Şefkat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refik (Refika)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaş, yoldaş; eş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refref&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ra-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Mirac bineği&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Minder anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Regaib Gecesi&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Recebin ilk Cuma gecesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rehavet&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reis&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Başkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekabet&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Üstünlük mücadelesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekat/Rek&#039;at&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Namazın bir parçası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Dikme, yere saplayıp sabit kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Remy&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Remz/Remiz&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Hafif işaret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;s/Res&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Baş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resail&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Risaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resanet&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;sen/Resen&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Bizzat, doğrudan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resm/Resim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Çizim, çizme; merasim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resmi (Resmiyet)&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Devlet adına/tarafından&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ressam&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resim çizen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşad&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolda olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşahat&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Reşhalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşha&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|(Sızıntı) su damlası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşid&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yola sevkeden (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revabıt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Rabıtalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revaç/Revac&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Geçer olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revak&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Sundurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revatib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Namazdan önceki müekked sünnet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revayih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rahiyalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revh/Ravh&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|İç açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rey/Re&#039;y&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Görüş; oy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reyhan&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Hoş ve güzel koku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reyyan&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Doymuş, kanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezalet&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Rezillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezil&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık verici Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıbh/Ribh&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Kar, kazanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıdvan&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Rıza&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıfk&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Yumuşaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıhlet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıza&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Onay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rızk/Rızık&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ihtiyaçlarımıza yönelik ihsanı; yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riayet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riba&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Faiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rical&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Adamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rida&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Örtü, üst giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rifai/Rufai(iyye)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Bir tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rif&#039;at/Rifat&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rüzgar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rikkat&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Kalp inceliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risalat&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Risaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risale&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısa eser, mektup&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risalet&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rivayet&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Haber verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riya&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İki yüzlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyaset&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Reislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyazet&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Az gıda ile yaşamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyazi (Riyaziyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Matematik (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rub/Rubu/Rub&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dörtte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rububiyet&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rablık, terbiye edicilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruh&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Can&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhani&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ruhlu varlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhban (Ruhbaniyye)&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Rahibler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhsat&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rumuz&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Remizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusul&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rutubet&lt;br /&gt;
|Ra-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Nem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruus&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Başlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüchan/Rüçhan&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstünlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rücu/Rücu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dayanma, dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüesa&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Reisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüfeka&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rükn/Rükun/Rükün&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Esas, temel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüku&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Namazda eğilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüsuh&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüşd&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu bulma, olgunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüşvet&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kanunsuz ücret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rütbe&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Basamak, derece, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüteb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Rütbeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rü&#039;ya/Rüya&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Düş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rü&#039;yet/Rüyet&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Görme, bakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sa&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|3.120 gramlık ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saadet&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutluluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Kıyamet; zaman birimi; zamanölçer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Günün ilk vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabavet&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Çocukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabık&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçmiş, önceki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabi&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabian&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yedinci (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabih (Sabiha)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yüzen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabii/Sabiî (Sabiiyyun)&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Yıldıza tapan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Başka dine giren anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabir/Sâbir&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sabreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Yerleşik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabr/Sabır&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tahammül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabur (Saburane)&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çok sabırlı; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sacid&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Secde eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sada&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadaka&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda yardım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadakat&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Bağlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadaret&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Başbakanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Seyyidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saded&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Konu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadef&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Kabuk (İnci kabuğu)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadık/Sâdık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Sadakatli, dürüst&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadır/Sâdır&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadîk/Sadik&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|(Çok sadık) dost&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadis (Sadisen)&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Altıncı (olarak) (Ayrıca bkz. Sin-Te-Te)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadme&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Darbe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadr/Sadır&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Göğüs&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saduk/Sadûk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Tam doğru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|İç huzuru&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Mekke&#039;deki tepe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safahat&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aşamalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saff&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Saf, sıra; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saffat&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sure adı (Saf saf dizilenler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safh&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Bağışlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Vazgeçme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safha&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aşama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safi&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Katışıksız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safil (Safilin)&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Sin-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Uydurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsatiyat&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Sin-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Safsafalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safvet&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Safilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sağir (Sağire)&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saha&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Alan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabe&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sohbetinde bulunanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabet&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahip olma; sohbetinde bulunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabi (Sahabiye)&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sohbetinde bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahaif&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sahifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahi&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömert&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahife&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sayfa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahih&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Geçerli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahil&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Deniz kıyısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahip&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Malik; arkadaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahir&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Sihir yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahne&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Oyun yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahra&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kır(lık), çöl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahret&lt;br /&gt;
|Sad-Hı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kudüs&#039;te kaya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahur&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Ramazanda gece yemeği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahve&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Uyanıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saıka&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yıldırım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sai&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Said&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Cennetlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Said/Saîd&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saik (Saika)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sevkeden sebep&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sail&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soru soran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saim&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruç tutan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sair&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Diğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sair (Bkz. Sin-Elif-Ra)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saka (Sakacı)&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su dağıtım(cısı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakam&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakar&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakat&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Bozuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakf&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Çatı, dam, tavan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakıt&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşmüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saki&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su sunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakib/Sakip&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Be (1)&lt;br /&gt;
|Delen geçen, aydınlatan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakil&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ağır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakim&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Durgun; oturan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakit&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Sessiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salabet&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sertlik, sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salah (Salahat)&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Salihlik, iyilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Namaz; rahmet; dua&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salavat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberimize rahmet duası; dualar; namazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salib&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|İyi, salahat sahibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salik&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Giden, ilerleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salim&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Sağlam ve tehlikesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salis (Salisen)&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçüncü (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salise&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Saniyenin 60&#039;ta (veya 100&#039;de) biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saltanat&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salvele&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Salavatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samed&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hz. Nuh&#039;un oğlu Sam&#039;ın soyundan gelenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami (Samiun)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleyici(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami (Samiye)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samimi (Samimiyet)&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İçten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samine (Saminen)&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sekizinci (olarak); saatin 8. derece 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samit&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Te (1)&lt;br /&gt;
|Suskun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanat/San&#039;at&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanayi&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk (Sandukça)&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Dal-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanem&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Put&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanevber/Sanavber&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çam ağacı/kozalağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanevi&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci derecede&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sani&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sani&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Her şeyi sanatla yapan Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniha (Sanihat)&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Çok düşünmeden akla gelen şey(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniye&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Dakikanın 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniyen&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarahat&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Harcama; çekim bilgisi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çevirme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarık&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hırsız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sari (Sariye)&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bulaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarih&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kuyumcu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarsar&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Sad-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kasırga&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sath/Satıh&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Yüzey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satı&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satır&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sayfada çizgi halinde yazı dizisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satvet&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Ezici kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savab&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|DOĞRU&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savm&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savt&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Te (2)&lt;br /&gt;
|Ses&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Say/Sa&#039;y&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayd&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Av&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayf (Sayfiye)&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayha&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Güçlü ses, Sur&#039;a üfleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saykal&lt;br /&gt;
|Sad-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Parlatan, cilalayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayyad&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Avcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayyib&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yağmur veren bulut&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seb&#039;a/Seba&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yedi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebe&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebeb/Sebep&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Neden&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Vesile anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebil&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebkat&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Önde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebr/Sebir&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Deneme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebu&#039; (Sebu&#039;iyye/Sebuiye)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yırtıcı hayvan (ile ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seca/Sec&#039;a&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kuş ötüşü; kafiyeli yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Secaya&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Seciyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seccade&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namaz yaygısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seccal&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Akıp giden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Secde&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namazın rükünlerinden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seciye&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Huy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sed/Set&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Engel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sedad/Sedat&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğruluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sedid&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sağlam(ca kapalı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefahat&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Günah eğlencelere düşkünlük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefain&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gemiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefalet&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Fakirlik, rezillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefaret&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Elçilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefer&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefih&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksız, eğlenceye düşkün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefil&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefine&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gemi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefir&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Elçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefk&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Dökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seha&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehab&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Bulut&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehavet&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seher&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Sabah namazı öncesi vakit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehhar&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyüleyici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehl/Sehil&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehv/Sehiv&lt;br /&gt;
|Sin-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Hata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekene&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekerat&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Can cekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekine/Sekinet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|İç huzuru; Hz. Ali&#039;nin duası; 6 esma (duası)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekr/Seker (Sekre)&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sarhoşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekte&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sel/Seyl&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Su baskını&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selam&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi; esenlik; müslümanların karşılaştığında yaptığı dua&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selamet&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Emniyet, barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selas (Selase)&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selaset&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Akıcılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selatin&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Sultanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selb&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|Kalkma, elden gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selc&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Kar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selef&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Önceki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selh (Selhhane)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Deri soyma (yeri), mezbaha&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selim (Selime)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyi huylu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selis&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Akıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selm&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selsebil&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Be (1)&lt;br /&gt;
|Cennet ırmağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sem&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Gökyüzü, uzay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&#039; (Semai)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme (İşitilerek öğrenilen)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semahat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|İyilik, cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sem&#039;an/Seman&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşiterek, &amp;quot;başüstüne&#039;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semaniye&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sekiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semavat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Semalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semek&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Balık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semen&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kıymet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semer (Semere)&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Meyve, fayda&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşiten; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semi&#039;na/Semina&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşittik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semm&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehir; iğne deliği&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Delik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sena&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sene&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yıl&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sened/Senet&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sera/Serâ&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Toprak, yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serab/Serap&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sıcak kaynaklı yalancı görüntü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serd&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Güzel şekilde söylemek&lt;br /&gt;
|align=center|+ (örmek anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seretan&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hızlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serir&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Taht, divan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sermed (Sermedi, Sermediyyet)&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Daimi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Servet&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Mal varlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Setr&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Settar&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın günahları ve ayıpları örten ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Settare&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü (yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevabit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Sabitler, sabit (gibi görünen) yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevad&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İnsanların çoğunluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevahil&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sahiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevap/Sevab&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hasene&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevda&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Fazla sevgi; siyah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevi (Seviye)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Düzey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dosdoğru anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevk&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yönlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevr&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Öküz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyahat&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyelan&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyf&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Kılıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyr/Seyir&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyran/Seyeran (Seyrangah/Seyerangah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezinme (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyah&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Gezgin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyal (Seyyale)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyar&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyare&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezegen, gök cismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Efendi; Peygamberimizin soyundan gelen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyie (Seyyiat)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Günah(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıbak/Sibak&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sözün başı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıbğa/Sıbga/Sıbgat&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ğayn (2)&lt;br /&gt;
|Boya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıddık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Değerlerine gönülden bağlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıdk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğruluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıfat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Nitelik, özellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıfır/Sıfr&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|0&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıgar/Sığar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıhhat&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Sağlık; geçerlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıklet&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ağırlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıla&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Memleketi ve yakınları ziyaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınai&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınıf&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tabaka, kategori&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırat&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Sadece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırr&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gizem; bir latife&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıyam&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruçlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıyanet&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sical&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Nöbetleşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sidre&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|6. Katta bir makam (Cennette bir ağaç)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sihr/Sihir&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sikke&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Para (kalıbı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Dövüşme aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silk&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silsile&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Birbirini izleyen dizi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sima&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yüz, alamet (Ayrıca Bkz. Vav-Sin-Mim kökü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sima&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Yüz, görünüş (Ayrıca Bkz. Sin-Vav-Mim kökü)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Simak&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Balıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinn&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Yaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirac/Siraç&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirayet&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bulaşma, geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siret&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Manevi durum, ahlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirkat/Sırkat&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hırsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sitte&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Te (1)&lt;br /&gt;
|Altı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sive&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Haricinde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyadet&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Seyyidlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyak&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geldiği yer, başlangıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyaset&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İdare sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyer&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Siretler; Peygamberimizin hayatı(nı anlatan kitaplar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Avlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofra&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yemek düzeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sohbet&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sevilen kişiyle beraberlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Su&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sual&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soru&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Su&#039;ban/Suban&lt;br /&gt;
|Se-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yılan, ejderha&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Subh&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Subhan (Subhanallah)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi (tesbih zikri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sudan&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Siyahi kişiler(in memleketi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sudur&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çıkma, kaynaklanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suffe&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Mescid-i Nebevi&#039;de ashabın kaldığı gölgelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sufuf&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Saflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suğra&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhre&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhuf&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sahifeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhulet&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolaylık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suk&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Çarşı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sukut&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulb&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Omurga (kemiği); soy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suleha&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Salihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulh&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sultan&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sum&#039;a/Suma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Riyakarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sun&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suni/Sun&#039;i/Sunî/Sun&#039;î&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sur&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İsrafil&#039;in borusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sur&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kale duvarı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın bölümleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suret&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Resim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suriye&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Ülke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sutur&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Satırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suubet&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suud&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Suretler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suver&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sureler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübut&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Sabit olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sücud&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Secdeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süeda&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Saidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfeha&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Sefihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfla&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı (mekan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfli&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı, alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süha&lt;br /&gt;
|Sin-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Küçük ayı takımyıldızından bir yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükna&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Oturulacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükun/Sükunet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükut&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Susma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süllem&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merdiven&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süluk&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|İlerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sülüs&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sümme&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sonra&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sümum&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünbül/Sümbül&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Başak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sündüs&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İnce ipek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünen&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sünnetler; kendisinden hüküm çıkarılan hadisler(i içeren kitap)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünnet&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Peygamber yolu; yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünni&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Ehl-i sünnet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünuhat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|İlham olarak kalbe gelen manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürahi&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|İçecek kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürat/Sür&#039;at&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süreyya&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Ülker yıldızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürur&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sütre&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süveyda&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kalpteki siyah nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süyuf&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Kılıçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaban/Şa&#039;ban&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kameri 8. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şabb&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şafak&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Güneşin doğmasına yakın vakit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şafi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa veren Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahab/Şihab&lt;br /&gt;
|Şın-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kayan yıldız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahid/Şahit&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Tanık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahik&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yüksek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahika&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Zirve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahm&lt;br /&gt;
|Şın-Ha-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İç yağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahs/Şahıs (Şahsi, Şahsiyet)&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaibe&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Leke&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Karışık anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaik/Şaika&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şevk verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şair&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiir söyleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaka&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Latife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaki&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Haydut, bedbaht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakir&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yarılma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakul/Şakül (Şakulen)&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Dikey (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şal&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Atkı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şamil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şamme&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Koku (duyusu); burun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şan&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Ün, itibar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarab/Şarap/Şerab&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|(Haram) içecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şa&#039;re/Şare&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Saç, kıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şari&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarih&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şark (Şarki, Şarkiye)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Doğu (Doğuya ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şart&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Gereklilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şa&#039;şaa/Şa&#039;şa&#039;/Şaşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Parlaklık, gösteriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şatahat&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Manevi sarhoşlukta söylenen ölçüsüz söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şayia&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Söylenti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaz&lt;br /&gt;
|Şın-Zel-Zel (2)&lt;br /&gt;
|Kaide harici olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeair&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeamet&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk, kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebab&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebabet&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gençlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebeke&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Ağ; örgüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen şey, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şecaat&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şecer (Şecere)&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ağaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeci&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeddad&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Eski çağlarda Yemenli bir zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şedde&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|U/ü okutan işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şedid (Şedide)&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şiddetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefaat&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Af için vesilelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefe&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Dudak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeffaf (Şeffafe, Şeffafiyet)&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Işık geçiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefi&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Şefaatçi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefik&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Şefkatli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefkat&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Acıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehadet&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitlik; şehitlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehd&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Bal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehevat&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Şehvetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehid/Şehit&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda hayatını feda eden; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehik&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hıçkırarak içini çekme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehir/Şehîr&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehla&lt;br /&gt;
|Şın-He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ela/Mavi göz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehr&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehriye&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Çorbalık makarna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehvani&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Şehvetle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehvet&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|(Cinsel) istek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekavet&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Şakilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekil/Şekl&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Biçim, görünüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekur&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükre layık Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekva&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şelale&lt;br /&gt;
|Şın-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Çağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemail&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Huylar, şimaller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemme&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|1 defa koklama, kokucuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şems (Şemsi; Şemsiyye)&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemsiye&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneşlik/Yağmurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemta&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Saçı ağarmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şe&#039;n/Şein&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İş, tavır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenaat&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kötülük, aşağılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeni&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötülük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&#039; (Şer&#039;an/Şeran)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyma, şeriat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerait&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Şartlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerarat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kıvılcımlar (Şerareler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeraret&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerbet&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Meyve özlü şekerli içecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yükseklik, onur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerh&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|İzah; genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&#039;i/Şeri (Şeriyye/Şer&#039;iye)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şeriatla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeriat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın kanunları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerif&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şerefli; Hz. Hüseyin&#039;in soyundan gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerir (Şerire)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerit&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Bükülmüş ip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerur&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çok kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şetm/Şetim&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kötü söz, sövme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şetta&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Te (2)&lt;br /&gt;
|Çeşitli, başka başka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevahid&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevk&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arzu, istek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevket&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Heybet, ululuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevval&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|10. Hicri ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şey&#039; (Şey&#039;en/Şeyen)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Nesne (Azar azar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyatin&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyh&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlı, hoca&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyhuhet&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyn/Şun&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeytan&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İblis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeytanet&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şık/Şıkk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Taraf, yarım, kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şia&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şiilik&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Grup anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şibh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen şey, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiddet&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güç, kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifa&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Afiyet, iyileştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifahen&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Sözlü olarak, karşılıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifahi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Sözlü olarak, karşılıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Parola (Fransızcadan geçen bu kelimenin aslı Arapça sıfır kelimesinden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şii&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali taraftarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiir/Şi&#039;r&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Nazım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İkilik, ayrılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şikayet&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Yakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimal&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kuzey; sol; huy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şira&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Satma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şi&#039;ra/Şira&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Sirius yıldızı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şirk&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Eş koşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şirket&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şita&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şöhret&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şua&#039; (Şuaat, Şualar)&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Işın/Işınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuab&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuara&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şairler; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şu&#039;be/Şube&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Dal, kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuhud&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuhur&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Aylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şule/Şu&#039;le&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şu&#039;m/Şum&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şura&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma meclisi; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuruh&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Şerhler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şurup&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Kaynatılarak koyulaşmış şerbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuub (Şuubat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kavimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuun (Şuunat)&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şe&#039;nler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuur&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Bilinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuvaz/Şüvaz&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Kızgın ateş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuzuz/Şüzuz (Şüzuzat/ Şuzuzat)&lt;br /&gt;
|Şın-Zel-Zel (2)&lt;br /&gt;
|Kaide dışı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şübeh (Şübehat)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Şüpheler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şübhe/Şüphe&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Kuşku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüheda&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şehitler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükr/Şükür&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Teşekkür&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükran&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükretme, minnetdarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükuk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şekler, şüpheler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şümul&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şümus&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şürb&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüreka&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Şerikler, ortaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüyu&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüyuhat&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taabbüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaccüb/Teaccüb&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaddi&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Geçmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaffün/Teaffün&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürüyüp kokuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taahhüd&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söz verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taakkul&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıl erdirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taalluk&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Alakalı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallukat&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Yakınlar, akraba; taalluklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallül/Teallül&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Bahane arama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallüm&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taam&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taammüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Bilerek suç işleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taammüm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Yaygınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taannüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taarruz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taarrüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanıtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaruz/Tearuz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Zıtlık, mücadele&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taassub/Taassup&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Tutuculuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaşşuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşık olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|İtaat etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taattuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Acıma, bağış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taayyün/Teayyün&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taayyüş/Teayyüş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Yaşama, geçinme, beslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taazzum/Teazzum&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyüklük taslama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tab&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Kitap basma; karakter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabaka (Tabakat)&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kat, derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabbah&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Aşçı, pişirici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabi (Tabiyyet)&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyan, izleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabi&#039;/Tâbi&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|(Matbaada) basan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Adetullah kanunları; karakter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabib/Tabip&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabii/Tabiî/Tabî&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Tabiatı (yaratılış) gereği, yapmacak olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiin&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Sahabeden sonraki nesil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiiyyat/Tabi&#039;iyyat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Doğa İlimleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiiyyun&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Tabiatçılar, tabiatta hakiki tesir var zannedenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabir/Ta&#039;bir&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İfade; yorumlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Masa, tezgah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabut&lt;br /&gt;
|Te-Be-Te (1)&lt;br /&gt;
|Ölü sandığı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacib/Ta&#039;cib&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacil/Ta&#039;cil&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hızlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacir&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ticaret yapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taciz/Ta&#039;ciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüz bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadad/Ta&#039;dad&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadil/Ta&#039;dil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Normal hale getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadlil&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Dalalette olduğu iddiası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafdil&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Üstün kılma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafsil (Tafsilen)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılı açıklama (şeklinde); ayırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafsilat&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Tafsiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tagayyür/Tegayyür&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değişme, başkalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tagut/Tağut&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlahlık iddiasında bulunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taği/Tagi&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Azgın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağlib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Bir kelimeyi alakalı başka manayıda içerecek şekilde kullanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağlit&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Yanıltmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahabbüb&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi Besleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaccür&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaddi&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Meydan okuma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaddüs&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaffuz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Korunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahakkuk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçekleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahakküm&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Zorbalık etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahalluk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Ahlaklanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallüf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Değişme, farklı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallül&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Araya girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallüs&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Kurtulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahammuk&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahammül&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Katlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahannün&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şefkat gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharet&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharri&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharrüf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharrük&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassun&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kalede korunma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassus&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassür&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kavuşamamaktan gelen üzüntü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassüs&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hislenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahattur&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahattüm/Tehattüm&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Mühürlü yüzüğü takmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahavvüf&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Eksiltme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahavvül&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Hal değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyül&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayalde canlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyür&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşkınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyüz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Yer tutma, mekanla kayıtlı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahazzün&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Hüzünlenme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdid&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdiş&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Tırmalamak, zedelemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahfif&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafifletmek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahir (Tahire, Tahirat)&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahiyyat&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Namazda son oturuş, hayat hediyeleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahiyye&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Selamlar, dualar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkik (Tahkikat)&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırma; hakemlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkir&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahlil&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahlis&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahliye&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Süslendirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahliye&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boşaltma, dışarı çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmid&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Hamd etme, Elhamdülillah deme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Yükleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmin&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kestirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahric&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hadisin ilk kaynağını gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Bozma, kalem karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrim&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Haram kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrip/Tahrib&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrir&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (azat etme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahriş&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Tırmalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsil&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde etme; eğitim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel görme, güzelleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsis&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Ayırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahşid (Tahşidat)&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yığma, üzerinde durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taht&lt;br /&gt;
|Te-Ha-Te (1)&lt;br /&gt;
|Altında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahtie&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalı görmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahur&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahvif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahvil&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taib&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Tevbe eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taife/Tayfa&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İnsan gurubu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüb/Tekallüb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Değişim, dönüşüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüd/Tekallüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Kuşanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Büzülüp toplanma, geri çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takarrur&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlaşma, yerleşme, kararlı duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takarrüb/Takarrub&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takat/Takah&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takattur/Tekattur&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Damla damla olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takavvüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Kavis şeklini alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takayyüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takaza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Zorlama, istek, başa kakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takbih&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme, çirkin görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takbil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Öpmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdim&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Öne alma; sunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Belirleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdis&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyetini ilan etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Takvalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takib/Takip/Ta&#039;kib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Arkasından gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takiyye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Bağlı olduğu mezhebi gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takke/Takiyye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Erkeklerin namaz başlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takla&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Yuvarlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taklid/Taklit&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Benzemeye çalışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taklil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Azaltma,hafifletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takrib&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takriben&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yaklaşık olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takrir&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlaştırma; bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takriz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Övücü yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taksim&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölüştürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taksir&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktaka/Tıktıka&lt;br /&gt;
|Tı-Kaf-Tı-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Tak tak sesi (çıkarma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takti&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takva&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Yasaklananlardan sakınma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takvim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yaratılış, kıvama getirilme; tarihleri gösteren tablo&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takviye&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Güçlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takyid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talak&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Boşanma., Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talakat&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Dil açıklığı ve düzgünlüğü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talebe&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Öğrenci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talep/Talep&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İsteme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talib/Talip&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talih/Tali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Kısmet, kader&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talik/Ta&#039;lik&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Asma; Erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talil/Ta&#039;lil&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Sebep gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taltif&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Lütuflandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tam&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tama&#039;/Tamah&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Açgözlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamam (Tamamen)&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bitmiş, eksiksizce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamik/Ta&#039;mik&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamim&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Yaygınlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamir/Ta&#039;mir&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Onarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamme&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tandır&lt;br /&gt;
|Te-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ta&#039;nif/Tanif&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Şiddetle azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanin&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Çınlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tansif&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yarıya bölmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tansis&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|İslam&#039;daki kesin hükümlere dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tantana&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Tı-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü, vızıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanzif&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanzim (Tanzimat)&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzene koyma (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taraf (Bitaraf, Bertaraf)&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet, uç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarafeyn&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|İki taraf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarassut&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Gözetleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taravet&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Taze&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tard&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kovma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarfet/Tarf&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Göz açık kapama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarh&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarık&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sure adı; gece ortaya çokan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanımlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarife&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanıtım yazısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Geçmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Geçmiş ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarik&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarik/Târik&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Terk eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarikat/Tarikah&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf; gidişat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tariz/Ta&#039;riz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Üstü kapalı (söyleme)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarraka&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Gümbürtü (Sadece Türkçe&#039;de mevcut)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Usul, yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarziye&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Özür dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tas&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Se (2)&lt;br /&gt;
|Kap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasadduk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Sadaka olarak verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasallub/Tasallüb&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sertleşmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasallut&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Musallat olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasannu&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasannuf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zoraki yazılmış kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasarruf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kullanma, yönetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasavvuf&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasavvur&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zihinde canlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasdi&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Başını ağrıtmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasdik&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Onaylama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasfiye&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Saflaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tashih&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Düzeltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasia (Tasian)&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Saatin 9. dereceden 60&#039;ta biri; Dokuzuncu (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taslit&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Musallat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasni&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlı yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasniat&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Uydurma (söz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasnif&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Sınıflandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasrif&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Yönetme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasrih&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tastir&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yazı yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasvib&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Doğrulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasvir (Tasvirat)&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Resmetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatbik&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tathir&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatil/Ta&#039;til&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın sıfatlarını inkar; ara verme, durdurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatlik&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Boşama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatmin&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Doyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatvil&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatyib&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|İyi davranma, hoş etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taun&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Bulaşıcı hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavaf&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavaif&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Taifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavassut&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Araya girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavattun&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Vatan edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavazzuh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklığa kavuşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavır/Tavr&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavik/Ta&#039;vik&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|İlerlemeye engel olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavil&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taviz/Ta&#039;viz&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Ödün&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavk&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|At ahırı (Oyun olan tavla Yunancadan gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavsif&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Sıfatlarını bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavsiye&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Öneri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavus&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Se (2)&lt;br /&gt;
|Bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavzif&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görevlendirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavzih&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayeran&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçma, uçuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ta&#039;yib/Tayib&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Ayıplama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayin/Ta&#039;yin&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirleme, atama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayr&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayy&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Aşma, atlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dürme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyar&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyare&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyib (Tayyibe, Tayyibat)&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|İyi, hoş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazallum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Mazlum olmak; şikayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazammun&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İçerme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazarru&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Yalvarıp yakarma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazarruf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarif Görünmeye çalışmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazib&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Eza verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taz&#039;if/Tazif&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Artırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazim/Ta&#039;zim&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Ululama, büyüklüğünü kabul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taziye/Ta&#039;ziye&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Başsağlığı dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazmin (Tazminat)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Zararını karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazyik (Tazyikat)&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Baskı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teaddüd/Taaddüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birden fazla olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teakub&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Art arda olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teala&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Namı büyük (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teali&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teami&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Görmezden gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teanuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinin boynuna sarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teanüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnatlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tearüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teassüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Doğru yoldan çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teati&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı alıp-verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teavün&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardımlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teazum&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Gözde büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039; (Teban/Teb&#039;an)&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Bağlı (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebadül&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebahhur&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Uzmanlaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebahhur&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Buharlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebaiyyet&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyma, tabi olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebareke&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Allah mübaret etsin; Mülk suresi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebarüz&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebaud&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden uzaklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebayün&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Uyuşmazlık, zıtlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebbet&lt;br /&gt;
|Te-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Helak olsun; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebdil&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebeddül&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebei&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Kasti olmayan, tabi olarak, ikinci derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebe-i Tabiin&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Tabiinden sonraki nesil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebelbül&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Kavimde (dillerde) karışıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebellüğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Duyurulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebellür&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Billurlaşma; meydana çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Uzak ve temiz olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberru&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Bağış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberrüc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Açılmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberrük&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bereket sebebi (saymak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebessüm&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gülümseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebeyyün&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Belli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039;id/Tebid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;bid/Tebid&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ebedileştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039;iz/Tebiz&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Bir parça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Yayma, duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebrie&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Beraet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebrik&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bereketle dua etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebyin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebzir&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Malını boş yere harcama, israf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecahül&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmezlikten gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecavüb&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevaplaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecavüz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Sınırı aşma, hakka girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecdid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenileme işi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecebbür&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kibirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teceddüd&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecella&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecelli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecellüd&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Yiğit görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmu&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmüd&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donmak, katılaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmül&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzelleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecennüb/Tecennüp&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecerrüd&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Sıyrılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüd&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesede bürünmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüm&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşme, görünür hale gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüs&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecevvüf&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İçi boş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecezzi&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalara ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Techil&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Cahilliğini ortaya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Techiz/Teçhiz&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Donatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;cil/Tecil&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Erteleme, mühlet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecrid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|İzole etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecrübe&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Deneyim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecsim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İzin verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecziye&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Cezalandırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedabir&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tedbirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedafü&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Birbirini savma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedahül&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçine (birbirine) girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedai&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çağrışım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedarik&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Temin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedavi&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İyileştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedavül&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedbir&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Önceden gerekenleri yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedebbür&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sonunu düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedehhüş&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Korkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedelli&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Eğilme, tevazu gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedenni&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Gerileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tederrüc&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Adım adım ilerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tederrüs&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;dib/Tedib&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedkik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedlis&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Gizlemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedric (Tedricen)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Derecelere ayırma (ayırarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedris (Tedrisat)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedvin&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Düzenleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedvir&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Döndürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teeddüb&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Edebli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teehhül&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teehhür&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ertelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teellüm&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teemmül&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Etraflıca düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teenni&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Ye (1)&lt;br /&gt;
|İhtiyatlıca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teessüf (Maattessüf)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü çekme (Üzüntüyle birlikte)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teessür&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkilenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teeyyüd&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Desteklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefahhuş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksız olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefahur&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefani&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Birbirinde fani olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefarik&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Koku; kısım, parça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefasir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tefsirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefaul&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Bir gramer kalıbı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefavüt&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinden farklı olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefehhüm&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefekküh (Tefekkühat)&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-He (2)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefekkür&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefennün&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fen öğrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferru&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dallanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferruat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferruk&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Dağılma, ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferrüd&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Ayrılma; sivrilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefer&#039;un/Teferun&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Firavunlaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefessüh&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Bozulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefevvuk&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefeyyüz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyizlenmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefhim&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefri&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şubelere ayırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefriğ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçirme; boşaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrih&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrik (Tefrika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrika&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Bölüm; ikilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefriş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrit&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Azda aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefsik&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Fıskla itham etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefsir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teftiş&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefviz&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|İşini (Allah&#039;a) bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegaddi/Tagaddi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Beslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegafül&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Bilmez görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegallüb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Zorbalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teganni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Şarkı söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegayyüb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gözden kaybolma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teğabun/Tegabün/Teğabün/Tegabun&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı; Birbirini aldatms&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehacüm&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehallüb&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sağma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehasum&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehavün&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Önemsememe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehcir&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Hicret ettirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehdid/Tehdit&lt;br /&gt;
|He-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teheccüd&lt;br /&gt;
|He-Cim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yatsı akabinde uyuduktan sonra gece kılınan namaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehekküm&lt;br /&gt;
|He-Kef-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Alay etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehevvür&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Korkusuzluk, saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehevvüs&lt;br /&gt;
|He-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Heveslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;hir/Tehir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehlike&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Bir şeyin varlığını tehdit eden şey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Tehlüke şeklinde)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehlil&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|La ilahe illallah demek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehvin&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Kolaylaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekabbel Allah&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Allah kabul etsin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekabül&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılık, karşı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddes/Takaddes&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Mukaddes ve yüce olsun&amp;quot;&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddüm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Önce olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyeti olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekalif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Teklifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekamül&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşma, gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekarüb/Takarüb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine yakınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekasül&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekasür&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekatu&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Emekli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyüklüğünü ilan (için Allahu ekber demek)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekdir&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekebbür&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kibirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeddür&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bulanıklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeffül&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekellüf&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekellüm&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekemmül&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşma, gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekerrür&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrarlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekessür&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekevvün&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeyyüf&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Keyfiyetlenmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekfir&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirlikle itham&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;kid/Tekid&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekke/Tekye&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Zikir/ders için toplanılan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teklif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Sorumlu tutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekmil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yineleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrim&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrir&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teksir&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekvin&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratma; Allah&#039;ın sıfatı; oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekvir&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Sarmak, toplamak; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalanmama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telaffuz&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Söyleyiş, söyleniş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telafi&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Tamamlama, eksiği giderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telafif&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Büklüm, kıvrım (şeklinde olma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telahuk&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Birbirine eklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telaki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telakki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kabul etme, karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telakkuh&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Aşılanma, döllenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telatum&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Vuruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telazum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Birbirini gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telbis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Oyun, aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telebbüs&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giymek, giyinmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telef&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yok olma/etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telehhüf&lt;br /&gt;
|Lam-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Ah çekme, hasretle yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telelü/Tele&#039;lü&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Elif-Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Parıldama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telemmu&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıldama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Televvün&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Televvüs&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telezzüz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;lif/Telif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Bağdaştırmak; eser yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telin/Tel&#039;in&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkib/Telkip&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Lakab verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkih/Telkıh&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Aşılama, dölleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkin&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Aşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telmih&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Söz arasında imayla başka mana da anlatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telvih (Telvihat)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Dolaylı anlatım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telvis&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telyin&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temadi&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Devam (etmek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temanu/Temanü (Burhanü&#039;t-temanü: Allah&#039;tan başka ilah olamayacağını ispatlayan delili)&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engel olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temas&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Dokunma, değme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Timsaller, suretler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temasül&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyiş, benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temaşa&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Gezme, hayranlıkla izleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temayül&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temayüz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temazüc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temcid&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın büyüklüğünü ilan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temdid (Temdidat)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Çekme, uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeddüh&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Kendini övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeddün&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Medenileşmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temekkün&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yerleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temellük&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mülk edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temenna&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Selamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temenni&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Dilek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temerküz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezleşme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temerrüd/Temerrüt&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|İnat, direnme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temessük&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Sıkıca yapışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temessül&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Yansıyıp görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeşşi&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Yürüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temevvüc&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeyyu/Temeyyü&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Erimek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeyyüz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Benzerlerinden farklı ve üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temhid&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Döşeme, izah, hazırlama, mukaddime&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temhir&lt;br /&gt;
|Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Mühürleme (Türkçe&#039;de türetilmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temin/Te&#039;min&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|sağlama, güvence verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Kirli olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temkin&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlılık, usluluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temlik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal sahibi etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temsil (Temsili)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temyiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temzic&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Uyuşturma, kaynaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenafür&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden nefret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenahi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakus&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakuz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Çelişki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakür&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Birbirini ikkar, tanımazdan gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasi&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Unutmuş görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasüb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasüh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Ölenlerin başka bedende geri geleceklerine dair batıl inanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasül&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Üreme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenatüc&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Netice verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenaum&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenavül&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Alıp yeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenazu&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenbih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tencis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pisletmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenebbüh&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenebbüt&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Büyüyüp yetişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teneffür&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teneffüs&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefes alıp verme; mola&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenevvü&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Çeşitlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenevvür&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenezzüh&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Gezinti; kusurlardan beri olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenezzül&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İnme, kendini indirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenfir&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenfiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Uygulamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;nis/Tenis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkıs/Tenkis&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkid/Tenkit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Eleştiri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkil&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sindirici ceza&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsizleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenmiye&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Artırma, büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tensib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvin&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Nunlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenzih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlu olmadığını söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın tedricen indirilmesi; Kur&#039;an&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teradüf&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terahhum&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terahi&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terakki (Terakkiyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlerleme, yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teraküm&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Birikme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teravih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ramazan namazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terbiye&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Kemale ulaştırma (Aynı zamanda Ra-Be-Ye kökünden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terbiye, Mürebbi (Bkz. Ra-Be-Be kökü)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terceme/Tercüme&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Çeviri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün tutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüman&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüman&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüme (aslı Terceme)&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Çeviri, açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terdad&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terdid&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereccuh&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereddi&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Soysuzlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereddüd&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereffu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yukarı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereke&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Ölenin bıraktıkları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terekküb/Terekküp&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bir araya gelme, oluşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terennüm&lt;br /&gt;
|Ra-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Musikileşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teressüb&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Be (2)&lt;br /&gt;
|Dibe çökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teressüm&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmedilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereşşuh&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Sızma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terettüb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Bağlı olarak meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terfi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Rütbe alma, yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terfik&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlık etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tergib/Terğib&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|İsteklendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terhib&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terhis&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|Serbest bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terk&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkib/Terkip&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bir araya gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkik&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|İnceltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkim&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazma, işaretleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tersib&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Be (2)&lt;br /&gt;
|Dibe çöktürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tersim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tertib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Düzenleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tervic/Terviç&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Revaçlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terzik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terzil&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Rezil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesadüf&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Rast gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesadüm&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesahub&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahiplenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesakut&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Birbirini düşürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesamu&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesanüd/Tesanüt&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesaud&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yukarı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesavir&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasvirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesbih (Tesbihat)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın noksanlarda münezzehiyetini ilan; zikir aleti; Subhanallah demek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesbit/Tespit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Belirleme; sabitleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tescil&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Deftere geçirme, sağlamlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teselli&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Ferahlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teselsül&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Silsile oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesemmüm&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesettür&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesfih&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Sefih görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teshil (Teshilat)&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolaylaştırma(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teshir&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emir altına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesid/Tes&#039;id&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutluluk dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;sir/Tesir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesis/Te&#039;sis&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|İnşa etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teskin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslih&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslim&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Gönülden bağlanma; karşı tarafı kabul etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslis&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesmiye&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimlendirme&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Belli anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesri&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hızlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesrir&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevindirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesvid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Müsvedde yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesviye&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Seviyelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesyar&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gönderilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşabüh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşabük&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Birbiriyle şebekelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşahhus&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirli hale gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşarük&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşaub&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şube olarak ayrılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşbih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşci&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesaretlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşdid&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güçlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşebbüh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşebbüs&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Giriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeddüd&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şiddetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeffi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşehhi&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştahla isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşehhüd&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Ettehiyyatü oturuşu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekki (Teşekkiyat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet etme(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkük&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkül&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkür&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Minnet ifadesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşerrüb&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçme, kendine çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşerrüf&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşettüt&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Te (2)&lt;br /&gt;
|Dağınıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeyyu&#039; (Ehl-i Teşeyyu&#039;)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şiiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşfiye&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşhir&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İlan etme, sergileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşhis&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirleme, tanıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkik (Teşkikat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkil&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkilat&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşma; Kurum, kuruluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşmil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsamına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşmir&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|(Kolları) sıvama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşniat&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Ayıplamalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşri&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrif (Teşrifat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflendirme, karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrih (Teşrihat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklama(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrin (Teşrini Evvel, Teşrini Sâni)&lt;br /&gt;
|Te-Şın-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Ekim, Kasım ayları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşvik&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şevk verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşviş&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşyi&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Uğurlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşyid&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Binayı sağlamlaştırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetabuk&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetahhur&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetavul/Tetavül&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetebbu&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Araştırıp inceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetimme&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlayıcı şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevabi&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyanlar, ikinci dereceler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevafuk&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygun gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevahhud/Tevahhüd&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevahhuş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden korkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevakki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Korunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevakkuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durma, duraksama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Aralıksız devam etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarüd&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarüs&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras olarak almak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevatür&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yakîni ifade eden, yalan ihtimali olmayan kuvvetli ihbar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazu&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazün&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Denklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazzu&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Konulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevbe/Tövbe&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Pişmanlık; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevcih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yöneltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevdi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Emanet olarak bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teveccüh&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teveddüd&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Kendini sevdirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevehhüm&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Evkamlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevekkeltü&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a tevekkül ettim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevekkül&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İşini Allah&#039;a ısmarlamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevellüd&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevem/Tev&#039;em&lt;br /&gt;
|Vav-Elif-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İkiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tev&#039;em/Tevem&lt;br /&gt;
|Te-Elif-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İkiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessü&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessül&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Sarılmak, başvurmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessüm&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İşaretine bakarak iyice anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevfik&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluğu sağlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevhid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birleme, Allah&#039;ın birliğini ilan ve ikrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Ürkütmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;vil/Tevil&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Yorumlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkif&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durdurma; tutuklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekil kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkir&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hürmetle anma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevlid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğurma, meydana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevriye&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Örtme, gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İsimlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsit/Tavsit&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Vasıta yapma, araya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevzi&#039; (Tevziat)&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Dağıtma, üleştirme (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevzin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;yid/Teyid/Teyit&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezad/Tezat&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Karşıtlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezahüm&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezahür&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Görünme, ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezauf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Fazlalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezebzüb&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezehhüd&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Zahidlik taslama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezekki&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Manevi temizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezekkür&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlama, zikretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezellül&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezelzül&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sarsıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezemmül&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Bürünmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezevvüc&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezeyyüd&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezeyyün&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezhib/Tezhip&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Süsleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkar&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikretme, hatırlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkere&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İzin belgesi, pusula&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkir (Tezkire)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlatma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkiye&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizlemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezlil&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçümseme, hor görme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezvir (Tezvirat)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yalan-dolan sözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyif&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Küçümseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyil&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyil&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|İlave, ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyin&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıfl/Tıfıl&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Sin-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hazineye ulaşmak için çözülmesi gereken şey (Aslı Eski Yunancadan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıp/Tıb&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hekimlik (ilmi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıpkı&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Aynısı, aynen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tibyan&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ticaret&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Alım-satım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilavet&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Okumak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilka&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Cihet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilmiz&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Talebe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Timsal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek, suret, heykel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tin&lt;br /&gt;
|Te-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|İncir; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tin&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tinet/Tıynet&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tinnin&lt;br /&gt;
|Te-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ejderha, büyük yılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tis&#039;a/Tisa&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Dokuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Töhmet&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Suç isnad etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuba&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Cennet ağacı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufan&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Büyük su baskını&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufeyli&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuff&lt;br /&gt;
|Te-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yazık sana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufuliyet&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocukluk, küçüklük (devri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuğyan&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Azgınlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuhfe&lt;br /&gt;
|Te-Ha-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Hediye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tul&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzun(luk)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Güç anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tullab&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Talebeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulu&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuluat&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Kalbe doğan manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tur&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı; dağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turab/Turap&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turfanda&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yeni çıkan (Kökü kesin değil)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turra&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tuğra, mühür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turuk&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yollar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuyur&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tüccar&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ticaret yapanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Türbe&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kabir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Türk&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bir ırk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tüsü&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Dokuzda bir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ubudiyyet/Ubudiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|(Daimi) Kulluk (hali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ubur&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Geçme, atlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ucube/U&#039;cube&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Hayret edilecek şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ufk/Ufuk&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Gökle yerin birleştiği yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uful&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Batma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ufunet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürük kokusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhde&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sorumluluk, üstlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhdud/Uhdut&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hendek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhra&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Diğer; Ahiret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhrevi&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ahiretle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhud&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Ahidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhuvvet&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeşlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukab&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Kartal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Düğümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukala&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıl erbabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukba&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Ahiret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukde&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Düğüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Anne-babaya karşı gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukul&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ula&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|İlk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulema&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Alimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulu/Ulû&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Sahip(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uluhiyet&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|İlahlık; Allah&#039;ın bütün varlıkları kendine kulluk ettirmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulum&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İlimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulüvv/Uluvv&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yücelik, yükseklik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulvi (Ulviyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulya&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umde&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Prensip, nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umera/Ümera&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İdareciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umk&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umum (Umumi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Tüm, hepsi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umur&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emirler, işler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unkud&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Salkım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unsur&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Element, öğe; aynı soydan kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unvan/Ünvan&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Lakab&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urcun&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Hurma dalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urefa&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Arifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uruc&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uruk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Irklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urve&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kulp&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usare&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Özsu, şıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usr&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usül&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Asıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uşşak&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uyub&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Ayıplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzlet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yalnızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzma&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzuv&lt;br /&gt;
|Ayn-Dad-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Azalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzza&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Put&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ücret&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ülfet&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alışma, alışkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümem&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Ümmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümm&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümmet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Din topluluğu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümmi&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Okul görmemiş, okur-yazar olmayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümran/Umran&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Mutluluk ve medeniyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üns&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ünsiyet&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ünuset&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Se (2)&lt;br /&gt;
|Dişilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üryan/Uryan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Çıplak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üryani&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İnce kabuklu erik türü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üsera&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Esirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üslub/Üslup&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|İfade tarzı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üss&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üsve&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Örnek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Va&lt;br /&gt;
|Vav-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Vah, yazık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaat/Vaad/Va&#039;d&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaaz/Va&#039;z&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Dini öğüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vacib&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Olmaması düşünülemeyen; Farzdan sonra gelen ve yapılması zarûrî emir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vacid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mevcut olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vadi&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ye (1)&lt;br /&gt;
|2 dağ arasındaki derin çukur&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vafi&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yeter, tam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahdani (Vahdaniyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın birliğine ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahdet&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birlik; Allah&#039;ın birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahi (Vahiye)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Manasız, zayıf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahib&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Veren, bağışlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahid (Vahidiyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir olan Allah (Allah&#039;ın her bir isminin her şeyde tecelli etmesi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahşet&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korku; vahşilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahşi&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Evcil olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahy/Vahiy&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından peygamberlere bildirilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaid/Vaîd&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Ceza sözü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaiz&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Nasihatçı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaka&#039;/Vak&#039;a&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakar&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakf/Vakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Vermek, bağlamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakfe&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıa&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Gerçi, her ne kadar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıa&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olmuş olan şey; Sure&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Herkesin faydalanmasına açık mal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıf/Vâkıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Haberdar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaki&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakt/Vakit&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakur&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Vilayet veya eyaletin en üst yöneticisi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yardım eden anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vali&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Baştaki idareci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valide&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valideyn&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Anne-baba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varak (Varaka)&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Yaprak, kağıt, belge&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varid&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelmek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varidat&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varis&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Mirasçı; Her şey öldükten sonra baki kalan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varta&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Uçurum, tehlikeli yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasat (Vasati)&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Ortalama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıf/Vasf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Sıfat, nitelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıl/Vâsıl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıta&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Araç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasi&#039; (Vasia)&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Geniş; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasiyet&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kişinin ölümünden sonra yapılmasını istediği şeyler; tavsiye&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vassaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Özelliklerini bildiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vatan&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Doğup büyünen yer, yurt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vatar&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İ htiyaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaveyla&lt;br /&gt;
|Vav-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çığlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaz&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vazıh/Vâzıh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açık, apaçık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vazife&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaziyet&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ve (Veyahut)&lt;br /&gt;
|Vav (1)&lt;br /&gt;
|İle (Veya)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veba&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Bulaşıcı bir hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vebal&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Günah, zarar, yük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veber (Ehl-i Veber)&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Deve (Göçebeler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecd&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnsanı kendinden geçiren ilahi aşk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecede&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bulur, buldu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vech/Vecih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet; yüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecibe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yerine getirilmesi gereken görev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veciz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kısa, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecize&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Özlü söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ved/Ve&#039;d&lt;br /&gt;
|Vav-Elif-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kız çocukları diri diri toprağa gömme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veda&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Ayrılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vedia&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vedud&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Çok sevilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Sözünde durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefat (Vefiyat)&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Ölüm, ölme (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefiy&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vefalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehbi&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Allah vergisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehhab&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çok bağışlayan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehhac&lt;br /&gt;
|Vav-He-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Işık saçan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Evhamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehim/Vehm&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Boş kuruntu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekahet&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Utanmazlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekalet&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Başkasının yerine hareket eden; Bakan; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Velayet (Velayat)&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Velilik (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yönetmek anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veled&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veleh&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-He (1)&lt;br /&gt;
|Hayret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veli&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Allah dostu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vera (Mavera)&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Arka&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veraset&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Mirasçılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Verd&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Verem&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Bir ciğer hastalığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesaik&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Belgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesail&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Vesileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesait&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Vasıtalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesaya&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Tavsiyeler, vasiyetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesayet&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Tavsiye, yetersiz birinin malını vb. yönetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesen (Veseni)&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Put(perest)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesika&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Belge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesile&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bahane, vasıta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesim/Vesm&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Damga&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesvas&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vesveseci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesvese&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanın üflemesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veyl&lt;br /&gt;
|Vav-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yazıklar olsun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezaif&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Vazifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezir&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Hükümdar vekili&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezn/Vezin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü, şiirde hece ölçüsü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vicdan&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnsanda iyiyle kötüyü ayırt eden latife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vifak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vikaye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Viladet/Veladet&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vilayet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|İl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vilayet&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|İl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vird&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Düzenli okunan dua/zikir&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kaynak anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Visal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuhuş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Yabani kalma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Yabani hayvan almaında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuku&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vukuat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olaylar (genelde olumsuz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vukuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Bilme, öğrenmiş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuslat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vusta&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Orta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vusul&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuzuh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücub&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Zorunlu olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücud&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Var olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücuh&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Vecihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vükela&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vürud&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüsat/Vüs&#039;at&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişlik, kapsam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüska&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüzera&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Vezirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yahudi&lt;br /&gt;
|He-Vav-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hz. Yakub&#039;un oğlu Yahuda&#039;nın soyundan gelenler, İsrail oğulları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yani/Ya&#039;ni&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Demektir ki...&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yasub/Ya&#039;sub&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Be (1)&lt;br /&gt;
|Arı Kraliçesi/Beyi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yekün/Yekun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Toplam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yelda&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Uzun (Arapça aynı kökten gelir, Farsça üzerinden Türkçeye geçmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yenabi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaaf/Za&#039;f&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Zayıflık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabıta&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|(Belediye) polis(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabit&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Binbaşıya kadar subay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabt/Zapt&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Tutma, tespit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zad&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Azık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zafer&lt;br /&gt;
|Zı-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Galibiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Zanneden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahid&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya zevklerini terk eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahîr/Zahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zâhir/Zahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Açık, görünen; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahire&lt;br /&gt;
|Zel-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Saklanan (yiyecek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı, eziyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahr&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Arka, sırt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaib&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Erimiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaid (Zaide)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazlalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaif/Zayıf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaik (Kuvve-i Zaika)&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Tadan (Tat alma duyusu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zail (Zaile)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Geçici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zakir&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zakkum&lt;br /&gt;
|Ze-Kaf-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem bitkisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalam&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulmeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Çok zalim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zam&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İlave&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Vakit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamane&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Devir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamin&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Kefil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamir&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İsmin yerini tutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamme/Damme&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Ötre harekesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zann&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kanaat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Kötü sonuç, ziyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|(Kağıt) muhafaza&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarif&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Hoş edalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zariyat&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Savuran rüzgârlar (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaruret&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Mecburiyet; fakirlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaruri&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Mecburi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zat&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kendi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaten&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Esasen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zavallı&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Biçare (Zeval kelimesinden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaviye&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Köşe, açı; tekke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zayi&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Kayıp&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ze/Zel/Zu/Zül/Zi/Zevil&lt;br /&gt;
|Zel-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Sahiplik eki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebani&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem meleği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebed&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Köpük; kaymak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebh/Zibh&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Boğazlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebib&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|(Kuru) üzüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zecr/Zecir&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Men&#039; etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zefir&lt;br /&gt;
|Ze-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehab&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Gitme, zan, yanlış düşünce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeheb&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Altın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehra&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehraveyn&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bakara ve Al-i İmran sureleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehre/Zühre&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çiçek; Venüs&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeka&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kavrama çabukluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zekat&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Farz ibadet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zekavet&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Zekilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeki&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Aklı iyi çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelaka&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Keskin çıkan be, te, ra, kaf, mim, lam karfleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelil&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelzele&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Deprem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zem&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zembil/Zenbil&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Taşıma çantası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemherir&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çok soğuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemime&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötülenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemzem&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Mekke&#039;de su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemzeme&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hoş ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenb&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenberek/Zemberek&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Be-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Saat parçası (Küçük arıcık [Farsça])&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenbur&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Be-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Eşek arısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenci&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ce (1)&lt;br /&gt;
|Siyahi ırk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeneb&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kuyruk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zer&#039;&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Ekme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerk&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ka (2)&lt;br /&gt;
|Şırınga ile vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerrat&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Zerreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerre&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|En küçük parça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Dış görünüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevaid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazlalıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeval&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevat&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Zatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevaya&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Zaviyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevc (Zevce)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Koca/Karı (Eş)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevcat&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Eşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevk&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Lezzetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyl&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyl/Zeyil&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyt&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Yağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeytin (aslı: Zeytun)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Yağı çıkarılan meyve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Kocanın karısına &amp;quot;anam gibisin&amp;quot; demesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zılal&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Gölgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıll&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Gölge&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zımn (Zımnen)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Dolaylı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zımni (Zımniyye)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Örtülü göstererek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zındık&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zındıka&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıt/Zıd&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Karşıt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zi&#039;b/Zib&lt;br /&gt;
|Zel-Elif-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kurt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zihin&lt;br /&gt;
|Zel-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Akıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zikr/Zikir&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Anma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilhicce&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Son Arabi ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilkade&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Hicri 11. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zillet&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Aşağılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilzal&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimam&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Yular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimme (Ehl-i Zimme)&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimmet&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Sorumluluk, üstlenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimmi&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Ehl-i zimme, İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zina&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Evlilik dışı ilişki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zinet/Ziynet&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süs&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zira&#039;&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Dirsek-orta parmak ucu arası uzunluk, arşın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziraat&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Tarım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirve&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|En tepe nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziya&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Işık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyade&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazla&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyafet&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İkram, ağırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyaret&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Görmeye gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuafa&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Zayıflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuhruf&lt;br /&gt;
|Ze-Hı-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Yaldız; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuhur&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Görünme; öğle vakti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulmet&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulüm&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Haddi aşma, eziyet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulümat&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zu&#039;m/Zum&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Batıl zan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zunun&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Zanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zurafa&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zübde&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Hülasa, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zücac (Zücace, Zücaciye)&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Cam, şişe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zühd/Züht&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya zevklerini terk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zükuret&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Erkeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zülal&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Soğuk ve tatlı su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zülfikar&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;nin 2 parçalı kılıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Züll&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçüklük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümer&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zümreler; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümre&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Topluluk, cemaat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümrüd/Zümrüt&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Değerli taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zünnar&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Keşişlerin bağladığı kuşak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zünub&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zürriyet&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Soy, nesil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62064</id>
		<title>Kategori:Farsça Ekler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62064"/>
		<updated>2026-07-25T15:11:06Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Farsça ekler listelenmiştir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu eklerin kullanıldığı en az &#039;&#039;&#039;1150&#039;&#039;&#039; kelime aşağıdaki maddelerde listelenmiştir. Gözden kaçan kelimeler olabilir. -âne ekini içeren kelimelerin çok fazla olmasından dolayı bu eki içeren kelimelerin çoğu listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçen ve kökeni Farsça olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], kökeni Arapça olan kelimelerin listesi için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62063</id>
		<title>Kategori:Farsça Ekler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62063"/>
		<updated>2026-07-25T15:10:29Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Farsça ekler listelenmiştir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu eklerin kullanıldığı en az &#039;&#039;&#039;1150&#039;&#039;&#039; kelime aşağıdaki maddelerde listelenmiştir. Gözden kaçan kelimeler olabilir. -âne ekini içeren kelimelerin çok fazla olmasından dolayı bu eki içeren kelimelerin çoğu listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçen ve kökeni Farsça olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], kökeni Arapça olan kelimelerin listesi için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62062</id>
		<title>Kategori:Farsça Ekler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62062"/>
		<updated>2026-07-25T15:10:21Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Farsça ekler listelenmiştir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu eklerin kullanıldığı en az &#039;&#039;&#039;1150&#039;&#039;&#039; kelime aşağıdaki maddelerde listelenmiştir. Gözden kaçan kelimeler olabilir. -âne ekini içeren kelimelerin çok fazla olmasından dolayı bu eki içeren kelimelerin çoğu listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinden geçen ve kökeni Farsça olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], kökeni Arapça olan kelimelerin listesi için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Risale-i_Nur%27da_Ge%C3%A7en_Arap%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62061</id>
		<title>Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Risale-i_Nur%27da_Ge%C3%A7en_Arap%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62061"/>
		<updated>2026-07-25T15:08:45Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Risale]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçen Arapça kökenli kelimelerin toplam sayıları ve bu kelimelerin kaç tanesinin Kur&#039;an&#039;da geçtiği hakkında özet bilgi  ve sayfanın en altında tüm kelimelerin listesi verilmiştir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu kelimelerin Arapça kök harfleri de belirtilmiş ve Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin kök harflerinden kaç tanesinin Risalelerde geçtiği de listelenmiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir kök harf hakkında örnek cümleleri de içeren tablo için bu sayfanın en altındaki listeden istediğiniz harfin sayfasını seçin.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki tüm kök harflerin sayısı ve her bir kök harften kaç kelime geçtiğine dair kapsamlı bir tablo için [[Kur%27an_%C4%B0statistikleri#Tablolar|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinden geçen ve kökeni Farsça olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan kelimelerin listesi için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] ve Farsça ek içeren kelimelerin listesi için [[:Kategori:Farsça Ekler|bu sayfaya]] bakın.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Özet==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
#Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre yaklaşık &#039;&#039;&#039;50.605&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref name=&#039;a&#039;&amp;gt;Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de Geçen Kelime Kökleri, Dr. Ayşe Dolmacı, https://kurankelimeleri.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; veya &#039;&#039;&#039;77.407&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref&amp;gt;https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; kelime vardır. Bediüzzaman ise &#039;&#039;&#039;70.000&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref&amp;gt;http://nurpedia.org/wiki/Risale:Mu%27cizat-%C4%B1_Kur%27aniye_(K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Kitap)#Yirmi_Dokuzuncu_Mektup.27un_Sekizinci_K.C4.B1sm.C4.B1.27n.C4.B1n_.C4.B0kinci_Remz.27i&amp;lt;/ref&amp;gt; olarak beyan eder.&lt;br /&gt;
#Tekrarlar sayılmadığında Kur&#039;an&#039;da yaklaşık &#039;&#039;&#039;4.563&#039;&#039;&#039;&amp;lt;ref name=&#039;a&#039; /&amp;gt; farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin &#039;&#039;&#039;1524&#039;&#039;&#039; adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 33&#039;&#039;&#039;&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır. &lt;br /&gt;
#Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam &#039;&#039;&#039;1.731&#039;&#039;&#039; farklı kökten gelir&amp;lt;ref name=&#039;a&#039; /&amp;gt;. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin &#039;&#039;&#039;1187&#039;&#039;&#039; adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 69&#039;&#039;&#039;&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin &#039;&#039;&#039;% 69&#039;&#039;&#039;&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
#Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli en az &#039;&#039;&#039;6000&#039;&#039;&#039; (düzenli çoğullar, müennesler, zarflar, kelimelerin nispet halleri, birleşik kelimeler ve bu liste hazırlanırken gözden kaçan kelimeler hesaba katıldığında &#039;&#039;&#039;6500&#039;&#039;&#039;) kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların &#039;&#039;&#039;1524&#039;&#039;&#039; adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık &#039;&#039;&#039;% 26&#039;&#039;&#039;&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
#Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı &#039;&#039;&#039;22&#039;&#039;&#039;&#039;dir ve &amp;quot;&#039;&#039;&#039;Ha-Kef-Mim&#039;&#039;&#039;&amp;quot; kökünden gelirler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Sonuç==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin &#039;&#039;&#039;3&#039;te 1&#039;ini&#039;&#039;&#039; doğrudan, diğer bir &#039;&#039;&#039;3&#039;te 1&#039;lik&#039;&#039;&#039; kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam &#039;&#039;&#039;3&#039;te 2&#039;sine&#039;&#039;&#039; aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bu tabloların hazırlanmasında izlenen usul==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
#Mevlüt Sarı&#039;nın yaklaşık 1.700 sayfalık el-Mevarid Arapça-Türkçe lügatı baştan sonra taranarak Risalelerde geçen Arapça kelimeler listelendi.&lt;br /&gt;
#Dr. Ayşe Dolmacı&#039;nın hazırladığı &amp;quot;Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de Geçen Kelime Kökleri&amp;quot; PDF dosyasındaki tüm kök harfler ve kelimeler taranarak 1. maddedeki kelimelerden Kur&#039;an&#039;da geçenler işaretlendi. Yine aynı çalışmada ilgili kök harfteki kelimelerden Türkçe&#039;ye geçenlerin listesi kontrol edildi (https://kurankelimeleri.com/).&lt;br /&gt;
#Büyük ölçüde http://www.erisale.com/ sitesinden ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş) (https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr) (BlueStacks Üzerinden) yararlanılarak Bediüzzaman&#039;ın eserlerinden örnek cümleler eklendi.&lt;br /&gt;
#Kelime anlamlarında Kubbealtı lügatından (http://www.lugatim.com/), (https://www.luggat.com/) adresindeki lügattan ve TDK sözlüğünden (https://sozluk.gov.tr/) yararlanıldı.&lt;br /&gt;
#Kelime kökenlerinde gerekli görüldüğünde büyük ölçüde Nişanyan Etimoloji Sözlüğünden (https://www.nisanyansozluk.com/) ve nadir olarak da EtimolojiTürkçe sitesinden (https://www.etimolojiturkce.com/) yararlanıldı.&lt;br /&gt;
#Listeye dahil edilen Arapça kökenli kelimelerin sonuna Farsça/Türkçe ek eklenerek oluşturulan bileşik kelimeler ayrı bir kelime olarak dahil &#039;&#039;edilmedi&#039;&#039; (Ekler listesi için bkz.: [[:Kategori:Ekler|Ekler Kategorisi]])&lt;br /&gt;
#Risalelerde latin harfiyle yazılmış Arapça ibarelerde geçen kalıplaşmış cümlelerin kelimeleri mümkün mertebe dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039; (mesela Huz Mâ Safâ)&lt;br /&gt;
#Kelimelerin düzenli çoğulları, müennesi, nispet î&#039;si alan şekilleri ve Türkçe&#039;de zarf anlamı katan -an ve -en eklerini almış şekilleri (tamamen farklı bir anlam kazanmadıysa) ayrı bir kelime olarak ele &#039;&#039;alınmadı&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#Özel isimler dahil &#039;&#039;edilmedi&#039;&#039; (Peygamberimizin (sav) mübarek isimleri hariç)&lt;br /&gt;
#Arapça&#039;dan Türkçe&#039;ye şekil değiştirerek geçen, geçtikten sonra şekil değiştiren veya anlam kaymasına uğrayan ya da Arapça&#039;daki kök harfler kullanılarak Türkçe&#039;de yeni türetilen kelimeler dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039;.&lt;br /&gt;
#Aynı kelimenin Risalelerdeki anlamıyla Kur&#039;an&#039;daki anlamı farklıysa bu durum çoğu yerde belirtilmiştir.&lt;br /&gt;
#Tesniyeler (mesela ebeveyn vb.) ayrı kelime olarak dahil &#039;&#039;edildi&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#Sayfada kelime arama kolaylığı için şapka (^) işareti mümkün olduğunca &#039;&#039;kullanılmadı&#039;&#039;&lt;br /&gt;
#&amp;quot;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&amp;quot; sütununda özel isimlerin hariç olduğu ve Arapça&#039;daki kök harflerin fiil şekillerinin Türkçede neredeyse hiç aynen kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
#Bir kelimenin farklı iki anlamı varsa mümkün olduğunca Risalelerden her iki anlama örnek cümleler eklenmiştir.&lt;br /&gt;
#Aşağıdaki tabloda ilgili kelimenin farklı yazılışları &amp;quot;/&amp;quot; işaretiyle ayrılarak belirtilmiştir. İlgili kelimenin müennes, çoğul vb. gibi farklı kullanımları ise parantez &amp;quot;()&amp;quot; içinde verilmiş, parantez içindeki bu kelimelerin anlamları izleyen satırda yine parantez içinde verilmiştir.&lt;br /&gt;
#Bu liste eksiksiz değildir. Özellikle Eski Said döneminde yazılmış eserlerdeki bazı kelimeler gözden kaçmış olabilir ve bu kelimeler tespit edildikçe eklenecektir. &lt;br /&gt;
#İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde en çok hangi kökten kelime geçiyor?==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;22 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ha-Kef-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;21 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mim-Se-Lam&#039;&#039;&#039; kökü: Emsal, Emsile, İmtisal, Masal, Mesel, Mesela, Mesil, Misal, Misil, Mümaselet, Mümasil, Mümessel, Mümessil, Mümtesil, Mütemasil, Mütemessil, Temasil, Temasül, Temessül, Temsil, Timsal&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;19 farklı kelime:&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ayn-Lam-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Alamet, Alem, A&#039;lem, Âlem, Âlim, Alîm, Allam, Allame, Avalim, İ&#039;lam, İlim, Malum, Muallim, Muallem, Müteallim, Taallüm, Talim, Ulema, Ulum&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ayn-Ra-Dad&#039;&#039;&#039; kökü: Araz, A&#039;raz, Arıza, Arız, Arz, Avarız, Irz, İ&#039;raz, İtiraz, Ma&#039;rez, Maruz, Maruzat, Muaraza, Muarız, Mu&#039;riz, Mu&#039;teriz, Tearuz, Taarruz, Ta&#039;riz&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Fe-Ra-Kaf&#039;&#039;&#039; kökü: Afrika, Farik, Faruk, Fark, Ferik, Fırak, Fırka, Firâk, Firkat, Furkan, İftirak, Mufarakat, Mufarık, Mütefarık, Müteferrik, Tefarik, Teferruk, Tefrik, Tefrika&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Kaf-Vav-Mim&#039;&#039;&#039; kökü: Akvam, İkame, İkamet, İstikamet, Kaim, Kamet, Kavim, Kaymakam, Kayyum, Kıvam, Kıyam, Kıyamet, Kıymet, Makam, Mukavemet, Mukavim, Mukim, Müstakim, Takvim&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Özet Tablo, Toplamlar ve Kelime Listesi==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{|class=&amp;quot;wikitable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+&lt;br /&gt;
!Arapça Harf&lt;br /&gt;
!Türkçe Okunuşu&lt;br /&gt;
!2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&lt;br /&gt;
!3 Harfli Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!3 Kök Harfli Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!4 Harfli Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&lt;br /&gt;
!Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ا}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Elif (ا) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Elif]]&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|65&lt;br /&gt;
|align=center|222&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|86&lt;br /&gt;
|align=center|57&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;228&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|198&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;81&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ب}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Be (ب) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Be]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|67&lt;br /&gt;
|align=center|228&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|73&lt;br /&gt;
|align=center|89&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;240&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|257&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;80&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ت}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Te (ت) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Te]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|22&lt;br /&gt;
|align=center|53&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|14&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;54&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|52&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;16&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ث}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Se (ث) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Se]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|47&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|23&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;47&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;20&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ج}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Cim (ج) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Cim]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|69&lt;br /&gt;
|align=center|253&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|77&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|54&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;264&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|157&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;58&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ح}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ha (ح) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ha]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|96&lt;br /&gt;
|align=center|378&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|97&lt;br /&gt;
|align=center|100&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;379&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|281&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;101&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|خ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Hı (خ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Hı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|219&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;227&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|213&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;58&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|د}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Dal (د) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Dal]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|40&lt;br /&gt;
|align=center|149&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|47&lt;br /&gt;
|align=center|30&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;157&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|108&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;28&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ذ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Zel (ذ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Zel]]&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|18&lt;br /&gt;
|align=center|22&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;75&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;25&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ر}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ra (ر) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ra (Rı)]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|82&lt;br /&gt;
|align=center|291&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|89&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;293&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|244&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;75&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ز}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ze (ز) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ze]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|33&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|14&lt;br /&gt;
|align=center|40&lt;br /&gt;
|align=center|42&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;98&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|87&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;23&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|س}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Sin (س) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sin]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|90&lt;br /&gt;
|align=center|321&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|10&lt;br /&gt;
|align=center|96&lt;br /&gt;
|align=center|112&lt;br /&gt;
|align=center|84&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;331&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|297&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;105&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ش}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Şın (ش) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Şın]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|309&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|72&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|49&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;311&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|152&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;67&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ص}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Sad (ص) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sad]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|53&lt;br /&gt;
|align=center|189&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|56&lt;br /&gt;
|align=center|63&lt;br /&gt;
|align=center|43&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;192&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|174&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;59&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ض}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Dad (ض) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Dad]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|68&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|17&lt;br /&gt;
|align=center|25&lt;br /&gt;
|align=center|15&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;68&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|64&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;19&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ط}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Tı (ط) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Tı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|35&lt;br /&gt;
|align=center|128&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|37&lt;br /&gt;
|align=center|28&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;134&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;38&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ظ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Zı (ظ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Zı]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|38&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|6&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;38&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|32&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;12&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ع}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ayn (ع) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ayn]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|95&lt;br /&gt;
|align=center|491&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|9&lt;br /&gt;
|align=center|104&lt;br /&gt;
|align=center|106&lt;br /&gt;
|align=center|79&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;501&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|325&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;116&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|غ}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ğayn (غ) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ğayn]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|50&lt;br /&gt;
|align=center|149&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|52&lt;br /&gt;
|align=center|50&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;151&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|134&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;39&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ف}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Fe (ف) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Fe]]&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|271&lt;br /&gt;
|align=center|9&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|88&lt;br /&gt;
|align=center|74&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;285&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|192&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;76&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ق}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Kaf (ق) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Kaf]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|74&lt;br /&gt;
|align=center|300&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|11&lt;br /&gt;
|align=center|81&lt;br /&gt;
|align=center|82&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;311&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|252&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;90&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ك}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Kef (ك) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Kef]]&lt;br /&gt;
|align=center|-&lt;br /&gt;
|align=center|57&lt;br /&gt;
|align=center|195&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|61&lt;br /&gt;
|align=center|45&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;198&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|164&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;65&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ل}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Lam (ل) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Lam]]&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|55&lt;br /&gt;
|align=center|156&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|59&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|37&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;161&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|117&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;28&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|م}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Mim (م) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Mim]]&lt;br /&gt;
|align=center|4&lt;br /&gt;
|align=center|58&lt;br /&gt;
|align=center|222&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|5&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|77&lt;br /&gt;
|align=center|44&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;231&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|189&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;49&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ن}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Nun (ن) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Nun]]&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|394&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center| -&lt;br /&gt;
|align=center|110&lt;br /&gt;
|align=center|107&lt;br /&gt;
|align=center|71&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;394&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|291&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;91&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ه}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[He (ه) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|He]]&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|39&lt;br /&gt;
|align=center|99&lt;br /&gt;
|align=center|7&lt;br /&gt;
|align=center|8&lt;br /&gt;
|align=center|48&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|26&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;109&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|229&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;22&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|و}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Vav (و) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Vav]]&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|66&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|3&lt;br /&gt;
|align=center|224&lt;br /&gt;
|align=center|69&lt;br /&gt;
|align=center|78&lt;br /&gt;
|align=center|54&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;297&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|229&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;71&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|{{Arabi|ي}}&lt;br /&gt;
|align=center|[[Ye (ي) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Ye]]&lt;br /&gt;
|align=center|1&lt;br /&gt;
|align=center|10&lt;br /&gt;
|align=center|29&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|2&lt;br /&gt;
|align=center|13&lt;br /&gt;
|align=center|21&lt;br /&gt;
|align=center|12&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;32&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|41&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;12&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Arapça Harf&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Türkçe Okunuşu&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;2 Harfli Kelime/Edat Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;3 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Harfli Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;4 Kök Harfli Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kök Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı ve %&#039;si&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Toplam Kelime Sayısı&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı ve %&#039;si&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|align=center|&#039;&#039;&#039;TOPLAM&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
|align=center|28 Harf&lt;br /&gt;
|align=center|27&lt;br /&gt;
|align=center|1532&lt;br /&gt;
|align=center|5346&lt;br /&gt;
|align=center|102&lt;br /&gt;
|align=center|362&lt;br /&gt;
|align=center|1651&lt;br /&gt;
|align=center|1731&lt;br /&gt;
|align=center|1187 - % 69&lt;br /&gt;
|align=center|5802&lt;br /&gt;
|align=center|4563&amp;lt;ref&amp;gt;Tekrarlar sayılmadığındaki toplam kelime sayısıdır. Tekrarlar dahil Kur&#039;an&#039;da 50.605 kelime vardır (Kaynak: https://kurankelimeleri.com/)&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
|align=center|1524 - % 33&lt;br /&gt;
|-}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{|class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen Arapça Kökenli Kelimeler Listesi&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Kökü ve Risalelerde Bu Kökten Kaç Kelime Olduğu&lt;br /&gt;
!Anlamı&lt;br /&gt;
!Kur&#039;an&#039;da Geçiyor mu?&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aba&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Kaba üst elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Âbâ/Aba&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Babalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abad/Âbâd&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sonsuzluklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abadile&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Abdullahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abd (Abdullah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abes (Abesiyat)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Gayesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abese&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Sure Adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abesiyyun&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Herşeyin boş olduğunu savunanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abid/Âbid&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kulluk görevini yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abid/Abîd (Abidane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abras/Ebras&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Alaca hastalığı, Abraş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abus&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Asık suratlı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (çok kötü anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acaba&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Merak bildiren soru edatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acaib&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtan şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acal&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Eceller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acam/A&#039;cam&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Acemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acb&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Kuyruk sokumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aceb/Acep&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Acaba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acele&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hemen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acem&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Arap olmayan; İranlı; yabancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acemi&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Tecrübesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Yabancı dil anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acib (Acibe)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acil (Acile)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hemen, acele&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dünya anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acin&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Hamur, macun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acul&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Çok aceleci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acuze&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Yaşlı kadın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Acz (Acziyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüzlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ada/A&#039;da&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşmanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adab&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Edepler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adalet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Hakkı ifa, haksızı tecziye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adat/Âdât&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Adetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adavet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Add (Addetmek, addolunmak)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Saymak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aded/Adet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adem&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yokluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adese&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Mercek, bakış açısı (Mercimek anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adet/Âdet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Düzenli yapılan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adeta&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Sanki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adi/Âdi&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Sıradan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dönen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adil/Âdil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adaletli olan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adiyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adiyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Değersiz /sıradan) şeyler; Sure adı (Soluk soluğa koşan atlar anlamında)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adl&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adalet üzere oluş (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adliye&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Mahkeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adn&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir cennet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adüvv&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afak&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Ufuklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afat&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Afetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Felaket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afif&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İffetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afil&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Batan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Sıhhat, esenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afrika&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Kıta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afuv/Afüv&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Affeden, Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Afv/Af&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Bağışlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İhtiyaç fazlası mal anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağisna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Bize yardım et&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağleb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağlebi/Ağleben&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağmaz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|(Anlamca) çok derin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağniya&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zenginler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağraz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Garazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağsan&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağyar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Başkaları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ah (Ahi)&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeş (Kardeşim)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahali&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahbab/Ahbap&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahcar&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahcar&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahd/Ahid/Ahit&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aher&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Diğeri, başkası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahfa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|10 latifeden biri&lt;br /&gt;
|align=center|+ (daha gizli anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahfad&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Torunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Son, ileriki; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahiret&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Öbür dünya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahiz (Ahize)&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Alıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkaf&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kum tepeleri; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkam&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hükümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Daha sağlam; En büyük Hakim olan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahlak&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Huylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Akılsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmed/Ahmet&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çok övülmüş (Peygamberimizin adı); Daha çok hamdeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahmer&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahrar&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hürler; Hürriyetçiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahsen&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Daha (en) güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahşab/Ahşap&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Be (1)&lt;br /&gt;
|Odundan yapılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahval&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Haller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahvel&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şaşı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahyar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayırlılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahzab&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Be (2)&lt;br /&gt;
|Hizbler; sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aid/Ait&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|İlişkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aile (Kökü Ayn-Vav-Ye de olabilir)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çoluk-çocuk, familya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akab (Akabinde, Der-akab)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonra(sı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akaid&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Akideler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesinti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akarib&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Akrabalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akd/Akid/Akit (Akdetme)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sözleşme (yapma); düğümleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akdam/Akdâm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıbet&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|En sonu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıl/Âkıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aklını kullanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akıl/Akl&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Düşünme cihazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akib/Akîb&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonrası&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ökçe anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akib/Âkib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Sonrası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akide&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akil&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akim&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesintiye uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kısır anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aklam&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kalemler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akraba&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|soy ve kanca yakın kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yaş veya rütbece eş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akreb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|En yakın, daha yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akrep&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Ra-Be (1)&lt;br /&gt;
|Zehirli bir hayvan; saatte yelkovanın küçüğü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aks/Akis&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aksa/Aksâ&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Vav (1)&lt;br /&gt;
|En uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aksam&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kısımlar; yeminler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktab&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kutuplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktar&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kuturlar, her tarafı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akval&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kaviller, söylenenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akvam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Kavimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Al/Âl&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Aile&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ala/Âlâ&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Nimetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;lâ/A&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|En yüksek, en iyi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alâ/Ala (Aleyhi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üzerin(d)e&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alak&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı; asılı şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaka (Alak)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Döllenmiş yumurta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaka/Alâka&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|İlgi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alam&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Elemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Nişane&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Simge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;lem/Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Daha iyi bilen/bilir; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Âlem/Alem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alenen&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Açıkça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aleni&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Açık olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Takım, cihaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ali/Âlî/Âli&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alihe&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|İlahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alil&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alim/Alîm&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Esma, her şeyi bilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alim/Âlim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aliyy&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Esma (En yüce olan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allah (cc)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Yüce Yaratıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allahümme&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Allahım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allam&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Esma, her şeyi hakkıyla bilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Allame&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Derin alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ama/Âmâ/A&#039;mâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;mak/Amak&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinlikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amal/Âmâl&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Ameller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amal/Âmâl&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Emeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amden&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kasten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amel&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İş, davranış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amele&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İşçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ameliyat&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Operasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ami (Amiyane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Okumamuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amik/Amîk&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amil/Âmil&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapan, işleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Allah kabul etsin&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Emniyet içinde olan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emreden, üst&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amm/Âmm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Genel, umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amme&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sure adı; Sıradan halk, umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ammi&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Amca&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amud&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sütun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Amya&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
| -&#039;den, -&#039;dan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Çok kısa süre; Şu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|An/Ân&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|En kısa zaman birimi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anane/An&#039;ane&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gelecek; rivayet zincirini sıralamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anasır&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Unsurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anber/Amber&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Balıktan çıkan güzel koku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Andelib/Andelip&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam-Be (veya Ayın-Nun-Dal-Lam?) (1)&lt;br /&gt;
|Bülbül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anif (Anifen)&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Yakın geçmişte&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anka&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hayali bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ankebut&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kef-Be (1)&lt;br /&gt;
|Örümcek; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anud (Anudane)&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çok inatçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ar/Âr&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Utanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;rab&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Çölde yaşayan bedevi Araplar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arab (Arabi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin kavmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arabi&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Arapça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aradin&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;raf/Araf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Sure adı; daha fazla arif&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arafat/Arefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Hac&#039;ad vakfe gereken mekan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Araz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Temel olmayan özellik&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Geçici dünya malı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;raz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Arazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arazi&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arız/Ârız (Ârızi/Arızi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sonradan olan, ikincil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arıza&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sorun, kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı gerektiği gibi tanıyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arife/Arefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bayram öncesi gün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ariyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Taht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arz&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sunma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Genişlik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asa/Asâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Değnek; birlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asab/A&#039;sab&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asabi&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asabiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sinirlilik; taraftarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asakir&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Askerler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asale&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aslen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asalet&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soy temizliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asam&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asar&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Eserler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asar/A&#039;sar&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Asırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asel&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asgar/Asğar/Asgarî/Asğarî&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|En az&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ashab/Ashap&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahabe; bir işin ehilleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asi/Âsi&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İsyan eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asil&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Asaletli&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Akşam anlamında geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asir&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zor&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asker&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Ordu mensubu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asl/Asıl&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Ana, temel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asla&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Katiyyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aslah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|En uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asr&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Zaman; Yüzyıl; Sure adı; İkindi vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asvat&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Te (2)&lt;br /&gt;
|Sesler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşair&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşiretler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşak/A&#039;şak&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Daha aşık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşık/Âşık&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Çok seven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşirat&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşire/Âşire/Aşiren&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onuncu; Saatin onuncu dereceden alt birimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşiret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kabile&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşk&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İleri derece sevgi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşr/Aşer (Aşere)&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|On&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşr/Aşir&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;dan bir bölüm (genelde 10 ayet); 10 günlük süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aşure/Aşura&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Muharremin 10. Günü ve bu günde çok çeşitli malzemelerden yapılan çorba/tatlı; aşure gibi karışık parçalardan oluşan kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ata/Atâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lütuf, ihsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atalet&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Boşta kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ataya&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lütuflar, atiyyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atf/Atıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|İlişkilendirme, yollama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıf/Âtıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Bağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Boşta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atıyye/Atiyye&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ati (Atiye)&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gelecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atik (Atika)&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Eski&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atlas&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Kalın ipekli kumaş; okyanus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atş&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Susuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Attar&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Güzel koku satan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Çok acıyan Allah (esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avaik&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Engeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avalim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Âlemler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avam&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sıradan halk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avan&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Anlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avan/Âvân&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Anlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avane/Avene&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Yardımcılar&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avarız&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Arızalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avdet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|A&#039;ver/Aver&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Bir gözü kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avn&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avra&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tek gözlü, kör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avret&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|İnsanda örtülmesi gereken yerler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayan/A&#039;yan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Gözler; belli şeyler; meclis azaları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayan/Ayân&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayar/A&#039;yar&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayat&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Ayetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayb/Ayıp/Ayıb&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kusur, utanılacak şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayet&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an cümlesi; delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayn (Ayniyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Göz; pınar; (ta) kendisi; Ayın harfi; güneş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aynı/Ayn/Aynen/Aynısı&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|(Ta) kendisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayyaş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|İçkici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ayyuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Pek yüksek bir yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aza/A&#039;za&lt;br /&gt;
|Ayn-Dad-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Organ, üye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azab&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Eziyet, sıkıntı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azam/A&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Daha büyük, en büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azamet&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azb&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Hoş yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azim&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azim/Azm&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kararlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azimet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Dini işlerde titizlik ve gayret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aziz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|İzzetli; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azl&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Görevden alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azm&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Kemik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azrail&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ra-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ölüm meleği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bab&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kapı; bölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ba&#039;de/Bade&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sonra&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badi/Bâdî&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Sebep; ilk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badire&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ansızın ortaya çıkan sıkıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Badiye&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kır(sal), çöl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baği/Bagi&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Zalim, asi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bağy&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İsyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahil&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cimri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahr/Bahir&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Deniz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahreyn&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|2 deniz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bahs/Bahis&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Konu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baht&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Te (1)&lt;br /&gt;
|Talih&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bais&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gönderen, Dirilten (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakar (Bakara)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Öküz/İnek (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baki (Bakiye)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Daimi; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakir (Bakire)&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Ra (2)&lt;br /&gt;
|El sürülmemiş, yeni; evlenmemiş erkek (kız)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakiyye/Bakiye&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Artan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bakl (Bakla)&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Sebze&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Baliğ (Baliğa)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ulaşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bani&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|(Kainatı) inşa eden (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barek (Barekallah)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|(Allah) mübarek kılsın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bari/Bâri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Her şeyi düzgün yaratan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barid&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk; sevilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barik (Barika)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|İnce, nârin; parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barika&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bariz (Barize)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Aşikar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ba&#039;s/Baas&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gönderilme, dirilme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basar&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Göz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basıra&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Görme (kuvvesi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basir&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gören (esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basiret&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gönül gözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Basit (Basita)&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bast&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Yayma, genişleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batıl&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Geçersiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batın/Bâtın (Batıne)&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|İç; her şeyin iç yüzünü yaratan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batn/Batın&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Karın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Battal&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl, geçersiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bauda&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Sivrisinek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bayii&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bazen&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Ara sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bazı (Baziyet)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Bir kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Be/Bi&lt;br /&gt;
|Be (1)&lt;br /&gt;
| -e, -de, ile vb. anlamları katan edat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bed&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Başlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedahat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-He (2)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedavet&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Bedevilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedeat/Bedaat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İlk defa görülen güzellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedel&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beden&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gövde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedevi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Bedâ&#039;da yaşayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedi&#039; (Bediüzzaman)&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Eşşiz güzellikte (Çağının eşsizi); Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedihi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-He (2)&lt;br /&gt;
|Apaçık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bedr/Bedir&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Dolunay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behçet&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behic (Behice)&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behimiyye (Behimat)&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hayvan(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Behre (Behresiz)&lt;br /&gt;
|Be-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Nasip(siz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beht&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|Hayret, dehşet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beis&lt;br /&gt;
|Be-Elif-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Mahzur&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Azab, kuvvet anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beka&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Daimilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bekar&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Evlenmemiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bel&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Yutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bela&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Musibet, imtihan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bela/Belâ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Olumsuz soruya evet cevabı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belabil&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bülbüller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belagat/Belağat&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|muktezayı hale mutabakat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belağ (Belağan mâ belâğ)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Yetişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belahet&lt;br /&gt;
|Be-Lam-He (2)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belde&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beled (Belediye)&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yerleri (Belde yönetimi); Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Belagatlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beliyye&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Bela&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Belva&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Dert, çile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Benat&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kızlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beni/Benî&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğulları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beraat&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Kusursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beraet&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Suçsuzluğu ortaya çıkmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berahin&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Burhanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berd&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğukluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bered&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bereket&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bolluk, çokluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Kusursuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berk&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Şimşek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berr (Berri)&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kara (ile ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berrak&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berzah&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze-Hı (1)&lt;br /&gt;
|2 şeyi ayıran engel; geçiş yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besatet&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Basitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besmele&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bilmillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Besmele&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Bismillahirrahmanirrahim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşaret&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşer&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beşuş&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Güleryüzlü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Betalet&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Avarelik, işsizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Betra&lt;br /&gt;
|Be-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısır, bereketsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bevl&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|İdrar yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bey&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satış/Alışveriş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyan&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bey&#039;at/Beyat/Biat&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Bağlılık bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Ak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyder&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Harman yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyn/Beyne&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Arasında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyt&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyt/Beyit&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Manzumenin 2 satırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyyin (Beyyine/Beyyinat)&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Beyza&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bez&lt;br /&gt;
|Be-Ze-Ze (1)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Kumaş parçası, çaput &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bezr/Büzr&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tohum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bid&#039;a/Bid&#039;at/Bidat&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dine aykırı yenilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bihar&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Denizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilad&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Beldeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Billur&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bin/İbn/İbni&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğlu, oğul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bina&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yapı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Buna binaen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bint&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bi&#039;r&lt;br /&gt;
|Be-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kuyu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bi&#039;set/Biset&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|(Peygamber) gönderilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bismillah&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın adıyla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bu&#039;d/Bud/Buud (Bu&#039;diyet)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budala&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buğz&lt;br /&gt;
|Be-Ğayn-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık, nefret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhar&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Gaz haline gelmiş su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhl&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cimrilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buhran&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Bunalım,kriz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulega/Büleğa&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Beliğ zatlar; belagat alimleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burak&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Efendimizin miracta bindiği binit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burç/Burc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Kale&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Buruc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Burçlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burudet&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Soğukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Butlan&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bühtan&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|İftira&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bülbül&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Büluğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ergenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bünyan&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Bina, duvar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bünye&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vücut yapısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bürde&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Hırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bürhan/Burhan&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kesin delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cadde&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Geniş yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cah&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He (1)&lt;br /&gt;
|Makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cahil (Cahiliyye)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmeyen (cahillik dönemi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cail&lt;br /&gt;
|Cim-Ayn-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Getiren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Caiz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Dinen uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ca&#039;l/Cal&lt;br /&gt;
|Cim-Ayn-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Calib&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Be (2)&lt;br /&gt;
|Çağıran, getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cami&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplayan, ibadet yeri; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camia&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Topluluk; çok yönlü; üniversite&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camid (Camide)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Cansız, donuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Camus&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Su sığırı, manda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cân/Can&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Cinler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cani&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Katil, suçlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Canib/Canip&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yön&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Car&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Harf-i Cer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cari (Cariye)&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Geçerli, akan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Casiye&lt;br /&gt;
|Cim-Se-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Casus&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizli ajan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cazib/Cazip (Cazibe)&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cazim (Cazime)&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Cezm ile okutan; cezmeden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebanet&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebbar&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İstediğini yapan Allah; zorba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebel&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Dağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceberut&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, azamet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebhe/Cephe&lt;br /&gt;
|Cim-Be-He (1)&lt;br /&gt;
|Ön taraf; alın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebin&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korkak; Alın, şakak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebr/Cebir (Cebri/Cebren)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorlama (Zorla); harflerle yapılan matematik hesabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebrail&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Cim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vahiy meleği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cebriye&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İradeyi inkar eden batıl fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ced (Cedde)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dede, ata (nine)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cedavil&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Cetveller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cedid (Cedide)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yeni&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cefa&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cefne&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Tekne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehalet&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmezlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehd&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Gayret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|Cim-He-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Azap yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehl/Cehil&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Cehalet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehr (Cehri)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Açık(tan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cehul&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çok cahil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celadet&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Kuvvetlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celal&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Yücelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celb/Celp&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Be (2)&lt;br /&gt;
|Getirtmek, (üzerine) çekmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celi&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celil&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cellad/Cellat&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Öldürme görevlisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celle (Celaluh)&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|(Şanı) yüce olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celse&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Oturum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cem&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Halk; pek çok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cem&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplama; çoğul; halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemaat&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|İnsan topluluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemadat&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Cansızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemahir&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Cumhurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemal&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzellik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemaziyelevvel/Cemaziyelevvelahir (aslı cemadiyelevvel/cemadiyelahir)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Kameri 5./6. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemed&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Buz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Deve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemi&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Hepsi, tümü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemil&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cemiyet&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplum, kurum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenab&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Büyüklük ifadesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenah&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Taraf, kanat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenan (Cenani)&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Kalp (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenb&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Taraf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenin&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Rahimdeki çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cennet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Ahiret bahçesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cenub&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Güney&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cep/Ceyb&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Be (1)&lt;br /&gt;
|Elbise cüzdanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cer&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Eskiden köy imamlarının zekat toplamaya çıkması; kelimenin sonunun esre olması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerahat&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|İrin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceraid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Gazeteler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerbeze&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Batılı hak, hakkı batıl gösteren aldatmaca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cereyan&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Akım, akma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerh&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yaralama, çürütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceride&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceriha&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yara&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerrah&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cerrar&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Para toplayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesamet&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, irilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesaret&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Korkaklık zıttı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesed/Ceset&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Vücud, beden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|İri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cessas&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizlice araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cesur&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Korkak olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cetvel/Cedvel&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Su arkı, hat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevahir&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cevherler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevami&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplu şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevap/Cevab&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yanıt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevaz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Dini izin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevelan&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevf&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevher&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Öz, esas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Bir ağaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevv&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Hava (atmosfer), boşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevvad&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Cömert (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cevval&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Hareketli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceyş&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Ordu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ceza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cez&#039;a/Ceza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Sabırsızlıktan üzülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezair&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Adalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezalet&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sözün muhkem ve fasih olması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezb (Cezbe)&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekim, çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezil&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Bol; bozuk olmayan ifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezire&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|(Yarım)ada&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cezm/Cezim&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kesin karar, azim; harfte sükun işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibal&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Dağlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibilli (Cibilliyet)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yaratılıştan (Yaratılış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cibril&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Cim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vahiy meleği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cidal&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cidar&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Duvar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ciddi (Cidden)&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cife&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kokmuş ceset&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cifr/Cifir&lt;br /&gt;
|Cim-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Cifir ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihad/Cihat&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Allah yolunca gayret, savaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihaz (Cihazat)&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Alet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cihet (Cihat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yön (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cila&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlatıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cild/Cilt&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Deri; kitap kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cilve&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Belirti, eseriyle kendini belli etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinan&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Bahçeler, cennetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinas&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Birçok manaya gelebilen söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinayet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Katl, günah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinn&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen varlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cinnet&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Delilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cins (Cinsiyye)&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Tür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cirit&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Atılan sopa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cirm&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Hacim, cüsse; yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cisim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nesne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cismani&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Civar&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yakın yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ciz&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Hurma kütüğü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cizye&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Gayr-ı müslüm vergisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cu&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Açlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cud&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cuma/Cumuah&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Namaz günü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cumhur (Cumhuriyet)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çoğunluk (yönetimi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cumudiyet&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donukluk, katılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cübbe&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kıyafet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cühud&lt;br /&gt;
|Cim-Ha-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Bilerek inkar etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cülus&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Tahta çıkma merasimi ve hediyesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cümel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Cümleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cümle (Bilcümle)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Anlamlı kelimeler topluluğu; hepsi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünd&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Ordu, asker&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cündüb&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal-Be (1)&lt;br /&gt;
|Çekirge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünud&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Askerler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cünun&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Delilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cür&#039;et/Cüret&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Cesaret, atılganlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cürüm&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Günah, suç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüsse&lt;br /&gt;
|Cim-Se-Se (1)&lt;br /&gt;
|Gövde, kalıp&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüz&#039; (Cüzi)&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cüzdan&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Para kabı; bilgi defteri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çorap&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Ayağa giyilen giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâ&#039;/Da&#039;&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daavat/Deavat&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dualar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dabb&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Keler, kertenkele&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dabbe&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yerde yürüyen hayvan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dacin&lt;br /&gt;
|Dal-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Evcil, alışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dafi (Dafia)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Defeden, engelleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dağdağa&lt;br /&gt;
|Dal-Ğayn-Dal-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü, telaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahi (Dahiye)&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çok zeki; afet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahil (Dahili)&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçinde (İçe ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dahl&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Katılma, girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daim (Daime, Daimi, Daima)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Bir şey etrafında dönen, hakkında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daire&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Yuvarlak; ofis&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Hezimet anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakika&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Saatin 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dakk&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kapı çalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâl/Dal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Delil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dalal&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapıklık, dinsizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dalalet&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dall (Dalle)&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dallin&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Sapkınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dâr/Dar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Mekan, ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darb/Darp&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Verme; Vurma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darbe&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vuruş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dari&#039;&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Acı ve dikenli ağaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darib&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Darr&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dava/Da&#039;va&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İddia&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davet/Da&#039;vet&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çağırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Vurmalı çalgı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|De&#039;b/Deb&lt;br /&gt;
|Dal-Elif-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kaide, usul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Debbağ (Debbağhane)&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Deri tabaklayan kişi (tabaklanan yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deccal&lt;br /&gt;
|Dal-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Büyük yalancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Def&#039;&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Kovma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Def&#039;a/Defa (Defaten/Defaten)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|(Bir) kere(de)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defain&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Defineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defin (Define)&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Gömü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Te-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kağıt destesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deha&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Yüksek zeka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehalet&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Sığınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehliz&lt;br /&gt;
|Dal-He-Lam-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehr/Dehir&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Uzun zaman dilimi, dönem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehri (Dehriyyun)&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zamana tapan sapık fırka mensubu (Bu sapık fırka)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dehşet&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Kokup kaçılacak şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekaik/Dakaik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Dakikalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delail&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Deliller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delalet&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yol gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delil&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösteren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dellal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yol gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Delv&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kova (burcu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dem&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Ye/Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demdeme&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Dal-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kızgın ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Denaet&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Alçaklık, aşağılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deni (Deniyyet)&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Aşağı(lık) (Mimsiz medeniyyet)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derari&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Parlak ve renkli yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derc&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçine alma, dahil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Kademe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dereke&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|(En) aşağı mertebe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Derk&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aşağı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ders&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Öğrenmek için muallimden azar azar alınan vazife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desais&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desatir&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Düsturlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Desise&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dessas&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hileci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deva&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devahi&lt;br /&gt;
|Dal-He-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Felaketler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Daireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devam&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deveran&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devlet&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ülke; Kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devr/Devir (Devre/Devire)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devran&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Devvar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Durmayıp dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deyn&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Borç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Deyyan&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Herkesin hesabını bilen Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dıyk/Dik&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dibace&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Giriş (yazısı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dikkat&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İncelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dimağ&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|Beyin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Din&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Hak yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinar&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Altın para (eski)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirayet&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Beceriklilik, iktidar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Küçük (gümüş) para birimi; 3,2 gram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Divan&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Büyük meclis; şiirlerin toplandığı kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diyanet&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Din işleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diyar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Dârlar, mekanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dua&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Yakarış, niyaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duha&lt;br /&gt;
|Dad-Ha-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kuşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duhan&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Duman; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Duhul&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçine girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dûn/Dun&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Durub&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Darbeler; Vermeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dut&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dühn&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Yağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düldül&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Dal-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;nin katırı (aslen kirpi demektir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dünya&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Yerküre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürer&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|İnciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürr&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|İnci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürus&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Dersler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dürzi&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Çok bozuk dalalet ehli (bir fırka)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düstur&lt;br /&gt;
|Dal-Sin-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|İlke, kural&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düvel&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Devletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eamm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Daha umumi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eb/Ebi/Eba/Ebu&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebabil&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Sürü, grup&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebad&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Boyutlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebatıl&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebced&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Cim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hesapta kullanılan harflerin ilk 4&#039;ü; bir hesaplama sistemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebdal/Abdal&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Evliyadan nuraniyet kazanmış bir taife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebed (Ebedi)&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sonsuzluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebeveyn&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Anne-Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ebevân olarak)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebkem&lt;br /&gt;
|Be-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Dilsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eblağ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Çok beliğ&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebleh&lt;br /&gt;
|Be-Lam-He (2)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebna&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Oğullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebrar&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Hayırlı insanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebsar&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebter&lt;br /&gt;
|Be-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Soyu kesik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebvab&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kapılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ebyaz&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Beyaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecanib&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yabancılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Takdir edilen ölüm vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Evet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecell&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|En üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Echel&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Daha (en) cahil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecinni&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Cinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecîr/Ecir&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Ücret karşılığı çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecl (Ecliyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sebep olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecla&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çok parlak, çok güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecmain/Ecmaun&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Cümlesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecmel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|En/daha güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecnas&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Cinsler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecnebi&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Başka milletten, yabancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecniha&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Taraflar, kanatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecr/Ecir&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sevap, karşılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecram&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Cansız cisimler; yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecsad&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecsam&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|(Seyyar) cisimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecvibe&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevaplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecyal&lt;br /&gt;
|Cim-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Soylar, nesiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ecza&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eda&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edat&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Yardımcı kelime&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eddai/Dai&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dua eden; çağıran; sebep olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eddifa&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunma (Gazete ismi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edebiyat&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Söz veya yazıyla güzel anlatma sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edep/Edeb&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edevat&lt;br /&gt;
|Elif-Dal-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Aletler, takımlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edib/Edip&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazar, gazateci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edille&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Deliller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ed&#039;iye/Ediye&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dualar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edna&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|En/daha alçak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edvar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Devirler, devreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edviye&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Devalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Edyan&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Dinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efal/Efal&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Fiiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efdal&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Daha faziletli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Fehimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efham&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Çok ulu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efkar&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eflak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Felekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efrad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Fertler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efsah&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|En açık(söz)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efvacen&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Grup grup&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehad (Ehadiyyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir; Tüm isimleri tek bir şeyde tecelli eden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehakk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Daha (En) haklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehass&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|En seçkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehavat&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kız kardeşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehemm&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Çok mühim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehemmiyet&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Önem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehibba&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Dostlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehl&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehlen&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hoşgeldin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehli (Ehliye)&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evcil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehliyet&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Yeterlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehram&lt;br /&gt;
|He-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|(Mısır) Piramid(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehva&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Nefsin arzuları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehval&lt;br /&gt;
|He-Vav-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Korkular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ehven&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Daha kolay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eimme&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İmamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekabir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük zatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekall (Ekalliyet, Laekal)&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Daha az(ı) (Azınlık, en azından)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekber&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|En büyük, daha büyük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekl&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yeme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekmeh&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-He (1)&lt;br /&gt;
|Anadan doğma kör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekmel&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|En mükemmel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekrad&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Kürtler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekrem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha/En kerim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekser&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ekvan&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış varlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|El&lt;br /&gt;
|Elif-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Belirlilik takısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elan&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şimdi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbab&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Be (2)&lt;br /&gt;
|Akıllar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbet (Elbette)&lt;br /&gt;
|Be-Te-Te (1)&lt;br /&gt;
|Kat&#039;iyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elem&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elf (Elfün)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Bin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elfaz&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Lafızlar, sözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alfabenin ilk harfi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elim&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı verici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elmas&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Sert karbon kristali&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elsine&lt;br /&gt;
|Lam-Sin-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Diller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eltaf&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Daha latif ve güzel; lütuflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elvah&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Levhalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elvan&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elveda&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Ayrılık sözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elzem&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Dahe/En gerekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emam&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Ön&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eman&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Eminlik, güvence&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Eminlik; korunması için verilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emare (Emarat)&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Alamet(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emced&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Şanı yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emel&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|İstek, arzu, ümit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emir/Emîr&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İdareci, reis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emkine&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Mekanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emma&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yoksa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emmare&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Şiddetle emreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emn (Emniyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güven&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emr/Emir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İş, buyruk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emraz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hastalıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emred&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Bıyığı yeni terlemiş genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emsal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer; hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emsile&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Misaller, atasözü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emtar&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Yağmurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emtia&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Ticaret malı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emvac&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emval&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Mallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emvat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emzice&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Mizaclar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enam/En&#039;am&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sure; küçük kitapçık; deve, sığır, koyun vb. hayvanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enam/Enâm&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enaniyyet&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Benlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enbiya&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ences&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Daha pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Endad&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Nidler, benzerler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ender&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çok nadir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ene&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Ben, ego&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfal&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Sure, ganimetler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfas&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefesler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enfüsi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|İnsanın maneviyatıyla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enhar&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Nehirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enin&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enkaz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Yıkıntı, kalıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ensal&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nesiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ensar&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Medineli sahabeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enseb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|En uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ente&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Te (1)&lt;br /&gt;
|Sen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enva&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Türler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Envar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enver&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|En nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbaa&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dört&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbab&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rabler; ustalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erbain&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|40 (günlük uzlet)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ercuze&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Mısraları kafiyeli, kısa ölçülü nazım; Hz. Ali&#039;nin kasidesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erfa&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Daha yüksek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha merhametli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erhâm/Erham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Rahimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erkan&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Rükünler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ervah&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ruhlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Erzel&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|En rezil; ömrün sonundaki acizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Es&#039;adekallah/Esadekallah (Es&#039;adekumullah/Esadekumullah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Allah seni (sizi) mutlu etsin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esalib&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|Üsluplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esami&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esamm&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Sağır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esaret&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Esirlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esas&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Temeller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esatir/Esatır&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Masallar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esbab&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Esbab bir perdedir. Çünkü izzet ve azamet öyle ister.&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esed&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Arslan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esef&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü, pişmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esefa&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Esefler olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eser&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İz, yapıt, kitap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esfel&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|En aşağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eshel&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|En kolay, daha kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Es&#039;ile/Esile&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sorular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esir&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yakalanmış, tutsak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kainatı dolduran latif madde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eslaf&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Öncekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eslem&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Daha selametli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esliha&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esmer&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Siyah(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esnaf&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Sınıflar; küçük zanaat ve sermaye sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esnam&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Putlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esrar&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esvab&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Giyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Esved&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Siyah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eş&#039;ar/Eşar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiirler&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kıllar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eş&#039;ari/Eşari&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|İtikatta bir hak mezheb&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşbah&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzerleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşcar&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ağaçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşedd&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Daha/En şiddetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşeff&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|En/Daha şeffaf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Meşguliyetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhas&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Şahıslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşheb&lt;br /&gt;
|Şın-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Ak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşhedü&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitlik ederim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşkal/Eşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Şekiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşkiya&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Şakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşmel&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Daha kapsamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşrar&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötüler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşrat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|İşaretler, şartlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|En (çok) şerefli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eşya&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etba&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyanlar, tabi olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etemm&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|En tam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etfal&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocuklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etibba&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Doktorlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etime/Et&#039;ime&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etraf&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Taraflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etrak&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Türkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ettahiyyatü&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Namazda oturuşta okunan dua&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Etvar&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tavırlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Euzu&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a sığınırım; Euzu billahimineşşeytanirracim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|Elif-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Veya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evail&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Çok önce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evamir&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evc&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Cim (1)&lt;br /&gt;
|En yüksek nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evfak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|En uygun, çok uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Vehimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evkaf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Vakıflar; Vakıflar idaresi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evkat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Zamanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evla&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Daha iyi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evla&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Birincisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evlad&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çocuklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evliya&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Veliler; idareci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evrad&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Virdler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evrak&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Belgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evsaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evsat&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Ortası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evtad&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Direkler, kazıklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evtar&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Saz telleri; Çift olmayanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Evvel (Evvela)&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Önce(likle); Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ey&lt;br /&gt;
|Elif-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Seslenme harfi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eyne&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Nerede&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eys&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Var (olma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eyzan/Eydan&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Bunun gibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eza&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Eziyet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ez&#039;af/Ezaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Daha zayıf; en zayıf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezan&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Namaz çağrısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezdad&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Zıtlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezel&lt;br /&gt;
|Elif-Ze-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Öncesi olmayan, Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezhan&lt;br /&gt;
|Zel-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zihinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezher&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Eziyet&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezkar&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezkiya&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Zekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezlem&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Daha zalim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezmine&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Zamanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezvac&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Eşler, çift&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezvak&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Zevkler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ezyal&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Zeyiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fa&#039;al/Faal&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Aktif; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faaliyet&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Aktivite&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Facia&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Çok acıklı olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Facir&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fadl/Fazl/Fazıl&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Kerem; Değer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahir/Fâhir (Fahire/Fâhire)&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kıymetli, şa&#039;şalı, iftihar edilecek değerde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahiş (Fahişe)&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Fazla; ahlaksız (kadın)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahl&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Vasıta-yı nesil erkek hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahm&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kömür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahr/Fahir&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme, iftihar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fahri&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Ücretsiz, karşılıksız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faide/Fayda&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yarar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faik&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fail&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İşi yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Riba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakat&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Ama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakd&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yokluk, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakih&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|Fıkıhta ileri kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakihe&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-He (2)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakir (Fakirane)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Yoksul&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakr&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Dayak aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falan/Filan&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Herhangi bir kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aslı &amp;quot;fulân&amp;quot;)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falik&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Tohumu çatlatan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fani (Faniye)&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Ölümlü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faraza&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farz edelim ki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farazi (Faraziyat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Var saymaya dayalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fare/Fa&#039;re&lt;br /&gt;
|Fe-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Bir hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farfara&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Ağız kalabalıklığı, şamata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fariğ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçmiş; çıkmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farik (Farika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fariza&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın emri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fark&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Başkalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fart&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faruk&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Hak ile batılı ayıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın emri olduğu kesin bir delille sâbit olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasık&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fâsıl/Fasıl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayıran, bölen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasıl/Fasl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Bölüm; Mevsim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasıla&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ara, aralık; Ayet sonu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasid/Fasit (Faside)&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasih&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Açık ve anlaşılır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fasile/Fasîle&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Takım, Familya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faş (Kökeni kesin değil)&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|Açığa çıkarmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatır&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı (Esma); Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fetheden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatiha&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;da Suresi; başlangıç&lt;br /&gt;
|(Kur&#039;an&#039;da sure adı başlığında geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fatin&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zeka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faysal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Kesin karar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazıl/Fâzıl (Fazıla)&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletli, üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazilet&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Üstünlük, meziyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fazla&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ziyade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fe&lt;br /&gt;
|Fe (1)&lt;br /&gt;
|Takip edatı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feci&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Çok acıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fecr/Fecir&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feda (Fedakar)&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bir şey uğrunda değerli şeyden vazgeçme (vazgeçen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fedai&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Serdengeçti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fehm/Fehim&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlayış, kavrama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fehva&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Anlam, mana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fekk&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayırma, açma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felah&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Sabah; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felaket&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Musibet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felç&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|İnme, nüzul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felek&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Gökyüzü, sema; talih, baht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felekiyat&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Sema ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felekiyyun&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Sema ilmi alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fels/Füls&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Ufak değerde para&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felsefe&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Akıl ve düşünme ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Felsefi&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Felsefeyle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fem (aslı Fah)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-He (1)&lt;br /&gt;
|Ağız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fen&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İlim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fena&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Fanilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fenni&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İlmî&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fer&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dal, şube, ikincil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feragat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Gönül açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feraiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farzlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feraset&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Zihin uyanıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferc&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Cinsellik, cinsel organ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferd (Ferdiyet)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kişi; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferec&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sıkıntıdan sonra ferahlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fer&#039;i/Feri (Fer&#039;iye/Feriye)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İkincil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferid (Feride)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Benzersiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferik&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Askeriyede fırka kumandanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferkadan&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|2 kutup yıldızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fersah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin-Hı (1)&lt;br /&gt;
|3 millik uzaklık ölçüsü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ferş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Zemin; yeryüzü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesad/Fesat&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozukluk, fitne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesahat&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Açık ve anlaşılır ifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fesh/Fesih&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Bozma, iptal etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetanet&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zekavet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feth/Fetih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fethetme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetk&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yarma, yarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetret&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|2 peygamber/hükümdar arasındaki süre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fettah (Fettâhiyet)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın her şeyi açan anlamında ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fettan (Fettane)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Fesat veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fetva&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Sorunun şer&#039;î cevabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevahiş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Kötülükler; Fahişeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevaid&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Faydalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevasıl&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Fasılalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevc&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Grup&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feveran&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Coşma, galeyana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevk (Fevkalade)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üst (Olağanüstü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevt&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Kaybetme, kaçırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevvar (Fevvare)&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Fıskiye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevz&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fevza&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Kargaşa, anarşi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyekun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|(O da) Olur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyh&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Yaz sıcağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Felsefe alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyyaz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyiz veren; Sonsuz feyiz veren Allah (esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feyz/Feyiz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Bolluk; manevi istifade&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fezleke&lt;br /&gt;
|Fe-Zel-Lam-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Hülasa, özet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkdan&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yokluk, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkh/Fıkıh (Fıkhi)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|İslami ilim (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıkra&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kısa yazı, bahis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Fırkalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Pişirme yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırka&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Gurup, parti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırsat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Uygun durum ve zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fısk&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Fenalık, ahlaksızlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtr/Fıtır&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Ramazan bayramı (îd-i fıtr)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtrat (Fıtraten)&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratılış(ça)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fıtri&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yaratılıştan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fi/Fî&lt;br /&gt;
|Fe-Ye (1)&lt;br /&gt;
|İçinde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidda&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Gümüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidye&lt;br /&gt;
|Fe-Dal-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Esaretten kurtulma bedeli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fihris/Fihrist&lt;br /&gt;
|Fe-He-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İçindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikr/Fikir&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikret&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fikri&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Fikirle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fil&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bir hayvan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fi&#039;l/Fiil&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Eylem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fincan&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firar&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firari&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firaş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fir&#039;avn/Firavun&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Mısır hükümdarı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firdevs&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Cennet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Firkat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fistan&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Te (1)&lt;br /&gt;
|Süslü (kadın) elbise(si)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fitil&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Pamuk şerit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fitne&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Karışıklık, fesat; imtihan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuad/Fuat&lt;br /&gt;
|Fe-Elif-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kalp, Gönül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuhş/Fuhuş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuhul&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Önde gelen kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fukaha&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-He (3)&lt;br /&gt;
|Fakihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fukara&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Furkan&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Hak ile batılı ayıran; Kur&#039;an&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fusaha/Füseha&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Fasih kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fussilet&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayırt Edilmiş; Sure Adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fusul/Fusül&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Fasıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Futur&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yarık, çatlak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fuzuli (Fuzuliyane)&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Gereksiz (şekilde), fazla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füccar&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Günahkarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füc&#039;eten/Füceten&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Ansızın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fücur&lt;br /&gt;
|Fe-Cim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksızlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fünun&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fürce&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Aralık, fırsat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füru&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Fer&#039;ler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füruat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Füru&#039;lar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fütuhat&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fetihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fütur&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Usanç, gevşeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füyuz (Füyuzat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gabavet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Anlayışsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gabi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Anlayışsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaddar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Acımasız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gadr/Gadir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haksızlık, acımasızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaffar/Ğaffar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affeden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafil&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Gaflet içinde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafir/Gafîr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaflet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Habersizlik, düşüncesizlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gafur/Ğafur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affeden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gai/Gaî (Gaiye/Gaiyye)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gayeye ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaib/Kayıp&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen, bulunmayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaile&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Büyük dert veren olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gala/Galâ&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Pahalılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Yanılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galebe&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galeyan&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Taşkınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gali/Gâlî&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Pahalı, kıymetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galib/Galip&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galiba&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Çoğu zaman, tahminen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Galiz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Çirkin, kaba&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Katı, ağır anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Tasa, keder&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gamgama&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ğayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Haykırma, savaşanların bağırtısı, mırıldanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gamız/Gamiz/Gâmiz/Gâmız&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Anlaşılması güç, derin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ganem&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Koyun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gani/Ganiyy&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zengin; her şeye sahip olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ganimet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Savaş kazancı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Mağara&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garabet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gariplik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gariplikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaz/Garez&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Kötü niyet, kasıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garb/Garp (Garbi)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Batı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yağmalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garik&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Batmış, boğulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garip&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gurbette olan; acayip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gariz (Gariziyye)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gark&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Boğulma, batma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gars&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Dikme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasıb (Gasıbane)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gasbeden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasil/Gasl&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sin-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yıkama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gasp/Gasb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Zorla alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaşiy/Gaşy&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kendinden geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Çukur dibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavs&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gavvas&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Dalgıç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görülmeyen, idrak edilmeyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaybet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Hazırda bulunmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaybubet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Görünmeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaye&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Amaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Pek çok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayr/Ğayr&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|(Olumsuzluk ekidir) Başkası, diğeri, dışında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayret&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Çaba; yabancılardan koruma duygusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayya&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Çukur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayyur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Gayretli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gayz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Öfke&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz (Gazat)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Maddenin buhar hali; bu haldeki maddeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaza&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Din uğruna savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazab/Gazap/Gadab/Gadap&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Öfle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazanfer/Gazenfer&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kahraman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazavat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gazalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Savaşa katılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazve&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Din uğruna savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıbta&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|İmrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıda&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gılaf/Kılıf&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Koruyucu örtü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıll&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hileli olma, aşırı kin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gılman&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gulamlar, Cennet hizmetçileri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gına&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Zenginlik; şarkı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gış&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Hile, aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gışavet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Örtü, perde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıta&lt;br /&gt;
|Ğayn-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Perde, örtü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıyab&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Arkası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıyas&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım eden; yardım çağrısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gıybet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Arkasından konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gubar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Toz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gufran&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın affetmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gul (Hayal gul, Gulyabani)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Hortlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gulam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Genç, delikanlı, hizmetçi, köle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gulat&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Aşırı bağlılar, taşkınlık edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guluvv&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gumum&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Gamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gumuz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Derinlikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guraba&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Garipler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurbet&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Vatandan uzaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurema&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Alacaklılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurub/Gurup&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Güneşin/Yıldızın batması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gurur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kendine güvenme&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Aldatma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusn/Gusun&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gussa (Boğazı tıkayan anlamında)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı, tasa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusun/Gusûn&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dallar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gusül/Gusl&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sin-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Boy abdesti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Guyub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gayblar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ğaşiye&lt;br /&gt;
|Ğayn-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı; cehennem ateşi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habab/Hubab&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Su üstündeki kabarcıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habaset&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Murdarlık, pislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habbe&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Tane, tohum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haber&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Söylenen veya aktarılan söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habib (Habibullah)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgili (Allah&#039;ın en sevdiği Peygamberimiz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Her şeyden haberdar olan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habis (Habise)&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Pis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habl (Hablullah)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|(Allah&#039;ın) İp(i)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Habt&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Susturulmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacalet&lt;br /&gt;
|Hı-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Utanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacamat&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kan aldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacc&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Farz seyahat ibadeti; Kur&#039;an&#039;da bir sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haccam&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hacamat yapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacer&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacer (Hacerül-Esved)&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|(Kabe&#039;deki) Taş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacet (Hacat)&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacı (Aslı Hâc)&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Hacca gitmiş kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacim&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kapladığı alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hacz/Haciz&lt;br /&gt;
|Ha-Ce-Ze (1)&lt;br /&gt;
|El koyma, engellenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadaret&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Medeniyet, şehirlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadd&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadeka&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Gözün siyah kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hademe&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmetçi, yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hades&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Abdesti bozan durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet eden Allah (Esma); hidayete ermiş kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadid&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Demir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadika&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Bahçe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadim&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadim/Hedim&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkan, yıkıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadîs/Hadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sözü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâdis/Hadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Yeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadise (Hadisat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Olay(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hadravat&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Yeşillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hads&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Delilden neticeye sür&#039;at-i intikal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Muhafaza melekleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafız (El-Hafız)&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Tüm Kur&#039;an&#039;ı ezberlemiş kişi (Çok hadis bilen alim; Koruyan Allah)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafıza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Hatırlama latifesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafi (Hafiye)&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizli (casus)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafid&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Erkek torun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafif&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Ağır olmayan, yeğni&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafiz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın her şeyi muhafaza eden anlamında ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hafriyat&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kazılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haib&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Be (2)&lt;br /&gt;
|Ümitsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hail&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Perde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hain&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İhanet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hain&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Hıyanet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haiz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Sahip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakaik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hakikatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakaret&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Küçük düşürme, küçük düşürücü söz; aşağı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Kainatın hikmetli hükümdarı olan Allah; arabulucu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakikat&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Asıl ve gerçek durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakiki&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakîm/Hakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Her işi hikmetli Allah; ilm-i hikmet alimi, doktor&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâkim/Hakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Her şeye hükmeden Allah; en üst yönetici; yargıç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakir&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Doğru, gerçek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakk (etmek)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Oymak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakka&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Kıyamet; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hakkan (Hakkaniyet)&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçekten (Haklılık)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hal&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Durum; şimdiki zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hal&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Tahttan indirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hala&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Babanın kız kardeşi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Teyze anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâlâ/Hala&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şimdide, şu anda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|kurtulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halavet&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Tatlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hale&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ay ve güneş etrafında görülen parlak daire&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halecan&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Kalp çarpıntısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halef&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Sonra gelen, yerine geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halel&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Bozukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halen&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Şimdide, şu anda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halet&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Durum, hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Half&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Arka&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halık&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hali&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haliç&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Denizin karaya girintisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haliçe&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Halı, kilim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halife&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|İdare etme görevlisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halik/Helik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Mahvolan, helak olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halil&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Dost&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halim&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yumuşak başlı; Hemen cezalandırmayan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halis (Halise)&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Saf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halita&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Boğaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılmışlar; yarat(ıl)ma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halka/Halaka (Halakat)&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|İçi boş yuvarlak(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hall&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hallaç&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Pamuğu didikleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hallak&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halt&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halvet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Tenha yerde yalnızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamakat&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamam&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Banyo, plaj&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamaset&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Kahramanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamd&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övgü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamdele&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a şükür cümlesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamele&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamız (Hamız-ı karbon)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Ekşi (karbon dioksit)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâmî/Hami&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Koruyan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (erkek deve anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâmid/Hamid&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Hamdeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamîd/Hamid (Hamide)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmeye layık; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamie&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Çamurlu, hararetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamil (Hamile)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyan (Gebe)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamis (Hamisen)&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beşinci (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamiş&lt;br /&gt;
|He-Mim-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Sayfa kenarı notu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamiyet&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Mukaddes şeyleri koruma duygusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haml&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Yüklenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamle&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Hücum, atılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hammal (Hammale)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Taşıyıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamra&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hamse&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hançer&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Cim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kısa bıçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanif&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Hz. İbrahimin dininden, muvahhid&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanin&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hannan&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Rahmetlerin latif cilvesini gösteren Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hannas&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Sinsice saldıran (şeytan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanzale&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Zı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Zakkum; acı meyveli bir bitki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hanzele&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Zı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ebu Cehil karpuzu diye bilinen bitki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hap&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|İlaç tanesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haps/Hapis (Hapishane)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Tutma, alıkoyma (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harab/Harap (Harabe)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Yıkılmış (yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yasak, günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hararet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Isı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harb/Harp&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harc/Harç (Harc-ı rah, Harçlık)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Vergi, ödenen para; kum ve çimeto karışımı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harcamak&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Sarfetmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hardal (Hardale)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Dal-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Küçük tohumlu bir bitki, hardal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harec&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hareke&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an harflerini okutan işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hareket&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Konum değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harem (Haremlik)&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kabe ve çevresi; bir erkeğin karısı; evin ev halkına/kadınlara ait kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haremeyn&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Mekke ve Medine mescidleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sesleri gösteren işaret&lt;br /&gt;
|align=center|+ (taraf anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harfiyen/Harfiyyen&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Harfi harfine, değişiklik yapmadan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harici&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;ye isyan edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hariç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Dış(ında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yangın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harika&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hayret uyandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harim&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Özel bölge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haris&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Hırslı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Yeryüzü krokisi (Yunancadan geçme)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hark&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hark&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hars&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Se (1)&lt;br /&gt;
|Kültür (Bu kelimeye bu anlam ilk olarak Ziya Gökalp tarafından atfedilmiştir)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ekin anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasaret&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hüsran, zarar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasat&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Ekin biçme vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasb/Haseb&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet; yeter (hasb)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasbi (Hasbeten lillah)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Karşılıksız (Yalnız Allah rızası için)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hased&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kıskançlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasen&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasene&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Sevap, iyi iş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Tutulma, örtülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasıl (Hasıla)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma, meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasılat&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Gelirler, kazançlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasib&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Kullarını ahirette hesaba çeken Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasid&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Haset eden, kıskançlık eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasin&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasir&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hüsrana uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasis&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Değersiz; cimri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haslet&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Ahlak, huy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasm/Hasım&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasna&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel (kadın)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasr/Hasır&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Ayırma, verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasret&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Özlem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasretâ&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yazık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hass (Hassa)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Özel&lt;br /&gt;
|align=center|+ (sadece anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hassas (Hassase)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duyarlı, ince&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasse&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duyu (organı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hasud&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Çok haset eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hâşâ/Haşa&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Allah saklasın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşere (Haşerat)&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Zararlı küçük hayvan(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşhaş&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Hı-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Çok sayıda küçük tohumu olan bir bitki, afyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşin&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sert&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşmet&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Büyüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşr/Haşir&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|(Öldükten sonra) toplanma; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haşyet&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Korku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Çizgi, yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hata&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatab&lt;br /&gt;
|Ha-Tı-Be (1)&lt;br /&gt;
|Odun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatar&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tehlike&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatem&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Mühür, son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatf (Hatfe)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Yakalama, kapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatır (Hatıra, Hatırat)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Zihin; zihinde kalan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatiat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatif&lt;br /&gt;
|He-Te-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Sesi işitilen kendi görülmeyen cin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatif&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Sesi gelen, kendi görünmeyen cin; gözü alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatime&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatip/Hatib&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Konuşmacı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatm/Hatim&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Kitabı tamamen bitirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatme&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Baştan sona bitirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatta&lt;br /&gt;
|Ha-Te-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üstelik, bile&lt;br /&gt;
|align=center|+ (-e kadar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hattat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Güzel yazı yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hatve&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Adım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hava&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Atmosfer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havadis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadiseler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havale&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Başkasına ısmarlama, gönderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havali&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Etraf, çevre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havari (Havariyyun)&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hz. İsa&#039;ya ilk iman eden(ler); yardımcı(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havaric&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hariciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havass&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havass&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Toplumun üst kesimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havf&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havi&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçeren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havl&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Etraf, çevre; güç, kuvvet; sene&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Sene anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havsala&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Anlayış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havz/Havuz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Su toplanmış yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Havza&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Mıntıka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Utanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayal (Hayalat)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Zihinde tasarlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayat&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Yaşam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haybet&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Be (2)&lt;br /&gt;
|Mahrum kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haydud/Haydut&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yol kesen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayfa&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yazık!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayme&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Çadır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayr/Hayır&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İyilik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayran&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşkın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayrat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayret&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayse (beyse)&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Şöyle mi böyle mi diye kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haysiyet&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Se (1)&lt;br /&gt;
|İtibar; derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayt&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İp&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayvan/Hayevan&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Hareket eden canlı; insan dışındaki hareket eden canlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayy&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Canlı; Allah2ın hayat sahibi ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayyal&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal aleminde gezen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayyat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Terzi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hayz/Hayız&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Kadınlarda aybaşı hali&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haza&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Bu, şu, o&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazain&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Hazineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazakat&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uzmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazer&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Sakınma, dikkat etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazf/Hazıf&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kesme, atma, kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazık&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uzman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazım/Hazm&lt;br /&gt;
|He-Dad-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sindirim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazır&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Göz önünde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazin&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntü verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kıymetli şey saklanan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazret&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Büyük zatlar/mukaddesat için kullanılır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hazz&lt;br /&gt;
|Ha-Zı-Zı (2)&lt;br /&gt;
|Zevk&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Pay anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heba&lt;br /&gt;
|He-Be-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Boşu boşuna (giden)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Toz anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heca/hece&lt;br /&gt;
|He-Cim-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Hece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet, hediye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedaya&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hediyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedef&lt;br /&gt;
|He-Dal-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Nişan alınan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heder&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Boşa gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hediye&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Armağan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hedm&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkma, bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hekim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Doktor (hakîm kelimesinin bozulmuş hali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hel&lt;br /&gt;
|He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|mı? mi? soru harfi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Ölme, bitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helaket&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Yıkılma, mahvolma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helal&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Dinen izin verilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helümme Cerra&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Var, kıyas eyle!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Helva&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Tatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemec&lt;br /&gt;
|He-Mim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Ahmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemheme&lt;br /&gt;
|He-Mim-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hava sesi, mırıldanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hemze&lt;br /&gt;
|He-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Harekeli elif&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kışkırtma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hendek&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Dal-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yarık toprak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hendese&lt;br /&gt;
|He-Nun-Dal-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Geometri, mühendislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Herc&lt;br /&gt;
|He-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Karışıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Herif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Adi adam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hesap (Aslı hisab)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Aritmetik, sayılarla işlem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heva&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Nefsin zararlı istekleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heves&lt;br /&gt;
|He-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İstek, arzu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hevheve&lt;br /&gt;
|He-Vav-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yaprak sesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heybet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Saygı ve korku uyandıran durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyecan&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Ani değişiklik nedeniyle histe şiddetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyet/Hey&#039;et (Hey&#039;at/Heyat)&lt;br /&gt;
|He-Ye-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Durum, grup (çoğul), biçim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyhat&lt;br /&gt;
|He-Ye-He-Elif-Te (1)&lt;br /&gt;
|Yazık, ne kadar uzak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heykel&lt;br /&gt;
|He-Ye-Kef-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Çeşitli malzemeden yapılmış insan veya hayvan şekli; cismani beden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|He-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Şekilsiz madde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezecat&lt;br /&gt;
|He-Ze-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Hoş ve nağmeli ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezeyan&lt;br /&gt;
|He-Zel-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Saçmalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hezl/Hezel (Hezeliyat)&lt;br /&gt;
|He-Ze-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Şaka, mizah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıfz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Ebzerleme, koruma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıllet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Kardeşlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hımye&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Perhiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıns&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Se (1)&lt;br /&gt;
|Bozma (yemini); günah&lt;br /&gt;
|align=center|+ (günah anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hınzır&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Ze-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Domuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırhır (Hırhıra)&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Hı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kedi sesi; rüzgar uğultusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırka&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Bir üst giysisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırpalamak&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Yıpratmak (Kökeni kesin değildir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırs&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Açgözlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırsız&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Çalan kişi (Hayırsız kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hırz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sığınılacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısal&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Hasletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısn&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kale&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hısset/Hisset&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Aşağılık; cimrilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyanet&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Hainlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyanet&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sözünde durmayıp aldatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıyatat&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Dikiş sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hızır/Hıdır&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Oturduğu kuru yer yeşerdiği için bu isim verilen büyük zat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hızlan&lt;br /&gt;
|Hı-Zel-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Rezilliğe düşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hibre (Ehl-i Hibre)&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İç yüzünü bilme (Bilirkişiler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicab&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Utanma; perde&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicr&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicran&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ebedi ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicret&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Göç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicri&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin hicretiyle başlayan takvim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hicv/Hiciv&lt;br /&gt;
|He-Cim-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Alay etme, yerme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidayet&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın gösterdiği doğru yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidemat&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hiffet&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafiflik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikaye&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Öykü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hikmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hikmet&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|(Gizli) gaye; Hâkimlik; bir ilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Aykırı, ters&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilafet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halifelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilal&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yay şeklindeki yeni ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hil&#039;at/Hilat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Aldatmaca&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çare anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilkat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hilm/Hilim&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yumuşak başlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himaye&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himem (Himemat)&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Himmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Himmet&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Gayret, çalışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hîn/Hin&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|His (Hissiyat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Duygu(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hisse&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Pay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hitab (Hitabat/Hitabet)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Söz söyleme (sanatı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hitam&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hiza&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Aynı sıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hizb/Hizib/Hizip&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Be (2)&lt;br /&gt;
|Grup; dua parçası; Kur&#039;an&#039;da 5 sayfalık kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hizmet&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Sorumlu olunan iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hokka&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Küçük kap (gaz, mürekkep vb. için)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hortum&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İnce uzun boru (şeklinde olan şey), burun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hubb&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hububat&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Habbeler, taneler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hucurat&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hud&#039;a/Huda&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Hile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hudud&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hudus&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Sonradan olma; bir kelam delili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huffaş&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Yarasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hukuk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Haklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulefa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Sözünde durmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulud&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Devamlılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulul&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulus&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Safiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulüv&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humaka&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humar&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İçki ertesi baş ağrısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humk&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humma&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Ateşli hastalık; hararet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hums/Humus&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Beşte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humud&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Ne harama ne helale isteği olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Humuz (Humuza, Müvellüd-ül Humuza)&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Ekşilik (Oksijen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hunnes&lt;br /&gt;
|Hı-Nun-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Gece görünüp gündüz görünmeyen (yıldız)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hur/Huri&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cennet kızı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hurafe&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Uydurma söz/düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hurmet/Hürmet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yasaklama, saygı gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huruc&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Çıkış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huruf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husuf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Ay tutulması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husul&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme, ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husumet&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Husus (Hususi)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Konu, mevzu (Özel)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huşu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Şın-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Sevgiyle karışık korku&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Kuru, nebatsız anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hut&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Büyük balık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutame&lt;br /&gt;
|Ha-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutbe&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yapılan konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huteba&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Hatipler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutur&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatıra gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutut&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Hatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hutuvat&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Adımlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huyut&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İpler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Al&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Dad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzur&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazır olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Huzuzat&lt;br /&gt;
|Ha-Zı-Zı (2)&lt;br /&gt;
|Hazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüccac&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Hacılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüccet&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Büyük delil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüceyre&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Canlı hücresi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hücre&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Oda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hücum&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüddam&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet edenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüdhüd/hudhud&lt;br /&gt;
|He-Dal-He-Dal (1)&lt;br /&gt;
|İbibik kuşu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükema&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Filozoflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükkam&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hâkimler, devlet adamları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüküm (Hükümdâr)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Karar, emir, yargı (Yönetici)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hükümet&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Bakanlar heyeti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hülasa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Özet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hülle/Hulle&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hümeze&lt;br /&gt;
|He-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hür&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Özgür&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hürriyet&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Özgürlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsn/Hüsün&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzellik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsna&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüsran&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Beklenene ulaşamamaktan gelen hüzün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüve&lt;br /&gt;
|He-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Arapça&#039;da &amp;quot;O&amp;quot; (3. tekil şahıs)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüviyet&lt;br /&gt;
|He-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kimlik, mahiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hüzn/Hüzün&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Irk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Soy, kök, damar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Irz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Iskat&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşürme, hükümsüz bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Islah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Düzeltme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Israr&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Üsteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Istıfa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Ayıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Istılah&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Uygun bulma; terim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Itlak (Alelıtlak)&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Sınır koymama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Itnab/İtnab&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sözü uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ittıla&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Haberdar olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ittırad&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ahenk, düzenlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Izdırap/Iztırap&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Maddî veya mânevî acı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Izrar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Iztırar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Çâresizlik, mecbûriyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İade&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Geri verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İade&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Geri verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İane&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İaşe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Beslenme, geçindirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbad&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbadet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kulluk, emir ve yasağa uyma davranışı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbaha&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Mübah (helal) kılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbare&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Metin, yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbaret&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Meydana gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbda&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yoktan yaratma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbham/İpham&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kapalı bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbka&lt;br /&gt;
|Be-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Baki kılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İblağ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Ulaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İblis&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Şeytan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrani&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Yahudiliğe ait; bir lisan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbraz&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Gösterme, sunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbre&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İğne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbret&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Düşündürücü ders&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrik&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Ra-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Su kabı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbrik&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Kap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtal/İptal&lt;br /&gt;
|Be-Tı-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Batıl kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtida&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Başlangıç(ta)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtihac&lt;br /&gt;
|Be-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbtila/İptila&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|İmtihan, tiryakilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcab/İcap&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcabet&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevap (karşılık) verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcad/İcat&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yoktan var etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcar&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kira (parası)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;caz/İcaz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Mucizevilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcaz/Îcaz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Az sözle çok şey anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcazet&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İzin, diploma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcbar&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcl&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Buzağı, dana&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcma&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Fikir birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcmal&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İcra (İcraat)&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yürütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctihad/İçtihad/İçtihat&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Hüküm çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctima/İçtima (İctimai, İctimaiyyat)&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma/toplumsal/toplumbilim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctinab/İçtinab&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Sakınmak, uzak olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İctisar&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Cesaret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İd/Îd&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Bayram&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdad/İ&#039;dad (İdadiye/İ&#039;dadiye)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Hazırlık, hazırlayıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdam/İ&#039;dam&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdame&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Sürdürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdare&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Çekip çevirmek, yönetim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İddia&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Savunulan düşünce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İddihar&lt;br /&gt;
|Zel-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç için saklamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdhal&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Dahil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdlal&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Saptırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdman&lt;br /&gt;
|Dal-Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Alıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdrak&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfaza&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyz verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İffet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|(Cinsel açıdan) Ahlaklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfham&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|İkna edip susturmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İflas&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Borcunu ödeyemecek duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfna&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Fani kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrağ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Başka şekle sokma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çokta aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfraz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Dışarı atmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfrit&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Güçlü bir cin taifesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfsad/İfsat&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfşa&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|Açığa çıkarmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İfşaat&lt;br /&gt;
|Fe-Şın-Elif (3)&lt;br /&gt;
|İfşalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftar&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Oruç açma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftihar&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftikar (İftikarat)&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fakirliğini bilme ve gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftira&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Bir kimseye aslı olmayan bir suç yükleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftirak&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftiras&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Avını parçalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İftitah&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Başlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğbirar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kırılma, gücenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğdab&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Öfkelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğfal&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğlak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|(Manaca) Kapalılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğmaz&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Göz yumma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İhtiyaç duymama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğtinam&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Fırsat (ganimet) bilmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İğva&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Azdırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhafe&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhanet&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Hainlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhanet&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Arkadan vuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhata&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevreleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhda&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hediye etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhdas&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Ortaya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhfa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hakkını verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Helak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlal&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|zarar verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhlas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İçtenlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhraç/İhrac&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Çıkartma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhrak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hacda bazı şeyleri kendine haram kılma; hacı elbisesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhraz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, erişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Nimetlendirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhsas&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hissettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtar&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatırlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhticac&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Delil Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtida&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayete erme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtifa&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtifal&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Merasim, toplanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtikar&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Stokçuluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Fikir ayrılığı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilal&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Devrim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtilat&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtimal&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olabilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtimam&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Özen gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtira&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Yeni buluş; hiçten yaratma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtirak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiram&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiras&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Aşırı istek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiraz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtisar&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtisas&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Uzmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtişam&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Göz kamaştırıcı gösteriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtitam&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Sona erme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiva&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyaç&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Gereksinim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Seçme (kuvveti); yaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtiyat&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Tedbirli olma, yedek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhtizaz&lt;br /&gt;
|He-Ze-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Titreme, sallanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhvan&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|(Erkek) kardeşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhvet/İhveh&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeşler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Hayat verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İhzar&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İka&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Meydana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkab&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Azap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkame&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|(Bir şeyin yerine) yerleştirme, oturtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Oturma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkbal&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Baht açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkdam&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Gayretle çalışma; bir gazete&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hava durumları etkisi; diyar, ülke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkmal&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkna&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kabul etme/ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkra&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Oku&amp;quot; emre; Sure adı (diğer adı Alak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkrah&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Zorlama; iğrenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkram&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyilik, lütuf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkramiye/İkramiyye&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Ödül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İkrar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kabul etme, itiraf etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok etkili ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktibas&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Alıntı (yapma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktida&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktidar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Güç, kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktifa&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterli görme, kanaat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiham&lt;br /&gt;
|Kaf-Ha-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Zorluğu aşmak, dayanmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|İki şeyin aynı anda gelmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisa&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Giyme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisab&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisar&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kısaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktisat/İktisad&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Tutum, itidal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İktiza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İla&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Ye (2)&lt;br /&gt;
|...evride ve şerayin ve sair a&#039;sablarda, hem senin nev&#039;inde, ilâ âhir..&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İla/İ&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükseltme, yüceltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlaç&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Deva&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlah&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|Tanrı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlam/İ&#039;lam&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bildirme, bildirilen şey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (dağ anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlan/Îlan/İ&#039;lan&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlave&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlbas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giydirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlca&#039; (İlcaat)&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Mecbur etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlga&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhad&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik, haktan sapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhah&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Zorlama, aşırı ısrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlhak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlham&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından kalbe gelen mana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlka (İlkaat)&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Koyma, atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlla&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Hariç, ancak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İllet/İlle&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Temel sebep/Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlliyin/İlliyun&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Cennetin en yüksek derecesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlm/İlim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlsak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yapışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltibas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltica&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltifat&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İlgi gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltihab&lt;br /&gt;
|Lam-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Alevlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltihak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Katılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltiham&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Kaynaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltimas&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Risa, yapılmasını isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltisak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Bitişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İltizam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli görme, taraftar olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İlzam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Susturma, iltizam ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmad&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Direk, esas&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmal/İ&#039;mal&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapma, üretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmale&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meylettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmam&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmame/Amame&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Sarık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmamet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Liderlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İman&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İm&#039;an/İman&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Dikkatle bakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmar&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmaret&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Bayındırlık, memurluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmaret&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Memurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmate&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Öldürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmdad/İmdat&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmha&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmhal&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Süre verme, erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmkan&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Mümkün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmla&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yazılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmrar&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmsak&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Oruca başlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtihan&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sınav&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtina&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İmkansızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtinan&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Minnet etme, iyilik yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtisal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtiyaz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrıcalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtiyazat&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Kapitülasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmtizac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Uyuşma, kaynaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmza&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Onay yazısı veya işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İn/În&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Ceylan gözlü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnabe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnad/İnat&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Israr, ayak direme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İn&#039;am/İnam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnayet&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnbat&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Filizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnbisat&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncila&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlama, cilalanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncimad&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncirar&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Varma, ulaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncizab&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnd (İndinde)&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Yan(ında), nezd(inde)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İndi/İndî&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sübjektif, kendince&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfak&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Nafaka verme, geçimini sağlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfaz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfial (İnfialat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Etkilenme; Gücenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfikak&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayrılma, kopma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfilak&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Patlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfirad&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek kalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfisal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnfitar&lt;br /&gt;
|Fe-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yarılma; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhidam&lt;br /&gt;
|He-Dal-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıkılma, çökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhilal&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhiraf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhisaf&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Perdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhisar&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tek bir şeyle sınırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnhizam&lt;br /&gt;
|He-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Bozulma, dağılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnidam/İn&#039;idam&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnikad/İn&#039;ikad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kurulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnikas/İn&#039;ikas&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkar&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Reddetme, olmadığını söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkaz&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkaz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıbaz&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkılap/İnkılab&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Devrim, dönüşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıraz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Sönme, yıkılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkısam&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkışa&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Şın-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Manilerin kaybolup havanın açması&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıta&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıyad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkıyad/İnkiyad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkisaf&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Tutulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkisar&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kırılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnkişaf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma, ilerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnni&lt;br /&gt;
|Elif-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Muhakkak ki ben&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İns (İnsi)&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|İnsan (ile ilgili), Âdemoğlu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsaf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Önyargısız gerçeği kabullenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|İnsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsibab&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Dökülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsibağ&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ğayn (2)&lt;br /&gt;
|Boya(la)nma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsicam&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Pürüzsüz düzgünlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsilah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Soyulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnsilak&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yola girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşa (İnşaat)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Meydana getirme (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşaallah/İnşallah&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Allah dilerse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşad&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Şiir okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yarılma; türeme; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnşirah&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Ferahlanma; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntac&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Netice vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntak&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntıba&#039;/İntiba&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Görüş, etki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntibah&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanma, ayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntibak&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntifa&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Faydalanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntifa&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Yok olma, sönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntiha&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihal&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Başkasının eserini kendine maletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntihar&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kendini bilerek öldürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntikam&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Öç alma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntisab&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntişar&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayılma, dağılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntizam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İntizar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gözleme, bekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzal&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İndirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sakındırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzicar&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çekilme, vazgeçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnzimam&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Eklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İnziva&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bir köşeye çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İ&#039;rab/İrab/İrap&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kelimenin son harf ve hecesinin değişmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrad&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söyleme, getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrade&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dileme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrae&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrae&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Göstermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İras&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Vermek, sebep olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İraz/İ&#039;raz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|yüz çevirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrca&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yöneltme, dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrfan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Akıl ve tecrübenin birlikteliğinden doğan zihni kemal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrhasat&lt;br /&gt;
|Ra-He-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizden önceki ona işaret eden harikulade haller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrs (İrsiyet)&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Se (1)&lt;br /&gt;
|Miras&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrsal&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Gönderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrsiyet&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras, varislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrşad&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtibat&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlantı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtica&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Geri dönme, gericilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrticac&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Sarsıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtical (İrticalen)&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Hazırlıksız (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtidat&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dinden dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtifa&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtihal&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ölme, göçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtikab&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|İşleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrtisam&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmedilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrza&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Razı etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İrzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsa (İsevi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Peygamber&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsabet&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Doğru yere varma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsad/İs&#039;ad&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İs&#039;af/İsaf&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Kabul edip yerine getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsar&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Muhtaçken başkasına vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsbat/İspat&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Kanıtlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İska&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Sulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskan&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yerleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İslam (İslamiyet)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hak din&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsm/İsim&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Ad&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsma&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsmar&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Meyve (olarak) vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsmet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Masumluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsna (aşer)&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|(On) iki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsnad/İsnat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsr&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Yol, iz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsra&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Gece yürüyüşü; sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsraf&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Gereksiz harcama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Boşa harcama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiab&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|İçine alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiane&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiare&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet almak; bir kelimenin manasının geçici olarak farklı kullanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiaze&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a sığınma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibad/İstib&#039;ad&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Akıldan uzak görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibdad&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Despotluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstibşar&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstical/İsti&#039;cal&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Acele etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsticvab&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Sorgulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstida&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Dilekçe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidad/İstidat/İsti&#039;dad&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabiliyet, hazır olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidbar&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yüzünü çevirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidlal&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Delil getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstidrac/İstidraç&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Dinden uzak kişilerdeki harikuladelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifa&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Ayrılmak, affını istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifade&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Fayda görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifaza&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyz alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifham&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Sorma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifra (İstifrağ)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Kusma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifsar&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Açıklama isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstifta&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Fetva isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstigase/İstiğase&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğfar&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Af dileme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğna&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;tan başkasına el açmama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğrab/İstiğrap&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Garipseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiğrak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Dalma, batma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihale&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Bir halden başka hale geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihare&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayır rüyasına yatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihare&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Hayır anlama namazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihbab (İstihbabi)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Güzel sayma, güzel kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihbar&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber sorma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihdaf&lt;br /&gt;
|He-Dal-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Hedef edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihdam&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmet ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihfaf&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafife alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hak edilen, hak kazanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkam (İstihkamat)&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihkar&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Hüçük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlaf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Halife bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlak&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Yiyip bitirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihlal&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Hayırlı başlangıca delil olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihraç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Manayı çıkarıp deliliyle gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihsal&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihsan&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihya&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Haya etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihza&lt;br /&gt;
|He-Ze-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Alay etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstihzar (İstihzarat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlık(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yön; doğru yol üzerinde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikbal&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılama; Gelecek (zaman); yüzünü dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiklal&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Bağımsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikmal&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz ve tam olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikra&#039; (İstikra-i tam)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Umumi araştırma (Tümevarım)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikrah&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikrar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlı duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstikzar&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çirkin görmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstila&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Kaplama, ele geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstila/İsti&#039;la&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükseltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilhak&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Kendinden olduğunu kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilzam&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstilzaz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstima&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimal/İsti&#039;mal&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kullanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimdad&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimrar&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Devam etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstimzac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Kaynaştırma, uyuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinabe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Başka yer mahkemesinin işleri yürütmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinad/İstinat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinaf&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Baştan başlama; ayrı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinas&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinbat&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Hüküm çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinca&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Tuvalet sonrası suyla temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinkaf&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çekinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinkar&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstinsah&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopyasını çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstintaç&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuç çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstintak&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirahat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Dinlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirdaf&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Beraber gitmeyi istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirdat&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Geri alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstirham&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet istemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisab/İstis&#039;ab&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Zor olarak görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisgar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstishab&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yanına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiska&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstismar&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kendi yararına kullanma, sömürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstisna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Kaide dışı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişare&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişfa&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişfa&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Şefaat dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstişhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahid gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitaa&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Güç yetirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitaf/İsti&#039;taf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstitar&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Gizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstiva&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Kararlı duruma gelme, yönelme, kastetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizae&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Bir şeyle aydınlanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizam/İsti&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstizhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardım isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İsyan&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Karşı gelme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşa&#039;/İşâ&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yatsı namazı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yayma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İş&#039;al/İşal&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alevlendirme, tutuşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İş&#039;ar/İşar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşaret&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Göstererek bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşba&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Doyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşgal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Doldurma, meşgul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşhad&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahid gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşkal&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Zorlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşmam&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Hafifçe duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşrak&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Güneşin doğması; Gönüle doğma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşrakiyyun&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Hakikatın sezgi ile bulunacağı görüşünde olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İşret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|(İçkili) sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştah (İştiha)&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Yemek isteği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştial&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tutuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştibah&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştibak&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Şebekelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştigal&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştihar&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur olma, yayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Türemek, türemiş kelimeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştirak&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İştiyak&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şiddetli arzu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İta&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Verme, verilme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İta/İ&#039;ta&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtaat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Uyma, boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtab/İ&#039;tab&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Be (2)&lt;br /&gt;
|Azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtam/İt&#039;am&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yedirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtfa&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Söndürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtfaiye&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Yangın söndürücüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtham/İttiham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Suçlama (Aslı ittiham olup itham şekli de yaygınlaşmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibar/İ&#039;tibar&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Değer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibaren/İ&#039;tibaren&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|..&#039;den başlayarak, ...&#039;den beri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtibari/İ&#039;tibari/İtibarî/İ&#039;tibarî&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Kendi başına anlamı olmayıp başka şeye kıyas ile varlığı bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtidal&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Ölçülü davranma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtikat/İtikad/İ&#039;tikad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtila/İ&#039;tila&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek dereceye çıkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtimad/İ&#039;timad&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtina/İ&#039;tina&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Titizlik göstermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiraf/İ&#039;tiraf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Kabul etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiraz/İ&#039;tiraz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Kabul etmeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtisaf/İ&#039;tisaf&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Haksızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtisam/İ&#039;tisam&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Günahlardan sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtiyad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Alışkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtizal/İ&#039;tizal&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtizar/İ&#039;tizar&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Özrünün kabulünü isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtkan&lt;br /&gt;
|Te-Kaf-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Pürüzsüz yapılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtlaf&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yok etme, öldürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmam&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmi&#039;nan/İtminan&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Tatmin olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtmi&#039;nan/İtminan&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tatmin olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttiba&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uymak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttifak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Söz birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttihad/İttihat&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttihaz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Edinme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttika&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Günahtan sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttikan&lt;br /&gt;
|Te-Kaf-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Muhkem yapılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisak&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Düzenli diziliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttisal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İttizah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açık olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtyan&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|(Delil) getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İvaz&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|Bedel, karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İvicac/İ&#039;vicac&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Eğri-büğrülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyadet/Iyadet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Hasta ziyareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyal (Kökü Ayn-Vav-Ye de olabilir)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Geçimi üstlenilenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İyaz (El-iyazu billah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Sığınma, sığınılacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzaa&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Kaybetmek; geçirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzabe&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Eritme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İz&#039;ac/İzac/İzaç&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Rahatsız etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzae&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzafe&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Atıfta bulunma, bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzafi&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Göreceli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklığa kavuşturmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzale&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Gidermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzam/İz&#039;am&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzam/İzâm&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İz&#039;an/İzan&lt;br /&gt;
|Zel-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Teslim olup itaat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzar&lt;br /&gt;
|Elif-Ze-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Alt elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdiham&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdivac/İzdivaç&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzdiyad&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Müsaade&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzzet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Üstünlük, yücelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ka&#039;b/Kab (Ka&#039;b-ı Kavseyn)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yay kabzası ile uzu arası mesafe (İmkan ve vücub ortası mertebe)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabahat&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Kusur, çirkin iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabail&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabileler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabe/Ka&#039;be&lt;br /&gt;
|Kef-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın evi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabih&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Çirkin, kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabil/Kabîl&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Gibi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (cemaat anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabil/Kâbil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Mümkün, kabul eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabile&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Aynı soydan gelenlerin topluluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabiliyet&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Yetenek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabir/Kabr&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabl&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
| -&#039;den önce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabul&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Onaylama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabus&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Sin (1)&lt;br /&gt;
|(Gece gelen) sıkıntı, kötü rüya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabz&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|(Eliyle) Alma; darlık ve zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabza&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|El, avuç; Avuç dolusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Ölçüde, derecede, gibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadeh&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Bardak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayak, oturuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kader&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Her şeyin Allah&#039;ın takdiriyle olması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaderiye/Kaderiyye&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadı/Kâdı&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Hakim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadib/Kadîb (Kadib-i Hadid)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Be (1)&lt;br /&gt;
|İnce dal (Kılıç)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadim/Kadîm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Başlangıcı olmayan, sonradan olma (hadis) olmayan; eski&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadir/Kadîr&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Her şeye gücü yeten Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadir/Kâdir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gücü yeten; Her şeye gücü yeten Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadr (Kadr/Kadir Gecesi)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Değer, kıymet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafa&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Baş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Çubuklu hapis bölmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaffe&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Hepsi, bütün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafi&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafile&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Seyahat gurubu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafir (Kafire)&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı inkar eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafirun&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafiye&lt;br /&gt;
|Kaf-Fe-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Şiirde satır sonu ses uyumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahhar&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hakimiyet sahibi Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahır/Kahr&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mahvetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahin&lt;br /&gt;
|Kef-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Falcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâhir/Kahir&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Baskın; Üstün olan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahkaha&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Kaf-He (1)&lt;br /&gt;
|Sesli gülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaht&lt;br /&gt;
|Kaf-Ha-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Kıtlık, yağmursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kahve(Kahvehane)&lt;br /&gt;
|Kaf-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Bir içecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaide&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Prensip; taban&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kail/Kâil&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Görüşte olma; sözü söyleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaim/Kâim (Kaime)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Ayakta duran, varlığını sürdüren (Gözleyici anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kain&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Var olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kainat&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Evren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kökten sökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal/Kâl (Lisan-ı kâl)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kal&#039;a/Kale&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Savunma binası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalabalık&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|İnsan çokluğu (Galebelik kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalak&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Can sıkıntısı, keder&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalay&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Bir metal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kale/Kâle&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Dedi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalem&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazma aleti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalensüve/Kalensüvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Nun-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Şapka, baş giysisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalfa&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Usta yardımcısı (Halife kelimesinden bozulma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp/Kalıb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Biçimlendirme aracı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Az&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalkale&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Tecvidde bazı harfleri sakin olduğundan harfin harekesini hissettirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalp/Kalb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yürek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalu/Kâlû/Kalü (Kalübela)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|(Onlar) dediler (Ruhların söz verdiği vakit)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamer&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Boy-pos; namaz başlama işareti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamil/Kamile/Kamilen&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Kusursuz, olgun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamtarir&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Tı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çatık/asık suratlı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Uzun ve sıkıcı gün anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamus&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Sözlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanaat&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|İnanıp kabul etme; neticeye rıza, yetinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanadil&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Kandiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanatir&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kıntarlar/Kantar(a)lar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Mum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kani&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kanaat sahibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tartı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çok fazla mal (kıntar) olarak)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantara&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Köprü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Yasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun-u Sani&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Ocak ayı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kar&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Vurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ka&#039;r/Kar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Dip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karabet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karain&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Karineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karar (Karardade, karargah)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Değişmez hale gelme; mahkemenin son sözü; kesin yargı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yerleşme yeri anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kari/Kâri&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Okuyan, okuyucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karia&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karib/Karîb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karin/Karîn&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karine&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|İpucu, maksadı gösteren işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karn&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Asır, devir; boynuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karye&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Yerleşim yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Borç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kasideler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; anlatma, hikaye etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasavet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Kalp katılığı, tasa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasd/Kast/Kasıd/Kasıt&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Niyet, bilerek yapma, amaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kase/Ka&#039;se&lt;br /&gt;
|Kef-Elif-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Bardak, kap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasem&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Yemin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâsır/Kasır&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kısa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasır/Kasr&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Saray&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasî/Kasi/Kâsî (Kasiye)&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Katı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasib&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Yapan, kazanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasid&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Eksik, verimsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaside&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|7 veya daha fazla beyitli şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Vav (3)&lt;br /&gt;
|İç sıkıntısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kat&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kat&#039;an/Katan&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesin olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katarat&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Katreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kâtı&#039;/Katı&#039; (Katıa/Kâtıa)&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kati/Kat&#039;i/Katî/Kat&#039;î (Kat&#039;iyyen)&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katib/Katip/Kâtib&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazan kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katil/Kâtil&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldüren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katl/Katil&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldürme, cinayet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katran&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sedir ağacı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katre&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Damla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katuf&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yavaş yürüyüşlü hayvan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kaideler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaval&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Çoban çalgısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanin&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kanunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaviy&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Kuvvetli; esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavl/Kavil&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Söz, görüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavm/Kavim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Topluluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavs/Kavis (Kavseyn)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Yay, eğri; parantez&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavvad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Günah aracısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kay&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Kusma, kusmuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kayd/Kayıd/Kayıt&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Bağlama, kelepçe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaylule&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Öğle uykusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaymakam/Kaim-i makam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İlçe devlet temsilcisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kayyum&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Her şeyin varlığıyla ancak kedisiyle devam edebilen Allah (Esma); (bir şeyin) varlığını sürdürmesini sağlayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Küçük yerleşim yeri; kadının görevi, davayı hükme bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazf&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Fe (1)&lt;br /&gt;
|(İftira) Atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazib/Kâzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalancı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaziye/Kaziyye&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm cümlesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kazurat&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Pislikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebab/Kebap&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Ateşte pişen et&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebair&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebir (Kebire)&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük; Esma; Büyük günah (kebire)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kebş&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Koç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keder&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keenne (Kennehu)&lt;br /&gt;
|Kef-Elif-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sanki, güya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefalet&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefe&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Terazinin bir yanı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefen&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ölünün kıyafeti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefere&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keffaret/Kefaret&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kabahatin affı için yapılması/verilmesi gereken&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kefil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Koruyucu, garantör&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kehanet&lt;br /&gt;
|Kef-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Kahinin verdiği haber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kehf&lt;br /&gt;
|Kef-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Mağara; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelam&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Söz; Allah&#039;ın sıfatı; İslami bir ilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelim (Cevamiül Kelim)&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kelimeler (Zengin anlamlı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelimat&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Sözler kitabının Arapçası; kelimeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelime&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|En küçük söz parçası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kella&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Asla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kelp/Kelb (Kelbiyet)&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Köpek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kema (Ev kema kal)&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Gibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kemal (Kemalat)&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunluk, yüksek vasıf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kemmiyet&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sayı, adet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kenz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerahat/Kerahet&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkinlik, istememe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keramet&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Velilerdeki harika hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerb&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Tasa, kaygı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kere/Kerre&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Defa (Hücum anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyilik, cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerh (Kerhen)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Hoşlanılmayan şey; zorlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerih&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerim/Kerîm&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kerem sahibi; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerime&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kız çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerr&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Döne döne saldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrar&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Döne döne saldıran (Hz. Ali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrubiyyun&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a en yakın melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kerrubiyyun (bkz. Kef-Ra-Be)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a en yakın melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesad/Kesat&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Durgunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesalet&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesb/Kisb&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanma, edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesel&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesir/Kesîr&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesr/Kesir&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bütünün parçalarından biri; artan parça; kırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesre&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Esre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kesret&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çokluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keşf/Keşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkarma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keşşaf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfedici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ketf/Ketif&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Omuz, kürek kemiği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ketm/Ketim&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevakib&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Kef-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kevkebler, yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevkeb&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Kef-Be (2)&lt;br /&gt;
|Yıldız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevn&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Varlık alemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kevser&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Cennet havuzu; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyfe (Keyfemayeşa)&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Nasıl? (Canı istediği gibi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyfiyet&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Nitelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keyif/Keyf&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İç açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Keza/Kezalik&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Böylece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kezzab&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çok yalancı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıble&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabe yönü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıdem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Öncelik ve eskilik; en önce olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıl/Kîl/Kıle/Kile/Kîle (Kîl-ü kâl)&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Denildi, söz (Dedikodu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kılade&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Gerdanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıllet&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Azlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıraat/Kıraet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kırba&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Su tulumu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kırmızı&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Mim-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Renk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Kıssalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısâs/Kısas&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ödeşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısm/Kısım&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kısmet&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Nasip, hisse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıssa&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ders veren hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıssis&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Keşiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kışr/Kışır&lt;br /&gt;
|Kaf-Şın-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kabul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıta/Kıt&#039;a&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Büyük kara parçası; şiirde 2 veya 4 satırlık bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtal&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Savaş, birbirini öldürme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtmir&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çekirdek zarı; Ashab-ı Kehf&#039;in köpeği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıtr&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Bakır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıvam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|En güzel şekil ve oran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyafet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Ayakta durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyamet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Kainatın yıkılıp yeniden dirilmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıyas&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Karşılaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kıymet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Değer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kiber&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük(lük), yaşlı(lık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibr/Kibir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kendini büyük görme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibrit&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra-Te (1)&lt;br /&gt;
|Kükürtlü ateş yakma çubuğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kibriya&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyüklük, Allah&#039;ın büyüklüğü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kifayet/Kifaet&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yeterlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kile&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Bir ölçek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinaye&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Gerçeğin örtülü anlatımı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kira&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Kullanma ücreti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kiram&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kerimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kisra&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İran hükümdarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kisve&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitabet&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitap/Kitab&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Sahifelerin toplamı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kitle&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yığın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizb&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubbe&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yarım daire çatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubh/Kubuh&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Çirkinlik, kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kubur&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kabirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuddus&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Maddi ve manevi kir ve noksanlıkları olmayan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudema&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|İleri gelenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudret&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Yapabilme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuds (Kudsi, Kudsiyet, Kudsiyan)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlardan uzak olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kudum/Kudüm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Ayak basma, gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuduret&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bulanıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kule&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|İnce uzun yapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulp&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Tutma sapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulub&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Kalpler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumar&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haram olan şans oyunu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumaş&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Dokunmuş şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumru&lt;br /&gt;
|Kaf-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Ol!&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kur&#039;a/Kura&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Çekiliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an/Kuran&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Son semavi kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurb (Kurbiyet)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurban&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda kesilen hayvan; dini bayram; feda edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Gök cisimlerinin yerden görünen dâire şeklindeki yüzeyi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurun&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Karnlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kusûr/Kusur&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kasırlar, Saraylar; Hata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kut&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Te (1)&lt;br /&gt;
|Yaşatacak gıda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutb/Kutub/Kutup&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Büyük evliya; Uç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutr/Kutur&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Dairenin çapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutup/Kütüb/Kütüp&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kitaplar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuud&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namazda oturuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvâ/Kuva&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Kuvvetler, cihazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvve&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Latife, cihaz, duygu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuvvet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuyud&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuzah/Kuzeh (Kavs-i Kuzeh)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ze-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Renk renk çizgiler (Gökkuşağı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kübra&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küffar&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfran&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İnkar, nankörlük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfür/Küfr&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı inkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küfv/Küfüv&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Denk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kühulet/Kuhulet&lt;br /&gt;
|Kef-He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Olgunluk yaşı, orta yaş (30-50 arası)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külfet&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Zahmet, zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küll&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külli/Külliye&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütünün özelliğini taşıyan parçalardan oluşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Külliyat&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bütünün hepsi; birisinin tüm eserleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kümmelin&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Kamiller, olgunlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künh&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-He (1)&lt;br /&gt;
|Mahiyet, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künnes&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Gündüz gizlenip gece ortaya çıkan gezegenler (Mars, Merkür, Satürn, Venüs, Jüpiter)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künuz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazineler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Künye&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Hüviyet, kimlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürd/Kürt (Kürdçe/Kürtçe)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Bir millet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küre&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Top (gibi olan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küreyvat&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Küçük küreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürsi/Kürsü&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Taht, iskemle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küsuf&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Tutulma (güneş)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küsur&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Artan parçalar, kesirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kütle&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yığın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Küvar/Kuvar&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kovan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|La&lt;br /&gt;
|Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Olumsuzluk edatı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Labis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lafz/Lafız (Lafzullah)&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Söz (Allah sözü, kelimesi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kanalizasyon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağv&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Faydasız boş söz; ortadan kaldırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahik/Lahika&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ek(lenen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahm&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Et&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahuti (bkz. Elif-Lam-He)&lt;br /&gt;
|Lam-He-Te (1)&lt;br /&gt;
|Uluhiyet alemine mahsus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lahza&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|An, bir anlık bakış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laim&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kınayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lain&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Lanetlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakab/Lakap&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Takma ad&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakin&lt;br /&gt;
|Lam-Kef-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lakita&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Buluntu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lami&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamise&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Dokunma duyusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lanet/La&#039;net&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lasiyyema&lt;br /&gt;
|Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Bilhassa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lasiyyema&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Özellikle, bilhassa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latif (Latife)&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Hoş, nazik, ince; Esma (İnce duygu; şaka)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laubali (Lâ ubâlî ibaresinden)&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Umursamaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layemut&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölümsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layık&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Uygun, yaraşır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Layiha&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Resmi makama verilen açıklamalı yazı, tasarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lâ-yuhti/Layuhti&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatasız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lazım&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lebbeyk&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Buyur, emredersin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ledun/Ledün (Ledünniyyat)&lt;br /&gt;
|Lam-Dal-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Yanında (Değerli gizli ilim)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leffen&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İlişikte&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lehv (Lehviyat)&lt;br /&gt;
|Lam-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Günah eğlence&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leim&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Alçak, rezil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lekad (Kad, Fekad)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|(Cümlenin anlamını güçlendirir)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lem&#039;/Lem&#039;a/Lema&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemean&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parlama, parıldama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemeat/Lemaat&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıltılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lemha&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Göz açıp kapayıncaya kadar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Len&lt;br /&gt;
|Lam-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gelecek zaman olumsuzluk eki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Letafet&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Latiflik, güzellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Letaif&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İnce duygular, latifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lev (Velev; Levlake)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Eğer (Her ne kadar; Eğer sen olmasaydın)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levazım (Levazımat)&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levha (levh)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yazı tablosu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levm (Levme)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levn&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Levvam (Levvame)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kınayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyali&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Geceler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyl (Leyli; leyle)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Gece (Gececi; gece)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyla&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Çok karanlık gece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leys (aslı lâyese)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Yokluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyte&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Te (1)&lt;br /&gt;
|Keşke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leyyin&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lezaiz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Leziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lezzet (Lezzat)&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Zevk, tat (Zevkler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Libas&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Elbise&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Licam&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Gem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lihye&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Sakal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lika&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lima&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Niçin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lima&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Ne için, niçin?&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lisan&lt;br /&gt;
|Lam-Sin-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Dil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Liva&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Sancak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Liyakat&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokma&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Bir seferde yenen yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Luab/Lüab&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Salya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lub/Lu&#039;b&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Oyun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lübb&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Be (2)&lt;br /&gt;
|İç, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lügat&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Sözlük; sözlükteki kelimeler; dil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lü&#039;lü&#039;/Lülü&lt;br /&gt;
|Lam-Elif-Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|İnci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lümeya/Lümey&#039;a&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Küçük parıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lütuf/Lutuf (Lütfen)&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İltifat, iyilik yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüzum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ma (ma za)&lt;br /&gt;
|Mim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Soru edatı (ne?); olumsuzluk edatı; ism-i mevsul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ma&#039; (Maî/Mai)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Su (Suyla ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maabid&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Mabedler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maada&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|...&#039;den başka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maadin&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Madenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maarif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Eğitim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maaş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Geçinilecek şey (aylık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maaz (Maazallah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|(Allah) korusun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maba&#039;d/Mabad&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|(Bundan) sonra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabed/Ma&#039;bed/Mabet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadethane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabeyn&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Arasında; Padişah yakınlarının odası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mabud/Ma&#039;bud&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadet edilen yaratıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macera&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Baştan geçen olay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macun&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Hamur kıvamındaki şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madde (maddi)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Zaman ve mekanla sınırlı nesne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maddiyun/Maddiyyun&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Materyalist(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madele/Ma&#039;dele&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Adalet makamı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maden (Madeni, Madeniyat)&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Topraktan çıkan cevher&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madrub&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Vurulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madud/Ma&#039;dud&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayılan, sayılı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madum&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Olmayan şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madun&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Alt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mafsal&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Eklem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mafuv/Ma&#039;fuv&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Affedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağara&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|İn&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Büyük dükkan (Mahzenin çoğulu mehâzin kelimesinden Venedikçeye, oradan Türkçeye geçmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağdub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gazaba uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağdur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Haksızlığa uğramış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağfiret&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın affetmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağfur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Affı için dua edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağlata&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|(Yanıltmak için söylenen) saçma söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağlup/Mağlub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Yenilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağmum&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Gamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağmur (mağmure)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Adı silinmiş, harap olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağrib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Akşam; batı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağrur&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Gururlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağsub&lt;br /&gt;
|Ğayn-Sad-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gasba uğrayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahal&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahal (Mahalle)&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yer, mekan, muhit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahalle&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Semt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahbes&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hapishane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahbub/Mahbup&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahcub&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Utanan, sıkılan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahcur&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Malını kullanmaktan men edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahdud/Mahdut&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahdum&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Evlat; kendisine hizmet edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Küçük kutu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfel&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Kapalı yer, camide yüksek yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfi&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Gizli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahfuz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Korunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahi&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahkeme&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hüküm verilen adalet yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahkum&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Hakkında hüküm verilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahlu&#039;&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Tahttan indirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahluk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Bir söze yüklenen manalardan herbiri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmud/Mahmut&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmüş (Peygamberimizin adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahmul&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Cümlede faile yükletilen işi gösteren fiil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahpus&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Hapse konmuş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahreç&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Harflerin ağızda çıkış yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrek&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Yörünge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrem (Zıddı: namahrem)&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Evlenilmesi haram kişi; has daireye mahsus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahrum&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Yoksun, nasipsiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahruti&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Konik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsud&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Haset edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsul (Mahsulat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde edilen ürün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsur&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşatılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahsus&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Özel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahşer&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Toplanma yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahtum (Mahtumane)&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Bitirme (yemeği)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahud/Ma&#039;hud&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sözü geçen, belirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahv (Mahviyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Yok (etme veya olma) (Hiçlik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahz (Mahza)&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Tamamen, tam, ta kendisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzen&lt;br /&gt;
|Hı-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzun&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Üzüntülü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mahzur&lt;br /&gt;
|Ha-Zel-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Çekinilecek şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maide&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sofra; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mail&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Ayın dünya etrafındaki yörüngesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maişet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Geçim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maiyet/Maiyyet&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Beraberlik, emri altındakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makale&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Fikir; görüş bildiren kısa yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makam&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Mevki, derece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makarr&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Karar yeri, kalacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makasıd&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Maksadlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makber (Makberistan)&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makbul&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Kabul edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makdis&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Mukaddes yer (Kudüs)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makdur (Makdurat)&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makes/Ma&#039;kes&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıma yeri, ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maksad/Maksat&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Amaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maksud&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Kastedilen, amaçlanan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makta&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilme yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maktul/Maktül&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Öldürülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makul/Ma&#039;kul (Makule)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akla uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makus/Ma&#039;kus (Makuse)&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Ters dönmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mal (Mali) (Re&#039;s&#039;ül mal)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bir kişinin mülkiyetindekiler (Sermaye)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malayani&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Boş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mali&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Sahip; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maliki&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Bir mezhep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maliye&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Gelir-gideri yöneten kuruluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malul/Ma&#039;lul&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Sakat, hasta; sebep olunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malum/Ma&#039;lum&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilinen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Malzeme&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerekli madde ve alet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamelek&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal varlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamul/Ma&#039;mul/Mamül&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yapışmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamur/Ma&#039;mur&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İmar/tamir edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mana/Ma&#039;na&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Anlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Cim-Nun-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Savaş aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevi&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Mana ile ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mani&#039; (Mania)&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engelleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mansıb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Memurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mansur&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardım görmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mantık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Doğru düşünme/sonuca varma ilmi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Konuşma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakış yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzara&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakılan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzum&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Dizenli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzume&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manzur&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Beğeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maraz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marek/Ma&#039;rek&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Atın dizgini; sık ormanlık alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareke/Ma&#039;reke&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Savaş alanı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marez/Ma&#039;rez&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sergi yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marık/Marik&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maric&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Alev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marifet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı tanıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mariz&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruf/Ma&#039;ruf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bilinen; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İyilik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Uğrayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maruzat&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Sunulan hususlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Marzi (Marziyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Razı olacağı (şey[ler])&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Öğretici hikaye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masdar&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Fiilin kök hali; kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masduk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Tasdik edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masiva (Masivaullah)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|(Allah) dışındakiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maskara (aslı Mashara)&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Gülünç duruma düşmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maslahat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Fayda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masnu (Masnuat)&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yaratılmış(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Harcama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mass&lt;br /&gt;
|Mim-Sad-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Emme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masum/Ma&#039;sum&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Günahsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masun&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Korunmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşaallah/Maşallah&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Allah saklasın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşer/Ma&#039;şer&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Cemaat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşrapa&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçecek kapı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maşuk (Maşuka)&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşk ile sevilen, sevgili; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matara&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Su kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbaa&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Kitap basan makine&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbah&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Mutfak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbu&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Basılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matbuat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Basın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matem&lt;br /&gt;
|Elif-Te-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Yas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matiyye&lt;br /&gt;
|Mim-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Binek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matla&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğuş yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matlab/Matlap&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matlup/Matlub&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Talep edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matrud&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kovulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matuf/Ma&#039;tuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Yönelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matumat/Mat&#039;umat&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Matvi&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Dürülü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maun&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayia/Mayi&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Akışkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazarrat&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zarar, ziyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazbut&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Zaptedilmiş, kayıt altında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazeret&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Özür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Üzerinde görünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazi&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Geçmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazlum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulme uğramış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazmaza&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Mim-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Ağız ve burnu suyla çalkalamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maznun&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sanık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazruf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarfın içindeki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mazur/Ma&#039;zur&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mazeretli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mea/Maa (Maaliftihar)&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Birlikte, beraber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meab&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Dönülecek yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mead/Maad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Dönülecek yer, Ahiret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meani/Maani&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mearic&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; kat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Measir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Güzel eserler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meayib&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kusurlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebadi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Mebdeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebahis&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Mebhaslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebde&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|İlke, asıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebhas&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Bölüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebhut&lt;br /&gt;
|Be-He-Te (3)&lt;br /&gt;
|Şaşkın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebni (Mebniyye)&lt;br /&gt;
|Be-Nun-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Dayanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mebsut (Mebsuten)&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Tı (5)&lt;br /&gt;
|Yayılmış (doğru orantılı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meb&#039;us/Mebus (Mebusan)&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Milletvekili (Milletvekilleri); Elçi (peygamber)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecal&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Güç, imkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecalis&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Meclisler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecara/Mecari&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Mecralar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecaz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Gerçek anlamı dışında kullanılan söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecbur (Mecburi, Mecburen)&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorunlu (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meccanen&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ücretsiz, karşılıksız (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecelle&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Mecmua&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecerretüs-Sema&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Samanyolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mechul/Meçhul&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilinmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecid&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Şerefli; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meclis&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Oturulan toplantı (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecma&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma, birleşme yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecmu&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanmış hal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecmua&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Dergi, toplanmış eser&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecnun&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Deli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecra&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yol, kanal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecruh&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Yaralı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecrur&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Başında harf-i cer bulunan kelime&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;cur/Mecur&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mükafatı hak etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mecus (Mecusi)&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Ateşe tapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meczub&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilen; divane&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Med (Medde)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Uzatma, çeker; suyun çekilmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medar&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Sebep; etrafında dönülen şey; yörünge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medaris&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Medreseler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meddah&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Çok metheden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meded (Mededkar)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Yardım (Yardım eden)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medeni&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İnsanlığa yakışır toplum hayatı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medeniyet&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Uygarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meder&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çakıltaşı, kurutulmuş çamur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medfun&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Gömülü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medh/Medih (Medhiye)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medhal&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Giriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medid&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Uzun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mediha&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övgü yazısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medine&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Şehir, Peyg.&#039;in şehri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mediyih&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Methetmeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medlul&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Gösterilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medrese&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Okul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyun&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Borçlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefatih&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Anahtarlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefer&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kaçılacak yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefhar (Mefharet)&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme sebebi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefhum&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Kavram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefkud/Mefkut&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Olmayan, Yok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefkure&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ülkü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefluc&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Felç olmuş kişi/nesne&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefruş (Mefruşat)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşenmiş (şeyler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefruz&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Farz edilenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mefsedet&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozukluklar, ahlaksızlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftuhane&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|(Medresede bir kitaba) başlarken verilen ziyafet.&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftun&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tutkun, şaşkın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meful/Meful&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|(Fiilden) etkilenen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehabet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Heybet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehakim/Mahakim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Mahkemeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehalik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Tehlikeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehasin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzellikler, güzel ahlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;haz/Mehaz&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehcur&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Uzaklaşmış, ayrı kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehd&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Yer, beşik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehdi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Yol gösterici, ahirzamanda dine büyük hizmet edecek vazifeli kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehib&lt;br /&gt;
|He-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Heybetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehir&lt;br /&gt;
|Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Evlenilen kadına verilen bedel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mehmuse&lt;br /&gt;
|He-Mim-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Söylendiğinde nefes akışını engellemeyen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekadir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Miktarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekal&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekalid&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Anahtarlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekan&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekatib/Mekatip&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Okullar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekayis&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Mikyaslar, ölçüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;kel/Mekel&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekfuf&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Durulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meknun&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gizli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meknuz&lt;br /&gt;
|Kef-Nun-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Hazine&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekr/Mekir&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tuzak (kurma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekreme&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İkram yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekruh&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Dinen hoş görülmeyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meksub (Meksube)&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kazanılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekşuf&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Keşfedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekteb/Mektep&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Okul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mektum&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gizli, saklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mektup/Mektub (Mektubat)&lt;br /&gt;
|Kef-Te-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yazılmış şey&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;kul (Me&#039;kulat)&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecekler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melab/Mel&#039;ab (Melabe/Mel/abe, Melabegah/Mel&#039;abegah)&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Oyuncak (Oyun yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melaike&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Melekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melal&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Usanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melamilik&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Kendini kınamayı esas alan bir tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melbes&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melce&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınılan kişi, yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mele&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Seçkinler (Melekler) alemi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melek&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Nurdan yaratılmış, isyan etmeyen varlıklar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meleke (Melekat)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Tecrübe/tekrarla kazanılan bilgi ve beceri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melekut&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Her şeyin perdesiz Allah&#039;a bakan iç yüzü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melez (Kökü kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Karışık, karışım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melfuz (Gayr-ı Melfuz)&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melhuz&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Düşünülebilir, olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melik (Melike)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Hükümdar; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;luf/Meluf&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alışılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melul/Melül&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Usanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melun/Mel&#039;un&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Lanetlenmiş, kovulmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Melzum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Lazımla bağlı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memalik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Köleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memduh&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Övülmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memerr&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçit, üzerinden geçilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memleket&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Yurt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memlu&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memlük/Memluk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Köle&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memnu&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yasak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memnun&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Hoşnut, razı&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kesinti anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memsuh&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yapısı/şekli bozulmuş,&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mul/Memul&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Umulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mum/Memum&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İmama uyanlar; uydu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mun/Memun&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;mur/Memur&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emredilen, devlet görevlisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Memzuc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karışmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men&lt;br /&gt;
|Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Men Dakka Dukka&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kapı çalanın kapısı çalınır (Eden bulur)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menabi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menafi&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Menfaatler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menafiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Menfezler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menahic&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Minhaclar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menam&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Işık tutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menat&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Sebep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menazil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Menziller&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menba&#039;/Memba&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Silme ve kurulamada kullanılan küçük dokuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendub/Mendup&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ne (1)&lt;br /&gt;
|Yapılması dince beğenilen iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfa&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Sürgün yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfaat&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çıkar, fayda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfez&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Delik, girilecek yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Sürgün edilen; olumsuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menfur&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhec&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Geniş, açık yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhi (Menhiyat)&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Yasaklanan (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menhus&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkıbe&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Hayat hikayesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkul (Menkulat)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nakledilen (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkur&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menkuş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakşedilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mennan&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Esma (Çok ihsan eden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensab&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Mertebe, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensub&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Ait, bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensuc&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Dokunmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensuh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Hükmü kaldırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensur&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Düz yazı şeklinde yazılmış; saçılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mensus&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Ayet ve hadisle belirlenmiş kesin hususlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menşe&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Kaynak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menşur&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Neşredilmiş; Padişah emri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;nus/Menus&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dostça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menut&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Menzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yer, ev, oda&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mera&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Otlak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merak (Kaynağı kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Bilme isteği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merakib&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merakiz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merasim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meratib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Mertebeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meraya&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aynalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merbut&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merc&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Karıştırma, bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mercan&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Denizden çıkan bir süs maddesi; küçük inci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Müracaat yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mercu&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Rica olunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merdud&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabul edilemez, reddedilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merfu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseltilmiş; tümleç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merğub/Mergub&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Rağmet bulmuş, tutulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhaba&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Hoş geldin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhaba&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Selam kelimesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhale&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Derece, kademe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhamet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Acıma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Ra-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sürülen ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem/Melhem&lt;br /&gt;
|Mim-Rı-He-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sürülen ilaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhum (Merhume)&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Rahmete mazhar, vefat etmiş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhun&lt;br /&gt;
|Ra-He-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Belli süre bir şeye bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meri/Mer&#039;i (Meriyet/Mer&#039;iyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Geçerli (Geçerlilik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meri/Mer&#039;i (Mer&#039;iyet/Meriyet)&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Geçerli(lik)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkad&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Mezar (uyku yeri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkez&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Orta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merkub&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermi&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Kurşun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merre&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|(Bir) defa&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersiye&lt;br /&gt;
|Ra-Se-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Birisinin ölümü üzerine yazılan şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersun&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam(laştırılmış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mersus&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Lehimlenmiş, sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mertebe&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Derece, kademe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mervi&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Rivayet edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merzuk&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklandırılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesabe&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Derece&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesabih&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Lambalar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesacid&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Mescidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesafe&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Uzaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesağ&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ğayn (1)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesaha&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesahif&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Mushaflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesai&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışma, iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesail&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Meseleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesak&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sevk yeri, hedef&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesakin&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Miskinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesakin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Miskinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesalih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Maslahatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesalik&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Meslekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesarr&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinçler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötülükler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesbuk&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geride bırakılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mescid/Mescit&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namaz mekanı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesdud&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Engellenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesel (Darbımesel)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Misal verme, örnek gösterme (Atasözü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesela&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örneğin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesele/Mes&#039;ele&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Husus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meserret&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesh&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aslı bozulmak; elini sürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meshur&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyülenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesih&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Bir şeydeki özellikleri değiştirmek; Hz. İsa (Deccal için de kullanılmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer, eş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesil&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesire (Mesiregah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezinti yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskat (Meskat-ı Re&#039;s)&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Doğum (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesken&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Ev&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskenet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yoksulluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meskun&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Oturanı bulunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meslek&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesmuat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Duyulanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkişer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesnevi&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Beyitler şeklinde yazılmış manzume&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesnun&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sünnet olma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kalıba dökülmüş anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesrur&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinçli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mess&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Dokunma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mestur&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü, gizli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mes&#039;ul/Mesul&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sorumlu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;sur/Mesur&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an veya hadiste geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mesut/Mes&#039;ud&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşagil/Meşağil&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Meşgaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşakk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Zorluklar, zahmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşakkat&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Zorluk, zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;ale/Meşale&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlatıcı değnek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşarib&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Meşrebler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşayih&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşbu&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Tok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşgale&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşgul&lt;br /&gt;
|Şın-Ğayn-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Uğraşan, dolu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhud&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görülen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhun&lt;br /&gt;
|Şın-Ha-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Dolu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşhur&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ünlü, bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşid&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Harçla yapılmış sağlam bina&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşiet&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşihat&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Din işleri merkezi, şeyhülislamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşk (Sermeşk)&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yazıyı ayrık yazma (Yazı örneği)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşkuk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüpheli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşkur&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükredilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşreb/Meşrep&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (İçme yeri anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşru&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şeriata (dine) uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrubat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşruh (Meşruhat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklama(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrut&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Şarta bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşrutiyet&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdara bağlı meclisle yönetim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşşaiyun/Meşaiyun&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Aristo fessefesine tabi olanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşşata&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Tarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;um/Meşum&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meş&#039;ur/Meşur&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şuurlu, bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meşveret&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meta&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Mal, fayda, dünyalık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metali&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğuş yerleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metalib&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstekler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metanet&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metbu&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Kendisine uyulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metin&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir yazının aslı veya kopyası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metin/Metîn&lt;br /&gt;
|Mim-Te-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metruk (Metrukat)&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Terk edilmiş, bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;va/Meva&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Varılacak yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevacid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Vecd halleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevadd&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Maddeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevaid&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sofralar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durulacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevaki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Mevkiler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevalid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çıkan, yaratılan; mevlidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevasim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Mevsimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevat&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevazin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Mizanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevc (mevce)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalga&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevcud (Mevcudat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Varlık (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevedded&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dostluk, sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhib (Mevhibe)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın hediyesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhub (Mevhube)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Verilmiş, bağışlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevhum&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Aslı olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevid/Mev&#039;id&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Söz yer ve zamanı anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevize/Mev&#039;ize&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Öğüt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Yer, konum, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevkib&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kafile&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevkuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Tutuklu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevla (Mevlana)&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Her şeyin sahibi Allah; Efendi (Efendimiz anlamında olup bazı büyük zatlar için kullanılır)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevlevi&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Hz. Mevlana&#039;nın tarikatına mensup olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevlid/Mevlüd/Mevlit/Mevlüt&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğum yeri; Peygamberimizin doğumundan bahseden şiir&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Mevlüd: doğurulan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevrus&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras bırakılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Yılın 4 kısmından biri, sezon&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsuk&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam, güvenilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevsul&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Birleştiren, birleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevt&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevta&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölüler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevud/Mev&#039;ud&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Vaadedilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzu&#039; (Mevzuat)&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Konu; uydurma hadis (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mevzun&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçülü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meydan&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Açık alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyelan&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Coşkulu yöneliş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyl/Meyil&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Yönelme, eğilim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyyal&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyilli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meyyit (Meyyite)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezahib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yollar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezak&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Manevi zevk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezalim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezann&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Sanılan; müellife fikir kaynağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezar&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kabir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbaha&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Hayvan kesim yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbele&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çöplük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezbuh (Mezbuhane)&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Boğazlanan (Boğazlanır gibi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezellet&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezheb/Mezhep&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezher (Mezhere)&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çiçeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Çoğalmış, artmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meziyet (Meziyat)&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Üstün vasıf (Üstün vasıflar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezkur&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Bahsi geçen; Allah&#039;ın ismi (Zikre layık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezmum&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötülenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mezraa&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Tarla&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Me&#039;zun/Mezun&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|İzin verilen; okul bitirmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıntıka&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Bölge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mısra&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Şiirde satır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mızrak&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ka (2)&lt;br /&gt;
|Ucu sivri savaş aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Midad&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Nürekkep&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mide&lt;br /&gt;
|Mim-Ayn-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Sindirim organı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miftah&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihnet&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihrab/Mihrap&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Namaz kıldırma yeri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihrak&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Hareket merkezi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miktar/Mikdar&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikyas&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milad/Milat&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Hz. İsa&#039;nın doğumunu başlangıç alan takvim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milel&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Milletler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Millet (Milli; Milliyet)&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Din ve dil birliği olan insan topluluğu (Millete ait; Millete aidiyet)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mimar&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İmar eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minare/Menare&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ezan okuma kulesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minber&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Camide hutbe okunan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minen&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Minnetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minhac&lt;br /&gt;
|Nun-He-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Meslek, yok&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minnet&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İyiliğe karşı şükür hissi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Minval&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Tarz, usul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miraciye/Miraciyye&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Mevlüt kitabının Mi&#039;ractan bahseden kısmı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miraç/Mirac/Mi&#039;rac&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Efendimizin göğe yükselmesi., Merdiven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miras&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Ölenin arkada bıraktığı mal&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirat/Mir&#039;at&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mir&#039;at/Mirat&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Ayna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirkat&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Merdiven, basamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mirsad&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Bakma vasıtası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misafir/Müsafir&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Konuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misaha&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misak&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Verilen söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misal (Misali)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misbah&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misdak&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Ölçüt, kriter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misil/Misl&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzer, eş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misk&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Güzel bir koku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|4,5 gram; bir şeyin kendi benzerinden ölçüsü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Uyuşuk, zavallı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miskin&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Tembel, sadece günlük yiyeceği olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mismar&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çivi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mistar/Mıstar&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Cetvel, çizelge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişar/Mi&#039;şar&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onda bir (Binde bir diyenler olmuştur)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişkat&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Lamba yeri, kandil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mişvar&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mi&#039;yar/Miyar&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizac&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Huy, karakter&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizah&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Latife, şaka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mizan&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü, tartı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Molla&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Alim, hoca, medrese talebesi (Mevla kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaccel&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Peşin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muacciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Taciz edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muadelet&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Denklik, eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muadil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Eşit, denk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muafi&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Afiyet veren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahede&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sözleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaheze&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Zel (5)&lt;br /&gt;
|Eleştirme, azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahhar&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muahid&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Anlaşmalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muakib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Takip eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mualece&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Cim (2)&lt;br /&gt;
|İlaç verme, işe girişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mualla&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallak (Muallaka)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Asılı, boşlukta&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Ne evli ne bekar anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallakat&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Kabeye asılı şiirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallem&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Bilgili, eğitimli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muallim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğretmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muamele&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Davranış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muamma&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bulmaca, gizem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muammer&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Uzun ömürlü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muannid&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnatçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muanven&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Unvanlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaraza (Bozulmuş şekli: Maraza)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarefe&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarız&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarref&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muarrif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Bildiren, tanıtan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muasır&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aynı asırda yaşayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muaşeret&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İyi ilişkiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muateb&lt;br /&gt;
|Ayn-Te-Be (2)&lt;br /&gt;
|Azarlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattal (Muattala)&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Terk edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattar&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Güzel koku verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muattıl&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı veya sıfatlarını kabul etmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavenet&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavin&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muavvizeteyn&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|Felak ve Nas Sureleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muayene&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Kontrol, gözden geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muayyen&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzam (Muazzama)&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzeb&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Azab içinde olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muazzez&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Çok aziz ve değerli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mubahase&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Se (4)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mubsır (Mubsırat)&lt;br /&gt;
|Be-Sad-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Görünen(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucib&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevap veren, muhatap; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucib (Mucib-i bizzat)&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Zorunlu (yaptıklarını zorunlu olarak yapan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucibe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Mantıkta olumlu kaziye, gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yoktan var eden Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muciz/Mu&#039;ciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Aciz bırakan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muciz/Mûciz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kısa, öz, icazlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mucize/Mu&#039;cize&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İnsanların yapmakta aciz kaldığı Allah&#039;ın işleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudga/Mudğa&lt;br /&gt;
|Mim-Dad-Gayn (1)&lt;br /&gt;
|Bebeğin anne karnında bir aşaması&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudhike&lt;br /&gt;
|Dad-Ha-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Gülünen kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mudıl/Mudil (Mudille)&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Saptıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufaddal&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletlenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufaddıl&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Faziletlendiren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufarakat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufarık&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mufassal (Mufassalan)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılı (şekilde)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayyeb (Mugayyebat)&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Bilinmeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugayyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değiştiren (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mugis/Mugîs&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Se (1)&lt;br /&gt;
|Yardım eden Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğber&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Gücenmiş, küskün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğlak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Kapalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muğni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Müstağni eden, zengin kılan (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabbet (Aslı Mahabbet)&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabere&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhabir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haberci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaceret&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Göç etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhacir&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Hicret eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaddes&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından kendisine ilham gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhaddis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Hadis alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhafaza&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhafız&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Koruyucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakeme&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|İki tarafı dinleyip hüküm verme; zihinde inceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakkak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Kesin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhakkik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhal&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Mümkün olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalefet&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalif&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Karşı çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhalled&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sürekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhammed&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Övülmeye değer (Peygamberimizin adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharebe&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaşma, savaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharib&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Be (4)&lt;br /&gt;
|Savaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharref&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Kalem karıştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrem&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İlk hicri ay&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yasak kılınan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrer&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Bozan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçiren, etmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muharrir&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazar, yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasame (Muhasamet)&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasara&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasebe&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Be (5)&lt;br /&gt;
|Hesaplaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhasım&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşman tarafı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassal (Muhassala)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Sonuç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassas&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Tahsis edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhassıs&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Tahsis eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhat&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevrelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhatap/Muhatab (Muhataba)&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Be (5)&lt;br /&gt;
|Söz söylenen kişi; karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavere&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavvel&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Havele edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhavvif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyel (Muhayyele)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayalde tasarlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyer&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Serbest&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhayyil (Muhayyile)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal kuvveti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhbir&lt;br /&gt;
|Hı-Be-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Haber veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhib&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Seven&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhik&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Haklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korkutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhit&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Çevreleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlam; Manası açık söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhlas&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İhlası daimi olan, ihlasa eriştirilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhlis&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|İhlaslı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yakan, yakıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhsan (Muhsane, Muhsanat)&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|İffetli erkek (kadın(lar))&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhsin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|İyi (lik işleyen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtac&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Cim (3)&lt;br /&gt;
|İhtiyacı olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtar&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Dilediğini yapan Allah; istediğini yapan kişi; köy/mahalle başkanı; seçkin (Peygamberimizin ismi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtasar&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Kısa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtel&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Karışık, bozulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtelif&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Farklı farklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtelit&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Karışmış, karışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtemel&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhterem&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet edilen, hürmete layık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteris&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Sad (4)&lt;br /&gt;
|İhtiraslı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteriz&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Sığınan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteşem&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Saygı ve hayranlık uyandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhteva&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçerik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhtevi&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|İçeren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhti&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muhyi&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın hayat veren ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muin&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardım eden, Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukabele&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşı koyma, karşılık verme, karşılama, karşılaştırma; Kur&#039;an&#039;ı karşılıklı okuyup dinleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukabil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddem&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Önce, evvel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukadder&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddes&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyeti olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddime/Mukaddeme&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Giriş, önsöz, başlangıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukaddir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Takdir eden (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukallid/Mukallit&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Taklitçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukannen&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Bir kanuna tabi, tertip üzere&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukantar (Mukantara)&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Tı-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Öbek öbek bir araya getirilmiş; kemerli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarenet&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakınlık, bitişiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarin&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Nun (9)&lt;br /&gt;
|Yakın, bitişik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarreb (Mukarrebin)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakın olanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukarrer (Mukarrere)&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kesinlik kazanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukatele&lt;br /&gt;
|Kaf-Te-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Vuruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukattaa&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesik, kesintili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavele&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Sözleşme, karşılıklı konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavemet&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Direnç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Dayanıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavves&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Kavis şeklini almış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukavvi&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Takviye eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayese&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Karşılaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayyed&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlı, bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukayyid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıt altına alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yerleşik (Namazı dosdoğru kılan anlamında)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukni&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Nun-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|İkna olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktazi/Muktezi&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktebes&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İktibas edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukteda&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kendisine uyulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktedir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gücü yeten; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muktesit/Muktesid&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İktisatlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mukteza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Durumun gereği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munazzım&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenleyen, nizamlı yaratan (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munfasıl (Munfasıla)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Dostça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munkad/Münkad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munsarıf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Geri dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Munsıf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|İnsaflı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntabık&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzenli, tertipli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Beklenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muntazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bekleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murabba&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dört köşe, kare&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murabıt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Kalbini bağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murad/Murat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|İstenen şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murahhas&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|Delege&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murakabe&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|İnceleme; dalma; kendini ibadete verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murakıb&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Gözeten; dalarak kendinden geçen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murassa&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Değerli taşlarla bezeli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Murdia&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Süt anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muris&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Getiren, veren, miras bırakan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muriz/Mu&#039;riz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Haktan yüz çevirenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musab/Musâb&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kendisine isabet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaddak&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğrulanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaddık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğrulayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musafaha&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Tokalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaffa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Safileşmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaffi&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musağğar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçültülmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahabe&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Görüşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhar&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emri altına girmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhih (Musahhihane)&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Düzelten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahhir&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emri altına alan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musahib&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Arkadaş, sohbet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musalaha&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı anlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musallat&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|İlişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musalli&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Namaz kılan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musammem&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kararlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musanna&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlı yapılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musaraa&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Güreşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musarrah&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musavver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasavvur edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musavvir (Musavviriyet)&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Şekillendiren Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mushaf&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yazılı Kur&#039;an&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musırr (Musırrane)&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Israr eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musib/Musîb&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|İsabetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musibet&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Afet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muslih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Islah eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mustafa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş, arınmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mustağisin&lt;br /&gt;
|Ğayn-Vav-Se (5)&lt;br /&gt;
|Yardım isteyenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muşrık&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muta&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Kendisine itaat edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutaassıb/Mutaassıp&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Tutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabaat&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uymak, muvafakat etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabakat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutabık&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutad/Mu&#039;tad&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Adet edinilen, adet üzere&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutaffifin&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Alışverişte hile yapanlar; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutahhar&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlenmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutahhir&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasarrıf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İdare eden, yönetici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasavver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasarlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutasavvıf&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavaat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavassıt&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Orta halli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutavattin (Mutavattinin)&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Vatan edinen (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutazarrı&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Tazarru eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muteber/Mu&#039;teber&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Değer gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutedil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İtidalli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutekid/Mu&#039;tekid&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnançlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutemed&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güvenilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutemid/Mu&#039;temid&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güvenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muterif/Mu&#039;terif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|İtiraf eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muteriz/Mu&#039;teriz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|İtiraz eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutezile&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutfi&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Söndürücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muti&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muti/Mu&#039;ti&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Veren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutlak (Mutlaka)&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Sınır konulmamış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutlaka&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Kesinlikle&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mutmain&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Tatmin olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Haberdar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttarid&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Muntazam devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttasıf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Vasıflanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muttasıl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Bitişik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvacehe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Karşısı, huzuru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvafakat&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvaffak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Başarılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvaffık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Yardım eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvafık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvahhid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek Allah&#039;a inanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvahhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korkutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvakkat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Geçici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvasalat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Varma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvatta&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Üzerinden yürümesi kolaylaştırılmış (İmam Malik&#039;in kitabı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazene&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazi&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Denk, paralel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzaf&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görevli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzah&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muvazzıh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kat kat&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Muzaafe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaf&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İzafe edilen, bağlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzaffer&lt;br /&gt;
|Zı-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zafer kazanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzam/Mu&#039;zam&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|En büyük kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzari&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Geniş zaman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzır&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zararlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muzlim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulme uğramış; karanlıkta kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muztar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zorda kalmış, mecbur kalmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Muztarib/Muztarip&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Be (7)&lt;br /&gt;
|Iztırap içinde kıvranan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübadele&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiş-tokuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübah&lt;br /&gt;
|Be-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Yapılıp yapılmamasına dair hüküm olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübalağa&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Abartma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübarek&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Berekete mazhar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübareze&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Çekişme, çatışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübaşeret&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Temas&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübaşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Temas eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübayaa&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Satın alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübayin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Zıt, farklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübdi&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yoktan yaratan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeccel&lt;br /&gt;
|Be-Cim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Muhterem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeddel&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiştirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübelliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Duyuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müberhen&lt;br /&gt;
|Be-Ra-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Delilli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müberra&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Münezzeh, temiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeşşer (Mübeşşere)&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeşşir (Mübeşşire)&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeyyen&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübeyyin (Mübeyyine)&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübezzir&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Malını saçıp savuran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübhem/Müphem&lt;br /&gt;
|Be-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Belirsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübrem&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kaçınılmaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübteda&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|Fail grubu (gramer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtedi&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Elif (7)&lt;br /&gt;
|İlk, yeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtedi&#039;&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Bidat ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mübtela&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Belaya uğramış, bağımlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücadele&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Uğraşma, çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücahede&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Savaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücahid&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Cihad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücanis&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Aynı cinsten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücaveret&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Komşuluk, yakınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücavir&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Komşu; Haremeyde oturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücazat&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Ceza, karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücazefe&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Aldatma; tartmadan satma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücbir&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Mecbur eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücedded&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müceddid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenileyici; 100 yolda bir gelen vazifeli alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücehhez&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Donatılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücella&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlak, cilalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücelled&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Ciltli kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücemmil&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzel yaratan Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücerreb&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Tecrübe edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücerred&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Soyut; bekar; bileşik olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücessem (Mücesseme)&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücessime&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ı -haşa-insan suretinde gören batıl görüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücevher (Mücevherat)&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Değerli taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücmel&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısa, topluca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücrim&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mücteba/Müçteba&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müctehid/Müçtehid&lt;br /&gt;
|Cim-He-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İctihad eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müctemi&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdafaa&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdafi&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Savunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahale&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahene&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dalkavukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdahin&lt;br /&gt;
|Dal-He-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Dalkavuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdakkik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnceliklere dikkat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdara&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Zahiri dostluk (Türkçe&#039;ye Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavele&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alış-veriş, dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavemet&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Devamlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdavim&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdayene&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Bakara 282. ayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddei&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İddia eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddessir&lt;br /&gt;
|Dal-Se-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Örtüsüne bürünen; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müddet&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdebbir (Müdebbire)&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Her şeyin tedbirini gören Allah; İdare eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müderris&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdevver (Müdevveriyet)&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Yuvarlak(lık)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdir/Müdür&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|İdare eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müdrik (Müdrike)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Anlamış (idrak etme duyusu)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müebbed&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ömür boyu(nca)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeccel&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müekked&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müekkel (Aslı müvekkel)&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Görevlendirilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müellef (Müellefat)&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Kalplerine ülfet verilen(ler); Telif edilmiş eser(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müellif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Yazar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müennes&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Se (2)&lt;br /&gt;
|Dişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müesser&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etki altında&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müesses (Müessese)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Kurulan (Kuruluş)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessif (Müessife)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Esef verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkileyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müessis&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Kuran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müevvil&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Tevil edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeyyed&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müeyyid&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müezzin&lt;br /&gt;
|Elif-Zel-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Ezan okuyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfekkire&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünme gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müferrah&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlamış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müferrih&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfessir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tefsir eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfettah (Müfettahat)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Açılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfettiş&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Teftiş eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müflih&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Felah bulan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müflis&lt;br /&gt;
|Fe-Lam-Sin (3)&lt;br /&gt;
|İflas etmiş kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfred&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfredat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Basit şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfreze&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Birlikten ayrı geçici askerî kol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfrit&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|İfrata kaçan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfsid/Müfsit&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Bozan, bozucu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müftehir&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfteri&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İftira eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfteris&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vahşi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müfti/Müftü&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Fetva veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühacemat&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Hücumlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühdi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheffef&lt;br /&gt;
|He-Fe-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|İnce, narin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühendis&lt;br /&gt;
|He-Nun-Dal-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Hendeseci, geometrici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheyya&lt;br /&gt;
|He-Ye-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Hazır(lanmış)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müheyyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecanlandıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühimm&lt;br /&gt;
|He-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Önemli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlet&lt;br /&gt;
|He-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlet&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Süre&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühlik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Helak eden, öldüren&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühtedi&lt;br /&gt;
|He-Dal-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Hidayete ermiş, müslüman olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mühtezz&lt;br /&gt;
|He-Ze-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Titreyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükafat&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Ödül&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükaleme/Mukaleme&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma, sohbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükallib&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Döndüren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükebbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Tekbir getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükedder&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kederli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükellef&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Mükemmel hazırlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükemmel&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükemmil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükerrem&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Saygıdeğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükerrer&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrar edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükevvenat&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Bütün yaratılmışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükevvin&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükezzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalanlayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mükrim (Mükrimane)&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İkram eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülabese/Mülabeset&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karışma, ilgililik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaemet veya Mülayemet&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Uygunluk, yumuşaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaet&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Örtü, büyük ihram&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülahaza&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Düşünme, gözden geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülahhas&lt;br /&gt;
|Lam-Hı-Sad (1)&lt;br /&gt;
|Özetlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülakat&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülaki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülatefe/Mülatafe&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Şakalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülayim (Mülayimane)&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülazım&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Teğmen; bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülevven&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renkli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülevves (Mülevvese)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülga&lt;br /&gt;
|Lam-Ğayn-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Ortadan kaldırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhem&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Kendisine ilham gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhid&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülhim&lt;br /&gt;
|Lam-He-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İlham eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal, sahip olunanlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülsak&lt;br /&gt;
|Lam-Sad-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yapışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültebis (Mültebise)&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Karışmış, karışık, karıştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülteci&lt;br /&gt;
|Lam-Cim-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Sığınan kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültefit&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|İltifat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültehib&lt;br /&gt;
|Lam-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|İltihaplanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülteka&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Buluşma yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültez&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzetlendiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mültezim&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Tarafta olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müluk&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Melikler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mülzem&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|İlzam olmuş, susturulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümanaat&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engelleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümas&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Temas eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümaselet&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümaşat&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Yoldaşlık, suyuna gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümehhed&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümessel (Mümessel-i Leh)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temsil edilen (Hakkında temsil getirilen)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümessil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temsilci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümevveh&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Hayali (Asıl anlamı süslü iken bu anlamı kazanmıştır)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümeyyez&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt edilmiş, seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümeyyiz (Mümeyyize)&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümidd&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|İmdad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mü&#039;min/Mümin&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|İnanan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümit&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Te (9)&lt;br /&gt;
|Ölümü veren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümkün/Mümkin&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Olabilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümsik (Mümsike)&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Tutma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtaz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Seçkin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtehine&lt;br /&gt;
|Mim-Ha-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı; imtihan edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümteni&#039;&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|İmkansız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtesil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Uyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mümtezic&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Kaynaşmış, uyuşmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münacat/Münacaat&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a yalvarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münadi&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Seslenen, çağıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münadim/Mün&#039;adim&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yok olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münafık&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Müslüman olmadığını halde o şekilde görünen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münafi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakale&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Geliş-gidiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakaşa&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Mücadele, tartışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakız&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakis/Mün&#039;akis&lt;br /&gt;
|Ayn-Kef-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Yansıyıp geri dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münakkaş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakışlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münasebet&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|İlişki, alaka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münasib/Münasip&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münatıf/Mün&#039;atıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münavebe&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Nöbetleşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münaza&#039; (Münaza&#039;un fîh)&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme (Hakkında çekişme olan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münazara&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Tartışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Tartışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münbit&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Verimli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münceli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Parlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müncezib&lt;br /&gt;
|Cim-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çekilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münci&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtaran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münderecat&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münderic&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|İçinde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müneccim&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Astronom&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münekker&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsizleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münekkid/Münekkit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Tenkid eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevver&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevvim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyutucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münevvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandıran (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münezzeh&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlardan uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfail&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Etkilenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfekk&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Kef (3)&lt;br /&gt;
|Ayrı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfekk&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münferid&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tek başına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münfetih (Münfetiha)&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Dil, üst damaktan ayrılarak söylenen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhal&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Boş, işsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münharif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhasır&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlı, ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhasif&lt;br /&gt;
|Hı-Sin-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Perdelenmiş, tutulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münhezim&lt;br /&gt;
|He-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hezimete uğramış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münib&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Tevbe edip Allah&#039;a yönelen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münif&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Meşhur, ulu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münim/Mün&#039;in&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimeti veren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandıran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkabız&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Daralmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkad&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Boyun eğen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkalib&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Dönen/Dönmüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkasım&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkatı&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münker (Münkerat)&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Haram; Kabir sorgu meleklerinden biri (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkeşif&lt;br /&gt;
|Kef-Şın-Fe (6)&lt;br /&gt;
|İnkişaf etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münkir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İnkar eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münşaib&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münşi&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|İnşa eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntakim&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İntikam alan; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntebih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntec&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuçlanmış, sonucu bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntefi&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Sönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münteha&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehab&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Seçilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntehi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müntesib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağlı (kişi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münteşir&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzel&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İndirilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzevi&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Bir köşeye çekilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Münzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ı indiren Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Makam anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müraat&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Gözetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müracaat&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Başvuru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müradif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürafaa&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Duruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürai&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Riyakar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürcie&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Batıl bir fırka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürebbi (Mürebbiye)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Terbiye edici (Aynı zamanda Ra-Be-Ye kökünden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müreccah&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Tercih edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müreccih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Tercih eden, tercih ettirici (sebep)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürekkeb&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bileşik, bir araya gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müretteb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tertip edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürettib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Tertip Eden; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürid/Mürit&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Tarikat bağlısı; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürsel (Mürselin)&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamber(ler); Sahabe ravisi/ravileri zikredilmemiş hadis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürselat&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürsil&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Gönderen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürşid&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İrşad eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtebit&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlantılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürteci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Geri dönen, gerici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürted&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Dinden dönen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtefi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Ortadan kalkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürtezik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürur&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mürüvvet (Aslı: Müruet)&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Elif (4)&lt;br /&gt;
|İnsanlığa yaraşır davranış sergileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsaade&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsabaka&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yarışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsademe&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadere&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Toplama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadif&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Rastlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsadim&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışan; çatışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsahele&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Gevşeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsaid/Müsait&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsalemet&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsamaha&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Hoşgörü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsamere&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Eğlence&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsavat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsbet&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Olumlu, ispatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsbit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|İspat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbeb&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Sebebin sonucu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbib&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Sebep olan; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsebbih&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Tesbih eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsekkin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinleştirici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsellah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsellem (Müselleme)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Kabul edilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müselsel&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Zincirleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsemma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimlendirilmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsenna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Kat kat; 2 defa inmiş Fatiha&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsevvid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Müsveddeyi yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötülük yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsinn&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müskir (Müskirat)&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sarhoş edici içki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müskit&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Susturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müslüm/Müslim (Müslüman/Müsliman)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İslam dininden kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsmir&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Faydalı, meyvedar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsned&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Hadislerin aktaranlarla beraber yazıldığı kitap; dayandırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsrif&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İsraf eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İstiğna eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağrak&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Dalmış, batmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstağrik&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Daldıran, batıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahdem&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Hizmette bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahkem&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahsil&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Tüketici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahzar (Müstahzarat)&lt;br /&gt;
|Ha-Dad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış şey(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstahzar (Müstahzarat)&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Hazırlanmış şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstaid&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İstidatlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstaid/Müstait&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İstidatlı, hazır&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakbel&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Gelecekteki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Başlı başına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İstikametli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstakzer&lt;br /&gt;
|Kaf-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Kirli, pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstamel&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kullanılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstantık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Sorgu hakimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstazi&#039;&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Aydınlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstean&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Kendisinden yardım istenen (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstear&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Emanet alınmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstebid&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|İstibdadçı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstefid&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Fayda gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehab&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevilmiş şey; Peygamberimizin bazen yapıp bazen terk ettiği şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehak&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Hak etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehcen&lt;br /&gt;
|He-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Adebe aykırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehlik&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Tüketici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstehzi&lt;br /&gt;
|He-Ze-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Alay eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstekar&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlı, yerleşmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstekreh&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-He (7)&lt;br /&gt;
|Çirkin görülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstelzim&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Gerektiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleyici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemir&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Devamlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstemleke&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Sömürge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenid&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenife&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Önceki cümleden bağımsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstenkif&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çekinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstensih&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopya çıkaran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsterhim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İstirham eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsterih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rahat bulmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsteskal&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Soğuk muamelede bulunulan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstesna&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Hariç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsteşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Doğubilimci batılı alim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstetbeat&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Söze tabi olan manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstetir&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Gizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstevi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Düz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müstevli&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Düşman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müsvedde&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Yazının ilk hali, karalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşabehet&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzerlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşabih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahede&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahhas&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirlenmiş, somut&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşahid&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Gören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşakele (Müşakelet)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Şekilce ve cinsçe benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşareket&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık; işteş fiil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşa&#039;şaa/Müşa&#039;şa&#039;/Müşaşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşavere&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşavir&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşebbeh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzetilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşedded&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şeddeli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşerref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşerri&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Kanun koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşevveş&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Karışık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşevvik&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Teşvik eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşeyyed (Müşeyyede)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırılmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşfik&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Şefkatli&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çekinen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşir&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meraşal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müş&#039;ir/Müşir&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Haber veren, bildiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşkil (Müşkilat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Zor(luklar), çetin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Şirk koşan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Türemiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştak&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|İştiyaklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştebih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Şüphe edilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehi&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştahlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehir&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştehiyat&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştah verici şeyler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşteki (Müştekiyane)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayetçi (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştemil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müştemilat&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsam dahilindekiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşterek&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müşteri&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Satın alan; Jüpiter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütalaa/Mutalaa&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Tetkit etme, okuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Mütalaa eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütareke&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Anlaşma, barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaccib (Müteacciben)&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaddi&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Geçişli (fiil)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaddid&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Çok defa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteaffin&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürümüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteahhid/Müteahhit&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Taahhüd eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteahhir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Sonraki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteakib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Peşisıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteal&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce, büyük; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteali/Mütealî&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükselen, yüce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteallik&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|İlgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteallim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğrenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteanika&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinin boynuna sarılı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteannid&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütearif (Mütearife)&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Heskesçe bilinen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütearrif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Araştırarak bilen; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteatıf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Birbirine bağlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteayyin&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirli hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteazzir&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Meydana gelmesi zor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebahhir&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Geniş bilgi sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebaid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklaşan, uzak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebeddil&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiş(k)en&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütebessim&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gülümseyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecavir (Mütecavire)&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yakındakiler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecaviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Sınırı aşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecebbir&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteceddid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecelli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünen, kendini gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecerrid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Soyutlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessid&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesetleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşmiş, görünür hale gelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecessis&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Gizlice araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütecezzi&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalara bölünebilir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedahil&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Birbirinin içine girmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedair&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Alakalı, dair&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütedeyyin&lt;br /&gt;
|Dal-Ye-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Dindar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteeddib&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye almış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteehhil&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteellim&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı çeken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteessif&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzülen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteessir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkilenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefarık&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrı ayrı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefavit&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinden farklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefekkir&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütefennin&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fen alimi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteferrik (Müteferrika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış; muhtelif&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegallib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegannim&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Koyun postuna bürünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegayir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütegayyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değişen, değişken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehaccir&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehacim&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehakkim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Zorbalık eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehammil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Katlanabilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteharri&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Araştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteharrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Hareketli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassıs&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Uzman&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassir&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Hasret çeken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehassis&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hislenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehavvil&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Değişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyel (Mütehayyele, Mütehayyelat)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal edilenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyil (Mütehayyile)&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayal gücü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütehayyir&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteheyyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecanlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekabil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekaid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Emekli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekamil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekasil&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekebbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kibirli; Büyük olan Allah (esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekeffil&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekellif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütekellim&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşan (1. tekil şahıs); esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelebbis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giyinmiş, kuşanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelemmi&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıldayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütelezziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemadi (Mütemadiyen)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Devamlı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemayil&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Birbirine meyil gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemayiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrılmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemeddin&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Medenileşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemehhil&lt;br /&gt;
|Mim-He-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Zamana muhtaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemerkiz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemerrid&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dikkafalılık eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemessik&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Sıkıca yapışmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemessil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Temessül eden, yansıyarak görünen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemevvic (Mütemevvice)&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütemmim&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenafi&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenahi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Sonlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenaim&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimete mazhar olmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenakız&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenasib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenasil&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Üreyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenebbih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneccis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pislenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneffir&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteneffiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Nüfuz sahibi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenevvi&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Çeşit çeşit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenevvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütenezzih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlardan temizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteradif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı; birbirini izleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterafık&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Refakat eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakib (Müterakibe)&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Terekküb etmiş&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Üst üste binen anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakim&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Birikmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterakki&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Terakki etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütercim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Yazılı tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütercim&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Çevirmen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereccil&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Erkekleşmiş kadın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereddi (Mütereddiye)&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Soysuzlaşmış&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Düşerek ölen hayvan anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütereddid&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kararsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müterezzik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklanan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesallib&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesanid&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Tesanüd içinde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteselli&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Teselli edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteselsil&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Silsile oluşturmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütesettir&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtünmüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşabih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeyen; Ayet ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşabik (Müteşabike)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Birbiriyle şebeke oluşturan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşaib&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubelenen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşakis&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Birbirine ters&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşebbis (Müteşebbisin)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Girişimde bulunan(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekki&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkik&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkil&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşmuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşekkir&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükreden, teşekkür eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteşeyyih&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhlik taslayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevafık&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Birbirine uygun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevahhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|İnsanlardan ürken&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevakkıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Bağlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Aralıksız devam eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevatir&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Birçok kimse tarafından nakledilen ve yalan ihtimali olmayan haber&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevazi&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevazin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Denklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteveccih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yönelmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müteveffa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vefat etmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevehhim&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Tevehhüm edilen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevekkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Tevekkül eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütevellid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doüan, ileri gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezadd&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Birbirine zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezebzib&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kararsız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezelzil&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sarsılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mütezeyyin (Mütezeyyine)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müthiş/Müdhiş&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Dehşetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttaki/Muttaki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Takvalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttebi&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Bağlı olan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttefik&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|İttifak eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttehem&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|İttiham edilmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müttehid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birleşmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvekkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekil tayin eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvellid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğuran, meydana getiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müverrih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müverrih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvesvis&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vesvese veren şeytan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müvezzi&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Dağıtıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müyul&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahame&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıştırma, sıkıntı verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzaheret&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzahref (Müzahrefat)&lt;br /&gt;
|Ze-Hı-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Süprüntü, sahte süs&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzakere (Müzakerat)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Fikir alış-verişi (verişleri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzayaka&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Darlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzayede&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzebzeb&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Karmakarışık, beceriksiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzebzib&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Karıştıran&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzehheb&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Yaldızlanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzehhib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Süsleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekka&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizlenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekker&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Erkek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekki&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzekkir (Müzekkire)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlatan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzellel&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçalmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzevver&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Uydurulmuş, düzmece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzeyyen&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzeyyin&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın süslendiren anlamındaki ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzhir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Gösteren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müz&#039;ic/Müzic/Müziç&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Rahatsız edici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzmin&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yerleşik, kronik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müznib (Müznibin)&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günahkar(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müzzemmil&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Örtüsüne bürünen; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naaş/Na&#039;ş&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Kefenlenip tabuta konmuş ölü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nabız/Nabz&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Kalp atınca damarlarda hissedilen vurgu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nabit (Nabite)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Bitirip büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naci (Naciye)&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtulan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nadim&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Pişman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nadir (Nadire)&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Az bulunur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafaka&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçimlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafık&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçerli&lt;br /&gt;
|align=center|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafi (Nafiye)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Faydalı; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafile&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Farz ve vacip dışındaki zorunlu olmayan ibadetler; faydasız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nafiz (Nafize)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Nüfuz eden, etkili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahif&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahiye&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kazadan küçük köyden büyük yerleşim yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahl&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Arı; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahl (Nahle)&lt;br /&gt;
|Nun-Hı-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Hurma ağacı (Hurma ağacı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahnu/Nahnü&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Biz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahv/Nahiv (Nahvi)&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Arapça&#039;da kelime ilişkileri ve cümledeki durumlarını inceleyen ilim (nahiv ilmine ilişkin)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naib&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Vekil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nail&lt;br /&gt;
|Nun-Ye-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ulaşan, erişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyuyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naim/Naîm&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Güzel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naka/Nâka&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Dişi deve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakarat&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tekrarlananlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakd/Nakid/Nakit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Peşin para&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakıs&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakil/Nâkil (Nakile)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Nakleden (Verici)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakise/Nakîse&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Kusur, eksiklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakizeyn/Nakîzeyn&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|İki zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakkaş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Her şeyi sanatla süsleyen Allah (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakl/Nakil (Nakliye)&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Aktarma (Taşıma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naks&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksiklik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakş/Nakış&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Sanatlı süsleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nakz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Çözme, geçersiz hale getirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nal&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Lam (1)&lt;br /&gt;
|At ayakkabısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nami (Namiye)&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Büyüyüp gelişen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanı şerefli kılan mânevî duygu; kanun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ateş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nara/Na&#039;ra&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Duygu veya sarhoşluk nedeniyle bağırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nas&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanlar; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasara&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hıristiyanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasayih/Nasaih&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Nasihatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Atama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasır&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasib/Nasîb&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Pay, hisse&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasibe&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Haricilerin/Emevilerin müfritleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasih&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Nasihat eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasihat&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Öğüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasiye&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Alın, yüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasl&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Uçmasına yardım eden kanatları olmayan ok&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasr&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasrani (Nasraniyet)&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Hıristiyan (Hıristiyanlık)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nass&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Dinin kesin hükmü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nasut&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|İnsanlık alemi&lt;br /&gt;
|align=center|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşi (Naşie)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|İleri gelen, neş&#039;et eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşir&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayan, dağıtan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naşize&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Kocasına üstünlük taslayan kadın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Na&#039;t/Naat&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Te (1)&lt;br /&gt;
|Methetme, Peygamber ve 4 halifeyi özen manzume&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Natık&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nay/Na&#039;y&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Ölüm haberi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazair&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Nazireler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazar&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakma; göz değmesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazari&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Teorik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazım/Nâzım&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzene koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazım/Nazm&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Kafiyeli ve ölçülü söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazır&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Bakan, gözeten&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Naziat&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazif&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazire&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Misil, denk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nazzam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|En güzel şekilde nizam veren (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Evet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebat (Nebati; nebatat)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Bitki (Bitkiyle ilgili, bitkiyle beslenen; bitkiler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebe&#039; (Nebevi)&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Haber (Peygamberliğe ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebean&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynama, doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamber&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nebze&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Az miktar(da)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necabet&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Asalet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necaset&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necat&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Kurtuluş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necib/Necip&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Be (2)&lt;br /&gt;
|Asil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necim/Necm&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıldız; kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Necis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|(Dinen) pis&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nedamet&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Pişmanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nef&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Fayda&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefad (Bî-nefad)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Tükenme (Tükenmeme)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefer (Neferat)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Asker, er (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Gurup anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefes&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Soluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefha&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Hı (1)&lt;br /&gt;
|Üfleyiş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefis/Nefîs&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Lezzetli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefret&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Tiksinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefrin&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Lanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefs/Nefis (Nefsani)&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Günah ve sevap ayırt etmeden saldıran istek ve duygular; insanın öz benliği (Nefis hesabına)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nefy/Nefiy&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yokluğunu ifade etme; sürgün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehar (Nehari)&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Gündüz (Gündüz ortaya çıkan)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehb&lt;br /&gt;
|Nun-He-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yağmalayıp gasbetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehir/Nehr&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Irmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nehiy/Nehy&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Yasaklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekahet&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-He (1)&lt;br /&gt;
|Hastalıktan iyileşme dönemi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekais&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekal&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Şiddetli azap&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Kabir sorgu meleklerinden biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekkad/Nakkad&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|İyi ve kötüyü ayırt eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nekre&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nema&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gelişme, büyüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neml&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Karınca; Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nemmam&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Dedikoducu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesc&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Dokuma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neseb/Nesep&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Soy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|İptal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesim&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hoş (rüzgar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesir&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Hamele-i Arş&#039;tan bir melek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesk&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Düzgünce dizmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesl/Nesil&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Soy-sop&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nesr/Nesir&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Düz yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nessac&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Ören&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nessar&lt;br /&gt;
|Nun-Se-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşat/Neşe (Bu kelime aynı zamanda Nun-Şın-Vav kökünden gelir. Bu iki kökten gelen kelimeler Türkçe&#039;de Neşe şeklinde birleşmiştir)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Mutluluktan dışarı vuran sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşe (Bu kelime ile Nun-Şın-Tı kökünden gelen Neşat kelimeleri Türkçe&#039;de Neşe şeklinde birleşmiştir)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Mutluluktan dışarı vuran sevinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neş&#039;et/Neşet/Neş&#039;e&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşide&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Şiir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşir/Neşr (Neşriyat)&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yayma (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşv&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neşve&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Neşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Netaic&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Netice&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Sonuç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neuzu/Neuzü (Neuzu billah)&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Zel (6)&lt;br /&gt;
|(Allah&#039;a) sığınırız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nev&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Tür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neva&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevadir&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Nadirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevafil&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Nafileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevahi&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Nahiyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neval&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|İhsan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevamis&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Namuslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevat&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevbet/Nöbet&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Sıra ile görülen iş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevm&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nevvar&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Neyyir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Parlak (cisim)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nez&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekip almak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezafet&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezahet&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezaret&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Gözetleme, kontrol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezir/Nezîr&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Uyarıcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezle&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Burun akmasıyla kendini gösteren hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nezr/Nezir&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Adak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nıkmet&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Şiddetli ceza&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nısf/Nısıf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yarım, yarısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niam&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nida&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Seslenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nidd&lt;br /&gt;
|Nun-Dal-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Denk, benzer, yarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nifak&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Münafıklık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nihai&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Sona ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nihayet&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nikab&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Perde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nikah&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nime/Ni&#039;me&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Ne güzel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nimet/Ni&#039;met&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|İyilik, ihsan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niran&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Ateşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisa&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kadınlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisbet (Nisbi)&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Bağ (Göreceli)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niseb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Nisbetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisvan&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Kadınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nisyan&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Unutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niyet&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kast, yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Niza&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nizam&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Noksan&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nokta&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Tek dokunmalık işaret; önemli husus&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nukat&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Noktalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nukuş&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Şın (6)&lt;br /&gt;
|Nakışlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nun&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nur&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Işık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nurani&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nusret&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yardım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nusus&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|Naslar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nutfe&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Döllenmiş yumurta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nutuk/Nutk&lt;br /&gt;
|Nun-Tı-Kaf (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nübüvvet&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nücum&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yıldızlar; kısımlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüfus&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüfuz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|İçine girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nühas&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Bakır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nühuset&lt;br /&gt;
|Nun-Ha-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüket&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Te (2)&lt;br /&gt;
|Nükteler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nükte&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Te (2)&lt;br /&gt;
|Derin ve ince manalı söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nümüv/Nümuv&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Gelişme, büyüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüsah&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Nüshalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüsha/Nusha&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Kopya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüşuz&lt;br /&gt;
|Nun-Şın-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Kadının kocasına itaat etmemesi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüve&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Çekirdek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzhet (Nüzhetgah)&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Eğlenme (Eğlenme yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzul&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inme; felç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nüzur&lt;br /&gt;
|Nun-Zel-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Adaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Of/Uf&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Of&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Öd&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Bir ağaç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ömür&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Hayat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Toplumda kabul gören davranışlar&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Peşpeşe İyilik anlamında (Urf))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Öşr/Öşür&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Onda bir; Tarım ürünlerinden verilen onda bir zekat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Özür/Özr&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Mazeret&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Uzr şeklinde geçer)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rab&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yaratıcı (Esma); efendi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabbani (Rabbaniyye)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rabbe ait; Rabbe ibadet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabıta&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağ&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabian&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dördüncü olarak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rabt/Rapt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Bağlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raci&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alakalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raci (Raciyane)&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Rica eden (ederek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Taşlanmış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Racul/Recül&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Adam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ra&#039;d/Rad (Ra&#039;dat/Radat)&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Gökgürültüsü (çoğul); Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radde&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kerte, son nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radıyallahu Anh&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Allah ondan razı olsun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rafızi (Rafıziye)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Dad (1)&lt;br /&gt;
|Sapmış; batıl bir mezhep&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rafi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kaldıran; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağabat&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Rağbetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağbet&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Revaç bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağm&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Aksi, zıt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rağmen&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Aksine, zıddına&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahat&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ferah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahib&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hıristiyan din adamı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahîm/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi; şefkatli (insanlar için)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Râhim/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahle&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Ufak ders masası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahm/Rahim&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Bebek kesesi; akrabalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahman&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi (Sadece Allah için kullanılır)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahmet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın umumi merhameti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rahve&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Harekesiz okunduğunda ses çıkış yerinden az etkilenen harfler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raiyet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Yönetilenler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakam&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Sayı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakım&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raki&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Rüku eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakib&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Gözeten Allah; rekabet eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakib (Rakiben)&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Binen (binerek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakik&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|İnce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakkas&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Sarkaç, dans eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rakraka&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ra-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü; parlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raks&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ramad&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ramazan&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Dad (1)&lt;br /&gt;
|9. Arabi ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rana&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Güzel, latif&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasas&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Sad (2)&lt;br /&gt;
|Kurşun, kalay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasat (Rasathane)&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Gözetleme (yeri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasih&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Derin, sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasin&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasul/Resul&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamber, elçi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ra&#039;şet/Raşet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Korkudan titreme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Raşid (Raşidin)&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kamil, hakka erişmiş olan(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ratb&lt;br /&gt;
|Ra-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Yaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ratkan&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yapışık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rauf&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Çok şefkatli (Esma);çok şefkatli kişi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ravi&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Haberi ileten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ravza&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Bahçe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rayb&lt;br /&gt;
|Ra-Ye-Be (1)&lt;br /&gt;
|Şüphe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rayiha&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Koku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Razı/Radi&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Onaylayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Razık&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık veren Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rebi&#039;ül-evvel/Rebiül-evvel, Rebi&#039;ül-ahir/Rebiül-ahir&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Arabi 3. ve 4. aylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reca/Rica&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Vav (3)&lt;br /&gt;
|Ümit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Recep&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kameri ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Recm/Recim&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Taşlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kafadan atma anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Red/Ret&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kabul etmeme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Redif&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Bineğin arkasına binen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ree&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Akciğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ref&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kaldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refah&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-He (1)&lt;br /&gt;
|Rahatlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refakat&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;fet/Refet&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Şefkat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refik (Refika)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaş, yoldaş; eş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Refref&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ra-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Mirac bineği&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Minder anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Regaib Gecesi&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|Recebin ilk Cuma gecesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rehavet&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reis&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Başkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekabet&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Be (4)&lt;br /&gt;
|Üstünlük mücadelesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekat/Rek&#039;at&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Namazın bir parçası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rekz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Dikme, yere saplayıp sabit kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Remy&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Atma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Remz/Remiz&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Hafif işaret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;s/Res&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Baş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resail&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Risaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resanet&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Re&#039;sen/Resen&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Bizzat, doğrudan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resm/Resim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Çizim, çizme; merasim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Resmi (Resmiyet)&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Devlet adına/tarafından&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ressam&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resim çizen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşad&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolda olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşahat&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Reşhalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşha&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|(Sızıntı) su damlası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reşid&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yola sevkeden (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revabıt&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Tı (7)&lt;br /&gt;
|Rabıtalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revaç/Revac&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Geçer olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revak&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Sundurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revatib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Namazdan önceki müekked sünnet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revayih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rahiyalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Revh/Ravh&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|İç açıklığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rey/Re&#039;y&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Görüş; oy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reyhan&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Hoş ve güzel koku&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reyyan&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Doymuş, kanmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezalet&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Rezillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezil&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rezzak&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızık verici Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıbh/Ribh&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Kar, kazanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıdvan&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Rıza&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıfk&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Yumuşaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıhlet&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rıza&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Onay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rızk/Rızık&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ihtiyaçlarımıza yönelik ihsanı; yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riayet&lt;br /&gt;
|Ra-Ayn-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riba&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Faiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rical&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Adamlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rida&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Örtü, üst giysi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rifai/Rufai(iyye)&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Bir tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rif&#039;at/Rifat&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yükseklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Rüzgar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rikkat&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Kalp inceliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risalat&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Risaleler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risale&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kısa eser, mektup&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Risalet&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rivayet&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Haber verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riya&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|İki yüzlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyaset&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Reislik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyazet&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Az gıda ile yaşamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Riyazi (Riyaziyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Matematik (ile ilgili)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rub/Rubu/Rub&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|Dörtte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rububiyet&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Rablık, terbiye edicilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruh&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Can&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhani&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ruhlu varlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhban (Ruhbaniyye)&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Rahibler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruhsat&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|İzin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rumuz&lt;br /&gt;
|Ra-Mim-Ze (2)&lt;br /&gt;
|Remizler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusul&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rutubet&lt;br /&gt;
|Ra-Tı-Be (2)&lt;br /&gt;
|Nem&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ruus&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Başlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüchan/Rüçhan&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstünlük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rücu/Rücu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dayanma, dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüesa&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Sin (6)&lt;br /&gt;
|Reisler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüfeka&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rükn/Rükun/Rükün&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Esas, temel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüku&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Namazda eğilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüsuh&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüşd&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Doğru yolu bulma, olgunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüşvet&lt;br /&gt;
|Ra-Şın-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kanunsuz ücret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rütbe&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Basamak, derece, makam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rüteb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Rütbeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rü&#039;ya/Rüya&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Düş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rü&#039;yet/Rüyet&lt;br /&gt;
|Ra-Elif-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Görme, bakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sa&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|3.120 gramlık ölçü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saadet&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutluluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Kıyamet; zaman birimi; zamanölçer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Günün ilk vakti&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabavet&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Çocukluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabık&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geçmiş, önceki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabi&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabian&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yedinci (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabih (Sabiha)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Yüzen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabii/Sabiî (Sabiiyyun)&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Yıldıza tapan&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Başka dine giren anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabir/Sâbir&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sabreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Yerleşik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabr/Sabır&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Tahammül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabur (Saburane)&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Çok sabırlı; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sacid&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Secde eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sada&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadaka&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda yardım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadakat&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Bağlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadaret&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Başbakanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadat&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Seyyidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saded&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Konu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadef&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Kabuk (İnci kabuğu)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadık/Sâdık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Sadakatli, dürüst&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadır/Sâdır&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çıkan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadîk/Sadik&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|(Çok sadık) dost&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadis (Sadisen)&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Altıncı (olarak) (Ayrıca bkz. Sin-Te-Te)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadme&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Darbe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sadr/Sadır&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Göğüs&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saduk/Sadûk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Tam doğru&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|İç huzuru&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Mekke&#039;deki tepe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safahat&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aşamalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saff&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Saf, sıra; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saffat&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sure adı (Saf saf dizilenler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safh&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Bağışlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Vazgeçme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safha&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Aşama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safi&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Katışıksız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safil (Safilin)&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Sin-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Uydurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsatiyat&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Sin-Tı (2)&lt;br /&gt;
|Safsafalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safvet&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Safilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sağir (Sağire)&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saha&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Alan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabe&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sohbetinde bulunanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabet&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahip olma; sohbetinde bulunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahabi (Sahabiye)&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Peygamberimizin sohbetinde bulunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahaif&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sahifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahi&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömert&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahife&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sayfa&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahih&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Geçerli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahil&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Deniz kıyısı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahip&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Malik; arkadaş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahir&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Sihir yapan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahne&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Oyun yeri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahra&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kır(lık), çöl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahret&lt;br /&gt;
|Sad-Hı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kudüs&#039;te kaya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahur&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Ramazanda gece yemeği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sahve&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Uyanıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saıka&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Yıldırım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sai&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Said&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Cennetlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Said/Saîd&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saik (Saika)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sevkeden sebep&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sail&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soru soran&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saim&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruç tutan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sair&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Diğer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sair (Bkz. Sin-Elif-Ra)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saka (Sakacı)&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su dağıtım(cısı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakam&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakar&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakat&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Bozuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakf&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Çatı, dam, tavan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakıt&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşmüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saki&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Su sunan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakib/Sakip&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Be (1)&lt;br /&gt;
|Delen geçen, aydınlatan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakil&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ağır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakim&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hasta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Durgun; oturan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sakit&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Sessiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salabet&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sertlik, sağlamlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salah (Salahat)&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Salihlik, iyilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Namaz; rahmet; dua&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salavat&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Peygamberimize rahmet duası; dualar; namazlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salib&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salih&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|İyi, salahat sahibi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salik&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Giden, ilerleyen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salim&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Sağlam ve tehlikesiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salis (Salisen)&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçüncü (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salise&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Saniyenin 60&#039;ta (veya 100&#039;de) biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saltanat&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salvele&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Salavatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samed&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hz. Nuh&#039;un oğlu Sam&#039;ın soyundan gelenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami (Samiun)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dinleyici(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sami (Samiye)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Yüksek, yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samimi (Samimiyet)&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İçten&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samine (Saminen)&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sekizinci (olarak); saatin 8. derece 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Samit&lt;br /&gt;
|Sad-Mim-Te (1)&lt;br /&gt;
|Suskun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanat/San&#039;at&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanayi&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk (Sandukça)&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Dal-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanem&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Put&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanevber/Sanavber&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çam ağacı/kozalağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sanevi&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci derecede&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sani&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sani&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Her şeyi sanatla yapan Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniha (Sanihat)&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Çok düşünmeden akla gelen şey(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniye&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Dakikanın 60&#039;ta biri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saniyen&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|İkinci olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarahat&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Harcama; çekim bilgisi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Çevirme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarık&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hırsız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sari (Sariye)&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bulaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarih&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarraf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kuyumcu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sarsar&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Sad-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Kasırga&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sath/Satıh&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Yüzey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satı&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satır&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sayfada çizgi halinde yazı dizisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Satvet&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Ezici kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savab&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|DOĞRU&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savm&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Savt&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Te (2)&lt;br /&gt;
|Ses&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Say/Sa&#039;y&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Çalışma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayd&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Av&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayf (Sayfiye)&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yaz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayha&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Güçlü ses, Sur&#039;a üfleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Saykal&lt;br /&gt;
|Sad-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Parlatan, cilalayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayyad&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Avcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sayyib&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Yağmur veren bulut&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seb&#039;a/Seba&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yedi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebe&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebeb/Sebep&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Be (4)&lt;br /&gt;
|Neden&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Vesile anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebil&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebkat&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Önde olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebr/Sebir&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Deneme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sebu&#039; (Sebu&#039;iyye/Sebuiye)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Yırtıcı hayvan (ile ilgili)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seca/Sec&#039;a&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kuş ötüşü; kafiyeli yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Secaya&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Seciyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seccade&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namaz yaygısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seccal&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Akıp giden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Secde&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Namazın rükünlerinden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seciye&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Huy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sed/Set&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Engel&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sedad/Sedat&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğruluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sedid&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Sağlam(ca kapalı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefahat&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Günah eğlencelere düşkünlük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefain&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gemiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefalet&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Fakirlik, rezillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefaret&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Elçilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefer&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefih&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksız, eğlenceye düşkün&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefil&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefine&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Gemi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefir&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Elçi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sefk&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Dökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seha&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehab&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Be (1)&lt;br /&gt;
|Bulut&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehavet&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seher&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Sabah namazı öncesi vakit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehhar&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyüleyici&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehl/Sehil&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sehv/Sehiv&lt;br /&gt;
|Sin-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Hata&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekene&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekerat&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Can cekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekine/Sekinet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|İç huzuru; Hz. Ali&#039;nin duası; 6 esma (duası)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekr/Seker (Sekre)&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sarhoşluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekte&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sel/Seyl&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Su baskını&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selam&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi; esenlik; müslümanların karşılaştığında yaptığı dua&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selamet&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Emniyet, barış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selas (Selase)&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selaset&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Akıcılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selatin&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Sultanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selb&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|Kalkma, elden gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selc&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Kar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selef&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Önceki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selh (Selhhane)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Deri soyma (yeri), mezbaha&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selim (Selime)&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|İyi huylu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selis&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Akıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selm&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Selsebil&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Be (1)&lt;br /&gt;
|Cennet ırmağı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sem&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Gökyüzü, uzay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sema&#039; (Semai)&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme (İşitilerek öğrenilen)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semahat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|İyilik, cömertlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sem&#039;an/Seman&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşiterek, &amp;quot;başüstüne&#039;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semaniye&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Sekiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semavat&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Semalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semek&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Balık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semen&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Kıymet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semer (Semere)&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Meyve, fayda&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semi&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşiten; Esma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semi&#039;na/Semina&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşittik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Semm&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehir; iğne deliği&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Delik anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sena&lt;br /&gt;
|Se-Nun-Ye (12)&lt;br /&gt;
|Övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sene&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Yıl&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sened/Senet&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sera/Serâ&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Toprak, yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serab/Serap&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sıcak kaynaklı yalancı görüntü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serd&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Güzel şekilde söylemek&lt;br /&gt;
|align=center|+ (örmek anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seretan&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hızlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Serir&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Taht, divan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sermed (Sermedi, Sermediyyet)&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Mim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Daimi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Servet&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Mal varlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Setr&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Settar&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın günahları ve ayıpları örten ismi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Settare&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü (yer)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevabit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Sabitler, sabit (gibi görünen) yıldızlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevad&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İnsanların çoğunluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevahil&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sahiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevap/Sevab&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hasene&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevda&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Fazla sevgi; siyah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevi (Seviye)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Düzey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dosdoğru anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevk&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yönlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sevr&lt;br /&gt;
|Se-Vav-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Öküz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyahat&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Yolculuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyelan&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyf&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Kılıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyr/Seyir&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyran/Seyeran (Seyrangah/Seyerangah)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezinme (yeri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyah&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Gezgin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyal (Seyyale)&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Akan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyar&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyare&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gezegen, gök cismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Efendi; Peygamberimizin soyundan gelen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyyie (Seyyiat)&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Günah(lar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıbak/Sibak&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sözün başı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıbğa/Sıbga/Sıbgat&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ğayn (2)&lt;br /&gt;
|Boya&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıddık&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Değerlerine gönülden bağlı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıdk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Doğruluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıfat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Nitelik, özellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıfır/Sıfr&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|0&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıgar/Sığar&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçüklük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıhhat&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Sağlık; geçerlilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıklet&lt;br /&gt;
|Se-Kaf-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Ağırlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıla&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Memleketi ve yakınları ziyaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınai&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınıf&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tabaka, kategori&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırat&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Sadece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırr&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gizem; bir latife&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıyam&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Oruçlar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sıyanet&lt;br /&gt;
|Sad-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sical&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Nöbetleşe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sidre&lt;br /&gt;
|Sin-Dal-Ra (1)&lt;br /&gt;
|6. Katta bir makam (Cennette bir ağaç)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sihr/Sihir&lt;br /&gt;
|Sin-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Büyü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sikke&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Para (kalıbı)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silah&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Dövüşme aleti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silk&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Silsile&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Birbirini izleyen dizi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sima&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yüz, alamet (Ayrıca Bkz. Vav-Sin-Mim kökü)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sima&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Yüz, görünüş (Ayrıca Bkz. Sin-Vav-Mim kökü)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Simak&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Kef (2)&lt;br /&gt;
|Balıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinn&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Yaş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirac/Siraç&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirayet&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Bulaşma, geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siret&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Manevi durum, ahlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sirkat/Sırkat&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Hırsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sitte&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Te (1)&lt;br /&gt;
|Altı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sive&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Haricinde&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyadet&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Seyyidlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyak&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Geldiği yer, başlangıç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyaset&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İdare sanatı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyer&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Siretler; Peygamberimizin hayatı(nı anlatan kitaplar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofa&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Avlu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf ehli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofra&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yemek düzeni&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sohbet&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sevilen kişiyle beraberlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Su&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sual&lt;br /&gt;
|Sin-Elif-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Soru&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Su&#039;ban/Suban&lt;br /&gt;
|Se-Ayn-Be (1)&lt;br /&gt;
|Yılan, ejderha&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Subh&lt;br /&gt;
|Sad-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Sabah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Subhan (Subhanallah)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın ismi (tesbih zikri)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sudan&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Siyahi kişiler(in memleketi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sudur&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çıkma, kaynaklanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suffe&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Mescid-i Nebevi&#039;de ashabın kaldığı gölgelik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sufuf&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Saflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suğra&lt;br /&gt;
|Sad-Ğayn-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Küçük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhre&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhuf&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Sahifeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suhulet&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolaylık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suk&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Çarşı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sukut&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Düşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulb&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Omurga (kemiği); soy&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suleha&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Salihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulh&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Ha (11)&lt;br /&gt;
|Barış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sultan&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Hükümdar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sum&#039;a/Suma&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|Riyakarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sun&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suni/Sun&#039;i/Sunî/Sun&#039;î&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sur&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|İsrafil&#039;in borusu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sur&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kale duvarı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın bölümleri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suret&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Resim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suriye&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Ülke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sutur&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Satırlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suubet&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Be (2)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suud&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suver&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Suretler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Suver&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Sureler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübut&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Sabit olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sücud&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Secdeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süeda&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Saidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfeha&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Sefihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfla&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı (mekan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süfli&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Aşağı, alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süha&lt;br /&gt;
|Sin-He-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Küçük ayı takımyıldızından bir yıldız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükna&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Oturulacak yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükun/Sükunet&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sükut&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Te (4)&lt;br /&gt;
|Susma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süllem&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merdiven&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süluk&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Kef (6)&lt;br /&gt;
|İlerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sülüs&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçte bir&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sümme&lt;br /&gt;
|Se-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Sonra&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sümum&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünbül/Sümbül&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Başak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sündüs&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal-Sin (1)&lt;br /&gt;
|İnce ipek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünen&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Sünnetler; kendisinden hüküm çıkarılan hadisler(i içeren kitap)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünnet&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Peygamber yolu; yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünni&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Ehl-i sünnet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünuhat&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Ha (2)&lt;br /&gt;
|İlham olarak kalbe gelen manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürahi&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|İçecek kabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürat/Sür&#039;at&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hız&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süreyya&lt;br /&gt;
|Se-Ra-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Ülker yıldızı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sürur&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevinç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sütre&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtülü yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süveyda&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Kalpteki siyah nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süyuf&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Kılıçlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaban/Şa&#039;ban&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kameri 8. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şabb&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şafak&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Güneşin doğmasına yakın vakit&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şafi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa veren Allah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahab/Şihab&lt;br /&gt;
|Şın-He-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kayan yıldız&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahid/Şahit&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Tanık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahik&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Yüksek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahika&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Zirve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahm&lt;br /&gt;
|Şın-Ha-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İç yağı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şahs/Şahıs (Şahsi, Şahsiyet)&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Kişi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaibe&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Be (1)&lt;br /&gt;
|Leke&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Karışık anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaik/Şaika&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şevk verici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şair&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiir söyleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaka&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Latife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaki&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Haydut, bedbaht&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakir&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Yarılma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şakul/Şakül (Şakulen)&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Dikey (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şal&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Atkı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şamil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şamme&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Koku (duyusu); burun&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şan&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Ün, itibar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarab/Şarap/Şerab&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|(Haram) içecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şa&#039;re/Şare&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Saç, kıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şari&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarih&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şark (Şarki, Şarkiye)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Doğu (Doğuya ait)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şart&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Gereklilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şa&#039;şaa/Şa&#039;şa&#039;/Şaşaa&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Parlaklık, gösteriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şatahat&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Manevi sarhoşlukta söylenen ölçüsüz söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şayia&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Söylenti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şaz&lt;br /&gt;
|Şın-Zel-Zel (2)&lt;br /&gt;
|Kaide harici olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeair&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şiarlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeamet&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk, kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebab&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Genç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebabet&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Gençlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebeke&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Ağ; örgüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şebih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen şey, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şecaat&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şecer (Şecere)&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Ağaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeci&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeddad&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Eski çağlarda Yemenli bir zorba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şedde&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|U/ü okutan işaret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şedid (Şedide)&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şiddetli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefaat&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Af için vesilelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefe&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Dudak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeffaf (Şeffafe, Şeffafiyet)&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Işık geçiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefi&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Şefaatçi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefik&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Şefkatli&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şefkat&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Acıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehadet&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitlik; şehitlik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehd&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Bal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehevat&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Şehvetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehid/Şehit&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Allah yolunda hayatını feda eden; Allah&#039;ın ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehik&lt;br /&gt;
|Şın-He-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Hıçkırarak içini çekme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehir/Şehîr&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Meşhur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehla&lt;br /&gt;
|Şın-He-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Ela/Mavi göz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehr&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehriye&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Çorbalık makarna&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehvani&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Şehvetle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şehvet&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|(Cinsel) istek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekavet&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Şakilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekil/Şekl&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Biçim, görünüş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekur&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükre layık Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şekva&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şelale&lt;br /&gt;
|Şın-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Çağlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemail&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Huylar, şimaller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemme&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|1 defa koklama, kokucuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şems (Şemsi; Şemsiyye)&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemsiye&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneşlik/Yağmurluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şemta&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Saçı ağarmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şe&#039;n/Şein&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İş, tavır&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenaat&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kötülük, aşağılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeni&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötülük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&#039; (Şer&#039;an/Şeran)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyma, şeriat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerait&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Şartlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerarat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kıvılcımlar (Şerareler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeraret&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerbet&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Meyve özlü şekerli içecek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeref&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yükseklik, onur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerh&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|İzah; genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şer&#039;i/Şeri (Şeriyye/Şer&#039;iye)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şeriatla ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeriat&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın kanunları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerif&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şerefli; Hz. Hüseyin&#039;in soyundan gelen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerir (Şerire)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerit&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Bükülmüş ip&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerur&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Çok kötü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şetm/Şetim&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Kötü söz, sövme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şetta&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Te (2)&lt;br /&gt;
|Çeşitli, başka başka&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevahid&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şahitler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevk&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arzu, istek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevket&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kef (1)&lt;br /&gt;
|Heybet, ululuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şevval&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Lam (2)&lt;br /&gt;
|10. Hicri ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şey&#039; (Şey&#039;en/Şeyen)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Nesne (Azar azar)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyatin&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyh&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlı, hoca&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyhuhet&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Yaşlılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeyn/Şun&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeytan&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|İblis&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şeytanet&lt;br /&gt;
|Şın-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şık/Şıkk&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Taraf, yarım, kısım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şia&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şiilik&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Grup anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiar&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şibh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeyen şey, benzer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiddet&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güç, kuvvet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifa&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Afiyet, iyileştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifahen&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Sözlü olarak, karşılıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifahi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-He (3)&lt;br /&gt;
|Sözlü olarak, karşılıklı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Parola (Fransızcadan geçen bu kelimenin aslı Arapça sıfır kelimesinden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şii&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali taraftarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şiir/Şi&#039;r&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Nazım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şikak&lt;br /&gt;
|Şın-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İkilik, ayrılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şikayet&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Yakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimal&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kuzey; sol; huy&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şira&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Satma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şi&#039;ra/Şira&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Sirius yıldızı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şirk&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Eş koşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şirket&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şita&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kış&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şöhret&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Ün&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şua&#039; (Şuaat, Şualar)&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Işın/Işınlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuab&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şubeler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuara&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Şairler; Sure adı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şu&#039;be/Şube&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Dal, kısım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuhud&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuhur&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Aylar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şule/Şu&#039;le&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Alev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şu&#039;m/Şum&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Uğursuzluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şura&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Danışma meclisi; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuruh&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Şerhler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şurup&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|Kaynatılarak koyulaşmış şerbet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuub (Şuubat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Kavimler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuun (Şuunat)&lt;br /&gt;
|Şın-Elif-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şe&#039;nler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuur&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Bilinç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuvaz/Şüvaz&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Zı (1)&lt;br /&gt;
|Kızgın ateş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şuzuz/Şüzuz (Şüzuzat/ Şuzuzat)&lt;br /&gt;
|Şın-Zel-Zel (2)&lt;br /&gt;
|Kaide dışı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şübeh (Şübehat)&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Şüpheler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şübhe/Şüphe&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Kuşku&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüheda&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Şehitler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükr/Şükür&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Teşekkür&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükran&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Şükretme, minnetdarlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şükuk&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şekler, şüpheler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şümul&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şümus&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Güneşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şürb&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüreka&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Şerikler, ortaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüyu&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Yayılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şüyuhat&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Hı (6)&lt;br /&gt;
|Şeyhlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taabbüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|İbadet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaccüb/Teaccüb&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaddi&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Vav (7)&lt;br /&gt;
|Geçmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaffün/Teaffün&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürüyüp kokuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taahhüd&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Söz verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taakkul&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıl erdirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taalluk&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Alakalı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallukat&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Yakınlar, akraba; taalluklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallül/Teallül&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Bahane arama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taallüm&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taam&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Yiyecek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taammüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Bilerek suç işleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taammüm&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Yaygınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taannüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taarruz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taarrüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanıtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaruz/Tearuz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Zıtlık, mücadele&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taassub/Taassup&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Be (5)&lt;br /&gt;
|Tutuculuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taaşşuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşık olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taat&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ayn (6)&lt;br /&gt;
|İtaat etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taattuf&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Fe (8)&lt;br /&gt;
|Acıma, bağış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taayyün/Teayyün&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taayyüş/Teayyüş&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Şın (5)&lt;br /&gt;
|Yaşama, geçinme, beslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taazzum/Teazzum&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyüklük taslama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tab&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Kitap basma; karakter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabaka (Tabakat)&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Kat, derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabbah&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Aşçı, pişirici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabi (Tabiyyet)&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyan, izleyen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabi&#039;/Tâbi&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|(Matbaada) basan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Adetullah kanunları; karakter&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabib/Tabip&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabii/Tabiî/Tabî&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Tabiatı (yaratılış) gereği, yapmacak olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiin&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Sahabeden sonraki nesil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiiyyat/Tabi&#039;iyyat&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Doğa İlimleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabiiyyun&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Ayn (10)&lt;br /&gt;
|Tabiatçılar, tabiatta hakiki tesir var zannedenler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabir/Ta&#039;bir&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İfade; yorumlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Masa, tezgah&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabut&lt;br /&gt;
|Te-Be-Te (1)&lt;br /&gt;
|Ölü sandığı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacib/Ta&#039;cib&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Şaşırtma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacil/Ta&#039;cil&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hızlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tacir&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ticaret yapan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taciz/Ta&#039;ciz&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Güçsüz bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadad/Ta&#039;dad&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Sayma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadil/Ta&#039;dil&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Normal hale getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tadlil&lt;br /&gt;
|Dad-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Dalalette olduğu iddiası&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafdil&lt;br /&gt;
|Fe-Dad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Üstün kılma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafsil (Tafsilen)&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılı açıklama (şeklinde); ayırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tafsilat&lt;br /&gt;
|Fe-Sad-Lam (14)&lt;br /&gt;
|Tafsiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tagayyür/Tegayyür&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değişme, başkalaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tagut/Tağut&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlahlık iddiasında bulunan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taği/Tagi&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Azgın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağlib&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Bir kelimeyi alakalı başka manayıda içerecek şekilde kullanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağlit&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Tı (3)&lt;br /&gt;
|Yanıltmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tağyir&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Dal (10)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahabbüb&lt;br /&gt;
|Ha-Be-Be (14)&lt;br /&gt;
|Sevgi Besleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaccür&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Taşlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaddi&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Meydan okuma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaddüs&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahaffuz&lt;br /&gt;
|Ha-Fe-Zı (10)&lt;br /&gt;
|Korunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahakkuk&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Gerçekleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahakküm&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Zorbalık etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahalluk&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Ahlaklanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallüf&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Fe (14)&lt;br /&gt;
|Değişme, farklı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallül&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Araya girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahallüs&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Kurtulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahammuk&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Ahmaklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahammül&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Katlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahannün&lt;br /&gt;
|Ha-Nun-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Şefkat gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharet&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharri&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharrüf&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Sapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taharrük&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassun&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kalede korunma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassus&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassür&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Kavuşamamaktan gelen üzüntü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahassüs&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Hislenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahattur&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Hatırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahattüm/Tehattüm&lt;br /&gt;
|Hı-Te-Mim (8)&lt;br /&gt;
|Mühürlü yüzüğü takmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahavvüf&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Eksiltme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahavvül&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Hal değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyül&lt;br /&gt;
|Hı-Ye-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Hayalde canlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyür&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Şaşkınlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahayyüz&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Yer tutma, mekanla kayıtlı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahazzün&lt;br /&gt;
|Ha-Ze-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Hüzünlenme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdid&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Sınırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdis&lt;br /&gt;
|Ha-Dal-Se (12)&lt;br /&gt;
|Anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahdiş&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Tırmalamak, zedelemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahfif&lt;br /&gt;
|Hı-Fe-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Hafifletmek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahir (Tahire, Tahirat)&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahiyyat&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Namazda son oturuş, hayat hediyeleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahiyye&lt;br /&gt;
|Ha-Ye-Ye (10)&lt;br /&gt;
|Selamlar, dualar&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkik (Tahkikat)&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Kaf (17)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkim&lt;br /&gt;
|Ha-Kef-Mim (22)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırma; hakemlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahkir&lt;br /&gt;
|Ha-Kaf-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Aşağı görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahlil&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Çözülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahlis&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Sad (9)&lt;br /&gt;
|Kurtarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahliye&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Süslendirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahliye&lt;br /&gt;
|Hı-Lam-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Boşaltma, dışarı çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmid&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Hamd etme, Elhamdülillah deme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmil&lt;br /&gt;
|Ha-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Yükleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahmin&lt;br /&gt;
|Hı-Mim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Kestirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahric&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Cim (10)&lt;br /&gt;
|Hadisin ilk kaynağını gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrif&lt;br /&gt;
|Ha-Re-Fe (10)&lt;br /&gt;
|Bozma, kalem karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrik&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Kef (8)&lt;br /&gt;
|Harekete geçirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrim&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Haram kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrip/Tahrib&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Bozma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahrir&lt;br /&gt;
|Ha-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yazma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (azat etme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahriş&lt;br /&gt;
|Hı-Ra-Şın (1)&lt;br /&gt;
|Tırmalama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsil&lt;br /&gt;
|Ha-Sad-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Elde etme; eğitim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsin&lt;br /&gt;
|Ha-Sin-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Güzel görme, güzelleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahsis&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Sad (11)&lt;br /&gt;
|Ayırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahşid (Tahşidat)&lt;br /&gt;
|Ha-Şın-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yığma, üzerinde durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taht&lt;br /&gt;
|Te-Ha-Te (1)&lt;br /&gt;
|Altında&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahtie&lt;br /&gt;
|Hı-Tı-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Hatalı görmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahur&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahvif&lt;br /&gt;
|Hı-Vav-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tahvil&lt;br /&gt;
|Ha-Vav-Lam (17)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taib&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Tevbe eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taife/Tayfa&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İnsan gurubu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüb/Tekallüb&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Be (8)&lt;br /&gt;
|Değişim, dönüşüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüd/Tekallüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Kuşanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takallüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Büzülüp toplanma, geri çekilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takarrur&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlaşma, yerleşme, kararlı duruma gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takarrüb/Takarrub&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takat/Takah&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takattur/Tekattur&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Damla damla olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takavvüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Kavis şeklini alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takayyüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takaza&lt;br /&gt;
|Kaf-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Zorlama, istek, başa kakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takbih&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme, çirkin görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takbil&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Öpmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdim&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Öne alma; sunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdir&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Ra (15)&lt;br /&gt;
|Belirleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takdis&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyetini ilan etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Takvalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takib/Takip/Ta&#039;kib&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Arkasından gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takiyye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Bağlı olduğu mezhebi gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takke/Takiyye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Erkeklerin namaz başlığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takla&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Yuvarlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taklid/Taklit&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Benzemeye çalışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taklil&lt;br /&gt;
|Kaf-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Azaltma,hafifletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takrib&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yakınlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takriben&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Yaklaşık olarak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takrir&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kararlaştırma; bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takriz&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Dad (3)&lt;br /&gt;
|Övücü yazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taksim&lt;br /&gt;
|Kaf-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bölüştürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taksir&lt;br /&gt;
|Kaf-Sad-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kusur&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktaka/Tıktıka&lt;br /&gt;
|Tı-Kaf-Tı-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Tak tak sesi (çıkarma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takti&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takva&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Yasaklananlardan sakınma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takvim&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Yaratılış, kıvama getirilme; tarihleri gösteren tablo&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takviye&lt;br /&gt;
|Kaf-Vav-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Güçlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Takyid&lt;br /&gt;
|Kaf-Ye-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Kayıtlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talak&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Boşanma., Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talakat&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Dil açıklığı ve düzgünlüğü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talebe&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Öğrenci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talep/Talep&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İsteme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talib/Talip&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|İstekli&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talih/Tali&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Kısmet, kader&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talik/Ta&#039;lik&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Asma; Erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talil/Ta&#039;lil&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Sebep gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talim&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Öğretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taltif&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Lütuflandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tam&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tama&#039;/Tamah&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Açgözlülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamam (Tamamen)&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Bitmiş, eksiksizce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamik/Ta&#039;mik&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamim&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Yaygınlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamir/Ta&#039;mir&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Onarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tamme&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Eksiksiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tandır&lt;br /&gt;
|Te-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ta&#039;nif/Tanif&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Şiddetle azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanin&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Çınlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tansif&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yarıya bölmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tansis&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Sad (4)&lt;br /&gt;
|İslam&#039;daki kesin hükümlere dayandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tantana&lt;br /&gt;
|Tı-Nun-Tı-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Gürültü, vızıltı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanzif&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Temizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tanzim (Tanzimat)&lt;br /&gt;
|Nun-Zı-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Düzene koyma (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taraf (Bitaraf, Bertaraf)&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet, uç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarafeyn&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|İki taraf&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarassut&lt;br /&gt;
|Ra-Sad-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Gözetleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taravet&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Taze&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tard&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Kovma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarfet/Tarf&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Göz açık kapama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarh&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Çıkarma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarık&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sure adı; gece ortaya çokan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarif&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanımlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarife&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanıtım yazısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Geçmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Geçmiş ilmi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarik&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yol&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarik/Târik&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Terk eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarikat/Tarikah&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Tasavvuf; gidişat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tariz/Ta&#039;riz&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Dad (19)&lt;br /&gt;
|Üstü kapalı (söyleme)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarraka&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Gümbürtü (Sadece Türkçe&#039;de mevcut)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarz&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ze (1)&lt;br /&gt;
|Usul, yol&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tarziye&lt;br /&gt;
|Ra-Dad-Ye (7)&lt;br /&gt;
|Özür dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tas&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Se (2)&lt;br /&gt;
|Kap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasadduk&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Sadaka olarak verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasallub/Tasallüb&lt;br /&gt;
|Sad-Lam-Be (5)&lt;br /&gt;
|Sertleşmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasallut&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Musallat olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasannu&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasannuf&lt;br /&gt;
|Nun-Sad-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zoraki yazılmış kitap&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasarruf&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Kullanma, yönetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasavvuf&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Tarikat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasavvur&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Zihinde canlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasdi&#039;&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Başını ağrıtmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasdik&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Kaf (13)&lt;br /&gt;
|Onaylama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasfiye&lt;br /&gt;
|Sad-Fe-Vav (8)&lt;br /&gt;
|Saflaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tashih&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Düzeltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasia (Tasian)&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Saatin 9. dereceden 60&#039;ta biri; Dokuzuncu (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taslit&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Musallat etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasni&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Sanatlı yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasniat&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Uydurma (söz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasnif&lt;br /&gt;
|Sad-Nun-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Sınıflandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasrif&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Yönetme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasrih&lt;br /&gt;
|Sad-Ra-Ha (5)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tastir&lt;br /&gt;
|Sin-Tı-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Yazı yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasvib&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Be (7)&lt;br /&gt;
|Doğrulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tasvir (Tasvirat)&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Resmetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatbik&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uygulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tathir&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatil/Ta&#039;til&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın sıfatlarını inkar; ara verme, durdurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatlik&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Boşama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatmin&lt;br /&gt;
|Tı-Mim-Elif-Nun/Tı-Mim-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Doyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatvil&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tatyib&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|İyi davranma, hoş etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taun&lt;br /&gt;
|Tı-Ayn-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Bulaşıcı hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavaf&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Dönme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavaif&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Taifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavassut&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Araya girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavattun&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Vatan edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavazzuh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklığa kavuşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavır/Tavr&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavik/Ta&#039;vik&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|İlerlemeye engel olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavil&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taviz/Ta&#039;viz&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|Ödün&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavk&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Güç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|At ahırı (Oyun olan tavla Yunancadan gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavsif&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Sıfatlarını bildirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavsiye&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Öneri&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavus&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Se (2)&lt;br /&gt;
|Bir kuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavzif&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görevlendirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavzih&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayeran&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçma, uçuş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ta&#039;yib/Tayib&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Ayıplama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayin/Ta&#039;yin&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Nun (10)&lt;br /&gt;
|Belirleme, atama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayr&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayy&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Aşma, atlama&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Dürme anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyar&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyare&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Uçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tayyib (Tayyibe, Tayyibat)&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|İyi, hoş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazallum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Mazlum olmak; şikayet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazammun&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|İçerme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazarru&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Yalvarıp yakarma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazarruf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarif Görünmeye çalışmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazib&lt;br /&gt;
|Ayn-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Eza verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taz&#039;if/Tazif&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Artırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazim/Ta&#039;zim&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Ululama, büyüklüğünü kabul&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taziye/Ta&#039;ziye&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Başsağlığı dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazmin (Tazminat)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Zararını karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tazyik (Tazyikat)&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Baskı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teaddüd/Taaddüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birden fazla olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teakub&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Art arda olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teala&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Namı büyük (Esma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teali&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teami&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Görmezden gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teanuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinin boynuna sarılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teanüd&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Dal (8)&lt;br /&gt;
|İnatlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tearüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Tanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teassüf&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Doğru yoldan çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teati&lt;br /&gt;
|Ayn-Tı-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı alıp-verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teavün&lt;br /&gt;
|Ayn-Vav-Nun (11)&lt;br /&gt;
|Yardımlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teazum&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Gözde büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039; (Teban/Teb&#039;an)&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Bağlı (olarak)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebadül&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Karşılıklı değiştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebahhur&lt;br /&gt;
|Be-Ha-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Uzmanlaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebahhur&lt;br /&gt;
|Be-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Buharlaşmış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebaiyyet&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyma, tabi olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebareke&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Allah mübaret etsin; Mülk suresi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebarüz&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebaud&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden uzaklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebayün&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Uyuşmazlık, zıtlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebbet&lt;br /&gt;
|Te-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|Helak olsun; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebdil&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değiştirme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebeddül&lt;br /&gt;
|Be-Dal-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Değişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebei&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Kasti olmayan, tabi olarak, ikinci derece&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebe-i Tabiin&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Tabiinden sonraki nesil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebelbül&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Be-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Kavimde (dillerde) karışıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebellüğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Duyurulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebellür&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Billurlaşma; meydana çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberri&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Uzak ve temiz olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberru&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Bağış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberrüc&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Açılmak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teberrük&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bereket sebebi (saymak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebessüm&lt;br /&gt;
|Be-Sin-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Gülümseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebeyyün&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Belli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039;id/Tebid&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Uzaklaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;bid/Tebid&lt;br /&gt;
|Elif-Be-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Ebedileştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teb&#039;iz/Tebiz&lt;br /&gt;
|Be-Ayn-Dad (4)&lt;br /&gt;
|Bir parça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebliğ&lt;br /&gt;
|Be-Lam-Ğayn (12)&lt;br /&gt;
|Yayma, duyurma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebrie&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Elif (6)&lt;br /&gt;
|Beraet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebrik&lt;br /&gt;
|Be-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bereketle dua etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebşir&lt;br /&gt;
|Be-Şın-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Müjdeleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebyin&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tebzir&lt;br /&gt;
|Be-Zel-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Malını boş yere harcama, israf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecahül&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Bilmezlikten gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecavüb&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Be (6)&lt;br /&gt;
|Cevaplaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecavüz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|Sınırı aşma, hakka girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecdid&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenileme işi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecebbür&lt;br /&gt;
|Cim-Be-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kibirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teceddüd&lt;br /&gt;
|Cim-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Yenilenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecella&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecelli&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecellüd&lt;br /&gt;
|Cim-Lam-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Yiğit görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmu&#039;&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Ayn (16)&lt;br /&gt;
|Toplanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmüd&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Donmak, katılaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecemmül&lt;br /&gt;
|Cim-Mim-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Güzelleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecennüb/Tecennüp&lt;br /&gt;
|Cim-Nun-Be (8)&lt;br /&gt;
|Sakınma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecerrüd&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Sıyrılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüd&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Cesede bürünmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüm&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleşme, görünür hale gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecessüs&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Sin (4)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecevvüf&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Fe (2)&lt;br /&gt;
|İçi boş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecezzi&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Elif (5)&lt;br /&gt;
|Parçalara ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Techil&lt;br /&gt;
|Cim-He-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Cahilliğini ortaya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Techiz/Teçhiz&lt;br /&gt;
|Cim-He-Ze (3)&lt;br /&gt;
|Donatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;cil/Tecil&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Erteleme, mühlet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecrid&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Dal (7)&lt;br /&gt;
|İzole etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecrübe&lt;br /&gt;
|Cim-Ra-Be (3)&lt;br /&gt;
|Deneyim&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecsim&lt;br /&gt;
|Cim-Sin-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Cisimleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecviz&lt;br /&gt;
|Cim-Vav-Ze (8)&lt;br /&gt;
|İzin verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tecziye&lt;br /&gt;
|Cim-Ze-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Cezalandırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedabir&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Tedbirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedafü&lt;br /&gt;
|Dal-Fe-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Birbirini savma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedahül&lt;br /&gt;
|Dal-Hı-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İçine (birbirine) girme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedai&lt;br /&gt;
|Dal-Ayn-Vav (10)&lt;br /&gt;
|Çağrışım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedarik&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Kef (5)&lt;br /&gt;
|Temin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedavi&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İyileştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedavül&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Dolaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedbir&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Önceden gerekenleri yapma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedebbür&lt;br /&gt;
|Dal-Be-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Sonunu düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedehhüş&lt;br /&gt;
|Dal-He-Şın (3)&lt;br /&gt;
|Korkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedelli&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Eğilme, tevazu gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedenni&lt;br /&gt;
|Dal-Nun-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Gerileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tederrüc&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Adım adım ilerleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tederrüs&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;dib/Tedib&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Terbiye verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedkik&lt;br /&gt;
|Dal-Kaf-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|İnceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedlis&lt;br /&gt;
|Dal-Lam-Sin (1)&lt;br /&gt;
|Gizlemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedric (Tedricen)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Cim (7)&lt;br /&gt;
|Derecelere ayırma (ayırarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedris (Tedrisat)&lt;br /&gt;
|Dal-Ra-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Ders verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedvin&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Düzenleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tedvir&lt;br /&gt;
|Dal-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Döndürmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teeddüb&lt;br /&gt;
|Elif-De-Be (7)&lt;br /&gt;
|Edebli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teehhül&lt;br /&gt;
|Elif-He-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teehhür&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ertelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teellüm&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Acı çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teemmül&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Etraflıca düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teenni&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Ye (1)&lt;br /&gt;
|İhtiyatlıca&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teessüf (Maattessüf)&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Üzüntü çekme (Üzüntüyle birlikte)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teessür&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkilenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teeyyüd&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Desteklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefahhuş&lt;br /&gt;
|Fe-Ha-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Ahlaksız olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefahur&lt;br /&gt;
|Fe-Hı-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Övünme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefani&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Birbirinde fani olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefarik&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Koku; kısım, parça&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefasir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Tefsirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefaul&lt;br /&gt;
|Fe-Ayn-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Bir gramer kalıbı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefavüt&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Te (3)&lt;br /&gt;
|Birbirinden farklı olma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefehhüm&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefekküh (Tefekkühat)&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-He (2)&lt;br /&gt;
|Meyve&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefekkür&lt;br /&gt;
|Fe-Kef-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Düşünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefennün&lt;br /&gt;
|Fe-Nun-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Fen öğrenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferru&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Dallanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferruat&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Ayrıntılar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferruk&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Dağılma, ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teferrüd&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Ayrılma; sivrilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefer&#039;un/Teferun&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Firavunlaşmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefessüh&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Hı (2)&lt;br /&gt;
|Bozulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefevvuk&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefeyyüz&lt;br /&gt;
|Fe-Ye-Dad (7)&lt;br /&gt;
|Feyizlenmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefhim&lt;br /&gt;
|Fe-He-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Anlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefri&#039;&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şubelere ayırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefriğ&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ğayn (5)&lt;br /&gt;
|Vazgeçirme; boşaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrih&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Ferahlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrik (Tefrika)&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Ayırma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrika&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Kaf (19)&lt;br /&gt;
|Bölüm; ikilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefriş&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Şın (4)&lt;br /&gt;
|Döşeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefrit&lt;br /&gt;
|Fe-Ra-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Azda aşırılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefsik&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Kaf (3)&lt;br /&gt;
|Fıskla itham etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefsir&lt;br /&gt;
|Fe-Sin-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teftiş&lt;br /&gt;
|Fe-Te-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Araştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tefviz&lt;br /&gt;
|Fe-Vav-Dad (2)&lt;br /&gt;
|İşini (Allah&#039;a) bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegaddi/Tagaddi&lt;br /&gt;
|Ğayn-Zel-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Beslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegafül&lt;br /&gt;
|Ğayn-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Bilmez görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegallüb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Lam-Be (10)&lt;br /&gt;
|Zorbalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teganni&lt;br /&gt;
|Ğayn-Nun-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Şarkı söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tegayyüb&lt;br /&gt;
|Ğayn-Ye-Be (9)&lt;br /&gt;
|Gözden kaybolma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teğabun/Tegabün/Teğabün/Tegabun&lt;br /&gt;
|Ğayn-Be-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Sure adı; Birbirini aldatms&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehacüm&lt;br /&gt;
|He-Cim-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Saldırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehallüb&lt;br /&gt;
|Ha-Lam-Be (1)&lt;br /&gt;
|Sağma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehasum&lt;br /&gt;
|Hı-Sad-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Düşmanlık etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehavün&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Önemsememe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehcir&lt;br /&gt;
|He-Cim-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Hicret ettirmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehdid/Tehdit&lt;br /&gt;
|He-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teheccüd&lt;br /&gt;
|He-Cim-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Yatsı akabinde uyuduktan sonra gece kılınan namaz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehekküm&lt;br /&gt;
|He-Kef-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Alay etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehevvür&lt;br /&gt;
|He-Vav-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Korkusuzluk, saldırı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehevvüs&lt;br /&gt;
|He-Vav-Sin (2)&lt;br /&gt;
|Heveslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;hir/Tehir&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Erteleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehlike&lt;br /&gt;
|He-Lam-Kef (9)&lt;br /&gt;
|Bir şeyin varlığını tehdit eden şey&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Tehlüke şeklinde)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehlil&lt;br /&gt;
|He-Lam-Lam (4)&lt;br /&gt;
|La ilahe illallah demek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehvin&lt;br /&gt;
|He-Vav-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Kolaylaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tehyic&lt;br /&gt;
|He-Ye-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Heyecana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekabbel Allah&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Allah kabul etsin&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekabül&lt;br /&gt;
|Kaf-Be-Lam (18)&lt;br /&gt;
|Karşılık, karşı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddes/Takaddes&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Mukaddes ve yüce olsun&amp;quot;&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddüm&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Önce olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaddüs&lt;br /&gt;
|Kaf-Dal-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Kudsiyeti olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekalif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Teklifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekamül&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşma, gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekarüb/Takarüb&lt;br /&gt;
|Kaf-Ra-Be (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine yakınlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekasül&lt;br /&gt;
|Kef-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Tembellik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekasür&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Sure&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekatu&#039;&lt;br /&gt;
|Kaf-Tı-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Kesişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekaüd&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Emekli olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekbir&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Büyüklüğünü ilan (için Allahu ekber demek)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekdir&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Azarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekebbür&lt;br /&gt;
|Kef-Be-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Kibirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeddür&lt;br /&gt;
|Kef-Dal-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bulanıklaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeffül&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kefil olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekellüf&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Yapmacık hareket&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekellüm&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Konuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekemmül&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Olgunlaşma, gelişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekerrür&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrarlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekessür&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğalma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekevvün&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekeyyüf&lt;br /&gt;
|Kef-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Keyfiyetlenmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekfir&lt;br /&gt;
|Kef-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Kafirlikle itham&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;kid/Tekid&lt;br /&gt;
|Elif-Kef-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Sağlamlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekke/Tekye&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Zikir/ders için toplanılan yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teklif&lt;br /&gt;
|Kef-Lam-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Sorumlu tutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekmil&lt;br /&gt;
|Kef-Mim-Lam (12)&lt;br /&gt;
|Tamamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Yineleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrim&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Hürmet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekrir&lt;br /&gt;
|Kef-Ra-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Tekrarlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teksir&lt;br /&gt;
|Kef-Se-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Çoğaltma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekvin&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Yaratma; Allah&#039;ın sıfatı; oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekvir&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Sarmak, toplamak; sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tekzib&lt;br /&gt;
|Kef-Zel-Be (5)&lt;br /&gt;
|Yalanmama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telaffuz&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Zı (4)&lt;br /&gt;
|Söyleyiş, söyleniş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telafi&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Tamamlama, eksiği giderme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telafif&lt;br /&gt;
|Lam-Fe-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Büklüm, kıvrım (şeklinde olma)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telahuk&lt;br /&gt;
|Lam-Ha-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Birbirine eklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telaki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telakki&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Kabul etme, karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telakkuh&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Aşılanma, döllenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telatum&lt;br /&gt;
|Lam-Tı-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Vuruşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telazum&lt;br /&gt;
|Lam-Ze-Mim (14)&lt;br /&gt;
|Birbirini gerektirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telbis&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Oyun, aldatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telebbüs&lt;br /&gt;
|Lam-Be-Sin (11)&lt;br /&gt;
|Giymek, giyinmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telef&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Yok olma/etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telehhüf&lt;br /&gt;
|Lam-He-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Ah çekme, hasretle yanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telelü/Tele&#039;lü&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Elif-Lam-Elif (2)&lt;br /&gt;
|Parıldama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telemmu&#039;&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Parıldama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Televvün&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Renklenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Televvüs&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telezzüz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;lif/Telif&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Bağdaştırmak; eser yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telin/Tel&#039;in&lt;br /&gt;
|Lam-Ayn-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkib/Telkip&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Be (2)&lt;br /&gt;
|Lakab verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkih/Telkıh&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Aşılama, dölleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telkin&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Aşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telmih&lt;br /&gt;
|Lam-Mim-Ha (2)&lt;br /&gt;
|Söz arasında imayla başka mana da anlatmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telvih (Telvihat)&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Dolaylı anlatım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telvis&lt;br /&gt;
|Lam-Vav-Se (3)&lt;br /&gt;
|Kirletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telyin&lt;br /&gt;
|Lam-Ye-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yumuşatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telziz&lt;br /&gt;
|Lam-Zel-Zel (8)&lt;br /&gt;
|Lezzet verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temadi&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Devam (etmek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temanu/Temanü (Burhanü&#039;t-temanü: Allah&#039;tan başka ilah olamayacağını ispatlayan delili)&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Engel olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temas&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Dokunma, değme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temasil&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Timsaller, suretler&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temasül&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Benzeyiş, benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temaşa&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Gezme, hayranlıkla izleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temayül&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Meyletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temayüz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayrılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temazüc&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Karışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temcid&lt;br /&gt;
|Mim-Cim-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın büyüklüğünü ilan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temdid (Temdidat)&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Dal (12)&lt;br /&gt;
|Çekme, uzatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeddüh&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Kendini övme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeddün&lt;br /&gt;
|Mim-Dal-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Medenileşmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temekkün&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Yerleşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temellük&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mülk edinme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temenna&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Selamlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temenni&lt;br /&gt;
|Mim-Nun-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Dilek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temerküz&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Ze (5)&lt;br /&gt;
|Merkezleşme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temerrüd/Temerrüt&lt;br /&gt;
|Mim-Ra-Dal (3)&lt;br /&gt;
|İnat, direnme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temessük&lt;br /&gt;
|Mim-Sin-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Sıkıca yapışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temessül&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Yansıyıp görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeşşi&lt;br /&gt;
|Mim-Şın-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Yürüme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temevvüc&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Dalgalanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeyyu/Temeyyü&lt;br /&gt;
|Mim-Vav-He (4)&lt;br /&gt;
|Erimek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temeyyüz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Benzerlerinden farklı ve üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temhid&lt;br /&gt;
|Mim-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Döşeme, izah, hazırlama, mukaddime&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temhir&lt;br /&gt;
|Mim-He-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Mühürleme (Türkçe&#039;de türetilmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temin/Te&#039;min&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Nun (10)&lt;br /&gt;
|sağlama, güvence verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Kirli olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temkin&lt;br /&gt;
|Mim-Kef-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlılık, usluluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temlik&lt;br /&gt;
|Mim-Lam-Kef (16)&lt;br /&gt;
|Mal sahibi etmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temsil (Temsili)&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek gösterme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temyiz&lt;br /&gt;
|Mim-Ye-Ze (10)&lt;br /&gt;
|Ayırt etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temzic&lt;br /&gt;
|Mim-Ze-Cim (9)&lt;br /&gt;
|Uyuşturma, kaynaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenafür&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden nefret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenahi&lt;br /&gt;
|Nun-He-Ye (9)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakus&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Eksilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakuz&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dad (6)&lt;br /&gt;
|Çelişki&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenakür&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Birbirini ikkar, tanımazdan gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasi&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Unutmuş görünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasüb&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasüh&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Hı (7)&lt;br /&gt;
|Ölenlerin başka bedende geri geleceklerine dair batıl inanç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenasül&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Üreme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenatüc&lt;br /&gt;
|Nun-Te-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Netice verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenaum&lt;br /&gt;
|Nun-Ayn-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Nimetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenavül&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Alıp yeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenazu&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Ayn (5)&lt;br /&gt;
|Çekişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenbih&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyarı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tencis&lt;br /&gt;
|Nun-Cim-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Pisletmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenebbüh&lt;br /&gt;
|Nun-Be-He (5)&lt;br /&gt;
|Uyanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenebbüt&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Te (5)&lt;br /&gt;
|Büyüyüp yetişme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teneffür&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teneffüs&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Sin (7)&lt;br /&gt;
|Nefes alıp verme; mola&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenevvü&#039;&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Çeşitlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenevvür&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlanmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenezzüh&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Gezinti; kusurlardan beri olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenezzül&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|İnme, kendini indirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenfir&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Nefret ettirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenfiz&lt;br /&gt;
|Nun-Fe-Zel (7)&lt;br /&gt;
|Uygulamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;nis/Tenis&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkıs/Tenkis&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Sad (7)&lt;br /&gt;
|Noksanlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkid/Tenkit&lt;br /&gt;
|Nun-Kaf-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Eleştiri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkil&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Sindirici ceza&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenkir&lt;br /&gt;
|Nun-Kef-Ra (10)&lt;br /&gt;
|(Dilbilgisinde) Belirsizleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenmiye&lt;br /&gt;
|Nun-Mim-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Artırma, büyütme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tensib&lt;br /&gt;
|Nun-Sin-Be (12)&lt;br /&gt;
|Uygun görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvim&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Uyutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvin&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Nunlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenvir&lt;br /&gt;
|Nun-Vav-Ra (16)&lt;br /&gt;
|Nurlandırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenzih&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-He (7)&lt;br /&gt;
|Kusurlu olmadığını söyleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tenzil&lt;br /&gt;
|Nun-Ze-Lam (10)&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an&#039;ın tedricen indirilmesi; Kur&#039;an&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teradüf&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Eşanlamlı olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terahhum&lt;br /&gt;
|Ra-Ha-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Merhamet etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terahi&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Sonraya bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terakki (Terakkiyat)&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Ye (3)&lt;br /&gt;
|İlerleme, yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teraküm&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Birikme, yığılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teravih&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Ha (12)&lt;br /&gt;
|Ramazan namazı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terbiye&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Be (6)&lt;br /&gt;
|Kemale ulaştırma (Aynı zamanda Ra-Be-Ye kökünden gelir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terbiye, Mürebbi (Bkz. Ra-Be-Be kökü)&lt;br /&gt;
|Ra-Be-Ye (1)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terceme/Tercüme&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Çeviri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercih&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün tutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüman&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Mim (5)&lt;br /&gt;
|Tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüman&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Tercüme eden&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tercüme (aslı Terceme)&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Cim (3)&lt;br /&gt;
|Çeviri, açıklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terdad&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terdid&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Tekrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereccuh&lt;br /&gt;
|Ra-Cim-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Üstün olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereddi&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Soysuzlaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereddüd&lt;br /&gt;
|Ra-Dal-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereffu&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Yukarı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereke&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Ölenin bıraktıkları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terekküb/Terekküp&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bir araya gelme, oluşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terennüm&lt;br /&gt;
|Ra-Nun-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Musikileşme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teressüb&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Be (2)&lt;br /&gt;
|Dibe çökme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teressüm&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmedilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tereşşuh&lt;br /&gt;
|Ra-Şe-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Sızma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terettüb&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Bağlı olarak meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terfi&#039;&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Ayn (11)&lt;br /&gt;
|Rütbe alma, yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terfik&lt;br /&gt;
|Ra-Fe-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Arkadaşlık etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tergib/Terğib&lt;br /&gt;
|Ra-Ğayn-Be (5)&lt;br /&gt;
|İsteklendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terhib&lt;br /&gt;
|Ra-He-Be (3)&lt;br /&gt;
|Korkutma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terhis&lt;br /&gt;
|Ra-Hı-Sad (3)&lt;br /&gt;
|Serbest bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terk&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bırakma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkib/Terkip&lt;br /&gt;
|Ra-Kef-Be (8)&lt;br /&gt;
|Bir araya gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkik&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|İnceltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terkim&lt;br /&gt;
|Ra-Kaf-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Yazma, işaretleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tersib&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Be (2)&lt;br /&gt;
|Dibe çöktürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tersim&lt;br /&gt;
|Ra-Sin-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Resmetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tertib&lt;br /&gt;
|Ra-Te-Be (9)&lt;br /&gt;
|Düzenleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tervic/Terviç&lt;br /&gt;
|Ra-Vav-Cim (2)&lt;br /&gt;
|Revaçlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terzik&lt;br /&gt;
|Ra-Ze-Kaf (9)&lt;br /&gt;
|Rızıklandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Terzil&lt;br /&gt;
|Ra-Zel-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Rezil etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesadüf&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Fe (3)&lt;br /&gt;
|Rast gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesadüm&lt;br /&gt;
|Sad-Dal-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Çarpışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesahub&lt;br /&gt;
|Sad-Ha-Be (10)&lt;br /&gt;
|Sahiplenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesakut&lt;br /&gt;
|Sin-Kaf-Tı (6)&lt;br /&gt;
|Birbirini düşürme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesamu&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Ayn (13)&lt;br /&gt;
|İşitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesanüd/Tesanüt&lt;br /&gt;
|Sin-Nun-Dal (7)&lt;br /&gt;
|Dayanışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesaud&lt;br /&gt;
|Sad-Ayn-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Yukarı çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesavi&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Eşitlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesavir&lt;br /&gt;
|Sad-Vav-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Tasvirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesbih (Tesbihat)&lt;br /&gt;
|Sin-Be-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın noksanlarda münezzehiyetini ilan; zikir aleti; Subhanallah demek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesbit/Tespit&lt;br /&gt;
|Se-Be-Te (7)&lt;br /&gt;
|Belirleme; sabitleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tescil&lt;br /&gt;
|Sin-Cim-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Deftere geçirme, sağlamlaştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teselli&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Ferahlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teselsül&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Sin-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Silsile oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesemmüm&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Zehirlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesettür&lt;br /&gt;
|Sin-Te-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Örtünme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesfih&lt;br /&gt;
|Sin-Fe-He (4)&lt;br /&gt;
|Sefih görme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teshil (Teshilat)&lt;br /&gt;
|Sin-He-Lam (5)&lt;br /&gt;
|Kolaylaştırma(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teshir&lt;br /&gt;
|Sin-Hı-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Emir altına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesid/Tes&#039;id&lt;br /&gt;
|Sin-Ayn-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mutluluk dileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;sir/Tesir&lt;br /&gt;
|Elif-Se-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Etkileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesis/Te&#039;sis&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|İnşa etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teskin&lt;br /&gt;
|Sin-Kef-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Sakinleştirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslih&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Ha (4)&lt;br /&gt;
|Silahlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslim&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Mim (12)&lt;br /&gt;
|Gönülden bağlanma; karşı tarafı kabul etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teslis&lt;br /&gt;
|Se-Lam-Se (5)&lt;br /&gt;
|Üçleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesmiye&lt;br /&gt;
|Sin-Mim-Vav (10)&lt;br /&gt;
|İsimlendirme&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Belli anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesri&#039;&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Hızlandırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesrir&lt;br /&gt;
|Sin-Ra-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Sevindirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesvid&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Dal (11)&lt;br /&gt;
|Müsvedde yazma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesviye&lt;br /&gt;
|Sin-Vav-Ye (11)&lt;br /&gt;
|Seviyelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tesyar&lt;br /&gt;
|Sin-Ye-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Gönderilme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşabüh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Birbirine benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşabük&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Kef (4)&lt;br /&gt;
|Birbiriyle şebekelenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşahhus&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirli hale gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşarük&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortaklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşaub&lt;br /&gt;
|Şın-Ayn-Be (7)&lt;br /&gt;
|Şube olarak ayrılmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşbih&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşci&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Cim-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Cesaretlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşdid&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Güçlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşebbüh&lt;br /&gt;
|Şın-Be-He (14)&lt;br /&gt;
|Benzeme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşebbüs&lt;br /&gt;
|Şın-Be-Se (2)&lt;br /&gt;
|Giriş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeddüd&lt;br /&gt;
|Şın-Dal-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Şiddetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeffi&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa bulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşehhi&lt;br /&gt;
|Şın-He-Vav (7)&lt;br /&gt;
|İştahla isteme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşehhüd&lt;br /&gt;
|Şın-He-Dal (15)&lt;br /&gt;
|Ettehiyyatü oturuşu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekki (Teşekkiyat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Vav (6)&lt;br /&gt;
|Şikayet etme(ler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkük&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphe etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkül&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşekkür&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Minnet ifadesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşerrüb&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Be (9)&lt;br /&gt;
|İçme, kendine çekme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşerrüf&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşettüt&lt;br /&gt;
|Şın-Te-Te (2)&lt;br /&gt;
|Dağınıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşeyyu&#039; (Ehl-i Teşeyyu&#039;)&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Şiiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşfiye&lt;br /&gt;
|Şın-Fe-Ye (5)&lt;br /&gt;
|Şifa verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşhir&lt;br /&gt;
|Şın-He-Ra (8)&lt;br /&gt;
|İlan etme, sergileme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşhis&lt;br /&gt;
|Şın-Hı-Sad (5)&lt;br /&gt;
|Belirleme, tanıma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkik (Teşkikat)&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Kef (6)&lt;br /&gt;
|Şüphelendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkil&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşturma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşkilat&lt;br /&gt;
|Şın-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Oluşma; Kurum, kuruluş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşmil&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Lam (8)&lt;br /&gt;
|Kapsamına alma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşmir&lt;br /&gt;
|Şın-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|(Kolları) sıvama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşniat&lt;br /&gt;
|Şın-Nun-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Ayıplamalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşri&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Hüküm koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrif (Teşrifat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Fe (6)&lt;br /&gt;
|Şereflendirme, karşılama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrih (Teşrihat)&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Ha (6)&lt;br /&gt;
|Açıklama(lar)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrik&lt;br /&gt;
|Şın-Ra-Kef (11)&lt;br /&gt;
|Ortak etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşrin (Teşrini Evvel, Teşrini Sâni)&lt;br /&gt;
|Te-Şın-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Ekim, Kasım ayları&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşvik&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Kaf (6)&lt;br /&gt;
|Şevk verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşviş&lt;br /&gt;
|Şın-Vav-Şın (2)&lt;br /&gt;
|Karıştırma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşyi&#039;&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Uğurlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teşyid&lt;br /&gt;
|Şın-Ye-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Binayı sağlamlaştırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetabuk&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Uyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetahhur&lt;br /&gt;
|Tı-He-Ra (7)&lt;br /&gt;
|Temizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetavul/Tetavül&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetebbu&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Araştırıp inceleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tetimme&lt;br /&gt;
|Te-Mim-Mim (7)&lt;br /&gt;
|Tamamlayıcı şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevabi&lt;br /&gt;
|Te-Be-Ayn (14)&lt;br /&gt;
|Uyanlar, ikinci dereceler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevafuk&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygun gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevahhud/Tevahhüd&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevahhuş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Birbirinden korkmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevakki&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Korunma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevakkuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durma, duraksama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Aralıksız devam etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarih&lt;br /&gt;
|Elif-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarih&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Hı (3)&lt;br /&gt;
|Tarihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarüd&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevarüs&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Miras olarak almak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevatür&lt;br /&gt;
|Vav-Te-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Yakîni ifade eden, yalan ihtimali olmayan kuvvetli ihbar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazu&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Alçakgönüllülük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazün&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Denklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevazzu&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Konulma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevbe/Tövbe&lt;br /&gt;
|Te-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Pişmanlık; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevcih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yöneltme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevdi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Emanet olarak bırakmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teveccüh&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yönelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teveddüd&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Kendini sevdirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevehhüm&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Evkamlanma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevekkeltü&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;a tevekkül ettim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevekkül&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|İşini Allah&#039;a ısmarlamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevellüd&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevem/Tev&#039;em&lt;br /&gt;
|Vav-Elif-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İkiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tev&#039;em/Tevem&lt;br /&gt;
|Te-Elif-Mim (1)&lt;br /&gt;
|İkiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessü&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessül&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Sarılmak, başvurmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevessüm&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İşaretine bakarak iyice anlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevfik&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluğu sağlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevhid&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birleme, Allah&#039;ın birliğini ilan ve ikrar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevhiş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Ürkütmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;vil/Tevil&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Yorumlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkif&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durdurma; tutuklama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekil kılma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevkir&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Hürmetle anma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevlid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğurma, meydana getirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevriye&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Örtme, gizleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsi&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişletme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsim&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İsimlendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevsit/Tavsit&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Vasıta yapma, araya koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevzi&#039; (Tevziat)&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ayn (2)&lt;br /&gt;
|Dağıtma, üleştirme (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tevzin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü verme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Te&#039;yid/Teyid/Teyit&lt;br /&gt;
|Elif-Ye-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Doğrulama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezad/Tezat&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Karşıtlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezahüm&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezahür&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Görünme, ortaya çıkma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezauf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Fazlalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezebzüb&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Zel-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kararsızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezehhüd&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Zahidlik taslama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezekki&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Manevi temizlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezekkür&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlama, zikretme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezellül&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçülme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezelzül&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sarsıntı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezemmül&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Bürünmek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezevvüc&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Evlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezeyyüd&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezeyyün&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezhib/Tezhip&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Süsleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkar&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikretme, hatırlatma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkere&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|İzin belgesi, pusula&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkir (Tezkire)&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Hatırlatma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezkiye&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Temizlemek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezlil&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçümseme, hor görme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezvir (Tezvirat)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Yalan-dolan sözler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Artırmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyif&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Küçümseme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyil&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyil&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|İlave, ekleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tezyin&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süslendirme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıfl/Tıfıl&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Sin-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Hazineye ulaşmak için çözülmesi gereken şey (Aslı Eski Yunancadan)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıp/Tıb&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Be (3)&lt;br /&gt;
|Hekimlik (ilmi)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tıpkı&lt;br /&gt;
|Tı-Be-Kaf (8)&lt;br /&gt;
|Aynısı, aynen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tibyan&lt;br /&gt;
|Be-Ye-Nun (12)&lt;br /&gt;
|Açıklama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ticaret&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Alım-satım&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilavet&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Okumak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilka&lt;br /&gt;
|Lam-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Cihet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tilmiz&lt;br /&gt;
|Te-Lam-Mim-Zel (1)&lt;br /&gt;
|Talebe&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Timsal&lt;br /&gt;
|Mim-Se-Lam (21)&lt;br /&gt;
|Örnek, suret, heykel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tin&lt;br /&gt;
|Te-Ye-Nun (1)&lt;br /&gt;
|İncir; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tin&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tinet/Tıynet&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Yaratılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tinnin&lt;br /&gt;
|Te-Nun-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Ejderha, büyük yılan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tis&#039;a/Tisa&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Dokuz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Töhmet&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Suç isnad etme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuba&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Be (3)&lt;br /&gt;
|Cennet ağacı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufan&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Büyük su baskını&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufeyli&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuff&lt;br /&gt;
|Te-Fe-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Yazık sana&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tufuliyet&lt;br /&gt;
|Tı-Fe-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Çocukluk, küçüklük (devri)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuğyan&lt;br /&gt;
|Tı-Ğayn-Ye (3)&lt;br /&gt;
|Azgınlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuhfe&lt;br /&gt;
|Te-Ha-Fe (1)&lt;br /&gt;
|Hediye&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tul&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Uzun(luk)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Güç anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tullab&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Be (7)&lt;br /&gt;
|Talebeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulu&#039;&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuluat&lt;br /&gt;
|Tı-Lam-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Kalbe doğan manalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tur&lt;br /&gt;
|Tı-Vav-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Sure adı; dağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turab/Turap&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Toprak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turfanda&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Yeni çıkan (Kökü kesin değil)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turra&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Tuğra, mühür&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Turuk&lt;br /&gt;
|Tı-Ra-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Yollar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuyur&lt;br /&gt;
|Tı-Ye-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Kuşlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tüccar&lt;br /&gt;
|Te-Cim-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ticaret yapanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Türbe&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Be (2)&lt;br /&gt;
|Kabir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Türk&lt;br /&gt;
|Te-Ra-Kef (7)&lt;br /&gt;
|Bir ırk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tüsü&#039;&lt;br /&gt;
|Te-Sin-Ayn (3)&lt;br /&gt;
|Dokuzda bir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ubudiyyet/Ubudiyet&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Dal (11)&lt;br /&gt;
|(Daimi) Kulluk (hali)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ubur&lt;br /&gt;
|Ayn-Be-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Geçme, atlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ucube/U&#039;cube&lt;br /&gt;
|Ayn-Cim-Be (9)&lt;br /&gt;
|Hayret edilecek şey&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ufk/Ufuk&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Gökle yerin birleştiği yer&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uful&lt;br /&gt;
|Elif-Fe-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Batma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ufunet&lt;br /&gt;
|Ayn-Fe-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Çürük kokusu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhde&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Sorumluluk, üstlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhdud/Uhdut&lt;br /&gt;
|Hı-Dal-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hendek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhra&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Diğer; Ahiret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhrevi&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Ahiretle ilgili&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhud&lt;br /&gt;
|Ayn-He-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Ahidler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uhuvvet&lt;br /&gt;
|Elif-Hı-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kardeşlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukab&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Kartal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukad&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Düğümler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukala&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıl erbabı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukba&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Be (11)&lt;br /&gt;
|Ahiret&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukde&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Düğüm&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukuk&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Anne-babaya karşı gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ukul&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Akıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ula&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|İlk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulema&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|Alimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulu/Ulû&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Sahip(ler)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uluhiyet&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-He (5)&lt;br /&gt;
|İlahlık; Allah&#039;ın bütün varlıkları kendine kulluk ettirmesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulum&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Mim (19)&lt;br /&gt;
|İlimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulüvv/Uluvv&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yücelik, yükseklik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulvi (Ulviyet)&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ulya&lt;br /&gt;
|Ayn-Lam-Vav (16)&lt;br /&gt;
|Yüce&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umde&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Prensip, nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umera/Ümera&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|İdareciler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umk&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Derinlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umum (Umumi)&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Mim (10)&lt;br /&gt;
|Tüm, hepsi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Umur&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Ra (10)&lt;br /&gt;
|Emirler, işler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unkud&lt;br /&gt;
|Ayn-Kaf-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Salkım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unsur&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Sad-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Element, öğe; aynı soydan kişiler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Unvan/Ünvan&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Lakab&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urcun&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Hurma dalı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urefa&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Fe (21)&lt;br /&gt;
|Arifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uruc&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Cim (4)&lt;br /&gt;
|Yükselme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uruk&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Irklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urve&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Kulp&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usare&lt;br /&gt;
|Ayn-Sad-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Özsu, şıra&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usr&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zorluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Usül&lt;br /&gt;
|Elif-Sad-Lam (6)&lt;br /&gt;
|Asıllar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uşşak&lt;br /&gt;
|Ayn-Şın-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Aşıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uyub&lt;br /&gt;
|Ayn-Ye-Be (4)&lt;br /&gt;
|Ayıplar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzlet&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Yalnızlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzma&lt;br /&gt;
|Ayn-Zı-Mim (13)&lt;br /&gt;
|Büyük&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzuv&lt;br /&gt;
|Ayn-Dad-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Azalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Uzza&lt;br /&gt;
|Ayn-Ze-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Put&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ücret&lt;br /&gt;
|Elif-Cim-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Karşılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ülfet&lt;br /&gt;
|Elif-Lam-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Alışma, alışkanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümem&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Ümmetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümm&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümmet&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Din topluluğu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümmi&lt;br /&gt;
|Elif-Mim-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Okul görmemiş, okur-yazar olmayan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ümran/Umran&lt;br /&gt;
|Ayn-Mim-Ra (8)&lt;br /&gt;
|Mutluluk ve medeniyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üns&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ünsiyet&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Sin (9)&lt;br /&gt;
|Alışma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ünuset&lt;br /&gt;
|Elif-Nun-Se (2)&lt;br /&gt;
|Dişilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üryan/Uryan&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|Çıplak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üryani&lt;br /&gt;
|Ayn-Ra-Ye (2)&lt;br /&gt;
|İnce kabuklu erik türü&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üsera&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Esirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üslub/Üslup&lt;br /&gt;
|Sin-Lam-Be (3)&lt;br /&gt;
|İfade tarzı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üss&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Sin (5)&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üsve&lt;br /&gt;
|Elif-Sin-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Örnek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Va&lt;br /&gt;
|Vav-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Vah, yazık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaat/Vaad/Va&#039;d&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Söz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaaz/Va&#039;z&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Dini öğüt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vacib&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Olmaması düşünülemeyen; Farzdan sonra gelen ve yapılması zarûrî emir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vacid&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Mevcut olan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vadi&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ye (1)&lt;br /&gt;
|2 dağ arasındaki derin çukur&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vafi&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Yeter, tam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahdani (Vahdaniyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Allah&#039;ın birliğine ait&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahdet&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Birlik; Allah&#039;ın birliği&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahi (Vahiye)&lt;br /&gt;
|Vav-He-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Manasız, zayıf&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahib&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Veren, bağışlayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahid (Vahidiyet)&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bir olan Allah (Allah&#039;ın her bir isminin her şeyde tecelli etmesi)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahşet&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Korku; vahşilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahşi&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Evcil olmayan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vahy/Vahiy&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Allah tarafından peygamberlere bildirilen&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaid/Vaîd&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Dal (5)&lt;br /&gt;
|Ceza sözü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaiz&lt;br /&gt;
|Vav-Ayn-Zı (3)&lt;br /&gt;
|Nasihatçı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaka&#039;/Vak&#039;a&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olay&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakar&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakf/Vakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Vermek, bağlamak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakfe&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Durak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıa&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Gerçi, her ne kadar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıa&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olmuş olan şey; Sure&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Herkesin faydalanmasına açık mal&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakıf/Vâkıf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Haberdar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaki&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olmuş&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakt/Vakit&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Te (3)&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vakur&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Ağırbaşlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vali&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Vilayet veya eyaletin en üst yöneticisi&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yardım eden anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vali&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Baştaki idareci&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valid&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Baba&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valide&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Anne&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Valideyn&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Anne-baba&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varak (Varaka)&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Yaprak, kağıt, belge&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varid&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelmek&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varidat&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varis&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Mirasçı; Her şey öldükten sonra baki kalan Allah (Esma)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Varta&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Tı (1)&lt;br /&gt;
|Uçurum, tehlikeli yer&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasat (Vasati)&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Ortalama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıf/Vasf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Sıfat, nitelik&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıl/Vâsıl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaşan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasıta&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Araç&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasi&#039; (Vasia)&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Geniş; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasiyet&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Kişinin ölümünden sonra yapılmasını istediği şeyler; tavsiye&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vasl&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vassaf&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Fe (7)&lt;br /&gt;
|Özelliklerini bildiren&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vatan&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Nun (3)&lt;br /&gt;
|Doğup büyünen yer, yurt&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vatar&lt;br /&gt;
|Vav-Tı-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İ htiyaç&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaveyla&lt;br /&gt;
|Vav-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Çığlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaz&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Koyma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vazıh/Vâzıh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açık, apaçık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vazife&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Görev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vaziyet&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ayn (7)&lt;br /&gt;
|Durum&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ve (Veyahut)&lt;br /&gt;
|Vav (1)&lt;br /&gt;
|İle (Veya)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veba&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Bulaşıcı bir hastalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vebal&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Günah, zarar, yük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veber (Ehl-i Veber)&lt;br /&gt;
|Vav-Be-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Deve (Göçebeler)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecd&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnsanı kendinden geçiren ilahi aşk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecede&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Bulur, buldu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vech/Vecih&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Yön, cihet; yüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecibe&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Yerine getirilmesi gereken görev&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veciz&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Kısa, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vecize&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Ze (4)&lt;br /&gt;
|Özlü söz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ved/Ve&#039;d&lt;br /&gt;
|Vav-Elif-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Kız çocukları diri diri toprağa gömme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veda&#039;&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Ayrılış&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vedia&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Emanet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vedud&lt;br /&gt;
|Vav-Dal-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Çok sevilen Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefa&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Sözünde durma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefat (Vefiyat)&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Ölüm, ölme (Çoğul)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vefiy&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Ye (6)&lt;br /&gt;
|Vefalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehbi&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Allah vergisi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehhab&lt;br /&gt;
|Vav-He-Be (5)&lt;br /&gt;
|Çok bağışlayan Allah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehhac&lt;br /&gt;
|Vav-He-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Işık saçan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehham&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Evhamlı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vehim/Vehm&lt;br /&gt;
|Vav-He-Mim (9)&lt;br /&gt;
|Boş kuruntu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekahet&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ha (1)&lt;br /&gt;
|Utanmazlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekalet&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekillik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vekil&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Başkasının yerine hareket eden; Bakan; Esma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Velayet (Velayat)&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Velilik (Çoğul)&lt;br /&gt;
|align=center|+ (yönetmek anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veled&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Çocuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veleh&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-He (1)&lt;br /&gt;
|Hayret&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veli&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|Allah dostu&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vera (Mavera)&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Elif (1)&lt;br /&gt;
|Arka&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veraset&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Se (8)&lt;br /&gt;
|Mirasçılık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Verd&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gül&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Verem&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Bir ciğer hastalığı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesaik&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Belgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesail&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Vesileler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesait&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Vasıtalar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesaya&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Tavsiyeler, vasiyetler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesayet&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Tavsiye, yetersiz birinin malını vb. yönetme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesen (Veseni)&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Put(perest)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesika&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Belge&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesile&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Bahane, vasıta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesim/Vesm&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Damga&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesvas&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Vesveseci&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vesvese&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Vav-Sin (3)&lt;br /&gt;
|Şeytanın üflemesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Veyl&lt;br /&gt;
|Vav-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Yazıklar olsun&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezaif&lt;br /&gt;
|Vav-Zı-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Vazifeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezir&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Hükümdar vekili&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vezn/Vezin&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Nun (8)&lt;br /&gt;
|Ölçü, şiirde hece ölçüsü&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vicdan&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|İnsanda iyiyle kötüyü ayırt eden latife&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vifak&lt;br /&gt;
|Vav-Fe-Kaf (11)&lt;br /&gt;
|Uygunluk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vikaye&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ye (8)&lt;br /&gt;
|Koruma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Viladet/Veladet&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Doğma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vilayet&lt;br /&gt;
|Elif-Vav-Lam (11)&lt;br /&gt;
|İl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vilayet&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Ye (13)&lt;br /&gt;
|İl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vird&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Düzenli okunan dua/zikir&lt;br /&gt;
|align=center|+ (kaynak anlamında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Visal&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuhuş&lt;br /&gt;
|Vav-Ha-Şın (8)&lt;br /&gt;
|Yabani kalma&lt;br /&gt;
|align=center|+ (Yabani hayvan almaında)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuku&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Meydana gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vukuat&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Ayn (9)&lt;br /&gt;
|Olaylar (genelde olumsuz)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vukuf&lt;br /&gt;
|Vav-Kaf-Fe (11)&lt;br /&gt;
|Bilme, öğrenmiş olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuslat&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Kavuşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vusta&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Tı(8)&lt;br /&gt;
|Orta&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vusul&lt;br /&gt;
|Vav-Sad-Lam (11)&lt;br /&gt;
|Ulaşma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vuzuh&lt;br /&gt;
|Vav-Dad-Ha (8)&lt;br /&gt;
|Açıklık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücub&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Be (6)&lt;br /&gt;
|Zorunlu olmak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücud&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-Dal (9)&lt;br /&gt;
|Var olma&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vücuh&lt;br /&gt;
|Vav-Cim-He (7)&lt;br /&gt;
|Vecihler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vükela&lt;br /&gt;
|Vav-Kef-Lam (9)&lt;br /&gt;
|Vekiller&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vürud&lt;br /&gt;
|Vav-Ra-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Gelme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüsat/Vüs&#039;at&lt;br /&gt;
|Vav-Sin-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Genişlik, kapsam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüska&lt;br /&gt;
|Vav-Se-Kaf (5)&lt;br /&gt;
|Sağlam&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vüzera&lt;br /&gt;
|Vav-Ze-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Vezirler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yahudi&lt;br /&gt;
|He-Vav-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Hz. Yakub&#039;un oğlu Yahuda&#039;nın soyundan gelenler, İsrail oğulları&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yani/Ya&#039;ni&lt;br /&gt;
|Ayn-Nun-Vav (9)&lt;br /&gt;
|Demektir ki...&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yasub/Ya&#039;sub&lt;br /&gt;
|Ayn-Sin-Be (1)&lt;br /&gt;
|Arı Kraliçesi/Beyi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yekün/Yekun&lt;br /&gt;
|Kef-Vav-Nun (13)&lt;br /&gt;
|Toplam&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yelda&lt;br /&gt;
|Vav-Lam-Dal (14)&lt;br /&gt;
|Uzun (Arapça aynı kökten gelir, Farsça üzerinden Türkçeye geçmiştir)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yenabi&lt;br /&gt;
|Nun-Be-Ayn (4)&lt;br /&gt;
|Kaynaklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaaf/Za&#039;f&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Zayıflık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabıta&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|(Belediye) polis(i)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabit&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Binbaşıya kadar subay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zabt/Zapt&lt;br /&gt;
|Dad-Be-Tı (4)&lt;br /&gt;
|Tutma, tespit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zad&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Azık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zafer&lt;br /&gt;
|Zı-Fe-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Galibiyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahib&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Zanneden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahid&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya zevklerini terk eden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahîr/Zahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Yardımcı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zâhir/Zahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Açık, görünen; Allah&#039;ın bir ismi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahire&lt;br /&gt;
|Zel-Hı-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Saklanan (yiyecek)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahmet&lt;br /&gt;
|Ze-Ha-Mim (4)&lt;br /&gt;
|Sıkıntı, eziyet&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zahr&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Arka, sırt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaib&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Be (2)&lt;br /&gt;
|Erimiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaid (Zaide)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazlalık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaif/Zayıf&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Güçsüz&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaik (Kuvve-i Zaika)&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Tadan (Tat alma duyusu)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zail (Zaile)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Geçici&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zakir&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Zikreden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zakkum&lt;br /&gt;
|Ze-Kaf-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem bitkisi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalam&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlık&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalim&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Zulmeden&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zalum&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Çok zalim&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zam&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|İlave&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaman&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Vakit&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamane&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Devir&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamin&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Kefil&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamir&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İsmin yerini tutan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zamme/Damme&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Mim (3)&lt;br /&gt;
|Ötre harekesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zann&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Kanaat&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarar&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Kötü sonuç, ziyan&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarf&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|(Kağıt) muhafaza&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zarif&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Hoş edalı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zariyat&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|Savuran rüzgârlar (Sure adı)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaruret&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Mecburiyet; fakirlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaruri&lt;br /&gt;
|Dad-Ra-Ra (9)&lt;br /&gt;
|Mecburi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zat&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Kendi&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaten&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Esasen&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zavallı&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Biçare (Zeval kelimesinden)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zaviye&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Köşe, açı; tekke&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zayi&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|Kayıp&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ze/Zel/Zu/Zül/Zi/Zevil&lt;br /&gt;
|Zel-Vav (1)&lt;br /&gt;
|Sahiplik eki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebani&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Nun (1)&lt;br /&gt;
|Cehennem meleği&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebed&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Köpük; kaymak&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebh/Zibh&lt;br /&gt;
|Zel-Be-Ha (3)&lt;br /&gt;
|Boğazlama&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zebib&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Be (1)&lt;br /&gt;
|(Kuru) üzüm&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zecr/Zecir&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Men&#039; etme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zefir&lt;br /&gt;
|Ze-Fe-Ra (1)&lt;br /&gt;
|İnleme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehab&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Gitme, zan, yanlış düşünce&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeheb&lt;br /&gt;
|Zel-He-Be (8)&lt;br /&gt;
|Altın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehra&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çok parlak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehraveyn&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Bakara ve Al-i İmran sureleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zehre/Zühre&lt;br /&gt;
|Ze-He-Ra (5)&lt;br /&gt;
|Çiçek; Venüs&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeka&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Kavrama çabukluğu&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zekat&lt;br /&gt;
|Ze-Kef-Vav (5)&lt;br /&gt;
|Farz ibadet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zekavet&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Zekilik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeki&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Vav (4)&lt;br /&gt;
|Aklı iyi çalışan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelaka&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Kaf (1)&lt;br /&gt;
|Keskin çıkan be, te, ra, kaf, mim, lam karfleri&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelil&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Alçak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zelzele&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Deprem&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zem&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötüleme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zembil/Zenbil&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Taşıma çantası&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemherir&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-He-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Çok soğuk&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemime&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Kötülenmiş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemzem&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Mekke&#039;de su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zemzeme&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ze-Mim (2)&lt;br /&gt;
|Hoş ses&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenb&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günah&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenberek/Zemberek&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Be-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Saat parçası (Küçük arıcık [Farsça])&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenbur&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Be-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Eşek arısı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenci&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ce (1)&lt;br /&gt;
|Siyahi ırk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeneb&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Kuyruk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zer&#039;&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Ekme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerk&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ka (2)&lt;br /&gt;
|Şırınga ile vermek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerrat&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Zerreler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zerre&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|En küçük parça&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevahir&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Dış görünüş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevaid&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazlalıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeval&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Son bulma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevat&lt;br /&gt;
|Zel-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Zatlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevaya&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ye (4)&lt;br /&gt;
|Zaviyeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevc (Zevce)&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Koca/Karı (Eş)&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevcat&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Cim (5)&lt;br /&gt;
|Eşler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zevk&lt;br /&gt;
|Zel-Vav-Kaf (4)&lt;br /&gt;
|Lezzetlenme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyl&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyl/Zeyil&lt;br /&gt;
|Zel-Ye-Lam (3)&lt;br /&gt;
|Ek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeyt&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Yağ&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zeytin (aslı: Zeytun)&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Te (2)&lt;br /&gt;
|Yağı çıkarılan meyve&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıhar&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Kocanın karısına &amp;quot;anam gibisin&amp;quot; demesi&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zılal&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Gölgeler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıll&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Lam (2)&lt;br /&gt;
|Gölge&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zımn (Zımnen)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Dolaylı (olarak)&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zımni (Zımniyye)&lt;br /&gt;
|Dad-Mim-Nun (5)&lt;br /&gt;
|Örtülü göstererek&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zındık&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Dinsiz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zındıka&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Dal-Kaf (2)&lt;br /&gt;
|Dinsizlik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zıt/Zıd&lt;br /&gt;
|Dad-Dal-Dal (4)&lt;br /&gt;
|Karşıt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zi&#039;b/Zib&lt;br /&gt;
|Zel-Elif-Be (1)&lt;br /&gt;
|Kurt&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zihin&lt;br /&gt;
|Zel-He-Nun (2)&lt;br /&gt;
|Akıl&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zikr/Zikir&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Anma&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilhicce&lt;br /&gt;
|Ha-Cim-Cim (6)&lt;br /&gt;
|Son Arabi ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilkade&lt;br /&gt;
|Kaf-Ayn-Dal (6)&lt;br /&gt;
|Hicri 11. ay&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zillet&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Aşağılık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zilzal&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Ze-Lam (4)&lt;br /&gt;
|Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimam&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Yular&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimme (Ehl-i Zimme)&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimmet&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Sorumluluk, üstlenme&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zimmi&lt;br /&gt;
|Zel-Mim-Mim (6)&lt;br /&gt;
|Ehl-i zimme, İslam devletindeki anlaşmalı gayrımüslimler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zina&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ye (1)&lt;br /&gt;
|Evlilik dışı ilişki&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zinet/Ziynet&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Nun (6)&lt;br /&gt;
|Süs&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zira&#039;&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ayn (1)&lt;br /&gt;
|Dirsek-orta parmak ucu arası uzunluk, arşın&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziraat&lt;br /&gt;
|Ze-Ra-Ayın (3)&lt;br /&gt;
|Tarım&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirve&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Vav (2)&lt;br /&gt;
|En tepe nokta&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziya&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Elif (4)&lt;br /&gt;
|Işık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyade&lt;br /&gt;
|Ze-Ye-Dal (8)&lt;br /&gt;
|Fazla&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyafet&lt;br /&gt;
|Dad-Ye-Fe (4)&lt;br /&gt;
|İkram, ağırlama&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ziyaret&lt;br /&gt;
|Ze-Vav-Ra (4)&lt;br /&gt;
|Görmeye gitme&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuafa&lt;br /&gt;
|Dad-Ayn-Fe (9)&lt;br /&gt;
|Zayıflar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuhruf&lt;br /&gt;
|Ze-Hı-Ra-Fe (2)&lt;br /&gt;
|Yaldız; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zuhur&lt;br /&gt;
|Zı-He-Ra (14)&lt;br /&gt;
|Görünme; öğle vakti&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulmet&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlık&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulüm&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Haddi aşma, eziyet&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zulümat&lt;br /&gt;
|Zı-Lam-Mim (11)&lt;br /&gt;
|Karanlıklar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zu&#039;m/Zum&lt;br /&gt;
|Ze-Ayn-Mim (1)&lt;br /&gt;
|Batıl zan&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zunun&lt;br /&gt;
|Zı-Nun-Nun (4)&lt;br /&gt;
|Zanlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zurafa&lt;br /&gt;
|Zı-Ra-Fe (5)&lt;br /&gt;
|Zarifler&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zübde&lt;br /&gt;
|Ze-Be-Dal (2)&lt;br /&gt;
|Hülasa, öz&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zücac (Zücace, Zücaciye)&lt;br /&gt;
|Ze-Cim-Cim (1)&lt;br /&gt;
|Cam, şişe&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zühd/Züht&lt;br /&gt;
|Ze-He-Dal (3)&lt;br /&gt;
|Dünya zevklerini terk&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zükuret&lt;br /&gt;
|Zel-Kef-Ra (12)&lt;br /&gt;
|Erkeklik&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zülal&lt;br /&gt;
|Ze-Lam-Lam (1)&lt;br /&gt;
|Soğuk ve tatlı su&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zülfikar&lt;br /&gt;
|Fe-Kaf-Ra (6)&lt;br /&gt;
|Hz. Ali&#039;nin 2 parçalı kılıcı&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Züll&lt;br /&gt;
|Zel-Lam-Lam (7)&lt;br /&gt;
|Küçüklük&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümer&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Zümreler; Sure adı&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümre&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra (2)&lt;br /&gt;
|Topluluk, cemaat&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zümrüd/Zümrüt&lt;br /&gt;
|Ze-Mim-Ra-Dal (1)&lt;br /&gt;
|Değerli taş&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zünnar&lt;br /&gt;
|Ze-Nun-Ra (1)&lt;br /&gt;
|Keşişlerin bağladığı kuşak&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zünub&lt;br /&gt;
|Zel-Nun-Be (4)&lt;br /&gt;
|Günahlar&lt;br /&gt;
| &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zürriyet&lt;br /&gt;
|Zel-Ra-Ra (3)&lt;br /&gt;
|Soy, nesil&lt;br /&gt;
|align=center|+&lt;br /&gt;
|-}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62060</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62060"/>
		<updated>2026-07-25T15:06:40Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1150&#039;si Farsça ek içeren kelimelerdir (Ziyaretgah gibi).&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela heme ost) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62059</id>
		<title>Kategori:Farsça Ekler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Kategori:Fars%C3%A7a_Ekler&amp;diff=62059"/>
		<updated>2026-07-25T15:06:11Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
Bu kategoride Farsça ekler listelenmiştir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu eklerin kullanıldığı en az &#039;&#039;&#039;1150&#039;&#039;&#039; kelime aşağıdaki maddelerde listelenmiştir. Gözden kaçan kelimeler olabilir. -âne ekini içeren kelimelerin çok fazla olmasından dolayı bu eki içeren kelimelerin çoğu listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62058</id>
		<title>Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62058"/>
		<updated>2026-07-25T15:06:01Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;422&#039;&#039;&#039; adet (+ 4 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Bu liste Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri içermez ancak kökeni başka dile dayanıp Arapça (iklim, mancınık, iksir, kafes, kalıp gibi) veya daha nadir olarak Farsça (Cephane, fener, kilit gibi) üzerinden Türkçeye geçen kelimeler dahil edilmiştir (Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Listede özel isimler yoktur&lt;br /&gt;
* Sayfanın en altında tüm kelimeler alfabetik sırada Risalelerde geçen örnek cümleleriyle birlikte listelenmiştir.&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (diktatör/diktatorya, Purutluk/Protestanlık vb.) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen yabancı kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) ve Abdülkadir Badıllı (mütercimin haşiyeleri hariç) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir. &lt;br /&gt;
* Hangi dilden kaç kelime olduğu alttaki tabloda gösterilmiştir (bazı kelimelerin hangi dilden geldiği kesin değildir veya birkaç dilden aynı anda geçmiş olabilir). İki dilden aynı anda geçtiği düşünülen veya iki dilin hangisinden geldiği kesin olmayan kelimelerin yanına küçük rakamlar eklenmiş ve açıklamaları tablonun altında verilmiştir.&lt;br /&gt;
* Gayr-ı münteşir parçalarda Bediüzzaman&#039;ın kendi ifadelerinde geçen kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Bu kelimelerin kökeni ne olursa olsun sonuçta Türkçeye geçip kullanıldığı için Türkçe kabul edilir.&lt;br /&gt;
* Listede Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Yabancı Kökenli Kelimelerin Dillere Göre Dağılımı&lt;br /&gt;
!Dil&lt;br /&gt;
!Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kelime Listesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|242&lt;br /&gt;
|Abone, Adres, Ajans, Akademi, Aktris, Ambalaj, Anarşi/Anarşist, Anfi, Ansiklopedi, Anti-¹, Antika, Apartman, Arş, Artezyen, Asansör, Asistan, Astronomi, Ateşe(militer), Atom¹, Azot, Balkon, Balon, Banka², Barometre, Batarya, Bere, Budei/Budist, Burjuva, Bütçe, Daktilo, Dans, Demokrasi/Demokrat, Depo, Detay, Diktatör/Diktatorya, Dinamik, Diplomat, Direktif, Disiplin, Doktor, Dosya, Elektrik¹, Emperyal, Enerji, Engizisyon, Enstitü, Entrika, Fabrika², Faktör, Fakülte, Fanteziye, Farmason, Fayton/Payton, Film¹, Fizik, Fonoğraf¹, Forma (Kitap), Forma (Üniforma), Formül, Fonoğraf, Foya⁷, Frenk/Frengi/Frengistan, Füze, Garaj, Garnizon, Gaz, Gazete, Grafik, Gram¹, Grandük, Granit, Grip, Halüsinasyon/Hallüsinasyon, Hidrojen, İdeal, İdeoloji, İspirtizma, İstasyon, İstatistik, Jandarma, Jeoloji, Jön, Jurnal, Kabine, Kablo, Kadro, Kamp¹, Kamyon, Kanal, Kangren/Gangren, Karakter, Karbon, Kasket, Katolik, Katrilyon, Kentrilyon/Kentilyon, Kilo¹, Kinin, Komiser², Komisyon, Komite, Komprime, Komünist, Konferans, Kongre, Konserve, Kontrol, Kordon, Koridor, Kroki, Kozmoğrafya, Kumanda, Kumandan⁵, Kumpanya², Kültür¹, Lamba, Laik/Laiklik, Lastik, Lav, Lise, Loca, Lokal, Lüks, Madalya, Madam, Manevra, Manyetizma, Mareşal, Maske, Mason, Materyal/Materyalizm, Mekanizma, Metod, Metre¹, Mihanikiyet³, Mikrop, Milim, Milyar, Milyon², Misyoner, Miting, Mitralyöz, Moda, Model, Modern, Motor, Mösyö, Musiki, Müze, Not/Nota, Numara², Objektif, Ofis, Oksijen, Operatör, Organ, Organize, Orijinal, Otel, Otomobil, Otorite, Pakt, Palto, Pantolon, Papa, Parantez, Paraşüt, Paravan/Paravana, Parazit, Parti, Patiska, Pedagog, Pırlanta, Piyes, Plak/Pilak, Plan, Polis, Politika, Pozitif/Pozitifizm, Prens, Prensip, Pres, Profesör, Program, Projeksiyon, Projektör, Propaganda, Purutluk/Protestanlık, Psikolog/Psikoloji, Radyo¹, Rampa, Rapor, Rasyonel/Rasyonelizm, Realist, Rejim, Rektör⁵, Rol, Roman, Romatizma, Rönesans, Röntgen, Sako, Salon, Santral, Santrifüj/Santrafüj¹, Sekreter, Sembol, Seri, Sigara, Sinema/Sinematoğraf, Sistem, Sivil, Siyonizm, Skolastik, Sosyalizm, Sosyolog, Sübjektif, Sülfato, Şarlatan, Şef, Şifre, Şimendifer, Şoför, Teknik, Telefon, Telepati, Telgraf¹, Tentene/Dantel/Dantela, Taktik, Tire, Tiyatro, Ton, Tren, Trilyon, Tuvalet, Tül, Tünel¹, Üniversite, Vapur, Volkan, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Ağustos, Ahtapot, Anahtar, Angarya, Balyoz, Biber, Demet, Drahm/Drahmi, Efendi, Fener, Fırça, Fırtına, Fışkı, Fidan, Filiz, Gübre, Heyula, Hıristiyan, İskemle, Kavanoz, Kilise, Kilo¹, Kimya/Kimyager, Kundura, Kupa, Kutu, Lohusa, Mandal, Mart, Mermer, Mıknatıs, Mihanikiyet³, Mor⁸, Paçavra, Papaz, Patrik, Paydos, Sandalye, Sınır, Sünger, Tavla (At ahırı), Temel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Abluka, Alaturka, Avukat, Balina, Banka², Berber, Bilanço, Bilet, Bomba, Çimento, Çinko, Düello, Dümen, Fabrika², Familya, Fanila, Francala, Harita, İskele, Kamara, Kanca, Kaptan⁴, Karavana, Karyola, Kasatura, Komiser², Kumpanya², Lider, Lira, Makine, Masa, Milyon², Mobilya, Numara², Papağan, Pasaport, Piyango, Posta/Postahane, Protesto, Pusula, Reçete, Tulumba, Urba&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orta/Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|30&lt;br /&gt;
|Alay, Balgam, Barut, Coğrafya, Defter, Demagoji/Demagoji, Dirhem, Falaka, Feylesof, Fırın, Hulya, İklim, İksir, Kalıp, Kantar, Kanun, Kilit, Lağım, Mancınık, Mayıs, Mendil, Merhem, Namus, Okyanus, Safsata/Safsatiyat, Sandık/Sanduk/Sandukça, Sırma, Sofestai, Sofi/Sufi, Tılsım&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|26&lt;br /&gt;
|Anglikan, Anti-¹, Atom¹, Banknot, Boykot/Boykotaj, Diritnot, Elektrik¹, Film¹, Fonoğraf¹, Gram¹, İncir, Kamp¹, Kulüp, Kurs, Kültür¹, Lord, -men, Metre¹, Mister, Radyo¹, Rovelver, Santrifüj/Santrafüj¹, Telgraf¹, Tünel¹, Vagon, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|16&lt;br /&gt;
|Avzen, Bulağ, Çeleçepe, Çiznök, Hol, Hoto, Kizvan, Mamo, Meftihane, Nahü/Nahu, Pine/Pineduz, Şape, Teres, Zenav, Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|9&lt;br /&gt;
|Davul, İmparator/İmparatorluk, Kafes, Kandil, Kanser, Medyum, Radyum, Sabun, Tabla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|7&lt;br /&gt;
|Dekan, Doçent, Kumandan⁵, Kuruş, Mark, Mavzer, Rektör⁵&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Haç, Kargir, Mor⁸, Örnek, Pot (kırmak), Şen/Şenlik&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Ağa, Cephane, Karakol, Sicim, Talan, Tulum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Filo, Foya⁷, Gardiyan (aslı Vardiyan), Kaptan⁴, Mağaza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Bolşevik, Çar, İzbe⁶, Mojik, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Berkut, Celcelutiye, Şerantah&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Palaska, Soba, Tabur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|İzbe⁶, Kuluçka, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspanyolca&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
¹Fransızca&#039;dan veya İngilizce&#039;den geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
²Fransızca&#039;dan veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
³Fransızca&#039;dan veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁴Venedikçe&#039;den veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁵Fransızca&#039;dan veya Almanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁶Rusça&#039;dan veya Bulgarca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁷Venedikçe&#039;den veya Fransızca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁸Ermenice&#039;den veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışındaki Diller Olan Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Dil Kökeni&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abluka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Ve vahşetle &#039;&#039;abluka&#039;&#039; edilmiş sükûn ve sükûnet içinde bütün mahlukata ecnebi nazarıyla bakıyor. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abone&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız iki yüze yakın &#039;&#039;abone&#039;&#039;ler bulunsa birisi tabedilse hem fiyatını çıkarabilir hem başka risalelerin de tabına medar olabilir. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Üstadın müstakil &#039;&#039;adresi&#039;&#039; nedir? (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağa&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim &#039;&#039;ağamız&#039;&#039; onu biliyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağustos&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur’un şakirdlerinin ve müellifinin mebde-i tevkifi olan 27 Nisan 1935 tarihi ile mahkemenin karar ve hüküm tarihi olan 19 &#039;&#039;Ağustos&#039;&#039; 1935 tarihi olmasına nazaran,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahtapot&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Millet haklarını çiğneyip milyonların sırtından &#039;&#039;ahtapot&#039;&#039;lar gibi geçinmeyi şiar edinenler için korkulacak bir haldir bu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ajans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselenin iyice anlaşılması için evvela Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu &#039;&#039;Ajansında&#039;&#039; neşredildiği gibi tekrar etmek isterim. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akademi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dâru&#039;l‑Hikmet, o zaman, Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi İslâm Âlimlerinden mürekkep bir İslâm &#039;&#039;akademisi&#039;&#039; mâhiyetinde idi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktris&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güneşi gösterirse, sarı saçlı güzel bir &#039;&#039;aktrisi&#039;&#039; kàrie ihtar eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaturka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zira Şarkî Anadolu mektebi denilen yüksek dağlarda büyümüş olduğumdan, &#039;&#039;alaturka&#039;&#039; terziliğe alışamadım. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alay&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Herbir zerre; bir nefer gibi askerî dairelerinin herbirinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, &#039;&#039;alayında&#039;&#039;, fırkasında, ordusunda herbirisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ambalaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sen bu cevherin kutusuna, &#039;&#039;ambalaj&#039;&#039; ve kılıfına ufak bir tozun bile konup bulaşmasını istemediğin... (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra o mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saadet &#039;&#039;anahtarı&#039;&#039; olan imanı kuvvetlenip ve manevî terakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün kemalâtın esası ve madeni olan iman-ı billah hakikatı bir derece daha inkişaf edip... (7. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anarşi, Anarşist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, &#039;&#039;anarşistliğin&#039;&#039;, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anfi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hatta öyle ki asırlar, oturulacak &#039;&#039;anfi&#039;&#039;-vâri sıralardır da, kavm ve milletler ise, adeta onda dizilmiş saflardır ve kendisinin arkasında oturmuşlar gibidir. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Devletin &#039;&#039;angarya&#039;&#039;sını çekiyorum. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anglikan&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan &#039;&#039;Anglikan&#039;&#039; Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ansiklopedi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kur&#039;anın ahlâkî ve medenî kaideleri ihtiva eden âyetleri, İslâmiyet&#039;in muhteşem bünyanında altın bir kordon gibi işlenmiştir.&amp;quot; (İngilizce Cembres &#039;&#039;Ansiklopedisi&#039;&#039;) (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anti-&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Türk Ceza Kanunu’nun &#039;&#039;anti&#039;&#039;demokratik 163’üncü maddesine göre müvekkilimin takibi mümkün farz edilirse isnad edilen suçun tahliline geçer ve şöyle deriz: (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Antika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mu&#039;ciznüma bir padişahın &#039;&#039;antika&#039;&#039; san&#039;atlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Apartman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bu kâinatı bir muntazam şehir, bir mükemmel &#039;&#039;apartman&#039;&#039; ve misafirhane, bir mu&#039;cizatlı kitab ve Kur&#039;an hükmüne getirip... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kur’aniye mecmuası olan Nurlara doğru “İleri, &#039;&#039;arş&#039;&#039;!” demeli ve dedirmeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Artezyen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut bir fevvareden, yani &#039;&#039;artezyenden&#039;&#039; elde edilen fayda ve netice ile; müteferrik su damlalarına havale edilmesinin nisbeti gibidir.  (Katre, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asansör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı &#039;&#039;asansörler&#039;&#039; gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı otomobil, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un Pakistan&#039;da neşriyatını yaparak pek çok kimselerin bu eserlerden istifadesini sağlayan Karaşi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü &#039;&#039;asistanı&#039;&#039; ve dört büyük gazetenin muharriri M. Sabir ihsanoğlu&#039;nun bir mektubu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Astronomi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, fizik, kimya, &#039;&#039;astronomi&#039;&#039;, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ateşe(militer)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya &#039;&#039;Ateşemiliterliği&#039;&#039; tarafından verilen pasaportudur.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atom&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle &#039;&#039;atom&#039;&#039; bombası gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avukat&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Demek, &#039;&#039;avukat&#039;&#039; tutmak isteyen onu elde etse yeter. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avzen&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını &#039;&#039;avzen&#039;&#039; {Haşiye: Kürdçedir.} ve zenav gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, karbon, &#039;&#039;azotun&#039;&#039; intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balgam&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Meselâ, şu aşiretin her bir ferdi bir günde attığı &#039;&#039;balgamı&#039;&#039;, cerbeze ile, vehmen tayy-i mekân ederek, birden bir şahısta tahayyül edip, başka efrâdı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa... (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balina&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iğne gibi bir balık, &#039;&#039;balina&#039;&#039; balığı gibi o mahiyet-i mücerredeye mâliktir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balkon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o sarayın yüksek &#039;&#039;balkon&#039;&#039;ları ve pencerelerinden çeşitli asansör gibi zenbiller sarkıtılmış idi. (Mesnevi (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire şimendifer ve &#039;&#039;balon&#039;&#039; gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balyoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yirmi yedi seneden beri, şeytan aleyhi’l-la’nenin zırhlı çelik sandukaya kilitlemiş olduğu imanımı, &#039;&#039;balyozuyla&#039;&#039; kırarak tahlis eden Üstad-ı Ekremime, ... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banka&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kavga kapısını kapamak için &#039;&#039;banka&#039;&#039; kapısını kapayınız&amp;quot; diyerek insanlara ferman eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banknot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Meselâ, Isparta&#039;dan buraya, yani İstanbul&#039;a mahkemeye gelmekliğim için yüz &#039;&#039;banknot&#039;&#039;, otomobile mecburiyetle verildi. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barometre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mizan tarz-ı nazardır, bakmak &#039;&#039;barometredir&#039;&#039; (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barut&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Bazan dahi oluyor &#039;&#039;barut&#039;&#039; gibi zulmanî; birden bire fışkırıyor.  (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batarya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve &#039;&#039;bataryaları&#039;&#039; hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berber&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|İnebolu kahramanlarından &#039;&#039;berber&#039;&#039; Ali Osman&#039;ın mâsum mahdumunun güzel yazısıyla gönderdiği mektuba baktım, birden hatırıma geldi (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bere&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mahkeme-i Temyiz “&#039;&#039;Bere&#039;&#039; yasak değil.” diye karar verdiği hem bütün kadınlar ve başı açık gezenler ve bütün askerî neferler ve vazifedar memurlar giymeye mecbur olmadıklarından... (Emirdağ-2) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berkut&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah) Süryânîce Raûf ve &#039;&#039;{{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut)&#039;&#039; Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Biber&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Ona mukabil Süleyman –bildiğime göre– birkaç defa patlıcan, &#039;&#039;biber&#039;&#039;, kavun gibi sebzeler hediye edip ona göndermekle beraber, ... (Barla L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilanço&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Elbette o envaın muntazam ve mükemmel fertleri ve âlemin küçük misal-i musağğarları ve enva-ı kâinatın &#039;&#039;bilançoları&#039;&#039; ve kitab-ı âlemin küçücük fihristeleri hükmünde olan cüz&#039;î fertleri, bilbedahe onun kabza-i rububiyetinde ve icadındadır ve tedvir ve terbiyesindedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilet&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Sana müjde! Milyonlar altın &#039;&#039;bileti&#039;&#039; sana çıkmış, gel al. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bolşevik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Bir tek gayem vardır: O da mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda &#039;&#039;Bolşevik&#039;&#039; baykuşlarının seslerini işitiyoruz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bomba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle atom &#039;&#039;bombası&#039;&#039; gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Boykot, Boykotaj&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Siz, Avusturya&#039;ya güya &#039;&#039;boykot&#039;&#039; yapıyorsunuz, hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulağ&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;bulâğ&#039;&#039; {(*) Bulağ, Kürdçede &amp;quot;pınar&amp;quot; demektir. -Naşir-} başı çok zaman taaffün ve tesemmüm etmiş, içine çok pislik düşmüş. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budei (Budist)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden &#039;&#039;Budeîler&#039;&#039; gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akıl-furuşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burjuva&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu hal ise, -şimdiki tabir ile- &#039;&#039;burjuvaların&#039;&#039; müstebidane tahakkümleri içinde hoş görünebilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bütçe&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Doğu vilayetlerimizden olan Van’da böyle bir irfan müessesesinin kurulması için bütün müşkülat iktiham olunmalı ve önümüzdeki &#039;&#039;bütçe&#039;&#039; yılında işe başlanmalıdır. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celcelutiye&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|İmâm‑ı Gazâlî, İmâm‑ı Nureddin’den ders alarak bu &#039;&#039;Celcelûtiye&#039;&#039;’nin hem Süryânî kelimelerini, hem kıymetini ve hâsiyetini şerhetmiş. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cephane&lt;br /&gt;
|Moğolca (Cep (cebe) Moğolcadan gelir, kelime Farsça üzerinden geçmiştir)&lt;br /&gt;
|Rüyada, bir şehirde gayet kesretli askerler ve &#039;&#039;cephane&#039;&#039; görüyorum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Coğrafya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bu defaki iki sualin çendan cüz&#039;îdir, fakat iki nükte-i Kur&#039;âniyeye münasebettar olduklarından ve küre-i arza dair sualiniz &#039;&#039;coğrafya&#039;&#039; ve kozmoğrafyanın yedi kat zemin ve yedi tabaka semâvâta tenkitlerine temas ettiğinden, bana ehemmiyetli geldi. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çar&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Evet tanıdım. Nikola Nikolaviç, &#039;&#039;Çar&#039;&#039;&#039;ın dayısıdır. Kafkas cephesi başkumandanıdır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çeleçepe&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Hem de garazın mesîlinde ve kasdın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, &#039;&#039;çeleçepe&#039;&#039; {1: Bu kelime Kürdçedir.} temayül etmemektir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çimento&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir evin yapılması için lâzım olan taş, ağaç, &#039;&#039;çimento&#039;&#039; misillû lüzumlu mukaddimeleri ihzar ve tertip etmek gibi. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çinko&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir gaz ocağı ve bir &#039;&#039;çinko&#039;&#039; çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çiznök&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Herbir hayalde bu &#039;&#039;çiznök&#039;&#039; gibi bir dane-i hakikat bulunmak şarttır... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daktilo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer münasip görülse ya yeni veya eski harfle &#039;&#039;daktilo&#039;&#039; ile birkaç nüsha yazılsın... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte &#039;&#039;dans&#039;&#039; ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dantel(a) (bkz. Tentene)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça (Tabla) üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir &#039;&#039;davul&#039;&#039;, bir musiki sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça ve Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu &#039;&#039;defter&#039;&#039; gibi münâsebeti görünmüyor. (23. Lema)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekan&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Sind Üniversitesinin kıymetli &#039;&#039;Dekan&#039;&#039;ı Ali Ekber Şah’ın Ankara’daki bir Nur talebesine yazdığı mektup (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demogoji/Demagoji&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Şaşırtıcı cerbezekârlık ve &#039;&#039;demogojidir&#039;&#039; ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve mânâsızlarıyla uğraşan ve bulaşan bir zekadır. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demet&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir &#039;&#039;demet&#039;&#039; yapmaya karar verdiği gibi; (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demokrasi, Demokrat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...işimizi, gücümüzü ayaklar altında bırakmak ve bîçare evlâd ü iyalimizi perişan edip ağlatmak hangi &#039;&#039;demokrasi&#039;&#039; kanunlarıyla, hangi yeminli ve yüminli âdil hâkimlerin vicdanî ve âdilane kararlarıyla kabil-i te&#039;liftir? (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, nasılki gayet mükemmel binbir çeşit erzak etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş &#039;&#039;depo&#039;&#039; ve iaşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iaşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Detay&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki münafıkların ahval ve vaziyetlerinin en cüz&#039;î ayrıntılarına kadar gösterme ve tanıtma hususunda; temsilde musibete uğramışların en ince ahvallerinin &#039;&#039;detaylarını&#039;&#039; da ihmal etmiş değildir. (İ.İ. (Badıllı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diktatorya/Diktatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın &#039;&#039;diktatorya&#039;&#039;sı zîr ü zeber edilip, çatır çatır yıkılırken ... (Tarihçe) / &#039;&#039;Diktatör&#039;&#039;ler ve şefler idaresinde memleketin dinini, imanını, canını, hayatını kasıp kavuran merhametsiz eski devrin farmason kullarının şu can çekişme devrinde... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinamik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, Said Nursî Hazretleri, emsâli görülmemiş &#039;&#039;dinamik&#039;&#039; ve enerjik bir zâttır.  (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diplomat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkâr-ı siyasiyeden hâli ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve malûmatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad ve rehber ve &#039;&#039;diplomat&#039;&#039; ve hâkim-i âdil olarak,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Direktif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... idam kasdıyla ve muhakkak surette mahkûm edilmesi &#039;&#039;direktif&#039;&#039;iyle hakkında dava açtırılıyor. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;dirhem&#039;&#039; menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diritnot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hem &amp;quot;intizam&amp;quot; sırrıyla, bir çocuk parmağıyla gemi suretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir &#039;&#039;diritnotu&#039;&#039; da çevirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Disiplin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler otorite ve &#039;&#039;disiplinle&#039;&#039; idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doçent&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|“Kalbe gelen hakikat” gibi tabirleri de şahsî nüfuz temini maksadına delil göstermelerinin manasını da bu ilimle, hukukla meşgul &#039;&#039;doçent&#039;&#039;lerden sorarım. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir &#039;&#039;doktor&#039;&#039; geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dosya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sekseni mütecaviz Nur talebesi hakkında iddianame hazırlandı ve &#039;&#039;dosya&#039;&#039; sorgu hâkimliğine tevdi edildi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Drahm/Drahmi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir mizanla tartılır. &#039;&#039;Drahm&#039;&#039; ve Mark gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düello&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünkü orada &#039;&#039;düello&#039;&#039; gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dümen&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, azîm bir sefine-i sultaniyede bir hizmetkârın &#039;&#039;dümen&#039;&#039;cilik ettiğinin gayesi; ... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efendi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...herkes mensub olduğu &#039;&#039;efendisinin&#039;&#039; şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elektrik&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar &#039;&#039;elektrik&#039;&#039; lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emperyal/Emperyalizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, parazit, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar &#039;&#039;emperyalistleri&#039;&#039;, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enerji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf raporunda: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir &#039;&#039;enerji&#039;&#039; vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Engizisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Engizisyon&#039;&#039; zulümlerini çok geride bırakan hâkim bir kuvvetin tazyikatı altında, câni canavarların pek vahşi işkenceleri içinde, (Sırran tenevverat) sırrıyla perde altında Risale-i Nur eserleri gibi eserler neşretmek... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enstitü&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ben şahidim ki ben, Kastamonu Gölköy &#039;&#039;Enstitüsünde&#039;&#039; okurken bazı muallimler tarafından bize dinsizlik dersi verilmişti. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Entrika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve &#039;&#039;entrikalı&#039;&#039; cem&#039;iyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fabrika&lt;br /&gt;
|İtalyanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve &#039;&#039;fabrikası&#039;&#039;, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faktör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bugün içtimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en tesirli &#039;&#039;faktör&#039;&#039; ve nizâmı hâvî olan bir hakikat kaynağı vardır. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakülte&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Teşrin-i sâni 1950&#039;de Ankara Üniversitesi&#039;nde, profesör ve meb&#039;uslarımız ve Pakistan&#039;lı misafirlerimiz ve muhtelif &#039;&#039;fakülte&#039;&#039; talebelerinin huzurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhlis bir Nur Talebesi, hapishâneden çıkarıldığı vakit; güyâ o kırbaçlı, &#039;&#039;falakalı&#039;&#039;, türlü türlü işkenceli hapishâne, ona bir kuvvet, bir enerji kaynağı olmuş, ... (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Familya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Yine birisi sevdiği &#039;&#039;familyasına&#039;&#039; remizli olan bu fıkrayı söylemiş: (Kastamonu mektupları (Gayr-ı Münteşir))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanila&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... hem sako hem &#039;&#039;fanila&#039;&#039; ve pabucunu satmakla maişetini temin eden fakirü’l-hal... (Emirdağ L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanteziye&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bundan sonra birden gördü ki sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam; çok ziynetler, süslü suretler, &#039;&#039;fanteziyeler&#039;&#039;, müskirler beraber olduğu halde geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farmason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...komünistlik ve &#039;&#039;farmasonluğu&#039;&#039; desteklemiş olur ve ithamlara hakikî hedef olan muzır dinsizlerin türemesine yardım etmiş olur. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fayton (veya Payton)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yedi yaşından on yaşına kadar masum çocuklar, &#039;&#039;faytonla&#039;&#039; gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir? diye hayret ediyordum. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fener&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir yolcu, güneşin ziyasından gözünü kapıyor, hayaline bakıyor; vehmi, bir yıldız böceği gibi kafa &#039;&#039;fener&#039;&#039;inin ışığıyla dehşetli yolunu tenvir etmek istiyor. (sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Filozof (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve &#039;&#039;feylesoflar&#039;&#039; olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırça&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra sanatın yed-i beyzasıyla, inayetin &#039;&#039;fırçasıyla&#039;&#039; o suretin –eğer bir tek insan ve bir tek çiçek ise– göz, kulak, yaprak, püskül gibi azalarına bir hüsün, bir ziynet renkleri veriyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ekmeğin vücudu; tarla, harman, değirmen, &#039;&#039;fırına&#039;&#039; terettüp eder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırtına&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık &#039;&#039;fırtınaları&#039;&#039; karşısında çabuk söner. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fışkı&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden, yani kan ve &#039;&#039;fışkı&#039;&#039; ortasından beyaz, safi, temiz bir süt göndermek olan cüz’î fiil ise... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yani cennet çiçeklerinin &#039;&#039;fidanlık&#039;&#039; ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizat-ı kudret teşhir edildiğinden... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filiz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çiçekle, çiçekten çıkan semeredeki eser-i sanat ve hikmet; çekirdekle, çekirdekten çıkan &#039;&#039;filiz&#039;&#039;in eser-i sanat ve nakşından aşağı değildir. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Film&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|...hem mahiyet-i şahsiyesinin dünyevî neticelerini ve uhrevî semerelerini, hem hüviyet ve suretini hafızalarda ve elvâh-ı mahfuzada ve sermedî manzaraların &#039;&#039;film&#039;&#039; şeritlerinde... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filo&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Şimdi ise dünya servetine ve malına ve o servetle &#039;&#039;filolar&#039;&#039; teşkil edip, hattâ kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dörtyüz milyonu esaret altına almış ve ... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fizik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, &#039;&#039;fizik&#039;&#039;, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fonoğraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Dağları vecde getirip birer muazzam &#039;&#039;fonoğraf&#039;&#039; misillü ve birer insan gibi bir serzâkirin etrafında ufkî halka tutup; bir daire olarak tesbihat ediyorlardı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Kitap)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Format kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de bu kâinat kitab-ı kebiri ki bir tek sahifesi olan zemin yüzünde ve bir tek &#039;&#039;forması&#039;&#039; olan baharda, üç yüz bin ayrı ayrı kitaplar hükmündeki üç yüz bin nebatî ve hayvanî taifeleri beraber, birbiri içinde, yanlışsız, hatasız, karıştırmayarak, şaşırmayarak... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Üniforma)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Uniforme kelimesinden)&lt;br /&gt;
|...her bir bayram gününde resmigeçit için “&#039;&#039;Formalarınızı&#039;&#039; takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Formül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garb’ın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl &#039;&#039;formül&#039;&#039;leriyle mi? (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fotoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...her hâdiseyi müteaddid &#039;&#039;fotoğraflarla&#039;&#039; alarak muhafaza eden... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Foya&lt;br /&gt;
|Fransızca veya Venedikçe&lt;br /&gt;
|Fakat o istimal ile, onları kuyu dibine sıkıştırıp, meydanı baştan başa Kur&#039;ân hesabına zaptettik, onların &#039;&#039;foyalarını&#039;&#039; meydana çıkardık. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Francala&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir sene evvel üç &#039;&#039;francala&#039;&#039;, bir ramazan yine kâfi gelmişti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Frengi, Frenk, Frengistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki bir parça &#039;&#039;Frengî&#039;&#039; okumuşsun, bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun hem de bilenden sormuyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füze&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nakl ile de, senin hakikata ulaşman için &#039;&#039;füze&#039;&#039; gibi keskin âletindir.  (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gangren (bkz. Kangren)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ankara Maarif Dairesi iki milyon zararla hem yine Ankara’da otomobil &#039;&#039;garajı&#039;&#039; binası, aynı vakitte İzmir’de ehemmiyetli fabrika hem aynı vakitte Adana’da büyük bir binanın tamamen yandığını işittiğim vakit,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gardiyan&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı yemek kadar o &#039;&#039;gardiyan&#039;&#039; ve gardiyanla beraber dahilde ve hariçte bîçare mahpuslara çalışanlara bir sadaka hükmünde defter-i hasenatına yazılır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garnizon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Sarıkamış taarruzunda, Bitlis&#039;in sukutunda yaralı olduğu halde esir olup senelerce Rus &#039;&#039;garnizonlarında&#039;&#039; çile çekmiş,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir &#039;&#039;gaz&#039;&#039; ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...size söylememiştim, ona da bakınız, fakat &#039;&#039;gazete&#039;&#039; gibi okumayınız. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grafik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nur talebelerinin faaliyeti bu sergide harita ve fotoğraflarla ve &#039;&#039;grafikle&#039;&#039; izah edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gram&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Günde elli &#039;&#039;gram&#039;&#039; ekmekle ve bir çanak çorba ile tagaddi eden bu büyük adam, yaşıyorsa ancak Kur’an ve imana hizmet için yaşıyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grandük&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte o silâh, o düstur ki, medeniyet harbin eline vermiştir; ben de kendi gözümle &#039;&#039;Grandük&#039;&#039; Nikolaviç&#039;in namına iki emri gördüm. (Tuluat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Granit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve &#039;&#039;granitleri&#039;&#039; yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur&#039;aniye dünyayı nur ve saadete gark edecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garib ve bana pek çok ağır gelen ve üç günde bir bardak ayran ve bir bardak sütten başka birşey yedirmeyen &#039;&#039;grip&#039;&#039; hastalığının üçüncü gününde, füc&#039;eten hatırıma ihtar edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gübre&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...hattâ &#039;&#039;gübre&#039;&#039;leri mezruatın erzakı ve insanların mahrukatı hükmünde olup, ... (Latif Nükteler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Şurada kilitli salîbler, &#039;&#039;haçlar&#039;&#039; var. Cümlesini çıkarınız. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|Buna memur-u müşahhas kimse de şimdi Mısır &#039;&#039;Hahambaşısı&#039;&#039; bulunan Hayim Naum’dur. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halüsinasyon/hallüsinasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Sem u basar cihetinde &#039;&#039;hallüsinasyon&#039;&#039; hastalığı ihtimali nazar-ı dikkate alınabilir.&amp;quot; demişler. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...ve koca kâinatın bir &#039;&#039;harita&#039;&#039;, bir saat, bir hane gibi her tarafını gösterip, çevirip, onları yapan San&#039;atkârı... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı &#039;&#039;heyula&#039;&#039; fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıristiyan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Hıristiyanlık&#039;&#039; dini ise, kendi hasm-ı galibi, ki medeniyetle fenni, dost ederek, hileli, Kendine mal ederek, o iki silah ile bize galebe çaldı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidrojen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (&#039;&#039;hidrojen&#039;&#039;-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hol/Hul&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Tâ, oradan temaşa edip göreceğiz ki, küre-i arz &#039;&#039;hol&#039;&#039; veya top veya fırfıra veya sapan taşı gibi, Sâni-i Hakîm dest-i kudretle döndürüp, atmakla çeviriyor. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hoto&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Ya eyyühel &#039;&#039;hoto&#039;&#039;! (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulya/Hülya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zîra onlardan birisi – Allah etmesin – bin sene yaşayacak olursa, âdeta mümkin hükûmetin hangi sûretini görse, &#039;&#039;hülya&#039;&#039; ile yine râzı olmayacak. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Malûm ya; her mütefekkirin kendine mahsus bir tefekkür sistemi, fikrî hayatında takib ettiği bir gayesi ve bütün gönlü ile bağlandığı bir &#039;&#039;ideali&#039;&#039; vardır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kanun perdesi altında menfî &#039;&#039;ideolojilerine&#039;&#039;, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Yükselmededir marifet &#039;&#039;iklimine&#039;&#039; her an / Bambaşka ufuklar açıyor ruhuna Kur’an (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bazı olur, bir temas, taşı &#039;&#039;iksir&#039;&#039; ediyor. (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmparator(luk)&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Karasso ki, Osmanlı &#039;&#039;İmparatorluğu&#039;&#039;&#039;nu parçalamak için sinsi ve tertibli bir şekilde çalışan gizli bir teşkilata mensub olup, ortada fevkalâde bir rol oynuyordu. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncir&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ağacın başına baktı gördü ki: Bir &#039;&#039;incir&#039;&#039; ağacıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskele&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;iskele&#039;&#039; nâzırı Sabri&#039;nin birinci talebesi ve Risale-i Nur&#039;un ehemmiyetli küçük bir talebesinin küçücük mektubundaki güzel yazı bizi mesrur etti. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskemle&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|En aşağıdaki &#039;&#039;iskemleyi&#039;&#039; de bana verseler, lütuftur. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspirtizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da &#039;&#039;ispirtizmacıların&#039;&#039; içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir günlük mesafede bir &#039;&#039;istasyon&#039;&#039; vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstatistik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya kozmoğrafya ilminden ve &#039;&#039;istatistikçi&#039;&#039; fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzbe&lt;br /&gt;
|Bulgarca veya Rusça&lt;br /&gt;
| Yeni Cami’nin şerefesinden Beyoğlu’nun en karanlık ve mülevves &#039;&#039;izbesine&#039;&#039; kadar nüfuz edecek ışık tufanını şimdiden görür gibi oluyoruz. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jandarma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir kadına, bir &#039;&#039;jandarma&#039;&#039; elbisesi giydirilmez. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, &#039;&#039;jeoloji&#039;&#039;, fizik, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jön&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Jön&#039;&#039; Türkler şöyledirler, böyledirler. Bizi de zarardîde edecekler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jurnal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Benim aldığım bir habere göre ve çok emarelerle gizli münafıkların yalan &#039;&#039;jurnalleri&#039;&#039; ve desiseleriyle... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabine&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa taarruz pek geniş dairede, reis-i hükûmet ve hazır &#039;&#039;kabine&#039;&#039;, plânlı ve dehşetli bir evham ile hücum etti. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kablo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...faraza ihtiyaç olsa da, o manialar ve âikalar insanın a&#039;sab ve damarları gibi veya demir hatları, (yani &#039;&#039;kablo&#039;&#039; telleri) seyyalat-ı latifenin nakline vesile ve vasıta olmaları gibi sırlarla;... (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kadro&#039;&#039; haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve &#039;&#039;kafesli&#039;&#039; şu pencereyi neyle kapatabilirsin? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ve o âyine-i ilmindeki herşeyin suretine ve plânına göre, kolayca, herbir şeyin zerreleri o &#039;&#039;kalıb-ı&#039;&#039; ilmî içine yerleşir, muntazaman vaziyetlerini muhafaza ederler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamara&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam &#039;&#039;Kamarasında&#039;&#039;, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamp&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|O Sibirya&#039;ya gönderilmiş, en büyük esirler &#039;&#039;kampında&#039;&#039; idi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kamyon&#039;&#039; yokuşları tırmanıyordu. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş &#039;&#039;Kanalı&#039;&#039;’na,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanca&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... evkat-ı hamsede rükû ve sücud &#039;&#039;kanca&#039;&#039;sıyla gururun hortumunu bük... (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|... güneşi büyük bir elektrik lâmbası, kameri &#039;&#039;kandil&#039;&#039;, ve yıldızları mumlar meyveleriyle yaldızlar, elektrikler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kangren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, &#039;&#039;kangren&#039;&#039; olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kantarlarla&#039;&#039; ehval ve mehavifi ruhlarına yüklüyorlar. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kanun&#039;&#039; namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaptan&lt;br /&gt;
|Venedikçe/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kaptan&#039; dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakol&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer milletin ve vatanın saadetine ve istikbaline zarar verecek bir kabahatim varsa, dokuz seneden beri valisinden tut, köy &#039;&#039;karakol&#039;&#039; kumandanına kadar kendilerini mes’ul eder. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu âyet-i kerime, &amp;quot;Üstad&amp;quot;ın &#039;&#039;karakter&#039;&#039; ve şahsiyetini tahlil hususunda bize nurdan bir rehber oluyor... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karavana&lt;br /&gt;
|İtalyanca (Aslı Farsça (kervan))&lt;br /&gt;
|Kazan kaynatır, &#039;&#039;karavanayı&#039;&#039; yıkar, getirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karbon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, &#039;&#039;karbon&#039;&#039;, azotun intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kargir&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Âyetler arasında büyük bir tesanüd vardır ki, &#039;&#039;kârgir&#039;&#039; binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye-i Kur&#039;aniyeyi sarsılmaktan vikaye ediyor. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karyola&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Gördüm ki, üstadım bir &#039;&#039;karyola&#039;&#039; üzerindedir. (Barla Lahikası)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Sefahet ve ahlâksızlığın cem&#039;iyetimizin bünyesini bir &#039;&#039;kanser&#039;&#039; gibi kemirdiğini ... (Hizmet Rehberi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasatura&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hemen o zaman elimi sağ taraftaki deliğe uzattığımda bir &#039;&#039;kasatura&#039;&#039; geldi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasket&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sabahleyin başındaki &#039;&#039;kasketinin&#039;&#039; siperliğini dikmiş, tâ hücumdan kurtulsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katolik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, &#039;&#039;Katolik&#039;&#039; Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını &#039;&#039;katrilyonlar&#039;&#039; belki kentrilyonlar adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Nasılki mükemmel bir eczahane ki, her &#039;&#039;kavanozunda&#039;&#039; hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayatdar macunlar ve tiryaklar var. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kentrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını katrilyonlar belki &#039;&#039;kentrilyonlar&#039;&#039; adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilise&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan &#039;&#039;Kilise&#039;&#039;si&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilit&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına &#039;&#039;kilit&#039;&#039;, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur? (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilo&lt;br /&gt;
|İngilizce veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ bir vakit Isparta&#039;da bir Ramazan&#039;da bir ekmek, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; torba yoğurdu, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; pirinçle yaşayan bir adam, maişeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabul etmeye mecbur olmaz. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kimya, Kimyager&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Şübhesiz gayet maharetli ve &#039;&#039;kimyager&#039;&#039; ve hakîm bir eczacıyı gösterir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem hakikat budur; biz küçücük sıkıntılarımızı &amp;quot;&#039;&#039;kinin&#039;&#039;&amp;quot; gibi bir acı ilâç bilip sabır ve şükretmeliyiz, &amp;quot;Yâhu bu da geçer&amp;quot; demeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizvan&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|O iki semereden birisi, kürtçe &amp;quot;&#039;&#039;kizvan&#039;&#039;&amp;quot; denilen &#039;Menengiç&#039; hâs semeresidir. (Mesnevi N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komiser&lt;br /&gt;
|İtalyanca veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Avdetimle, bir &#039;&#039;komiserle&#039;&#039; iki polis ikamet ettiğim evimin kapısında ve bir komiserle iki polis de bahçenin dışarısında bulunuyorlardı. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh mühim bir maksat için tesis edilen Dârülhikmeti’l-İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir &#039;&#039;komisyon&#039;&#039; derecesinden çıkarıp... (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cem&#039;iyet ve &#039;&#039;komitelerle&#039;&#039; münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komprime&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale‑i Nur, insanın senelerce uğraşarak elde edemeyeceği bilgileri komprime hülâsalar nev&#039;inden kısa bir zamanda temin etmesidir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komünist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Komünistliğin&#039;&#039;, anarşistliğin, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konferans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İ&#039;lem ey hitabet-i umumiye sıfatı ile gazete lisanıyla &#039;&#039;konferans&#039;&#039; veren muharrir! (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kongre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasılki meselâ Amerika&#039;da, bütün milletler umumî bir &#039;&#039;kongreye&#039;&#039; davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konserve&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...ve memeler denilen &#039;&#039;konserve&#039;&#039; paketleriyle doldurup kış âhirinde erzakları biten muhtaç zîhayatlara yetiştiren bir Rezzak-ı Rahîm’in işleri olduğunu... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kontrol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya o nefsin fevkinde onun bütün ahvalini &#039;&#039;kontrol&#039;&#039; eden kimse yoktur. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kordon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altın bir &#039;&#039;kordon&#039;&#039; gibi işlenmiştir. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Koridor&#039;&#039;larda büyük bir kalabalık göze çarpıyordu. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kozmoğrafya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya &#039;&#039;kozmoğrafya&#039;&#039; ilminden ve istatistikçi fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil belki gayet müstebit bir &#039;&#039;kral&#039;&#039; sıfatıyla işitilir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kroki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nazirsiz şuleleriyle asr-ı hazırı ihya ve tenvir ve istikbalin &#039;&#039;krokisini&#039;&#039; bihakkın tanzim ve tahkim eden Nurlar, ile’l-ebed pâyidar olsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuluçka&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa sekseni bozulsa yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa denilebilir mi ki çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu &#039;&#039;kuluçkaya&#039;&#039; kapanmak çirkin oldu, şer oldu? (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulüp&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Fırkacılık, &#039;&#039;Kulüpleri&#039;&#039; Tevhid-i Kulübe Değil, Tefrik-i Kulûbe Sebeptir (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumanda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sevkü&#039;l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumandan&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki, içerisinde tevakkuf imkânı olmayan tünellerden haris &#039;&#039;kumpanyalar&#039;&#039; fazla seyr ü sefer etmekle iftihar ederler. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumpanya&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|...nev&#039;-i insanın güneşleri ve yıldızları ve &#039;&#039;kumandanları&#039;&#039; olan bütün peygamberleri... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kundura&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir &#039;&#039;kundura&#039;&#039; boyacısı,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir &#039;&#039;kupa&#039;&#039;, küçük bir gaz ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hatt-ı Kur&#039;ânî lehinde birincisinin bir kerameti, merkezde hatt-ı Kur&#039;ânînin bir &#039;&#039;kursu&#039;&#039; açılması olduğu gibi, inşaallah ikincisi, daha mu&#039;cizâne bir keramet gösterecek. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuruş&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Eğer yüz &#039;&#039;kuruş&#039;&#039; bir gündelik ile çalışsan sonra biri gelse, dese ki:... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem hiç mümkün müdür ki bir &#039;&#039;kutu&#039;&#039; kadar bir makine bütün bir âlemi içine aldığı halde, tesadüfî veyahut abes bir iş içinde bulunsun? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kültür&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Bu hareketlerin asıl merkezini, Said Nursî’nin fazla miktarda talebesi bulunan üniversite ve &#039;&#039;kültür&#039;&#039; yerleri teşkil eder.  (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir gün &amp;quot;Bismillah&amp;quot; yazılı kabir taşlarını &#039;&#039;lâğımlar&#039;&#039; üzerine konurken görürler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik &#039;&#039;lâmbaları&#039;&#039; hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laik, Laiklik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet &#039;&#039;lâik&#039;&#039; cumhuriyete döner. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;lastik&#039;&#039;li bir kanunun 163’üncü maddesi sahte bir maskedir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lav&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o günden beri her sözü bir dilim &#039;&#039;lav&#039;&#039;, her fikri bir ateş parçası olmuş. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Halbuki eski partinin &#039;&#039;liderleri&#039;&#039; meb&#039;us iken veya memur iken,... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lira&lt;br /&gt;
|İtalyanca &lt;br /&gt;
|Bu paraları sayarken, aralarında bir kalp &#039;&#039;lira&#039;&#039; bulundu. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lise&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Karşısındaki &#039;&#039;lise&#039;&#039; mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Loca&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir &#039;&#039;locada&#039;&#039;, bir sofrada oturuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lohusa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bu hastalığın manevî şehadeti kazandırması, &#039;&#039;lohusa&#039;&#039; zamanı olan kırk güne kadardır. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bunların derneği yoktur, &#039;&#039;lokal&#039;&#039;i yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi patırtısı, nutku, âlâyişi nümayişi yoktur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lord&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, &#039;&#039;Lord&#039;&#039; Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüks&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Diğeri de &#039;&#039;lüks&#039;&#039;lerini, zenginliklerini, rütbe ve mevkilerini ... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madalya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...gönüllü alay kumandanı olarak mücahede ve irşad için dolaşıp büyük bir harb &#039;&#039;madalyası&#039;&#039; almış... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madam&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ birisi Paris&#039;te sefahet âleminde bir âlüfte &#039;&#039;madamın&#039;&#039; kametinde istihsan ettiği bir libası, câmide muhterem bir hocaya giydirmeye çalışmak gibi bir hareket-i ahmakane ve caniyanede bulunur. (Deva-ül Ye&#039;s)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Venedikçe (Arapça mehazin kelimesinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mağaza&#039;&#039;larda kâğıt kalmadı. Risale-i Nur şakirtleri kâğıdı bitirdiler (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makine&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Havanın ve &#039;&#039;makinenin&#039;&#039; harareti bana ağırlık ve fikrime de &amp;quot;Bu Risale-i Nur muazzam bir mu&#039;cize-i Kur&#039;aniyedir. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamo&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Aziz &#039;&#039;mamo&#039;&#039;! {*: Kürdçe &amp;quot;Amcacığım&amp;quot; demektir.} (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zira yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan &#039;&#039;mancınıklar&#039;&#039; ve işaret fişeklerine benzeyen şu hâdisat-ı necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar enseb düştüğü bedaheten anlaşılır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mandal&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O adam, gayet mu’cizekâr bir zatın menşe-i mu’cizatı olan fabrikasının bir &#039;&#039;mandalı&#039;&#039; veyahut miskin bir kapıcısıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masa&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Tosya kasabasından imdada gelmiş gibi aynı vakitte yaldızlı ciltleriyle &#039;&#039;masa&#039;&#039; üzerinde dururken, ... (Kastamonu L)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevra&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya haşmet-i rububiyetini göstermek için bu emirber neferleri hükmünde olan manzume-i şemsiye ordusu ile bir &#039;&#039;manevra&#039;&#039; yaptırır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manyetizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve &#039;&#039;manyetizmanın&#039;&#039; hâdisatı nev&#039;inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareşal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Vali, &#039;&#039;Mareşal&#039;&#039;’e: “Said Nursî hükûmete itaat etmiyor, gelenlere dinî dersler veriyor.” diye şekvada bulunuyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mark&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Drahm ve &#039;&#039;Mark&#039;&#039; gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mart&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Eskiden 31 &#039;&#039;Mart&#039;&#039; Hâdisesi’nde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maske&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hususan bu yirmibeş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münafıkane ve çeşit çeşit &#039;&#039;maskeler&#039;&#039; altında imanın erkânına yapılan sû&#039;-i kasdlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, anarşistliğin, &#039;&#039;masonluğun&#039;&#039; kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Materyal, Materyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bize ne kadar &#039;&#039;materyal&#039;&#039; verirseniz hepsi burada neşrolacak... (Tarihçe-i Hayat)/ ...yirminci asırdaki insanlara rehber olup dalaletten ve &#039;&#039;materyalizm&#039;&#039;in, maddiyyunluğun ve tabiat-perestliğin sürüklediği sefahet ve koyu fikir karanlığından kurtaran... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mavzer&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Kendi talebelerine &#039;&#039;mavzer&#039;&#039; tüfekleri bulup medresesi bir vakit asker kışlası gibi silâhlar, kitaplarla beraber bulunduğu vakit, bir asker ferîki geldi, gördü dedi: (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayıs&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Hususan &#039;&#039;mayısın&#039;&#039; âhirinde olduğu gibi bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de &#039;&#039;medyumlar&#039;&#039; suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da ispirtizmacıların içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftihane&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Arapça&#039;dan yararlanılarak)&lt;br /&gt;
|Bu kudsî hediyeniz bu şehre girdiği aynı zamanda, daha biz haber almadan, memleketimizde talebeler bir kitaba başladığı zaman, Kürdçe &#039;&#039;meftîhane&#039;&#039; namında bir ziyafet verdiklerine tam bir misal olarak,... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekanizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hayreti tahrik ve tehyic eden bu gibi makamlarda kendi hayal &#039;&#039;mekanizmasiyle&#039;&#039; vakıa&#039;nın zamanını ve hadisenin mekânını kendi yanında hazır ediyor. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -men&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Müslümanlığı ve onun esaslarını, farîzalarını ve kaidelerini kifayetle telkin edip öğretecek &#039;&#039;öğretmenlerimizin&#039;&#039; yetiştirilmesine ayrıca gayret sarf edilecektir. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Elbette bir padişahın hediyesinin kabı veya hediyeye sarılan &#039;&#039;mendil&#039;&#039; veyahut hediye eline verilip getiren nefer, o padişahın saltanatına şerik olamazlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalara bir &#039;&#039;merhem&#039;&#039;, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermer&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Harbiye Nezareti&#039;nin kapısındaki {{Arabi|اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ٭ وَ يَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا}} hatt-ı Kur&#039;anînin üzeri &#039;&#039;mermer&#039;&#039; taşlarla kapatılmışken meydana çıkarılması... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metod/Metot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...iblisane, sinsi &#039;&#039;metodlar&#039;&#039; takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metre&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|Şimdiye kadar gelen semavî taşlar bir iki karış oldukları halde, böyle yirmi beş &#039;&#039;metre&#039;&#039; uzunluğunda ve on &#039;&#039;metre&#039;&#039; genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavatın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıknatıs&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Dedim: &amp;quot;Bu bîçareler kendilerini, bu &#039;&#039;mıknatıs&#039;&#039; gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar.&amp;quot; (İman ve Küfür Müvazeneleri)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihanikiyet (Mekanik kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Yunanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka çarka tecavüz etse, makinenin &#039;&#039;mihanikiyeti&#039;&#039; bozulur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikrop&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;mikroptan&#039;&#039; gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kışın en şiddetli günlerinde, hapishane pencerelerinin iki &#039;&#039;milim&#039;&#039; buz tuttuğu zamanlarda zehir verilmiş;... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyar&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz &#039;&#039;milyar&#039;&#039; dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyon&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Her zamanda kudsî milletimin üç yüz elli &#039;&#039;milyon&#039;&#039; efradı vardır. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mister&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mister&#039;&#039; John Davenport, &amp;quot;Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur&#039;an-ı Kerim&amp;quot; unvanlı eserinde Kur&#039;an-ı Kerim&#039;den bahsederken, şu sözleri söylüyor:... (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misyoner&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Âlem-i küfür bütün vesaitiyle ve medeniyetiyle, felsefesiyle, fünunuyla, &#039;&#039;misyonerleriyle&#039;&#039; âlem-i İslâm’a hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettikleri halde âlem-i İslâm’a dinen galebe edemedi.  (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miting&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte ey Kürtler (Ve ey inkılâp softaları!) Manzara‑i hayâl üstünde gördünüz ki, şu büyük &#039;&#039;mitingde&#039;&#039; iki taraf da sizi protesto ettiler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mitralyöz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|En son silah, &#039;&#039;mitralyöz&#039;&#039; gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mobilya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Benim iaşem için her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane — &#039;&#039;mobilyasıyla&#039;&#039; beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Olsa olsa o zamanın ilcaatının &#039;&#039;modasına&#039;&#039; göre bir libas giydireceğim. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Model&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki terzi gibi bir sanatçı; birçok külfetler, maharetlerle musanna bir şeyi icad eder ve ona bir &#039;&#039;model&#039;&#039; yapar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Modern&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...en &#039;&#039;modern&#039;&#039; neşir vasıtasıyla hem Anadolu&#039;ya, hem âlem-i İslâma ve insaniyete duyurulmasının temini. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mojik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Rus &#039;&#039;mojikleri&#039;&#039; buna şahittir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mor&lt;br /&gt;
|Yunanca ve Ermenice&lt;br /&gt;
|Biraz o mürekkebden taş üzerine döktük, siyah ve &#039;&#039;mor&#039;&#039; idi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Motor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa &#039;&#039;motorlu&#039;&#039; kayık içinde Eğirdir&#039;den Barla&#039;ya giderken... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mösyö (veya Monsieur)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şayet &#039;&#039;Monsieur&#039;&#039; Renaud (&#039;&#039;Mösyö&#039;&#039; Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur’an’a karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamaya gayret ettiklerini görürdü. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musiki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir &#039;&#039;musikî&#039;&#039; sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müze(hane)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Senin çok antika iki mu&#039;cize-i kudret, &#039;&#039;müzehânemi&#039;&#039; tezyin etti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahü/Nahu&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|İşte başlıyorum: &amp;quot;&#039;&#039;Nahu&#039;&#039;&amp;quot;... {Haşiye: Kürdçedir.} (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Orada, vazifesini güzelce yapan bir &#039;&#039;namuslu&#039;&#039; askere münasib bir mükâfat görür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Not(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Parantez içindeki &#039;&#039;not&#039;&#039;, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Numara&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Komşumuz Fethi Bey’e on bir ve on üç &#039;&#039;numaralı&#039;&#039; Sözler’i okudum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Objektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve &#039;&#039;objektif&#039;&#039; bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ofis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız, hükûmetin asker için &#039;&#039;ofislerde&#039;&#039; cem’ettiği erzakı askerlere taşıttırdığı, temizlettirdiği, öğüttürdüğü, pişirttirdiği gibi Cenab-ı Hak da hayat için lâzım olan levazımatı, küre-i arz &#039;&#039;ofisinde&#039;&#039; yaratıp cem’ettikten sonra, o erzakın toplanmasını ve sair ahvalini insana yaptırır ki insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atalet, betalet azabından kurtulsun. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Oksijen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (hidrojen-&#039;&#039;oksijen&#039;&#039;) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Okyanus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hem Avrupa, Afrika, &#039;&#039;Okyanusya&#039;&#039;, iki Asya, iki Amerika namlarıyla mâruf yedi kıt&#039;ası,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş, ağzıma düş&amp;quot; kabilinden, her nevi malzeme-i cerrâhiye-i ruhiyeyi, hâzık bir &#039;&#039;operatörle&#039;&#039; beraber ihsan buyurdu. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organ&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan İslâm Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan ve talebeleri istikbalin büyüklerini yüksek İslâmî esaslara göre hazırlamayı gaye edinmiş bir talebe cemiyetinin neşir &#039;&#039;organıdır.&#039;&#039; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organize&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;organize&#039;&#039; edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak sûretiyle devam edenler ise, ... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orijinal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;da müstesna bir edebiyat ve belâgat ve îcaz; nazirsiz, cazib ve &#039;&#039;orijinal&#039;&#039; bir üslûb vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otel&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bir buçuk ay kadar Yıldız &#039;&#039;Otelinde&#039;&#039; ikamet etti. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otomobil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı &#039;&#039;otomobil&#039;&#039;, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otorite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler &#039;&#039;otorite&#039;&#039; ve disiplinle idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örnek (Örneğin kelimesi Risalelerde geçmiyor)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Hak o nüvede pek çok âlemlerin &#039;&#039;örneklerini&#039;&#039; dercetmiştir. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paçavra&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif &#039;&#039;paçavraları&#039;&#039; vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pakt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Demokratlar olmasaydı, ne Türk-Pakistan dostluğu olurdu, ne de Bağdat &#039;&#039;Paktı&#039;&#039; ve sizlerle taallûkat-ı imaniye... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|...artık modası geçmiş olan &#039;&#039;palavralarla&#039;&#039; bu kıymeti küçümsemek isteyen güruh. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palaska&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl mîrîye mahsus tek bir &#039;&#039;palaska&#039;&#039; veyahut bir tek düğmeye mâlik olmak için onları yapan bütün fabrikalara mâlik olmak lâzımdır ki onlara hakiki mâlik olsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palto&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, bir padişah bir çobana, çobanlara mahsus bir abâ, bir &#039;&#039;palto&#039;&#039; ve kelbine de bir kemik verirse “Padişah iyi yapmadı.” diye kimse itiraz edemez. (İşaratül İcaz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pantolon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Üç dört defada daima mağlup olup fakir haliyle beraber kırk lira ve sakosunu ve &#039;&#039;pantolon&#039;&#039;unu kumara verdi, daha aklı başına gelmedi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizliğe karşı umumî cihadında mazhar olduğu muvaffakıyet ve galibiyetten dolayı Roma&#039;daki &#039;&#039;Papa&#039;&#039; dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papağan&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub postacılığı yapmak, &#039;&#039;papağanları&#039;&#039; konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papaz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin &#039;&#039;başpapazı&#039;&#039; tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parantez&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Parantez&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paraşüt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizlik cereyanlarına karşı semavî &#039;&#039;paraşüt&#039;&#039;lerle muharebe ve mücadele eden o hükûmet... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paravan(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an ve imanın hunhar ve müstebid zalim düşmanları; Kur&#039;an ve İslâmiyet&#039;i ve dini Risale-i Nur&#039;la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bedîüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikatı beyan ve ilân etmekte sükût edelim, susalım veya &amp;quot;Biraz susun&amp;quot; gibi birşeyle, &#039;&#039;paravanalar&#039;&#039;, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım? Aslâ. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, &#039;&#039;parazit&#039;&#039;, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar emperyalistleri, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parti&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ: Halk &#039;&#039;Partisi&#039;&#039;, Nur talebelerine verdikleri azab ve sıkıntı ve ihanetlerden, kendileri dünyada daha ziyade cezasını çektiler, aynını gördüler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pasaport&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya Ateşemiliterliği tarafından verilen &#039;&#039;pasaportudur&#039;&#039;.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patiska&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği, nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, &#039;&#039;patiskadan&#039;&#039; daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latîf, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patrik&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bütün tarihimizde, her fırsatta, en korkunç ve amansız düşmanlığını ispat eden Fener &#039;&#039;Patrik&#039;&#039;leri, ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paydos&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ve mütemadiyen hikmetle yazar ve &#039;&#039;paydos&#039;&#039; ile bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Payton (bkz. Fayton)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pedagog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir &#039;&#039;pedagogdur&#039;&#039; (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pırlanta&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Medeniyet ve fazilet çarşısında; cephesi’nde insan yazılan, iki ayak üstünde olan sandukadaki, üstüne kalp yazılan siyah veya &#039;&#039;pırlanta&#039;&#039; bir kutudadır. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pineduz&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Pine- kısmı)&lt;br /&gt;
|Siz de &#039;&#039;pîneduz&#039;&#039;luktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyango&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir kısmı da darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki &#039;&#039;piyango&#039;&#039; dairesine girdiklerini... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyes&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba görmez misin ki, meselâ sen bir temsil mahalline gitsen (yani tiyatro ve &#039;&#039;piyes&#039;&#039; gibi şeylerin oynandığı bir yere) ve görsen ki; ... (Zehre&#039;nin Zeyli, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plak/Pilak&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Belki herbiri; manevî, Rabbanî, muazzam, hadsiz başlı bir fonoğrafın birer &#039;&#039;plağı&#039;&#039; hükmünde olan masnuların üstünde dönen... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir &#039;&#039;plân&#039;&#039; çevirmiş. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Polis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar&amp;quot; diye &#039;&#039;polislere&#039;&#039; şekva ediyorlar. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Politika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem bu ittifaksızlıktan gelen zafiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin &#039;&#039;politika&#039;&#039;sına ve ehemmiyetsiz muvakkat yardımlarına karşı bu acib manevî rüşvetler veriliyor.  (Emirdağ 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Posta(hane)&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub &#039;&#039;postacılığı&#039;&#039; yapmak, papağanları konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pot (kırmak)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Dehşetli bir &#039;&#039;pot&#039;&#039; kırdım. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pozitif, Pozitivizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asır &#039;&#039;pozitif&#039;&#039; fikirlerin hükümran olduğu bir zamandır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prens&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;PRENS&#039;&#039; BİSMARCK (BİSMARK)&#039;IN BEYANATI (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prensip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Prensiplerimize&#039;&#039; muhalif ve burjuva denilen tabaka-i havassın istibdad ve tahakkümleri altında adalet-i mahzayı kabul etmek ağır geliyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Pres&#039;&#039; Ateşeliğinizde dine dair malûmat ve kitap da yoktur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Profesör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ düşman bir hükûmetin bir &#039;&#039;profesörü&#039;&#039; bu memlekete gelse, ehl-i maarif, onun ilim ve marifetine hürmeten onu ziyaret ederler ve ona hürmet ederler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Program&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet güzel bir çiçeğin dakik &#039;&#039;programını&#039;&#039;, küçücük bir tohumunda dercetmek, büyük bir ağacın sahife-i a&#039;malini, tarihçe-i hayatını, fihriste-i cihazatını küçücük bir çekirdekte manevî kader kalemiyle yazmak; nihayetsiz bir hikmet kalemi işlediğini gösterir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projeksiyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı &#039;&#039;projeksiyon&#039;&#039; gibi nurlarını iman hakikatlerine tevcih ederek... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projektör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Yirmi Birinci Lem&#039;a namıyla &#039;&#039;projektör-misal&#039;&#039;, geceleri gündüze çeviren, pek mübarek ve çok kıymettar ve gayet müessir bir risaleyle,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Propaganda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İslâmiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan &#039;&#039;propagandalarına&#039;&#039; ve taarruzlarına devam ederken,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protestan(lık)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen &#039;&#039;Protestanlık&#039;&#039; Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat) / Nasraniyet intıfa, ya ıstıfa bulacak. İslâm&#039;a karşı teslim, terk-i silâh edecek. Mükerreren yırtıldı, &#039;&#039;purutluğa&#039;&#039; tâ geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protesto&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hattâ Isparta ve Eğirdir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle &#039;&#039;protesto&#039;&#039; ediyorlar. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Psikolog, Psikoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir &#039;&#039;psikolog&#039;&#039; (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Purutluk (bkz. Protestanlık)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pusula&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|{{Arabi|هُوَ}} nin anahtarı ile ve &#039;&#039;pusula&#039;&#039;sıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyo&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir &#039;&#039;radyo&#039;&#039;-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Radyumvari&#039;&#039; o madde-i Kur&#039;anî ışığıyla sezmiştim. İşte, gözüne aydın! (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rampa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kadir Gecesini de Hadımköyünde istasyon &#039;&#039;rampasında&#039;&#039;, yağmurlu soğuk bir havada müşkilâtla bulunduğu su ile abdest alıp, sandık kapağı üstünde kılması... (Kastamonu L. (Eski))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rapor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf &#039;&#039;raporunda&#039;&#039;: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir enerji vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasyonel, Rasyonalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını &#039;&#039;rasyonel&#039;&#039; ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Realist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bediüzzaman Said Nursî; din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, &#039;&#039;realist&#039;&#039; görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir. (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reçete&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir &#039;&#039;reçete&#039;&#039;, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rejim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı &#039;&#039;rejim&#039;&#039;-i bid’akâranesini tamir edecek, sünnet-i seniyeyi ihya edecek; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rektör&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|...Üniversite &#039;&#039;Rektör&#039;&#039;ü Şeyh Bahît gibi müdakkik âlimler ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin &#039;&#039;rolü&#039;&#039; ehemmiyetlidir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Roman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|O da tiyatrocu, sinemacı, &#039;&#039;romancı&#039;&#039; medeniyetin edebiyatının şe&#039;nidir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Romatizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eskiden beri bende bulunan kulunç illetine ve &#039;&#039;romatizma&#039;&#039; hastalığına iltihak edip, beni yatağa düşürdü. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rovelver&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Değil elimize bıçak, belki mavzer ve &#039;&#039;rovelver&#039;&#039; de verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rönesans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan’ın en büyük mecmuası “Students’ Voice”da İslâm Kongresi Reisi “Zafer Afaq Ansar”ın “İslâm’ın Büyük &#039;&#039;Rönesansı&#039;&#039;” adlı makalesinde Risale-i Nur’un muhterem ve muazzez müellifinden şöyle bahsediyor (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Röntgen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz &#039;&#039;röntgen&#039;&#039; şuâı gibi zînurlar;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabun&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalık, &#039;&#039;sabun&#039;&#039; gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata (Safsatiyat)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Tahayyülde &#039;&#039;safsata&#039;&#039; hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sako&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu üstümdeki &#039;&#039;sakoyu&#039;&#039;, yedi sene evvel, eski olarak almıştım. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar &#039;&#039;salonu&#039;&#039; hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandalye&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O nurlu &#039;&#039;sandalyede&#039;&#039; oturan, yangınlar, tuğyanlardan kurtulur (kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk(ça)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hattâ beş &#039;&#039;sandık&#039;&#039; Nur Risalelerinde beş on sehiv buldukları halde,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santral&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, &#039;&#039;santralları&#039;&#039;, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santrifüj/Santrafüj&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Kıraç ve kumlu yerlerden suları çıkartan &#039;&#039;santrifüj&#039;&#039; âleti {{Arabi|اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ}} âyetiyle işaret edilen Hazret-i Musa’nın (as) asâsından ders almıştır.(Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekreter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Washington&#039;daki İslâm Cemiyetinin ve İslâm Kültür Merkezinin Genel &#039;&#039;Sekreteri&#039;&#039; Dr. Muhammed Habilullah&#039;tan, Irak&#039;taki Nur talebesi Ahmed Ramazan&#039;a gelen mektup. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...asrın maymun taklitçiliğine varan şahsiyetsizliği önünde şahsiyet mefhûmunun ilâhî yüksekliğini gönüllerin mihrâk noktasında &#039;&#039;sembolleştirmeğe&#039;&#039; tevessül eden âlimdir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri (hızlı anlamındaki Arapça kökenli seri&#039; kelimesi ile karıştırılmamalıdır)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika&#039;da Türkler lehinde bir &#039;&#039;seri&#039;&#039; konferans vermek... (Emirdağ L. 2.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyda (Seyyid kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Seydâ! Ne söylerseniz sözünüzden çıkmam, demiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Onun nuru, Kur’an’ın nuru, Allah’ın nuru vatan &#039;&#039;sınır&#039;&#039;larını da aştı. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırma&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|...malûm Âsiye Hanımın hanesinde etrafı tezyin edilen Hizbü&#039;l-Ekberi yüz senelik bir güzel kap içinde, o kabın, üstünde &#039;&#039;sırmayla&#039;&#039; padişahların mühim fermanlarında tuğra-i şâhâne işlenmiş olduğunu gördük. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sicim&lt;br /&gt;
|Moğolca (kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Hazret-i Muaz ibni Cebel dedi ki: Gazve-i Tebük&#039;te bir çeşmeye rast geldik; &#039;&#039;sicim&#039;&#039; kalınlığında, güçle akıyordu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sigara&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o &#039;&#039;sigara&#039;&#039; kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer a&#039;zâ-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı {{Arabi|يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَسَلَامًا}} âyetini okuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinema, Sinematoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Birden manevî bir &#039;&#039;sinema&#039;&#039; ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sistem&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahrib-i medeniyet, deniyet-i hazıra sureti değişecek, &#039;&#039;sistemi&#039;&#039; bozulacak; zuhur edecek o vakit,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sivil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar, şu işlerde &#039;&#039;sivil&#039;&#039; olarak istihdam ediliyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyonizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Siyonizm&#039;&#039;, komünizm, Allahsızlık gibi İslâmiyete zıt olan cereyanlara karşı mücadele etmektir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Skolastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beni, &#039;&#039;skolastik&#039;&#039; bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Soba&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|...bir misafirhane-i Rahmaniyede bir lâmba ve &#039;&#039;soba&#039;&#039; olan güneşimizin yanmasının devamı için,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofestai&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|...ya dimağında bir &#039;&#039;sofestai&#039;&#039; gizlenmiş, karıştırıyor; veyahut kalbini delerek bir müvesvis saklanmış, ihtilâl ediyor;... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu/Sufi&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhakkikîn-i &#039;&#039;sofiye&#039;&#039;, Vâcibü&#039;l-Vücuda o kadar hasr-ı nazar etmiş ve müstağrak olmuş ve ehemmiyet vermişler ki, onun hesabına kâinatın vücudunu inkâr etmişler. (Nokta)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bizim, avam tabakasının intibahı ile &#039;&#039;sosyalizm&#039;&#039; ve bolşevizm düsturlarını tatbik etmek, işimize yarıyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyolog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir &#039;&#039;sosyolog&#039;&#039; (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübjektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur &#039;&#039;sübjektif&#039;&#039; nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulfato&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hususan madeniyatın tuz, limontuzu, &#039;&#039;sulfato&#039;&#039; ve şap gibi sureten birbirine benzemekle beraber tadlarının şiddet-i muhalefetiyle... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünger&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...ve onunla zemin bahçesini sulandırır bir &#039;&#039;sünger&#039;&#039; gibi tasarruf eden kudretinin azametine ve herbir şeye şümulüne şehadet ettikleri gibi,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şape&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|...her lisandan meylü&#039;l-mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, &#039;&#039;şape&#039;&#039; gibi büyür. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şapka&lt;br /&gt;
|Rusça/Bulgarca&lt;br /&gt;
|Hiçbir vakit &#039;&#039;şapkayı&#039;&#039; başıma koymayı ihtar etmedikleri gibi benim hizmetçilerim misillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordular. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarlatan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Böyle &#039;&#039;şarlatanların&#039;&#039; inkârları, hiç hükmündedir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şef&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;şef&#039;&#039;in gözüne girebilmek, terfi-i makam edebilmek gibi süflî hırslarla yanıp kavrulanlar için ise bulunmaz bir fırsat olmuştur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenlik&lt;br /&gt;
|Ermenice (Şen- kısmı)&lt;br /&gt;
|İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî &#039;&#039;şenlik&#039;&#039; görüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerantah&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah)&#039;&#039; Süryânîce Raûf ve {{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut) Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Fransızca (aslen Arapça Sıfır kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan &#039;&#039;şifre&#039;&#039; bulunan bir muhabere mecmuasıdır. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimendifer&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire &#039;&#039;şimendifer&#039;&#039; ve balon gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şoför&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Şoförün&#039;&#039; kafası, parçalanmış, &amp;quot;ah, of&amp;quot; çekiyor. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Umumumuza bir &#039;&#039;tabla&#039;&#039; taam konuldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabur&lt;br /&gt;
|Macarca &lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir &#039;&#039;taburun&#039;&#039; askerleri, istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa kolay bir surette &#039;&#039;tabur&#039;&#039; bayrağı altında toplanmaları; yeniden bir &#039;&#039;tabur&#039;&#039; teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan; Türk’ün, İslâm’ın düşmanları &#039;&#039;taktik&#039;&#039; değiştirmişler. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talan&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Bâtınındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve &#039;&#039;talan&#039;&#039; etmek tevehhüm etmişsin. (2. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|İspanyolca &lt;br /&gt;
|Bir ihtiyar hocaya, &#039;&#039;tango&#039;&#039; bir kadın libası giydirilmediği gibi.. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla (At ahırı) (bir oyunun adı olan ve Risalelerde geçmeyen Tavla kelimesi Arapça üzerinden Latinceden gelir)&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça/Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...o vakit midenin &#039;&#039;tavla&#039;&#039;sına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teknik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asrın Kur&#039;ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan &#039;&#039;teknik&#039;&#039;, fen ve san&#039;at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve hâvi olacak, Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve ilân etmektedir. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telefon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud &#039;&#039;telefonların&#039;&#039;, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telepati&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Telepati&#039;&#039; nev&#039;inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair; birdenbire kibrit yakmak gibi, seri sualler soruyor. (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telgraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, &#039;&#039;telgrafların&#039;&#039;, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem muvakkat, &#039;&#039;temel&#039;&#039;siz misafirhaneleridir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tentene (Dantel[a]&#039;dan)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş &#039;&#039;tenteneli&#039;&#039; bir perdedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teres&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Onları deprettirir. Esaslara ilişilmez, onlarla oynanılmaz, sussun şimdi dinsizlik! İflas etti o &#039;&#039;teres&#039;&#039;. Bestir tecrübe-i küfran ve yalan. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|İşte şu merak-ı mârifetten, sahib-i &#039;&#039;tılsımın&#039;&#039; muhabbeti neş&#039;et etti. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tire&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Tire&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (11. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tiyatro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte dans ve &#039;&#039;tiyatro&#039;&#039; gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ton&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Risale-i Nur bir zehir ise, bizim bu zehirlere &#039;&#039;tonlarla&#039;&#039;, binlerce kilo ihtiyacımız vardır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kendisini Haydarpaşa&#039;dan Ankara&#039;ya götüren &#039;&#039;tren&#039;&#039; ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir&#039;den Ankara&#039;ya götüren trenle Eskişehir&#039;de buluşuyor. (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Trilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, &#039;&#039;trilyonlarla&#039;&#039; çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulum&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın &#039;&#039;tulum&#039;&#039; gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulumba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su &#039;&#039;tulumbası&#039;&#039; hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuvalet&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Arz, sema güzellik müsabakasına girmek için lâzım gelen &#039;&#039;tuvaletleri&#039;&#039; yapıp hazırlıklarda bulundukları zaman arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer. (İşaratül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Açılmış gül, öter bülbül, yüzünde var zarif bir &#039;&#039;tül&#039;&#039;. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tünel&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Ya fıtrî bir &#039;&#039;tünelden&#039;&#039; titreyerek gideriz. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Evet, zeminde hiçbir tahavvül ve ağaç ve hayvanlarında her senede &#039;&#039;urbasını&#039;&#039; değiştirmek gibi hiçbir tebeddül – cüz&#039;î olsun, küllî olsun – yoktur ki, intizamıyla Senin vücûduna ve vahdetine işâret etmesin. (Münacat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üniversite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nurs köyü ve Nursî lakabımla ve Nurlarla münasebetdar &#039;&#039;üniversite&#039;&#039; mektebinin pek gayretli bir Nurcusu... (Emirdağ-1 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vagon&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...ve erzak getiren bir şimendifer ve yüzündeki bahar mevsimini bir &#039;&#039;vagon&#039;&#039; tarzında yüz bin nevi taamlarla... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vapur&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o zaman İnebolu’nun meşhur ulemasından Hacı Ziya ve diğer ulema arasında &#039;&#039;vapur&#039;&#039;a teşyi edildiği sırada... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Volkan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Halbuki şakk-ı Kamer, bir &#039;&#039;volkanla&#039;&#039; inşikak eden bir dağ gibi mümkündür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yamyam&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce (Güney Sudan&#039;da insan eti yediği rivayet edilen bir kavmin dilinden)&lt;br /&gt;
|Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen &#039;&#039;yamyamların&#039;&#039;, hattâ vahşi canavar bir çete reisinin bir usûlü var, bir düstur ile hükmeder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenav&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını avzen {Haşiye: Kürdçedir.} ve &#039;&#039;zenav&#039;&#039; gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Sermeden &#039;&#039;zürm-zürm&#039;&#039; eder. {(Haşiye) Kürtçedir. -Müellif-} (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62057</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62057"/>
		<updated>2026-07-25T15:04:55Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1907&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler (mesela zinde) ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1130&#039;u Farsça ek içeren kelimelerdir.&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Aramada kolaylık için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler (mesela heme ost) mümkün olduğunca dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* İntihal yani bir başkasına ait fikri veya fikrî ürünü kaynak göstermeden kendi eseriymiş gibi sunma eylemi caiz değildir. Bu sayfadaki bilgilerden kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62056</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62056"/>
		<updated>2026-07-25T15:00:17Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1909&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kökenli kelimeler ile Farsça kelimeler/ekler içeren tüm diğer kelimeler (mesela halbuki, kıyametnümun vb.) dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1130&#039;u Farsça ek içeren kelimelerdir.&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Arama kolaylığı için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler mümkün olduğunda dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62055</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62055"/>
		<updated>2026-07-25T14:58:43Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1909&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kelimeler ve Farsça kelimeler/ekler içeren tüm kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1130&#039;u Farsça ek içeren kelimelerdir.&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Arama kolaylığı için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler mümkün olduğunda dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62054</id>
		<title>Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_Fars%C3%A7a_K%C3%B6kenli_Kelimeler&amp;diff=62054"/>
		<updated>2026-07-25T14:58:32Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &amp;quot;Kategori:Dil ve Edebiyat Toplam &amp;#039;&amp;#039;&amp;#039;1909&amp;#039;&amp;#039;&amp;#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime  * Farsça kelimeler ve Farsça kelimeler/ekler içeren tüm kelimeler dahil edilmiştir. * Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir. * Listedeki kelimelerin az 1130&amp;#039;u Farsça ek içeren kelimelerdir. * Farsça kelime+Farsça ek&amp;#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aş...&amp;quot; içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu&lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;1909&#039;&#039;&#039; adet (+ 30 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Farsça kelimeler ve Farsça kelimeler/ekler içeren tüm kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Hemen hemen hiçbir özel isim (Arabistan gibi) dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Listedeki kelimelerin az 1130&#039;u Farsça ek içeren kelimelerdir.&lt;br /&gt;
* Farsça kelime+Farsça ek&#039;ten oluşan kelimelerde ek, yapım eki olarak değerlendirilmiş ve hem kelime hem ek almış kelime 2 ayrı kelime olarak aşağıdaki listeye eklenmiştir (Örneğin hem mum kelimesi hem de mumdar kelimesi aşağıdaki listeye eklenmiştir)&lt;br /&gt;
* Farsça ek almış kelimeler tire (-) kullanılmadan yazılmıştır. &lt;br /&gt;
* Arama kolaylığı için harflerde şapka işareti kullanılmamıştır.&lt;br /&gt;
* Gözden kaçan kelimeler olabilir. Özellikle risalelerdeki şiirlerde ve Eski Said dönemi eserlerde listede yer almayan Farsça kelimeler mevcut olabilir.&lt;br /&gt;
* -âne ve -î eki içeren kelimeler çok fazla olmasından dolayı bu eki alan kelimeler listeye dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Risalelerde Latin harfiyle yazılmış Farsça ibarelerdeki kelimeler mümkün olduğunda dahil edilmiştir&lt;br /&gt;
* Doğan Özlük&#039;ün &amp;quot;TÜRKİYE TÜRKÇESİNDE FARSÇA KÖKENLİ KELİMELER&amp;quot; yüksek lisans tezi&amp;lt;ref&amp;gt;https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/ET000499.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt;, Prof. Dr. Mehmet Kanar&#039;ın &amp;quot;OSMANLI TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ&amp;quot;&amp;lt;ref&amp;gt;https://dosyalar.semazen.net/e_kitap/osmanli_turkcesi_sozlugu.pdf&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Abdullah Yeğin&#039;in Lügat&#039;ı baştan sona taranmıştır.&lt;br /&gt;
* Nişanyan Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.nisanyansozluk.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, Kubbealtı Sözlük&amp;lt;ref&amp;gt;https://lugatim.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, luggat.com sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://luggat.com/#top&amp;lt;/ref&amp;gt;, Etimoloji Sözlüğü&amp;lt;ref&amp;gt;https://www.etimolojiturkce.com/&amp;lt;/ref&amp;gt;, erisale.com&amp;lt;ref&amp;gt;https://erisale.com/&amp;lt;/ref&amp;gt; ve Android Risale-i Nur Programından (Yükseliş)&amp;lt;ref&amp;gt;https://play.google.com/store/apps/details?id=com.yukselis.okuma&amp;amp;hl=tr&amp;lt;/ref&amp;gt; yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;
&amp;lt;ref&amp;gt;&amp;lt;/ref&amp;gt;&lt;br /&gt;
* Mesnevi-i Nuriye ve İşaratül İ&#039;caz kitaplarının Badıllı tercümelerinden her kelime dahil edilmemiştir.&lt;br /&gt;
* Kökeni başka dil olup Türkçeye Farsça üzerinden geçen birçok kelime dahil edilmiştir (mesela aslı Yunanca olan Kilise kelimesi)&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen Farsça kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler]] sayfasında Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (zehi-zihi gibi) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] ve Yabancı kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir.&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62053</id>
		<title>Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62053"/>
		<updated>2026-07-25T14:52:49Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;422&#039;&#039;&#039; adet (+ 4 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Bu liste Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri içermez ancak kökeni başka dile dayanıp Arapça (iklim, mancınık, iksir, kafes, kalıp gibi) veya daha nadir olarak Farsça (Cephane, fener, kilit gibi) üzerinden Türkçeye geçen kelimeler dahil edilmiştir (Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]], Farsça kökenli kelimeler için [[Risalelerde Geçen Farsça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Listede özel isimler yoktur&lt;br /&gt;
* Sayfanın en altında tüm kelimeler alfabetik sırada Risalelerde geçen örnek cümleleriyle birlikte listelenmiştir.&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (diktatör/diktatorya, Purutluk/Protestanlık vb.) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen yabancı kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) ve Abdülkadir Badıllı (mütercimin haşiyeleri hariç) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir. &lt;br /&gt;
* Hangi dilden kaç kelime olduğu alttaki tabloda gösterilmiştir (bazı kelimelerin hangi dilden geldiği kesin değildir veya birkaç dilden aynı anda geçmiş olabilir). İki dilden aynı anda geçtiği düşünülen veya iki dilin hangisinden geldiği kesin olmayan kelimelerin yanına küçük rakamlar eklenmiş ve açıklamaları tablonun altında verilmiştir.&lt;br /&gt;
* Gayr-ı münteşir parçalarda Bediüzzaman&#039;ın kendi ifadelerinde geçen kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Bu kelimelerin kökeni ne olursa olsun sonuçta Türkçeye geçip kullanıldığı için Türkçe kabul edilir.&lt;br /&gt;
* Listede Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Yabancı Kökenli Kelimelerin Dillere Göre Dağılımı&lt;br /&gt;
!Dil&lt;br /&gt;
!Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kelime Listesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|242&lt;br /&gt;
|Abone, Adres, Ajans, Akademi, Aktris, Ambalaj, Anarşi/Anarşist, Anfi, Ansiklopedi, Anti-¹, Antika, Apartman, Arş, Artezyen, Asansör, Asistan, Astronomi, Ateşe(militer), Atom¹, Azot, Balkon, Balon, Banka², Barometre, Batarya, Bere, Budei/Budist, Burjuva, Bütçe, Daktilo, Dans, Demokrasi/Demokrat, Depo, Detay, Diktatör/Diktatorya, Dinamik, Diplomat, Direktif, Disiplin, Doktor, Dosya, Elektrik¹, Emperyal, Enerji, Engizisyon, Enstitü, Entrika, Fabrika², Faktör, Fakülte, Fanteziye, Farmason, Fayton/Payton, Film¹, Fizik, Fonoğraf¹, Forma (Kitap), Forma (Üniforma), Formül, Fonoğraf, Foya⁷, Frenk/Frengi/Frengistan, Füze, Garaj, Garnizon, Gaz, Gazete, Grafik, Gram¹, Grandük, Granit, Grip, Halüsinasyon/Hallüsinasyon, Hidrojen, İdeal, İdeoloji, İspirtizma, İstasyon, İstatistik, Jandarma, Jeoloji, Jön, Jurnal, Kabine, Kablo, Kadro, Kamp¹, Kamyon, Kanal, Kangren/Gangren, Karakter, Karbon, Kasket, Katolik, Katrilyon, Kentrilyon/Kentilyon, Kilo¹, Kinin, Komiser², Komisyon, Komite, Komprime, Komünist, Konferans, Kongre, Konserve, Kontrol, Kordon, Koridor, Kroki, Kozmoğrafya, Kumanda, Kumandan⁵, Kumpanya², Kültür¹, Lamba, Laik/Laiklik, Lastik, Lav, Lise, Loca, Lokal, Lüks, Madalya, Madam, Manevra, Manyetizma, Mareşal, Maske, Mason, Materyal/Materyalizm, Mekanizma, Metod, Metre¹, Mihanikiyet³, Mikrop, Milim, Milyar, Milyon², Misyoner, Miting, Mitralyöz, Moda, Model, Modern, Motor, Mösyö, Musiki, Müze, Not/Nota, Numara², Objektif, Ofis, Oksijen, Operatör, Organ, Organize, Orijinal, Otel, Otomobil, Otorite, Pakt, Palto, Pantolon, Papa, Parantez, Paraşüt, Paravan/Paravana, Parazit, Parti, Patiska, Pedagog, Pırlanta, Piyes, Plak/Pilak, Plan, Polis, Politika, Pozitif/Pozitifizm, Prens, Prensip, Pres, Profesör, Program, Projeksiyon, Projektör, Propaganda, Purutluk/Protestanlık, Psikolog/Psikoloji, Radyo¹, Rampa, Rapor, Rasyonel/Rasyonelizm, Realist, Rejim, Rektör⁵, Rol, Roman, Romatizma, Rönesans, Röntgen, Sako, Salon, Santral, Santrifüj/Santrafüj¹, Sekreter, Sembol, Seri, Sigara, Sinema/Sinematoğraf, Sistem, Sivil, Siyonizm, Skolastik, Sosyalizm, Sosyolog, Sübjektif, Sülfato, Şarlatan, Şef, Şifre, Şimendifer, Şoför, Teknik, Telefon, Telepati, Telgraf¹, Tentene/Dantel/Dantela, Taktik, Tire, Tiyatro, Ton, Tren, Trilyon, Tuvalet, Tül, Tünel¹, Üniversite, Vapur, Volkan, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Ağustos, Ahtapot, Anahtar, Angarya, Balyoz, Biber, Demet, Drahm/Drahmi, Efendi, Fener, Fırça, Fırtına, Fışkı, Fidan, Filiz, Gübre, Heyula, Hıristiyan, İskemle, Kavanoz, Kilise, Kilo¹, Kimya/Kimyager, Kundura, Kupa, Kutu, Lohusa, Mandal, Mart, Mermer, Mıknatıs, Mihanikiyet³, Mor⁸, Paçavra, Papaz, Patrik, Paydos, Sandalye, Sınır, Sünger, Tavla (At ahırı), Temel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Abluka, Alaturka, Avukat, Balina, Banka², Berber, Bilanço, Bilet, Bomba, Çimento, Çinko, Düello, Dümen, Fabrika², Familya, Fanila, Francala, Harita, İskele, Kamara, Kanca, Kaptan⁴, Karavana, Karyola, Kasatura, Komiser², Kumpanya², Lider, Lira, Makine, Masa, Milyon², Mobilya, Numara², Papağan, Pasaport, Piyango, Posta/Postahane, Protesto, Pusula, Reçete, Tulumba, Urba&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orta/Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|30&lt;br /&gt;
|Alay, Balgam, Barut, Coğrafya, Defter, Demagoji/Demagoji, Dirhem, Falaka, Feylesof, Fırın, Hulya, İklim, İksir, Kalıp, Kantar, Kanun, Kilit, Lağım, Mancınık, Mayıs, Mendil, Merhem, Namus, Okyanus, Safsata/Safsatiyat, Sandık/Sanduk/Sandukça, Sırma, Sofestai, Sofi/Sufi, Tılsım&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|26&lt;br /&gt;
|Anglikan, Anti-¹, Atom¹, Banknot, Boykot/Boykotaj, Diritnot, Elektrik¹, Film¹, Fonoğraf¹, Gram¹, İncir, Kamp¹, Kulüp, Kurs, Kültür¹, Lord, -men, Metre¹, Mister, Radyo¹, Rovelver, Santrifüj/Santrafüj¹, Telgraf¹, Tünel¹, Vagon, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|16&lt;br /&gt;
|Avzen, Bulağ, Çeleçepe, Çiznök, Hol, Hoto, Kizvan, Mamo, Meftihane, Nahü/Nahu, Pine/Pineduz, Şape, Teres, Zenav, Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|9&lt;br /&gt;
|Davul, İmparator/İmparatorluk, Kafes, Kandil, Kanser, Medyum, Radyum, Sabun, Tabla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|7&lt;br /&gt;
|Dekan, Doçent, Kumandan⁵, Kuruş, Mark, Mavzer, Rektör⁵&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Haç, Kargir, Mor⁸, Örnek, Pot (kırmak), Şen/Şenlik&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Ağa, Cephane, Karakol, Sicim, Talan, Tulum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Filo, Foya⁷, Gardiyan (aslı Vardiyan), Kaptan⁴, Mağaza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Bolşevik, Çar, İzbe⁶, Mojik, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Berkut, Celcelutiye, Şerantah&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Palaska, Soba, Tabur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|İzbe⁶, Kuluçka, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspanyolca&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
¹Fransızca&#039;dan veya İngilizce&#039;den geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
²Fransızca&#039;dan veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
³Fransızca&#039;dan veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁴Venedikçe&#039;den veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁵Fransızca&#039;dan veya Almanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁶Rusça&#039;dan veya Bulgarca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁷Venedikçe&#039;den veya Fransızca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁸Ermenice&#039;den veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışındaki Diller Olan Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Dil Kökeni&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abluka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Ve vahşetle &#039;&#039;abluka&#039;&#039; edilmiş sükûn ve sükûnet içinde bütün mahlukata ecnebi nazarıyla bakıyor. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abone&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız iki yüze yakın &#039;&#039;abone&#039;&#039;ler bulunsa birisi tabedilse hem fiyatını çıkarabilir hem başka risalelerin de tabına medar olabilir. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Üstadın müstakil &#039;&#039;adresi&#039;&#039; nedir? (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağa&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim &#039;&#039;ağamız&#039;&#039; onu biliyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağustos&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur’un şakirdlerinin ve müellifinin mebde-i tevkifi olan 27 Nisan 1935 tarihi ile mahkemenin karar ve hüküm tarihi olan 19 &#039;&#039;Ağustos&#039;&#039; 1935 tarihi olmasına nazaran,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahtapot&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Millet haklarını çiğneyip milyonların sırtından &#039;&#039;ahtapot&#039;&#039;lar gibi geçinmeyi şiar edinenler için korkulacak bir haldir bu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ajans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselenin iyice anlaşılması için evvela Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu &#039;&#039;Ajansında&#039;&#039; neşredildiği gibi tekrar etmek isterim. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akademi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dâru&#039;l‑Hikmet, o zaman, Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi İslâm Âlimlerinden mürekkep bir İslâm &#039;&#039;akademisi&#039;&#039; mâhiyetinde idi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktris&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güneşi gösterirse, sarı saçlı güzel bir &#039;&#039;aktrisi&#039;&#039; kàrie ihtar eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaturka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zira Şarkî Anadolu mektebi denilen yüksek dağlarda büyümüş olduğumdan, &#039;&#039;alaturka&#039;&#039; terziliğe alışamadım. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alay&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Herbir zerre; bir nefer gibi askerî dairelerinin herbirinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, &#039;&#039;alayında&#039;&#039;, fırkasında, ordusunda herbirisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ambalaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sen bu cevherin kutusuna, &#039;&#039;ambalaj&#039;&#039; ve kılıfına ufak bir tozun bile konup bulaşmasını istemediğin... (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra o mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saadet &#039;&#039;anahtarı&#039;&#039; olan imanı kuvvetlenip ve manevî terakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün kemalâtın esası ve madeni olan iman-ı billah hakikatı bir derece daha inkişaf edip... (7. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anarşi, Anarşist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, &#039;&#039;anarşistliğin&#039;&#039;, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anfi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hatta öyle ki asırlar, oturulacak &#039;&#039;anfi&#039;&#039;-vâri sıralardır da, kavm ve milletler ise, adeta onda dizilmiş saflardır ve kendisinin arkasında oturmuşlar gibidir. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Devletin &#039;&#039;angarya&#039;&#039;sını çekiyorum. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anglikan&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan &#039;&#039;Anglikan&#039;&#039; Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ansiklopedi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kur&#039;anın ahlâkî ve medenî kaideleri ihtiva eden âyetleri, İslâmiyet&#039;in muhteşem bünyanında altın bir kordon gibi işlenmiştir.&amp;quot; (İngilizce Cembres &#039;&#039;Ansiklopedisi&#039;&#039;) (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anti-&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Türk Ceza Kanunu’nun &#039;&#039;anti&#039;&#039;demokratik 163’üncü maddesine göre müvekkilimin takibi mümkün farz edilirse isnad edilen suçun tahliline geçer ve şöyle deriz: (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Antika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mu&#039;ciznüma bir padişahın &#039;&#039;antika&#039;&#039; san&#039;atlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Apartman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bu kâinatı bir muntazam şehir, bir mükemmel &#039;&#039;apartman&#039;&#039; ve misafirhane, bir mu&#039;cizatlı kitab ve Kur&#039;an hükmüne getirip... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kur’aniye mecmuası olan Nurlara doğru “İleri, &#039;&#039;arş&#039;&#039;!” demeli ve dedirmeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Artezyen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut bir fevvareden, yani &#039;&#039;artezyenden&#039;&#039; elde edilen fayda ve netice ile; müteferrik su damlalarına havale edilmesinin nisbeti gibidir.  (Katre, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asansör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı &#039;&#039;asansörler&#039;&#039; gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı otomobil, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un Pakistan&#039;da neşriyatını yaparak pek çok kimselerin bu eserlerden istifadesini sağlayan Karaşi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü &#039;&#039;asistanı&#039;&#039; ve dört büyük gazetenin muharriri M. Sabir ihsanoğlu&#039;nun bir mektubu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Astronomi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, fizik, kimya, &#039;&#039;astronomi&#039;&#039;, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ateşe(militer)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya &#039;&#039;Ateşemiliterliği&#039;&#039; tarafından verilen pasaportudur.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atom&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle &#039;&#039;atom&#039;&#039; bombası gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avukat&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Demek, &#039;&#039;avukat&#039;&#039; tutmak isteyen onu elde etse yeter. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avzen&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını &#039;&#039;avzen&#039;&#039; {Haşiye: Kürdçedir.} ve zenav gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, karbon, &#039;&#039;azotun&#039;&#039; intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balgam&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Meselâ, şu aşiretin her bir ferdi bir günde attığı &#039;&#039;balgamı&#039;&#039;, cerbeze ile, vehmen tayy-i mekân ederek, birden bir şahısta tahayyül edip, başka efrâdı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa... (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balina&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iğne gibi bir balık, &#039;&#039;balina&#039;&#039; balığı gibi o mahiyet-i mücerredeye mâliktir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balkon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o sarayın yüksek &#039;&#039;balkon&#039;&#039;ları ve pencerelerinden çeşitli asansör gibi zenbiller sarkıtılmış idi. (Mesnevi (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire şimendifer ve &#039;&#039;balon&#039;&#039; gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balyoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yirmi yedi seneden beri, şeytan aleyhi’l-la’nenin zırhlı çelik sandukaya kilitlemiş olduğu imanımı, &#039;&#039;balyozuyla&#039;&#039; kırarak tahlis eden Üstad-ı Ekremime, ... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banka&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kavga kapısını kapamak için &#039;&#039;banka&#039;&#039; kapısını kapayınız&amp;quot; diyerek insanlara ferman eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banknot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Meselâ, Isparta&#039;dan buraya, yani İstanbul&#039;a mahkemeye gelmekliğim için yüz &#039;&#039;banknot&#039;&#039;, otomobile mecburiyetle verildi. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barometre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mizan tarz-ı nazardır, bakmak &#039;&#039;barometredir&#039;&#039; (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barut&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Bazan dahi oluyor &#039;&#039;barut&#039;&#039; gibi zulmanî; birden bire fışkırıyor.  (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batarya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve &#039;&#039;bataryaları&#039;&#039; hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berber&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|İnebolu kahramanlarından &#039;&#039;berber&#039;&#039; Ali Osman&#039;ın mâsum mahdumunun güzel yazısıyla gönderdiği mektuba baktım, birden hatırıma geldi (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bere&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mahkeme-i Temyiz “&#039;&#039;Bere&#039;&#039; yasak değil.” diye karar verdiği hem bütün kadınlar ve başı açık gezenler ve bütün askerî neferler ve vazifedar memurlar giymeye mecbur olmadıklarından... (Emirdağ-2) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berkut&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah) Süryânîce Raûf ve &#039;&#039;{{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut)&#039;&#039; Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Biber&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Ona mukabil Süleyman –bildiğime göre– birkaç defa patlıcan, &#039;&#039;biber&#039;&#039;, kavun gibi sebzeler hediye edip ona göndermekle beraber, ... (Barla L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilanço&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Elbette o envaın muntazam ve mükemmel fertleri ve âlemin küçük misal-i musağğarları ve enva-ı kâinatın &#039;&#039;bilançoları&#039;&#039; ve kitab-ı âlemin küçücük fihristeleri hükmünde olan cüz&#039;î fertleri, bilbedahe onun kabza-i rububiyetinde ve icadındadır ve tedvir ve terbiyesindedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilet&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Sana müjde! Milyonlar altın &#039;&#039;bileti&#039;&#039; sana çıkmış, gel al. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bolşevik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Bir tek gayem vardır: O da mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda &#039;&#039;Bolşevik&#039;&#039; baykuşlarının seslerini işitiyoruz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bomba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle atom &#039;&#039;bombası&#039;&#039; gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Boykot, Boykotaj&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Siz, Avusturya&#039;ya güya &#039;&#039;boykot&#039;&#039; yapıyorsunuz, hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulağ&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;bulâğ&#039;&#039; {(*) Bulağ, Kürdçede &amp;quot;pınar&amp;quot; demektir. -Naşir-} başı çok zaman taaffün ve tesemmüm etmiş, içine çok pislik düşmüş. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budei (Budist)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden &#039;&#039;Budeîler&#039;&#039; gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akıl-furuşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burjuva&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu hal ise, -şimdiki tabir ile- &#039;&#039;burjuvaların&#039;&#039; müstebidane tahakkümleri içinde hoş görünebilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bütçe&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Doğu vilayetlerimizden olan Van’da böyle bir irfan müessesesinin kurulması için bütün müşkülat iktiham olunmalı ve önümüzdeki &#039;&#039;bütçe&#039;&#039; yılında işe başlanmalıdır. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celcelutiye&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|İmâm‑ı Gazâlî, İmâm‑ı Nureddin’den ders alarak bu &#039;&#039;Celcelûtiye&#039;&#039;’nin hem Süryânî kelimelerini, hem kıymetini ve hâsiyetini şerhetmiş. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cephane&lt;br /&gt;
|Moğolca (Cep (cebe) Moğolcadan gelir, kelime Farsça üzerinden geçmiştir)&lt;br /&gt;
|Rüyada, bir şehirde gayet kesretli askerler ve &#039;&#039;cephane&#039;&#039; görüyorum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Coğrafya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bu defaki iki sualin çendan cüz&#039;îdir, fakat iki nükte-i Kur&#039;âniyeye münasebettar olduklarından ve küre-i arza dair sualiniz &#039;&#039;coğrafya&#039;&#039; ve kozmoğrafyanın yedi kat zemin ve yedi tabaka semâvâta tenkitlerine temas ettiğinden, bana ehemmiyetli geldi. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çar&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Evet tanıdım. Nikola Nikolaviç, &#039;&#039;Çar&#039;&#039;&#039;ın dayısıdır. Kafkas cephesi başkumandanıdır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çeleçepe&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Hem de garazın mesîlinde ve kasdın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, &#039;&#039;çeleçepe&#039;&#039; {1: Bu kelime Kürdçedir.} temayül etmemektir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çimento&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir evin yapılması için lâzım olan taş, ağaç, &#039;&#039;çimento&#039;&#039; misillû lüzumlu mukaddimeleri ihzar ve tertip etmek gibi. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çinko&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir gaz ocağı ve bir &#039;&#039;çinko&#039;&#039; çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çiznök&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Herbir hayalde bu &#039;&#039;çiznök&#039;&#039; gibi bir dane-i hakikat bulunmak şarttır... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daktilo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer münasip görülse ya yeni veya eski harfle &#039;&#039;daktilo&#039;&#039; ile birkaç nüsha yazılsın... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte &#039;&#039;dans&#039;&#039; ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dantel(a) (bkz. Tentene)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça (Tabla) üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir &#039;&#039;davul&#039;&#039;, bir musiki sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça ve Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu &#039;&#039;defter&#039;&#039; gibi münâsebeti görünmüyor. (23. Lema)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekan&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Sind Üniversitesinin kıymetli &#039;&#039;Dekan&#039;&#039;ı Ali Ekber Şah’ın Ankara’daki bir Nur talebesine yazdığı mektup (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demogoji/Demagoji&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Şaşırtıcı cerbezekârlık ve &#039;&#039;demogojidir&#039;&#039; ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve mânâsızlarıyla uğraşan ve bulaşan bir zekadır. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demet&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir &#039;&#039;demet&#039;&#039; yapmaya karar verdiği gibi; (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demokrasi, Demokrat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...işimizi, gücümüzü ayaklar altında bırakmak ve bîçare evlâd ü iyalimizi perişan edip ağlatmak hangi &#039;&#039;demokrasi&#039;&#039; kanunlarıyla, hangi yeminli ve yüminli âdil hâkimlerin vicdanî ve âdilane kararlarıyla kabil-i te&#039;liftir? (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, nasılki gayet mükemmel binbir çeşit erzak etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş &#039;&#039;depo&#039;&#039; ve iaşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iaşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Detay&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki münafıkların ahval ve vaziyetlerinin en cüz&#039;î ayrıntılarına kadar gösterme ve tanıtma hususunda; temsilde musibete uğramışların en ince ahvallerinin &#039;&#039;detaylarını&#039;&#039; da ihmal etmiş değildir. (İ.İ. (Badıllı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diktatorya/Diktatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın &#039;&#039;diktatorya&#039;&#039;sı zîr ü zeber edilip, çatır çatır yıkılırken ... (Tarihçe) / &#039;&#039;Diktatör&#039;&#039;ler ve şefler idaresinde memleketin dinini, imanını, canını, hayatını kasıp kavuran merhametsiz eski devrin farmason kullarının şu can çekişme devrinde... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinamik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, Said Nursî Hazretleri, emsâli görülmemiş &#039;&#039;dinamik&#039;&#039; ve enerjik bir zâttır.  (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diplomat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkâr-ı siyasiyeden hâli ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve malûmatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad ve rehber ve &#039;&#039;diplomat&#039;&#039; ve hâkim-i âdil olarak,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Direktif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... idam kasdıyla ve muhakkak surette mahkûm edilmesi &#039;&#039;direktif&#039;&#039;iyle hakkında dava açtırılıyor. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;dirhem&#039;&#039; menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diritnot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hem &amp;quot;intizam&amp;quot; sırrıyla, bir çocuk parmağıyla gemi suretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir &#039;&#039;diritnotu&#039;&#039; da çevirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Disiplin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler otorite ve &#039;&#039;disiplinle&#039;&#039; idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doçent&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|“Kalbe gelen hakikat” gibi tabirleri de şahsî nüfuz temini maksadına delil göstermelerinin manasını da bu ilimle, hukukla meşgul &#039;&#039;doçent&#039;&#039;lerden sorarım. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir &#039;&#039;doktor&#039;&#039; geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dosya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sekseni mütecaviz Nur talebesi hakkında iddianame hazırlandı ve &#039;&#039;dosya&#039;&#039; sorgu hâkimliğine tevdi edildi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Drahm/Drahmi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir mizanla tartılır. &#039;&#039;Drahm&#039;&#039; ve Mark gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düello&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünkü orada &#039;&#039;düello&#039;&#039; gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dümen&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, azîm bir sefine-i sultaniyede bir hizmetkârın &#039;&#039;dümen&#039;&#039;cilik ettiğinin gayesi; ... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efendi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...herkes mensub olduğu &#039;&#039;efendisinin&#039;&#039; şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elektrik&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar &#039;&#039;elektrik&#039;&#039; lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emperyal/Emperyalizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, parazit, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar &#039;&#039;emperyalistleri&#039;&#039;, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enerji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf raporunda: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir &#039;&#039;enerji&#039;&#039; vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Engizisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Engizisyon&#039;&#039; zulümlerini çok geride bırakan hâkim bir kuvvetin tazyikatı altında, câni canavarların pek vahşi işkenceleri içinde, (Sırran tenevverat) sırrıyla perde altında Risale-i Nur eserleri gibi eserler neşretmek... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enstitü&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ben şahidim ki ben, Kastamonu Gölköy &#039;&#039;Enstitüsünde&#039;&#039; okurken bazı muallimler tarafından bize dinsizlik dersi verilmişti. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Entrika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve &#039;&#039;entrikalı&#039;&#039; cem&#039;iyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fabrika&lt;br /&gt;
|İtalyanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve &#039;&#039;fabrikası&#039;&#039;, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faktör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bugün içtimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en tesirli &#039;&#039;faktör&#039;&#039; ve nizâmı hâvî olan bir hakikat kaynağı vardır. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakülte&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Teşrin-i sâni 1950&#039;de Ankara Üniversitesi&#039;nde, profesör ve meb&#039;uslarımız ve Pakistan&#039;lı misafirlerimiz ve muhtelif &#039;&#039;fakülte&#039;&#039; talebelerinin huzurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhlis bir Nur Talebesi, hapishâneden çıkarıldığı vakit; güyâ o kırbaçlı, &#039;&#039;falakalı&#039;&#039;, türlü türlü işkenceli hapishâne, ona bir kuvvet, bir enerji kaynağı olmuş, ... (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Familya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Yine birisi sevdiği &#039;&#039;familyasına&#039;&#039; remizli olan bu fıkrayı söylemiş: (Kastamonu mektupları (Gayr-ı Münteşir))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanila&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... hem sako hem &#039;&#039;fanila&#039;&#039; ve pabucunu satmakla maişetini temin eden fakirü’l-hal... (Emirdağ L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanteziye&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bundan sonra birden gördü ki sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam; çok ziynetler, süslü suretler, &#039;&#039;fanteziyeler&#039;&#039;, müskirler beraber olduğu halde geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farmason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...komünistlik ve &#039;&#039;farmasonluğu&#039;&#039; desteklemiş olur ve ithamlara hakikî hedef olan muzır dinsizlerin türemesine yardım etmiş olur. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fayton (veya Payton)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yedi yaşından on yaşına kadar masum çocuklar, &#039;&#039;faytonla&#039;&#039; gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir? diye hayret ediyordum. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fener&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir yolcu, güneşin ziyasından gözünü kapıyor, hayaline bakıyor; vehmi, bir yıldız böceği gibi kafa &#039;&#039;fener&#039;&#039;inin ışığıyla dehşetli yolunu tenvir etmek istiyor. (sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Filozof (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve &#039;&#039;feylesoflar&#039;&#039; olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırça&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra sanatın yed-i beyzasıyla, inayetin &#039;&#039;fırçasıyla&#039;&#039; o suretin –eğer bir tek insan ve bir tek çiçek ise– göz, kulak, yaprak, püskül gibi azalarına bir hüsün, bir ziynet renkleri veriyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ekmeğin vücudu; tarla, harman, değirmen, &#039;&#039;fırına&#039;&#039; terettüp eder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırtına&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık &#039;&#039;fırtınaları&#039;&#039; karşısında çabuk söner. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fışkı&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden, yani kan ve &#039;&#039;fışkı&#039;&#039; ortasından beyaz, safi, temiz bir süt göndermek olan cüz’î fiil ise... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yani cennet çiçeklerinin &#039;&#039;fidanlık&#039;&#039; ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizat-ı kudret teşhir edildiğinden... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filiz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çiçekle, çiçekten çıkan semeredeki eser-i sanat ve hikmet; çekirdekle, çekirdekten çıkan &#039;&#039;filiz&#039;&#039;in eser-i sanat ve nakşından aşağı değildir. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Film&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|...hem mahiyet-i şahsiyesinin dünyevî neticelerini ve uhrevî semerelerini, hem hüviyet ve suretini hafızalarda ve elvâh-ı mahfuzada ve sermedî manzaraların &#039;&#039;film&#039;&#039; şeritlerinde... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filo&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Şimdi ise dünya servetine ve malına ve o servetle &#039;&#039;filolar&#039;&#039; teşkil edip, hattâ kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dörtyüz milyonu esaret altına almış ve ... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fizik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, &#039;&#039;fizik&#039;&#039;, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fonoğraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Dağları vecde getirip birer muazzam &#039;&#039;fonoğraf&#039;&#039; misillü ve birer insan gibi bir serzâkirin etrafında ufkî halka tutup; bir daire olarak tesbihat ediyorlardı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Kitap)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Format kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de bu kâinat kitab-ı kebiri ki bir tek sahifesi olan zemin yüzünde ve bir tek &#039;&#039;forması&#039;&#039; olan baharda, üç yüz bin ayrı ayrı kitaplar hükmündeki üç yüz bin nebatî ve hayvanî taifeleri beraber, birbiri içinde, yanlışsız, hatasız, karıştırmayarak, şaşırmayarak... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Üniforma)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Uniforme kelimesinden)&lt;br /&gt;
|...her bir bayram gününde resmigeçit için “&#039;&#039;Formalarınızı&#039;&#039; takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Formül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garb’ın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl &#039;&#039;formül&#039;&#039;leriyle mi? (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fotoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...her hâdiseyi müteaddid &#039;&#039;fotoğraflarla&#039;&#039; alarak muhafaza eden... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Foya&lt;br /&gt;
|Fransızca veya Venedikçe&lt;br /&gt;
|Fakat o istimal ile, onları kuyu dibine sıkıştırıp, meydanı baştan başa Kur&#039;ân hesabına zaptettik, onların &#039;&#039;foyalarını&#039;&#039; meydana çıkardık. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Francala&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir sene evvel üç &#039;&#039;francala&#039;&#039;, bir ramazan yine kâfi gelmişti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Frengi, Frenk, Frengistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki bir parça &#039;&#039;Frengî&#039;&#039; okumuşsun, bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun hem de bilenden sormuyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füze&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nakl ile de, senin hakikata ulaşman için &#039;&#039;füze&#039;&#039; gibi keskin âletindir.  (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gangren (bkz. Kangren)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ankara Maarif Dairesi iki milyon zararla hem yine Ankara’da otomobil &#039;&#039;garajı&#039;&#039; binası, aynı vakitte İzmir’de ehemmiyetli fabrika hem aynı vakitte Adana’da büyük bir binanın tamamen yandığını işittiğim vakit,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gardiyan&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı yemek kadar o &#039;&#039;gardiyan&#039;&#039; ve gardiyanla beraber dahilde ve hariçte bîçare mahpuslara çalışanlara bir sadaka hükmünde defter-i hasenatına yazılır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garnizon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Sarıkamış taarruzunda, Bitlis&#039;in sukutunda yaralı olduğu halde esir olup senelerce Rus &#039;&#039;garnizonlarında&#039;&#039; çile çekmiş,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir &#039;&#039;gaz&#039;&#039; ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...size söylememiştim, ona da bakınız, fakat &#039;&#039;gazete&#039;&#039; gibi okumayınız. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grafik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nur talebelerinin faaliyeti bu sergide harita ve fotoğraflarla ve &#039;&#039;grafikle&#039;&#039; izah edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gram&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Günde elli &#039;&#039;gram&#039;&#039; ekmekle ve bir çanak çorba ile tagaddi eden bu büyük adam, yaşıyorsa ancak Kur’an ve imana hizmet için yaşıyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grandük&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte o silâh, o düstur ki, medeniyet harbin eline vermiştir; ben de kendi gözümle &#039;&#039;Grandük&#039;&#039; Nikolaviç&#039;in namına iki emri gördüm. (Tuluat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Granit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve &#039;&#039;granitleri&#039;&#039; yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur&#039;aniye dünyayı nur ve saadete gark edecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garib ve bana pek çok ağır gelen ve üç günde bir bardak ayran ve bir bardak sütten başka birşey yedirmeyen &#039;&#039;grip&#039;&#039; hastalığının üçüncü gününde, füc&#039;eten hatırıma ihtar edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gübre&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...hattâ &#039;&#039;gübre&#039;&#039;leri mezruatın erzakı ve insanların mahrukatı hükmünde olup, ... (Latif Nükteler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Şurada kilitli salîbler, &#039;&#039;haçlar&#039;&#039; var. Cümlesini çıkarınız. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|Buna memur-u müşahhas kimse de şimdi Mısır &#039;&#039;Hahambaşısı&#039;&#039; bulunan Hayim Naum’dur. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halüsinasyon/hallüsinasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Sem u basar cihetinde &#039;&#039;hallüsinasyon&#039;&#039; hastalığı ihtimali nazar-ı dikkate alınabilir.&amp;quot; demişler. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...ve koca kâinatın bir &#039;&#039;harita&#039;&#039;, bir saat, bir hane gibi her tarafını gösterip, çevirip, onları yapan San&#039;atkârı... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı &#039;&#039;heyula&#039;&#039; fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıristiyan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Hıristiyanlık&#039;&#039; dini ise, kendi hasm-ı galibi, ki medeniyetle fenni, dost ederek, hileli, Kendine mal ederek, o iki silah ile bize galebe çaldı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidrojen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (&#039;&#039;hidrojen&#039;&#039;-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hol/Hul&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Tâ, oradan temaşa edip göreceğiz ki, küre-i arz &#039;&#039;hol&#039;&#039; veya top veya fırfıra veya sapan taşı gibi, Sâni-i Hakîm dest-i kudretle döndürüp, atmakla çeviriyor. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hoto&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Ya eyyühel &#039;&#039;hoto&#039;&#039;! (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulya/Hülya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zîra onlardan birisi – Allah etmesin – bin sene yaşayacak olursa, âdeta mümkin hükûmetin hangi sûretini görse, &#039;&#039;hülya&#039;&#039; ile yine râzı olmayacak. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Malûm ya; her mütefekkirin kendine mahsus bir tefekkür sistemi, fikrî hayatında takib ettiği bir gayesi ve bütün gönlü ile bağlandığı bir &#039;&#039;ideali&#039;&#039; vardır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kanun perdesi altında menfî &#039;&#039;ideolojilerine&#039;&#039;, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Yükselmededir marifet &#039;&#039;iklimine&#039;&#039; her an / Bambaşka ufuklar açıyor ruhuna Kur’an (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bazı olur, bir temas, taşı &#039;&#039;iksir&#039;&#039; ediyor. (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmparator(luk)&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Karasso ki, Osmanlı &#039;&#039;İmparatorluğu&#039;&#039;&#039;nu parçalamak için sinsi ve tertibli bir şekilde çalışan gizli bir teşkilata mensub olup, ortada fevkalâde bir rol oynuyordu. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncir&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ağacın başına baktı gördü ki: Bir &#039;&#039;incir&#039;&#039; ağacıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskele&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;iskele&#039;&#039; nâzırı Sabri&#039;nin birinci talebesi ve Risale-i Nur&#039;un ehemmiyetli küçük bir talebesinin küçücük mektubundaki güzel yazı bizi mesrur etti. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskemle&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|En aşağıdaki &#039;&#039;iskemleyi&#039;&#039; de bana verseler, lütuftur. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspirtizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da &#039;&#039;ispirtizmacıların&#039;&#039; içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir günlük mesafede bir &#039;&#039;istasyon&#039;&#039; vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstatistik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya kozmoğrafya ilminden ve &#039;&#039;istatistikçi&#039;&#039; fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzbe&lt;br /&gt;
|Bulgarca veya Rusça&lt;br /&gt;
| Yeni Cami’nin şerefesinden Beyoğlu’nun en karanlık ve mülevves &#039;&#039;izbesine&#039;&#039; kadar nüfuz edecek ışık tufanını şimdiden görür gibi oluyoruz. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jandarma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir kadına, bir &#039;&#039;jandarma&#039;&#039; elbisesi giydirilmez. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, &#039;&#039;jeoloji&#039;&#039;, fizik, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jön&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Jön&#039;&#039; Türkler şöyledirler, böyledirler. Bizi de zarardîde edecekler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jurnal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Benim aldığım bir habere göre ve çok emarelerle gizli münafıkların yalan &#039;&#039;jurnalleri&#039;&#039; ve desiseleriyle... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabine&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa taarruz pek geniş dairede, reis-i hükûmet ve hazır &#039;&#039;kabine&#039;&#039;, plânlı ve dehşetli bir evham ile hücum etti. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kablo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...faraza ihtiyaç olsa da, o manialar ve âikalar insanın a&#039;sab ve damarları gibi veya demir hatları, (yani &#039;&#039;kablo&#039;&#039; telleri) seyyalat-ı latifenin nakline vesile ve vasıta olmaları gibi sırlarla;... (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kadro&#039;&#039; haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve &#039;&#039;kafesli&#039;&#039; şu pencereyi neyle kapatabilirsin? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ve o âyine-i ilmindeki herşeyin suretine ve plânına göre, kolayca, herbir şeyin zerreleri o &#039;&#039;kalıb-ı&#039;&#039; ilmî içine yerleşir, muntazaman vaziyetlerini muhafaza ederler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamara&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam &#039;&#039;Kamarasında&#039;&#039;, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamp&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|O Sibirya&#039;ya gönderilmiş, en büyük esirler &#039;&#039;kampında&#039;&#039; idi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kamyon&#039;&#039; yokuşları tırmanıyordu. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş &#039;&#039;Kanalı&#039;&#039;’na,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanca&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... evkat-ı hamsede rükû ve sücud &#039;&#039;kanca&#039;&#039;sıyla gururun hortumunu bük... (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|... güneşi büyük bir elektrik lâmbası, kameri &#039;&#039;kandil&#039;&#039;, ve yıldızları mumlar meyveleriyle yaldızlar, elektrikler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kangren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, &#039;&#039;kangren&#039;&#039; olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kantarlarla&#039;&#039; ehval ve mehavifi ruhlarına yüklüyorlar. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kanun&#039;&#039; namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaptan&lt;br /&gt;
|Venedikçe/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kaptan&#039; dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakol&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer milletin ve vatanın saadetine ve istikbaline zarar verecek bir kabahatim varsa, dokuz seneden beri valisinden tut, köy &#039;&#039;karakol&#039;&#039; kumandanına kadar kendilerini mes’ul eder. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu âyet-i kerime, &amp;quot;Üstad&amp;quot;ın &#039;&#039;karakter&#039;&#039; ve şahsiyetini tahlil hususunda bize nurdan bir rehber oluyor... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karavana&lt;br /&gt;
|İtalyanca (Aslı Farsça (kervan))&lt;br /&gt;
|Kazan kaynatır, &#039;&#039;karavanayı&#039;&#039; yıkar, getirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karbon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, &#039;&#039;karbon&#039;&#039;, azotun intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kargir&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Âyetler arasında büyük bir tesanüd vardır ki, &#039;&#039;kârgir&#039;&#039; binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye-i Kur&#039;aniyeyi sarsılmaktan vikaye ediyor. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karyola&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Gördüm ki, üstadım bir &#039;&#039;karyola&#039;&#039; üzerindedir. (Barla Lahikası)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Sefahet ve ahlâksızlığın cem&#039;iyetimizin bünyesini bir &#039;&#039;kanser&#039;&#039; gibi kemirdiğini ... (Hizmet Rehberi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasatura&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hemen o zaman elimi sağ taraftaki deliğe uzattığımda bir &#039;&#039;kasatura&#039;&#039; geldi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasket&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sabahleyin başındaki &#039;&#039;kasketinin&#039;&#039; siperliğini dikmiş, tâ hücumdan kurtulsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katolik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, &#039;&#039;Katolik&#039;&#039; Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını &#039;&#039;katrilyonlar&#039;&#039; belki kentrilyonlar adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Nasılki mükemmel bir eczahane ki, her &#039;&#039;kavanozunda&#039;&#039; hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayatdar macunlar ve tiryaklar var. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kentrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını katrilyonlar belki &#039;&#039;kentrilyonlar&#039;&#039; adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilise&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan &#039;&#039;Kilise&#039;&#039;si&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilit&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına &#039;&#039;kilit&#039;&#039;, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur? (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilo&lt;br /&gt;
|İngilizce veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ bir vakit Isparta&#039;da bir Ramazan&#039;da bir ekmek, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; torba yoğurdu, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; pirinçle yaşayan bir adam, maişeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabul etmeye mecbur olmaz. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kimya, Kimyager&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Şübhesiz gayet maharetli ve &#039;&#039;kimyager&#039;&#039; ve hakîm bir eczacıyı gösterir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem hakikat budur; biz küçücük sıkıntılarımızı &amp;quot;&#039;&#039;kinin&#039;&#039;&amp;quot; gibi bir acı ilâç bilip sabır ve şükretmeliyiz, &amp;quot;Yâhu bu da geçer&amp;quot; demeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizvan&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|O iki semereden birisi, kürtçe &amp;quot;&#039;&#039;kizvan&#039;&#039;&amp;quot; denilen &#039;Menengiç&#039; hâs semeresidir. (Mesnevi N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komiser&lt;br /&gt;
|İtalyanca veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Avdetimle, bir &#039;&#039;komiserle&#039;&#039; iki polis ikamet ettiğim evimin kapısında ve bir komiserle iki polis de bahçenin dışarısında bulunuyorlardı. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh mühim bir maksat için tesis edilen Dârülhikmeti’l-İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir &#039;&#039;komisyon&#039;&#039; derecesinden çıkarıp... (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cem&#039;iyet ve &#039;&#039;komitelerle&#039;&#039; münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komprime&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale‑i Nur, insanın senelerce uğraşarak elde edemeyeceği bilgileri komprime hülâsalar nev&#039;inden kısa bir zamanda temin etmesidir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komünist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Komünistliğin&#039;&#039;, anarşistliğin, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konferans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İ&#039;lem ey hitabet-i umumiye sıfatı ile gazete lisanıyla &#039;&#039;konferans&#039;&#039; veren muharrir! (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kongre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasılki meselâ Amerika&#039;da, bütün milletler umumî bir &#039;&#039;kongreye&#039;&#039; davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konserve&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...ve memeler denilen &#039;&#039;konserve&#039;&#039; paketleriyle doldurup kış âhirinde erzakları biten muhtaç zîhayatlara yetiştiren bir Rezzak-ı Rahîm’in işleri olduğunu... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kontrol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya o nefsin fevkinde onun bütün ahvalini &#039;&#039;kontrol&#039;&#039; eden kimse yoktur. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kordon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altın bir &#039;&#039;kordon&#039;&#039; gibi işlenmiştir. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Koridor&#039;&#039;larda büyük bir kalabalık göze çarpıyordu. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kozmoğrafya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya &#039;&#039;kozmoğrafya&#039;&#039; ilminden ve istatistikçi fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil belki gayet müstebit bir &#039;&#039;kral&#039;&#039; sıfatıyla işitilir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kroki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nazirsiz şuleleriyle asr-ı hazırı ihya ve tenvir ve istikbalin &#039;&#039;krokisini&#039;&#039; bihakkın tanzim ve tahkim eden Nurlar, ile’l-ebed pâyidar olsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuluçka&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa sekseni bozulsa yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa denilebilir mi ki çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu &#039;&#039;kuluçkaya&#039;&#039; kapanmak çirkin oldu, şer oldu? (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulüp&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Fırkacılık, &#039;&#039;Kulüpleri&#039;&#039; Tevhid-i Kulübe Değil, Tefrik-i Kulûbe Sebeptir (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumanda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sevkü&#039;l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumandan&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki, içerisinde tevakkuf imkânı olmayan tünellerden haris &#039;&#039;kumpanyalar&#039;&#039; fazla seyr ü sefer etmekle iftihar ederler. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumpanya&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|...nev&#039;-i insanın güneşleri ve yıldızları ve &#039;&#039;kumandanları&#039;&#039; olan bütün peygamberleri... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kundura&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir &#039;&#039;kundura&#039;&#039; boyacısı,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir &#039;&#039;kupa&#039;&#039;, küçük bir gaz ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hatt-ı Kur&#039;ânî lehinde birincisinin bir kerameti, merkezde hatt-ı Kur&#039;ânînin bir &#039;&#039;kursu&#039;&#039; açılması olduğu gibi, inşaallah ikincisi, daha mu&#039;cizâne bir keramet gösterecek. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuruş&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Eğer yüz &#039;&#039;kuruş&#039;&#039; bir gündelik ile çalışsan sonra biri gelse, dese ki:... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem hiç mümkün müdür ki bir &#039;&#039;kutu&#039;&#039; kadar bir makine bütün bir âlemi içine aldığı halde, tesadüfî veyahut abes bir iş içinde bulunsun? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kültür&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Bu hareketlerin asıl merkezini, Said Nursî’nin fazla miktarda talebesi bulunan üniversite ve &#039;&#039;kültür&#039;&#039; yerleri teşkil eder.  (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir gün &amp;quot;Bismillah&amp;quot; yazılı kabir taşlarını &#039;&#039;lâğımlar&#039;&#039; üzerine konurken görürler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik &#039;&#039;lâmbaları&#039;&#039; hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laik, Laiklik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet &#039;&#039;lâik&#039;&#039; cumhuriyete döner. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;lastik&#039;&#039;li bir kanunun 163’üncü maddesi sahte bir maskedir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lav&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o günden beri her sözü bir dilim &#039;&#039;lav&#039;&#039;, her fikri bir ateş parçası olmuş. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Halbuki eski partinin &#039;&#039;liderleri&#039;&#039; meb&#039;us iken veya memur iken,... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lira&lt;br /&gt;
|İtalyanca &lt;br /&gt;
|Bu paraları sayarken, aralarında bir kalp &#039;&#039;lira&#039;&#039; bulundu. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lise&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Karşısındaki &#039;&#039;lise&#039;&#039; mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Loca&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir &#039;&#039;locada&#039;&#039;, bir sofrada oturuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lohusa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bu hastalığın manevî şehadeti kazandırması, &#039;&#039;lohusa&#039;&#039; zamanı olan kırk güne kadardır. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bunların derneği yoktur, &#039;&#039;lokal&#039;&#039;i yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi patırtısı, nutku, âlâyişi nümayişi yoktur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lord&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, &#039;&#039;Lord&#039;&#039; Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüks&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Diğeri de &#039;&#039;lüks&#039;&#039;lerini, zenginliklerini, rütbe ve mevkilerini ... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madalya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...gönüllü alay kumandanı olarak mücahede ve irşad için dolaşıp büyük bir harb &#039;&#039;madalyası&#039;&#039; almış... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madam&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ birisi Paris&#039;te sefahet âleminde bir âlüfte &#039;&#039;madamın&#039;&#039; kametinde istihsan ettiği bir libası, câmide muhterem bir hocaya giydirmeye çalışmak gibi bir hareket-i ahmakane ve caniyanede bulunur. (Deva-ül Ye&#039;s)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Venedikçe (Arapça mehazin kelimesinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mağaza&#039;&#039;larda kâğıt kalmadı. Risale-i Nur şakirtleri kâğıdı bitirdiler (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makine&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Havanın ve &#039;&#039;makinenin&#039;&#039; harareti bana ağırlık ve fikrime de &amp;quot;Bu Risale-i Nur muazzam bir mu&#039;cize-i Kur&#039;aniyedir. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamo&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Aziz &#039;&#039;mamo&#039;&#039;! {*: Kürdçe &amp;quot;Amcacığım&amp;quot; demektir.} (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zira yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan &#039;&#039;mancınıklar&#039;&#039; ve işaret fişeklerine benzeyen şu hâdisat-ı necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar enseb düştüğü bedaheten anlaşılır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mandal&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O adam, gayet mu’cizekâr bir zatın menşe-i mu’cizatı olan fabrikasının bir &#039;&#039;mandalı&#039;&#039; veyahut miskin bir kapıcısıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masa&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Tosya kasabasından imdada gelmiş gibi aynı vakitte yaldızlı ciltleriyle &#039;&#039;masa&#039;&#039; üzerinde dururken, ... (Kastamonu L)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevra&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya haşmet-i rububiyetini göstermek için bu emirber neferleri hükmünde olan manzume-i şemsiye ordusu ile bir &#039;&#039;manevra&#039;&#039; yaptırır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manyetizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve &#039;&#039;manyetizmanın&#039;&#039; hâdisatı nev&#039;inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareşal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Vali, &#039;&#039;Mareşal&#039;&#039;’e: “Said Nursî hükûmete itaat etmiyor, gelenlere dinî dersler veriyor.” diye şekvada bulunuyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mark&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Drahm ve &#039;&#039;Mark&#039;&#039; gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mart&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Eskiden 31 &#039;&#039;Mart&#039;&#039; Hâdisesi’nde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maske&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hususan bu yirmibeş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münafıkane ve çeşit çeşit &#039;&#039;maskeler&#039;&#039; altında imanın erkânına yapılan sû&#039;-i kasdlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, anarşistliğin, &#039;&#039;masonluğun&#039;&#039; kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Materyal, Materyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bize ne kadar &#039;&#039;materyal&#039;&#039; verirseniz hepsi burada neşrolacak... (Tarihçe-i Hayat)/ ...yirminci asırdaki insanlara rehber olup dalaletten ve &#039;&#039;materyalizm&#039;&#039;in, maddiyyunluğun ve tabiat-perestliğin sürüklediği sefahet ve koyu fikir karanlığından kurtaran... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mavzer&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Kendi talebelerine &#039;&#039;mavzer&#039;&#039; tüfekleri bulup medresesi bir vakit asker kışlası gibi silâhlar, kitaplarla beraber bulunduğu vakit, bir asker ferîki geldi, gördü dedi: (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayıs&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Hususan &#039;&#039;mayısın&#039;&#039; âhirinde olduğu gibi bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de &#039;&#039;medyumlar&#039;&#039; suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da ispirtizmacıların içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftihane&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Arapça&#039;dan yararlanılarak)&lt;br /&gt;
|Bu kudsî hediyeniz bu şehre girdiği aynı zamanda, daha biz haber almadan, memleketimizde talebeler bir kitaba başladığı zaman, Kürdçe &#039;&#039;meftîhane&#039;&#039; namında bir ziyafet verdiklerine tam bir misal olarak,... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekanizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hayreti tahrik ve tehyic eden bu gibi makamlarda kendi hayal &#039;&#039;mekanizmasiyle&#039;&#039; vakıa&#039;nın zamanını ve hadisenin mekânını kendi yanında hazır ediyor. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -men&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Müslümanlığı ve onun esaslarını, farîzalarını ve kaidelerini kifayetle telkin edip öğretecek &#039;&#039;öğretmenlerimizin&#039;&#039; yetiştirilmesine ayrıca gayret sarf edilecektir. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Elbette bir padişahın hediyesinin kabı veya hediyeye sarılan &#039;&#039;mendil&#039;&#039; veyahut hediye eline verilip getiren nefer, o padişahın saltanatına şerik olamazlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalara bir &#039;&#039;merhem&#039;&#039;, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermer&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Harbiye Nezareti&#039;nin kapısındaki {{Arabi|اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ٭ وَ يَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا}} hatt-ı Kur&#039;anînin üzeri &#039;&#039;mermer&#039;&#039; taşlarla kapatılmışken meydana çıkarılması... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metod/Metot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...iblisane, sinsi &#039;&#039;metodlar&#039;&#039; takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metre&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|Şimdiye kadar gelen semavî taşlar bir iki karış oldukları halde, böyle yirmi beş &#039;&#039;metre&#039;&#039; uzunluğunda ve on &#039;&#039;metre&#039;&#039; genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavatın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıknatıs&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Dedim: &amp;quot;Bu bîçareler kendilerini, bu &#039;&#039;mıknatıs&#039;&#039; gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar.&amp;quot; (İman ve Küfür Müvazeneleri)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihanikiyet (Mekanik kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Yunanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka çarka tecavüz etse, makinenin &#039;&#039;mihanikiyeti&#039;&#039; bozulur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikrop&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;mikroptan&#039;&#039; gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kışın en şiddetli günlerinde, hapishane pencerelerinin iki &#039;&#039;milim&#039;&#039; buz tuttuğu zamanlarda zehir verilmiş;... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyar&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz &#039;&#039;milyar&#039;&#039; dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyon&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Her zamanda kudsî milletimin üç yüz elli &#039;&#039;milyon&#039;&#039; efradı vardır. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mister&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mister&#039;&#039; John Davenport, &amp;quot;Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur&#039;an-ı Kerim&amp;quot; unvanlı eserinde Kur&#039;an-ı Kerim&#039;den bahsederken, şu sözleri söylüyor:... (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misyoner&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Âlem-i küfür bütün vesaitiyle ve medeniyetiyle, felsefesiyle, fünunuyla, &#039;&#039;misyonerleriyle&#039;&#039; âlem-i İslâm’a hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettikleri halde âlem-i İslâm’a dinen galebe edemedi.  (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miting&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte ey Kürtler (Ve ey inkılâp softaları!) Manzara‑i hayâl üstünde gördünüz ki, şu büyük &#039;&#039;mitingde&#039;&#039; iki taraf da sizi protesto ettiler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mitralyöz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|En son silah, &#039;&#039;mitralyöz&#039;&#039; gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mobilya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Benim iaşem için her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane — &#039;&#039;mobilyasıyla&#039;&#039; beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Olsa olsa o zamanın ilcaatının &#039;&#039;modasına&#039;&#039; göre bir libas giydireceğim. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Model&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki terzi gibi bir sanatçı; birçok külfetler, maharetlerle musanna bir şeyi icad eder ve ona bir &#039;&#039;model&#039;&#039; yapar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Modern&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...en &#039;&#039;modern&#039;&#039; neşir vasıtasıyla hem Anadolu&#039;ya, hem âlem-i İslâma ve insaniyete duyurulmasının temini. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mojik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Rus &#039;&#039;mojikleri&#039;&#039; buna şahittir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mor&lt;br /&gt;
|Yunanca ve Ermenice&lt;br /&gt;
|Biraz o mürekkebden taş üzerine döktük, siyah ve &#039;&#039;mor&#039;&#039; idi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Motor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa &#039;&#039;motorlu&#039;&#039; kayık içinde Eğirdir&#039;den Barla&#039;ya giderken... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mösyö (veya Monsieur)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şayet &#039;&#039;Monsieur&#039;&#039; Renaud (&#039;&#039;Mösyö&#039;&#039; Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur’an’a karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamaya gayret ettiklerini görürdü. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musiki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir &#039;&#039;musikî&#039;&#039; sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müze(hane)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Senin çok antika iki mu&#039;cize-i kudret, &#039;&#039;müzehânemi&#039;&#039; tezyin etti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahü/Nahu&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|İşte başlıyorum: &amp;quot;&#039;&#039;Nahu&#039;&#039;&amp;quot;... {Haşiye: Kürdçedir.} (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Orada, vazifesini güzelce yapan bir &#039;&#039;namuslu&#039;&#039; askere münasib bir mükâfat görür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Not(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Parantez içindeki &#039;&#039;not&#039;&#039;, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Numara&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Komşumuz Fethi Bey’e on bir ve on üç &#039;&#039;numaralı&#039;&#039; Sözler’i okudum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Objektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve &#039;&#039;objektif&#039;&#039; bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ofis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız, hükûmetin asker için &#039;&#039;ofislerde&#039;&#039; cem’ettiği erzakı askerlere taşıttırdığı, temizlettirdiği, öğüttürdüğü, pişirttirdiği gibi Cenab-ı Hak da hayat için lâzım olan levazımatı, küre-i arz &#039;&#039;ofisinde&#039;&#039; yaratıp cem’ettikten sonra, o erzakın toplanmasını ve sair ahvalini insana yaptırır ki insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atalet, betalet azabından kurtulsun. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Oksijen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (hidrojen-&#039;&#039;oksijen&#039;&#039;) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Okyanus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hem Avrupa, Afrika, &#039;&#039;Okyanusya&#039;&#039;, iki Asya, iki Amerika namlarıyla mâruf yedi kıt&#039;ası,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş, ağzıma düş&amp;quot; kabilinden, her nevi malzeme-i cerrâhiye-i ruhiyeyi, hâzık bir &#039;&#039;operatörle&#039;&#039; beraber ihsan buyurdu. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organ&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan İslâm Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan ve talebeleri istikbalin büyüklerini yüksek İslâmî esaslara göre hazırlamayı gaye edinmiş bir talebe cemiyetinin neşir &#039;&#039;organıdır.&#039;&#039; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organize&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;organize&#039;&#039; edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak sûretiyle devam edenler ise, ... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orijinal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;da müstesna bir edebiyat ve belâgat ve îcaz; nazirsiz, cazib ve &#039;&#039;orijinal&#039;&#039; bir üslûb vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otel&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bir buçuk ay kadar Yıldız &#039;&#039;Otelinde&#039;&#039; ikamet etti. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otomobil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı &#039;&#039;otomobil&#039;&#039;, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otorite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler &#039;&#039;otorite&#039;&#039; ve disiplinle idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örnek (Örneğin kelimesi Risalelerde geçmiyor)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Hak o nüvede pek çok âlemlerin &#039;&#039;örneklerini&#039;&#039; dercetmiştir. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paçavra&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif &#039;&#039;paçavraları&#039;&#039; vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pakt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Demokratlar olmasaydı, ne Türk-Pakistan dostluğu olurdu, ne de Bağdat &#039;&#039;Paktı&#039;&#039; ve sizlerle taallûkat-ı imaniye... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|...artık modası geçmiş olan &#039;&#039;palavralarla&#039;&#039; bu kıymeti küçümsemek isteyen güruh. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palaska&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl mîrîye mahsus tek bir &#039;&#039;palaska&#039;&#039; veyahut bir tek düğmeye mâlik olmak için onları yapan bütün fabrikalara mâlik olmak lâzımdır ki onlara hakiki mâlik olsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palto&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, bir padişah bir çobana, çobanlara mahsus bir abâ, bir &#039;&#039;palto&#039;&#039; ve kelbine de bir kemik verirse “Padişah iyi yapmadı.” diye kimse itiraz edemez. (İşaratül İcaz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pantolon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Üç dört defada daima mağlup olup fakir haliyle beraber kırk lira ve sakosunu ve &#039;&#039;pantolon&#039;&#039;unu kumara verdi, daha aklı başına gelmedi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizliğe karşı umumî cihadında mazhar olduğu muvaffakıyet ve galibiyetten dolayı Roma&#039;daki &#039;&#039;Papa&#039;&#039; dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papağan&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub postacılığı yapmak, &#039;&#039;papağanları&#039;&#039; konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papaz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin &#039;&#039;başpapazı&#039;&#039; tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parantez&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Parantez&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paraşüt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizlik cereyanlarına karşı semavî &#039;&#039;paraşüt&#039;&#039;lerle muharebe ve mücadele eden o hükûmet... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paravan(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an ve imanın hunhar ve müstebid zalim düşmanları; Kur&#039;an ve İslâmiyet&#039;i ve dini Risale-i Nur&#039;la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bedîüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikatı beyan ve ilân etmekte sükût edelim, susalım veya &amp;quot;Biraz susun&amp;quot; gibi birşeyle, &#039;&#039;paravanalar&#039;&#039;, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım? Aslâ. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, &#039;&#039;parazit&#039;&#039;, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar emperyalistleri, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parti&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ: Halk &#039;&#039;Partisi&#039;&#039;, Nur talebelerine verdikleri azab ve sıkıntı ve ihanetlerden, kendileri dünyada daha ziyade cezasını çektiler, aynını gördüler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pasaport&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya Ateşemiliterliği tarafından verilen &#039;&#039;pasaportudur&#039;&#039;.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patiska&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği, nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, &#039;&#039;patiskadan&#039;&#039; daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latîf, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patrik&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bütün tarihimizde, her fırsatta, en korkunç ve amansız düşmanlığını ispat eden Fener &#039;&#039;Patrik&#039;&#039;leri, ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paydos&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ve mütemadiyen hikmetle yazar ve &#039;&#039;paydos&#039;&#039; ile bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Payton (bkz. Fayton)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pedagog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir &#039;&#039;pedagogdur&#039;&#039; (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pırlanta&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Medeniyet ve fazilet çarşısında; cephesi’nde insan yazılan, iki ayak üstünde olan sandukadaki, üstüne kalp yazılan siyah veya &#039;&#039;pırlanta&#039;&#039; bir kutudadır. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pineduz&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Pine- kısmı)&lt;br /&gt;
|Siz de &#039;&#039;pîneduz&#039;&#039;luktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyango&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir kısmı da darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki &#039;&#039;piyango&#039;&#039; dairesine girdiklerini... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyes&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba görmez misin ki, meselâ sen bir temsil mahalline gitsen (yani tiyatro ve &#039;&#039;piyes&#039;&#039; gibi şeylerin oynandığı bir yere) ve görsen ki; ... (Zehre&#039;nin Zeyli, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plak/Pilak&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Belki herbiri; manevî, Rabbanî, muazzam, hadsiz başlı bir fonoğrafın birer &#039;&#039;plağı&#039;&#039; hükmünde olan masnuların üstünde dönen... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir &#039;&#039;plân&#039;&#039; çevirmiş. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Polis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar&amp;quot; diye &#039;&#039;polislere&#039;&#039; şekva ediyorlar. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Politika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem bu ittifaksızlıktan gelen zafiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin &#039;&#039;politika&#039;&#039;sına ve ehemmiyetsiz muvakkat yardımlarına karşı bu acib manevî rüşvetler veriliyor.  (Emirdağ 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Posta(hane)&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub &#039;&#039;postacılığı&#039;&#039; yapmak, papağanları konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pot (kırmak)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Dehşetli bir &#039;&#039;pot&#039;&#039; kırdım. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pozitif, Pozitivizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asır &#039;&#039;pozitif&#039;&#039; fikirlerin hükümran olduğu bir zamandır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prens&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;PRENS&#039;&#039; BİSMARCK (BİSMARK)&#039;IN BEYANATI (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prensip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Prensiplerimize&#039;&#039; muhalif ve burjuva denilen tabaka-i havassın istibdad ve tahakkümleri altında adalet-i mahzayı kabul etmek ağır geliyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Pres&#039;&#039; Ateşeliğinizde dine dair malûmat ve kitap da yoktur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Profesör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ düşman bir hükûmetin bir &#039;&#039;profesörü&#039;&#039; bu memlekete gelse, ehl-i maarif, onun ilim ve marifetine hürmeten onu ziyaret ederler ve ona hürmet ederler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Program&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet güzel bir çiçeğin dakik &#039;&#039;programını&#039;&#039;, küçücük bir tohumunda dercetmek, büyük bir ağacın sahife-i a&#039;malini, tarihçe-i hayatını, fihriste-i cihazatını küçücük bir çekirdekte manevî kader kalemiyle yazmak; nihayetsiz bir hikmet kalemi işlediğini gösterir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projeksiyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı &#039;&#039;projeksiyon&#039;&#039; gibi nurlarını iman hakikatlerine tevcih ederek... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projektör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Yirmi Birinci Lem&#039;a namıyla &#039;&#039;projektör-misal&#039;&#039;, geceleri gündüze çeviren, pek mübarek ve çok kıymettar ve gayet müessir bir risaleyle,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Propaganda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İslâmiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan &#039;&#039;propagandalarına&#039;&#039; ve taarruzlarına devam ederken,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protestan(lık)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen &#039;&#039;Protestanlık&#039;&#039; Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat) / Nasraniyet intıfa, ya ıstıfa bulacak. İslâm&#039;a karşı teslim, terk-i silâh edecek. Mükerreren yırtıldı, &#039;&#039;purutluğa&#039;&#039; tâ geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protesto&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hattâ Isparta ve Eğirdir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle &#039;&#039;protesto&#039;&#039; ediyorlar. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Psikolog, Psikoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir &#039;&#039;psikolog&#039;&#039; (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Purutluk (bkz. Protestanlık)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pusula&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|{{Arabi|هُوَ}} nin anahtarı ile ve &#039;&#039;pusula&#039;&#039;sıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyo&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir &#039;&#039;radyo&#039;&#039;-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Radyumvari&#039;&#039; o madde-i Kur&#039;anî ışığıyla sezmiştim. İşte, gözüne aydın! (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rampa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kadir Gecesini de Hadımköyünde istasyon &#039;&#039;rampasında&#039;&#039;, yağmurlu soğuk bir havada müşkilâtla bulunduğu su ile abdest alıp, sandık kapağı üstünde kılması... (Kastamonu L. (Eski))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rapor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf &#039;&#039;raporunda&#039;&#039;: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir enerji vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasyonel, Rasyonalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını &#039;&#039;rasyonel&#039;&#039; ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Realist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bediüzzaman Said Nursî; din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, &#039;&#039;realist&#039;&#039; görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir. (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reçete&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir &#039;&#039;reçete&#039;&#039;, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rejim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı &#039;&#039;rejim&#039;&#039;-i bid’akâranesini tamir edecek, sünnet-i seniyeyi ihya edecek; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rektör&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|...Üniversite &#039;&#039;Rektör&#039;&#039;ü Şeyh Bahît gibi müdakkik âlimler ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin &#039;&#039;rolü&#039;&#039; ehemmiyetlidir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Roman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|O da tiyatrocu, sinemacı, &#039;&#039;romancı&#039;&#039; medeniyetin edebiyatının şe&#039;nidir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Romatizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eskiden beri bende bulunan kulunç illetine ve &#039;&#039;romatizma&#039;&#039; hastalığına iltihak edip, beni yatağa düşürdü. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rovelver&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Değil elimize bıçak, belki mavzer ve &#039;&#039;rovelver&#039;&#039; de verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rönesans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan’ın en büyük mecmuası “Students’ Voice”da İslâm Kongresi Reisi “Zafer Afaq Ansar”ın “İslâm’ın Büyük &#039;&#039;Rönesansı&#039;&#039;” adlı makalesinde Risale-i Nur’un muhterem ve muazzez müellifinden şöyle bahsediyor (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Röntgen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz &#039;&#039;röntgen&#039;&#039; şuâı gibi zînurlar;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabun&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalık, &#039;&#039;sabun&#039;&#039; gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata (Safsatiyat)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Tahayyülde &#039;&#039;safsata&#039;&#039; hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sako&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu üstümdeki &#039;&#039;sakoyu&#039;&#039;, yedi sene evvel, eski olarak almıştım. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar &#039;&#039;salonu&#039;&#039; hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandalye&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O nurlu &#039;&#039;sandalyede&#039;&#039; oturan, yangınlar, tuğyanlardan kurtulur (kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk(ça)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hattâ beş &#039;&#039;sandık&#039;&#039; Nur Risalelerinde beş on sehiv buldukları halde,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santral&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, &#039;&#039;santralları&#039;&#039;, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santrifüj/Santrafüj&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Kıraç ve kumlu yerlerden suları çıkartan &#039;&#039;santrifüj&#039;&#039; âleti {{Arabi|اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ}} âyetiyle işaret edilen Hazret-i Musa’nın (as) asâsından ders almıştır.(Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekreter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Washington&#039;daki İslâm Cemiyetinin ve İslâm Kültür Merkezinin Genel &#039;&#039;Sekreteri&#039;&#039; Dr. Muhammed Habilullah&#039;tan, Irak&#039;taki Nur talebesi Ahmed Ramazan&#039;a gelen mektup. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...asrın maymun taklitçiliğine varan şahsiyetsizliği önünde şahsiyet mefhûmunun ilâhî yüksekliğini gönüllerin mihrâk noktasında &#039;&#039;sembolleştirmeğe&#039;&#039; tevessül eden âlimdir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri (hızlı anlamındaki Arapça kökenli seri&#039; kelimesi ile karıştırılmamalıdır)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika&#039;da Türkler lehinde bir &#039;&#039;seri&#039;&#039; konferans vermek... (Emirdağ L. 2.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyda (Seyyid kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Seydâ! Ne söylerseniz sözünüzden çıkmam, demiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Onun nuru, Kur’an’ın nuru, Allah’ın nuru vatan &#039;&#039;sınır&#039;&#039;larını da aştı. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırma&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|...malûm Âsiye Hanımın hanesinde etrafı tezyin edilen Hizbü&#039;l-Ekberi yüz senelik bir güzel kap içinde, o kabın, üstünde &#039;&#039;sırmayla&#039;&#039; padişahların mühim fermanlarında tuğra-i şâhâne işlenmiş olduğunu gördük. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sicim&lt;br /&gt;
|Moğolca (kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Hazret-i Muaz ibni Cebel dedi ki: Gazve-i Tebük&#039;te bir çeşmeye rast geldik; &#039;&#039;sicim&#039;&#039; kalınlığında, güçle akıyordu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sigara&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o &#039;&#039;sigara&#039;&#039; kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer a&#039;zâ-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı {{Arabi|يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَسَلَامًا}} âyetini okuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinema, Sinematoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Birden manevî bir &#039;&#039;sinema&#039;&#039; ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sistem&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahrib-i medeniyet, deniyet-i hazıra sureti değişecek, &#039;&#039;sistemi&#039;&#039; bozulacak; zuhur edecek o vakit,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sivil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar, şu işlerde &#039;&#039;sivil&#039;&#039; olarak istihdam ediliyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyonizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Siyonizm&#039;&#039;, komünizm, Allahsızlık gibi İslâmiyete zıt olan cereyanlara karşı mücadele etmektir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Skolastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beni, &#039;&#039;skolastik&#039;&#039; bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Soba&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|...bir misafirhane-i Rahmaniyede bir lâmba ve &#039;&#039;soba&#039;&#039; olan güneşimizin yanmasının devamı için,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofestai&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|...ya dimağında bir &#039;&#039;sofestai&#039;&#039; gizlenmiş, karıştırıyor; veyahut kalbini delerek bir müvesvis saklanmış, ihtilâl ediyor;... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu/Sufi&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhakkikîn-i &#039;&#039;sofiye&#039;&#039;, Vâcibü&#039;l-Vücuda o kadar hasr-ı nazar etmiş ve müstağrak olmuş ve ehemmiyet vermişler ki, onun hesabına kâinatın vücudunu inkâr etmişler. (Nokta)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bizim, avam tabakasının intibahı ile &#039;&#039;sosyalizm&#039;&#039; ve bolşevizm düsturlarını tatbik etmek, işimize yarıyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyolog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir &#039;&#039;sosyolog&#039;&#039; (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübjektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur &#039;&#039;sübjektif&#039;&#039; nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulfato&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hususan madeniyatın tuz, limontuzu, &#039;&#039;sulfato&#039;&#039; ve şap gibi sureten birbirine benzemekle beraber tadlarının şiddet-i muhalefetiyle... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünger&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...ve onunla zemin bahçesini sulandırır bir &#039;&#039;sünger&#039;&#039; gibi tasarruf eden kudretinin azametine ve herbir şeye şümulüne şehadet ettikleri gibi,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şape&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|...her lisandan meylü&#039;l-mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, &#039;&#039;şape&#039;&#039; gibi büyür. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şapka&lt;br /&gt;
|Rusça/Bulgarca&lt;br /&gt;
|Hiçbir vakit &#039;&#039;şapkayı&#039;&#039; başıma koymayı ihtar etmedikleri gibi benim hizmetçilerim misillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordular. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarlatan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Böyle &#039;&#039;şarlatanların&#039;&#039; inkârları, hiç hükmündedir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şef&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;şef&#039;&#039;in gözüne girebilmek, terfi-i makam edebilmek gibi süflî hırslarla yanıp kavrulanlar için ise bulunmaz bir fırsat olmuştur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenlik&lt;br /&gt;
|Ermenice (Şen- kısmı)&lt;br /&gt;
|İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî &#039;&#039;şenlik&#039;&#039; görüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerantah&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah)&#039;&#039; Süryânîce Raûf ve {{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut) Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Fransızca (aslen Arapça Sıfır kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan &#039;&#039;şifre&#039;&#039; bulunan bir muhabere mecmuasıdır. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimendifer&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire &#039;&#039;şimendifer&#039;&#039; ve balon gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şoför&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Şoförün&#039;&#039; kafası, parçalanmış, &amp;quot;ah, of&amp;quot; çekiyor. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Umumumuza bir &#039;&#039;tabla&#039;&#039; taam konuldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabur&lt;br /&gt;
|Macarca &lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir &#039;&#039;taburun&#039;&#039; askerleri, istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa kolay bir surette &#039;&#039;tabur&#039;&#039; bayrağı altında toplanmaları; yeniden bir &#039;&#039;tabur&#039;&#039; teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan; Türk’ün, İslâm’ın düşmanları &#039;&#039;taktik&#039;&#039; değiştirmişler. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talan&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Bâtınındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve &#039;&#039;talan&#039;&#039; etmek tevehhüm etmişsin. (2. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|İspanyolca &lt;br /&gt;
|Bir ihtiyar hocaya, &#039;&#039;tango&#039;&#039; bir kadın libası giydirilmediği gibi.. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla (At ahırı) (bir oyunun adı olan ve Risalelerde geçmeyen Tavla kelimesi Arapça üzerinden Latinceden gelir)&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça/Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...o vakit midenin &#039;&#039;tavla&#039;&#039;sına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teknik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asrın Kur&#039;ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan &#039;&#039;teknik&#039;&#039;, fen ve san&#039;at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve hâvi olacak, Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve ilân etmektedir. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telefon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud &#039;&#039;telefonların&#039;&#039;, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telepati&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Telepati&#039;&#039; nev&#039;inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair; birdenbire kibrit yakmak gibi, seri sualler soruyor. (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telgraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, &#039;&#039;telgrafların&#039;&#039;, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem muvakkat, &#039;&#039;temel&#039;&#039;siz misafirhaneleridir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tentene (Dantel[a]&#039;dan)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş &#039;&#039;tenteneli&#039;&#039; bir perdedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teres&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Onları deprettirir. Esaslara ilişilmez, onlarla oynanılmaz, sussun şimdi dinsizlik! İflas etti o &#039;&#039;teres&#039;&#039;. Bestir tecrübe-i küfran ve yalan. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|İşte şu merak-ı mârifetten, sahib-i &#039;&#039;tılsımın&#039;&#039; muhabbeti neş&#039;et etti. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tire&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Tire&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (11. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tiyatro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte dans ve &#039;&#039;tiyatro&#039;&#039; gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ton&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Risale-i Nur bir zehir ise, bizim bu zehirlere &#039;&#039;tonlarla&#039;&#039;, binlerce kilo ihtiyacımız vardır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kendisini Haydarpaşa&#039;dan Ankara&#039;ya götüren &#039;&#039;tren&#039;&#039; ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir&#039;den Ankara&#039;ya götüren trenle Eskişehir&#039;de buluşuyor. (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Trilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, &#039;&#039;trilyonlarla&#039;&#039; çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulum&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın &#039;&#039;tulum&#039;&#039; gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulumba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su &#039;&#039;tulumbası&#039;&#039; hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuvalet&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Arz, sema güzellik müsabakasına girmek için lâzım gelen &#039;&#039;tuvaletleri&#039;&#039; yapıp hazırlıklarda bulundukları zaman arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer. (İşaratül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Açılmış gül, öter bülbül, yüzünde var zarif bir &#039;&#039;tül&#039;&#039;. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tünel&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Ya fıtrî bir &#039;&#039;tünelden&#039;&#039; titreyerek gideriz. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Evet, zeminde hiçbir tahavvül ve ağaç ve hayvanlarında her senede &#039;&#039;urbasını&#039;&#039; değiştirmek gibi hiçbir tebeddül – cüz&#039;î olsun, küllî olsun – yoktur ki, intizamıyla Senin vücûduna ve vahdetine işâret etmesin. (Münacat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üniversite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nurs köyü ve Nursî lakabımla ve Nurlarla münasebetdar &#039;&#039;üniversite&#039;&#039; mektebinin pek gayretli bir Nurcusu... (Emirdağ-1 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vagon&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...ve erzak getiren bir şimendifer ve yüzündeki bahar mevsimini bir &#039;&#039;vagon&#039;&#039; tarzında yüz bin nevi taamlarla... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vapur&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o zaman İnebolu’nun meşhur ulemasından Hacı Ziya ve diğer ulema arasında &#039;&#039;vapur&#039;&#039;a teşyi edildiği sırada... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Volkan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Halbuki şakk-ı Kamer, bir &#039;&#039;volkanla&#039;&#039; inşikak eden bir dağ gibi mümkündür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yamyam&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce (Güney Sudan&#039;da insan eti yediği rivayet edilen bir kavmin dilinden)&lt;br /&gt;
|Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen &#039;&#039;yamyamların&#039;&#039;, hattâ vahşi canavar bir çete reisinin bir usûlü var, bir düstur ile hükmeder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenav&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını avzen {Haşiye: Kürdçedir.} ve &#039;&#039;zenav&#039;&#039; gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Sermeden &#039;&#039;zürm-zürm&#039;&#039; eder. {(Haşiye) Kürtçedir. -Müellif-} (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62052</id>
		<title>-dar</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62052"/>
		<updated>2026-07-25T14:24:53Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Farsça Ekler]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;-dâr&#039;&#039;&#039; veya &#039;&#039;&#039;-târ&#039;&#039;&#039;, sonuna geldiği kelimeye &amp;quot;tutan, sâhip ve mâlik olan&amp;quot; anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bilgiler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:&#039;&#039;&#039; Daşten ({{Arabi|داشتن}}): tutmak, sahip olmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Risale-i Nur&#039;da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Gözden kaçan başka örnekler olabilir)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alakadar:&#039;&#039;&#039; İlgili&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç &#039;&#039;alakadar&#039;&#039; görünmezdi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alemdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görürsün en ziyadarın, zekâvette &#039;&#039;alemdarın&#039;&#039;,... (17. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Aleyhdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En birinci ithamları, beni rejim &#039;&#039;aleyhtarı&#039;&#039; olarak telâkki etmeleridir. (Müdafaalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bahadar:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet‑i Rahmâniyenin misâli, rahmet‑i Rabbâniyenin timsâli, hakikat‑i insaniyenin şerefi, şecere‑i hilkatin en kıymettar ve kıymetli &#039;&#039;bahâdar&#039;&#039; bir semeresidir. (Reşhalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bayraktar:&#039;&#039;&#039; Bayrak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey, bin seneden beri İslâmiyetin &#039;&#039;bayraktarlığını&#039;&#039; yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cazibedâr:&#039;&#039;&#039; Cazibeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı &#039;&#039;cazibedârın&#039;&#039; cezbiyledir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cezbedar:&#039;&#039;&#039; Çekici&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...havanın dokunmasıyla &#039;&#039;cezbedarane&#039;&#039; ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dağdâr/Dağidar:&#039;&#039;&#039; Çok üzgün&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı &#039;&#039;dağidâr-ı&#039;&#039; teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Deftardar:&#039;&#039;&#039; Defter tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, &#039;&#039;defterdar&#039;&#039; olmaz.. (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dehadâr:&#039;&#039;&#039; Deha sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr &#039;&#039;dehadâr&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dindâr:&#039;&#039;&#039; Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evvela: &#039;&#039;Dindar&#039;&#039; bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dümdâr:&#039;&#039;&#039; Artçı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak &#039;&#039;dümdârlık&#039;&#039; vazifesi var. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haberdar:&#039;&#039;&#039; Haberi olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avâm‑ı nâs Arabî’den &#039;&#039;haberdar&#039;&#039; değildir, fehmedemez? (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haleldar:&#039;&#039;&#039; Zarara uğramış&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...sırf uhrevî olan Ramazan‑ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur‑u manevîmizi &#039;&#039;haleldâr&#039;&#039; edecekti. (Şualar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hatadâr:&#039;&#039;&#039; Hatalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i &#039;&#039;hatâdârın&#039;&#039; hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir. (Asar-ı B.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Havadâr:&#039;&#039;&#039; Havası bol&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hübubiyle &#039;&#039;havadarız&#039;&#039; (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hazinedâr:&#039;&#039;&#039; Hazineyi koruyan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî &#039;&#039;hazinedar&#039;&#039; hükmüne kimse getirebilir mi? (Sözler)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hikmettâr:&#039;&#039;&#039; Hikmetli yapan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve &#039;&#039;hikmettar&#039;&#039; bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hissedâr:&#039;&#039;&#039; Hisse sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden &#039;&#039;hissedâr&#039;&#039; olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hükümdâr:&#039;&#039;&#039; Hüküm süren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle... (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hüşdar:&#039;&#039;&#039; Uyanık&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey yoldaş‑ı &#039;&#039;hüşdâr&#039;&#039;! (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;İ&#039;cazdâr:&#039;&#039;&#039; Mucizevi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve &#039;&#039;i&#039;cazdârâne&#039;&#039; bast edilmiştir ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Kıymetdâr:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mecmuundan haber verdiği gibi &#039;&#039;kıymetdâr&#039;&#039; risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Lekedâr:&#039;&#039;&#039; Lekelendiren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milletimin namını &#039;&#039;lekedâr&#039;&#039; etmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Manidâr:&#039;&#039;&#039; Anlamlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O rahmet‑i âmmenin bir cilve‑i &#039;&#039;mânidâr&#039;&#039;, onun bir sırr‑ı hikmeti var; küfür mâni değildir. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Meyvedâr:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i &#039;&#039;meyvedâr&#039;&#039; gibi..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mihmandâr:&#039;&#039;&#039; Ağırlayan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Minnetdâr:&#039;&#039;&#039; Minnet eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Muhabbetdar:&#039;&#039;&#039; Muhabbet içeren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve &#039;&#039;muhabbetdarane&#039;&#039; taltif... (24. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mumdâr:&#039;&#039;&#039; Mum görevi gören&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir &#039;&#039;mumdarı&#039;&#039;, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. (2. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Münasebetdar:&#039;&#039;&#039; Alakalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve birbirinin içine girmesi ve &#039;&#039;münasebetdarane&#039;&#039; ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Namdâr:&#039;&#039;&#039; Ünlü, namı olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; &#039;&#039;namdar&#039;&#039;, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Nazdâr:&#039;&#039;&#039; Nazlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, &#039;&#039;nazdârâne&#039;&#039; tahdis-i ni&#039;met suretinde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Perdedar:&#039;&#039;&#039; Perdeci&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Pişdâr:&#039;&#039;&#039; Öncü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında &#039;&#039;pişdâr&#039;&#039;, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Revnakdar:&#039;&#039;&#039; Güzel, parlak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli &#039;&#039;revnakdar&#039;&#039; bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;... (7. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Sancaktar:&#039;&#039;&#039; Sancak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde &#039;&#039;sancaktarı&#039;&#039; kıl,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Semeredar:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tek bir semere ile &#039;&#039;semeredâr&#039;&#039; şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir. (Lemalar, Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Serdar:&#039;&#039;&#039; Başkomutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet &#039;&#039;serdarısınız&#039;&#039;. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuledar:&#039;&#039;&#039; Şule saçan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlm ü hakikatte &#039;&#039;şûledâr&#039;&#039; mâhitâb‑ı âhirzamandır bu. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuurdar:&#039;&#039;&#039; Şuurlu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve &#039;&#039;şuurdarane&#039;&#039; vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tahsildar:&#039;&#039;&#039; Tahsil eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Takvadâr:&#039;&#039;&#039; Takvalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem Nur&#039;un &#039;&#039;takvadârâne&#039;&#039; ve riyazetkârâne meşrebi;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tarafdâr:&#039;&#039;&#039; Taraf olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Taravettar:&#039;&#039;&#039; Tazece&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ &#039;&#039;tarâvettar&#039;&#039; semereleri bir şecere‑i nurâniyedir ki; ... (19. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tecellidar:&#039;&#039;&#039; Allah&#039;ın tecellisi ile meydana gelen&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda &#039;&#039;tecellîdâr&#039;&#039; ki: LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ… (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tesellidar/Teselliyetdâr:&#039;&#039;&#039; Teselli veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...elbette şefkatkârane, &#039;&#039;teselliyetdârâne&#039;&#039; bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vazifedâr:&#039;&#039;&#039; Vazifeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm’ın âlemine fedâya &#039;&#039;vazifedâr&#039;&#039;, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,... (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vefadâr:&#039;&#039;&#039; Vefalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, &#039;&#039;vefadâr&#039;&#039; kardeşlerim!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Zimmettar:&#039;&#039;&#039; Zimmetinde bulunduran&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ehl‑i zimmet &#039;&#039;zimmettârlarıyla&#039;&#039; nasıl müsâvî olur? (Münazarat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ziyadâr:&#039;&#039;&#039; Işık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri &#039;&#039;Ziyadar&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Zulmetdâr:&#039;&#039;&#039; Karanlık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri &#039;&#039;Zulmettar&#039;&#039; diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==İlgili Maddeler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Kaynakça==&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62051</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62051"/>
		<updated>2026-07-25T12:23:26Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. (Tüm kelimelerin tablo halinde listesi ve örnek cümleler için bkz. [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimeler]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62050</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62050"/>
		<updated>2026-07-25T12:22:50Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. (Tüm kelimelerin listesi için Bkz. [[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimeler]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62049</id>
		<title>Ana Sayfa</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Ana_Sayfa&amp;diff=62049"/>
		<updated>2026-07-25T12:21:56Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
{{Arabi|بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ}}&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center; font-size: 100%;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Nurpedia&#039;&#039;&#039; Kur&#039;an, İman ve İslam hakikatlerine dair bir Nur ansiklopedisi olup kullanıcıların katkılarıyla büyümektedir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Toplam Türkçe madde sayısı: [[Special:Statistics|{{NUMBEROFARTICLES}}]] (6.236 Kur&#039;an ayeti maddesi/sayfası dahil)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlk madde ve oluşturma tarihi: [[Onuncu Söz]] - 2 Ekim 2016&amp;lt;!--(1. Aşama Hedefi: 10.000, 2. Aşama Hedefi 12.000, 3. Aşama Hedefi: 15.000)--&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
“Evet Risale-i Nur size mükemmel bir me&#039;haz olabilir. Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, meselâ Kur&#039;an kelâmullah olduğuna ve i&#039;cazî nüktelerine dair &#039;&#039;&#039;müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem&#039;edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir.&#039;&#039;&#039;” &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu_ve_Emirdağ%27da_Yazılan_Mektuplar_(Barla)#1._Par.C3.A7a|Barla Lahikası (Risale-i Nur)]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #f2cedf; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Nurpedia&#039;da Neler Yapabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Kur&#039;an&#039;ı mealiyle beraber okuyabilir, sureler ve ayetler hakkında bilgi edinebilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;, Cenab-ı Allah (cc) tarafından Kelam sıfatıyla bütün insanların ve cinlerin irşadı maksadıyla en son ve en üstün peygamberi Hz. Muhammed&#039;e (sav) vahiy meleği Cebrail (as) vasıtasıyla 23 sene zarfında Arapça olarak vahiy yoluyla gönderdiği; arş-ı a’zamdan, ism-i a’zamdan, her ismin mertebe-i a’zamından gelen; bütün insanın bütün hâcat-ı maneviyesine merci olacak şeriat, dua, hikmet, ibadet, emir ve davet, zikir ve fikir kitabı manalarını içeren ve kelâmullah unvanını taşıyan tek, câmi’ bir kitab-ı mukaddes ve kitab-ı semavîdir. ([[Kur&#039;an|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
Bu sayfanın sağ üstündeki arama kutusuna Kur&#039;an&#039;ın 6236 ayetinden istediğiniz ayetin sure adını ve ayet numarasını (mesela [[İsra 88]]) yazarak ilgili ayetin sayfasına gidebilir ve bu ayetle ilgili Risale-i Nur&#039;da geçen bahisleri topluca görüp okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kuran:Kur&#039;an|Kur&#039;an ana sayfası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Sure okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Tüm_Cüz_Okuma_Listesi|Cüz okuma sayfaları]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Sure bilgileri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller|Kur&#039;an&#039;da Geçen Temsiller]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|Tüm maddeler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da geçen hadisleri okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hadis&#039;&#039;&#039; (çoğulu ehadis) en yaygın kullanılan anlamında Peygamberimizin sözleridir. Biraz daha geniş anlamında hadis; Peygamberimizin sözleri (akvali), fiilleri (ahvali) ve takrirleridir (etvarı, yani huzurunda işlenip gördüğü veya gıyabında işlenip de kendisine haber verildiğinde bir şey demediği sahabîlere ait fiiller). Bu üç unsur Peygamberimizin sünnetinin kaynağıdır. Bazen hadis ifadesi ile Peygamberimizin sünneti kastedilir. Bazı alimlere göre Hz. Peygamberin fizyonomik özellikleri ile Hıra Mağarasında ibadete çekilmesi gibi peygamberlik öncesi davranışları da hadisin tarifine girer. Hadis aynı zamanda Peygamberimizin hadislerini tesbit, nakil ve anlamaya yönelik ilmin adıdır; hadis ilmi de denilir. Kudsi hadis ise Peygamberimizin Kur&#039;an dışında Allah&#039;a dayandırarak söylediği hadislerdir. Kur&#039;an ve kudsi hadislere “Vahy-i sarîhî” denilir. Peygamberimiz bunlarda sadece bir tercümandır ve müdahalesi yoktur. Peygamberimizin hadisleri ise “Vahy-i zımnî”dir. Bu kısmın hülâsası vahye ve ilhama dayanır ama ayrıntıları ve ifade ediş şekli Peygamberimize aittir. ([[Hadis|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[Risale:Kudsi Hadisler|Kudsi Hadisler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Hadisler|Hadisler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:33 Hadis|33 Hadis]]&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;un istediğiniz kısmını okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin hayatının kendi ifadesiyle Yeni Said olarak ifade ettiği döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur&#039;an tefsiridir. ([[Risale-i_Nur|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Risale-i Nur|Tüm Risaleler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sözler|Sözler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mektubat|Mektubat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Lem&#039;alar|Lem&#039;alar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Şuâlar|Şuâlar]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Tarihçe-i Hayat|Tarihçe-i Hayat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz|İşarat-ül İ&#039;caz]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye|Mesnevi-i Nuriye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asâ-yı Musa|Asâ-yı Musa]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Barla Lahikası|Barla Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kastamonu Lahikası|Kastamonu Lahikası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-1|Emirdağ Lahikası-1]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Emirdağ Lahikası-2|Emirdağ Lahikası-2]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Sikke-i Tasdik-i Gaybi|Sikke-i Tasdik-i Gaybi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Muhakemat|Muhakemat]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Asar-ı Bediiyye|Âsâr-ı Bedîiyye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)|Mesnevi-i Nuriye (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)|İşarat-ül İ&#039;caz (Badıllı)]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Rumuzat-ı Semaniye|Rumuzat-ı Semaniye]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Risale:Kur&#039;an Hattı Risaleler|Kur&#039;an Hattı Risaleler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Hizb-ül Kur&#039;an ve tesbihat ile çeşitli dua ve evradı mealleriyle beraber okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Kur&#039;an&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-i Azam-ı Kur&#039;anî|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Surelere Göre]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Hizb-ül Hakâik&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Hizb-ül Hakaik|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:İstiğfar ve Sureler (Hizb-ül Hakaik)|İstiğfar ve Sureler]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Cevşen-ül Kebir (Hizb-ül Hakaik)|Cevşen-ül Kebir]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Evrad-ı Kudsiyye (Hizb-ül Hakaik)|Evrâd-ı Kudsiyye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Delail-in Nur (Hizb-ül Hakaik)|Delâil-in Nur]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Sekine (Hizb-ül Hakaik)|Sekine]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ı Veysel Karani (Hizb-ül Hakaik)|Münâcât-ı Veysel Karanî]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam (Hizb-ül Hakaik)|Duâ-i Tercüman-ı İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dua-i_İsm-i_A%27zam_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâ-i İsm-i A&#039;zam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)|Münâcât-ül Kur&#039;an]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Tahmidiye_(Hizb-ül_Hakaik)|Tahmidiye]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Hülasat-ül_Hülasa_(Hizb-ül_Hakaik)|Hülâsat-ül Hülâsâ]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Dualar_(Hizb-ül_Hakaik)|Duâlar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Cevşen-ül Kebir|Cevşen-ül Kebir]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Celcelutiye|Celcelutiye]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Namaz Tesbihatı&#039;&#039;&#039; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale:Namaz Tesbihatı|Tamamı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1|Sabah]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C3.96.C4.9Fle_Namaz.C4.B1|Öğle]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#.C4.B0kindi_Namaz.C4.B1|İkindi]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Ak.C5.9Fam_Namaz.C4.B1|Akşam]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Yats.C4.B1_Namaz.C4.B1|Yatsı]]}} | &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risale:Namaz_Tesbihatı#Sabah_namaz.C4.B1n.C4.B1n_s.C3.BCnneti_ile_farz.C4.B1_aras.C4.B1nda_okunacak_dua|Dualar]]}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Tefekkürname|Tefekkürname (29. Lem&#039;a)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb&#039;ül Ekber-in Nuri|Hizb&#039;ül Ekber-in Nûrî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi Münacat Risalesi|Arapça Münâcât]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Arabi El-Hüccet-üz Zehra Risalesi|Arapça El-Hüccet-üz Zehrâ]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Hizb-ül Mesnevi-ül Arabi|Arapça Hizb-ül Mesnevî]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;|Ettefekkür-ul İmaniyyür Refi&#039;]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ercuze|Ercuze]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Kenzü&#039;l-Arş|Kenzü&#039;l-Arş Duası]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı|İmam-ı Şafii&#039;nin Münacatı]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Dua Ayetleri|Dua Ayetleri]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Sekine_(Uzun)|Sekine (Uzun)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Kur%27an_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Kur&#039;an Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Rasul_Kelimesi_Geçen_Ayetler|Rasul Kelimesi Geçen Ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler|Bakiyat-ı Salihat ve Benzeri Zikirler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Ashab-ı Bedr|Ashab-ı Bedr]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[Risale:Evrad|Tüm Evrad]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dua/Evrad|İlgili tüm maddeler]] ({{PAGESINCAT:Dua/Evrad}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Risale-i Nur&#039;da bahsi geçen esma, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. hakkında bilgi edinebilir ve bu konuda risalelerde geçen bahislerin hepsini topluca okuyabilirsiniz&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
Sağ üstteki arama kutusuna hakkında bilgi edinmek istediğiniz esma, sure, ayet, şahıs, risale, yer, hadise, mefhum, eser vb. adını yazabilir veya alternatif olarak, aşağıdaki örnek maddeleri verilen kategorilerden birini seçerek içindeki maddeleri okuyabilirsiniz&amp;lt;br /&amp;gt;(Parantez içinde ilgili kategorideki madde (sayfa) sayısı verilmiştir; eksiksiz kategoriler/sayfalar &amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; işaretiyle gösterilmiştir)&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kur&#039;an|KUR&#039;AN]] ({{PAGESINCAT:Kur&#039;an}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|SURE]] (114) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|AYET]] (6236) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Esma|ESMA]] ({{PAGESINCAT:Esma}}) &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale|RİSALE]] ({{PAGESINCAT:Risale}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Şahıs|ŞAHIS]] ({{PAGESINCAT:Şahıs}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Yer|YER]]  ({{PAGESINCAT:Yer}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hadise|HADİSE]] ({{PAGESINCAT:Hadise}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Mefhum|MEFHUM]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Eser|ESER]] ({{PAGESINCAT:Eser}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Zihayat|ZİHAYAT]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Cemadat|CEMADAT]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}}) &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|DİL VE EDEBİYAT]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&amp;lt;!--&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;XXX&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
XXX&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
--&amp;gt;&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Esma Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Musavvir&#039;&#039;&#039; (Arapça: {{Arabi|ﻣُﺼَﻮِّﺭُ}}) Cenab-ı Allah&#039;ın (cc) tasvir eden, her şeye bir suret ve şekil veren, her şekli diğerinden farklı kılan, mahlukatını istediği sıfat ve seçtiği surette yaratan anlamlarına gelen bir ismidir. Kur&#039;an-ı Kerim&#039;de bir yerde geçer ve hadislerde Esma-i Hüsna arasında sayılmıştır. ([[El-Musavvir|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şuunat|Şuunat]] ({{PAGESINCAT:Şuunat}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Sıfat|Sıfat]] ({{PAGESINCAT:SIFAT}}) &amp;amp;bull; [[:Kategori:Esma|Esma]] ({{PAGESINCAT:Esma}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Sure Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Tevafuklu Kur&#039;an.JPG|150px|left|thumb|Bediüzzaman&#039;ın keşfettiği tevafuk mu&#039;cizesine uygun olarak talebesi tarafından yazılmış Kur&#039;an&#039;dan Fatiha suresi. Satır başlarında aynı hizada tevafuk eden elifler kırmızıyla yazılmıştır.]]&#039;&#039;&#039;Fâtiha ({{Arabi|الفاتحة}}) Suresi&#039;&#039;&#039; Kur&#039;ân-ı Kerim&#039;in 1. suresi olup Kur&#039;ân&#039;ın en başında ve Bakara suresinden önce yer alır. Fatiha, başlangıç demektir. Tamamı nazil olan ilk suredir. Mekke devrinin ilk yıllarında tamamı bir defada inmiştir. Alimler [[Hicr 87|Hicr suresinin 87. ayetinde]] geçen &amp;quot;Seb&#039;ul Mesânî&amp;quot; (tekrarlanan yedi) ifadesiyle genellikle Fatiha&#039;nın kast edildiğini söyler. İçinde Bediüzzaman&#039;ın da olduğu bazı alimler ise bu ifadenin ayrıca Fatiha&#039;nın 2 defa nazil olmasına da işaret ettiği kanaatindedir. Buna göre Medine döneminde bir defa daha nazil olmuştur. Başında “Elhamdülillah” olan beş sureden biridir. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte bunun gibi ahkâm-ı İlahiye, mezheplere hikmet-i İlahiyenin sevkiyle ittiba edenlere göre değişir hem hak olarak değişir ve her birisi de hak olur, maslahat olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, hikmet-i İlahiyenin tensibiyle İmam-ı Şafiî’ye ittiba eden, ekseriyet itibarıyla Hanefîlere nisbeten köylülüğe ve bedevîliğe daha yakın olup cemaati bir tek vücud hükmüne getiren hayat-ı içtimaiye de nâkıs olduğundan, her biri bizzat dergâh-ı Kādıyü’l-Hâcat’ta kendi derdini söylemek ve hususi matlubunu istemek için imam arkasında [[Fatiha]]’yı birer birer okuyorlar. Hem ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İmam-ı A’zam’a ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla, İslâmî hükûmetlerin ekserisi, o mezhebi iltizam etmesiyle medeniyete, şehirliliğe daha yakın ve hayat-ı içtimaiyeye müstaid olduğundan; bir cemaat, bir şahıs hükmüne girip, bir tek adam umum namına söyler; umum kalben onu tasdik ve rabt-ı kalp edip, onun sözü umumun sözü hükmüne geçtiğinden, Hanefî mezhebine göre imam arkasında Fatiha okunmaz. Okunmaması ayn-ı hak ve mahz-ı hikmettir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:27._Söz#Hâtime|27. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Fatiha_Suresi|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sure Okuma Sayfaları|Tüm sureler (okuma)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler|Tüm sureler (bilgi)]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
[[Kuran:Fatiha|Fatiha suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresi|Fatiha suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Fatiha_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|Fatiha suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Surelerin ayetlerinin listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere göre Risale-i Nur&#039;da geçen ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Ayet Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:İsra 88.png|thumb|left]] &#039;&#039;&#039;İsra 88&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Meali:&#039;&#039;&#039; 88- De ki: Andolsun, bu Kur&#039;an&#039;ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem mesela, hâtem-i divan-ı nübüvvet ve bütün enbiyanın mu’cizeleri onun dava-i risaletine bir tek mu’cize hükmünde olan enbiyanın serveri ve şu kâinatın mâbihi’l-iftiharı ve Hazret-i Âdem’e icmalen talim olunan bütün esmanın bütün meratibiyle tafsilen mazharı; yukarıya celal ile parmağını kaldırmakla şakk-ı kamer eden ve aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ve bin mu’cizat ile musaddak ve müeyyed olan Muhammed aleyhissalâtü vesselâmın mu’cize-i kübrası olan Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazının en parlaklarından olan hak ve hakikate dair beyanatındaki cezalet, ifadesindeki belâgat, maânîsindeki câmiiyet, üsluplarındaki ulviyet ve halâveti ifade eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[İsra 88|{{Arabi|قُلْ لَئِنِ اجْتَمَعَتِ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلٰٓى اَنْ يَاْتُوا بِمِثْلِ هٰذَا الْقُرْاٰنِ لَا يَاْتُونَ بِمِثْلِهٖ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهٖيرًا}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
gibi çok âyât-ı beyyinatla ins ve cinnin enzarını, şu mu’cize-i ebediyenin vücuh-u i’cazından en zahir ve en parlak vechine çeviriyor. Bütün ins ve cinnin damarlarına dokunduruyor. Dostlarının şevklerini, düşmanlarının inadını tahrik edip azîm bir teşvik ile şiddetli bir tergib ile dost ve düşmanları onu tanzire ve taklide, yani nazirini yapmak ve kelâmını ona benzetmek için sevk ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:20._Söz#Bir_N.C3.BCkte-i_M.C3.BChimme_ve_Bir_S.C4.B1rr-.C4.B1_Ehemm|20. Söz]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[İsra_88|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Surelerin Ayetler Listesi|Tüm ayetler]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[Kuran:İsra|İsra suresi okuma sayfası]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[İsra_Suresi|İsra suresi hakkında bilgi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresi|İsra suresinin ayetleri listesi]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İsra_Suresinin_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetleri|İsra suresinin Risale-i Nur&#039;da geçen ayetleri]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Tekrarlanan Ayetler|Tekrarlanan ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da geçen tüm ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|Risale-i Nur&#039;da iktibas edilen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Hizb-ül Kur&#039;an Ayetleri|Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da geçen ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler|İçinde Geçen Kelimelere Göre Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Haşir Risalesi.JPG|200px|thumb|left|1928&#039;de basılan nüshanın kapağı]]&#039;&#039;&#039;Onuncu Söz&#039;&#039;&#039; ya da diğer adıyla &#039;&#039;&#039;Haşir Risalesi&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın Isparta Vilayetinin 1 Mart 1927 tarih ve 81 numaralı resmi yazısıyla zorunlu ikamet etmek üzere gönderildiği ve 1934 yılının ortalarına kadar kaldığı Isparta İlinin Eğridir kazasının Barla nahiyesinde telif ettiği ilk eserlerdendir ve Sözler kitabının 10. risalesidir. Rum suresinin &amp;quot;Allah&#039;ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.&amp;quot; mealindeki [[Rum 50|50. ayeti]] başta olmak üzere Haşir ve Âhiret hakkındaki ayetleri 12 suretten oluşan uzunca bir temsil ve on iki hakikat ile tefsir eder ve öldükten sonra dirilmenin, Âhiretin, Cennet ve Cehennemin ve baki hayatın varlığını ispat eder. &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman, İbn-i Sina gibi bir dâhinin haşir hakkında “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez” dediğini ve bütün İslâm alimlerinin “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez” diye ittifakla hükmettiklerini hatırlatarak Haşr-i a’zamın, ism-i a’zamın tecellisiyle olması sebebiyle aklın dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına âciz kalıp taklide mecbur olduğunu ve aklın tek başına o yolda gidemediğini izah eder. Haşrin ancak Cenab-ı Hakk’ın ism-i a’zamının ve her ismin a’zamî mertebesindeki tecellisiyle görünen büyük fiillerin görülmesi ve gösterilmesiyle bahar gibi kolay ispat edilebileceğini, 10. Söz Risalesinin bu şekilde ders verdiğini ve İbn-i Sina gibi zatların dehasıyla yetişemediği hakikatları avamlara da çocuklara da bildirdiğini söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman fikir hürriyeti döneminde ve 1. Dünya Savaşının sarsıntısı vaktinde haşri inkâr eden münafıkların fırsat bulup çok yerlerde zehirli fikirlerini izhara başladıkları bir zamanda (Mesela Komünist Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı “Resimli Ay Mecmuası”nda zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket mevcuttu) Onuncu Söz&#039;ün çıkıp matbaada basılan bin nüshasının etrafa yayıldığını, milletvekillerinin, valilerin ve büyük memurların ellerinde gezdiğini, onu gören herkesin kemal-i iştiyak ve merakla okuduğunu ve zındıkların kâfirane fikirlerini tam kırıp onları susturduğunu söyler.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
10. Söz&#039;ün yüzlerce ayetten süzülen bir ders olduğunu belirten Bediüzzaman bu risaleye çok ehemmiyet vermiştir. Bu risale 25. Söz ve 19. Mektupla birlikte Risale-i Nur&#039;da kendisine en çok atıfta bulunulan risalelerdendir. Hatta talebelerine Onuncu Söz&#039;ün en kuvvetli ve en parlak bürhanlarından olan Dokuzuncu Hakikatının ezber edilinceye kadar mütalaa edilmesini tavsiye eder. Bu risale Kur&#039;an hattının yerine Latin hattını getiren, Kur&#039;an hattıyla kitap basımını yasaklayan ve 1 Kasım 1928&#039;de TBMM&#039;de kabul edilen yasadan önce Kur&#039;an harfleriyle basılabilmiş ilk ve tek risaledir. 10. Söz zeyilleriyle beraber [[Haşir Risalesi (Küçük Kitap)|Haşir Risalesi]] adıyla küçük bir kitap olarak da ayrıca neşredilmiştir. ([[Onuncu Söz|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Risale|Tüm Risale maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Risale}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Risale-i Nur Düsturları|Risale-i Nur Düsturları]] ({{PAGESINCAT:Risale-i Nur Düsturları}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Yer Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Woking Cami.png|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Woking Camii&#039;&#039;&#039; ya da bugünkü adıyla &#039;&#039;&#039;Şah Cihan Camii&#039;&#039;&#039; İngiltere&#039;nin amaca yönelik olarak inşa edilen ilk camisidir. Pencap Üniversitesi&#039;nin eski rektörü Yahudi Gottlieb Leitner tarafından Bhopal Begümü Şah Cihan&#039;ın mali desteğiyle 1889 yılında inşa ettirildi. Leitner&#039;in 1899&#039;da ölümünden sonra cami kullanılmaz hale geldi, ancak daha sonra 1912&#039;de Woking Müslüman Misyonu tarafından yeniden işler hale getirildi. Cami, İngiltere&#039;de yaşayan ve İngiltere&#039;yi ziyaret eden Müslümanlar için bir merkez haline geldi. Lord Headley ve Marmaduke Pickthall gibi İngiliz mühtediler de camiyi ziyarete geldi. 1913 yılında caminin yayın organı olan ve caminin ve misyonun faaliyetleri ve İslam&#039;a yaklaşımı hakkında fikir veren Islamic Review dergisi yayınlanmaya başladı. Cami günümüzde de sünni müslümanlar için aktif bir ibadet yeri olmaya devam etmektedir. Risale-i Nur&#039;da Kur&#039;an&#039;ı tasdik eden ecnebi feylesoflardan biri olan Hindistan’ın millî reislerinden Sarojini Naidu&#039;nun Londra’daki Woking Camii’nde Müslümanlara hitaben verdiği ve İslâm Mecmuası’nın 1920 senesinin Kânunusânisi nüshasında yayınlanan nutkundan bir kısım yer alır. ([[Woking_Camii|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Yer|Tüm Yerler]] ({{PAGESINCAT:Yer}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[Risale-i Nur ve Bediüzzaman İle İlgili Mekanların Konumlarını Gösteren Harita|Harita (380+)]]}} &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kıta|Kıta]] ({{PAGESINCAT:Kıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ülke|Ülke]] ({{PAGESINCAT:Ülke}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şehir|Şehir]] ({{PAGESINCAT:Şehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlçe/Belde|İlçe/Belde]] ({{PAGESINCAT:İlçe/Belde}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Köy/Mahalle|Köy/Mahalle]] ({{PAGESINCAT:Köy/Mahalle}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dağ/Tepe|Dağ/Tepe]] ({{PAGESINCAT:Dağ/Tepe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nehir|Nehir]] ({{PAGESINCAT:Nehir}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cami/Mescid|Cami/Mescid]] ({{PAGESINCAT:Cami/Mescid}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Otel|Otel]] ({{PAGESINCAT:Otel}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Diğer Yerler|Diğer Yerler]] ({{PAGESINCAT:Diğer Yerler}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Hadise Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Fes Kalpak.jpg|250px|thumb|left|Fes boykotu sırasında yayınlanan ve fesleri atıp yerine kalpak kullananları gösteren bir karikatür. Dükkânın tabelâsında “Kalpak Mağazası” yazıyor.]] &#039;&#039;&#039;Avusturya&#039;ya Uygulanan Boykot (1908)&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı görünen Bosna-Hersek’i Avusturya&#039;nın 5 veya 6 Ekim 1908 yılında işgal etmesi üzerine Osmanlı&#039;nın tepki olarak başta fes olmak üzere Avusturya’dan ithal edilen mallara karşı uyguladığı boykottur. Osmanlı topraklarında yaşanan ilk boykottur. Kullanılmakta olan feslerin %70&#039;i Avusturya&#039;dan gelmekteydi ve fes başta olmak üzere Avusturya&#039;dan ithal edilen mallar limanlardan geri gönderildi. Fes yerine kalpak giyiminin teşvik edildiği boykot yaklaşık 4 ay sürdü. Başkent İstanbul’dan başlayan boykot hızla Balkanlar, Anadolu, Suriye, hatta o tarihte Osmanlı sınırları dahilindeki Libya’ya kadar yayıldı. 26 Şubat 1909’da Bâbıâli hükümetinin Bosna-Hersek’in Avusturya’ya ait olduğunu kabul edip Avusturya ile 2,5 milyon Osmanlı lirası tazminat karşılığında anlaşması ile tamamen sona erdi. Bediüzzaman ise hiçbir Avrupa mamulatını giymeyip yerli ürünler kullanmış ve İstanbul&#039;daki hamalları Avrupa&#039;ya karşı iktisadi boykota teşvik etmiş ama yoğun katılım gösteren hamalların asayişe aykırı davranmaması için tesirli nasihatlarda bulunmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi –hammal ve gafil ve safdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilayat-ı Şarkiye’yi lekedar etmelerinden korktum. Ve hammalların umum yerlerini ve kahvelerini gezdim. Geçen sene anlayacakları surette meşrutiyeti onlara telkin ettim. Şu mealde:&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
“İstibdat, zulüm ve tahakkümdür. Meşrutiyet, adalet ve şeriattır. Padişah, Peygamberimizin emrine itaat etse ve yoluna gitse halifedir. Biz de ona itaat edeceğiz. Yoksa Peygambere tabi olmayıp zulüm edenler, padişah da olsalar haydutturlar. Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı; sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz. Ve bizi bir cihette teyakkuza ve terakkiye sevk eden hakiki kardeşlerimiz Türklerle ve komşularımızla dost olup el ele vereceğiz. Zira husumette fenalık var, husumete vaktimiz yoktur. Hükûmetin işine karışmayacağız. Zira hikmet-i hükûmeti bilmiyoruz.”&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte o hammalların, Avusturya’ya karşı –benim gibi bütün Avrupa’ya karşı– (Haşiye: Bedîüzzaman’a zurefadan biri bir gün, irfanıyla mütenasip bir esvab giymesi lüzumundan bahseder. Müşarün-ileyh de: “Siz, &#039;&#039;&#039;Avusturya’ya güya boykot&#039;&#039;&#039; yapıyorsunuz hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum, onun için yalnız memleketimin maddî ve manevî mamulatını giyiyorum.” buyurmuştur.) &#039;&#039;&#039;boykotları&#039;&#039;&#039; ve en müşevveş ve heyecanlı zamanlarda âkılane hareketlerinde bu nasihatin tesiri olmuştur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Padişaha karşı irtibatlarını ta’dil etmeye ve &#039;&#039;&#039;boykotajlarla&#039;&#039;&#039; Avrupa’ya karşı harb-i iktisadî açmaya sebebiyet verdiğimden demek cinayet ettim ki bu belaya düştüm…&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:İlk_Hayatı#Üçüncü Cinayet|Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Avusturya%27ya_Uygulanan_Boykot_(1908)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Hadise|Tüm Hadiseler]] ({{PAGESINCAT:Hadise}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Afet|Afet]] ({{PAGESINCAT:Afet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hapis/Mahkeme|Hapis/Mahkeme]] ({{PAGESINCAT:Hapis/Mahkeme}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mucize|Mucize]] ({{PAGESINCAT:Mucize}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Savaş|Savaş]] ({{PAGESINCAT:Savaş}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Zihayat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mercan balığı.png|300px|left|thumb]]&#039;&#039;&#039;Mercan balığı&#039;&#039;&#039; özellikle Nisan ve Mayıs aylarında çok lezzetli olan, İstanbul&#039;da Kız kulesi ve Adalar arasındaki bölgede eskiden çok miktarda avlanan ama bugün İstanbul sularında pek rastlanılmayan balıklardandır. Havalar ısınınca kıyılara yönelerek haliç, lagün ve kıyı gölcüklerini ziyaret eder, havalar soğuyunca tekrar eski yerlerine döner. Genel görünümü pembe renklidir. Derinliği 250 m&#039;ye kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7,7 kg ağırlığa ulaşabilir. Risale-i Nur&#039;da bu balığın İstanbul Boğazında bulunmasından bahis geçer. Bediüzzaman&#039;ın 15 yaşından sonra bir daha görmediği tek küçük kız kardeşinin adı da [[Said Nursi&#039;nin Ailesi#Bediüzzaman&#039;ın Kardeşleri|Mercan]]&#039;dır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mesela, ehl-i velayetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 19|{{Arabi|مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Rahman 20|{{Arabi|بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
cümlesinde; daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garp, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına –ki &#039;&#039;&#039;[[Mercan (Balık)|mercan]]&#039;&#039;&#039; denilen balık ondan çıkıyor– tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş Kanalı’na, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle, üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizler ile onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, manasındaki cüz’iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakiki ve mecazî manalarıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:26._Mektup#Birincisi|26. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mercan_(Balık)|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Zihayat|Tüm Zihayatlar]] ({{PAGESINCAT:Zihayat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Melaike/Ruhani|Melaike/Ruhani]] ({{PAGESINCAT:Melaike/Ruhani}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ağaç|Ağaç]] ({{PAGESINCAT:Ağaç}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Nebat|Nebat]] ({{PAGESINCAT:Nebat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hayvan|Hayvan]] ({{PAGESINCAT:Hayvan}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuş|Kuş]] ({{PAGESINCAT:Kuş}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kuşçuk/Sinek|Kuşçuk/Sinek]] ({{PAGESINCAT:Kuşçuk/Sinek}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Böcek|Böcek]] ({{PAGESINCAT:Böcek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risalelerde Geçen ve Kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin eserlerinde Arapça, Türkçe ve Farsça kökenli kelimelerin yanısıra diğer dillerden Türkçeye geçen en az 420 kelime mevcuttur (bu sayıya hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen kelimeler dahil, ama özel isimler dahil değildir). Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde Fransızcadan geçmiş en az 240, Yunancadan (Orta ve Eski Yunanca dahil) geçmiş en az 70, İtalyancadan geçmiş en az 40, İngilizceden geçmiş en az 25, Kürtçeden geçmiş en az 15 ve Latinceden geçmiş en az 9 kelime yer alır. Almanca, Venedikçe, Rusça, Moğolca, Macarca, Bulgarca, Süryanice, Ermenice, İspanyolca, Sırpça, İbranice ve Ladino (Yahudi ispanyolcası) dillerinden Türkçeye geçmiş az sayıda kelimeye de rastlanır. ([[Risalelerde_Geçen_ve_Kökeni_Arapça_ve_Farsça_Dışı_Diller_Olan_Kelimeler|Bkz. Risale-i Nur&#039;da geçen ve kökeni Türkçe, Arapça ve Farsça dışındaki diller olan tüm kelimelerin listesi]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler (6300+)]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Dua&#039;&#039;&#039; (çoğulu Ed&#039;iye) güçsüzlük ve ihtiyâcını ortaya koyarak Allah’a yalvarma, bir şeyin olmasını veya olmamasını isteme, yakarış, niyaz veya bu maksatla hazırlanmış ibâre demektir. Davet; çağırma, gelmesini isteme, çağrı, dua anlamdadır. Çoğulu olan Deavat kelimesi de dualar anlamında kullanılır. Dua-yı Fiili, sebeplere müracaat ederek, adetullah kaidelerine uyarak fiilimizle Allah&#039;tan istemek demektir. Duagû; duacı, dua eden demektir. Dâî; dua eden, çağıran, davet eden, muktazî (gerektiren), sebep anlamlarına gelir. Aynı zamanda Peygamberimizin (sav) bir ismidir. Eddâî, duacınız anlamında imza yerine kullanılan bir tabir olup Bediüzzaman&#039;ın Eddâî isimli sırlarla dolu bir şiiri vardır. Mucib-üd Deavat, dualara cevap verip onları kabul eden Cenab-ı Allah&#039;tır. Beddua ise birisinin aleyhine yapılan duadır. Vird (çoğulu evrad) belirli zamanlarda mânevî bir görev olarak düzenli şekilde okunan âyet, esmâ-i hüsnâ veya duâlardır. Salavat Peygamberimize rahmet duası; Hatim Duası Kur&#039;an hatmedilince okunan dua; Cevşen-ül Kebir, Peygamberimizin Hz. Ali&#039;nin rivayetiyle bize ulaşan harika bir münacat ve duası; ve Münacat, Allah’a yalvarıp yakarma, duâ ve niyazda bulunmadır. Dua kelimesi Kur&#039;an&#039;da 20 yerde geçer ve bazı âyetlerde dava ve davet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır. “Namaz” anlamında kullanılan salat kelimesinin asıl mânası duadır. Seslenme, çağırma anlamındaki nida kelimesi de duaya yakın bir anlam taşır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Dua, ubudiyetin ruhudur ve hâlis bir imanın neticesidir. Çünkü dua eden adam, duası ile gösteriyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki en küçük işlerime ıttılaı var ve bilir, en uzak maksatlarımı yapabilir, benim her halimi görür, sesimi işitir. Öyle ise bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki benim sesimi de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki en küçük işlerimi de ondan bekliyorum, ondan istiyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İşte duanın verdiği hâlis tevhidin genişliğine ve gösterdiği nur-u imanın halâvet ve safiliğine bak, [[Furkan 77|{{Arabi|قُلْ مَا يَعْبَؤُا بِكُمْ رَبّٖى لَوْلَا دُعَٓاؤُكُمْ}}]] sırrını anla ve [[Mü&#039;min 60|{{Arabi|وَ قَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونٖٓى اَسْتَجِبْ لَكُمْ}}]] fermanını dinle. [[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#16|{{Arabi|اَگَرْ نَه خٰواهٖى دَادْ ، نَه دَادٖى خٰواهْ}}]] denildiği gibi: Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Bakara 32|{{Arabi|سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[Risale:24. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#17|{{Arabi|اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ عَدَدَ مَا فٖى عِلْمِ اللّٰهِ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ وَ سَلِّمْ سَلِّمْنَا وَ سَلِّمْ دٖينَنَا اٰمٖينَ ۞ وَ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:24._Mektup#Yirmi_D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Mektup.E2.80.99un_Birinci_Zeyli|24. Mektup]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Dua|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Şahıs Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Hafiz_ali.jpg|200px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Büyük Hafız Ali&#039;&#039;&#039; ya da &#039;&#039;&#039;Ali Ergin&#039;&#039;&#039; Bediüzzaman&#039;ın nur fabrikası adını verdiği hizmet dairesinin en önemli rüknü ve nur talebelerinin kahramanlarından olup Isparta İslamköy&#039;de nurlara büyük hizmeti etmiş ve kalemiyle iman nurlarını yazıp neşretmiştir. Risale-i Nur&#039;u tanıdıktan sonra kendini tamamen iman-Kur&#039;an hizmetine verdi. İhlaslı ve sade bir yaşam sürmede mümtaz bir nur talebesidir. Tahiri abi ile birlikte Hizbü’l-Ekber-i Kur’aniyenin neşrinde çalışmıştır. Eskişehir ve Deniz hapislerine girdi. Denizli hapsinde Bediüzzaman’ı öldürmek için aşı adı altında zehir verdiklerinde Üstad komaya girer. Hafız Ali bir kenara çekilip ağlayarak ‘Ya Rabbi! Onun yerine benin canımı al’ diye dua eder. Bir müddet sonra hastalanır, hastaneye kaldırılır ve orada şehiden vefat eder. Gavs-ı Azam&#039;ın 800 sene önce işaret ettiği nur talebelerdendir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıkra ikinci bir Sabri olan &#039;&#039;&#039;Hâfız Ali&#039;&#039;&#039;’nindir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Efendim! Yirmi Beşinci Söz, Cenab-ı Hakk’ın ferman-ı mübini olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan için öyle bir vuzuh-u etemmi hâvi bir muarrif-i hakikidir ki: Bahr-i hakaikte seyr ü seyahat eden ve haricen çelikle mücella ve müstahkem ve dâhilen elmas ve akikle müzeyyen ve müberhen ve menba-ı hakikisi olan Furkan-ı Hakîm gibi daima gençliğini ve resanetini, ziynet ve hüsnünü tezyid ve muhafaza eden ve hiçbir vecihle ahkâm-ı memduhasına nakîse getirmeyen, bir sefine-i semaviyenin mahsulü olup kalpleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz, mutîlere lütf-u dest-i manevîsiyle, dünyevî ve uhrevî nihayetsiz mükâfatını ihsan eden Cenab-ı Hakk’ın, zat-ı üstadanelerine lütuf buyurduğu ve Vehhab ism-i celilinden tulû eden nurun lem’asıyla ziyalandırıp hakaik-i İlahiyenin zerrelerini bile pırlantalar gibi görüp ve gösteren üstadımın hakaik denizinde seyr ü seyahatleri esnasında isabet eden mevceler ki yekdiğerini müteakip her birisi başlı başına bir mu’cize hattâ bir katresi bile îcazıyla i’cazını gösterdiğini gördüğümde {{Arabi|مَا شَاءَ اللّٰهُ ، اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى نُورِ الْاٖيمَانِ وَ هِدَايَةِ الرَّحْمٰنِ}} cümle-i celilesini lisanımda vird ediyorum.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Ali&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Yirmi_Yedinci_Mektup%27un_Zeyli_ve_İkinci_Kısmı_(Barla)#Şu fıkra ikinci bir Sabri olan Hâfız Ali’nindir|Barla Lahikası]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Ali_Ergin|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Şahıs|Tüm Şahıslar ({{PAGESINCAT:Şahıs}})]]&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Peygamber|Peygamber]] (37)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sahabe|Sahabe]] ({{PAGESINCAT:Sahabe}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tabiin|Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tebe-i Tabiin|Tebe-i Tabiin]] ({{PAGESINCAT:Tebe-i Tabiin}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Müceddid|Müceddid]] ({{PAGESINCAT:Müceddid}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kabir|Kabir]] (300+)}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Lider|Lider]] ({{PAGESINCAT:Lider}})}}  &amp;amp;bull;&lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Şahs-ı Manevi/Teşkilat|Şahs-ı Manevi]] ({{PAGESINCAT:Şahs-ı Manevi/Teşkilat}})}}  &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kavim/Millet|Kavim/Millet]] ({{PAGESINCAT:Kavim/Millet}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Mefhum Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Said Nursi Urfa.jpeg|thumb|left|Said Nursi&#039;nin 1960&#039;ta Urfa&#039;da ilk gömüldüğü yer]] &#039;&#039;&#039;Said Nursi&#039;nin Kabri&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin kabri&#039;&#039;&#039;, Isparta civarında vasiyetine uygun olarak yalnızca az sayıda talebesi tarafından bilinen bir yerdedir. Bediüzzaman 23 Mart 1960 (Hicri 25 Ramazan 1379) tarihinde vefat ettiğinde [[Urfa]]&#039;daki Halil İbrahim Dergâhına gömülmüştür. Gömüldüğü yer aslen 1952 senesinde Şeyh Müslim Hafız Efendi&#039;nin Mevlid-i Halil Camii avlusunun kuzey tarafına yaptırdığı ve &amp;quot;sahibi yakında gelecek&amp;quot; dediği türbe yeriydi. Ancak Bediüzzaman vasiyetinde kabrinin gayet gizli, bir iki talebesinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yerde olmasını ve kabrinin ziyaret edilmesi yerine uzaktan Fatiha okunmasını beyan etmişti. Vefatından 3,5 ay sonra, 12 Temmuz 1960&#039;ta, 27 Mayıs ihtilalini yapanlar tarafından kabri kırılarak açıldı ve kardeşi Abdülmecid Nursi&#039;den zorla alınan muvafakatname ile galvanizli bir tabut içinde uçakla Afyon askeri havaalanına, oradan da arabayla bilinmeyen bir yere (daha sonra Isparta Doğancı mezarlığı olduğu ve tabutla gömüldüğü anlaşılmıştır) götürülerek kardeşi Abdülmecid&#039;in de hazır bulunduğu ortamda gömüldü. Bediüzzaman&#039;ın mezarının yeri yaklaşık 9,5 yıl meçhul kaldı. 1969&#039;da Isparta nur talebelerinden Mustafa Pestil&#039;in yeğe­ni­nin ço­cuğu vefat etti. Isparta Doğancı kabristanında mezar yeri kazarken galvanizli bir tabuta denk geldiler. Mustafa Pestil arkadaşları gittikten sonra yeniden gelip kontrol ettiğinde tabutun içinde Bediüzzaman&#039;ın naaşını bozulmamış şekilde buldu. Yalnızca yüzünde ilaç izinden bir leke oluşmuştu. Ayrıca ayak-baş istikametinde yanlış gömüldüğünü fark etti. Daha sonra birkaç arkadaşıyla daha derin bir yer kazarak cenazeyi doğru istikamette yeniden gömdüler. Bir süre sonra Bediüzzaman&#039;ın kabrinin nerede olduğu duyulunca Risale-i Nur talebelerinden Salim Güntaç, Tâhiri Mutlu, Ali İhsan Tola, Mustafa Gül, Savlı Hafız Bekir Avşar ve bir kişi daha (toplam 6 kişi) Bediüzzaman’ın naşını Isparta’dan Sav köyüne naklettiler. Burada sülalesi Sav köyündeki Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan ve Sav&#039;a Risaleleri ilk defa tanıtan Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın (vefatı 1947) Dalboyunoğlu camiinin dibindeki kabrine gömüldü. 1991 yılında Hacı Hafız Mehmed Avşar&#039;ın torunu olan ve Sav Dalboyunoğlu camisinde imamlık yapmış olan Bekir Avşar vefat etti. Dedesinin yanına gömülürken dedesinin kabriyle aradaki bölme yıkılınca Üstad&#039;ın kabri yeniden ortaya çıktı. Bunun üzerine Bediüzzaman&#039;ın yakın talebelerinden Bayram Yüksel nezaretinde naaş bulunduğu yerden başka bir yere taşındı ve yeri bugüne kadar gizli tutuldu. Buradan da taşınmış olabileceğine dair rivayetler mevcuttur. ([[Said_Nursi%27nin_Kabri|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Mefhum|Tüm Mefhumlar]] ({{PAGESINCAT:Mefhum}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ahlak|Ahlak]] ({{PAGESINCAT:Ahlak}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Alet ve Cihaz|Alet ve Cihaz]] ({{PAGESINCAT:Alet ve Cihaz}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Askeriye|Askeriye]] ({{PAGESINCAT:Askeriye}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Bakıyat-ı Salihat|Bakıyat-ı Salihat]] ({{PAGESINCAT:Bakıyat-ı Salihat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cevv-i Sema|Cevv-i Sema]] ({{PAGESINCAT:Cevv-i Sema}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Cinsellik|Cinsellik]] ({{PAGESINCAT:Cinsellik}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Dil|Dil]] ({{PAGESINCAT:Dil}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eğitim|Eğitim]] ({{PAGESINCAT:Eğitim}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ekonomi|Ekonomi]] ({{PAGESINCAT:Ekonomi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Eşya|Eşya]] ({{PAGESINCAT:Eşya}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Felsefe|Felsefe]] ({{PAGESINCAT:Felsefe}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Feza|Feza]] ({{PAGESINCAT:Feza}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat|Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat]] ({{PAGESINCAT:Fırka/Mezhep/Meşrep/Tarikat}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Giysi/Tekstil/Dikiş|Giysi/Tekstil/Dikiş]] ({{PAGESINCAT:Giysi/Tekstil/Dikiş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Günah|Günah]] ({{PAGESINCAT:Günah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:His|His]] ({{PAGESINCAT:His}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Hukuk|Hukuk]] ({{PAGESINCAT:Hukuk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İbadet|İbadet]] ({{PAGESINCAT:İbadet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İdare|İdare]] ({{PAGESINCAT:İdare}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:İlim Dalı|İlim Dalı]] ({{PAGESINCAT:İlim Dalı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kader|Kader]] ({{PAGESINCAT:Kader}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Latife|Latife]] ({{PAGESINCAT:Latife}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Meslek|Meslek]] ({{PAGESINCAT:Meslek}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Mimari|Mimari]] ({{PAGESINCAT:Mimari}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Musibet|Musibet]] ({{PAGESINCAT:Musibet}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Oyun|Oyun]] ({{PAGESINCAT:Oyun}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ölçü Birimi|Ölçü Birimi]] ({{PAGESINCAT:Ölçü Birimi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Renk|Renk]] ({{PAGESINCAT:Renk}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Sayı|Sayı]] ({{PAGESINCAT:Sayı}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Ses|Sesler]] ({{PAGESINCAT:Ses}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Silah|Silah]] ({{PAGESINCAT:Silah}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Tıp ve Sağlık|Tıp ve Sağlık]] ({{PAGESINCAT:Tıp ve Sağlık}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Vasıta|Vasıta]] ({{PAGESINCAT:Vasıta}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yeryüzü|Yeryüzü]] ({{PAGESINCAT:Yeryüzü}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Zaman|Zaman]] ({{PAGESINCAT:Zaman}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Eser Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Mecelle.jpg|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye&#039;&#039;&#039; Osmanlı Devleti’nde 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan ve daha çok borçlar, eşya ve yargılama hukuku esaslarını içeren bir çeşit medeni kanundur. 1917&#039;de aile hukuku hükümleri hakkında kanunlaşan Hukuk-ı Âile Kararnâmesi ile birlikte İslâm hukukuna dayalı olarak hazırlanan ilk kanunlardır ve İslâm ülkeleri tarafından hazırlanan kanunlara öncülük ve örneklik etmiştir. Sadece Hanefî mezhebi esas alınarak gerçekleştirilen bir kanunlaştırma çalışması olan Mecelle’de mezhep içi görüşler arasında dönemin ihtiyaçlarına göre bazı tercihler yapılmışsa da mezhepler arası bir tercihe gidilmemiştir. Bakanlar Kurulu ve Padişahın onayının ardından yürürlüğe girmiş, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından sonra 4 Ekim 1926&#039;da yürürlükten kaldırılıp yerine İsviçre Medeni kanunundan alınan kanunlar getirilmiştir. Mecelle bugünkü Suriye, Ürdün, Irak, Lübnan, İsrail ve Filistin’de uygulanmış, Osmanlı Devleti’nin sona ermesinden sonra da bu ülkelerde ve 1928’e kadar Arnavutluk’ta, 1945 yılına kadar Bosna Hersek’te ve 1960’lara kadar Kıbrıs’ta yürürlükte kalmıştır. Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet&#039;in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir. Risale-i Nur&#039;da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
[[En&#039;am 59|{{Arabi|ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ}}]]&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle [[Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye|Mecelle-i Ahkâmı]] tanzim [[Ahmed Cevdet Paşa|ettiler]]. Zira hablü&#039;l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Risale:Makaleler_(Asar-ı_Bediiyye)#Makale_-_5|Makaleler (Asar-ı Bediiyye)]])&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
([[Mecelle-i_Ahkam-ı_Adliyye|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Eser|Tüm eserler]] ({{PAGESINCAT:Eser}})&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Cemadat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
[[Dosya:Karbondioksit.png|250px|thumb|left]]&#039;&#039;&#039;Karbondioksit&#039;&#039;&#039; veya başka bir adıyla &#039;&#039;&#039;Karbonik Asit Gazı (Buharî Hâmız-ı Karbon)&#039;&#039;&#039; kimyasal formülü CO2 olan ve her biri iki oksijen atomuna kovalent olarak çift bağlanmış bir karbon atomuna sahip moleküllerden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Oda sıcaklığında gaz halinde bulunur. Hamız, asit; buharî, gaz halinde ve hâmız-ı karbon, karbonik asit demektir. Karbonik asit (H2CO3), karbondioksidin sulu çözeltisi olan zayıf asittir. Gaz haline geldiğinde karbondioksite dönüşür. Kanda karbondioksit oranı belli bir seviyenin üzerine artarsa karbondioksit zehirlenmesi meydana gelir. Bu açıdan karbondioksit zehirli (semli) bir gazdır (havaî). Bediüzzaman nefes alınca akciğerlere oksijen girdiğini, Cenab-ı Hakk&#039;ın oksijen ile karbon arasında kimya ilminde aşk-ı kimyevî tabir edilen bir şiddetli çekim verdiğini ve Allah&#039;ın bu kanununa göre bu iki unsur birbirine yakın olduğu vakit oksijenin kanı kirleten karbonu kehribar gibi çekip birleşip karbondioksite dönüştüğünü, böylece kanın temizlendiğini, bu birleşmeden çıkan ısının vücut ısısını korumaya yardımcı olduğunu anlatarak tevhid esas alınarak ilmi hakikatlerin nasıl izah edilebileceğine uzun bir örnek verir. ([[Karbondioksit|Maddenin tamamını oku...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Cemadat|Tüm Cemadat]] ({{PAGESINCAT:Cemadat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Gök Cismi|Gök Cismi]] ({{PAGESINCAT:Gök Cismi}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Unsur|Unsur]] ({{PAGESINCAT:Unsur}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Element|Element]] ({{PAGESINCAT:Element}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Değerli Taş|Değerli Taş]] ({{PAGESINCAT:Değerli Taş}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Kimyasal|Kimyasal]] ({{PAGESINCAT:Kimyasal}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Yiyecek|Yiyecek]] ({{PAGESINCAT:Yiyecek}})}})&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Dil ve Edebiyat Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;da farklı sayma yöntemlerine göre toplam 50.000-70.000 kelime mevcuttur. Tekrarlar sayılmazsa Kur&#039;an&#039;da yaklaşık 4.563 farklı kelime mevcuttur. Bu kelimelerin 1524 adedi Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde geçer; yani Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin yaklaşık % 33&#039;ü Risalelerde de geçer. Çoğu kelime Kur&#039;an&#039;dakiyle aynı anlamda kullanılmıştır. Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 1481&#039;i Arapça fiildir ve Türkçe&#039;de bunların kullanılmadığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Kur&#039;an&#039;daki kelimeler toplam 1.731 farklı kökten gelir. Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde bu köklerin 1187 adedinden kelime vardır; yani Kur&#039;an&#039;daki Arapça köklerin yaklaşık % 69&#039;u Risalelerde de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin % 69&#039;u ile akraba kelimeler Risalelerde mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Risale-i Nur&#039;da Arapça kökenli 6.000-6.500 civarında kelime mevcuttur. Yukarıda belirtildiği üzere, bunların 1524 adedi Kur&#039;an&#039;da geçen kelimelerdir; yani Risalelerdeki Arapça kökenli kelimelerin yaklaşık % 26&#039;sı Kur&#039;an&#039;da da mevcuttur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın eserlerinde aynı kökten gelen en çok kelime sayısı 22&#039;dir ve &amp;quot;Ha-Kef-Mim&amp;quot; kökünden gelirler (Ahkâm, Ahkem, Hakem, Hâkim, Hakîm, Hekim, Hikem, Hikmet, Hükema, Hükkam, Hüküm, Hükümet, İstihkam, Mahkeme, Mahkum, Mehakim, Muhakeme, Muhkem, Müstahkem, Mütehakkim, Tahkim, Tahakküm).&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Sonuç&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman&#039;ın Risale-i Nur adlı tefsirini sebat ve gayret göstererek ve zamanla kelimelerinin lügat manalarını öğrenerek okuyan birisi Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin 3&#039;te 1&#039;ini doğrudan, diğer bir 3&#039;te 1&#039;lik kısmını aynı kökten gelen akraba kelimeler aracılığıyla öğrenerek Kur&#039;an&#039;daki kelimelerin toplam 3&#039;te 2&#039;sine aşinalık kazanır; yani Risale-i Nur okumak ve dinlemek insanı Kur&#039;an&#039;a ve Kur&#039;an&#039;ı anlamaya yaklaştırır denilebilir. ([[:Kategori:Risale-i_Nur%27da_Geçen_Arapça_Kökenli_Kelimeler|Risalelerde geçen Arapça kökenli tüm kelimelerin listesi...]])&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;[[:Kategori:Dil ve Edebiyat|Tüm dil ve edebiyat maddeleri]] ({{PAGESINCAT:Dil ve Edebiyat}})&#039;&#039;&#039; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
({{Büyütme|[[:Kategori:Ekler|Ekler]] ({{PAGESINCAT:Ekler}})}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt; &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Edebi Sanatlar|Edebi Sanat]] ({{PAGESINCAT:Edebi Sanatlar}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Huruf-u Heca|Huruf-u Heca]] ({{PAGESINCAT:Huruf-u Heca}})}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Eski Şekli Kullanılan Kelimeler|Eski Şekilde Kullanım]] (56)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Genellikle Yanlış Telaffuz Edilen Kelimeler|Yanlış Telaffuz]] (5)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Kelime Türleri|Kelime Türleri]]}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen Atasözleri ve Deyimler|Atasözü/Deyim]] (60)}} &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
{{Büyütme|[[Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler|Risale-i Nur&#039;da Geçen Yabancı Kökenli Kelimeler]] (420+)}}&amp;lt;span style=&amp;quot;color: green&amp;quot;&amp;gt;&#039;&#039;&#039;*&#039;&#039;&#039;&amp;lt;/span&amp;gt;)&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| style=&amp;quot;width:100%; background:none; margin-top:0.8em; border-collapse:collapse; border-spacing:0;&amp;quot;&lt;br /&gt;
| style=&amp;quot;width:100%; vertical-align:top; padding-right:0.5em;&amp;quot; |&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;background-color: #cef2e0; border: 1px solid #a3b1bf; padding: 0 0.4em; font-weight: bold; font-size: 120%; color: #000; font-family: sans-serif;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;center&amp;gt;Örnek Risale-i Nur Maddesi&amp;lt;/center&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;border:1px solid #a3b1bf; background:#f5faff; padding:10px; margin-bottom:10px;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler&#039;&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bediüzzaman Said Nursi&#039;nin telif ettiği tüm eserlerde 535 ayet tamamen ve 622 ayet kısmen olmak üzere toplam 1157 ayet geçer. Bu kategoride bu ayetler listelenmiştir. Bazı ayetlerin birkaç kelimeden oluşan bazı ibareleri (semavati vel ard, seba semavat, kun feyekun vb. gibi özellikle kısa olanlar) birden fazla ayette geçmekle birlikte tüm geçtikleri ayetler aşağıdaki listeye eklenmemiş olabilir. 19 ayet ise [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da İktibas Edilen Ayetler|iktibas şeklinde]] geçer.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aşağıdaki ayetlerden herhangi birisine tıklayıp sayfasına giderseniz o ayetin Risale-i Nur&#039;da geçtiği tüm yerlerdeki bahisleri topluca görebilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Her bir surenin hangi ayetlerin tamamının Risale-i Nur&#039;da geçtiğini ve yine hangilerinin Hizb-ül Kur&#039;an&#039;da veya Münâcât-ül Kur&#039;an&#039;da geçtiğini ilgili surenin sayfasında &amp;quot;Bilgiler&amp;quot; başlığı altında bulabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
----&lt;br /&gt;
[[:Kategori:Kitaplara_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Kitap ve Risalelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]] &amp;amp;bull; &lt;br /&gt;
[[:Kategori:Surelere_Göre_Risale-i_Nur%27da_Geçen_Ayetler|Surelere Göre Risale-i Nur&#039;da Geçen Ayetler]]&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&amp;lt;div style=&amp;quot;text-align: center;&amp;quot;&amp;gt;&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kullanım ve Katkı&#039;&#039;&#039;: Kayıt olmanıza gerek kalmadan tüm maddeleri okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Nurpedia&#039;dan yapılan alıntılarda &#039;&#039;&#039;Nurpedia.org&#039;&#039;&#039; adresini kaynak belirtiniz.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Sayfaların kaynak kodları ve formatıyla birlikte tamamen kopyalanıp başka bir sitede yayınlanmasına iznimiz yoktur.&lt;br /&gt;
&amp;lt;/div&amp;gt;&lt;br /&gt;
__NOTOC__&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62048</id>
		<title>Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62048"/>
		<updated>2026-07-25T12:20:31Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;422&#039;&#039;&#039; adet (+ 4 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Bu liste Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri içermez ancak kökeni başka dile dayanıp Arapça (iklim, mancınık, iksir, kafes, kalıp gibi) veya daha nadir olarak Farsça (Cephane, fener, kilit gibi) üzerinden Türkçeye geçen kelimeler dahil edilmiştir (Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Listede özel isimler yoktur&lt;br /&gt;
* Sayfanın en altında tüm kelimeler alfabetik sırada Risalelerde geçen örnek cümleleriyle birlikte listelenmiştir.&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (diktatör/diktatorya, Purutluk/Protestanlık vb.) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen yabancı kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) ve Abdülkadir Badıllı (mütercimin haşiyeleri hariç) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir. &lt;br /&gt;
* Hangi dilden kaç kelime olduğu alttaki tabloda gösterilmiştir (bazı kelimelerin hangi dilden geldiği kesin değildir veya birkaç dilden aynı anda geçmiş olabilir). İki dilden aynı anda geçtiği düşünülen veya iki dilin hangisinden geldiği kesin olmayan kelimelerin yanına küçük rakamlar eklenmiş ve açıklamaları tablonun altında verilmiştir.&lt;br /&gt;
* Gayr-ı münteşir parçalarda Bediüzzaman&#039;ın kendi ifadelerinde geçen kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Bu kelimelerin kökeni ne olursa olsun sonuçta Türkçeye geçip kullanıldığı için Türkçe kabul edilir.&lt;br /&gt;
* Listede Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Yabancı Kökenli Kelimelerin Dillere Göre Dağılımı&lt;br /&gt;
!Dil&lt;br /&gt;
!Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kelime Listesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|242&lt;br /&gt;
|Abone, Adres, Ajans, Akademi, Aktris, Ambalaj, Anarşi/Anarşist, Anfi, Ansiklopedi, Anti-¹, Antika, Apartman, Arş, Artezyen, Asansör, Asistan, Astronomi, Ateşe(militer), Atom¹, Azot, Balkon, Balon, Banka², Barometre, Batarya, Bere, Budei/Budist, Burjuva, Bütçe, Daktilo, Dans, Demokrasi/Demokrat, Depo, Detay, Diktatör/Diktatorya, Dinamik, Diplomat, Direktif, Disiplin, Doktor, Dosya, Elektrik¹, Emperyal, Enerji, Engizisyon, Enstitü, Entrika, Fabrika², Faktör, Fakülte, Fanteziye, Farmason, Fayton/Payton, Film¹, Fizik, Fonoğraf¹, Forma (Kitap), Forma (Üniforma), Formül, Fonoğraf, Foya⁷, Frenk/Frengi/Frengistan, Füze, Garaj, Garnizon, Gaz, Gazete, Grafik, Gram¹, Grandük, Granit, Grip, Halüsinasyon/Hallüsinasyon, Hidrojen, İdeal, İdeoloji, İspirtizma, İstasyon, İstatistik, Jandarma, Jeoloji, Jön, Jurnal, Kabine, Kablo, Kadro, Kamp¹, Kamyon, Kanal, Kangren/Gangren, Karakter, Karbon, Kasket, Katolik, Katrilyon, Kentrilyon/Kentilyon, Kilo¹, Kinin, Komiser², Komisyon, Komite, Komprime, Komünist, Konferans, Kongre, Konserve, Kontrol, Kordon, Koridor, Kroki, Kozmoğrafya, Kumanda, Kumandan⁵, Kumpanya², Kültür¹, Lamba, Laik/Laiklik, Lastik, Lav, Lise, Loca, Lokal, Lüks, Madalya, Madam, Manevra, Manyetizma, Mareşal, Maske, Mason, Materyal/Materyalizm, Mekanizma, Metod, Metre¹, Mihanikiyet³, Mikrop, Milim, Milyar, Milyon², Misyoner, Miting, Mitralyöz, Moda, Model, Modern, Motor, Mösyö, Musiki, Müze, Not/Nota, Numara², Objektif, Ofis, Oksijen, Operatör, Organ, Organize, Orijinal, Otel, Otomobil, Otorite, Pakt, Palto, Pantolon, Papa, Parantez, Paraşüt, Paravan/Paravana, Parazit, Parti, Patiska, Pedagog, Pırlanta, Piyes, Plak/Pilak, Plan, Polis, Politika, Pozitif/Pozitifizm, Prens, Prensip, Pres, Profesör, Program, Projeksiyon, Projektör, Propaganda, Purutluk/Protestanlık, Psikolog/Psikoloji, Radyo¹, Rampa, Rapor, Rasyonel/Rasyonelizm, Realist, Rejim, Rektör⁵, Rol, Roman, Romatizma, Rönesans, Röntgen, Sako, Salon, Santral, Santrifüj/Santrafüj¹, Sekreter, Sembol, Seri, Sigara, Sinema/Sinematoğraf, Sistem, Sivil, Siyonizm, Skolastik, Sosyalizm, Sosyolog, Sübjektif, Sülfato, Şarlatan, Şef, Şifre, Şimendifer, Şoför, Teknik, Telefon, Telepati, Telgraf¹, Tentene/Dantel/Dantela, Taktik, Tire, Tiyatro, Ton, Tren, Trilyon, Tuvalet, Tül, Tünel¹, Üniversite, Vapur, Volkan, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Ağustos, Ahtapot, Anahtar, Angarya, Balyoz, Biber, Demet, Drahm/Drahmi, Efendi, Fener, Fırça, Fırtına, Fışkı, Fidan, Filiz, Gübre, Heyula, Hıristiyan, İskemle, Kavanoz, Kilise, Kilo¹, Kimya/Kimyager, Kundura, Kupa, Kutu, Lohusa, Mandal, Mart, Mermer, Mıknatıs, Mihanikiyet³, Mor⁸, Paçavra, Papaz, Patrik, Paydos, Sandalye, Sınır, Sünger, Tavla (At ahırı), Temel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Abluka, Alaturka, Avukat, Balina, Banka², Berber, Bilanço, Bilet, Bomba, Çimento, Çinko, Düello, Dümen, Fabrika², Familya, Fanila, Francala, Harita, İskele, Kamara, Kanca, Kaptan⁴, Karavana, Karyola, Kasatura, Komiser², Kumpanya², Lider, Lira, Makine, Masa, Milyon², Mobilya, Numara², Papağan, Pasaport, Piyango, Posta/Postahane, Protesto, Pusula, Reçete, Tulumba, Urba&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orta/Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|30&lt;br /&gt;
|Alay, Balgam, Barut, Coğrafya, Defter, Demagoji/Demagoji, Dirhem, Falaka, Feylesof, Fırın, Hulya, İklim, İksir, Kalıp, Kantar, Kanun, Kilit, Lağım, Mancınık, Mayıs, Mendil, Merhem, Namus, Okyanus, Safsata/Safsatiyat, Sandık/Sanduk/Sandukça, Sırma, Sofestai, Sofi/Sufi, Tılsım&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|26&lt;br /&gt;
|Anglikan, Anti-¹, Atom¹, Banknot, Boykot/Boykotaj, Diritnot, Elektrik¹, Film¹, Fonoğraf¹, Gram¹, İncir, Kamp¹, Kulüp, Kurs, Kültür¹, Lord, -men, Metre¹, Mister, Radyo¹, Rovelver, Santrifüj/Santrafüj¹, Telgraf¹, Tünel¹, Vagon, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|16&lt;br /&gt;
|Avzen, Bulağ, Çeleçepe, Çiznök, Hol, Hoto, Kizvan, Mamo, Meftihane, Nahü/Nahu, Pine/Pineduz, Şape, Teres, Zenav, Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|9&lt;br /&gt;
|Davul, İmparator/İmparatorluk, Kafes, Kandil, Kanser, Medyum, Radyum, Sabun, Tabla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|7&lt;br /&gt;
|Dekan, Doçent, Kumandan⁵, Kuruş, Mark, Mavzer, Rektör⁵&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Haç, Kargir, Mor⁸, Örnek, Pot (kırmak), Şen/Şenlik&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Ağa, Cephane, Karakol, Sicim, Talan, Tulum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Filo, Foya⁷, Gardiyan (aslı Vardiyan), Kaptan⁴, Mağaza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Bolşevik, Çar, İzbe⁶, Mojik, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Berkut, Celcelutiye, Şerantah&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Palaska, Soba, Tabur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|İzbe⁶, Kuluçka, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspanyolca&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
¹Fransızca&#039;dan veya İngilizce&#039;den geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
²Fransızca&#039;dan veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
³Fransızca&#039;dan veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁴Venedikçe&#039;den veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁵Fransızca&#039;dan veya Almanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁶Rusça&#039;dan veya Bulgarca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁷Venedikçe&#039;den veya Fransızca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁸Ermenice&#039;den veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışındaki Diller Olan Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Dil Kökeni&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abluka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Ve vahşetle &#039;&#039;abluka&#039;&#039; edilmiş sükûn ve sükûnet içinde bütün mahlukata ecnebi nazarıyla bakıyor. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abone&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız iki yüze yakın &#039;&#039;abone&#039;&#039;ler bulunsa birisi tabedilse hem fiyatını çıkarabilir hem başka risalelerin de tabına medar olabilir. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Üstadın müstakil &#039;&#039;adresi&#039;&#039; nedir? (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağa&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim &#039;&#039;ağamız&#039;&#039; onu biliyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağustos&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur’un şakirdlerinin ve müellifinin mebde-i tevkifi olan 27 Nisan 1935 tarihi ile mahkemenin karar ve hüküm tarihi olan 19 &#039;&#039;Ağustos&#039;&#039; 1935 tarihi olmasına nazaran,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahtapot&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Millet haklarını çiğneyip milyonların sırtından &#039;&#039;ahtapot&#039;&#039;lar gibi geçinmeyi şiar edinenler için korkulacak bir haldir bu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ajans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselenin iyice anlaşılması için evvela Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu &#039;&#039;Ajansında&#039;&#039; neşredildiği gibi tekrar etmek isterim. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akademi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dâru&#039;l‑Hikmet, o zaman, Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi İslâm Âlimlerinden mürekkep bir İslâm &#039;&#039;akademisi&#039;&#039; mâhiyetinde idi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktris&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güneşi gösterirse, sarı saçlı güzel bir &#039;&#039;aktrisi&#039;&#039; kàrie ihtar eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaturka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zira Şarkî Anadolu mektebi denilen yüksek dağlarda büyümüş olduğumdan, &#039;&#039;alaturka&#039;&#039; terziliğe alışamadım. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alay&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Herbir zerre; bir nefer gibi askerî dairelerinin herbirinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, &#039;&#039;alayında&#039;&#039;, fırkasında, ordusunda herbirisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ambalaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sen bu cevherin kutusuna, &#039;&#039;ambalaj&#039;&#039; ve kılıfına ufak bir tozun bile konup bulaşmasını istemediğin... (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra o mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saadet &#039;&#039;anahtarı&#039;&#039; olan imanı kuvvetlenip ve manevî terakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün kemalâtın esası ve madeni olan iman-ı billah hakikatı bir derece daha inkişaf edip... (7. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anarşi, Anarşist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, &#039;&#039;anarşistliğin&#039;&#039;, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anfi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hatta öyle ki asırlar, oturulacak &#039;&#039;anfi&#039;&#039;-vâri sıralardır da, kavm ve milletler ise, adeta onda dizilmiş saflardır ve kendisinin arkasında oturmuşlar gibidir. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Devletin &#039;&#039;angarya&#039;&#039;sını çekiyorum. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anglikan&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan &#039;&#039;Anglikan&#039;&#039; Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ansiklopedi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kur&#039;anın ahlâkî ve medenî kaideleri ihtiva eden âyetleri, İslâmiyet&#039;in muhteşem bünyanında altın bir kordon gibi işlenmiştir.&amp;quot; (İngilizce Cembres &#039;&#039;Ansiklopedisi&#039;&#039;) (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anti-&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Türk Ceza Kanunu’nun &#039;&#039;anti&#039;&#039;demokratik 163’üncü maddesine göre müvekkilimin takibi mümkün farz edilirse isnad edilen suçun tahliline geçer ve şöyle deriz: (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Antika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mu&#039;ciznüma bir padişahın &#039;&#039;antika&#039;&#039; san&#039;atlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Apartman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bu kâinatı bir muntazam şehir, bir mükemmel &#039;&#039;apartman&#039;&#039; ve misafirhane, bir mu&#039;cizatlı kitab ve Kur&#039;an hükmüne getirip... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kur’aniye mecmuası olan Nurlara doğru “İleri, &#039;&#039;arş&#039;&#039;!” demeli ve dedirmeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Artezyen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut bir fevvareden, yani &#039;&#039;artezyenden&#039;&#039; elde edilen fayda ve netice ile; müteferrik su damlalarına havale edilmesinin nisbeti gibidir.  (Katre, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asansör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı &#039;&#039;asansörler&#039;&#039; gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı otomobil, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un Pakistan&#039;da neşriyatını yaparak pek çok kimselerin bu eserlerden istifadesini sağlayan Karaşi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü &#039;&#039;asistanı&#039;&#039; ve dört büyük gazetenin muharriri M. Sabir ihsanoğlu&#039;nun bir mektubu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Astronomi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, fizik, kimya, &#039;&#039;astronomi&#039;&#039;, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ateşe(militer)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya &#039;&#039;Ateşemiliterliği&#039;&#039; tarafından verilen pasaportudur.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atom&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle &#039;&#039;atom&#039;&#039; bombası gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avukat&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Demek, &#039;&#039;avukat&#039;&#039; tutmak isteyen onu elde etse yeter. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avzen&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını &#039;&#039;avzen&#039;&#039; {Haşiye: Kürdçedir.} ve zenav gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, karbon, &#039;&#039;azotun&#039;&#039; intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balgam&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Meselâ, şu aşiretin her bir ferdi bir günde attığı &#039;&#039;balgamı&#039;&#039;, cerbeze ile, vehmen tayy-i mekân ederek, birden bir şahısta tahayyül edip, başka efrâdı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa... (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balina&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iğne gibi bir balık, &#039;&#039;balina&#039;&#039; balığı gibi o mahiyet-i mücerredeye mâliktir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balkon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o sarayın yüksek &#039;&#039;balkon&#039;&#039;ları ve pencerelerinden çeşitli asansör gibi zenbiller sarkıtılmış idi. (Mesnevi (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire şimendifer ve &#039;&#039;balon&#039;&#039; gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balyoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yirmi yedi seneden beri, şeytan aleyhi’l-la’nenin zırhlı çelik sandukaya kilitlemiş olduğu imanımı, &#039;&#039;balyozuyla&#039;&#039; kırarak tahlis eden Üstad-ı Ekremime, ... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banka&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kavga kapısını kapamak için &#039;&#039;banka&#039;&#039; kapısını kapayınız&amp;quot; diyerek insanlara ferman eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banknot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Meselâ, Isparta&#039;dan buraya, yani İstanbul&#039;a mahkemeye gelmekliğim için yüz &#039;&#039;banknot&#039;&#039;, otomobile mecburiyetle verildi. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barometre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mizan tarz-ı nazardır, bakmak &#039;&#039;barometredir&#039;&#039; (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barut&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Bazan dahi oluyor &#039;&#039;barut&#039;&#039; gibi zulmanî; birden bire fışkırıyor.  (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batarya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve &#039;&#039;bataryaları&#039;&#039; hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berber&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|İnebolu kahramanlarından &#039;&#039;berber&#039;&#039; Ali Osman&#039;ın mâsum mahdumunun güzel yazısıyla gönderdiği mektuba baktım, birden hatırıma geldi (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bere&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mahkeme-i Temyiz “&#039;&#039;Bere&#039;&#039; yasak değil.” diye karar verdiği hem bütün kadınlar ve başı açık gezenler ve bütün askerî neferler ve vazifedar memurlar giymeye mecbur olmadıklarından... (Emirdağ-2) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berkut&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah) Süryânîce Raûf ve &#039;&#039;{{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut)&#039;&#039; Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Biber&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Ona mukabil Süleyman –bildiğime göre– birkaç defa patlıcan, &#039;&#039;biber&#039;&#039;, kavun gibi sebzeler hediye edip ona göndermekle beraber, ... (Barla L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilanço&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Elbette o envaın muntazam ve mükemmel fertleri ve âlemin küçük misal-i musağğarları ve enva-ı kâinatın &#039;&#039;bilançoları&#039;&#039; ve kitab-ı âlemin küçücük fihristeleri hükmünde olan cüz&#039;î fertleri, bilbedahe onun kabza-i rububiyetinde ve icadındadır ve tedvir ve terbiyesindedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilet&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Sana müjde! Milyonlar altın &#039;&#039;bileti&#039;&#039; sana çıkmış, gel al. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bolşevik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Bir tek gayem vardır: O da mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda &#039;&#039;Bolşevik&#039;&#039; baykuşlarının seslerini işitiyoruz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bomba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle atom &#039;&#039;bombası&#039;&#039; gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Boykot, Boykotaj&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Siz, Avusturya&#039;ya güya &#039;&#039;boykot&#039;&#039; yapıyorsunuz, hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulağ&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;bulâğ&#039;&#039; {(*) Bulağ, Kürdçede &amp;quot;pınar&amp;quot; demektir. -Naşir-} başı çok zaman taaffün ve tesemmüm etmiş, içine çok pislik düşmüş. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budei (Budist)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden &#039;&#039;Budeîler&#039;&#039; gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akıl-furuşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burjuva&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu hal ise, -şimdiki tabir ile- &#039;&#039;burjuvaların&#039;&#039; müstebidane tahakkümleri içinde hoş görünebilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bütçe&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Doğu vilayetlerimizden olan Van’da böyle bir irfan müessesesinin kurulması için bütün müşkülat iktiham olunmalı ve önümüzdeki &#039;&#039;bütçe&#039;&#039; yılında işe başlanmalıdır. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celcelutiye&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|İmâm‑ı Gazâlî, İmâm‑ı Nureddin’den ders alarak bu &#039;&#039;Celcelûtiye&#039;&#039;’nin hem Süryânî kelimelerini, hem kıymetini ve hâsiyetini şerhetmiş. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cephane&lt;br /&gt;
|Moğolca (Cep (cebe) Moğolcadan gelir, kelime Farsça üzerinden geçmiştir)&lt;br /&gt;
|Rüyada, bir şehirde gayet kesretli askerler ve &#039;&#039;cephane&#039;&#039; görüyorum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Coğrafya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bu defaki iki sualin çendan cüz&#039;îdir, fakat iki nükte-i Kur&#039;âniyeye münasebettar olduklarından ve küre-i arza dair sualiniz &#039;&#039;coğrafya&#039;&#039; ve kozmoğrafyanın yedi kat zemin ve yedi tabaka semâvâta tenkitlerine temas ettiğinden, bana ehemmiyetli geldi. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çar&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Evet tanıdım. Nikola Nikolaviç, &#039;&#039;Çar&#039;&#039;&#039;ın dayısıdır. Kafkas cephesi başkumandanıdır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çeleçepe&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Hem de garazın mesîlinde ve kasdın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, &#039;&#039;çeleçepe&#039;&#039; {1: Bu kelime Kürdçedir.} temayül etmemektir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çimento&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir evin yapılması için lâzım olan taş, ağaç, &#039;&#039;çimento&#039;&#039; misillû lüzumlu mukaddimeleri ihzar ve tertip etmek gibi. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çinko&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir gaz ocağı ve bir &#039;&#039;çinko&#039;&#039; çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çiznök&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Herbir hayalde bu &#039;&#039;çiznök&#039;&#039; gibi bir dane-i hakikat bulunmak şarttır... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daktilo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer münasip görülse ya yeni veya eski harfle &#039;&#039;daktilo&#039;&#039; ile birkaç nüsha yazılsın... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte &#039;&#039;dans&#039;&#039; ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dantel(a) (bkz. Tentene)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça (Tabla) üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir &#039;&#039;davul&#039;&#039;, bir musiki sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça ve Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu &#039;&#039;defter&#039;&#039; gibi münâsebeti görünmüyor. (23. Lema)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekan&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Sind Üniversitesinin kıymetli &#039;&#039;Dekan&#039;&#039;ı Ali Ekber Şah’ın Ankara’daki bir Nur talebesine yazdığı mektup (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demogoji/Demagoji&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Şaşırtıcı cerbezekârlık ve &#039;&#039;demogojidir&#039;&#039; ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve mânâsızlarıyla uğraşan ve bulaşan bir zekadır. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demet&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir &#039;&#039;demet&#039;&#039; yapmaya karar verdiği gibi; (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demokrasi, Demokrat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...işimizi, gücümüzü ayaklar altında bırakmak ve bîçare evlâd ü iyalimizi perişan edip ağlatmak hangi &#039;&#039;demokrasi&#039;&#039; kanunlarıyla, hangi yeminli ve yüminli âdil hâkimlerin vicdanî ve âdilane kararlarıyla kabil-i te&#039;liftir? (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, nasılki gayet mükemmel binbir çeşit erzak etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş &#039;&#039;depo&#039;&#039; ve iaşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iaşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Detay&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki münafıkların ahval ve vaziyetlerinin en cüz&#039;î ayrıntılarına kadar gösterme ve tanıtma hususunda; temsilde musibete uğramışların en ince ahvallerinin &#039;&#039;detaylarını&#039;&#039; da ihmal etmiş değildir. (İ.İ. (Badıllı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diktatorya/Diktatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın &#039;&#039;diktatorya&#039;&#039;sı zîr ü zeber edilip, çatır çatır yıkılırken ... (Tarihçe) / &#039;&#039;Diktatör&#039;&#039;ler ve şefler idaresinde memleketin dinini, imanını, canını, hayatını kasıp kavuran merhametsiz eski devrin farmason kullarının şu can çekişme devrinde... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinamik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, Said Nursî Hazretleri, emsâli görülmemiş &#039;&#039;dinamik&#039;&#039; ve enerjik bir zâttır.  (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diplomat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkâr-ı siyasiyeden hâli ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve malûmatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad ve rehber ve &#039;&#039;diplomat&#039;&#039; ve hâkim-i âdil olarak,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Direktif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... idam kasdıyla ve muhakkak surette mahkûm edilmesi &#039;&#039;direktif&#039;&#039;iyle hakkında dava açtırılıyor. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;dirhem&#039;&#039; menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diritnot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hem &amp;quot;intizam&amp;quot; sırrıyla, bir çocuk parmağıyla gemi suretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir &#039;&#039;diritnotu&#039;&#039; da çevirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Disiplin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler otorite ve &#039;&#039;disiplinle&#039;&#039; idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doçent&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|“Kalbe gelen hakikat” gibi tabirleri de şahsî nüfuz temini maksadına delil göstermelerinin manasını da bu ilimle, hukukla meşgul &#039;&#039;doçent&#039;&#039;lerden sorarım. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir &#039;&#039;doktor&#039;&#039; geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dosya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sekseni mütecaviz Nur talebesi hakkında iddianame hazırlandı ve &#039;&#039;dosya&#039;&#039; sorgu hâkimliğine tevdi edildi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Drahm/Drahmi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir mizanla tartılır. &#039;&#039;Drahm&#039;&#039; ve Mark gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düello&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünkü orada &#039;&#039;düello&#039;&#039; gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dümen&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, azîm bir sefine-i sultaniyede bir hizmetkârın &#039;&#039;dümen&#039;&#039;cilik ettiğinin gayesi; ... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efendi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...herkes mensub olduğu &#039;&#039;efendisinin&#039;&#039; şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elektrik&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar &#039;&#039;elektrik&#039;&#039; lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emperyal/Emperyalizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, parazit, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar &#039;&#039;emperyalistleri&#039;&#039;, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enerji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf raporunda: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir &#039;&#039;enerji&#039;&#039; vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Engizisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Engizisyon&#039;&#039; zulümlerini çok geride bırakan hâkim bir kuvvetin tazyikatı altında, câni canavarların pek vahşi işkenceleri içinde, (Sırran tenevverat) sırrıyla perde altında Risale-i Nur eserleri gibi eserler neşretmek... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enstitü&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ben şahidim ki ben, Kastamonu Gölköy &#039;&#039;Enstitüsünde&#039;&#039; okurken bazı muallimler tarafından bize dinsizlik dersi verilmişti. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Entrika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve &#039;&#039;entrikalı&#039;&#039; cem&#039;iyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fabrika&lt;br /&gt;
|İtalyanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve &#039;&#039;fabrikası&#039;&#039;, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faktör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bugün içtimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en tesirli &#039;&#039;faktör&#039;&#039; ve nizâmı hâvî olan bir hakikat kaynağı vardır. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakülte&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Teşrin-i sâni 1950&#039;de Ankara Üniversitesi&#039;nde, profesör ve meb&#039;uslarımız ve Pakistan&#039;lı misafirlerimiz ve muhtelif &#039;&#039;fakülte&#039;&#039; talebelerinin huzurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhlis bir Nur Talebesi, hapishâneden çıkarıldığı vakit; güyâ o kırbaçlı, &#039;&#039;falakalı&#039;&#039;, türlü türlü işkenceli hapishâne, ona bir kuvvet, bir enerji kaynağı olmuş, ... (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Familya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Yine birisi sevdiği &#039;&#039;familyasına&#039;&#039; remizli olan bu fıkrayı söylemiş: (Kastamonu mektupları (Gayr-ı Münteşir))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanila&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... hem sako hem &#039;&#039;fanila&#039;&#039; ve pabucunu satmakla maişetini temin eden fakirü’l-hal... (Emirdağ L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanteziye&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bundan sonra birden gördü ki sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam; çok ziynetler, süslü suretler, &#039;&#039;fanteziyeler&#039;&#039;, müskirler beraber olduğu halde geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farmason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...komünistlik ve &#039;&#039;farmasonluğu&#039;&#039; desteklemiş olur ve ithamlara hakikî hedef olan muzır dinsizlerin türemesine yardım etmiş olur. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fayton (veya Payton)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yedi yaşından on yaşına kadar masum çocuklar, &#039;&#039;faytonla&#039;&#039; gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir? diye hayret ediyordum. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fener&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir yolcu, güneşin ziyasından gözünü kapıyor, hayaline bakıyor; vehmi, bir yıldız böceği gibi kafa &#039;&#039;fener&#039;&#039;inin ışığıyla dehşetli yolunu tenvir etmek istiyor. (sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Filozof (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve &#039;&#039;feylesoflar&#039;&#039; olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırça&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra sanatın yed-i beyzasıyla, inayetin &#039;&#039;fırçasıyla&#039;&#039; o suretin –eğer bir tek insan ve bir tek çiçek ise– göz, kulak, yaprak, püskül gibi azalarına bir hüsün, bir ziynet renkleri veriyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ekmeğin vücudu; tarla, harman, değirmen, &#039;&#039;fırına&#039;&#039; terettüp eder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırtına&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık &#039;&#039;fırtınaları&#039;&#039; karşısında çabuk söner. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fışkı&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden, yani kan ve &#039;&#039;fışkı&#039;&#039; ortasından beyaz, safi, temiz bir süt göndermek olan cüz’î fiil ise... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yani cennet çiçeklerinin &#039;&#039;fidanlık&#039;&#039; ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizat-ı kudret teşhir edildiğinden... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filiz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çiçekle, çiçekten çıkan semeredeki eser-i sanat ve hikmet; çekirdekle, çekirdekten çıkan &#039;&#039;filiz&#039;&#039;in eser-i sanat ve nakşından aşağı değildir. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Film&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|...hem mahiyet-i şahsiyesinin dünyevî neticelerini ve uhrevî semerelerini, hem hüviyet ve suretini hafızalarda ve elvâh-ı mahfuzada ve sermedî manzaraların &#039;&#039;film&#039;&#039; şeritlerinde... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filo&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Şimdi ise dünya servetine ve malına ve o servetle &#039;&#039;filolar&#039;&#039; teşkil edip, hattâ kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dörtyüz milyonu esaret altına almış ve ... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fizik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, &#039;&#039;fizik&#039;&#039;, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fonoğraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Dağları vecde getirip birer muazzam &#039;&#039;fonoğraf&#039;&#039; misillü ve birer insan gibi bir serzâkirin etrafında ufkî halka tutup; bir daire olarak tesbihat ediyorlardı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Kitap)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Format kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de bu kâinat kitab-ı kebiri ki bir tek sahifesi olan zemin yüzünde ve bir tek &#039;&#039;forması&#039;&#039; olan baharda, üç yüz bin ayrı ayrı kitaplar hükmündeki üç yüz bin nebatî ve hayvanî taifeleri beraber, birbiri içinde, yanlışsız, hatasız, karıştırmayarak, şaşırmayarak... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Üniforma)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Uniforme kelimesinden)&lt;br /&gt;
|...her bir bayram gününde resmigeçit için “&#039;&#039;Formalarınızı&#039;&#039; takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Formül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garb’ın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl &#039;&#039;formül&#039;&#039;leriyle mi? (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fotoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...her hâdiseyi müteaddid &#039;&#039;fotoğraflarla&#039;&#039; alarak muhafaza eden... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Foya&lt;br /&gt;
|Fransızca veya Venedikçe&lt;br /&gt;
|Fakat o istimal ile, onları kuyu dibine sıkıştırıp, meydanı baştan başa Kur&#039;ân hesabına zaptettik, onların &#039;&#039;foyalarını&#039;&#039; meydana çıkardık. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Francala&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir sene evvel üç &#039;&#039;francala&#039;&#039;, bir ramazan yine kâfi gelmişti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Frengi, Frenk, Frengistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki bir parça &#039;&#039;Frengî&#039;&#039; okumuşsun, bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun hem de bilenden sormuyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füze&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nakl ile de, senin hakikata ulaşman için &#039;&#039;füze&#039;&#039; gibi keskin âletindir.  (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gangren (bkz. Kangren)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ankara Maarif Dairesi iki milyon zararla hem yine Ankara’da otomobil &#039;&#039;garajı&#039;&#039; binası, aynı vakitte İzmir’de ehemmiyetli fabrika hem aynı vakitte Adana’da büyük bir binanın tamamen yandığını işittiğim vakit,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gardiyan&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı yemek kadar o &#039;&#039;gardiyan&#039;&#039; ve gardiyanla beraber dahilde ve hariçte bîçare mahpuslara çalışanlara bir sadaka hükmünde defter-i hasenatına yazılır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garnizon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Sarıkamış taarruzunda, Bitlis&#039;in sukutunda yaralı olduğu halde esir olup senelerce Rus &#039;&#039;garnizonlarında&#039;&#039; çile çekmiş,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir &#039;&#039;gaz&#039;&#039; ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...size söylememiştim, ona da bakınız, fakat &#039;&#039;gazete&#039;&#039; gibi okumayınız. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grafik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nur talebelerinin faaliyeti bu sergide harita ve fotoğraflarla ve &#039;&#039;grafikle&#039;&#039; izah edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gram&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Günde elli &#039;&#039;gram&#039;&#039; ekmekle ve bir çanak çorba ile tagaddi eden bu büyük adam, yaşıyorsa ancak Kur’an ve imana hizmet için yaşıyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grandük&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte o silâh, o düstur ki, medeniyet harbin eline vermiştir; ben de kendi gözümle &#039;&#039;Grandük&#039;&#039; Nikolaviç&#039;in namına iki emri gördüm. (Tuluat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Granit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve &#039;&#039;granitleri&#039;&#039; yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur&#039;aniye dünyayı nur ve saadete gark edecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garib ve bana pek çok ağır gelen ve üç günde bir bardak ayran ve bir bardak sütten başka birşey yedirmeyen &#039;&#039;grip&#039;&#039; hastalığının üçüncü gününde, füc&#039;eten hatırıma ihtar edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gübre&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...hattâ &#039;&#039;gübre&#039;&#039;leri mezruatın erzakı ve insanların mahrukatı hükmünde olup, ... (Latif Nükteler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Şurada kilitli salîbler, &#039;&#039;haçlar&#039;&#039; var. Cümlesini çıkarınız. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|Buna memur-u müşahhas kimse de şimdi Mısır &#039;&#039;Hahambaşısı&#039;&#039; bulunan Hayim Naum’dur. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halüsinasyon/hallüsinasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Sem u basar cihetinde &#039;&#039;hallüsinasyon&#039;&#039; hastalığı ihtimali nazar-ı dikkate alınabilir.&amp;quot; demişler. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...ve koca kâinatın bir &#039;&#039;harita&#039;&#039;, bir saat, bir hane gibi her tarafını gösterip, çevirip, onları yapan San&#039;atkârı... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı &#039;&#039;heyula&#039;&#039; fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıristiyan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Hıristiyanlık&#039;&#039; dini ise, kendi hasm-ı galibi, ki medeniyetle fenni, dost ederek, hileli, Kendine mal ederek, o iki silah ile bize galebe çaldı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidrojen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (&#039;&#039;hidrojen&#039;&#039;-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hol/Hul&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Tâ, oradan temaşa edip göreceğiz ki, küre-i arz &#039;&#039;hol&#039;&#039; veya top veya fırfıra veya sapan taşı gibi, Sâni-i Hakîm dest-i kudretle döndürüp, atmakla çeviriyor. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hoto&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Ya eyyühel &#039;&#039;hoto&#039;&#039;! (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulya/Hülya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zîra onlardan birisi – Allah etmesin – bin sene yaşayacak olursa, âdeta mümkin hükûmetin hangi sûretini görse, &#039;&#039;hülya&#039;&#039; ile yine râzı olmayacak. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Malûm ya; her mütefekkirin kendine mahsus bir tefekkür sistemi, fikrî hayatında takib ettiği bir gayesi ve bütün gönlü ile bağlandığı bir &#039;&#039;ideali&#039;&#039; vardır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kanun perdesi altında menfî &#039;&#039;ideolojilerine&#039;&#039;, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Yükselmededir marifet &#039;&#039;iklimine&#039;&#039; her an / Bambaşka ufuklar açıyor ruhuna Kur’an (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bazı olur, bir temas, taşı &#039;&#039;iksir&#039;&#039; ediyor. (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmparator(luk)&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Karasso ki, Osmanlı &#039;&#039;İmparatorluğu&#039;&#039;&#039;nu parçalamak için sinsi ve tertibli bir şekilde çalışan gizli bir teşkilata mensub olup, ortada fevkalâde bir rol oynuyordu. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncir&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ağacın başına baktı gördü ki: Bir &#039;&#039;incir&#039;&#039; ağacıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskele&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;iskele&#039;&#039; nâzırı Sabri&#039;nin birinci talebesi ve Risale-i Nur&#039;un ehemmiyetli küçük bir talebesinin küçücük mektubundaki güzel yazı bizi mesrur etti. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskemle&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|En aşağıdaki &#039;&#039;iskemleyi&#039;&#039; de bana verseler, lütuftur. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspirtizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da &#039;&#039;ispirtizmacıların&#039;&#039; içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir günlük mesafede bir &#039;&#039;istasyon&#039;&#039; vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstatistik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya kozmoğrafya ilminden ve &#039;&#039;istatistikçi&#039;&#039; fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzbe&lt;br /&gt;
|Bulgarca veya Rusça&lt;br /&gt;
| Yeni Cami’nin şerefesinden Beyoğlu’nun en karanlık ve mülevves &#039;&#039;izbesine&#039;&#039; kadar nüfuz edecek ışık tufanını şimdiden görür gibi oluyoruz. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jandarma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir kadına, bir &#039;&#039;jandarma&#039;&#039; elbisesi giydirilmez. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, &#039;&#039;jeoloji&#039;&#039;, fizik, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jön&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Jön&#039;&#039; Türkler şöyledirler, böyledirler. Bizi de zarardîde edecekler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jurnal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Benim aldığım bir habere göre ve çok emarelerle gizli münafıkların yalan &#039;&#039;jurnalleri&#039;&#039; ve desiseleriyle... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabine&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa taarruz pek geniş dairede, reis-i hükûmet ve hazır &#039;&#039;kabine&#039;&#039;, plânlı ve dehşetli bir evham ile hücum etti. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kablo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...faraza ihtiyaç olsa da, o manialar ve âikalar insanın a&#039;sab ve damarları gibi veya demir hatları, (yani &#039;&#039;kablo&#039;&#039; telleri) seyyalat-ı latifenin nakline vesile ve vasıta olmaları gibi sırlarla;... (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kadro&#039;&#039; haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve &#039;&#039;kafesli&#039;&#039; şu pencereyi neyle kapatabilirsin? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ve o âyine-i ilmindeki herşeyin suretine ve plânına göre, kolayca, herbir şeyin zerreleri o &#039;&#039;kalıb-ı&#039;&#039; ilmî içine yerleşir, muntazaman vaziyetlerini muhafaza ederler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamara&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam &#039;&#039;Kamarasında&#039;&#039;, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamp&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|O Sibirya&#039;ya gönderilmiş, en büyük esirler &#039;&#039;kampında&#039;&#039; idi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kamyon&#039;&#039; yokuşları tırmanıyordu. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş &#039;&#039;Kanalı&#039;&#039;’na,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanca&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... evkat-ı hamsede rükû ve sücud &#039;&#039;kanca&#039;&#039;sıyla gururun hortumunu bük... (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|... güneşi büyük bir elektrik lâmbası, kameri &#039;&#039;kandil&#039;&#039;, ve yıldızları mumlar meyveleriyle yaldızlar, elektrikler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kangren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, &#039;&#039;kangren&#039;&#039; olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kantarlarla&#039;&#039; ehval ve mehavifi ruhlarına yüklüyorlar. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kanun&#039;&#039; namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaptan&lt;br /&gt;
|Venedikçe/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kaptan&#039; dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakol&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer milletin ve vatanın saadetine ve istikbaline zarar verecek bir kabahatim varsa, dokuz seneden beri valisinden tut, köy &#039;&#039;karakol&#039;&#039; kumandanına kadar kendilerini mes’ul eder. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu âyet-i kerime, &amp;quot;Üstad&amp;quot;ın &#039;&#039;karakter&#039;&#039; ve şahsiyetini tahlil hususunda bize nurdan bir rehber oluyor... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karavana&lt;br /&gt;
|İtalyanca (Aslı Farsça (kervan))&lt;br /&gt;
|Kazan kaynatır, &#039;&#039;karavanayı&#039;&#039; yıkar, getirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karbon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, &#039;&#039;karbon&#039;&#039;, azotun intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kargir&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Âyetler arasında büyük bir tesanüd vardır ki, &#039;&#039;kârgir&#039;&#039; binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye-i Kur&#039;aniyeyi sarsılmaktan vikaye ediyor. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karyola&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Gördüm ki, üstadım bir &#039;&#039;karyola&#039;&#039; üzerindedir. (Barla Lahikası)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Sefahet ve ahlâksızlığın cem&#039;iyetimizin bünyesini bir &#039;&#039;kanser&#039;&#039; gibi kemirdiğini ... (Hizmet Rehberi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasatura&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hemen o zaman elimi sağ taraftaki deliğe uzattığımda bir &#039;&#039;kasatura&#039;&#039; geldi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasket&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sabahleyin başındaki &#039;&#039;kasketinin&#039;&#039; siperliğini dikmiş, tâ hücumdan kurtulsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katolik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, &#039;&#039;Katolik&#039;&#039; Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını &#039;&#039;katrilyonlar&#039;&#039; belki kentrilyonlar adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Nasılki mükemmel bir eczahane ki, her &#039;&#039;kavanozunda&#039;&#039; hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayatdar macunlar ve tiryaklar var. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kentrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını katrilyonlar belki &#039;&#039;kentrilyonlar&#039;&#039; adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilise&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan &#039;&#039;Kilise&#039;&#039;si&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilit&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına &#039;&#039;kilit&#039;&#039;, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur? (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilo&lt;br /&gt;
|İngilizce veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ bir vakit Isparta&#039;da bir Ramazan&#039;da bir ekmek, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; torba yoğurdu, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; pirinçle yaşayan bir adam, maişeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabul etmeye mecbur olmaz. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kimya, Kimyager&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Şübhesiz gayet maharetli ve &#039;&#039;kimyager&#039;&#039; ve hakîm bir eczacıyı gösterir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem hakikat budur; biz küçücük sıkıntılarımızı &amp;quot;&#039;&#039;kinin&#039;&#039;&amp;quot; gibi bir acı ilâç bilip sabır ve şükretmeliyiz, &amp;quot;Yâhu bu da geçer&amp;quot; demeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizvan&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|O iki semereden birisi, kürtçe &amp;quot;&#039;&#039;kizvan&#039;&#039;&amp;quot; denilen &#039;Menengiç&#039; hâs semeresidir. (Mesnevi N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komiser&lt;br /&gt;
|İtalyanca veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Avdetimle, bir &#039;&#039;komiserle&#039;&#039; iki polis ikamet ettiğim evimin kapısında ve bir komiserle iki polis de bahçenin dışarısında bulunuyorlardı. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh mühim bir maksat için tesis edilen Dârülhikmeti’l-İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir &#039;&#039;komisyon&#039;&#039; derecesinden çıkarıp... (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cem&#039;iyet ve &#039;&#039;komitelerle&#039;&#039; münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komprime&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale‑i Nur, insanın senelerce uğraşarak elde edemeyeceği bilgileri komprime hülâsalar nev&#039;inden kısa bir zamanda temin etmesidir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komünist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Komünistliğin&#039;&#039;, anarşistliğin, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konferans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İ&#039;lem ey hitabet-i umumiye sıfatı ile gazete lisanıyla &#039;&#039;konferans&#039;&#039; veren muharrir! (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kongre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasılki meselâ Amerika&#039;da, bütün milletler umumî bir &#039;&#039;kongreye&#039;&#039; davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konserve&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...ve memeler denilen &#039;&#039;konserve&#039;&#039; paketleriyle doldurup kış âhirinde erzakları biten muhtaç zîhayatlara yetiştiren bir Rezzak-ı Rahîm’in işleri olduğunu... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kontrol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya o nefsin fevkinde onun bütün ahvalini &#039;&#039;kontrol&#039;&#039; eden kimse yoktur. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kordon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altın bir &#039;&#039;kordon&#039;&#039; gibi işlenmiştir. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Koridor&#039;&#039;larda büyük bir kalabalık göze çarpıyordu. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kozmoğrafya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya &#039;&#039;kozmoğrafya&#039;&#039; ilminden ve istatistikçi fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil belki gayet müstebit bir &#039;&#039;kral&#039;&#039; sıfatıyla işitilir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kroki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nazirsiz şuleleriyle asr-ı hazırı ihya ve tenvir ve istikbalin &#039;&#039;krokisini&#039;&#039; bihakkın tanzim ve tahkim eden Nurlar, ile’l-ebed pâyidar olsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuluçka&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa sekseni bozulsa yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa denilebilir mi ki çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu &#039;&#039;kuluçkaya&#039;&#039; kapanmak çirkin oldu, şer oldu? (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulüp&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Fırkacılık, &#039;&#039;Kulüpleri&#039;&#039; Tevhid-i Kulübe Değil, Tefrik-i Kulûbe Sebeptir (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumanda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sevkü&#039;l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumandan&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki, içerisinde tevakkuf imkânı olmayan tünellerden haris &#039;&#039;kumpanyalar&#039;&#039; fazla seyr ü sefer etmekle iftihar ederler. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumpanya&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|...nev&#039;-i insanın güneşleri ve yıldızları ve &#039;&#039;kumandanları&#039;&#039; olan bütün peygamberleri... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kundura&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir &#039;&#039;kundura&#039;&#039; boyacısı,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir &#039;&#039;kupa&#039;&#039;, küçük bir gaz ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hatt-ı Kur&#039;ânî lehinde birincisinin bir kerameti, merkezde hatt-ı Kur&#039;ânînin bir &#039;&#039;kursu&#039;&#039; açılması olduğu gibi, inşaallah ikincisi, daha mu&#039;cizâne bir keramet gösterecek. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuruş&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Eğer yüz &#039;&#039;kuruş&#039;&#039; bir gündelik ile çalışsan sonra biri gelse, dese ki:... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem hiç mümkün müdür ki bir &#039;&#039;kutu&#039;&#039; kadar bir makine bütün bir âlemi içine aldığı halde, tesadüfî veyahut abes bir iş içinde bulunsun? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kültür&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Bu hareketlerin asıl merkezini, Said Nursî’nin fazla miktarda talebesi bulunan üniversite ve &#039;&#039;kültür&#039;&#039; yerleri teşkil eder.  (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir gün &amp;quot;Bismillah&amp;quot; yazılı kabir taşlarını &#039;&#039;lâğımlar&#039;&#039; üzerine konurken görürler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik &#039;&#039;lâmbaları&#039;&#039; hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laik, Laiklik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet &#039;&#039;lâik&#039;&#039; cumhuriyete döner. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;lastik&#039;&#039;li bir kanunun 163’üncü maddesi sahte bir maskedir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lav&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o günden beri her sözü bir dilim &#039;&#039;lav&#039;&#039;, her fikri bir ateş parçası olmuş. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Halbuki eski partinin &#039;&#039;liderleri&#039;&#039; meb&#039;us iken veya memur iken,... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lira&lt;br /&gt;
|İtalyanca &lt;br /&gt;
|Bu paraları sayarken, aralarında bir kalp &#039;&#039;lira&#039;&#039; bulundu. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lise&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Karşısındaki &#039;&#039;lise&#039;&#039; mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Loca&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir &#039;&#039;locada&#039;&#039;, bir sofrada oturuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lohusa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bu hastalığın manevî şehadeti kazandırması, &#039;&#039;lohusa&#039;&#039; zamanı olan kırk güne kadardır. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bunların derneği yoktur, &#039;&#039;lokal&#039;&#039;i yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi patırtısı, nutku, âlâyişi nümayişi yoktur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lord&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, &#039;&#039;Lord&#039;&#039; Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüks&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Diğeri de &#039;&#039;lüks&#039;&#039;lerini, zenginliklerini, rütbe ve mevkilerini ... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madalya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...gönüllü alay kumandanı olarak mücahede ve irşad için dolaşıp büyük bir harb &#039;&#039;madalyası&#039;&#039; almış... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madam&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ birisi Paris&#039;te sefahet âleminde bir âlüfte &#039;&#039;madamın&#039;&#039; kametinde istihsan ettiği bir libası, câmide muhterem bir hocaya giydirmeye çalışmak gibi bir hareket-i ahmakane ve caniyanede bulunur. (Deva-ül Ye&#039;s)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Venedikçe (Arapça mehazin kelimesinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mağaza&#039;&#039;larda kâğıt kalmadı. Risale-i Nur şakirtleri kâğıdı bitirdiler (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makine&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Havanın ve &#039;&#039;makinenin&#039;&#039; harareti bana ağırlık ve fikrime de &amp;quot;Bu Risale-i Nur muazzam bir mu&#039;cize-i Kur&#039;aniyedir. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamo&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Aziz &#039;&#039;mamo&#039;&#039;! {*: Kürdçe &amp;quot;Amcacığım&amp;quot; demektir.} (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zira yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan &#039;&#039;mancınıklar&#039;&#039; ve işaret fişeklerine benzeyen şu hâdisat-ı necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar enseb düştüğü bedaheten anlaşılır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mandal&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O adam, gayet mu’cizekâr bir zatın menşe-i mu’cizatı olan fabrikasının bir &#039;&#039;mandalı&#039;&#039; veyahut miskin bir kapıcısıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masa&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Tosya kasabasından imdada gelmiş gibi aynı vakitte yaldızlı ciltleriyle &#039;&#039;masa&#039;&#039; üzerinde dururken, ... (Kastamonu L)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevra&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya haşmet-i rububiyetini göstermek için bu emirber neferleri hükmünde olan manzume-i şemsiye ordusu ile bir &#039;&#039;manevra&#039;&#039; yaptırır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manyetizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve &#039;&#039;manyetizmanın&#039;&#039; hâdisatı nev&#039;inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareşal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Vali, &#039;&#039;Mareşal&#039;&#039;’e: “Said Nursî hükûmete itaat etmiyor, gelenlere dinî dersler veriyor.” diye şekvada bulunuyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mark&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Drahm ve &#039;&#039;Mark&#039;&#039; gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mart&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Eskiden 31 &#039;&#039;Mart&#039;&#039; Hâdisesi’nde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maske&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hususan bu yirmibeş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münafıkane ve çeşit çeşit &#039;&#039;maskeler&#039;&#039; altında imanın erkânına yapılan sû&#039;-i kasdlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, anarşistliğin, &#039;&#039;masonluğun&#039;&#039; kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Materyal, Materyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bize ne kadar &#039;&#039;materyal&#039;&#039; verirseniz hepsi burada neşrolacak... (Tarihçe-i Hayat)/ ...yirminci asırdaki insanlara rehber olup dalaletten ve &#039;&#039;materyalizm&#039;&#039;in, maddiyyunluğun ve tabiat-perestliğin sürüklediği sefahet ve koyu fikir karanlığından kurtaran... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mavzer&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Kendi talebelerine &#039;&#039;mavzer&#039;&#039; tüfekleri bulup medresesi bir vakit asker kışlası gibi silâhlar, kitaplarla beraber bulunduğu vakit, bir asker ferîki geldi, gördü dedi: (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayıs&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Hususan &#039;&#039;mayısın&#039;&#039; âhirinde olduğu gibi bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de &#039;&#039;medyumlar&#039;&#039; suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da ispirtizmacıların içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftihane&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Arapça&#039;dan yararlanılarak)&lt;br /&gt;
|Bu kudsî hediyeniz bu şehre girdiği aynı zamanda, daha biz haber almadan, memleketimizde talebeler bir kitaba başladığı zaman, Kürdçe &#039;&#039;meftîhane&#039;&#039; namında bir ziyafet verdiklerine tam bir misal olarak,... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekanizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hayreti tahrik ve tehyic eden bu gibi makamlarda kendi hayal &#039;&#039;mekanizmasiyle&#039;&#039; vakıa&#039;nın zamanını ve hadisenin mekânını kendi yanında hazır ediyor. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -men&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Müslümanlığı ve onun esaslarını, farîzalarını ve kaidelerini kifayetle telkin edip öğretecek &#039;&#039;öğretmenlerimizin&#039;&#039; yetiştirilmesine ayrıca gayret sarf edilecektir. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Elbette bir padişahın hediyesinin kabı veya hediyeye sarılan &#039;&#039;mendil&#039;&#039; veyahut hediye eline verilip getiren nefer, o padişahın saltanatına şerik olamazlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalara bir &#039;&#039;merhem&#039;&#039;, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermer&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Harbiye Nezareti&#039;nin kapısındaki {{Arabi|اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ٭ وَ يَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا}} hatt-ı Kur&#039;anînin üzeri &#039;&#039;mermer&#039;&#039; taşlarla kapatılmışken meydana çıkarılması... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metod/Metot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...iblisane, sinsi &#039;&#039;metodlar&#039;&#039; takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metre&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|Şimdiye kadar gelen semavî taşlar bir iki karış oldukları halde, böyle yirmi beş &#039;&#039;metre&#039;&#039; uzunluğunda ve on &#039;&#039;metre&#039;&#039; genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavatın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıknatıs&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Dedim: &amp;quot;Bu bîçareler kendilerini, bu &#039;&#039;mıknatıs&#039;&#039; gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar.&amp;quot; (İman ve Küfür Müvazeneleri)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihanikiyet (Mekanik kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Yunanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka çarka tecavüz etse, makinenin &#039;&#039;mihanikiyeti&#039;&#039; bozulur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikrop&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;mikroptan&#039;&#039; gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kışın en şiddetli günlerinde, hapishane pencerelerinin iki &#039;&#039;milim&#039;&#039; buz tuttuğu zamanlarda zehir verilmiş;... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyar&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz &#039;&#039;milyar&#039;&#039; dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyon&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Her zamanda kudsî milletimin üç yüz elli &#039;&#039;milyon&#039;&#039; efradı vardır. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mister&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mister&#039;&#039; John Davenport, &amp;quot;Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur&#039;an-ı Kerim&amp;quot; unvanlı eserinde Kur&#039;an-ı Kerim&#039;den bahsederken, şu sözleri söylüyor:... (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misyoner&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Âlem-i küfür bütün vesaitiyle ve medeniyetiyle, felsefesiyle, fünunuyla, &#039;&#039;misyonerleriyle&#039;&#039; âlem-i İslâm’a hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettikleri halde âlem-i İslâm’a dinen galebe edemedi.  (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miting&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte ey Kürtler (Ve ey inkılâp softaları!) Manzara‑i hayâl üstünde gördünüz ki, şu büyük &#039;&#039;mitingde&#039;&#039; iki taraf da sizi protesto ettiler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mitralyöz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|En son silah, &#039;&#039;mitralyöz&#039;&#039; gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mobilya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Benim iaşem için her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane — &#039;&#039;mobilyasıyla&#039;&#039; beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Olsa olsa o zamanın ilcaatının &#039;&#039;modasına&#039;&#039; göre bir libas giydireceğim. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Model&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki terzi gibi bir sanatçı; birçok külfetler, maharetlerle musanna bir şeyi icad eder ve ona bir &#039;&#039;model&#039;&#039; yapar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Modern&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...en &#039;&#039;modern&#039;&#039; neşir vasıtasıyla hem Anadolu&#039;ya, hem âlem-i İslâma ve insaniyete duyurulmasının temini. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mojik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Rus &#039;&#039;mojikleri&#039;&#039; buna şahittir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mor&lt;br /&gt;
|Yunanca ve Ermenice&lt;br /&gt;
|Biraz o mürekkebden taş üzerine döktük, siyah ve &#039;&#039;mor&#039;&#039; idi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Motor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa &#039;&#039;motorlu&#039;&#039; kayık içinde Eğirdir&#039;den Barla&#039;ya giderken... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mösyö (veya Monsieur)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şayet &#039;&#039;Monsieur&#039;&#039; Renaud (&#039;&#039;Mösyö&#039;&#039; Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur’an’a karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamaya gayret ettiklerini görürdü. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musiki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir &#039;&#039;musikî&#039;&#039; sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müze(hane)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Senin çok antika iki mu&#039;cize-i kudret, &#039;&#039;müzehânemi&#039;&#039; tezyin etti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahü/Nahu&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|İşte başlıyorum: &amp;quot;&#039;&#039;Nahu&#039;&#039;&amp;quot;... {Haşiye: Kürdçedir.} (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Orada, vazifesini güzelce yapan bir &#039;&#039;namuslu&#039;&#039; askere münasib bir mükâfat görür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Not(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Parantez içindeki &#039;&#039;not&#039;&#039;, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Numara&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Komşumuz Fethi Bey’e on bir ve on üç &#039;&#039;numaralı&#039;&#039; Sözler’i okudum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Objektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve &#039;&#039;objektif&#039;&#039; bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ofis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız, hükûmetin asker için &#039;&#039;ofislerde&#039;&#039; cem’ettiği erzakı askerlere taşıttırdığı, temizlettirdiği, öğüttürdüğü, pişirttirdiği gibi Cenab-ı Hak da hayat için lâzım olan levazımatı, küre-i arz &#039;&#039;ofisinde&#039;&#039; yaratıp cem’ettikten sonra, o erzakın toplanmasını ve sair ahvalini insana yaptırır ki insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atalet, betalet azabından kurtulsun. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Oksijen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (hidrojen-&#039;&#039;oksijen&#039;&#039;) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Okyanus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hem Avrupa, Afrika, &#039;&#039;Okyanusya&#039;&#039;, iki Asya, iki Amerika namlarıyla mâruf yedi kıt&#039;ası,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş, ağzıma düş&amp;quot; kabilinden, her nevi malzeme-i cerrâhiye-i ruhiyeyi, hâzık bir &#039;&#039;operatörle&#039;&#039; beraber ihsan buyurdu. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organ&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan İslâm Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan ve talebeleri istikbalin büyüklerini yüksek İslâmî esaslara göre hazırlamayı gaye edinmiş bir talebe cemiyetinin neşir &#039;&#039;organıdır.&#039;&#039; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organize&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;organize&#039;&#039; edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak sûretiyle devam edenler ise, ... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orijinal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;da müstesna bir edebiyat ve belâgat ve îcaz; nazirsiz, cazib ve &#039;&#039;orijinal&#039;&#039; bir üslûb vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otel&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bir buçuk ay kadar Yıldız &#039;&#039;Otelinde&#039;&#039; ikamet etti. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otomobil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı &#039;&#039;otomobil&#039;&#039;, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otorite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler &#039;&#039;otorite&#039;&#039; ve disiplinle idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örnek (Örneğin kelimesi Risalelerde geçmiyor)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Hak o nüvede pek çok âlemlerin &#039;&#039;örneklerini&#039;&#039; dercetmiştir. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paçavra&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif &#039;&#039;paçavraları&#039;&#039; vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pakt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Demokratlar olmasaydı, ne Türk-Pakistan dostluğu olurdu, ne de Bağdat &#039;&#039;Paktı&#039;&#039; ve sizlerle taallûkat-ı imaniye... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|...artık modası geçmiş olan &#039;&#039;palavralarla&#039;&#039; bu kıymeti küçümsemek isteyen güruh. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palaska&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl mîrîye mahsus tek bir &#039;&#039;palaska&#039;&#039; veyahut bir tek düğmeye mâlik olmak için onları yapan bütün fabrikalara mâlik olmak lâzımdır ki onlara hakiki mâlik olsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palto&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, bir padişah bir çobana, çobanlara mahsus bir abâ, bir &#039;&#039;palto&#039;&#039; ve kelbine de bir kemik verirse “Padişah iyi yapmadı.” diye kimse itiraz edemez. (İşaratül İcaz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pantolon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Üç dört defada daima mağlup olup fakir haliyle beraber kırk lira ve sakosunu ve &#039;&#039;pantolon&#039;&#039;unu kumara verdi, daha aklı başına gelmedi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizliğe karşı umumî cihadında mazhar olduğu muvaffakıyet ve galibiyetten dolayı Roma&#039;daki &#039;&#039;Papa&#039;&#039; dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papağan&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub postacılığı yapmak, &#039;&#039;papağanları&#039;&#039; konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papaz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin &#039;&#039;başpapazı&#039;&#039; tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parantez&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Parantez&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paraşüt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizlik cereyanlarına karşı semavî &#039;&#039;paraşüt&#039;&#039;lerle muharebe ve mücadele eden o hükûmet... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paravan(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an ve imanın hunhar ve müstebid zalim düşmanları; Kur&#039;an ve İslâmiyet&#039;i ve dini Risale-i Nur&#039;la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bedîüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikatı beyan ve ilân etmekte sükût edelim, susalım veya &amp;quot;Biraz susun&amp;quot; gibi birşeyle, &#039;&#039;paravanalar&#039;&#039;, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım? Aslâ. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, &#039;&#039;parazit&#039;&#039;, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar emperyalistleri, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parti&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ: Halk &#039;&#039;Partisi&#039;&#039;, Nur talebelerine verdikleri azab ve sıkıntı ve ihanetlerden, kendileri dünyada daha ziyade cezasını çektiler, aynını gördüler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pasaport&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya Ateşemiliterliği tarafından verilen &#039;&#039;pasaportudur&#039;&#039;.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patiska&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği, nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, &#039;&#039;patiskadan&#039;&#039; daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latîf, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patrik&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bütün tarihimizde, her fırsatta, en korkunç ve amansız düşmanlığını ispat eden Fener &#039;&#039;Patrik&#039;&#039;leri, ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paydos&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ve mütemadiyen hikmetle yazar ve &#039;&#039;paydos&#039;&#039; ile bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Payton (bkz. Fayton)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pedagog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir &#039;&#039;pedagogdur&#039;&#039; (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pırlanta&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Medeniyet ve fazilet çarşısında; cephesi’nde insan yazılan, iki ayak üstünde olan sandukadaki, üstüne kalp yazılan siyah veya &#039;&#039;pırlanta&#039;&#039; bir kutudadır. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pineduz&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Pine- kısmı)&lt;br /&gt;
|Siz de &#039;&#039;pîneduz&#039;&#039;luktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyango&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir kısmı da darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki &#039;&#039;piyango&#039;&#039; dairesine girdiklerini... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyes&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba görmez misin ki, meselâ sen bir temsil mahalline gitsen (yani tiyatro ve &#039;&#039;piyes&#039;&#039; gibi şeylerin oynandığı bir yere) ve görsen ki; ... (Zehre&#039;nin Zeyli, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plak/Pilak&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Belki herbiri; manevî, Rabbanî, muazzam, hadsiz başlı bir fonoğrafın birer &#039;&#039;plağı&#039;&#039; hükmünde olan masnuların üstünde dönen... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir &#039;&#039;plân&#039;&#039; çevirmiş. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Polis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar&amp;quot; diye &#039;&#039;polislere&#039;&#039; şekva ediyorlar. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Politika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem bu ittifaksızlıktan gelen zafiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin &#039;&#039;politika&#039;&#039;sına ve ehemmiyetsiz muvakkat yardımlarına karşı bu acib manevî rüşvetler veriliyor.  (Emirdağ 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Posta(hane)&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub &#039;&#039;postacılığı&#039;&#039; yapmak, papağanları konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pot (kırmak)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Dehşetli bir &#039;&#039;pot&#039;&#039; kırdım. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pozitif, Pozitivizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asır &#039;&#039;pozitif&#039;&#039; fikirlerin hükümran olduğu bir zamandır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prens&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;PRENS&#039;&#039; BİSMARCK (BİSMARK)&#039;IN BEYANATI (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prensip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Prensiplerimize&#039;&#039; muhalif ve burjuva denilen tabaka-i havassın istibdad ve tahakkümleri altında adalet-i mahzayı kabul etmek ağır geliyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Pres&#039;&#039; Ateşeliğinizde dine dair malûmat ve kitap da yoktur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Profesör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ düşman bir hükûmetin bir &#039;&#039;profesörü&#039;&#039; bu memlekete gelse, ehl-i maarif, onun ilim ve marifetine hürmeten onu ziyaret ederler ve ona hürmet ederler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Program&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet güzel bir çiçeğin dakik &#039;&#039;programını&#039;&#039;, küçücük bir tohumunda dercetmek, büyük bir ağacın sahife-i a&#039;malini, tarihçe-i hayatını, fihriste-i cihazatını küçücük bir çekirdekte manevî kader kalemiyle yazmak; nihayetsiz bir hikmet kalemi işlediğini gösterir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projeksiyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı &#039;&#039;projeksiyon&#039;&#039; gibi nurlarını iman hakikatlerine tevcih ederek... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projektör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Yirmi Birinci Lem&#039;a namıyla &#039;&#039;projektör-misal&#039;&#039;, geceleri gündüze çeviren, pek mübarek ve çok kıymettar ve gayet müessir bir risaleyle,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Propaganda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İslâmiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan &#039;&#039;propagandalarına&#039;&#039; ve taarruzlarına devam ederken,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protestan(lık)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen &#039;&#039;Protestanlık&#039;&#039; Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat) / Nasraniyet intıfa, ya ıstıfa bulacak. İslâm&#039;a karşı teslim, terk-i silâh edecek. Mükerreren yırtıldı, &#039;&#039;purutluğa&#039;&#039; tâ geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protesto&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hattâ Isparta ve Eğirdir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle &#039;&#039;protesto&#039;&#039; ediyorlar. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Psikolog, Psikoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir &#039;&#039;psikolog&#039;&#039; (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Purutluk (bkz. Protestanlık)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pusula&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|{{Arabi|هُوَ}} nin anahtarı ile ve &#039;&#039;pusula&#039;&#039;sıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyo&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir &#039;&#039;radyo&#039;&#039;-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Radyumvari&#039;&#039; o madde-i Kur&#039;anî ışığıyla sezmiştim. İşte, gözüne aydın! (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rampa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kadir Gecesini de Hadımköyünde istasyon &#039;&#039;rampasında&#039;&#039;, yağmurlu soğuk bir havada müşkilâtla bulunduğu su ile abdest alıp, sandık kapağı üstünde kılması... (Kastamonu L. (Eski))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rapor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf &#039;&#039;raporunda&#039;&#039;: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir enerji vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasyonel, Rasyonalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını &#039;&#039;rasyonel&#039;&#039; ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Realist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bediüzzaman Said Nursî; din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, &#039;&#039;realist&#039;&#039; görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir. (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reçete&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir &#039;&#039;reçete&#039;&#039;, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rejim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı &#039;&#039;rejim&#039;&#039;-i bid’akâranesini tamir edecek, sünnet-i seniyeyi ihya edecek; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rektör&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|...Üniversite &#039;&#039;Rektör&#039;&#039;ü Şeyh Bahît gibi müdakkik âlimler ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin &#039;&#039;rolü&#039;&#039; ehemmiyetlidir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Roman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|O da tiyatrocu, sinemacı, &#039;&#039;romancı&#039;&#039; medeniyetin edebiyatının şe&#039;nidir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Romatizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eskiden beri bende bulunan kulunç illetine ve &#039;&#039;romatizma&#039;&#039; hastalığına iltihak edip, beni yatağa düşürdü. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rovelver&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Değil elimize bıçak, belki mavzer ve &#039;&#039;rovelver&#039;&#039; de verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rönesans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan’ın en büyük mecmuası “Students’ Voice”da İslâm Kongresi Reisi “Zafer Afaq Ansar”ın “İslâm’ın Büyük &#039;&#039;Rönesansı&#039;&#039;” adlı makalesinde Risale-i Nur’un muhterem ve muazzez müellifinden şöyle bahsediyor (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Röntgen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz &#039;&#039;röntgen&#039;&#039; şuâı gibi zînurlar;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabun&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalık, &#039;&#039;sabun&#039;&#039; gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata (Safsatiyat)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Tahayyülde &#039;&#039;safsata&#039;&#039; hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sako&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu üstümdeki &#039;&#039;sakoyu&#039;&#039;, yedi sene evvel, eski olarak almıştım. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar &#039;&#039;salonu&#039;&#039; hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandalye&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O nurlu &#039;&#039;sandalyede&#039;&#039; oturan, yangınlar, tuğyanlardan kurtulur (kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk(ça)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hattâ beş &#039;&#039;sandık&#039;&#039; Nur Risalelerinde beş on sehiv buldukları halde,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santral&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, &#039;&#039;santralları&#039;&#039;, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santrifüj/Santrafüj&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Kıraç ve kumlu yerlerden suları çıkartan &#039;&#039;santrifüj&#039;&#039; âleti {{Arabi|اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ}} âyetiyle işaret edilen Hazret-i Musa’nın (as) asâsından ders almıştır.(Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekreter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Washington&#039;daki İslâm Cemiyetinin ve İslâm Kültür Merkezinin Genel &#039;&#039;Sekreteri&#039;&#039; Dr. Muhammed Habilullah&#039;tan, Irak&#039;taki Nur talebesi Ahmed Ramazan&#039;a gelen mektup. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...asrın maymun taklitçiliğine varan şahsiyetsizliği önünde şahsiyet mefhûmunun ilâhî yüksekliğini gönüllerin mihrâk noktasında &#039;&#039;sembolleştirmeğe&#039;&#039; tevessül eden âlimdir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri (hızlı anlamındaki Arapça kökenli seri&#039; kelimesi ile karıştırılmamalıdır)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika&#039;da Türkler lehinde bir &#039;&#039;seri&#039;&#039; konferans vermek... (Emirdağ L. 2.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyda (Seyyid kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Seydâ! Ne söylerseniz sözünüzden çıkmam, demiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Onun nuru, Kur’an’ın nuru, Allah’ın nuru vatan &#039;&#039;sınır&#039;&#039;larını da aştı. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırma&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|...malûm Âsiye Hanımın hanesinde etrafı tezyin edilen Hizbü&#039;l-Ekberi yüz senelik bir güzel kap içinde, o kabın, üstünde &#039;&#039;sırmayla&#039;&#039; padişahların mühim fermanlarında tuğra-i şâhâne işlenmiş olduğunu gördük. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sicim&lt;br /&gt;
|Moğolca (kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Hazret-i Muaz ibni Cebel dedi ki: Gazve-i Tebük&#039;te bir çeşmeye rast geldik; &#039;&#039;sicim&#039;&#039; kalınlığında, güçle akıyordu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sigara&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o &#039;&#039;sigara&#039;&#039; kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer a&#039;zâ-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı {{Arabi|يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَسَلَامًا}} âyetini okuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinema, Sinematoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Birden manevî bir &#039;&#039;sinema&#039;&#039; ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sistem&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahrib-i medeniyet, deniyet-i hazıra sureti değişecek, &#039;&#039;sistemi&#039;&#039; bozulacak; zuhur edecek o vakit,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sivil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar, şu işlerde &#039;&#039;sivil&#039;&#039; olarak istihdam ediliyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyonizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Siyonizm&#039;&#039;, komünizm, Allahsızlık gibi İslâmiyete zıt olan cereyanlara karşı mücadele etmektir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Skolastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beni, &#039;&#039;skolastik&#039;&#039; bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Soba&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|...bir misafirhane-i Rahmaniyede bir lâmba ve &#039;&#039;soba&#039;&#039; olan güneşimizin yanmasının devamı için,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofestai&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|...ya dimağında bir &#039;&#039;sofestai&#039;&#039; gizlenmiş, karıştırıyor; veyahut kalbini delerek bir müvesvis saklanmış, ihtilâl ediyor;... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu/Sufi&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhakkikîn-i &#039;&#039;sofiye&#039;&#039;, Vâcibü&#039;l-Vücuda o kadar hasr-ı nazar etmiş ve müstağrak olmuş ve ehemmiyet vermişler ki, onun hesabına kâinatın vücudunu inkâr etmişler. (Nokta)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bizim, avam tabakasının intibahı ile &#039;&#039;sosyalizm&#039;&#039; ve bolşevizm düsturlarını tatbik etmek, işimize yarıyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyolog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir &#039;&#039;sosyolog&#039;&#039; (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübjektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur &#039;&#039;sübjektif&#039;&#039; nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulfato&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hususan madeniyatın tuz, limontuzu, &#039;&#039;sulfato&#039;&#039; ve şap gibi sureten birbirine benzemekle beraber tadlarının şiddet-i muhalefetiyle... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünger&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...ve onunla zemin bahçesini sulandırır bir &#039;&#039;sünger&#039;&#039; gibi tasarruf eden kudretinin azametine ve herbir şeye şümulüne şehadet ettikleri gibi,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şape&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|...her lisandan meylü&#039;l-mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, &#039;&#039;şape&#039;&#039; gibi büyür. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şapka&lt;br /&gt;
|Rusça/Bulgarca&lt;br /&gt;
|Hiçbir vakit &#039;&#039;şapkayı&#039;&#039; başıma koymayı ihtar etmedikleri gibi benim hizmetçilerim misillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordular. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarlatan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Böyle &#039;&#039;şarlatanların&#039;&#039; inkârları, hiç hükmündedir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şef&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;şef&#039;&#039;in gözüne girebilmek, terfi-i makam edebilmek gibi süflî hırslarla yanıp kavrulanlar için ise bulunmaz bir fırsat olmuştur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenlik&lt;br /&gt;
|Ermenice (Şen- kısmı)&lt;br /&gt;
|İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî &#039;&#039;şenlik&#039;&#039; görüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerantah&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah)&#039;&#039; Süryânîce Raûf ve {{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut) Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Fransızca (aslen Arapça Sıfır kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan &#039;&#039;şifre&#039;&#039; bulunan bir muhabere mecmuasıdır. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimendifer&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire &#039;&#039;şimendifer&#039;&#039; ve balon gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şoför&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Şoförün&#039;&#039; kafası, parçalanmış, &amp;quot;ah, of&amp;quot; çekiyor. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Umumumuza bir &#039;&#039;tabla&#039;&#039; taam konuldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabur&lt;br /&gt;
|Macarca &lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir &#039;&#039;taburun&#039;&#039; askerleri, istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa kolay bir surette &#039;&#039;tabur&#039;&#039; bayrağı altında toplanmaları; yeniden bir &#039;&#039;tabur&#039;&#039; teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan; Türk’ün, İslâm’ın düşmanları &#039;&#039;taktik&#039;&#039; değiştirmişler. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talan&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Bâtınındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve &#039;&#039;talan&#039;&#039; etmek tevehhüm etmişsin. (2. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|İspanyolca &lt;br /&gt;
|Bir ihtiyar hocaya, &#039;&#039;tango&#039;&#039; bir kadın libası giydirilmediği gibi.. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla (At ahırı) (bir oyunun adı olan ve Risalelerde geçmeyen Tavla kelimesi Arapça üzerinden Latinceden gelir)&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça/Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...o vakit midenin &#039;&#039;tavla&#039;&#039;sına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teknik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asrın Kur&#039;ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan &#039;&#039;teknik&#039;&#039;, fen ve san&#039;at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve hâvi olacak, Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve ilân etmektedir. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telefon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud &#039;&#039;telefonların&#039;&#039;, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telepati&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Telepati&#039;&#039; nev&#039;inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair; birdenbire kibrit yakmak gibi, seri sualler soruyor. (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telgraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, &#039;&#039;telgrafların&#039;&#039;, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem muvakkat, &#039;&#039;temel&#039;&#039;siz misafirhaneleridir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tentene (Dantel[a]&#039;dan)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş &#039;&#039;tenteneli&#039;&#039; bir perdedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teres&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Onları deprettirir. Esaslara ilişilmez, onlarla oynanılmaz, sussun şimdi dinsizlik! İflas etti o &#039;&#039;teres&#039;&#039;. Bestir tecrübe-i küfran ve yalan. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|İşte şu merak-ı mârifetten, sahib-i &#039;&#039;tılsımın&#039;&#039; muhabbeti neş&#039;et etti. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tire&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Tire&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (11. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tiyatro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte dans ve &#039;&#039;tiyatro&#039;&#039; gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ton&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Risale-i Nur bir zehir ise, bizim bu zehirlere &#039;&#039;tonlarla&#039;&#039;, binlerce kilo ihtiyacımız vardır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kendisini Haydarpaşa&#039;dan Ankara&#039;ya götüren &#039;&#039;tren&#039;&#039; ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir&#039;den Ankara&#039;ya götüren trenle Eskişehir&#039;de buluşuyor. (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Trilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, &#039;&#039;trilyonlarla&#039;&#039; çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulum&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın &#039;&#039;tulum&#039;&#039; gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulumba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su &#039;&#039;tulumbası&#039;&#039; hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuvalet&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Arz, sema güzellik müsabakasına girmek için lâzım gelen &#039;&#039;tuvaletleri&#039;&#039; yapıp hazırlıklarda bulundukları zaman arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer. (İşaratül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Açılmış gül, öter bülbül, yüzünde var zarif bir &#039;&#039;tül&#039;&#039;. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tünel&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Ya fıtrî bir &#039;&#039;tünelden&#039;&#039; titreyerek gideriz. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Urba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Evet, zeminde hiçbir tahavvül ve ağaç ve hayvanlarında her senede &#039;&#039;urbasını&#039;&#039; değiştirmek gibi hiçbir tebeddül – cüz&#039;î olsun, küllî olsun – yoktur ki, intizamıyla Senin vücûduna ve vahdetine işâret etmesin. (Münacat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üniversite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nurs köyü ve Nursî lakabımla ve Nurlarla münasebetdar &#039;&#039;üniversite&#039;&#039; mektebinin pek gayretli bir Nurcusu... (Emirdağ-1 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vagon&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...ve erzak getiren bir şimendifer ve yüzündeki bahar mevsimini bir &#039;&#039;vagon&#039;&#039; tarzında yüz bin nevi taamlarla... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vapur&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o zaman İnebolu’nun meşhur ulemasından Hacı Ziya ve diğer ulema arasında &#039;&#039;vapur&#039;&#039;a teşyi edildiği sırada... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Volkan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Halbuki şakk-ı Kamer, bir &#039;&#039;volkanla&#039;&#039; inşikak eden bir dağ gibi mümkündür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yamyam&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce (Güney Sudan&#039;da insan eti yediği rivayet edilen bir kavmin dilinden)&lt;br /&gt;
|Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen &#039;&#039;yamyamların&#039;&#039;, hattâ vahşi canavar bir çete reisinin bir usûlü var, bir düstur ile hükmeder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenav&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını avzen {Haşiye: Kürdçedir.} ve &#039;&#039;zenav&#039;&#039; gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Sermeden &#039;&#039;zürm-zürm&#039;&#039; eder. {(Haşiye) Kürtçedir. -Müellif-} (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62047</id>
		<title>-dar</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62047"/>
		<updated>2026-07-25T11:42:35Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Farsça Ekler]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;-dâr&#039;&#039;&#039; veya &#039;&#039;&#039;-târ&#039;&#039;&#039;, sonuna geldiği kelimeye &amp;quot;tutan, sâhip ve mâlik olan&amp;quot; anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bilgiler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:&#039;&#039;&#039; Daşten ({{Arabi|داشتن}}): tutmak, sahip olmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Risale-i Nur&#039;da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Gözden kaçan başka örnekler olabilir)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alakadar:&#039;&#039;&#039; İlgili&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç &#039;&#039;alakadar&#039;&#039; görünmezdi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alemdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görürsün en ziyadarın, zekâvette &#039;&#039;alemdarın&#039;&#039;,... (17. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Aleyhdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En birinci ithamları, beni rejim &#039;&#039;aleyhtarı&#039;&#039; olarak telâkki etmeleridir. (Müdafaalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bahadar:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet‑i Rahmâniyenin misâli, rahmet‑i Rabbâniyenin timsâli, hakikat‑i insaniyenin şerefi, şecere‑i hilkatin en kıymettar ve kıymetli &#039;&#039;bahâdar&#039;&#039; bir semeresidir. (Reşhalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bayraktar:&#039;&#039;&#039; Bayrak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey, bin seneden beri İslâmiyetin &#039;&#039;bayraktarlığını&#039;&#039; yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cazibedâr:&#039;&#039;&#039; Cazibeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı &#039;&#039;cazibedârın&#039;&#039; cezbiyledir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cezbedar:&#039;&#039;&#039; Çekici&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...havanın dokunmasıyla &#039;&#039;cezbedarane&#039;&#039; ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dağdâr/Dağidar:&#039;&#039;&#039; Çok üzgün&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı &#039;&#039;dağidâr-ı&#039;&#039; teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Deftardar:&#039;&#039;&#039; Defter tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, &#039;&#039;defterdar&#039;&#039; olmaz.. (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dehadâr:&#039;&#039;&#039; Deha sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr &#039;&#039;dehadâr&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dindâr:&#039;&#039;&#039; Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evvela: &#039;&#039;Dindar&#039;&#039; bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dümdâr:&#039;&#039;&#039; Artçı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak &#039;&#039;dümdârlık&#039;&#039; vazifesi var. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haberdar:&#039;&#039;&#039; Haberi olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avâm‑ı nâs Arabî’den &#039;&#039;haberdar&#039;&#039; değildir, fehmedemez? (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haleldar:&#039;&#039;&#039; Zarara uğramış&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...sırf uhrevî olan Ramazan‑ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur‑u manevîmizi &#039;&#039;haleldâr&#039;&#039; edecekti. (Şualar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hatadâr:&#039;&#039;&#039; Hatalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i &#039;&#039;hatâdârın&#039;&#039; hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir. (Asar-ı B.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Havadâr:&#039;&#039;&#039; Havası bol&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hübubiyle &#039;&#039;havadarız&#039;&#039; (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hazinedâr:&#039;&#039;&#039; Hazineyi koruyan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî &#039;&#039;hazinedar&#039;&#039; hükmüne kimse getirebilir mi? (Sözler)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hikmettâr:&#039;&#039;&#039; Hikmetli yapan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve &#039;&#039;hikmettar&#039;&#039; bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hissedâr:&#039;&#039;&#039; Hisse sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden &#039;&#039;hissedâr&#039;&#039; olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hükümdâr:&#039;&#039;&#039; Hüküm süren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle... (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hüşdar:&#039;&#039;&#039; Uyanık&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey yoldaş‑ı &#039;&#039;hüşdâr&#039;&#039;! (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;İ&#039;cazdâr:&#039;&#039;&#039; Mucizevi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve &#039;&#039;i&#039;cazdârâne&#039;&#039; bast edilmiştir ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Kıymetdâr:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mecmuundan haber verdiği gibi &#039;&#039;kıymetdâr&#039;&#039; risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Lekedâr:&#039;&#039;&#039; Lekelendiren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milletimin namını &#039;&#039;lekedâr&#039;&#039; etmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Manidâr:&#039;&#039;&#039; Anlamlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O rahmet‑i âmmenin bir cilve‑i &#039;&#039;mânidâr&#039;&#039;, onun bir sırr‑ı hikmeti var; küfür mâni değildir. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Meyvedâr:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i &#039;&#039;meyvedâr&#039;&#039; gibi..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mihmandâr:&#039;&#039;&#039; Ağırlayan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Minnetdâr:&#039;&#039;&#039; Minnet eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Muhabbetdar:&#039;&#039;&#039; Muhabbet içeren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve &#039;&#039;muhabbetdarane&#039;&#039; taltif... (24. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mumdâr:&#039;&#039;&#039; Mum görevi gören&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir &#039;&#039;mumdarı&#039;&#039;, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. (2. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Münasebetdar:&#039;&#039;&#039; Alakalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve birbirinin içine girmesi ve &#039;&#039;münasebetdarane&#039;&#039; ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Namdâr:&#039;&#039;&#039; Ünlü, namı olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; &#039;&#039;namdar&#039;&#039;, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Nazdâr:&#039;&#039;&#039; Nazlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, &#039;&#039;nazdârâne&#039;&#039; tahdis-i ni&#039;met suretinde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Perdedar:&#039;&#039;&#039; Perdeci&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Pişdâr:&#039;&#039;&#039; Öncü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında &#039;&#039;pişdâr&#039;&#039;, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Revnakdar:&#039;&#039;&#039; Güzel, parlak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli &#039;&#039;revnakdar&#039;&#039; bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;... (7. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Sancaktar:&#039;&#039;&#039; Sancak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde &#039;&#039;sancaktarı&#039;&#039; kıl,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Semeredar:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tek bir semere ile &#039;&#039;semeredâr&#039;&#039; şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir. (Lemalar, Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Serdar:&#039;&#039;&#039; Başkomutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet &#039;&#039;serdarısınız&#039;&#039;. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuledar:&#039;&#039;&#039; Şule saçan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlm ü hakikatte &#039;&#039;şûledâr&#039;&#039; mâhitâb‑ı âhirzamandır bu. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuurdar:&#039;&#039;&#039; Şuurlu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve &#039;&#039;şuurdarane&#039;&#039; vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tahsildar:&#039;&#039;&#039; Tahsil eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Takvadâr:&#039;&#039;&#039; Takvalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem Nur&#039;un &#039;&#039;takvadârâne&#039;&#039; ve riyazetkârâne meşrebi;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tarafdâr:&#039;&#039;&#039; Taraf olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Taravettar:&#039;&#039;&#039; Tazece&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ &#039;&#039;tarâvettar&#039;&#039; semereleri bir şecere‑i nurâniyedir ki; ... (19. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tecellidar:&#039;&#039;&#039; Allah&#039;ın tecellisi ile meydana gelen&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu şeş cihet ziyâdârdır; burûcunda &#039;&#039;tecellîdâr&#039;&#039; ki: LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ… (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tesellidar/Teselliyetdâr:&#039;&#039;&#039; Teselli veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...elbette şefkatkârane, &#039;&#039;teselliyetdârâne&#039;&#039; bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vazifedâr:&#039;&#039;&#039; Vazifeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm’ın âlemine fedâya &#039;&#039;vazifedâr&#039;&#039;, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,... (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vefadâr:&#039;&#039;&#039; Vefalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, &#039;&#039;vefadâr&#039;&#039; kardeşlerim!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ziyadâr:&#039;&#039;&#039; Işık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri &#039;&#039;Ziyadar&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Zulmetdâr:&#039;&#039;&#039; Karanlık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri &#039;&#039;Zulmettar&#039;&#039; diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==İlgili Maddeler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Kaynakça==&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62046</id>
		<title>-dar</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=-dar&amp;diff=62046"/>
		<updated>2026-07-25T11:34:39Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Farsça Ekler]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;-dâr&#039;&#039;&#039; veya &#039;&#039;&#039;-târ&#039;&#039;&#039;, sonuna geldiği kelimeye &amp;quot;tutan, sâhip ve mâlik olan&amp;quot; anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bilgiler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:&#039;&#039;&#039; Daşten ({{Arabi|داشتن}}): tutmak, sahip olmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Risale-i Nur&#039;da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
(Gözden kaçan başka örnekler olabilir)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alakadar:&#039;&#039;&#039; İlgili&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç &#039;&#039;alakadar&#039;&#039; görünmezdi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Alemdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Görürsün en ziyadarın, zekâvette &#039;&#039;alemdarın&#039;&#039;,... (17. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Aleyhdar:&#039;&#039;&#039; Sancaktar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
En birinci ithamları, beni rejim &#039;&#039;aleyhtarı&#039;&#039; olarak telâkki etmeleridir. (Müdafaalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bahadar:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet‑i Rahmâniyenin misâli, rahmet‑i Rabbâniyenin timsâli, hakikat‑i insaniyenin şerefi, şecere‑i hilkatin en kıymettar ve kıymetli &#039;&#039;bahâdar&#039;&#039; bir semeresidir. (Reşhalar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Bayraktar:&#039;&#039;&#039; Bayrak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey, bin seneden beri İslâmiyetin &#039;&#039;bayraktarlığını&#039;&#039; yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cazibedâr:&#039;&#039;&#039; Cazibeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı &#039;&#039;cazibedârın&#039;&#039; cezbiyledir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Cezbedar:&#039;&#039;&#039; Çekici&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...havanın dokunmasıyla &#039;&#039;cezbedarane&#039;&#039; ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dağdâr/Dağidar:&#039;&#039;&#039; Çok üzgün&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı &#039;&#039;dağidâr-ı&#039;&#039; teesüf etmiş.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Deftardar:&#039;&#039;&#039; Defter tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, &#039;&#039;defterdar&#039;&#039; olmaz.. (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dehadâr:&#039;&#039;&#039; Deha sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr &#039;&#039;dehadâr&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dindâr:&#039;&#039;&#039; Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evvela: &#039;&#039;Dindar&#039;&#039; bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Dümdâr:&#039;&#039;&#039; Artçı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bu sırra binâen, benim gibi bir neferin, ağırlaşmış müşîriyet makamında ancak &#039;&#039;dümdârlık&#039;&#039; vazifesi var. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haberdar:&#039;&#039;&#039; Haberi olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Avâm‑ı nâs Arabî’den &#039;&#039;haberdar&#039;&#039; değildir, fehmedemez? (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Haleldar:&#039;&#039;&#039; Zarara uğramış&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...sırf uhrevî olan Ramazan‑ı Şerîfi; dünya meşgaleleriyle huzur‑u manevîmizi &#039;&#039;haleldâr&#039;&#039; edecekti. (Şualar)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hatadâr:&#039;&#039;&#039; Hatalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i &#039;&#039;hatâdârın&#039;&#039; hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir. (Asar-ı B.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Havadâr:&#039;&#039;&#039; Havası bol&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hübubiyle &#039;&#039;havadarız&#039;&#039; (Konferans)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hazinedâr:&#039;&#039;&#039; Hazineyi koruyan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Allah’tan başka koca semâ ve zemini iki mutî &#039;&#039;hazinedar&#039;&#039; hükmüne kimse getirebilir mi? (Sözler)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hikmettâr:&#039;&#039;&#039; Hikmetli yapan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve &#039;&#039;hikmettar&#039;&#039; bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hissedâr:&#039;&#039;&#039; Hisse sahibi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden &#039;&#039;hissedâr&#039;&#039; olur.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hükümdâr:&#039;&#039;&#039; Hüküm süren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle... (30. Lema)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Hüşdar:&#039;&#039;&#039; Uyanık&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey yoldaş‑ı &#039;&#039;hüşdâr&#039;&#039;! (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;İ&#039;cazdâr:&#039;&#039;&#039; Mucizevi&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve &#039;&#039;i&#039;cazdârâne&#039;&#039; bast edilmiştir ki...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Kıymetdâr:&#039;&#039;&#039; Kıymetli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mecmuundan haber verdiği gibi &#039;&#039;kıymetdâr&#039;&#039; risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Lekedâr:&#039;&#039;&#039; Lekelendiren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Milletimin namını &#039;&#039;lekedâr&#039;&#039; etmedim.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Manidâr:&#039;&#039;&#039; Anlamlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O rahmet‑i âmmenin bir cilve‑i &#039;&#039;mânidâr&#039;&#039;, onun bir sırr‑ı hikmeti var; küfür mâni değildir. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Meyvedâr:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i &#039;&#039;meyvedâr&#039;&#039; gibi..&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mihmandâr:&#039;&#039;&#039; Ağırlayan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Minnetdâr:&#039;&#039;&#039; Minnet eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı. (15. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Muhabbetdar:&#039;&#039;&#039; Muhabbet içeren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud&#039;un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve &#039;&#039;muhabbetdarane&#039;&#039; taltif... (24. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mumdâr:&#039;&#039;&#039; Mum görevi gören&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Madem Cenab-ı Hakk&#039;ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir &#039;&#039;mumdarı&#039;&#039;, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. (2. Şua)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Münasebetdar:&#039;&#039;&#039; Alakalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve birbirinin içine girmesi ve &#039;&#039;münasebetdarane&#039;&#039; ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua) &lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Namdâr:&#039;&#039;&#039; Ünlü, namı olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; &#039;&#039;namdar&#039;&#039;, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Nazdâr:&#039;&#039;&#039; Nazlı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hazret-i Gavs&#039;ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, &#039;&#039;nazdârâne&#039;&#039; tahdis-i ni&#039;met suretinde...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Perdedar:&#039;&#039;&#039; Perdeci&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, &#039;&#039;perdedâr&#039;&#039;-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Pişdâr:&#039;&#039;&#039; Öncü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında &#039;&#039;pişdâr&#039;&#039;, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Revnakdar:&#039;&#039;&#039; Güzel, parlak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli &#039;&#039;revnakdar&#039;&#039; bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;... (7. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Sancaktar:&#039;&#039;&#039; Sancak tutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde &#039;&#039;sancaktarı&#039;&#039; kıl,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Semeredar:&#039;&#039;&#039; Meyve veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tek bir semere ile &#039;&#039;semeredâr&#039;&#039; şecerenin yaratılışlarındaki suûbet ve sühûlet birdir. (Lemalar, Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Serdar:&#039;&#039;&#039; Başkomutan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet &#039;&#039;serdarısınız&#039;&#039;. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuledar:&#039;&#039;&#039; Şule saçan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İlm ü hakikatte &#039;&#039;şûledâr&#039;&#039; mâhitâb‑ı âhirzamandır bu. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Şuurdar:&#039;&#039;&#039; Şuurlu&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve &#039;&#039;şuurdarane&#039;&#039; vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tahsildar:&#039;&#039;&#039; Tahsil eden&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. (Barla L.)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Takvadâr:&#039;&#039;&#039; Takvalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Hem Nur&#039;un &#039;&#039;takvadârâne&#039;&#039; ve riyazetkârâne meşrebi;...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tarafdâr:&#039;&#039;&#039; Taraf olan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Taravettar:&#039;&#039;&#039; Tazece&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...bütün enbiyâ hayattar kökleri, bütün evliyâ &#039;&#039;tarâvettar&#039;&#039; semereleri bir şecere‑i nurâniyedir ki; ... (19. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tesellidar/Teselliyetdâr:&#039;&#039;&#039; Teselli veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
...elbette şefkatkârane, &#039;&#039;teselliyetdârâne&#039;&#039; bir remz-i Kur&#039;ânîdir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vazifedâr:&#039;&#039;&#039; Vazifeli&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
İslâm’ın âlemine fedâya &#039;&#039;vazifedâr&#039;&#039;, hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet,... (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vefadâr:&#039;&#039;&#039; Vefalı&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, &#039;&#039;vefadâr&#039;&#039; kardeşlerim!&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ziyadâr:&#039;&#039;&#039; Işık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri &#039;&#039;Ziyadar&#039;&#039;&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Zulmetdâr:&#039;&#039;&#039; Karanlık veren&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Tarz-ı Nazar İkidir biri &#039;&#039;Zulmettar&#039;&#039; diğeri Ziyadar&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==İlgili Maddeler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Kaynakça==&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62045</id>
		<title>Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışı Diller Olan Kelimeler</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=Risalelerde_Ge%C3%A7en_ve_K%C3%B6keni_Arap%C3%A7a_ve_Fars%C3%A7a_D%C4%B1%C5%9F%C4%B1_Diller_Olan_Kelimeler&amp;diff=62045"/>
		<updated>2026-07-25T06:55:45Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Dil ve Edebiyat]]&lt;br /&gt;
Toplam &#039;&#039;&#039;421&#039;&#039;&#039; adet (+ 4 adet bkz.) kelime&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
* Bu liste Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri içermez ancak kökeni başka dile dayanıp Arapça (iklim, mancınık, iksir, kafes, kalıp gibi) veya daha nadir olarak Farsça (Cephane, fener, kilit gibi) üzerinden Türkçeye geçen kelimeler dahil edilmiştir (Risalelerde geçen Arapça kökenli kelimeler için [[:Kategori:Risale-i Nur&#039;da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|bu sayfaya]] ve Farsça ekler için [[:Kategori:Farsça_Ekler|bu sayfaya]] bakın)&lt;br /&gt;
* Listede özel isimler yoktur&lt;br /&gt;
* Sayfanın en altında tüm kelimeler alfabetik sırada Risalelerde geçen örnek cümleleriyle birlikte listelenmiştir.&lt;br /&gt;
* Birden fazla varyasyonu olanlar (diktatör/diktatorya, Purutluk/Protestanlık vb.) tek kelime sayılmıştır&lt;br /&gt;
* Hem Bediüzzaman&#039;ın hem de talebelerinin Risalelere dahil edilen ifadelerinde geçen yabancı kökenli kelimeler dikkate alınmıştır.&lt;br /&gt;
* Bazı kelimelerin kökeni hakkında uzmanlar arasında fikir birliği yoktur&lt;br /&gt;
* Bediüzzaman&#039;ın Arapça risalelerinin Abdülmecid Nursi (mütercimin haşiyeleri dahil) ve Abdülkadir Badıllı (mütercimin haşiyeleri hariç) tarafından Türkçeye yapılan tercümelerinde geçen kelimeler listeye dahil edilmiştir. &lt;br /&gt;
* Hangi dilden kaç kelime olduğu alttaki tabloda gösterilmiştir (bazı kelimelerin hangi dilden geldiği kesin değildir veya birkaç dilden aynı anda geçmiş olabilir). İki dilden aynı anda geçtiği düşünülen veya iki dilin hangisinden geldiği kesin olmayan kelimelerin yanına küçük rakamlar eklenmiş ve açıklamaları tablonun altında verilmiştir.&lt;br /&gt;
* Gayr-ı münteşir parçalarda Bediüzzaman&#039;ın kendi ifadelerinde geçen kelimeler dahil edilmiştir.&lt;br /&gt;
* Bu kelimelerin kökeni ne olursa olsun sonuçta Türkçeye geçip kullanıldığı için Türkçe kabul edilir.&lt;br /&gt;
* Listede Kürtçe olarak belirtilen bazı kelimelerin aslı Farsça kökenli olabilir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Yabancı Kökenli Kelimelerin Dillere Göre Dağılımı&lt;br /&gt;
!Dil&lt;br /&gt;
!Kelime Sayısı&lt;br /&gt;
!Kelime Listesi&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|242&lt;br /&gt;
|Abone, Adres, Ajans, Akademi, Aktris, Ambalaj, Anarşi/Anarşist, Anfi, Ansiklopedi, Anti-¹, Antika, Apartman, Arş, Artezyen, Asansör, Asistan, Astronomi, Ateşe(militer), Atom¹, Azot, Balkon, Balon, Banka², Barometre, Batarya, Bere, Budei/Budist, Burjuva, Bütçe, Daktilo, Dans, Demokrasi/Demokrat, Depo, Detay, Diktatör/Diktatorya, Dinamik, Diplomat, Direktif, Disiplin, Doktor, Dosya, Elektrik¹, Emperyal, Enerji, Engizisyon, Enstitü, Entrika, Fabrika², Faktör, Fakülte, Fanteziye, Farmason, Fayton/Payton, Film¹, Fizik, Fonoğraf¹, Forma (Kitap), Forma (Üniforma), Formül, Fonoğraf, Foya⁷, Frenk/Frengi/Frengistan, Füze, Garaj, Garnizon, Gaz, Gazete, Grafik, Gram¹, Grandük, Granit, Grip, Halüsinasyon/Hallüsinasyon, Hidrojen, İdeal, İdeoloji, İspirtizma, İstasyon, İstatistik, Jandarma, Jeoloji, Jön, Jurnal, Kabine, Kablo, Kadro, Kamp¹, Kamyon, Kanal, Kangren/Gangren, Karakter, Karbon, Kasket, Katolik, Katrilyon, Kentrilyon/Kentilyon, Kilo¹, Kinin, Komiser², Komisyon, Komite, Komprime, Komünist, Konferans, Kongre, Konserve, Kontrol, Kordon, Koridor, Kroki, Kozmoğrafya, Kumanda, Kumandan⁵, Kumpanya², Kültür¹, Lamba, Laik/Laiklik, Lastik, Lav, Lise, Loca, Lokal, Lüks, Madalya, Madam, Manevra, Manyetizma, Mareşal, Maske, Mason, Materyal/Materyalizm, Mekanizma, Metod, Metre¹, Mihanikiyet³, Mikrop, Milim, Milyar, Milyon², Misyoner, Miting, Mitralyöz, Moda, Model, Modern, Motor, Mösyö, Musiki, Müze, Not/Nota, Numara², Objektif, Ofis, Oksijen, Operatör, Organ, Organize, Orijinal, Otel, Otomobil, Otorite, Pakt, Palto, Pantolon, Papa, Parantez, Paraşüt, Paravan/Paravana, Parazit, Parti, Patiska, Pedagog, Pırlanta, Piyes, Plak/Pilak, Plan, Polis, Politika, Pozitif/Pozitifizm, Prens, Prensip, Pres, Profesör, Program, Projeksiyon, Projektör, Propaganda, Purutluk/Protestanlık, Psikolog/Psikoloji, Radyo¹, Rampa, Rapor, Rasyonel/Rasyonelizm, Realist, Rejim, Rektör⁵, Rol, Roman, Romatizma, Rönesans, Röntgen, Sako, Salon, Santral, Santrifüj/Santrafüj¹, Sekreter, Sembol, Seri, Sigara, Sinema/Sinematoğraf, Sistem, Sivil, Siyonizm, Skolastik, Sosyalizm, Sosyolog, Sübjektif, Sülfato, Şarlatan, Şef, Şifre, Şimendifer, Şoför, Teknik, Telefon, Telepati, Telgraf¹, Tentene/Dantel/Dantela, Taktik, Tire, Tiyatro, Ton, Tren, Trilyon, Tuvalet, Tül, Tünel¹, Üniversite, Vapur, Volkan, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|42&lt;br /&gt;
|Ağustos, Ahtapot, Anahtar, Angarya, Balyoz, Biber, Demet, Drahm/Drahmi, Efendi, Fener, Fırça, Fırtına, Fışkı, Fidan, Filiz, Gübre, Heyula, Hıristiyan, İskemle, Kavanoz, Kilise, Kilo¹, Kimya/Kimyager, Kundura, Kupa, Kutu, Lohusa, Mandal, Mart, Mermer, Mıknatıs, Mihanikiyet³, Mor⁸, Paçavra, Papaz, Patrik, Paydos, Sandalye, Sınır, Sünger, Tavla (At ahırı), Temel&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|41&lt;br /&gt;
|Abluka, Alaturka, Avukat, Balina, Banka², Berber, Bilanço, Bilet, Bomba, Çimento, Çinko, Düello, Dümen, Fabrika², Familya, Fanila, Francala, Harita, İskele, Kamara, Kanca, Kaptan⁴, Karavana, Karyola, Kasatura, Komiser², Kumpanya², Lider, Lira, Makine, Masa, Milyon², Mobilya, Numara², Papağan, Pasaport, Piyango, Posta/Postahane, Protesto, Pusula, Reçete, Tulumba&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orta/Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|30&lt;br /&gt;
|Alay, Balgam, Barut, Coğrafya, Defter, Demagoji/Demagoji, Dirhem, Falaka, Feylesof, Fırın, Hulya, İklim, İksir, Kalıp, Kantar, Kanun, Kilit, Lağım, Mancınık, Mayıs, Mendil, Merhem, Namus, Okyanus, Safsata/Safsatiyat, Sandık/Sanduk/Sandukça, Sırma, Sofestai, Sofi/Sufi, Tılsım&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|26&lt;br /&gt;
|Anglikan, Anti-¹, Atom¹, Banknot, Boykot/Boykotaj, Diritnot, Elektrik¹, Film¹, Fonoğraf¹, Gram¹, İncir, Kamp¹, Kulüp, Kurs, Kültür¹, Lord, -men, Metre¹, Mister, Radyo¹, Rovelver, Santrifüj/Santrafüj¹, Telgraf¹, Tünel¹, Vagon, Yamyam¹&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|16&lt;br /&gt;
|Avzen, Bulağ, Çeleçepe, Çiznök, Hol, Hoto, Kizvan, Mamo, Meftihane, Nahü/Nahu, Pine/Pineduz, Şape, Teres, Zenav, Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|9&lt;br /&gt;
|Davul, İmparator/İmparatorluk, Kafes, Kandil, Kanser, Medyum, Radyum, Sabun, Tabla&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|7&lt;br /&gt;
|Dekan, Doçent, Kumandan⁵, Kuruş, Mark, Mavzer, Rektör⁵&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Haç, Kargir, Mor⁸, Örnek, Pot (kırmak), Şen/Şenlik&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|6&lt;br /&gt;
|Ağa, Cephane, Karakol, Sicim, Talan, Tulum&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Filo, Foya⁷, Gardiyan (aslı Vardiyan), Kaptan⁴, Mağaza&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|5&lt;br /&gt;
|Bolşevik, Çar, İzbe⁶, Mojik, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Berkut, Celcelutiye, Şerantah&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|Palaska, Soba, Tabur&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|3&lt;br /&gt;
|İzbe⁶, Kuluçka, Şapka⁶&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspanyolca&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|1&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|}&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
¹Fransızca&#039;dan veya İngilizce&#039;den geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
²Fransızca&#039;dan veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
³Fransızca&#039;dan veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁴Venedikçe&#039;den veya İtalyanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁵Fransızca&#039;dan veya Almanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁶Rusça&#039;dan veya Bulgarca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁷Venedikçe&#039;den veya Fransızca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
⁸Ermenice&#039;den veya Yunanca&#039;dan geçmiştir&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
{| class=&amp;quot;wikitable sortable&amp;quot;&lt;br /&gt;
|+Risalelerde Geçen ve Kökeni Arapça ve Farsça Dışındaki Diller Olan Kelimeler (Alfabetik Sırada)&lt;br /&gt;
!Kelime&lt;br /&gt;
!Dil Kökeni&lt;br /&gt;
!Örnek Cümle&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abluka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Ve vahşetle &#039;&#039;abluka&#039;&#039; edilmiş sükûn ve sükûnet içinde bütün mahlukata ecnebi nazarıyla bakıyor. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Abone&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız iki yüze yakın &#039;&#039;abone&#039;&#039;ler bulunsa birisi tabedilse hem fiyatını çıkarabilir hem başka risalelerin de tabına medar olabilir. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Adres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Üstadın müstakil &#039;&#039;adresi&#039;&#039; nedir? (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağa&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Padişah, kendi ocağı yanında ve tenceresinin başında pişirdiği bulgur çorbası yanında ne yapıyor, bizim &#039;&#039;ağamız&#039;&#039; onu biliyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ağustos&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur’un şakirdlerinin ve müellifinin mebde-i tevkifi olan 27 Nisan 1935 tarihi ile mahkemenin karar ve hüküm tarihi olan 19 &#039;&#039;Ağustos&#039;&#039; 1935 tarihi olmasına nazaran,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ahtapot&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Millet haklarını çiğneyip milyonların sırtından &#039;&#039;ahtapot&#039;&#039;lar gibi geçinmeyi şiar edinenler için korkulacak bir haldir bu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ajans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselenin iyice anlaşılması için evvela Konya’daki sözlerimi bir kere daha ve o günkü Anadolu &#039;&#039;Ajansında&#039;&#039; neşredildiği gibi tekrar etmek isterim. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Akademi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dâru&#039;l‑Hikmet, o zaman, Mehmed Âkif, İzmirli İsmail Hakkı, Elmalılı Hamdi gibi İslâm Âlimlerinden mürekkep bir İslâm &#039;&#039;akademisi&#039;&#039; mâhiyetinde idi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Aktris&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güneşi gösterirse, sarı saçlı güzel bir &#039;&#039;aktrisi&#039;&#039; kàrie ihtar eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alaturka&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zira Şarkî Anadolu mektebi denilen yüksek dağlarda büyümüş olduğumdan, &#039;&#039;alaturka&#039;&#039; terziliğe alışamadım. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Alay&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Herbir zerre; bir nefer gibi askerî dairelerinin herbirinde, yani takımında, bölüğünde, taburunda, &#039;&#039;alayında&#039;&#039;, fırkasında, ordusunda herbirisinde bir nisbeti, o nisbete göre bir vazifesi ve o vazifeye göre nizamı dairesinde bir hareketi olduğu gibi... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ambalaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sen bu cevherin kutusuna, &#039;&#039;ambalaj&#039;&#039; ve kılıfına ufak bir tozun bile konup bulaşmasını istemediğin... (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anahtar&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra o mütefekkir yolcu her sahifeyi okudukça saadet &#039;&#039;anahtarı&#039;&#039; olan imanı kuvvetlenip ve manevî terakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün kemalâtın esası ve madeni olan iman-ı billah hakikatı bir derece daha inkişaf edip... (7. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anarşi, Anarşist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, &#039;&#039;anarşistliğin&#039;&#039;, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anfi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hatta öyle ki asırlar, oturulacak &#039;&#039;anfi&#039;&#039;-vâri sıralardır da, kavm ve milletler ise, adeta onda dizilmiş saflardır ve kendisinin arkasında oturmuşlar gibidir. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Angarya&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Devletin &#039;&#039;angarya&#039;&#039;sını çekiyorum. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anglikan&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan &#039;&#039;Anglikan&#039;&#039; Kilisesi&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ansiklopedi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kur&#039;anın ahlâkî ve medenî kaideleri ihtiva eden âyetleri, İslâmiyet&#039;in muhteşem bünyanında altın bir kordon gibi işlenmiştir.&amp;quot; (İngilizce Cembres &#039;&#039;Ansiklopedisi&#039;&#039;) (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Anti-&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Türk Ceza Kanunu’nun &#039;&#039;anti&#039;&#039;demokratik 163’üncü maddesine göre müvekkilimin takibi mümkün farz edilirse isnad edilen suçun tahliline geçer ve şöyle deriz: (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Antika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mu&#039;ciznüma bir padişahın &#039;&#039;antika&#039;&#039; san&#039;atlarını teşkil ve teşhir ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Apartman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bu kâinatı bir muntazam şehir, bir mükemmel &#039;&#039;apartman&#039;&#039; ve misafirhane, bir mu&#039;cizatlı kitab ve Kur&#039;an hükmüne getirip... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Arş&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...saadet-i ebediye ve sermediyeyi gösteren hakaik-i imaniye ve Kur’aniye mecmuası olan Nurlara doğru “İleri, &#039;&#039;arş&#039;&#039;!” demeli ve dedirmeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Artezyen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut bir fevvareden, yani &#039;&#039;artezyenden&#039;&#039; elde edilen fayda ve netice ile; müteferrik su damlalarına havale edilmesinin nisbeti gibidir.  (Katre, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asansör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı &#039;&#039;asansörler&#039;&#039; gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı otomobil, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Asistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un Pakistan&#039;da neşriyatını yaparak pek çok kimselerin bu eserlerden istifadesini sağlayan Karaşi Üniversitesi Türk Tarih Bölümü &#039;&#039;asistanı&#039;&#039; ve dört büyük gazetenin muharriri M. Sabir ihsanoğlu&#039;nun bir mektubu. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Astronomi&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, fizik, kimya, &#039;&#039;astronomi&#039;&#039;, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ateşe(militer)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya &#039;&#039;Ateşemiliterliği&#039;&#039; tarafından verilen pasaportudur.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Atom&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle &#039;&#039;atom&#039;&#039; bombası gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avukat&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Demek, &#039;&#039;avukat&#039;&#039; tutmak isteyen onu elde etse yeter. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Avzen&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını &#039;&#039;avzen&#039;&#039; {Haşiye: Kürdçedir.} ve zenav gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Azot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, karbon, &#039;&#039;azotun&#039;&#039; intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balgam&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Meselâ, şu aşiretin her bir ferdi bir günde attığı &#039;&#039;balgamı&#039;&#039;, cerbeze ile, vehmen tayy-i mekân ederek, birden bir şahısta tahayyül edip, başka efrâdı ona kıyas ederek, o nazar ile baksa... (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balina&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iğne gibi bir balık, &#039;&#039;balina&#039;&#039; balığı gibi o mahiyet-i mücerredeye mâliktir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balkon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o sarayın yüksek &#039;&#039;balkon&#039;&#039;ları ve pencerelerinden çeşitli asansör gibi zenbiller sarkıtılmış idi. (Mesnevi (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire şimendifer ve &#039;&#039;balon&#039;&#039; gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Balyoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yirmi yedi seneden beri, şeytan aleyhi’l-la’nenin zırhlı çelik sandukaya kilitlemiş olduğu imanımı, &#039;&#039;balyozuyla&#039;&#039; kırarak tahlis eden Üstad-ı Ekremime, ... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banka&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Kavga kapısını kapamak için &#039;&#039;banka&#039;&#039; kapısını kapayınız&amp;quot; diyerek insanlara ferman eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Banknot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Meselâ, Isparta&#039;dan buraya, yani İstanbul&#039;a mahkemeye gelmekliğim için yüz &#039;&#039;banknot&#039;&#039;, otomobile mecburiyetle verildi. (Emirdağ L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barometre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mizan tarz-ı nazardır, bakmak &#039;&#039;barometredir&#039;&#039; (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Barut&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Bazan dahi oluyor &#039;&#039;barut&#039;&#039; gibi zulmanî; birden bire fışkırıyor.  (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Batarya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve &#039;&#039;bataryaları&#039;&#039; hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berber&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|İnebolu kahramanlarından &#039;&#039;berber&#039;&#039; Ali Osman&#039;ın mâsum mahdumunun güzel yazısıyla gönderdiği mektuba baktım, birden hatırıma geldi (Emirdağ-1) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bere&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mahkeme-i Temyiz “&#039;&#039;Bere&#039;&#039; yasak değil.” diye karar verdiği hem bütün kadınlar ve başı açık gezenler ve bütün askerî neferler ve vazifedar memurlar giymeye mecbur olmadıklarından... (Emirdağ-2) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Berkut&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah) Süryânîce Raûf ve &#039;&#039;{{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut)&#039;&#039; Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Biber&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Ona mukabil Süleyman –bildiğime göre– birkaç defa patlıcan, &#039;&#039;biber&#039;&#039;, kavun gibi sebzeler hediye edip ona göndermekle beraber, ... (Barla L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilanço&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Elbette o envaın muntazam ve mükemmel fertleri ve âlemin küçük misal-i musağğarları ve enva-ı kâinatın &#039;&#039;bilançoları&#039;&#039; ve kitab-ı âlemin küçücük fihristeleri hükmünde olan cüz&#039;î fertleri, bilbedahe onun kabza-i rububiyetinde ve icadındadır ve tedvir ve terbiyesindedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bilet&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Sana müjde! Milyonlar altın &#039;&#039;bileti&#039;&#039; sana çıkmış, gel al. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bolşevik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Bir tek gayem vardır: O da mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda &#039;&#039;Bolşevik&#039;&#039; baykuşlarının seslerini işitiyoruz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bomba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Zâten bu zamanda, en geniş daire-i zeminde, en dehşetli ve küllî bir hücumda tecavüz eden dalalet ordularına karşı böyle kudsî bir ders, bu suretle atom &#039;&#039;bombası&#039;&#039; gibi inşâallah tesirini göstermeğe bir işarettir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Boykot, Boykotaj&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Siz, Avusturya&#039;ya güya &#039;&#039;boykot&#039;&#039; yapıyorsunuz, hem onun gönderdiği kalpakları giyiyorsunuz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bulağ&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;bulâğ&#039;&#039; {(*) Bulağ, Kürdçede &amp;quot;pınar&amp;quot; demektir. -Naşir-} başı çok zaman taaffün ve tesemmüm etmiş, içine çok pislik düşmüş. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Budei (Budist)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Veyahut gayb-aşinalık dava eden &#039;&#039;Budeîler&#039;&#039; gibi ve umûr-u gaybiyeye dair tahminlerini yakîn tahayyül eden akıl-furuşlar gibi senin gaybî haberlerini beğenmiyorlar mı? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Burjuva&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu hal ise, -şimdiki tabir ile- &#039;&#039;burjuvaların&#039;&#039; müstebidane tahakkümleri içinde hoş görünebilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Bütçe&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Doğu vilayetlerimizden olan Van’da böyle bir irfan müessesesinin kurulması için bütün müşkülat iktiham olunmalı ve önümüzdeki &#039;&#039;bütçe&#039;&#039; yılında işe başlanmalıdır. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Celcelutiye&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|İmâm‑ı Gazâlî, İmâm‑ı Nureddin’den ders alarak bu &#039;&#039;Celcelûtiye&#039;&#039;’nin hem Süryânî kelimelerini, hem kıymetini ve hâsiyetini şerhetmiş. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Cephane&lt;br /&gt;
|Moğolca (Cep (cebe) Moğolcadan gelir, kelime Farsça üzerinden geçmiştir)&lt;br /&gt;
|Rüyada, bir şehirde gayet kesretli askerler ve &#039;&#039;cephane&#039;&#039; görüyorum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Coğrafya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bu defaki iki sualin çendan cüz&#039;îdir, fakat iki nükte-i Kur&#039;âniyeye münasebettar olduklarından ve küre-i arza dair sualiniz &#039;&#039;coğrafya&#039;&#039; ve kozmoğrafyanın yedi kat zemin ve yedi tabaka semâvâta tenkitlerine temas ettiğinden, bana ehemmiyetli geldi. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çar&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Evet tanıdım. Nikola Nikolaviç, &#039;&#039;Çar&#039;&#039;&#039;ın dayısıdır. Kafkas cephesi başkumandanıdır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çeleçepe&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Hem de garazın mesîlinde ve kasdın mecrasında teferruk etmemek için sedad etmek, &#039;&#039;çeleçepe&#039;&#039; {1: Bu kelime Kürdçedir.} temayül etmemektir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çimento&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir evin yapılması için lâzım olan taş, ağaç, &#039;&#039;çimento&#039;&#039; misillû lüzumlu mukaddimeleri ihzar ve tertip etmek gibi. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çinko&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir gaz ocağı ve bir &#039;&#039;çinko&#039;&#039; çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Çiznök&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Herbir hayalde bu &#039;&#039;çiznök&#039;&#039; gibi bir dane-i hakikat bulunmak şarttır... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Daktilo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer münasip görülse ya yeni veya eski harfle &#039;&#039;daktilo&#039;&#039; ile birkaç nüsha yazılsın... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte &#039;&#039;dans&#039;&#039; ve tiyatro gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dantel(a) (bkz. Tentene)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Davul&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça (Tabla) üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurâne ahz-ı asker için bir &#039;&#039;davul&#039;&#039;, bir musiki sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Defter&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça ve Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Mâdem bu eşya bir sebep ister; hiçbir şeyin bu &#039;&#039;defter&#039;&#039; gibi münâsebeti görünmüyor. (23. Lema)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dekan&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Sind Üniversitesinin kıymetli &#039;&#039;Dekan&#039;&#039;ı Ali Ekber Şah’ın Ankara’daki bir Nur talebesine yazdığı mektup (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demogoji/Demagoji&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|Şaşırtıcı cerbezekârlık ve &#039;&#039;demogojidir&#039;&#039; ki; akı kara, karayı ak göstermek gibi işlerin mantık dışı ve mânâsızlarıyla uğraşan ve bulaşan bir zekadır. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demet&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...neticede hepsinden bir deste, bir &#039;&#039;demet&#039;&#039; yapmaya karar verdiği gibi; (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Demokrasi, Demokrat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...işimizi, gücümüzü ayaklar altında bırakmak ve bîçare evlâd ü iyalimizi perişan edip ağlatmak hangi &#039;&#039;demokrasi&#039;&#039; kanunlarıyla, hangi yeminli ve yüminli âdil hâkimlerin vicdanî ve âdilane kararlarıyla kabil-i te&#039;liftir? (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Depo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, nasılki gayet mükemmel binbir çeşit erzak etrafından celbedip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş &#039;&#039;depo&#039;&#039; ve iaşe anbarı ve dükkân, şeksiz bir fevkalâde iaşe ve erzak mâlikini ve sahibini ve memurunu bildirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Detay&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki münafıkların ahval ve vaziyetlerinin en cüz&#039;î ayrıntılarına kadar gösterme ve tanıtma hususunda; temsilde musibete uğramışların en ince ahvallerinin &#039;&#039;detaylarını&#039;&#039; da ihmal etmiş değildir. (İ.İ. (Badıllı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diktatorya/Diktatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|14 Mayıs seçimleriyle çeyrek asrın &#039;&#039;diktatorya&#039;&#039;sı zîr ü zeber edilip, çatır çatır yıkılırken ... (Tarihçe) / &#039;&#039;Diktatör&#039;&#039;ler ve şefler idaresinde memleketin dinini, imanını, canını, hayatını kasıp kavuran merhametsiz eski devrin farmason kullarının şu can çekişme devrinde... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dinamik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, Said Nursî Hazretleri, emsâli görülmemiş &#039;&#039;dinamik&#039;&#039; ve enerjik bir zâttır.  (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diplomat&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bedevî bir kavim ve ümmî bir muhitte, hayat-ı içtimaiyeden ve efkâr-ı siyasiyeden hâli ve kitapsız ve fetret asrının karanlıklarında bulunan ve pek az bir zamanda en medenî ve malûmatlı ve hayat-ı içtimaiyede ve siyasiyede en ileri olan milletlere ve hükümetlere üstad ve rehber ve &#039;&#039;diplomat&#039;&#039; ve hâkim-i âdil olarak,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Direktif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... idam kasdıyla ve muhakkak surette mahkûm edilmesi &#039;&#039;direktif&#039;&#039;iyle hakkında dava açtırılıyor. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dirhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir &#039;&#039;dirhem&#039;&#039; menfaatını kırk dirhem istirahat-ı umumiye için bırakmaz. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Diritnot&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hem &amp;quot;intizam&amp;quot; sırrıyla, bir çocuk parmağıyla gemi suretindeki oyuncağını çevirdiği gibi, kocaman bir &#039;&#039;diritnotu&#039;&#039; da çevirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Disiplin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler otorite ve &#039;&#039;disiplinle&#039;&#039; idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doçent&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|“Kalbe gelen hakikat” gibi tabirleri de şahsî nüfuz temini maksadına delil göstermelerinin manasını da bu ilimle, hukukla meşgul &#039;&#039;doçent&#039;&#039;lerden sorarım. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Doktor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir &#039;&#039;doktor&#039;&#039; geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dosya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sekseni mütecaviz Nur talebesi hakkında iddianame hazırlandı ve &#039;&#039;dosya&#039;&#039; sorgu hâkimliğine tevdi edildi. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Drahm/Drahmi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir mizanla tartılır. &#039;&#039;Drahm&#039;&#039; ve Mark gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Düello&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Memleketimiz Avrupa’ya kıyas edilmez. Çünkü orada &#039;&#039;düello&#039;&#039; gibi çok şiddetli vasıtalarla açık saçıklık içinde namus bir derece muhafaza edilir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Dümen&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Mesela, azîm bir sefine-i sultaniyede bir hizmetkârın &#039;&#039;dümen&#039;&#039;cilik ettiğinin gayesi; ... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Efendi&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...herkes mensub olduğu &#039;&#039;efendisinin&#039;&#039; şerefiyle, makamıyla iftihar ettiği gibi,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Elektrik&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar &#039;&#039;elektrik&#039;&#039; lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Emperyal/Emperyalizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, parazit, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar &#039;&#039;emperyalistleri&#039;&#039;, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enerji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf raporunda: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir &#039;&#039;enerji&#039;&#039; vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Engizisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Engizisyon&#039;&#039; zulümlerini çok geride bırakan hâkim bir kuvvetin tazyikatı altında, câni canavarların pek vahşi işkenceleri içinde, (Sırran tenevverat) sırrıyla perde altında Risale-i Nur eserleri gibi eserler neşretmek... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Enstitü&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ben şahidim ki ben, Kastamonu Gölköy &#039;&#039;Enstitüsünde&#039;&#039; okurken bazı muallimler tarafından bize dinsizlik dersi verilmişti. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Entrika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve &#039;&#039;entrikalı&#039;&#039; cem&#039;iyet ve komitelerle münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fabrika&lt;br /&gt;
|İtalyanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik lâmbaları hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve &#039;&#039;fabrikası&#039;&#039;, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Faktör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bugün içtimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en tesirli &#039;&#039;faktör&#039;&#039; ve nizâmı hâvî olan bir hakikat kaynağı vardır. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fakülte&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Teşrin-i sâni 1950&#039;de Ankara Üniversitesi&#039;nde, profesör ve meb&#039;uslarımız ve Pakistan&#039;lı misafirlerimiz ve muhtelif &#039;&#039;fakülte&#039;&#039; talebelerinin huzurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Falaka&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhlis bir Nur Talebesi, hapishâneden çıkarıldığı vakit; güyâ o kırbaçlı, &#039;&#039;falakalı&#039;&#039;, türlü türlü işkenceli hapishâne, ona bir kuvvet, bir enerji kaynağı olmuş, ... (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Familya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Yine birisi sevdiği &#039;&#039;familyasına&#039;&#039; remizli olan bu fıkrayı söylemiş: (Kastamonu mektupları (Gayr-ı Münteşir))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanila&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... hem sako hem &#039;&#039;fanila&#039;&#039; ve pabucunu satmakla maişetini temin eden fakirü’l-hal... (Emirdağ L.) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fanteziye&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bundan sonra birden gördü ki sol cihetinden şeytan gibi dessas, ayyaş, aldatıcı bir adam; çok ziynetler, süslü suretler, &#039;&#039;fanteziyeler&#039;&#039;, müskirler beraber olduğu halde geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Farmason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...komünistlik ve &#039;&#039;farmasonluğu&#039;&#039; desteklemiş olur ve ithamlara hakikî hedef olan muzır dinsizlerin türemesine yardım etmiş olur. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fayton (veya Payton)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yedi yaşından on yaşına kadar masum çocuklar, &#039;&#039;faytonla&#039;&#039; gezdiğim vakit, beni görünce koşuşup ellerime sarılmalarının hikmeti nedir? diye hayret ediyordum. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fener&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir yolcu, güneşin ziyasından gözünü kapıyor, hayaline bakıyor; vehmi, bir yıldız böceği gibi kafa &#039;&#039;fener&#039;&#039;inin ışığıyla dehşetli yolunu tenvir etmek istiyor. (sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Feylesof&lt;br /&gt;
|Filozof (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve &#039;&#039;feylesoflar&#039;&#039; olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırça&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Sonra sanatın yed-i beyzasıyla, inayetin &#039;&#039;fırçasıyla&#039;&#039; o suretin –eğer bir tek insan ve bir tek çiçek ise– göz, kulak, yaprak, püskül gibi azalarına bir hüsün, bir ziynet renkleri veriyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırın&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir ekmeğin vücudu; tarla, harman, değirmen, &#039;&#039;fırına&#039;&#039; terettüp eder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fırtına&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık &#039;&#039;fırtınaları&#039;&#039; karşısında çabuk söner. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fışkı&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Mesela, iktidarsız ve ihtiyarsız bir yavrunun imdadına umulmadık bir yerden, yani kan ve &#039;&#039;fışkı&#039;&#039; ortasından beyaz, safi, temiz bir süt göndermek olan cüz’î fiil ise... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fidan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Yani cennet çiçeklerinin &#039;&#039;fidanlık&#039;&#039; ve mezraacığı olan zeminin yüzünde hadsiz mu’cizat-ı kudret teşhir edildiğinden... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filiz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çiçekle, çiçekten çıkan semeredeki eser-i sanat ve hikmet; çekirdekle, çekirdekten çıkan &#039;&#039;filiz&#039;&#039;in eser-i sanat ve nakşından aşağı değildir. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Film&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|...hem mahiyet-i şahsiyesinin dünyevî neticelerini ve uhrevî semerelerini, hem hüviyet ve suretini hafızalarda ve elvâh-ı mahfuzada ve sermedî manzaraların &#039;&#039;film&#039;&#039; şeritlerinde... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Filo&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Şimdi ise dünya servetine ve malına ve o servetle &#039;&#039;filolar&#039;&#039; teşkil edip, hattâ kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dörtyüz milyonu esaret altına almış ve ... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fizik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, &#039;&#039;fizik&#039;&#039;, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fonoğraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Dağları vecde getirip birer muazzam &#039;&#039;fonoğraf&#039;&#039; misillü ve birer insan gibi bir serzâkirin etrafında ufkî halka tutup; bir daire olarak tesbihat ediyorlardı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Kitap)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Format kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Aynen öyle de bu kâinat kitab-ı kebiri ki bir tek sahifesi olan zemin yüzünde ve bir tek &#039;&#039;forması&#039;&#039; olan baharda, üç yüz bin ayrı ayrı kitaplar hükmündeki üç yüz bin nebatî ve hayvanî taifeleri beraber, birbiri içinde, yanlışsız, hatasız, karıştırmayarak, şaşırmayarak... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Forma (Üniforma)&lt;br /&gt;
|Fransızca (Uniforme kelimesinden)&lt;br /&gt;
|...her bir bayram gününde resmigeçit için “&#039;&#039;Formalarınızı&#039;&#039; takıp nişanlarınızı asınız!” emrine karşı ordugâh, serâser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Formül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garb’ın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl &#039;&#039;formül&#039;&#039;leriyle mi? (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Fotoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...her hâdiseyi müteaddid &#039;&#039;fotoğraflarla&#039;&#039; alarak muhafaza eden... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Foya&lt;br /&gt;
|Fransızca veya Venedikçe&lt;br /&gt;
|Fakat o istimal ile, onları kuyu dibine sıkıştırıp, meydanı baştan başa Kur&#039;ân hesabına zaptettik, onların &#039;&#039;foyalarını&#039;&#039; meydana çıkardık. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Francala&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir sene evvel üç &#039;&#039;francala&#039;&#039;, bir ramazan yine kâfi gelmişti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Frengi, Frenk, Frengistan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sen anlaşılıyor ki bir parça &#039;&#039;Frengî&#039;&#039; okumuşsun, bu İslâm yazılarını okuyamıyorsun hem de bilenden sormuyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Füze&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nakl ile de, senin hakikata ulaşman için &#039;&#039;füze&#039;&#039; gibi keskin âletindir.  (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gangren (bkz. Kangren)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garaj&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ankara Maarif Dairesi iki milyon zararla hem yine Ankara’da otomobil &#039;&#039;garajı&#039;&#039; binası, aynı vakitte İzmir’de ehemmiyetli fabrika hem aynı vakitte Adana’da büyük bir binanın tamamen yandığını işittiğim vakit,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gardiyan&lt;br /&gt;
|Venedikçe&lt;br /&gt;
|Ve dışarıdan gelen yemeklerini onlara vermek, aynı yemek kadar o &#039;&#039;gardiyan&#039;&#039; ve gardiyanla beraber dahilde ve hariçte bîçare mahpuslara çalışanlara bir sadaka hükmünde defter-i hasenatına yazılır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Garnizon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Sarıkamış taarruzunda, Bitlis&#039;in sukutunda yaralı olduğu halde esir olup senelerce Rus &#039;&#039;garnizonlarında&#039;&#039; çile çekmiş,... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gaz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir kupa, küçük bir &#039;&#039;gaz&#039;&#039; ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gazete&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...size söylememiştim, ona da bakınız, fakat &#039;&#039;gazete&#039;&#039; gibi okumayınız. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grafik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nur talebelerinin faaliyeti bu sergide harita ve fotoğraflarla ve &#039;&#039;grafikle&#039;&#039; izah edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gram&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Günde elli &#039;&#039;gram&#039;&#039; ekmekle ve bir çanak çorba ile tagaddi eden bu büyük adam, yaşıyorsa ancak Kur’an ve imana hizmet için yaşıyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grandük&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte o silâh, o düstur ki, medeniyet harbin eline vermiştir; ben de kendi gözümle &#039;&#039;Grandük&#039;&#039; Nikolaviç&#039;in namına iki emri gördüm. (Tuluat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Granit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet dağları, taşları, pamuk gibi dağıtacak, demir ve &#039;&#039;granitleri&#039;&#039; yağ gibi eritecek derecede olan bu kuvvet-i Kur&#039;aniye dünyayı nur ve saadete gark edecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Grip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Garib ve bana pek çok ağır gelen ve üç günde bir bardak ayran ve bir bardak sütten başka birşey yedirmeyen &#039;&#039;grip&#039;&#039; hastalığının üçüncü gününde, füc&#039;eten hatırıma ihtar edildi. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Gübre&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...hattâ &#039;&#039;gübre&#039;&#039;leri mezruatın erzakı ve insanların mahrukatı hükmünde olup, ... (Latif Nükteler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haç&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Şurada kilitli salîbler, &#039;&#039;haçlar&#039;&#039; var. Cümlesini çıkarınız. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Haham&lt;br /&gt;
|İbranice&lt;br /&gt;
|Buna memur-u müşahhas kimse de şimdi Mısır &#039;&#039;Hahambaşısı&#039;&#039; bulunan Hayim Naum’dur. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Halüsinasyon/hallüsinasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Sem u basar cihetinde &#039;&#039;hallüsinasyon&#039;&#039; hastalığı ihtimali nazar-ı dikkate alınabilir.&amp;quot; demişler. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Harita&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...ve koca kâinatın bir &#039;&#039;harita&#039;&#039;, bir saat, bir hane gibi her tarafını gösterip, çevirip, onları yapan San&#039;atkârı... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Heyula&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı &#039;&#039;heyula&#039;&#039; fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hıristiyan&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Hıristiyanlık&#039;&#039; dini ise, kendi hasm-ı galibi, ki medeniyetle fenni, dost ederek, hileli, Kendine mal ederek, o iki silah ile bize galebe çaldı. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hidrojen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (&#039;&#039;hidrojen&#039;&#039;-oksijen) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hol/Hul&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Tâ, oradan temaşa edip göreceğiz ki, küre-i arz &#039;&#039;hol&#039;&#039; veya top veya fırfıra veya sapan taşı gibi, Sâni-i Hakîm dest-i kudretle döndürüp, atmakla çeviriyor. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hoto&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Ya eyyühel &#039;&#039;hoto&#039;&#039;! (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Hulya/Hülya&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zîra onlardan birisi – Allah etmesin – bin sene yaşayacak olursa, âdeta mümkin hükûmetin hangi sûretini görse, &#039;&#039;hülya&#039;&#039; ile yine râzı olmayacak. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Malûm ya; her mütefekkirin kendine mahsus bir tefekkür sistemi, fikrî hayatında takib ettiği bir gayesi ve bütün gönlü ile bağlandığı bir &#039;&#039;ideali&#039;&#039; vardır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İdeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kanun perdesi altında menfî &#039;&#039;ideolojilerine&#039;&#039;, şahsî kin ve ihtiraslarına göre hareket etmişler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İklim&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Yükselmededir marifet &#039;&#039;iklimine&#039;&#039; her an / Bambaşka ufuklar açıyor ruhuna Kur’an (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İksir&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bazı olur, bir temas, taşı &#039;&#039;iksir&#039;&#039; ediyor. (Lemeat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İmparator(luk)&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Karasso ki, Osmanlı &#039;&#039;İmparatorluğu&#039;&#039;&#039;nu parçalamak için sinsi ve tertibli bir şekilde çalışan gizli bir teşkilata mensub olup, ortada fevkalâde bir rol oynuyordu. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İncir&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ağacın başına baktı gördü ki: Bir &#039;&#039;incir&#039;&#039; ağacıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskele&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;iskele&#039;&#039; nâzırı Sabri&#039;nin birinci talebesi ve Risale-i Nur&#039;un ehemmiyetli küçük bir talebesinin küçücük mektubundaki güzel yazı bizi mesrur etti. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İskemle&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|En aşağıdaki &#039;&#039;iskemleyi&#039;&#039; de bana verseler, lütuftur. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İspirtizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da &#039;&#039;ispirtizmacıların&#039;&#039; içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstasyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir günlük mesafede bir &#039;&#039;istasyon&#039;&#039; vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İstatistik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya kozmoğrafya ilminden ve &#039;&#039;istatistikçi&#039;&#039; fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|İzbe&lt;br /&gt;
|Bulgarca veya Rusça&lt;br /&gt;
| Yeni Cami’nin şerefesinden Beyoğlu’nun en karanlık ve mülevves &#039;&#039;izbesine&#039;&#039; kadar nüfuz edecek ışık tufanını şimdiden görür gibi oluyoruz. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jandarma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir kadına, bir &#039;&#039;jandarma&#039;&#039; elbisesi giydirilmez. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jeoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... pek kısa bir zamanda tarih, coğrafya, riyaziyat, &#039;&#039;jeoloji&#039;&#039;, fizik, kimya, astronomi, felsefe gibi ilimlerin esaslarını elde etmiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jön&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Jön&#039;&#039; Türkler şöyledirler, böyledirler. Bizi de zarardîde edecekler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Jurnal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Benim aldığım bir habere göre ve çok emarelerle gizli münafıkların yalan &#039;&#039;jurnalleri&#039;&#039; ve desiseleriyle... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kabine&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa taarruz pek geniş dairede, reis-i hükûmet ve hazır &#039;&#039;kabine&#039;&#039;, plânlı ve dehşetli bir evham ile hücum etti. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kablo&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...faraza ihtiyaç olsa da, o manialar ve âikalar insanın a&#039;sab ve damarları gibi veya demir hatları, (yani &#039;&#039;kablo&#039;&#039; telleri) seyyalat-ı latifenin nakline vesile ve vasıta olmaları gibi sırlarla;... (Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kadro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kadro&#039;&#039; haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kafes&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Şu masnuat adedince hakikatin şuâını gösteren hadsiz delikli ve &#039;&#039;kafesli&#039;&#039; şu pencereyi neyle kapatabilirsin? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kalıp&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Ve o âyine-i ilmindeki herşeyin suretine ve plânına göre, kolayca, herbir şeyin zerreleri o &#039;&#039;kalıb-ı&#039;&#039; ilmî içine yerleşir, muntazaman vaziyetlerini muhafaza ederler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamara&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam &#039;&#039;Kamarasında&#039;&#039;, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, Lord Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamp&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|O Sibirya&#039;ya gönderilmiş, en büyük esirler &#039;&#039;kampında&#039;&#039; idi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kamyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kamyon&#039;&#039; yokuşları tırmanıyordu. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|... tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmer’e ve Süveyş &#039;&#039;Kanalı&#039;&#039;’na,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanca&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|... evkat-ı hamsede rükû ve sücud &#039;&#039;kanca&#039;&#039;sıyla gururun hortumunu bük... (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kandil&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|... güneşi büyük bir elektrik lâmbası, kameri &#039;&#039;kandil&#039;&#039;, ve yıldızları mumlar meyveleriyle yaldızlar, elektrikler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kangren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mesela, &#039;&#039;kangren&#039;&#039; olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kantar&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kantarlarla&#039;&#039; ehval ve mehavifi ruhlarına yüklüyorlar. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanun&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kanun&#039;&#039; namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kaptan&lt;br /&gt;
|Venedikçe/İtalyanca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Kaptan&#039; dahi eğer seni bu halde görse, ya divanedir diye seni tardedecek. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakol&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer milletin ve vatanın saadetine ve istikbaline zarar verecek bir kabahatim varsa, dokuz seneden beri valisinden tut, köy &#039;&#039;karakol&#039;&#039; kumandanına kadar kendilerini mes’ul eder. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karakter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu âyet-i kerime, &amp;quot;Üstad&amp;quot;ın &#039;&#039;karakter&#039;&#039; ve şahsiyetini tahlil hususunda bize nurdan bir rehber oluyor... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karavana&lt;br /&gt;
|İtalyanca (Aslı Farsça (kervan))&lt;br /&gt;
|Kazan kaynatır, &#039;&#039;karavanayı&#039;&#039; yıkar, getirir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karbon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani müvellidü&#039;l-mâ, müvellidü&#039;l-humuza, &#039;&#039;karbon&#039;&#039;, azotun intizamsız, şekilsiz, hamur gibi halitasından ibaret olmakla beraber,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kargir&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Âyetler arasında büyük bir tesanüd vardır ki, &#039;&#039;kârgir&#039;&#039; binalar gibi, âyetleri birbirine dayanarak bünye-i Kur&#039;aniyeyi sarsılmaktan vikaye ediyor. (Mesnevi-i N.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Karyola&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Gördüm ki, üstadım bir &#039;&#039;karyola&#039;&#039; üzerindedir. (Barla Lahikası)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kanser&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|Sefahet ve ahlâksızlığın cem&#039;iyetimizin bünyesini bir &#039;&#039;kanser&#039;&#039; gibi kemirdiğini ... (Hizmet Rehberi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasatura&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hemen o zaman elimi sağ taraftaki deliğe uzattığımda bir &#039;&#039;kasatura&#039;&#039; geldi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kasket&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sabahleyin başındaki &#039;&#039;kasketinin&#039;&#039; siperliğini dikmiş, tâ hücumdan kurtulsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katolik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, &#039;&#039;Katolik&#039;&#039; Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen Protestanlık Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Katrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını &#039;&#039;katrilyonlar&#039;&#039; belki kentrilyonlar adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kavanoz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Nasılki mükemmel bir eczahane ki, her &#039;&#039;kavanozunda&#039;&#039; hârika ve hassas mizanlarla alınmış hayatdar macunlar ve tiryaklar var. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kentrilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hava unsuru küllî bir lisan olarak o hadsiz kelimatlarını katrilyonlar belki &#039;&#039;kentrilyonlar&#039;&#039; adedince söyleyerek... (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilise&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan &#039;&#039;Kilise&#039;&#039;si&#039;nin başpapazı tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilit&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Farsça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Lâiklik, din hakikatlerini beyan edenlerin, imanî dersleri neşredenlerin ağızlarına &#039;&#039;kilit&#039;&#039;, ellerine kelepçe vuran bir istibdad-ı mutlak düsturu mudur? (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kilo&lt;br /&gt;
|İngilizce veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ bir vakit Isparta&#039;da bir Ramazan&#039;da bir ekmek, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; torba yoğurdu, bir &#039;&#039;kilo&#039;&#039; pirinçle yaşayan bir adam, maişeti için dünyaya tenezzül etmez ve hediyeyi de kabul etmeye mecbur olmaz. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kimya, Kimyager&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Şübhesiz gayet maharetli ve &#039;&#039;kimyager&#039;&#039; ve hakîm bir eczacıyı gösterir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kinin&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem hakikat budur; biz küçücük sıkıntılarımızı &amp;quot;&#039;&#039;kinin&#039;&#039;&amp;quot; gibi bir acı ilâç bilip sabır ve şükretmeliyiz, &amp;quot;Yâhu bu da geçer&amp;quot; demeliyiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kizvan&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|O iki semereden birisi, kürtçe &amp;quot;&#039;&#039;kizvan&#039;&#039;&amp;quot; denilen &#039;Menengiç&#039; hâs semeresidir. (Mesnevi N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komiser&lt;br /&gt;
|İtalyanca veya Fransızca&lt;br /&gt;
|Avdetimle, bir &#039;&#039;komiserle&#039;&#039; iki polis ikamet ettiğim evimin kapısında ve bir komiserle iki polis de bahçenin dışarısında bulunuyorlardı. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komisyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Binaenaleyh mühim bir maksat için tesis edilen Dârülhikmeti’l-İslâmiyeyi, şimdiki âdi bir &#039;&#039;komisyon&#039;&#039; derecesinden çıkarıp... (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Sair dünyevî ve siyasî ve entrikalı cem&#039;iyet ve &#039;&#039;komitelerle&#039;&#039; münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmeyiz. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komprime&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale‑i Nur, insanın senelerce uğraşarak elde edemeyeceği bilgileri komprime hülâsalar nev&#039;inden kısa bir zamanda temin etmesidir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Komünist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Komünistliğin&#039;&#039;, anarşistliğin, masonluğun kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konferans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İ&#039;lem ey hitabet-i umumiye sıfatı ile gazete lisanıyla &#039;&#039;konferans&#039;&#039; veren muharrir! (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kongre&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nasılki meselâ Amerika&#039;da, bütün milletler umumî bir &#039;&#039;kongreye&#039;&#039; davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Konserve&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...ve memeler denilen &#039;&#039;konserve&#039;&#039; paketleriyle doldurup kış âhirinde erzakları biten muhtaç zîhayatlara yetiştiren bir Rezzak-ı Rahîm’in işleri olduğunu... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kontrol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya o nefsin fevkinde onun bütün ahvalini &#039;&#039;kontrol&#039;&#039; eden kimse yoktur. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kordon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;ân âyetleri İslâmiyetin muhteşem bünyesinde altın bir &#039;&#039;kordon&#039;&#039; gibi işlenmiştir. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Koridor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Koridor&#039;&#039;larda büyük bir kalabalık göze çarpıyordu. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kozmoğrafya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya &#039;&#039;kozmoğrafya&#039;&#039; ilminden ve istatistikçi fenninden bir kemal alıyorsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kral&lt;br /&gt;
|Sırpça&lt;br /&gt;
|Hem Deccal, deccallık haysiyetiyle değil belki gayet müstebit bir &#039;&#039;kral&#039;&#039; sıfatıyla işitilir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kroki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nazirsiz şuleleriyle asr-ı hazırı ihya ve tenvir ve istikbalin &#039;&#039;krokisini&#039;&#039; bihakkın tanzim ve tahkim eden Nurlar, ile’l-ebed pâyidar olsun. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuluçka&lt;br /&gt;
|Bulgarca&lt;br /&gt;
|Fakat o yüz yumurta üstünde tavus oturtulsa sekseni bozulsa yirmisi, yirmi tavus kuşu olsa denilebilir mi ki çok zarar oldu, bu muamele şer oldu, bu &#039;&#039;kuluçkaya&#039;&#039; kapanmak çirkin oldu, şer oldu? (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kulüp&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Fırkacılık, &#039;&#039;Kulüpleri&#039;&#039; Tevhid-i Kulübe Değil, Tefrik-i Kulûbe Sebeptir (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumanda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...sevkü&#039;l-ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumandan&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|Nasıl ki, içerisinde tevakkuf imkânı olmayan tünellerden haris &#039;&#039;kumpanyalar&#039;&#039; fazla seyr ü sefer etmekle iftihar ederler. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kumpanya&lt;br /&gt;
|Fransızca/İtalyanca&lt;br /&gt;
|...nev&#039;-i insanın güneşleri ve yıldızları ve &#039;&#039;kumandanları&#039;&#039; olan bütün peygamberleri... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kundura&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Mesmûâtıma göre, merkez ve payitaht-ı hükûmette, çarşı içinde, gündüzde, ahalinin gözleri önünde, gayet âdi bir &#039;&#039;kundura&#039;&#039; boyacısı,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kupa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bir su destisi ve bir &#039;&#039;kupa&#039;&#039;, küçük bir gaz ocağı ve bir çinko çanak, sade basit bir yatak. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kurs&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Hatt-ı Kur&#039;ânî lehinde birincisinin bir kerameti, merkezde hatt-ı Kur&#039;ânînin bir &#039;&#039;kursu&#039;&#039; açılması olduğu gibi, inşaallah ikincisi, daha mu&#039;cizâne bir keramet gösterecek. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kuruş&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Eğer yüz &#039;&#039;kuruş&#039;&#039; bir gündelik ile çalışsan sonra biri gelse, dese ki:... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kutu&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem hiç mümkün müdür ki bir &#039;&#039;kutu&#039;&#039; kadar bir makine bütün bir âlemi içine aldığı halde, tesadüfî veyahut abes bir iş içinde bulunsun? (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Kültür&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Bu hareketlerin asıl merkezini, Said Nursî’nin fazla miktarda talebesi bulunan üniversite ve &#039;&#039;kültür&#039;&#039; yerleri teşkil eder.  (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lağım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bir gün &amp;quot;Bismillah&amp;quot; yazılı kabir taşlarını &#039;&#039;lâğımlar&#039;&#039; üzerine konurken görürler. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lamba&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bir hârika şehirde milyonlar elektrik &#039;&#039;lâmbaları&#039;&#039; hareket ederek her yeri gezerler, yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mu&#039;cizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Laik, Laiklik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet &#039;&#039;lâik&#039;&#039; cumhuriyete döner. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;lastik&#039;&#039;li bir kanunun 163’üncü maddesi sahte bir maskedir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lav&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o günden beri her sözü bir dilim &#039;&#039;lav&#039;&#039;, her fikri bir ateş parçası olmuş. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lider&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Halbuki eski partinin &#039;&#039;liderleri&#039;&#039; meb&#039;us iken veya memur iken,... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lira&lt;br /&gt;
|İtalyanca &lt;br /&gt;
|Bu paraları sayarken, aralarında bir kalp &#039;&#039;lira&#039;&#039; bulundu. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lise&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Karşısındaki &#039;&#039;lise&#039;&#039; mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Loca&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şimdi iki dost var. Beraber o ziyafete giderler. Bir &#039;&#039;locada&#039;&#039;, bir sofrada oturuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lohusa&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Bu hastalığın manevî şehadeti kazandırması, &#039;&#039;lohusa&#039;&#039; zamanı olan kırk güne kadardır. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lokal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bunların derneği yoktur, &#039;&#039;lokal&#039;&#039;i yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi patırtısı, nutku, âlâyişi nümayişi yoktur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lord&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Lozan Muahedesinden sonra, İngiltere Avam Kamarasında, &amp;quot;Türklerin istiklâlini niçin tanıdınız?&amp;quot; diye yükselen itirazlara, &#039;&#039;Lord&#039;&#039; Gürzon&#039;un verdiği cevap: (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Lüks&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Diğeri de &#039;&#039;lüks&#039;&#039;lerini, zenginliklerini, rütbe ve mevkilerini ... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madalya&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...gönüllü alay kumandanı olarak mücahede ve irşad için dolaşıp büyük bir harb &#039;&#039;madalyası&#039;&#039; almış... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Madam&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ birisi Paris&#039;te sefahet âleminde bir âlüfte &#039;&#039;madamın&#039;&#039; kametinde istihsan ettiği bir libası, câmide muhterem bir hocaya giydirmeye çalışmak gibi bir hareket-i ahmakane ve caniyanede bulunur. (Deva-ül Ye&#039;s)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mağaza&lt;br /&gt;
|Venedikçe (Arapça mehazin kelimesinden)&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mağaza&#039;&#039;larda kâğıt kalmadı. Risale-i Nur şakirtleri kâğıdı bitirdiler (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Makine&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Havanın ve &#039;&#039;makinenin&#039;&#039; harareti bana ağırlık ve fikrime de &amp;quot;Bu Risale-i Nur muazzam bir mu&#039;cize-i Kur&#039;aniyedir. (Kastamonu)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mamo&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Aziz &#039;&#039;mamo&#039;&#039;! {*: Kürdçe &amp;quot;Amcacığım&amp;quot; demektir.} (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mancınık&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Zira yüksek kalelerin muhkem burçlarından atılan &#039;&#039;mancınıklar&#039;&#039; ve işaret fişeklerine benzeyen şu hâdisat-ı necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar enseb düştüğü bedaheten anlaşılır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mandal&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O adam, gayet mu’cizekâr bir zatın menşe-i mu’cizatı olan fabrikasının bir &#039;&#039;mandalı&#039;&#039; veyahut miskin bir kapıcısıdır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Masa&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Tosya kasabasından imdada gelmiş gibi aynı vakitte yaldızlı ciltleriyle &#039;&#039;masa&#039;&#039; üzerinde dururken, ... (Kastamonu L)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manevra&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Güya haşmet-i rububiyetini göstermek için bu emirber neferleri hükmünde olan manzume-i şemsiye ordusu ile bir &#039;&#039;manevra&#039;&#039; yaptırır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Manyetizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve &#039;&#039;manyetizmanın&#039;&#039; hâdisatı nev&#039;inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mareşal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Vali, &#039;&#039;Mareşal&#039;&#039;’e: “Said Nursî hükûmete itaat etmiyor, gelenlere dinî dersler veriyor.” diye şekvada bulunuyor. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mark&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Drahm ve &#039;&#039;Mark&#039;&#039; gibi, mizanü&#039;l-iktisatla, derecesi bilinir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mart&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Eskiden 31 &#039;&#039;Mart&#039;&#039; Hâdisesi’nde çendan onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Maske&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hususan bu yirmibeş sene içinde, tarihte görülmemiş bir halde münafıkane ve çeşit çeşit &#039;&#039;maskeler&#039;&#039; altında imanın erkânına yapılan sû&#039;-i kasdlar pek dehşetli olmuştur, çok yıkıcı şekiller tatbik edilmiştir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mason&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Komünistliğin, anarşistliğin, &#039;&#039;masonluğun&#039;&#039; kuvvet kazandığı bir devirde en mühim bir vazife, Nur&#039;a hizmet etmek ve rıza-yı İlahîyi tahsil için onu isteyene vermektir. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Materyal, Materyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bize ne kadar &#039;&#039;materyal&#039;&#039; verirseniz hepsi burada neşrolacak... (Tarihçe-i Hayat)/ ...yirminci asırdaki insanlara rehber olup dalaletten ve &#039;&#039;materyalizm&#039;&#039;in, maddiyyunluğun ve tabiat-perestliğin sürüklediği sefahet ve koyu fikir karanlığından kurtaran... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mavzer&lt;br /&gt;
|Almanca&lt;br /&gt;
|Kendi talebelerine &#039;&#039;mavzer&#039;&#039; tüfekleri bulup medresesi bir vakit asker kışlası gibi silâhlar, kitaplarla beraber bulunduğu vakit, bir asker ferîki geldi, gördü dedi: (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mayıs&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|Hususan &#039;&#039;mayısın&#039;&#039; âhirinde olduğu gibi bazı vakitte ince hilâl şeklinde Süreyya menziline girdiği vakit,... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Medyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|İşte eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de &#039;&#039;medyumlar&#039;&#039; suretinde yine bir nevi kâhinlik Avrupa&#039;da ispirtizmacıların içlerinde baş göstermiş. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Meftihane&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Arapça&#039;dan yararlanılarak)&lt;br /&gt;
|Bu kudsî hediyeniz bu şehre girdiği aynı zamanda, daha biz haber almadan, memleketimizde talebeler bir kitaba başladığı zaman, Kürdçe &#039;&#039;meftîhane&#039;&#039; namında bir ziyafet verdiklerine tam bir misal olarak,... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mekanizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hayreti tahrik ve tehyic eden bu gibi makamlarda kendi hayal &#039;&#039;mekanizmasiyle&#039;&#039; vakıa&#039;nın zamanını ve hadisenin mekânını kendi yanında hazır ediyor. (İşaratül İ. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
| -men&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Müslümanlığı ve onun esaslarını, farîzalarını ve kaidelerini kifayetle telkin edip öğretecek &#039;&#039;öğretmenlerimizin&#039;&#039; yetiştirilmesine ayrıca gayret sarf edilecektir. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mendil&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Elbette bir padişahın hediyesinin kabı veya hediyeye sarılan &#039;&#039;mendil&#039;&#039; veyahut hediye eline verilip getiren nefer, o padişahın saltanatına şerik olamazlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Merhem&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalara bir &#039;&#039;merhem&#039;&#039;, bir teselli, mânevî bir reçete, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mermer&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Harbiye Nezareti&#039;nin kapısındaki {{Arabi|اِنَّا فَتَحْنَالَكَ فَتْحًا مُب۪ينًا ٭ وَ يَنْصُرَكَ اللّٰهُ نَصْرًا عَز۪يزًا}} hatt-ı Kur&#039;anînin üzeri &#039;&#039;mermer&#039;&#039; taşlarla kapatılmışken meydana çıkarılması... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metod/Metot&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...iblisane, sinsi &#039;&#039;metodlar&#039;&#039; takib etmişler ve kardeşi kardeşe çarpıştırmışlar ve öyle aldatıcı yalan ve propagandalar ve yaygaralar yapmışlar,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Metre&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İngilizce&lt;br /&gt;
|Şimdiye kadar gelen semavî taşlar bir iki karış oldukları halde, böyle yirmi beş &#039;&#039;metre&#039;&#039; uzunluğunda ve on &#039;&#039;metre&#039;&#039; genişliğinde dağ gibi taşlar, elbette semavatın dinsizliğe karşı bir alâmet-i hiddetidir. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mıknatıs&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Dedim: &amp;quot;Bu bîçareler kendilerini, bu &#039;&#039;mıknatıs&#039;&#039; gibi cezbedici fitnenin ateşinden kurtaramazlar.&amp;quot; (İman ve Küfür Müvazeneleri)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mihanikiyet (Mekanik kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Yunanca/Fransızca&lt;br /&gt;
|O fabrikanın bir çarkı geri kalsa, yahut bir arkadaşı olan başka çarka tecavüz etse, makinenin &#039;&#039;mihanikiyeti&#039;&#039; bozulur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mikrop&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;mikroptan&#039;&#039; gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, trilyonlarla çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kışın en şiddetli günlerinde, hapishane pencerelerinin iki &#039;&#039;milim&#039;&#039; buz tuttuğu zamanlarda zehir verilmiş;... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyar&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba mahkeme-i kübrada, bu üç yüz &#039;&#039;milyar&#039;&#039; dâvâcıların karşısında sizden sorulsa ki,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Milyon&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Her zamanda kudsî milletimin üç yüz elli &#039;&#039;milyon&#039;&#039; efradı vardır. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mister&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Mister&#039;&#039; John Davenport, &amp;quot;Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ve Kur&#039;an-ı Kerim&amp;quot; unvanlı eserinde Kur&#039;an-ı Kerim&#039;den bahsederken, şu sözleri söylüyor:... (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Misyoner&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Âlem-i küfür bütün vesaitiyle ve medeniyetiyle, felsefesiyle, fünunuyla, &#039;&#039;misyonerleriyle&#039;&#039; âlem-i İslâm’a hücum ve maddeten uzun zamandan beri galebe ettikleri halde âlem-i İslâm’a dinen galebe edemedi.  (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Miting&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte ey Kürtler (Ve ey inkılâp softaları!) Manzara‑i hayâl üstünde gördünüz ki, şu büyük &#039;&#039;mitingde&#039;&#039; iki taraf da sizi protesto ettiler. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mitralyöz&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|En son silah, &#039;&#039;mitralyöz&#039;&#039; gibi Risale-i Nur bürhanlarını gördüğümüzden, mecburiyetle ona sarılıp iktifa ediyoruz. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mobilya&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Benim iaşem için her gün iki buçuk banknot, hem yeniden benim için bir hane — &#039;&#039;mobilyasıyla&#039;&#039; beraber ve istediğim tarzda—yaptırmak için emir gelmiş. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Moda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Olsa olsa o zamanın ilcaatının &#039;&#039;modasına&#039;&#039; göre bir libas giydireceğim. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Model&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl ki terzi gibi bir sanatçı; birçok külfetler, maharetlerle musanna bir şeyi icad eder ve ona bir &#039;&#039;model&#039;&#039; yapar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Modern&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...en &#039;&#039;modern&#039;&#039; neşir vasıtasıyla hem Anadolu&#039;ya, hem âlem-i İslâma ve insaniyete duyurulmasının temini. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mojik&lt;br /&gt;
|Rusça&lt;br /&gt;
|Rus &#039;&#039;mojikleri&#039;&#039; buna şahittir. (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mor&lt;br /&gt;
|Yunanca ve Ermenice&lt;br /&gt;
|Biraz o mürekkebden taş üzerine döktük, siyah ve &#039;&#039;mor&#039;&#039; idi. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Motor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu defa &#039;&#039;motorlu&#039;&#039; kayık içinde Eğirdir&#039;den Barla&#039;ya giderken... (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Mösyö (veya Monsieur)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şayet &#039;&#039;Monsieur&#039;&#039; Renaud (&#039;&#039;Mösyö&#039;&#039; Reno), İslâm âlemiyle temas etmek fırsatını elde edecek olursa münevver ve terbiyeli Müslümanların, Kur’an’a karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını ve bunun haricine çıkmamaya gayret ettiklerini görürdü. (Nur Çeşmesi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Musiki&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir &#039;&#039;musikî&#039;&#039; sesi işitiyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Müze(hane)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Senin çok antika iki mu&#039;cize-i kudret, &#039;&#039;müzehânemi&#039;&#039; tezyin etti. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Nahü/Nahu&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|İşte başlıyorum: &amp;quot;&#039;&#039;Nahu&#039;&#039;&amp;quot;... {Haşiye: Kürdçedir.} (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Namus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Orada, vazifesini güzelce yapan bir &#039;&#039;namuslu&#039;&#039; askere münasib bir mükâfat görür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Not(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Parantez içindeki &#039;&#039;not&#039;&#039;, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Numara&lt;br /&gt;
|Fransızca veya İtalyanca&lt;br /&gt;
|Komşumuz Fethi Bey’e on bir ve on üç &#039;&#039;numaralı&#039;&#039; Sözler’i okudum. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Objektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve &#039;&#039;objektif&#039;&#039; bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ofis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yalnız, hükûmetin asker için &#039;&#039;ofislerde&#039;&#039; cem’ettiği erzakı askerlere taşıttırdığı, temizlettirdiği, öğüttürdüğü, pişirttirdiği gibi Cenab-ı Hak da hayat için lâzım olan levazımatı, küre-i arz &#039;&#039;ofisinde&#039;&#039; yaratıp cem’ettikten sonra, o erzakın toplanmasını ve sair ahvalini insana yaptırır ki insana bir meşguliyet, bir eğlence olsun ve atalet, betalet azabından kurtulsun. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Oksijen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve bunlar gibi çok hakîmane işlerde ve bilhâssa zîhayatta çalıştırılan basit ve camid ve şuursuz müvellidülma&#039; ve müvellidülhumuza (hidrojen-&#039;&#039;oksijen&#039;&#039;) gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su, yüzbinlerle hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve san&#039;atlarda istihdam ediliyor. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Okyanus&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hem Avrupa, Afrika, &#039;&#039;Okyanusya&#039;&#039;, iki Asya, iki Amerika namlarıyla mâruf yedi kıt&#039;ası,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Operatör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Armut piş, ağzıma düş&amp;quot; kabilinden, her nevi malzeme-i cerrâhiye-i ruhiyeyi, hâzık bir &#039;&#039;operatörle&#039;&#039; beraber ihsan buyurdu. (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organ&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan İslâm Talebe Cemiyeti tarafından 15 günde bir çıkarılan ve talebeleri istikbalin büyüklerini yüksek İslâmî esaslara göre hazırlamayı gaye edinmiş bir talebe cemiyetinin neşir &#039;&#039;organıdır.&#039;&#039; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Organize&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;un &#039;&#039;organize&#039;&#039; edilmemiş serbest bir üniversiteye benzeyen tahsiline eserleri okumak sûretiyle devam edenler ise, ... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Orijinal&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur&#039;da müstesna bir edebiyat ve belâgat ve îcaz; nazirsiz, cazib ve &#039;&#039;orijinal&#039;&#039; bir üslûb vardır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otel&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...bir buçuk ay kadar Yıldız &#039;&#039;Otelinde&#039;&#039; ikamet etti. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otomobil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda bazı tayyare, bazı &#039;&#039;otomobil&#039;&#039;, bazı zenbil gibi şeyler görünüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Otorite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahsildeki talebeler &#039;&#039;otorite&#039;&#039; ve disiplinle idare edilerek okutturulur. (Şualar, Müdafaalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Örnek (Örneğin kelimesi Risalelerde geçmiyor)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Cenab-ı Hak o nüvede pek çok âlemlerin &#039;&#039;örneklerini&#039;&#039; dercetmiştir. (Mesnevi-i Nuriye)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paçavra&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Çünkü bu hikmet olmazsa, muhtelif &#039;&#039;paçavraları&#039;&#039; vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvânâtın nazarında ve onlara nisbeten bir maskara olur, mânen onları güldürür. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pakt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Demokratlar olmasaydı, ne Türk-Pakistan dostluğu olurdu, ne de Bağdat &#039;&#039;Paktı&#039;&#039; ve sizlerle taallûkat-ı imaniye... (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palavra&lt;br /&gt;
|Ladino (Yahudi İspanyolcası)&lt;br /&gt;
|...artık modası geçmiş olan &#039;&#039;palavralarla&#039;&#039; bu kıymeti küçümsemek isteyen güruh. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palaska&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|Mesela, nasıl mîrîye mahsus tek bir &#039;&#039;palaska&#039;&#039; veyahut bir tek düğmeye mâlik olmak için onları yapan bütün fabrikalara mâlik olmak lâzımdır ki onlara hakiki mâlik olsun. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Palto&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet, bir padişah bir çobana, çobanlara mahsus bir abâ, bir &#039;&#039;palto&#039;&#039; ve kelbine de bir kemik verirse “Padişah iyi yapmadı.” diye kimse itiraz edemez. (İşaratül İcaz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pantolon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Üç dört defada daima mağlup olup fakir haliyle beraber kırk lira ve sakosunu ve &#039;&#039;pantolon&#039;&#039;unu kumara verdi, daha aklı başına gelmedi. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizliğe karşı umumî cihadında mazhar olduğu muvaffakıyet ve galibiyetten dolayı Roma&#039;daki &#039;&#039;Papa&#039;&#039; dahi, kendisine resmen tebrik ve teşekkürname yazmıştır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papağan&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub postacılığı yapmak, &#039;&#039;papağanları&#039;&#039; konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Papaz&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...o devletin en büyük daire-i diniyesi olan Anglikan Kilisesi&#039;nin &#039;&#039;başpapazı&#039;&#039; tarafından Meşihat-ı İslâmiyeden dinî altı sual soruldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parantez&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Parantez&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paraşüt&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...dinsizlik cereyanlarına karşı semavî &#039;&#039;paraşüt&#039;&#039;lerle muharebe ve mücadele eden o hükûmet... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paravan(a)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kur&#039;an ve imanın hunhar ve müstebid zalim düşmanları; Kur&#039;an ve İslâmiyet&#039;i ve dini Risale-i Nur&#039;la küfr-ü mutlaka karşı müdafaa ve muhafaza hizmetini yapan Bedîüzzaman aleyhtarlığında, mütemadiyen uydurmalarla seslerini yükseltsinler de, biz hak ve hakikatı beyan ve ilân etmekte sükût edelim, susalım veya &amp;quot;Biraz susun&amp;quot; gibi birşeyle, &#039;&#039;paravanalar&#039;&#039;, perdeler arkasında icra-i faaliyet yapan o gizli dinsizlere bir nevi yardım etmiş veya desteklemiş olalım? Aslâ. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parazit&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem, masum müslümanların kanlarını sömüren ve servetleri tahaccür etmiş millet kanı olan, &#039;&#039;parazit&#039;&#039;, tufeylî ve aç gözlü canavar ve barbar emperyalistleri, müstemlekecileri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Parti&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Meselâ: Halk &#039;&#039;Partisi&#039;&#039;, Nur talebelerine verdikleri azab ve sıkıntı ve ihanetlerden, kendileri dünyada daha ziyade cezasını çektiler, aynını gördüler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pasaport&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|(Bedîüzzaman&#039;ın, Rusya esaretinden firar edip Almanya yolu ile Sofya&#039;ya geldiği zaman, Sofya Ateşemiliterliği tarafından verilen &#039;&#039;pasaportudur&#039;&#039;.) (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patiska&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Zerre gibi bir afyon büzrü, bir dirhem gibi bir zerdali nüvatı, bir kavun çekirdeği, nasıl çuhadan daha güzel dokunmuş yapraklar, &#039;&#039;patiskadan&#039;&#039; daha beyaz ve sarı çiçekler, şekerlemeden daha tatlı ve köftelerden ve konserve kutularından daha latîf, daha leziz, daha şirin meyveleri hazine-i rahmetten getiriyorlar, bize takdim ediyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Patrik&lt;br /&gt;
|Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Bütün tarihimizde, her fırsatta, en korkunç ve amansız düşmanlığını ispat eden Fener &#039;&#039;Patrik&#039;&#039;leri, ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Paydos&lt;br /&gt;
|Yunanca (Kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Ve mütemadiyen hikmetle yazar ve &#039;&#039;paydos&#039;&#039; ile bozar tahtasına ve mahv ve ispat levhasına ve haşir ve kıyamet suretine çevirir. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Payton (bkz. Fayton)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pedagog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir &#039;&#039;pedagogdur&#039;&#039; (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pırlanta&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Medeniyet ve fazilet çarşısında; cephesi’nde insan yazılan, iki ayak üstünde olan sandukadaki, üstüne kalp yazılan siyah veya &#039;&#039;pırlanta&#039;&#039; bir kutudadır. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pineduz&lt;br /&gt;
|Kürtçe (Pine- kısmı)&lt;br /&gt;
|Siz de &#039;&#039;pîneduz&#039;&#039;luktan ve yamacılıktan kurtulursunuz. (Divan-ı Harb-i Örfi)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyango&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Bir kısmı da darağaçlarını basamak yapıp o duvarın arkasındaki &#039;&#039;piyango&#039;&#039; dairesine girdiklerini... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Piyes&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Acaba görmez misin ki, meselâ sen bir temsil mahalline gitsen (yani tiyatro ve &#039;&#039;piyes&#039;&#039; gibi şeylerin oynandığı bir yere) ve görsen ki; ... (Zehre&#039;nin Zeyli, Mesnevi-i N. (Badıllı))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plak/Pilak&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Belki herbiri; manevî, Rabbanî, muazzam, hadsiz başlı bir fonoğrafın birer &#039;&#039;plağı&#039;&#039; hükmünde olan masnuların üstünde dönen... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Plan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yani, lüzumsuz tekraratı herkes görsün ve tercümesi onun yerinde okunsun diye dehşetli bir &#039;&#039;plân&#039;&#039; çevirmiş. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Polis&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&amp;quot;Bu alçaklar bizi göz hapsine alıp sıkıyorlar&amp;quot; diye &#039;&#039;polislere&#039;&#039; şekva ediyorlar. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Politika&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Madem bu ittifaksızlıktan gelen zafiyet ve kuvvetsizlik sebebiyle ecnebinin &#039;&#039;politika&#039;&#039;sına ve ehemmiyetsiz muvakkat yardımlarına karşı bu acib manevî rüşvetler veriliyor.  (Emirdağ 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Posta(hane)&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Manasız bir eğlence hükmünde olan fonoğraf işlettirmek, güvercinlerle oynamak, mektub &#039;&#039;postacılığı&#039;&#039; yapmak, papağanları konuşturmaya bedel;... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pot (kırmak)&lt;br /&gt;
|Ermenice&lt;br /&gt;
|Dehşetli bir &#039;&#039;pot&#039;&#039; kırdım. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pozitif, Pozitivizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asır &#039;&#039;pozitif&#039;&#039; fikirlerin hükümran olduğu bir zamandır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prens&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;PRENS&#039;&#039; BİSMARCK (BİSMARK)&#039;IN BEYANATI (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Prensip&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Prensiplerimize&#039;&#039; muhalif ve burjuva denilen tabaka-i havassın istibdad ve tahakkümleri altında adalet-i mahzayı kabul etmek ağır geliyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pres&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Pres&#039;&#039; Ateşeliğinizde dine dair malûmat ve kitap da yoktur. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Profesör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hattâ düşman bir hükûmetin bir &#039;&#039;profesörü&#039;&#039; bu memlekete gelse, ehl-i maarif, onun ilim ve marifetine hürmeten onu ziyaret ederler ve ona hürmet ederler. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Program&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Evet güzel bir çiçeğin dakik &#039;&#039;programını&#039;&#039;, küçücük bir tohumunda dercetmek, büyük bir ağacın sahife-i a&#039;malini, tarihçe-i hayatını, fihriste-i cihazatını küçücük bir çekirdekte manevî kader kalemiyle yazmak; nihayetsiz bir hikmet kalemi işlediğini gösterir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projeksiyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...zulümatta kalarak gözü görmez olanlara ve yolunu şaşıranlara karşı &#039;&#039;projeksiyon&#039;&#039; gibi nurlarını iman hakikatlerine tevcih ederek... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Projektör&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...Yirmi Birinci Lem&#039;a namıyla &#039;&#039;projektör-misal&#039;&#039;, geceleri gündüze çeviren, pek mübarek ve çok kıymettar ve gayet müessir bir risaleyle,... (Barla L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Propaganda&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İslâmiyet düşmanları, bir taraftan tamamıyla yalan &#039;&#039;propagandalarına&#039;&#039; ve taarruzlarına devam ederken,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protestan(lık)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Avrupa, Katolik Mezhebini beğenmeyerek başta ihtilalciler, inkılabcılar ve feylesoflar olarak, Katolik Mezhebine göre ehl-i bid&#039;a ve Mu&#039;tezile telakki edilen &#039;&#039;Protestanlık&#039;&#039; Mezhebini iltizam edip, Fransızların İhtilal-i Kebirinden istifade ederek, Katolik Mezhebini kısmen tahrib edip, Protestanlığı ilân ettiler. (Mektubat) / Nasraniyet intıfa, ya ıstıfa bulacak. İslâm&#039;a karşı teslim, terk-i silâh edecek. Mükerreren yırtıldı, &#039;&#039;purutluğa&#039;&#039; tâ geldi. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Protesto&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hattâ Isparta ve Eğirdir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle &#039;&#039;protesto&#039;&#039; ediyorlar. (Emirdağ L. 2)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Psikolog, Psikoloji&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir sosyolog (içtimaiyatçı) ve bir &#039;&#039;psikolog&#039;&#039; (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Purutluk (bkz. Protestanlık)&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Pusula&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|{{Arabi|هُوَ}} nin anahtarı ile ve &#039;&#039;pusula&#039;&#039;sıyla fikren seyahat ettiğim hava unsurunda,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyo&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur âhize ve nâkile ile mücehhez bir &#039;&#039;radyo&#039;&#039;-yu Kur&#039;aniyedir ki; onun tel ve lâmbaları, âyine; tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki;... (Emirdağ-1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Radyum&lt;br /&gt;
|Latince&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Radyumvari&#039;&#039; o madde-i Kur&#039;anî ışığıyla sezmiştim. İşte, gözüne aydın! (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rampa&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Kadir Gecesini de Hadımköyünde istasyon &#039;&#039;rampasında&#039;&#039;, yağmurlu soğuk bir havada müşkilâtla bulunduğu su ile abdest alıp, sandık kapağı üstünde kılması... (Kastamonu L. (Eski))&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rapor&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Denizli mahkemesi, ehl-i vukuf &#039;&#039;raporunda&#039;&#039;: &amp;quot;Evet, Said Nursî&#039;de bir enerji vardır, fakat bu enerjisini, tarîkat veya bir cem&#039;iyet kurmakta sarfetmemiş, Kur&#039;an hakikatlarını beyan ve dine hizmete sarfettiği kanaatına varılmıştır.&amp;quot;. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rasyonel, Rasyonalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını &#039;&#039;rasyonel&#039;&#039; ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Realist&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bediüzzaman Said Nursî; din aleyhindeki birçok sinsi plânları hakikatbîn nazarıyla, &#039;&#039;realist&#039;&#039; görüşüyle fark etmiş, dehşetli dessasane ve perdeli olan bu plânları akîm bırakacak imanî eserleri te&#039;lif etmiştir. (14. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Reçete&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|Hastalara bir merhem, bir teselli, mânevî bir &#039;&#039;reçete&#039;&#039;, bir iyâdetü&#039;l-marîz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rejim&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hazret-i Mehdi’nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı &#039;&#039;rejim&#039;&#039;-i bid’akâranesini tamir edecek, sünnet-i seniyeyi ihya edecek; (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rektör&lt;br /&gt;
|Fransızca/Almanca&lt;br /&gt;
|...Üniversite &#039;&#039;Rektör&#039;&#039;ü Şeyh Bahît gibi müdakkik âlimler ... (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beşerin şimdiki seyyiat-âlûd hırçın ruhunda, mütebessim küçük cenazeler olan suretlerin &#039;&#039;rolü&#039;&#039; ehemmiyetlidir. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Roman&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|O da tiyatrocu, sinemacı, &#039;&#039;romancı&#039;&#039; medeniyetin edebiyatının şe&#039;nidir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Romatizma&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eskiden beri bende bulunan kulunç illetine ve &#039;&#039;romatizma&#039;&#039; hastalığına iltihak edip, beni yatağa düşürdü. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rovelver&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|Değil elimize bıçak, belki mavzer ve &#039;&#039;rovelver&#039;&#039; de verilse, hem emir de verilse, biz bu bîçare ve bizim gibi musibetzede arkadaşlarımıza dokunmayacağız. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Rönesans&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Pakistan’ın en büyük mecmuası “Students’ Voice”da İslâm Kongresi Reisi “Zafer Afaq Ansar”ın “İslâm’ın Büyük &#039;&#039;Rönesansı&#039;&#039;” adlı makalesinde Risale-i Nur’un muhterem ve muazzez müellifinden şöyle bahsediyor (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Röntgen&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu camid güneş, şu âciz insan, şu şuursuz &#039;&#039;röntgen&#039;&#039; şuâı gibi zînurlar;... (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sabun&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Hastalık, &#039;&#039;sabun&#039;&#039; gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Safsata (Safsatiyat)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Tahayyülde &#039;&#039;safsata&#039;&#039; hâsıl olur, mezcine eğer olmaz muktedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sako&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu üstümdeki &#039;&#039;sakoyu&#039;&#039;, yedi sene evvel, eski olarak almıştım. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Salon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar &#039;&#039;salonu&#039;&#039; hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandalye&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|O nurlu &#039;&#039;sandalyede&#039;&#039; oturan, yangınlar, tuğyanlardan kurtulur (kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sandık/Sanduk(ça)&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...hattâ beş &#039;&#039;sandık&#039;&#039; Nur Risalelerinde beş on sehiv buldukları halde,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santral&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, &#039;&#039;santralları&#039;&#039;, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Santrifüj/Santrafüj&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce&lt;br /&gt;
|Kıraç ve kumlu yerlerden suları çıkartan &#039;&#039;santrifüj&#039;&#039; âleti {{Arabi|اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ}} âyetiyle işaret edilen Hazret-i Musa’nın (as) asâsından ders almıştır.(Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sekreter&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Washington&#039;daki İslâm Cemiyetinin ve İslâm Kültür Merkezinin Genel &#039;&#039;Sekreteri&#039;&#039; Dr. Muhammed Habilullah&#039;tan, Irak&#039;taki Nur talebesi Ahmed Ramazan&#039;a gelen mektup. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sembol&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...asrın maymun taklitçiliğine varan şahsiyetsizliği önünde şahsiyet mefhûmunun ilâhî yüksekliğini gönüllerin mihrâk noktasında &#039;&#039;sembolleştirmeğe&#039;&#039; tevessül eden âlimdir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seri (hızlı anlamındaki Arapça kökenli seri&#039; kelimesi ile karıştırılmamalıdır)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu Hayim Naum, bu korkunç teşebbüse evvelâ Amerika&#039;da Türkler lehinde bir &#039;&#039;seri&#039;&#039; konferans vermek... (Emirdağ L. 2.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Seyda (Seyyid kelimesinden bozularak)&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Seydâ! Ne söylerseniz sözünüzden çıkmam, demiştir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sınır&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Onun nuru, Kur’an’ın nuru, Allah’ın nuru vatan &#039;&#039;sınır&#039;&#039;larını da aştı. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sırma&lt;br /&gt;
|Orta Yunanca&lt;br /&gt;
|...malûm Âsiye Hanımın hanesinde etrafı tezyin edilen Hizbü&#039;l-Ekberi yüz senelik bir güzel kap içinde, o kabın, üstünde &#039;&#039;sırmayla&#039;&#039; padişahların mühim fermanlarında tuğra-i şâhâne işlenmiş olduğunu gördük. (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sicim&lt;br /&gt;
|Moğolca (kesin değildir)&lt;br /&gt;
|Hazret-i Muaz ibni Cebel dedi ki: Gazve-i Tebük&#039;te bir çeşmeye rast geldik; &#039;&#039;sicim&#039;&#039; kalınlığında, güçle akıyordu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sigara&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Ve o &#039;&#039;sigara&#039;&#039; kâğıdı gibi ince nâzenin yapraklar, birer a&#039;zâ-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı {{Arabi|يَا نَارُ كُونٖى بَرْدًا وَسَلَامًا}} âyetini okuyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sinema, Sinematoğraf&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Birden manevî bir &#039;&#039;sinema&#039;&#039; ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sistem&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Tahrib-i medeniyet, deniyet-i hazıra sureti değişecek, &#039;&#039;sistemi&#039;&#039; bozulacak; zuhur edecek o vakit,... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sivil&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bu ahali, çoluk çocuğuyla asker olmuşlar veya memur olmuşlar, şu işlerde &#039;&#039;sivil&#039;&#039; olarak istihdam ediliyorlar. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Siyonizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Siyonizm&#039;&#039;, komünizm, Allahsızlık gibi İslâmiyete zıt olan cereyanlara karşı mücadele etmektir. (Tarihçe-i H.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Skolastik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Beni, &#039;&#039;skolastik&#039;&#039; bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Soba&lt;br /&gt;
|Macarca&lt;br /&gt;
|...bir misafirhane-i Rahmaniyede bir lâmba ve &#039;&#039;soba&#039;&#039; olan güneşimizin yanmasının devamı için,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofestai&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca&lt;br /&gt;
|...ya dimağında bir &#039;&#039;sofestai&#039;&#039; gizlenmiş, karıştırıyor; veyahut kalbini delerek bir müvesvis saklanmış, ihtilâl ediyor;... (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sofi/Sofu/Sufi&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Muhakkikîn-i &#039;&#039;sofiye&#039;&#039;, Vâcibü&#039;l-Vücuda o kadar hasr-ı nazar etmiş ve müstağrak olmuş ve ehemmiyet vermişler ki, onun hesabına kâinatın vücudunu inkâr etmişler. (Nokta)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyalizm&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Bizim, avam tabakasının intibahı ile &#039;&#039;sosyalizm&#039;&#039; ve bolşevizm düsturlarını tatbik etmek, işimize yarıyor. (Lemalar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sosyolog&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Hem mümtaz ve hakperest ve hakikatbîn bir dâhîdir, hem Kur&#039;anla barışık müstakim felsefenin hakikatperver bir feylesofudur, hem nazirsiz bir &#039;&#039;sosyolog&#039;&#039; (içtimaiyatçı) ve bir psikolog (ruhiyatçı) ve bir pedagogdur (terbiyeci), hem daima hakikat terennüm etmiş ve eden, yüksek ve emsalsiz ve dâhî bir müellif ve edibdir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sübjektif&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Risale-i Nur &#039;&#039;sübjektif&#039;&#039; nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur&#039;anın hakikatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arzedilen bir külliyattır. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sulfato&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...hususan madeniyatın tuz, limontuzu, &#039;&#039;sulfato&#039;&#039; ve şap gibi sureten birbirine benzemekle beraber tadlarının şiddet-i muhalefetiyle... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Sünger&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|...ve onunla zemin bahçesini sulandırır bir &#039;&#039;sünger&#039;&#039; gibi tasarruf eden kudretinin azametine ve herbir şeye şümulüne şehadet ettikleri gibi,... (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şape&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|...her lisandan meylü&#039;l-mübalağa ile çok hayalâtı kendine toplar, &#039;&#039;şape&#039;&#039; gibi büyür. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şapka&lt;br /&gt;
|Rusça/Bulgarca&lt;br /&gt;
|Hiçbir vakit &#039;&#039;şapkayı&#039;&#039; başıma koymayı ihtar etmedikleri gibi benim hizmetçilerim misillü, istediğim zaman beni şehrin etrafında gezdiriyordular. (Lem&#039;alar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şarlatan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Böyle &#039;&#039;şarlatanların&#039;&#039; inkârları, hiç hükmündedir. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şef&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...&#039;&#039;şef&#039;&#039;in gözüne girebilmek, terfi-i makam edebilmek gibi süflî hırslarla yanıp kavrulanlar için ise bulunmaz bir fırsat olmuştur. (Tarihçe)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şenlik&lt;br /&gt;
|Ermenice (Şen- kısmı)&lt;br /&gt;
|İşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî &#039;&#039;şenlik&#039;&#039; görüyor. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şerantah&lt;br /&gt;
|Süryanice&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;{{Arabi|شَرَنْطَخٍ}} (Şerantah)&#039;&#039; Süryânîce Raûf ve {{Arabi|بَرْكُوتٍ}} (Berkut) Rahîmdir. (8. Şua) &lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şifre&lt;br /&gt;
|Fransızca (aslen Arapça Sıfır kelimesinden)&lt;br /&gt;
|Hem uluhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan &#039;&#039;şifre&#039;&#039; bulunan bir muhabere mecmuasıdır. (İşarat-ül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şimendifer&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Biz birdenbire &#039;&#039;şimendifer&#039;&#039; ve balon gibi mebadiye bineceğiz, geçeceğiz. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Şoför&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Şoförün&#039;&#039; kafası, parçalanmış, &amp;quot;ah, of&amp;quot; çekiyor. (Sikke-i T. G.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabla&lt;br /&gt;
|Latince (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|Umumumuza bir &#039;&#039;tabla&#039;&#039; taam konuldu. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tabur&lt;br /&gt;
|Macarca &lt;br /&gt;
|Nasıl ki bir &#039;&#039;taburun&#039;&#039; askerleri, istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa kolay bir surette &#039;&#039;tabur&#039;&#039; bayrağı altında toplanmaları; yeniden bir &#039;&#039;tabur&#039;&#039; teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Taktik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Asırlardır bu milleti kuvvetle, madde ile, topla, tüfekle yıkamayan; Türk’ün, İslâm’ın düşmanları &#039;&#039;taktik&#039;&#039; değiştirmişler. (Konferans)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Talan&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Bâtınındaki çirkinlikler, zâhirine aksetmiş olmalı ki; gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve &#039;&#039;talan&#039;&#039; etmek tevehhüm etmişsin. (2. Söz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tango&lt;br /&gt;
|İspanyolca &lt;br /&gt;
|Bir ihtiyar hocaya, &#039;&#039;tango&#039;&#039; bir kadın libası giydirilmediği gibi.. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tavla (At ahırı) (bir oyunun adı olan ve Risalelerde geçmeyen Tavla kelimesi Arapça üzerinden Latinceden gelir)&lt;br /&gt;
|Yunanca (Farsça/Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|...o vakit midenin &#039;&#039;tavla&#039;&#039;sına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teknik&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Yirminci asrın Kur&#039;ân felsefesi olan bu eserler, bir taraftan &#039;&#039;teknik&#039;&#039;, fen ve san&#039;at olarak maddiyatı, diğer taraftan iman ve ahlâk olarak mâneviyatı câmi ve hâvi olacak, Türk medeniyetinin, sadece maddiyata dayanan sair medeniyetleri geride bırakacağını da ispat ve ilân etmektedir. (Tarihçe-i Hayat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telefon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud &#039;&#039;telefonların&#039;&#039;, telgrafların, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telepati&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Telepati&#039;&#039; nev&#039;inden, ruhumla şiddet-i alâkası olan bir şahs-ı meçhul, muhtelif ve birbirinden uzak mevzulara dair; birdenbire kibrit yakmak gibi, seri sualler soruyor. (Sünuhat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Telgraf&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|...küçücük mikyasta, bütün dünyada mevcud telefonların, &#039;&#039;telgrafların&#039;&#039;, radyoların ve hadsiz ve muhtelif konuşmaların merkezleri, santralları, âhize ve nâkileleri... (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Temel&lt;br /&gt;
|Yunanca&lt;br /&gt;
|Hem muvakkat, &#039;&#039;temel&#039;&#039;siz misafirhaneleridir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tentene (Dantel[a]&#039;dan)&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Şu âlem-i maddiyat ve şehadet ise, âlem-i melekût ve ervah üstünde serpilmiş &#039;&#039;tenteneli&#039;&#039; bir perdedir. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Teres&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Onları deprettirir. Esaslara ilişilmez, onlarla oynanılmaz, sussun şimdi dinsizlik! İflas etti o &#039;&#039;teres&#039;&#039;. Bestir tecrübe-i küfran ve yalan. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tılsım&lt;br /&gt;
|Eski Yunanca (Arapça üzerinden)&lt;br /&gt;
|İşte şu merak-ı mârifetten, sahib-i &#039;&#039;tılsımın&#039;&#039; muhabbeti neş&#039;et etti. (Nur&#039;un İlk Kapısı)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tire&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|&#039;&#039;Tire&#039;&#039; içindeki not, 1946 senesine aittir. (11. Şua)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tiyatro&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|İşte dans ve &#039;&#039;tiyatro&#039;&#039; gibi o zamanın lehviyatları ve kebairleri ve bid&#039;aları birer cazibedarlık ile pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Ton&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Eğer Risale-i Nur bir zehir ise, bizim bu zehirlere &#039;&#039;tonlarla&#039;&#039;, binlerce kilo ihtiyacımız vardır. (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tren&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...kendisini Haydarpaşa&#039;dan Ankara&#039;ya götüren &#039;&#039;tren&#039;&#039; ve devlet reisini (Mustafa Kemal) İzmir&#039;den Ankara&#039;ya götüren trenle Eskişehir&#039;de buluşuyor. (Emirdağ-2 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Trilyon&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...mikroptan gergedana, sinekten simurga kuşuna, bir çiçekli nebattan milyarlar, &#039;&#039;trilyonlarla&#039;&#039; çiçekler açan bahar çiçeğine kadar,... (Asa-yı Musa)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulum&lt;br /&gt;
|Moğolca&lt;br /&gt;
|Eğer nar dedikleri nur-u saadet dünyanın hangi tarafına çıkmış ise, milyonlarla insanın &#039;&#039;tulum&#039;&#039; gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş. (Münazarat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tulumba&lt;br /&gt;
|İtalyanca&lt;br /&gt;
|...dağvarî pamukmisâl ve dolu ve kar ve su &#039;&#039;tulumbası&#039;&#039; hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşağı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor,... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tuvalet&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Arz, sema güzellik müsabakasına girmek için lâzım gelen &#039;&#039;tuvaletleri&#039;&#039; yapıp hazırlıklarda bulundukları zaman arz, kış mevsiminde kardan mamul beyaz elbiselerini giyer. (İşaratül İ&#039;caz)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tül&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Açılmış gül, öter bülbül, yüzünde var zarif bir &#039;&#039;tül&#039;&#039;. (Emirdağ L. 1)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Tünel&lt;br /&gt;
|İngilizce/Fransızca&lt;br /&gt;
|Ya fıtrî bir &#039;&#039;tünelden&#039;&#039; titreyerek gideriz. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Üniversite&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Nurs köyü ve Nursî lakabımla ve Nurlarla münasebetdar &#039;&#039;üniversite&#039;&#039; mektebinin pek gayretli bir Nurcusu... (Emirdağ-1 L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vagon&lt;br /&gt;
|İngilizce&lt;br /&gt;
|...ve erzak getiren bir şimendifer ve yüzündeki bahar mevsimini bir &#039;&#039;vagon&#039;&#039; tarzında yüz bin nevi taamlarla... (Şualar)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Vapur&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|...o zaman İnebolu’nun meşhur ulemasından Hacı Ziya ve diğer ulema arasında &#039;&#039;vapur&#039;&#039;a teşyi edildiği sırada... (Kastamonu L.)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Volkan&lt;br /&gt;
|Fransızca&lt;br /&gt;
|Halbuki şakk-ı Kamer, bir &#039;&#039;volkanla&#039;&#039; inşikak eden bir dağ gibi mümkündür. (Sözler)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Yamyam&lt;br /&gt;
|Fransızca/İngilizce (Güney Sudan&#039;da insan eti yediği rivayet edilen bir kavmin dilinden)&lt;br /&gt;
|Dünyada hükûmet süren, hükmeden her kavmin, hattâ insan eti yiyen &#039;&#039;yamyamların&#039;&#039;, hattâ vahşi canavar bir çete reisinin bir usûlü var, bir düstur ile hükmeder. (Mektubat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zenav&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Bir fenni esas tutup sair malûmatını avzen {Haşiye: Kürdçedir.} ve &#039;&#039;zenav&#039;&#039; gibi yapmaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
|-&lt;br /&gt;
|Zirm/Zürm/Zirmin&lt;br /&gt;
|Kürtçe&lt;br /&gt;
|Sermeden &#039;&#039;zürm-zürm&#039;&#039; eder. {(Haşiye) Kürtçedir. -Müellif-} (Asar-ı Bediiyye)&lt;br /&gt;
|}&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
	<entry>
		<id>https://nurpedia.org/index.php?title=-suz&amp;diff=62044</id>
		<title>-suz</title>
		<link rel="alternate" type="text/html" href="https://nurpedia.org/index.php?title=-suz&amp;diff=62044"/>
		<updated>2026-07-25T06:49:05Z</updated>

		<summary type="html">&lt;p&gt;Turker: &lt;/p&gt;
&lt;hr /&gt;
&lt;div&gt;[[Kategori:Farsça Ekler]]&lt;br /&gt;
[[Kategori:Ekler]]&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;-sûz&#039;&#039;&#039;, sonuna geldiği kelimeye &amp;quot;yakan, yakıcı&amp;quot; anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Bilgiler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
&#039;&#039;&#039;Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:&#039;&#039;&#039; Suhten ({{Arabi|سوختن}}): yanmak&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Risale-i Nur&#039;da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Akılsuz:&#039;&#039;&#039; Aklı sızlatan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: &#039;&#039;Akıl-sûz&#039;&#039;, evham-sâz! (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Ciğersûz:&#039;&#039;&#039; Ciğer/yürek yakan, çok üzücü&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Elli sene sonra, aynı vak’a-i &#039;&#039;ciğersûz&#039;&#039; vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. (19. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Mukavemetsûz:&#039;&#039;&#039; Mukavemeti yok eden, dayanılmaz hâle getiren.&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
O vakit söz &#039;&#039;mukavemetsûz&#039;&#039; olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder. (25. Söz)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Sabırsûz:&#039;&#039;&#039; Sabrı yakan, sabredilemez&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve &#039;&#039;sabırsûz&#039;&#039; hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. (19. Mektup)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Tahammülsûz:&#039;&#039;&#039; Tahammül edilemez&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ciğer‑şikâf ve &#039;&#039;tahammül‑sûz&#039;&#039; ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran‑ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet‑i ebediye olacaktır. (Muhakemat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
*&#039;&#039;&#039;Vicdansûz:&#039;&#039;&#039; Vicdanı sızlatan&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra&#039;şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb &#039;&#039;vicdan-sûz&#039;&#039;. (Lemeat)&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==İlgili Maddeler==&lt;br /&gt;
&lt;br /&gt;
==Kaynakça==&lt;/div&gt;</summary>
		<author><name>Turker</name></author>
	</entry>
</feed>