-pişe: Revizyonlar arasındaki fark
| 28. satır: | 28. satır: | ||
''Hârika-pişe'' bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor. (22. Söz) | ''Hârika-pişe'' bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor. (22. Söz) | ||
*'''Şeytani-pişe:''' Şeytanca | |||
Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî‑pîşe. (Lemeat) | |||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
==Kaynakça== | ==Kaynakça== | ||
22.07, 24 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
-pîşe, sonuna geldiği kelimeye "alışmış, huy edinmiş" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Adaletpîşe: Hep adaletli
Çünkü bir hâkim-i adalet-pîşe, bir padişah-ı raiyet-perver; aktar-ı memleketine, her istediği vakit muttali olmak derecesine çıkmakla mes’uliyet-i maneviyeden kurtulur veya tam adalet yapabilir.” (20. Söz)
- Dalaletpîşe: Dalalette giden
...âdeta sair mülkünü esbaba ve vesaite taksim ederek bir şirk-i azîme yol açan, şirk-âlûd ve dalalet-pişe o felsefenin düsturu nerede? (30. Söz)
- Fakrpîşe: Hep fakir
Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi acz ve ihtiyaç için memurları şerik-i saltanat etmiş değildir. (22. Söz)
- Gafletpîşe: Gaflet içinde olan, gaflete alışmış
Ya fakdü’l-ahbaptan gelir, yani ahbapsızlıktan, sahipsizlikten gelen karanlıklı bir hüzündür ki dalalet-âlûd, tabiat-perest, gaflet-pîşe olan medeniyetin edebiyatının verdiği hüzündür. (25. Söz)
- Harikapîşe: Harika işler yapan
Hârika-pişe bir zât, bir dirhem pamuktan yüz top çuha ve ipek veya patiska gibi mütenevvi sair kumaşları o tek dirhem pamuktan nescetmekle beraber; helva, baklava gibi çok taamları dahi ondan yapıyor. (22. Söz)
- Şeytani-pişe: Şeytanca
Aslî vazifesinde onu müşevveş etmek, tek bir kuruş yerine on bir kuruşu vermek, olur şeytânî‑pîşe. (Lemeat)