Al-i İmran 146: Revizyonlar arasındaki fark
"Kategori:Al-i İmran Suresi ''Önceki Ayet: Al-i İmran 145 ← Al-i İmran Suresi → Al-i İmran 147: Sonraki Ayet''..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu |
Değişiklik özeti yok |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 4 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
[[Kategori:Al-i İmran Suresi]] | [[Kategori:Al-i İmran Suresi]] | ||
[[Kategori:23. Mektup'ta Geçen Ayetler]] | |||
[[Kategori:Mektubat'ta Geçen Ayetler]] | |||
[[Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Ayetler]] | |||
[[Kategori:Hizb-ül Kur'an Ayetleri]] | |||
[[Kategori:Al-i İmran Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri]] | |||
[[Kategori:Al-i İmran Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri]] | |||
[[Kategori:Risale-i Nur'da İktibas Edilen Ayetler]] | |||
''Önceki Ayet: [[Al-i İmran 145]] ← [[Kuran:Al-i İmran|Al-i İmran Suresi]] → [[Al-i İmran 147]]: Sonraki Ayet'' | ''Önceki Ayet: [[Al-i İmran 145]] ← [[Kuran:Al-i İmran|Al-i İmran Suresi]] → [[Al-i İmran 147]]: Sonraki Ayet'' | ||
| 13. satır: | 20. satır: | ||
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği== | ==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği== | ||
[[Bakara 153|{{Arabi|اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ}}]] de hikmet ve gaye nedir? | |||
Elcevap: Cenab-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz’etmiş. Sabırsız adam teenni ile hareket etmediği için basamakları ya atlar, düşer veya noksan bırakır; maksud damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise müşkülatın anahtarıdır ki | |||
[[Risale:23. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#6|{{Arabi|اَلْحَرٖيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ}}]] | |||
[[Risale:23. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)#7|{{Arabi|وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ}}]] | |||
durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenab-ı Hakk’ın inayet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. Çünkü sabır üçtür: | |||
Biri: Masiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sabır takvadır [[Bakara 194|{{Arabi|اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ}}]] sırrına mazhar eder. | |||
İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki tevekkül ve teslimdir | |||
[[Al-i İmran 159|{{Arabi|اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ}}]] | |||
[[Al-i İmran 146|{{Arabi|اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الصَّابِرٖينَ}}]] | |||
şerefine mazhar ediyor. | |||
Ve sabırsızlık ise Allah’tan şikayeti tazammun eder. Ve ef’alini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek çıkar. Evet, musibetin darbesine karşı şekva suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar fakat şekva ona olmalı, ondan olmamalı. Hazret-i Yakub aleyhisselâmın [[Yusuf 86|{{Arabi|اِنَّمَا اَشْكُوا بَثّٖى وَ حُزْنٖى اِلَى اللّٰهِ}}]] demesi gibi olmalı. Yani musibeti Allah’a şekva etmeli, yoksa Allah’ı insanlara şekva eder gibi “Eyvah! Of!” deyip “Ben ne ettim ki bu başıma geldi?” diyerek, âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, manasızdır. | |||
Üçüncü Sabır: İbadet üzerine sabırdır ki şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor. En büyük makam olan ubudiyet-i kâmile canibine sevk ediyor. | |||
([[Risale:23._Mektup#D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_Sualiniz|23. Mektup]]) | |||
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler== | ==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler== | ||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
15.25, 23 Ağustos 2024 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Önceki Ayet: Al-i İmran 145 ← Al-i İmran Suresi → Al-i İmran 147: Sonraki Ayet
Meali: 146- Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.
Kur'an'daki Yeri: 4. Cüz, 67. Sayfa
Tilavet Notları:
Diğer Notlar:
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِرٖينَ de hikmet ve gaye nedir?
Elcevap: Cenab-ı Hak, Hakîm ismi muktezası olarak vücud-u eşyada, bir merdivenin basamakları gibi bir tertip vaz’etmiş. Sabırsız adam teenni ile hareket etmediği için basamakları ya atlar, düşer veya noksan bırakır; maksud damına çıkamaz. Onun için hırs mahrumiyete sebeptir. Sabır ise müşkülatın anahtarıdır ki
وَالصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِ
durub-u emsal hükmüne geçmiştir. Demek, Cenab-ı Hakk’ın inayet ve tevfiki, sabırlı adamlarla beraberdir. Çünkü sabır üçtür:
Biri: Masiyetten kendini çekip sabretmektir. Şu sabır takvadır اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّقٖينَ sırrına mazhar eder.
İkincisi: Musibetlere karşı sabırdır ki tevekkül ve teslimdir
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الصَّابِرٖينَ
şerefine mazhar ediyor.
Ve sabırsızlık ise Allah’tan şikayeti tazammun eder. Ve ef’alini tenkit ve rahmetini ittiham ve hikmetini beğenmemek çıkar. Evet, musibetin darbesine karşı şekva suretiyle elbette âciz ve zayıf insan ağlar fakat şekva ona olmalı, ondan olmamalı. Hazret-i Yakub aleyhisselâmın اِنَّمَا اَشْكُوا بَثّٖى وَ حُزْنٖى اِلَى اللّٰهِ demesi gibi olmalı. Yani musibeti Allah’a şekva etmeli, yoksa Allah’ı insanlara şekva eder gibi “Eyvah! Of!” deyip “Ben ne ettim ki bu başıma geldi?” diyerek, âciz insanların rikkatini tahrik etmek zarardır, manasızdır.
Üçüncü Sabır: İbadet üzerine sabırdır ki şu sabır onu makam-ı mahbubiyete kadar çıkarıyor. En büyük makam olan ubudiyet-i kâmile canibine sevk ediyor.
