Otuzuncu Mektup
Önceki Risale: Yirmi Dokuzuncu Mektup ← Mektubat → Otuz Birinci Mektup: Sonraki Risale
Bu risaleyi okumak için Otuzuncu Mektup okuma sayfasına ve Kur'an hattı ile okumak için Otuzuncu Mektup (Kur'an Hattı) sayfasına gidin
Bediüzzaman 1 Mart 1927 tarihinden itibaren zorunlu ikamete tabi tutulduğu Barla'dayken Kur'ân'ın otuz cüz'ünden her bir cüz'üne birer esrarlı haşiye olarak tasavvur etmiş ama bu risale yazılmayınca bazı Kur'an hizmetkarlarına Cenab-ı Allah'ın kudsi bir deha ihsan etmesiyle iş bölümü şeklinde yazılmasını temenni etmişti. Daha sonraları 1944-45 yıllarında Emirdağ'nda yazdığı bir mektupta 30. Mektup olarak 1914-1916/1918'de telif edilmiş ve 1918'de İstanbul'da matbaada basılmış Arapça “İşaratü’l-İ’caz Tefsiri”ni tayin etmiştir.
Bu risale hakkında ayrıntılı bilgi için İşarat-ül İ'caz maddesine başvurun.
Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti
- Barla'da en birinci talebelerinden Sabri Efendi Üstadına yazdığı bir mektupta o zaman henüz makamı boş olan 30. Mektup olarak otuz günden ibaret olan ramazan-ı şerife ait bir risale rica etmek emelinde iken daha sonra bu arzusundan feragat ettiğini söylemiştir.
İsimleri, Telifi, Neşri/Basımı, İçeriği, Tevafukları ve Gaybi İşaretlerle İlgili Bilgiler
Diğer İsimleri
İşarat-ül İ'caz
Telif Dili
Arapça
Telifiyle İlgili Bilgiler
İşarat-ül İ'caz tefsiri 1. Dünya savaşı esnasında 1914-1916/1918'de telif edilmişti.[1]
Neşriyle/Basımıyla İlgili Bilgiler
İçeriği
Uzunluğu
Ekleri
Bu Risale İle İlgili Tevafuklar
Bu Risale İle İlgili Gaybi İşaretler
Risale-i Nur'da Derc Edildiği ve Benzer İçerikli Yerler
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Bu Risalenin Telifi, Neşri ve Adı Hakkındaki Bahisler
Yalnız gözü bulunan; kulaksız, kalpsiz tabakasına karşı vech-i i’cazı, burada gayet mücmel ve muhtasar ve nâkıs kalmıştır. Fakat bu vech-i i’cazı Yirmi Dokuzuncu ve Otuzuncu Mektuplarda (Haşiye: Otuzuncu Mektup pek parlak tasavvur ve niyet edilmişti; fakat yerini başkasına, İşaratü’l-İ’caz’a verdi. Kendisi meydana çıkmadı.) gayet parlak ve nurani ve zahir ve bâhir gösterilmiştir, hattâ körler de görebilir. O vech-i i’cazı gösterecek bir Kur’an yazdırdık. İnşâallah tabedilecek, herkes de o güzel vechi görecektir.
Üstad-ı Azizim! Bazen Nurları düşünüp hakikaten pek çok hakaik ve hikmetleri ihtiva ettiklerini görüyordum. Yalnız şu şehr-i rahmet ve mağfiretin ibadatından olan sıyama ait bir mevzu açılmadığını görerek, üstadıma bir arîza takdim etsem ve otuz günden ibaret olan ramazan-ı şerife ait Otuzuncu Mektup olmak üzere, bir niyazda bulunmak emelinde iken, bir sebebe binaen şu arzumdan feragat ettim.
…
Sabri
İhtar Edilen İkinci Nokta: Madem Arabîce altmış dörde girdik, işaret-i gaybiye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumî tarihi olsa daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve tehir edilen risaleler kalmış. Mesela, Otuzuncu Mektup ve Otuz İkinci Mektup ve Otuz İkinci Lem’alar gibi ehemmiyetli mertebeler boş kalmış. Kalbime ihtar edilmiş ki:
Eski Said’in en mühim eseri ve Risale-i Nur’un fatihası, Arabî ve matbu olan İşaratü’l-İ’caz tefsiri, Otuzuncu Mektup olacak ve olmuş. Eski Said’in en son telifi ve yirmi gün ramazanda telif edilen, kendi kendine manzum gelen Lemaat Risalesi, Otuz İkinci Lem’a olması ve Yeni Said’in en evvel hakikatten şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şule ve onların zeyllerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuz Üçüncü Lem’a olması ihtar edildi. Hem Meyve On Birinci Şuâ olduğu gibi Denizli Müdafaanamesi de On İkinci Şuâ ve hapiste ve sonra Küçük Mektuplar mecmuası On Üçüncü Şuâ olması ihtar edildi. Ben de aziz kardeşlerimin tensiblerine havale ediyorum. Demek, birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.
Kur'ân-ı Mu'ciz'ül-Beyanın otuz cüz'ünden her bir cüz'üne birer esrarlı haşiye olacağı tasavvur edilip Rahmet-i İlahiyyeden istenilmişti. Bir nakş-ı i'câzı gösteren yazdığımız Kur'ân ile tab'edilecekti. Meteesüf o tasavvur geri kaldığı için Otuzuncu Mektup daha yazılmadı.
Belki Cenâb-ı Hak şimdiki Kur'an hadimlerinin bazılarına kudsî bir dehâ ihsan edip taksîm'ül-a'mâl sûretinde herbiri bazı cüz'lere o tasavvur ettiğimiz haşiyeleri yazarlar.
{(*): Bu fihristenin te’lifinden on sene sonra Denizli beraatini müteakib (1944) Emirdağ’ında ikametleri esnasında yazdıkları ve Emirdağ Lâhikasının baş taraflarında derc edilen aşağıdaki mektubunda Hazret-i Üstadımız, sonradan te’lif edilen risale, mektub ve müdaafalar ile Risale-i Nur’dan evvel te’lif ettiği âsâr-ı nuriyesinin Fihrist Risalesindeki yerlerini ve makamlarını şöylece tertip ve tanzim etmişlerdir:
“İhtar Edilen İkinci Nokta: Madem Arabîce altmışdörde girdik, işaret-i gaybiye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumi tarihi olsa, daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve te'hir edilen risaleler kalmış. Meselâ: Otuzuncu Mektub ve Otuz ikinci Mektub ve Otuz ikinci Lem'alar gibi ehemmiyetli mertebeler boş kalmış.
Kalbime ihtar edilmiş ki: Eski Said'in en mühim eseri ve Risale-i Nur'un fatihası, Arabî ve matbu' olan İşarat-ül İ'caz Tefsiri, Otuzuncu Mektub olacak ve olmuş.
Eski Said'in en son te'lifi ve yirmi gün ramazanda te'lif edilen, kendi kendine manzum gelen Lemaat Risalesi, Otuz ikinci Lem'a olması ve Yeni Said'in en evvel hakikattan şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şu'le ve onların zeyillerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuz üçüncü Lem'a olması ihtar edildi.
Hem "Meyve" On birinci Şua' olduğu gibi, Denizli Müdafaanamesi de, On ikinci Şua' ve hapiste ve sonra Küçük Mektublar Mecmuası On Üçüncü Şua' olması ihtar edildi. Ben de aziz kardeşlerimin tensiblerine havale ediyorum. Demek birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.”
Hem Hazret-i Üstadımız zamanında tab’ edilen ve Üstadımızın nazar-ı tedkîk ve tashihinden geçen yeni harf risale ve mecmualardaki fihristler dahi birer me’haz hükmünde dikkate alınmalıdır.
Hizmetinde bulunan talebeleri}
Bu Risalenin Kıymeti Hakkındaki Bahisler
Bu Risaleye Atıflar
Bu Risaledeki Tevafuklar
Bu Risale Hakkındaki Gaybi İşaretler
Bu Risale Hakkında Fihristte Geçen Kısım
Matbu Arabî İşaratü’l-İ’caz tefsiridir.
Kur'ân-ı Mu'ciz'ül-Beyanın otuz cüz'ünden her bir cüz'üne birer esrarlı haşiye olacağı tasavvur edilip Rahmet-i İlahiyyeden istenilmişti. Bir nakş-ı i'câzı gösteren yazdığımız Kur'ân ile tab'edilecekti. Meteesüf o tasavvur geri kaldığı için Otuzuncu Mektup daha yazılmadı.
Belki Cenâb-ı Hak şimdiki Kur'an hadimlerinin bazılarına kudsî bir dehâ ihsan edip taksîm'ül-a'mâl sûretinde herbiri bazı cüz'lere o tasavvur ettiğimiz haşiyeleri yazarlar.
{(*): Bu fihristenin te’lifinden on sene sonra Denizli beraatini müteakib (1944) Emirdağ’ında ikametleri esnasında yazdıkları ve Emirdağ Lâhikasının baş taraflarında derc edilen aşağıdaki mektubunda Hazret-i Üstadımız, sonradan te’lif edilen risale, mektub ve müdaafalar ile Risale-i Nur’dan evvel te’lif ettiği âsâr-ı nuriyesinin Fihrist Risalesindeki yerlerini ve makamlarını şöylece tertip ve tanzim etmişlerdir:
“İhtar Edilen İkinci Nokta: Madem Arabîce altmışdörde girdik, işaret-i gaybiye gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumi tarihi olsa, daha iki senemiz var. Halbuki çok mühim yerde yazılmayan ve te'hir edilen risaleler kalmış. Meselâ: Otuzuncu Mektub ve Otuz ikinci Mektub ve Otuz ikinci Lem'alar gibi ehemmiyetli mertebeler boş kalmış.
Kalbime ihtar edilmiş ki: Eski Said'in en mühim eseri ve Risale-i Nur'un fatihası, Arabî ve matbu' olan İşarat-ül İ'caz Tefsiri, Otuzuncu Mektub olacak ve olmuş.
Eski Said'in en son te'lifi ve yirmi gün ramazanda te'lif edilen, kendi kendine manzum gelen Lemaat Risalesi, Otuz ikinci Lem'a olması ve Yeni Said'in en evvel hakikattan şuhud derecesinde kalbine zahir olan ve Arabî ibaresinde Katre, Habbe, Şemme, Zerre, Hubab, Zühre, Şu'le ve onların zeyillerinden ibaret büyükçe bir mecmua Otuz üçüncü Lem'a olması ihtar edildi.
Hem "Meyve" On birinci Şua' olduğu gibi, Denizli Müdafaanamesi de, On ikinci Şua' ve hapiste ve sonra Küçük Mektublar Mecmuası On Üçüncü Şua' olması ihtar edildi. Ben de aziz kardeşlerimin tensiblerine havale ediyorum. Demek birkaç mertebede kapı açıktır, bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.”
Hem Hazret-i Üstadımız zamanında tab’ edilen ve Üstadımızın nazar-ı tedkîk ve tashihinden geçen yeni harf risale ve mecmualardaki fihristler dahi birer me’haz hükmünde dikkate alınmalıdır.
Hizmetinde bulunan talebeleri}
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Bu Risaledeki Temsiller/Misaller
Bu Risalede Geçen Ayetler
Bu Risalede Geçen Hadisler
Cenab-ı Allah'ın Bu Risalede Geçen İsim, Sıfat ve Şuunatı
Peygamberimizin Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Kur'an'ın Bu Risalede Geçen İsim ve Sıfatları
Bu Risalede Geçen Salavatlar
Bu Risalede Geçen Dualar
Bu Risalede Geçen Zikirler
Bu Risalede Geçen Emir ve Tavsiyeler
Bu Risalede Geçen Darb-ı Meseller/Deyimler
Bu Risalede Geçen Düstur, Kaide ve Tespitler
Bu Risalede Geçen Halk Dili İfadeler
Bu Risalede Geçen Edebi ve Dikkat Çekici İfadeler
Bu Risalede Bahsi Geçen Şahıslar, Eserleri ve Eserlerinden Alıntılar
Bu Risalede Bahsi Geçen Yerler
Bu Risalede Bahsi Geçen Hadiseler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Mektubat: 30. Mektup'un içinde olduğu büyük kitap
- İşarat-ül İ'caz: Bediüzzaman 30. Mektup olarak bu tefsiri tayin etmiştir.
Önceki Risale: Yirmi Dokuzuncu Mektup ← Mektubat → Otuz Birinci Mektup: Sonraki Risale