Asr Suresi: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 5 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler]]
[[Kategori:Sureler Hakkında Bilgiler]]
[[Kategori:Yemin İle Başlayan Sureler]]
[[Kategori:Kısar-ı Mufassal Sureleri]]
''Önceki Sure: [[Tekasür Suresi]] ← [[Kur'an|Kur'ân]] → [[Hümeze Suresi]]: Sonraki Sure''
''Önceki Sure: [[Tekasür Suresi]] ← [[Kur'an|Kur'ân]] → [[Hümeze Suresi]]: Sonraki Sure''


''Bu sureyi [[Kuran:Asr|Asr suresi okuma sayfasında]] mealiyle beraber okuyabilirsiniz''
''Bu sureyi [[Kuran:Asr|Asr suresi okuma sayfasında]] mealiyle beraber okuyabilirsiniz''


'''Asr ({{Arabi|العصر}}) Suresi''' Kur'ân-ı Kerim'in 103. suresi olup Tekasür ve Hümeze sureleri arasında yer alır.
''İlgili diğer bahisler için [[Asr (Tavzih)]] sayfasına bakın''


'''Asr ({{Arabi|العصر}}) Suresi''' Kur'ân-ı Kerim'in 103. suresi olup Tekasür ve Hümeze sureleri arasında yer alır. Asr sûresi, kısa olmakla beraber Kur’ân-ı Kerîm’deki bütün nasihatlerin özü sayılır. Ashaptan iki kişinin karşılaştıkları zaman biri diğerine Asr sûresini okumadan ve ardından selâm vermeden ayrılmadıkları rivayet edilmiştir.<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/asr-suresi</ref>


<ref name='a'>Asr</ref>
==Risale-i Nur'da Asr Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler==


'''Risale-i Nur'da Asr Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler:'''
* Bediüzzaman [[Risale:13._Şuâ#23._Par.C3.A7a|13. Şua'daki]] bir mektubunda [['min 85|'min suresinin 85. ayetinde]] geçen "İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır." mealindeki ibarenin "Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir." mealindeki Asr suresinin 1. ve 2. ayetlerine işaret ettiğini, kâfirlerin bu kadar tahribatları ve savaşlarının fayda yerine zarar verdiğini, "Velasr" ibaresinde Risale-i Nur'a ima olduğunu, ebced makamı 1360 ederek o senede münafıkların ve küfre düşenlerin Risale-i Nur’a ilişeceklerini ama hüsrana uğrayacaklarını, zelzele ve harp gibi belaların kalkmasına bir sebep Risale-i Nur olduğunu ve onun hizmetine engel olunmasının belaları celbedeceğine gizli bir îma olabileceğini beyan eder.
 
* Bediüzzaman [[Risale:Lemeat%27tan_Sonraki_Mektuplar_(Kastamonu)#Karadağ’ın Bir Meyvesi|Kastamonu Lahikasındaki bir mektubunda]] insanların, hususan Müslümanların art arda gelen helâket ve hasaretlerinin başlangıç ve bitiş vaktine dair bir suale verdiği cevapta her asra hitap ettiği gibi bu asrımıza daha ziyade bakan Asr suresine müracaat eder. "İnsan gerçekten ziyan içindedir." mealindeki [[Asr 2|Asr suresinin 2. ayetinin]] ebced makamının 1324 edip 2. meşrutiyet, saltanatın değişmesi, Balkan ve İtalyan Savaşları, 1. Dünya savaşındaki mağlubiyetimiz, dehşetli antlaşmalar, İslâm şeairinin sarsılması, bu memleketteki zelzele ve yangınlar, 2. Dünya savaşının yeryüzündeki fırtınaları gibi semavî ve arzî musibetlerle insanların hasaretlerine hem manaca hem de maddeten baktığını beyan eder. [[Asr 3|Asr suresinin 3. ayetindeki]] "İman edip iyi ameller işleyenler hariç" mealindeki ibare ise 1358-1359 ederek o hasaretlerden özellikle manevî hasaretlerden kurtulmanın yegâne çaresi iman ve salih ameldir ve mefhum-u muhalifiyle o hasaretin yegane sebebi şükürsüzlük, imansızlık, fısk ve sefahettir. Alem-i İslâm’ın 2. dünya savaşından kurtulmasının sebebi Kur’an’dan gelen iman ve a’mal-i salihadır, fakirlere gelen açlık ve kıtlığın sebebi orucun tatlı açlığını çekmemeleri  ve zenginlere gelen hasaret ve zararın sebebi zekât vermeyip karaborsacılık etmeleridir. Anadolu’nun savaş meydanı olmamasının sebebi ise iman hakikatlarını fevkalâde bir surette yüz bin insanın kalplerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur'dur. Başka bir hesaba göre ise 200 küsur sene zamana kadar iman ve amel-i salih ile beraber büyük bir taife bu büyük hasarete karşı mücahedeye devam edecektir ve Fatiha’nın sonundaki ayetin işaret ettiği 1547 veya 1577'ye, {{Arabi|لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى ظَاهِرٖينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ}} (Meali: Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar [yani kıyâmetin kopmasına kadar] galibâne hak üzerinde devam edecektir.) mealindeki haidisin ilk cümlesi 1500 makamıyla âhir zamanda bir mücahid taifenin son zamanlarına, ikinci cümlesi 1506 makamıyla galibane mücahedenin tarihine ve üçüncü cümle 1545 makamıyla pek az bir farkla hem Fatiha’nın hem Asr Suresi’nin iki cümlesinin gaybî işaretlerine işaret edip tevafuk eder. Asr suresi başka bir hesapla 1561 ederek yine aynı surenin 1560 makamına kuvvet verip o büyük taifenin mücahedelerinin ne kadar devam edeceğini cifirle gösterir.
Akla Havale
* Yine [[Risale:Lemeat%27tan_Sonraki_Mektuplar_(Kastamonu)#Risale-i Nur Şakirdleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır|Kastamonu Lahikasındaki başka bir mektupta]] 33 ayetin Risale-i Nur'a işaretlerini izah eden 1. Şua'da Fatiha ve Asr suresindeki işaretlerin Risale-i Nur talebelerin hususi olarak bakmasının sebebi olarak Risale-i Nur'un 100'e yakın din tılsımlarını ve Kur'an hakikatlerini halletmesini gösterir. Zira bunların bilinmemesinden dolayı çok insan şüpheye düşüp bazen imanlarını kaybetmektedir.  
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette Kur'an kudsî havaleler ile aklı şahit tutuyor, ikaz ediyor ve akla havale ediyor. Bu konudaki bahisleri [[:Kategori:Akla Havale Eden Ayetler|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.
 
Hayvan gibi hatta daha sapıktırlar
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "(kafirler) hayvan gibi hatta daha sapıktırlar" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:Hayvan Gibi Hatta Daha Sapıktırlar Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
Alak Suresi 17 sure tevafuk
 
* Kur'an'ın ilk inen suresi olan Alak suresinin medde, şedde, tenvin ve besmele dâhil olmakla beraber 328 harfi vardır. '''Asr''' suresi dahil 13 surenin 300 küsur kelime sayısına ve ayrıca 4 surenin harf sayısına tevafuk eder. Bu 17 sure, Alak suresinin 300 tarihinden 351 tarihine kadar hâdisat-ı İslâmiyeye işaret ettiğine şahit olup onu teyit eder.  
 
Efela ta'kilun
 
* Kur'an'da [[Asr x|Asr suresinin x.]] ve daha pek çok ayetin sonunda akla havale eder ve araştırmaya sevk eder. Bu hususta Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:Efela Ta'kilun Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
İşaratül İ'cazda misal olarak verilen ayetler
 
* Asr suresinin [[Asr x|x.]], [[Asr x|Asr suresinin x.]] ve [[Asr x|Asr suresinin x.]] ayetlerini Bediüzzaman [[Risale:Bakara_17-18:_Münafıklar_Hakkında_Ateş_Temsili_(İ.İ._Badıllı)#Kelamın_tabakalarını_tavsif_makamı_hakkında_"Temsil"_misallleri|İşaratül İ'caz (Badıllı tercümesi) tefsirinde]] kelamın tabakalarını tavsif makamı hakkında "Temsil" misalllerine örnek olarak verir.
 
Kun Feyekun
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayeti]] dahil toplam 8 ayette geçen '''Kün Feyekun''' ({{Arabi|كُنْ فَيَكُونْ}}) (Meali: (Allah) "Ol!" (der ve) "Olur") ibaresi hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[Kün Feyekun]] sayfasında okuyabilirsiniz.
 
Erhamürrahimin
 
* [[Asr xx|Asr suresinin xx. ayetinde]] ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı [[Risale:32._Söz#.C3.9C.C3.A7.C3.BCnc.C3.BC_Maksat|32. Söz'dedir]].
 
Tahaddi ayetleri
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayeti]] Kur'an'ı (haşa) insan sözü diye iddia edenlere meydan okuyan ayetlerden biridir. Kur'an'ın meydan okuması husustaki dersleri topluca [[:Kategori:Tahaddi (Meydan Okuma) Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
7 Kat Sema Ayetleri
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "7 kat sema" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:7 Kat Sema Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
Tefekkür
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] diğer birçok ayette olduğu gibi tefekkür tavsiye edilir. Risale-i Nur'un acz, fakr ve şefkat ile birlikte 4 esasından biri olan tefekkür hakkında [[:Kategori:Tefekkür Etmeye (Üzerinde Düşünmeye) Dair Ayetler|bu sayfaya]] bakın.
 
Huruf-u Mukataa
 
* Asr suresinin de içinde olduğu 29 surenin başında geçen kesik harfler (huruf-u mukattaa) hakkında tüm dersler ve izahlar için [[Huruf-u Mukattaa]] maddesine bakılabilir.
 
Kafirlerin Cehenneme Atılması
 
* Bediüzzaman, Kur'an'da zalimlerin ve kafirlerin cehenneme atılıp azap göreceği tehditinde bulunan [[Asr x|Asr suresinin x. ayeti]] ve daha pek çok ayetin hikmetini [[Risale:11._Şuâ#Onuncu_Mesele|izah ederken]] insanların küfrünün kâinatın ve ekser mahlukatın hukukuna çok büyük bir tecavüz olduğunu ve semavatı ve arzı kızdırdığını söyler.
 
İman Edip Salih Amel İşleyenler
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "İman edip salih amel işleyenler" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:Amenu Ve Amilussalihati Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
Dönüş O'nadır
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "Dönüş(ünüz) O'nadır (Allah'adır)" mealindeki ibare hakkında Risale-i Nur'da geçen dersleri topluca [[:Kategori:Dönüş O'nadır Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
Halidine fiha ebeda
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette (Kur'an'da toplam 40 ayette) bazen cennetlikler bazen de cehennemlik için kullanılan "Hâlidîne Fîhâ (Ebedâ)" ([Orada] ebedi kalırlar) ifadesinin izahına ve ayrıca kafirlerin sınırlı dünya hayatını kafir olarak geçirmelerine karşılık cehennemde daimi kalmalarının Allah'ın hikmeti açısından uygun olduğu ve Allah'ın merhametine aykırı olmadığının izahına dair bahisleri topluca [[:Kategori:Halidine Fiha Ayetleri|bu sayfada]] okuyabilirsiniz.
 
İn ecriye illa alellah
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha pek çok ayette Peygamberlerin tebliğ vazifesi karşılığında Allah'tan başka kimseden ücret istemediklerini ifade edilir. Bu konuda Risale-i Nur'da geçen bahisler [[:Kategori:İn Ecriye İlla Alellah Ayetleri|bu sayfada]] okunabilir.
 
O, her şeye kadirdir
 
* Hud suresinin 4. ayetinde ve daha başka pek çok ayette geçen "O, her şeye kadirdir." mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri [[Asr x|Asr suresinin x. ayeti sayfasında]] görebilirsiniz.
 
Rabbus Semavati Vel Ard
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha başka pek çok ayette geçen "Göklerin ve yerin Rabbi" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri [[:Kategori:Rabbi/Rabbussemavati Vel Ard/Rabbissemavati Ve Rabbil Ard Ayetleri|bu sayfada]] görebilirsiniz.
 
Halakas Semavati Vel Ard
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha başka pek çok ayette geçen "Gökleri ve yeri yarattı/yaratan ve göklerin ve yerin yaratılışı" mealindeki ibarenin Risale-i Nur'da izah edildiği yerleri [[:Kategori:Halaka/Halku/Halkissemavati_Vel_Ard_Ayetleri|bu sayfada]] görebilirsiniz.
 
Lafzullah
 
* Kur'an'da Lafzullah'ın (Allah kelimesinin) tekrarında çok sırlar vardır. Ayet sayısı ve lafzullah sayısı tevafuktadır. Bakara'da ayet sayısı 286, lafzullah sayısı 282 (Allah lafzı yerinde geçen dört Hû lafzı olduğundan tam tevafuk eder); Al-i İmran'da ayet sayısı 200, lafzullah sayısı 210; Nisa+Maide+En'am toplam ayet sayısı 176+120+165=461, lafzullah sayısı 229+148+87=464. Besmele sayılırsa tam tevafuk eder. Böyle meziyetlerde küçük farklar zarar vermez. İzleyen 5 suredeki (A'raf, Enfal, Tevbe, Yunus ve Hud) Allah lafızları sayısı baştaki 5 büyük suredekilerin yarısıdır. Sonra gelen 5 sure (Yusuf, Ra’d, İbrahim, Hicr ve Nahl) onun yarısıdır. Sonra gelen 6 sure (İsra, Kehf, Meryem, Taha, Enbiya ve Hacc) onun yarısıdır. Sonra Sonra gelen her beşerli sure grubu bu şekilde gider. Zuhruf suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yarısı olur. Necm suresinden başlayan 5'li sure grubunda onun yaklaşık yarısı olur. Sonra gelen küçük 5'li sure gruplarında yalnız üçer adet Allah lafzı vardır. Bu vaziyet gösteriyor ki Allah lafzının adedine tesadüf karışmamış, bir hikmet ve intizam ile adetleri tayin edilmiş.
 
Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim
 
* Kur'an'ın en kısa suresi olan Kevser suresinin harflerinin ebcedi makamı 3.000 küsur olduğu gibi Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim, Al-i İmran ve Nisa surelerinin harf sayıları ile Bakara suresinin örfi kelime sayısı da 3.000 küsur eder.
 
Ey Ehl-i Kitap
 
* Bediüzzaman [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha başka ayetlerde geçen "Ey Ehl-i Kitap" hitabına bu asrın ve bu asırdaki ehl-i kitabın çok muhtaç olduğunu, güya o hitabın doğrudan bu asra baktığını ve bu ifadenin "Ey Ehl-i Mektep" manasını da içerdiği söyler.
 
Akşam ile yatsı arası
 
* Bediüzzaman'ın akşam ile yatsı arasında [[Risale:Namaz_Tesbihatı#Bundan_sonra_isteyen_mağrib_ile_işa_yani_akşam_namazı_ile_yatsı_namazı_arasında_bu_gelen_dua_ve_tesbihleri_okuyabilir|33'er defa tekrar ettiği dua ve tesbihlerden]] birisi [[Al-i İmran 173]]'te geçen "Hasbunallahi ve ni'mel vekil" ifadesidir. Bir diğeri 1 defa [[Al-i İmran 174]] ayetini okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesidir. Bir diğeri ise 1 defa [[Al-i İmran 185]] ayetinin başını ve başka bazı ayetleri okuduktan sonra yine 33 defa tekrarladığı "Yâ Bâkî Entel Bâkî, Yâ Bâkî Entel Bâkî" ifadesidir.
 
Sırât-ı Müstakîm
 
* Asr suresinin [[Asr x|x. ayetinde]] ve [[Asr x|x. ayetinde]] ve daha başka pek çok ayette geçen "Sırât-ı Müstakîm" (Dosdoğru yol) mealindeki ibarenin bu dehşetli ve fırtınalı asırda o doğru yolu şaşırtmayacak bir surette en başta gösteren Risale-i Nur olduğuna dair [[:Kategori:Sırat-ı Müstakim Ayetleri|işaretler mevcuttur]].
 
Rumi 1316-1317
 
* Bediüzzaman çeşitli ilimleri nurlanmak için okuyup okuturken Rumi 1316-1317 (Miladi 1900) yılında Avrupa’nın Kur’an’a karşı müthiş bir sû-i kastı olduğunu anlar ve merakını değiştirip tüm bilgisini Kur’an’ı anlamaya basamaklar yapmaya başlar. Daha pek çok ayette olduğu gibi [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] geçen "Onlardan uzak dur (yüz çevir)" mealindeki ibarenin ebcedi de 1316 edip buna bakar. Bu konuların izahı 1. Şua'daki [[Risale:1._Şuâ#Yirmi_Birinci_Âyet_veya_Âyetler|21. Ayetin]] ve [[Risale:1._Şuâ#Yirmi_Yedinci_Âyet|27. Ayetin]] izah edildiği kısımlardadır.
 
Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha başka ayetlerde geçen "Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez." mealindeki ibarenin iki cihetle Risale-i Nur'a ve müellifine işareti için kapsamlı bir izahı için [[:Kategori:La Teziru Vaziretun Vizra Uhra Ayetleri|La Teziru Vaziretun Vizra Uhra Ayetleri kategorisi sayfasına]] başvurun.
 
Altı gün
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] geçen "Altı günde gökleri ve yerleri yarattık" mealindeki ibarenin [[Risale:14._Söz#Birincisi|14. Söz'de]] izahı vardır. Yine aynı ayete dair bir nükte [[Risale:25._Söz#D.C3.B6rd.C3.BCnc.C3.BC_N.C3.BCkte-i_Bel.C3.A2gat|25. Söz'de]] okunabilir.
 
Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır
 
* [[Asr x|Asr suresinin x. ayetinde]] ve daha başka ayetlerde geçen geçen "Allah doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır", "Allah yapıp-yaratanların en güzelidir", "Allah merhametlilerin en merhametlisidir" mealindeki ibarelerin kapsamlı bir izahı [[Risale:32._Söz#.C3.9C.C3.A7.C3.BCnc.C3.BC_Maksat|32. Söz'dedir]].
 
 
 
 
 
 
 
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] geçen "" mealindeki ibarenin kapsamlı bir izahı [[Asr'dedir]].
* [[Asr |Asr suresinin . ayetinde]] ve daha pek çok ayette geçen "" ifadesi hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri [[:Kategori:|bu sayfada]] topluca okuyabilirsiniz.


==Bilgiler==
==Bilgiler==


'''İsminin Anlamı ve Kaynağı:'''  
'''İsminin Anlamı ve Kaynağı:''' Masdar olarak “hapsetmek, menetmek; vergi vermek; sıkıp suyunu çıkarmak” demek olan asr, isim olarak “dehr, mutlak zaman, özellikle içinde bulunulan zaman, karn yani seksen veya 100 senelik zaman dilimi, gündüz, gece, sabah, akşam, ikindi vakti” gibi mânalara gelir. Müfessirler Kur’ân-ı Kerîm’de (el-Asr 103/1) zikredilen asr kelimesini “ikindi vakti”, “ikindi namazı”, “mutlak zaman” “Hz. Muhammed’in asrı” (Asr-ı saâdet, Asr-ı nübüvvet) ve “âhir zaman” diye tefsir etmişlerdir.


'''Diğer İsimleri:'''  
'''Diğer İsimleri:'''  
198. satır: 68. satır:
'''[[Münacat-ül Kur'an|Münâcât-ül Kur'an]]'da İktibas Edilen Ayetler:''' [[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)#Asr_Suresi|2.-3. ayetler (2 ayet)]]
'''[[Münacat-ül Kur'an|Münâcât-ül Kur'an]]'da İktibas Edilen Ayetler:''' [[Risale:Münacat-ül_Kur%27an_(Hizb-ül_Hakaik)#Asr_Suresi|2.-3. ayetler (2 ayet)]]


'''Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı:''' (Bkz. [[:Kategori:Asr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri|Asr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi]])
'''Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı:''' 3 (Bkz. [[:Kategori:Asr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri|Asr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi]])
 
'''Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler:''' 1. ve 2. ayetler (Toplam 2 ayet)
 
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==
 
Bir âyetin mana-yı işarîsinin külliyetinden bir ferdi, Hürriyet’ten bu ana kadardır.
 
Teşrin-i sânî otuzuncu gün, bin üç yüz elli sekizde (1358) Karadağ başına çıkıyordum. “İnsanların, hususan Müslümanların bu teselsül eden helâketleri ve hasaretleri ne vakitten başladı, ne vakte kadar devam eder?” hatıra geldi. Birden, her müşkülümü halleden Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, Sure-i Ve’l-Asrı’yı karşıma çıkardı. Dedi: “Bak!”
 
Baktım. Her asra hitap ettiği gibi bu asrımıza daha ziyade bakan
 
[[Asr 1|{{Arabi|وَ الْعَصْرِ}}]]
 
[[Asr 2|{{Arabi|اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ}}]]


(Not: Asr 'dan bir ifade [[:Kategori:Risale-i Nur'da İktibas Edilen Ayetler|iktibas]] suretinde geçer)
âyetindeki [[Asr 2|{{Arabi|اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ}}]] –şedde ve tenvin sayılır– makam-ı cifrîsi bin üç yüz yirmi dört (1324) edip hürriyet inkılabıyla başlayan tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan Harpleri ve Birinci Harb-i Umumî mağlubiyetleri ve dehşetli muahedeleri ve şeair-i İslâmiyenin sarsılmaları ve bu memleketin zelzeleleri ve yangınları ve İkinci Harb-i Umumî’nin zemin yüzünde fırtınaları gibi semavî ve arzî musibetlerle hasaret-i insaniye ile [[Asr 2|{{Arabi|اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ}}]] âyetinin bu asra dahi bir hakikati, maddeten aynı tarihiyle gösterip bir lem’a-i i’cazını gösteriyor.


'''Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler:''' . ayetler (Toplam  ayet)
[[Asr 3|{{Arabi|اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحَاتِ}}]] –âhirdeki {{Arabi|ت , ه}} sayılır; şedde sayılır ise– makam-ı cifrîsi bin üç yüz elli sekiz ve dokuz (1358-1359) olan bu senenin ve gelecek senenin aynı tarihini göstermekle o hasaretlerden bâhusus manevî hasaretlerden kurtulmanın çare-i yegânesi, iman ve a’mal-i saliha olduğu gibi ve mefhum-u muhalifiyle, o hasaretin de sebeb-i yegânesi küfür ve küfran, şükürsüzlük yani imansızlık, fısk ve sefahet olduğunu gösterdi. Sure-i [[Asr 1|{{Arabi|وَ الْعَصْرِ}}]] nin azametini ve kudsiyetini ve kısalığıyla beraber gayet geniş ve uzun hakaikin hazinesi olduğunu tasdik ederek Cenab-ı Hakk’a şükrettik.


==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==
Evet âlem-i İslâm’ın, bu asrın en büyük hasareti olan bu dehşetli İkinci Harb-i Umumî’den kurtulmasının sebebi: Kur’an’dan gelen iman ve a’mal-i saliha olduğu gibi; fakirlere gelen acı açlık ve kahtın sebebi dahi orucun tatlı açlığını çekmedikleri ve zenginlere gelen hasaret ve zayiatın sebebi de zekât yerinde ihtikâr etmeleridir. Ve Anadolu’nun bir meydan-ı harp olmamasının sebebi; [[Asr 3|{{Arabi|اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا}}]] kelime-i kudsiyesinin hakikatini fevkalâde bir surette yüz bin insanın kalplerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur olduğunu, pek çok emareler ve şakirdlerinden binler ehl-i hakikat ve dikkatin kanaatleri ispat eder.
 
Ezcümle: Emarelerden biri, Risale-i Nur’a sıkıntı veren veyahut hizmetinden çekilen pek çok adamların tokat yemeleri gibi; bu sene, bu memleketin etrafında umumî bir tarzda Risale-i Nur’un intişarına sıkıntı verip şimdiki bir nevi tevakkuf devresi vermek hatasıyla, şimdiki umumî sıkıntının bir sebebi olduğunu göstermesidir.
 
(SURE-İ VE’L-ASR’IN DAĞ MEYVESİ NAMINDAKİ NÜKTESİNE BİR HÂŞİYEDİR.)
 
[[Risale:Kastamonu Lahikası (Ayet-Hadis Mealleri)#94|{{Arabi|اَلصَّالِحَاتِ}}]] deki {{Arabi|ت}}, âhirdeki “ta”lar ekseriyetçe vakfa rast gelmesiyle cifirce {{Arabi|ه}} sayılabilir, {{Arabi|اِلَّا}} beraberdir. Bu noktada bin üç yüz elli sekiz (1358) bu zamanımızı gösterir. Ve telaffuzca {{Arabi|ه}} okunmadığından {{Arabi|ت}} kalabilir. Bu noktadan, şeddeler sayılmazsa ve {{Arabi|اِلَّا}} beraber değil, iki yüz küsur sene zamana kadar iman ve amel-i salih ile beraber bir taife-i azîme, hasarat-ı azîmeye karşı mücahedeye devam edeceğine işaret edip Fatiha’nın âhirinde [[Fatiha 7|{{Arabi|صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ}}]] bin beş yüz kırk yedi (1547) veya bin beş yüz yetmiş yedi (1577) gösterdiği zamana hem
 
[[Risale:Kastamonu Lahikası (Ayet-Hadis Mealleri)#95|{{Arabi|لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى ظَاهِرٖينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ}}]]
 
birinci cümle, bin beş yüz (1500) makamıyla âhir zamanda bir taife-i mücahidînin son zamanlarına ve ikinci cümle, bin beş yüz altı (1506) makamıyla galibane mücahedenin tarihine ve üçüncü cümle, bin beş yüz kırk beş (1545) makamıyla pek az bir farkla hem Fatiha’nın hem Ve’l-Asrı Suresi’nin iki cümlesinin gaybî işaretlerine işaret edip tevafuk eder.


Demek bu hadîs-i şerifin üç cümlesinden her birisi, bin beş yüz tarihine ve mücahedenin ne kadar devam edeceğine dair işaretlerine, aynen bu [[Asr 3|{{Arabi|اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ}}]] şedde sayılmazsa bin beş yüz altmış bir (1561) makamıyla hem [[Asr 3|{{Arabi|وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ}}]] –şedde sayılır fakat [[Risale:Kastamonu Lahikası (Ayet-Hadis Mealleri)#96|{{Arabi|بِالصَّبْرِ}}]] lâmdır– bin beş yüz altmış (1560) makamıyla iştirak edip o taife-i azîmenin mücahedatları ne kadar devam edeceğini mana-yı işarî ve cifrî ile gösterirler. Ve Fatiha ve hadîsin irae ettikleri tarihe, makam-ı ebcedleriyle takarrub edip farklı bir derece tevafuk ederler ve manalarıyla da tam tetabuk ederek, parlak bir lem’a-i i’caziye-i gaybiyeyi gösteriyorlar.


([[|]])
([[Risale:Lemeat%27tan_Sonraki_Mektuplar_(Kastamonu)#Karadağ’ın Bir Meyvesi|Kastamonu Lahikası]])
----
----
Amma insan ise: ubudiyetin külliyetinde, nezaretin şümulünde, marifetin ihatasında ve rububiyet-i İlahiyenin dellallığında melek gibi, belki daha cami' bir makamı vardır. Fakat iştihalı, şerire bir nefse sahib olduğundan, çok terakki ve tedennileri dahi vardır.
Hem insan, yaptığı her amelinde nefsi için bir haz ve zatı için bir hisse ayırdığı için, bu cihetten hayvana benzer. Şu halde insanın iki tane maaşı vardır.
Birisi muacceldir ki; cüz'îdir, hayvanîdir.


İkincisi müecceldir ki; küllîdir, melekîdir. Teemmel...


([[|]])
Risale-i Nur'un birçok derslerinde insanın ubudiyet vazifesinin esrarından ve nebatat ve hayvanatın ibadât ve tesbihatlarından kısmen bahsettiğimizden, burada tekrar edip bahsi uzatmaya ihtiyaç yoktur. Eğer istersen o derslere müracaat et. Tâ ki Sure-i [[Tin 1|{{Arabi|وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ}}]] ile Sure-i [[Asr 1|{{Arabi|وَالْعَصْرِ}}]] nın sırlarını göresin.
 
([[Risale:Nur_(Mesnevi_Badıllı)#Dördüncü_nevi_ameleler|Nur, Mesnevi-i N. (Badıllı)]])
----
----
İkinci Sual: İşarat-ı Kur’aniye Risalesi’nde, Fatiha’nın âhirinde sırat-ı müstakim ashabı ki [[Fatiha 7|{{Arabi|اَلَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ}}]] âyetiyle tarif edilen taife içinde hem [[Risale:Kastamonu Lahikası (Ayet-Hadis Mealleri)#95|{{Arabi|لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى … الخ}}]] hadîsinin âhir zamanda gösterdikleri mücahidler içinde ve hem Ve’l-Asrı Suresi’nin [[Asr 3|{{Arabi|اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا}}]] dan başlayan üç cümlenin mana-yı işarîsinde hususi bir surette bir ferdi, Risale-i Nur’un has şakirdleri olduğuna sebep nedir ve vech-i tahsisi nedir?
Elcevap: Sebebi ise Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakaik-i Kur’aniyenin muammalarını hall ve keşfetmiştir ki her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp tereddütlerden kurtulamayıp bazen imanını kaybederdi. Şimdi bütün dinsizler toplansalar o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler. Yirmi Sekizinci Mektup’taki İnayat-ı Seb’a’da bir kısmına işaret edilmiş. İnşâallah bir zaman o tılsımlar, müstakil bir risalede cem’edilecek.


([[Risale:Lemeat%27tan_Sonraki_Mektuplar_(Kastamonu)#Risale-i Nur Şakirdleri Tarafından Sorulan Suale Cevaptır|Kastamonu Lahikası]])
----
Sabri’nin tabiri ve istihracıyla, [[Asr Suresi|Sure-i Ve’l-Asr]] işaretine muvafık olarak Risale-i Nur, Anadolu’yu Cebel-i Cûdi’de sefine gibi ve Isparta ve Kastamonu’yu âfat-ı semaviye ve arziyeden muhafazalarına bir vesile olduğunu ve “Risale-i Nur’a ilişmesinler, yoksa yakından bekleyen âfetler geleceklerini bilsinler, akıllarını başlarına alsınlar.” bu musibetten biraz evvel tekrar ile söylüyordum ve size de o mektuplar gönderilmişti. Şimdi aldığım haber: Kastamonu, civarı, [[Kastamonu Kalesi|kalesi]], Risale-i Nur’un matemini tutmuş gibi ağlamış ve [[1943 Tosya-Ladik Depremi|zelzele]] ile sıtma tutmuş, inşâallah yine Risale-i Nur’a kavuşacak ve gülecek ve şükredecek.


([[|]])
([[Risale:13._Şuâ#22._Parça|13. Şua]])
----
----
Aziz kardeşlerim!


Bu fecirde birden bir fıkra ihtar edildi. Evet, ben de Hüsrev’in zelzele hakkında tafsilen yazdığı keramet-i Nuriyeyi tasdik ederim ve kanaatim de o merkezdedir. Çünkü Risale-i Nur ve şakirdlerine dört defa şiddetli taarruzların aynı zamanında dört defa dehşetli zelzelenin hücumu tam tamına tevafukları tesadüfî olmadığı gibi; Risale-i Nur’un iki merkez-i intişarı olan Isparta ve Kastamonu’nun sair yerlere nisbeten âfattan mahfuz kalmaları ve [[Asr Suresi|Sure-i Ve’l-Asr]] işaretiyle, âhir zamanın en büyük bir hasaret-i insaniyesi olan bu İkinci Harb-i Umumî’den çare-i necat ise iman ve amel-i salih olmasından, Risale-i Nur’un Anadolu’nun her tarafında iman-ı tahkikîyi neşri zamanına Anadolu’nun fevkalâde olarak bu hasaret-i azîme-i harbiyeden kurtulması tam tamına tevafuku dahi tesadüfî olamaz.


([[|]])
Hem Risale-i Nur’un hizmetine zarar veren veya hizmette kusur edenlere aynı zamanında gelen şefkat veya hiddet tokatlarının yüzer vukuatları tam tamına tevafukları tesadüfî olmadığı gibi Risale-i Nur’a hüsn-ü hizmet edenlerin hemen hemen bilâ-istisna maişetinde vüs’at ve bereket ve kalbinde meserret ve rahat görmelerinin binler hâdiseleri dahi tesadüfî olamaz.
 
([[Risale:13._Şuâ#47._Parça|13. Şua]])
----
----
Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine belaların def’ine ehemmiyetli bir vesiledir. Sadaka nasıl belayı def’ediyor, onun intişarı ve okunması küllî bir sadaka nevinde semavî ve arzî belaların def’ine çok emareler ve çok hâdiselerle tebeyyün etmiş. Hattâ Kur’an’ın işaretiyle tahakkuk etmiş. Ve yazmasını ve intişarını men’etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu’da ekser okunması, İkinci Harb-i Umumî’nin Anadolu’ya girmemesine bir vesile olduğu [[Asr Suresi|Sure-i Ve’l-Asr]] işaret ettiği, bu iki ay kuraklık zamanında mahkemenin Risale-i Nur’un beraetine ve vatana menfaatli olduğuna dair kararını Mahkeme-i Temyiz tasdik ederek tam bir serbestiyetle Risale-i Nur’un intişar ve okunmasını beklerken, bütün bütün aksine olarak men’edilmesi ve mahkemedeki risalelerin sahiplerine iade edilmemesi ve bizi de o cihetle konuşmaktan men’etmeleri cihetiyle, belaların def’ine vesile olan bu küllî sadaka-i maneviye karşı çıkamadı, günahımız neticesi kuraklık başladı.
([[Risale:Birinci_Kısım_Mektuplar_(Emirdağ-1)#Beşinci_Nokta|Emirdağ L. 1]])
----
[[Risale:Kastamonu Lahikası (Ayet-Hadis Mealleri)#2|{{Arabi|بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ}}]]
[[İsra 44|{{Arabi|وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ}}]]
Aziz kardeşlerim!
Kur’an’a ait en cüz’î en küçük bir nüktenin de kıymeti büyük olduğundan işarat-ı Kur’aniyenin bu zamanımıza temas eden küçük bir şuâı bugün [[Asr Suresi|Sure-i Ve’l-Asrı]] nükte-i i’caziyesi münasebetiyle, [[Fil Suresi|Sure-i Fil]]’den mana-yı işarî tabakasından tevafuk düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi. Şöyle ki:
...


Kardeşiniz Said Nursî


([[Risale:Lemeat%27tan_Sonraki_Mektuplar_(Kastamonu)#23._Parça|Kastamonu Lahikası]])


==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==

23.12, 13 Ekim 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Önceki Sure: Tekasür SuresiKur'ânHümeze Suresi: Sonraki Sure

Bu sureyi Asr suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz

İlgili diğer bahisler için Asr (Tavzih) sayfasına bakın

Asr (العصر) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 103. suresi olup Tekasür ve Hümeze sureleri arasında yer alır. Asr sûresi, kısa olmakla beraber Kur’ân-ı Kerîm’deki bütün nasihatlerin özü sayılır. Ashaptan iki kişinin karşılaştıkları zaman biri diğerine Asr sûresini okumadan ve ardından selâm vermeden ayrılmadıkları rivayet edilmiştir.[1]

Risale-i Nur'da Asr Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler

  • Bediüzzaman 13. Şua'daki bir mektubunda Mü'min suresinin 85. ayetinde geçen "İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır." mealindeki ibarenin "Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir." mealindeki Asr suresinin 1. ve 2. ayetlerine işaret ettiğini, kâfirlerin bu kadar tahribatları ve savaşlarının fayda yerine zarar verdiğini, "Velasr" ibaresinde Risale-i Nur'a ima olduğunu, ebced makamı 1360 ederek o senede münafıkların ve küfre düşenlerin Risale-i Nur’a ilişeceklerini ama hüsrana uğrayacaklarını, zelzele ve harp gibi belaların kalkmasına bir sebep Risale-i Nur olduğunu ve onun hizmetine engel olunmasının belaları celbedeceğine gizli bir îma olabileceğini beyan eder.
  • Bediüzzaman Kastamonu Lahikasındaki bir mektubunda insanların, hususan Müslümanların art arda gelen helâket ve hasaretlerinin başlangıç ve bitiş vaktine dair bir suale verdiği cevapta her asra hitap ettiği gibi bu asrımıza daha ziyade bakan Asr suresine müracaat eder. "İnsan gerçekten ziyan içindedir." mealindeki Asr suresinin 2. ayetinin ebced makamının 1324 edip 2. meşrutiyet, saltanatın değişmesi, Balkan ve İtalyan Savaşları, 1. Dünya savaşındaki mağlubiyetimiz, dehşetli antlaşmalar, İslâm şeairinin sarsılması, bu memleketteki zelzele ve yangınlar, 2. Dünya savaşının yeryüzündeki fırtınaları gibi semavî ve arzî musibetlerle insanların hasaretlerine hem manaca hem de maddeten baktığını beyan eder. Asr suresinin 3. ayetindeki "İman edip iyi ameller işleyenler hariç" mealindeki ibare ise 1358-1359 ederek o hasaretlerden özellikle manevî hasaretlerden kurtulmanın yegâne çaresi iman ve salih ameldir ve mefhum-u muhalifiyle o hasaretin yegane sebebi şükürsüzlük, imansızlık, fısk ve sefahettir. Alem-i İslâm’ın 2. dünya savaşından kurtulmasının sebebi Kur’an’dan gelen iman ve a’mal-i salihadır, fakirlere gelen açlık ve kıtlığın sebebi orucun tatlı açlığını çekmemeleri ve zenginlere gelen hasaret ve zararın sebebi zekât vermeyip karaborsacılık etmeleridir. Anadolu’nun savaş meydanı olmamasının sebebi ise iman hakikatlarını fevkalâde bir surette yüz bin insanın kalplerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur'dur. Başka bir hesaba göre ise 200 küsur sene zamana kadar iman ve amel-i salih ile beraber büyük bir taife bu büyük hasarete karşı mücahedeye devam edecektir ve Fatiha’nın sonundaki ayetin işaret ettiği 1547 veya 1577'ye, لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى ظَاهِرٖينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ (Meali: Ümmetimden bir taife Allah'ın emri gelinceye kadar [yani kıyâmetin kopmasına kadar] galibâne hak üzerinde devam edecektir.) mealindeki haidisin ilk cümlesi 1500 makamıyla âhir zamanda bir mücahid taifenin son zamanlarına, ikinci cümlesi 1506 makamıyla galibane mücahedenin tarihine ve üçüncü cümle 1545 makamıyla pek az bir farkla hem Fatiha’nın hem Asr Suresi’nin iki cümlesinin gaybî işaretlerine işaret edip tevafuk eder. Asr suresi başka bir hesapla 1561 ederek yine aynı surenin 1560 makamına kuvvet verip o büyük taifenin mücahedelerinin ne kadar devam edeceğini cifirle gösterir.
  • Yine Kastamonu Lahikasındaki başka bir mektupta 33 ayetin Risale-i Nur'a işaretlerini izah eden 1. Şua'da Fatiha ve Asr suresindeki işaretlerin Risale-i Nur talebelerin hususi olarak bakmasının sebebi olarak Risale-i Nur'un 100'e yakın din tılsımlarını ve Kur'an hakikatlerini halletmesini gösterir. Zira bunların bilinmemesinden dolayı çok insan şüpheye düşüp bazen imanlarını kaybetmektedir.

Bilgiler

İsminin Anlamı ve Kaynağı: Masdar olarak “hapsetmek, menetmek; vergi vermek; sıkıp suyunu çıkarmak” demek olan asr, isim olarak “dehr, mutlak zaman, özellikle içinde bulunulan zaman, karn yani seksen veya 100 senelik zaman dilimi, gündüz, gece, sabah, akşam, ikindi vakti” gibi mânalara gelir. Müfessirler Kur’ân-ı Kerîm’de (el-Asr 103/1) zikredilen asr kelimesini “ikindi vakti”, “ikindi namazı”, “mutlak zaman” “Hz. Muhammed’in asrı” (Asr-ı saâdet, Asr-ı nübüvvet) ve “âhir zaman” diye tefsir etmişlerdir.

Diğer İsimleri:

Kur'ân'daki Sırası: 103

Kur'ân'daki Yeri: 30. cüz, 601. sayfa

Mekkî/Medenî: Mekkî[1]

Nuzül (İnme) Sırası: 13

Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: İnşirah Suresi

Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Adiyat Suresi

Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: [1]

Uzunluğu: 0,2 sayfa

Ayet Sayısı: 3

Satır Sayısı: 3

Kelime Sayısı: 14 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 14[3]

Harf Sayısı: 68 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 71[3]

Fasıla Harfleri: Ra

Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 1

Secde Ayeti: -

Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 1

Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 1

Rab ismi sayısı: -

İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: -

Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Asr Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (3 ayet) (surenin tamamı alınmıştır)

Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Asr Kısmı

Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 2.-3. ayetler (2 ayet)

Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 3 (Bkz. Asr Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)

Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 1. ve 2. ayetler (Toplam 2 ayet)

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Bir âyetin mana-yı işarîsinin külliyetinden bir ferdi, Hürriyet’ten bu ana kadardır.

Teşrin-i sânî otuzuncu gün, bin üç yüz elli sekizde (1358) Karadağ başına çıkıyordum. “İnsanların, hususan Müslümanların bu teselsül eden helâketleri ve hasaretleri ne vakitten başladı, ne vakte kadar devam eder?” hatıra geldi. Birden, her müşkülümü halleden Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, Sure-i Ve’l-Asrı’yı karşıma çıkardı. Dedi: “Bak!”

Baktım. Her asra hitap ettiği gibi bu asrımıza daha ziyade bakan

وَ الْعَصْرِ

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ

âyetindeki اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ –şedde ve tenvin sayılır– makam-ı cifrîsi bin üç yüz yirmi dört (1324) edip hürriyet inkılabıyla başlayan tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan Harpleri ve Birinci Harb-i Umumî mağlubiyetleri ve dehşetli muahedeleri ve şeair-i İslâmiyenin sarsılmaları ve bu memleketin zelzeleleri ve yangınları ve İkinci Harb-i Umumî’nin zemin yüzünde fırtınaları gibi semavî ve arzî musibetlerle hasaret-i insaniye ile اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ âyetinin bu asra dahi bir hakikati, maddeten aynı tarihiyle gösterip bir lem’a-i i’cazını gösteriyor.

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحَاتِ –âhirdeki ت , ه sayılır; şedde sayılır ise– makam-ı cifrîsi bin üç yüz elli sekiz ve dokuz (1358-1359) olan bu senenin ve gelecek senenin aynı tarihini göstermekle o hasaretlerden bâhusus manevî hasaretlerden kurtulmanın çare-i yegânesi, iman ve a’mal-i saliha olduğu gibi ve mefhum-u muhalifiyle, o hasaretin de sebeb-i yegânesi küfür ve küfran, şükürsüzlük yani imansızlık, fısk ve sefahet olduğunu gösterdi. Sure-i وَ الْعَصْرِ nin azametini ve kudsiyetini ve kısalığıyla beraber gayet geniş ve uzun hakaikin hazinesi olduğunu tasdik ederek Cenab-ı Hakk’a şükrettik.

Evet âlem-i İslâm’ın, bu asrın en büyük hasareti olan bu dehşetli İkinci Harb-i Umumî’den kurtulmasının sebebi: Kur’an’dan gelen iman ve a’mal-i saliha olduğu gibi; fakirlere gelen acı açlık ve kahtın sebebi dahi orucun tatlı açlığını çekmedikleri ve zenginlere gelen hasaret ve zayiatın sebebi de zekât yerinde ihtikâr etmeleridir. Ve Anadolu’nun bir meydan-ı harp olmamasının sebebi; اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا kelime-i kudsiyesinin hakikatini fevkalâde bir surette yüz bin insanın kalplerine tahkikî bir tarzda ders veren Risale-i Nur olduğunu, pek çok emareler ve şakirdlerinden binler ehl-i hakikat ve dikkatin kanaatleri ispat eder.

Ezcümle: Emarelerden biri, Risale-i Nur’a sıkıntı veren veyahut hizmetinden çekilen pek çok adamların tokat yemeleri gibi; bu sene, bu memleketin etrafında umumî bir tarzda Risale-i Nur’un intişarına sıkıntı verip şimdiki bir nevi tevakkuf devresi vermek hatasıyla, şimdiki umumî sıkıntının bir sebebi olduğunu göstermesidir.

(SURE-İ VE’L-ASR’IN DAĞ MEYVESİ NAMINDAKİ NÜKTESİNE BİR HÂŞİYEDİR.)

اَلصَّالِحَاتِ deki ت, âhirdeki “ta”lar ekseriyetçe vakfa rast gelmesiyle cifirce ه sayılabilir, اِلَّا beraberdir. Bu noktada bin üç yüz elli sekiz (1358) bu zamanımızı gösterir. Ve telaffuzca ه okunmadığından ت kalabilir. Bu noktadan, şeddeler sayılmazsa ve اِلَّا beraber değil, iki yüz küsur sene zamana kadar iman ve amel-i salih ile beraber bir taife-i azîme, hasarat-ı azîmeye karşı mücahedeye devam edeceğine işaret edip Fatiha’nın âhirinde صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ bin beş yüz kırk yedi (1547) veya bin beş yüz yetmiş yedi (1577) gösterdiği zamana hem

لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى ظَاهِرٖينَ عَلَى الْحَقِّ حَتّٰى يَاْتِىَ اللّٰهُ بِاَمْرِهٖ

birinci cümle, bin beş yüz (1500) makamıyla âhir zamanda bir taife-i mücahidînin son zamanlarına ve ikinci cümle, bin beş yüz altı (1506) makamıyla galibane mücahedenin tarihine ve üçüncü cümle, bin beş yüz kırk beş (1545) makamıyla pek az bir farkla hem Fatiha’nın hem Ve’l-Asrı Suresi’nin iki cümlesinin gaybî işaretlerine işaret edip tevafuk eder.

Demek bu hadîs-i şerifin üç cümlesinden her birisi, bin beş yüz tarihine ve mücahedenin ne kadar devam edeceğine dair işaretlerine, aynen bu اَلَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ şedde sayılmazsa bin beş yüz altmış bir (1561) makamıyla hem وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ –şedde sayılır fakat بِالصَّبْرِ lâmdır– bin beş yüz altmış (1560) makamıyla iştirak edip o taife-i azîmenin mücahedatları ne kadar devam edeceğini mana-yı işarî ve cifrî ile gösterirler. Ve Fatiha ve hadîsin irae ettikleri tarihe, makam-ı ebcedleriyle takarrub edip farklı bir derece tevafuk ederler ve manalarıyla da tam tetabuk ederek, parlak bir lem’a-i i’caziye-i gaybiyeyi gösteriyorlar.

(Kastamonu Lahikası)


Amma insan ise: ubudiyetin külliyetinde, nezaretin şümulünde, marifetin ihatasında ve rububiyet-i İlahiyenin dellallığında melek gibi, belki daha cami' bir makamı vardır. Fakat iştihalı, şerire bir nefse sahib olduğundan, çok terakki ve tedennileri dahi vardır.

Hem insan, yaptığı her amelinde nefsi için bir haz ve zatı için bir hisse ayırdığı için, bu cihetten hayvana benzer. Şu halde insanın iki tane maaşı vardır.

Birisi muacceldir ki; cüz'îdir, hayvanîdir.

İkincisi müecceldir ki; küllîdir, melekîdir. Teemmel...

Risale-i Nur'un birçok derslerinde insanın ubudiyet vazifesinin esrarından ve nebatat ve hayvanatın ibadât ve tesbihatlarından kısmen bahsettiğimizden, burada tekrar edip bahsi uzatmaya ihtiyaç yoktur. Eğer istersen o derslere müracaat et. Tâ ki Sure-i وَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ ile Sure-i وَالْعَصْرِ nın sırlarını göresin.

(Nur, Mesnevi-i N. (Badıllı))


İkinci Sual: İşarat-ı Kur’aniye Risalesi’nde, Fatiha’nın âhirinde sırat-ı müstakim ashabı ki اَلَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetiyle tarif edilen taife içinde hem لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ اُمَّتٖى … الخ hadîsinin âhir zamanda gösterdikleri mücahidler içinde ve hem Ve’l-Asrı Suresi’nin اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا dan başlayan üç cümlenin mana-yı işarîsinde hususi bir surette bir ferdi, Risale-i Nur’un has şakirdleri olduğuna sebep nedir ve vech-i tahsisi nedir?

Elcevap: Sebebi ise Risale-i Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakaik-i Kur’aniyenin muammalarını hall ve keşfetmiştir ki her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp tereddütlerden kurtulamayıp bazen imanını kaybederdi. Şimdi bütün dinsizler toplansalar o tılsımların keşfinden sonra galebe edemezler. Yirmi Sekizinci Mektup’taki İnayat-ı Seb’a’da bir kısmına işaret edilmiş. İnşâallah bir zaman o tılsımlar, müstakil bir risalede cem’edilecek.

(Kastamonu Lahikası)


Sabri’nin tabiri ve istihracıyla, Sure-i Ve’l-Asr işaretine muvafık olarak Risale-i Nur, Anadolu’yu Cebel-i Cûdi’de sefine gibi ve Isparta ve Kastamonu’yu âfat-ı semaviye ve arziyeden muhafazalarına bir vesile olduğunu ve “Risale-i Nur’a ilişmesinler, yoksa yakından bekleyen âfetler geleceklerini bilsinler, akıllarını başlarına alsınlar.” bu musibetten biraz evvel tekrar ile söylüyordum ve size de o mektuplar gönderilmişti. Şimdi aldığım haber: Kastamonu, civarı, kalesi, Risale-i Nur’un matemini tutmuş gibi ağlamış ve zelzele ile sıtma tutmuş, inşâallah yine Risale-i Nur’a kavuşacak ve gülecek ve şükredecek.

(13. Şua)


Aziz kardeşlerim!

Bu fecirde birden bir fıkra ihtar edildi. Evet, ben de Hüsrev’in zelzele hakkında tafsilen yazdığı keramet-i Nuriyeyi tasdik ederim ve kanaatim de o merkezdedir. Çünkü Risale-i Nur ve şakirdlerine dört defa şiddetli taarruzların aynı zamanında dört defa dehşetli zelzelenin hücumu tam tamına tevafukları tesadüfî olmadığı gibi; Risale-i Nur’un iki merkez-i intişarı olan Isparta ve Kastamonu’nun sair yerlere nisbeten âfattan mahfuz kalmaları ve Sure-i Ve’l-Asr işaretiyle, âhir zamanın en büyük bir hasaret-i insaniyesi olan bu İkinci Harb-i Umumî’den çare-i necat ise iman ve amel-i salih olmasından, Risale-i Nur’un Anadolu’nun her tarafında iman-ı tahkikîyi neşri zamanına Anadolu’nun fevkalâde olarak bu hasaret-i azîme-i harbiyeden kurtulması tam tamına tevafuku dahi tesadüfî olamaz.

Hem Risale-i Nur’un hizmetine zarar veren veya hizmette kusur edenlere aynı zamanında gelen şefkat veya hiddet tokatlarının yüzer vukuatları tam tamına tevafukları tesadüfî olmadığı gibi Risale-i Nur’a hüsn-ü hizmet edenlerin hemen hemen bilâ-istisna maişetinde vüs’at ve bereket ve kalbinde meserret ve rahat görmelerinin binler hâdiseleri dahi tesadüfî olamaz.

(13. Şua)


Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine belaların def’ine ehemmiyetli bir vesiledir. Sadaka nasıl belayı def’ediyor, onun intişarı ve okunması küllî bir sadaka nevinde semavî ve arzî belaların def’ine çok emareler ve çok hâdiselerle tebeyyün etmiş. Hattâ Kur’an’ın işaretiyle tahakkuk etmiş. Ve yazmasını ve intişarını men’etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu’da ekser okunması, İkinci Harb-i Umumî’nin Anadolu’ya girmemesine bir vesile olduğu Sure-i Ve’l-Asr işaret ettiği, bu iki ay kuraklık zamanında mahkemenin Risale-i Nur’un beraetine ve vatana menfaatli olduğuna dair kararını Mahkeme-i Temyiz tasdik ederek tam bir serbestiyetle Risale-i Nur’un intişar ve okunmasını beklerken, bütün bütün aksine olarak men’edilmesi ve mahkemedeki risalelerin sahiplerine iade edilmemesi ve bizi de o cihetle konuşmaktan men’etmeleri cihetiyle, belaların def’ine vesile olan bu küllî sadaka-i maneviye karşı çıkamadı, günahımız neticesi kuraklık başladı.

(Emirdağ L. 1)


بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

Aziz kardeşlerim!

Kur’an’a ait en cüz’î en küçük bir nüktenin de kıymeti büyük olduğundan işarat-ı Kur’aniyenin bu zamanımıza temas eden küçük bir şuâı bugün Sure-i Ve’l-Asrı nükte-i i’caziyesi münasebetiyle, Sure-i Fil’den mana-yı işarî tabakasından tevafuk düsturuna istinaden bir nüktesini beyan etmem ihtar edildi. Şöyle ki:

...

Kardeşiniz Said Nursî

(Kastamonu Lahikası)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları

Asr Suresinin Ayetlerindeki Kelime ve Harf Sayısı[3]
Genel Ayet No Sure No Sure Ayet No Kelime Sayısı Harf Sayısı
6177 103 1 1 6
6178 103 2 4 14
6179 103 3 9 51
Toplam - 3 14 71

İlgili Maddeler/Sayfalar

İlgili Kategoriler

Kaynakça