Ziya Paşa: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
 
8. satır: 8. satır:
Risale-i Nur'da Cennet'e dair 25. Söz namındaki risalenin sonunda Ziya Paşa'ya ait  
Risale-i Nur'da Cennet'e dair 25. Söz namındaki risalenin sonunda Ziya Paşa'ya ait  


  İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez.
  İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez.<br />Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
 
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.


beyti yer alır. Ziya Paşa'nın halk arasında darb-ı mesel haline gelmiş meşhur beyitlerinden birini ve başka bir mısrayı da Tarihçe-i Hayat'a Ön Söz yazan Ali Ulvi Kurucu kullanmıştır:
beyti yer alır. Ziya Paşa'nın halk arasında darb-ı mesel haline gelmiş meşhur beyitlerinden birini ve başka bir mısrayı da Tarihçe-i Hayat'a Ön Söz yazan Ali Ulvi Kurucu kullanmıştır:


  Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
  Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz<br />Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde<br />...<br />Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider
 
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
 
...
 
Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider


16. Mektup'ta geçen  
16. Mektup'ta geçen  


  Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez
  Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez<br />Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez.
 
Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez.


Beyti genelde Ziya Paya'ya atfedilir. Ancak bu beytin
Beyti genelde Ziya Paya'ya atfedilir. Ancak bu beytin


  Takdîr-i Hudâ kuvvet-i bâzû ile dönmez
  Takdîr-i Hudâ kuvvet-i bâzû ile dönmez<br />Bir şem'a ki Hak yandura bir vech ile sönmez
 
Bir şem'a ki Hak yandura bir vech ile sönmez


şekli 1712-1792 yılları arasında yaşamış Osmanlı şairi Kânî'ye atfedilir. (Kaynak: Tarama sözlüğü)
şekli 1712-1792 yılları arasında yaşamış Osmanlı şairi Kânî'ye atfedilir. (Kaynak: Tarama sözlüğü)

13.45, 17 Ocak 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Ziya Paşa Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şairdir. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır ama Jön Türkler’in mutedil kısmına dahildir ve Batılılaşmayı Avrupa'nın iyi yönlerini almak şeklinde anlayıp kendi öz değerlerinden kopmamıştır. Devrin aydınları arasında yaygın olan İslâmiyetin ilerlemeye engel olduğu fikrini şiddetle eleştirmiştir. Bu yüzden Bediüzzaman Yeni Said lisanıyla söylediği manzumesinde "Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır." demiştir.

Ziya Paşa iyi bir eğitim aldı. Genç yaşta şiir yazmaya başladı. Çeşitli memurluklar yaptı. Yurt dışında yaşadı ve gazete çıkardı. Zaman zaman hükümetin iç ve dış politikalarını tenkit etmekle beraber dahil olduğu siyasî mücadeleyi hiçbir zaman şahsî bir mesele haline getirmedi.Fransız edebiyatı etkisi altında gelişen yeni Türk edebiyatının kurucularından biri kabul edilir. Hak, adalet, hukukun üstünlüğü ve eşitlik gibi çoğu Tanzimat Fermanı ile birlikte Osmanlı Devleti’nin gündemine giren konular üzerinde durdu. II. Abdülhamid tarafından Nâmık Kemal’le birlikte bir süre Kanûn-ı Esâsî Encümeni’nde görevlendirildi.[1][2][3]

Risale-i Nur'da Cennet'e dair 25. Söz namındaki risalenin sonunda Ziya Paşa'ya ait

İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez.
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.

beyti yer alır. Ziya Paşa'nın halk arasında darb-ı mesel haline gelmiş meşhur beyitlerinden birini ve başka bir mısrayı da Tarihçe-i Hayat'a Ön Söz yazan Ali Ulvi Kurucu kullanmıştır:

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
...
Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider

16. Mektup'ta geçen

Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez
Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez.

Beyti genelde Ziya Paya'ya atfedilir. Ancak bu beytin

Takdîr-i Hudâ kuvvet-i bâzû ile dönmez
Bir şem'a ki Hak yandura bir vech ile sönmez

şekli 1712-1792 yılları arasında yaşamış Osmanlı şairi Kânî'ye atfedilir. (Kaynak: Tarama sözlüğü)

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri: Asıl adı Abdülhamid Ziyâeddin'dir.[1]

Doğum Yeri ve Tarihi: İstanbul, Kandilli, 1829 (Mezar taşında 1825 yazılıdır)[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: Adana, 17 Mayıs 1880[1]

Kabrinin Yeri: Adana Merkez Ulucamii hazîresi

Harita Konumu: [1]

Eserleri

Çok sayıda eserinden bazıları:

  • Harâbât (İstanbul 1874-1875). Üç büyük ciltten meydana gelen bir şiir antolojisidir.
  • Tercî-i Bend: Bütün İslâm dünyasında asırlardır geçerli olan hayat felsefesini âdeta özetler.
  • Terkîb-i Bend: 1870’te Avrupa’da bulunduğu sırada yazdığı, birçok parçası atasözü haline gelen diğer ünlü manzumesi.

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Siyah Dutun Bir Meyvesi

(O mübarek dut başında Eski Said, Yeni Said lisanıyla söylemiştir.)

Muhatabım Ziya Paşa değil, Avrupa meftunlarıdır.

Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur’an namına kalbimdir.

Geçen sözler hakikattir, sakın şaşma, hududundan hazer aşma,

Ecanib fikrine sapma, dalalettir kulak asma, eder elbet seni nâdim.

Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,

O hayretten der daim: “Eyvah, kimden kime şekva edeyim, ben dahi şaştım!”

Kur’an dedirtir ben de derim, hiç de çekinmem.

Ondan ona şekva ederim, sen gibi şaşmam.

Hak’tan Hakk’a feryat ederim, sen gibi aşmam.

Yerden göğe dava ederim, sen gibi kaçmam.

Ki Kur’an’da hep dava nurdan nuradır, sen gibi caymam.

Kur’an’dadır hak hikmet, ispat ederim, muhalif felsefeyi beş para saymam.

Furkan’dadır elmas hakikat, dercan ederim, sen gibi satmam.

Halktan Hakk’a seyran ederim, sen gibi sapmam.

Dikenli yolda tayran ederim, sen gibi basmam.

Ferşten arşa şükran ederim, sen gibi asmam.

Mevte, ecele dost bakarım, sen gibi korkmam.

Kabre gülerekten girerim, sen gibi ürkmem.

Ejder ağzı, vahşet yatağı, hiçlik boğazı; sen gibi görmem.

Ahbaba kavuşturur beni, kabirden darılmam, sen gibi kızmam.

Rahmet kapısı, nur kapısı, hak kapısı, ondan sıkılmam, geri çekilmem.

Bismillah diyerek çalıyorum (Hâşiye[4]) arkama bakmam, dehşet de almam.

Elhamdülillah diyerek rahat bulup yatacağım, zahmeti çekmem, vahşette kalmam.

Allahu ekber diyerek ezan-ı haşri işitip kalkacağım (Hâşiye[5]) mahşer-i ekberden çekinmem, mescid-i a’zamdan çekilmem.

Lütf-u Yezdan, nur-u Kur’an, feyz-i iman sayesinde hiç üzülmem.

Durmayıp koşacağım, arş-ı Rahman zılline uçacağım, sen gibi şaşmam inşâallah.

(17. Söz)


Elbette nurani, kayıtsız, geniş ve ebedî olan cennette, cisimleri ruh kuvvetinde ve hiffetinde ve hayal süratinde olan ehl-i cennet, bir vakitte yüz bin yerlerde bulunup yüz bin hurilerle sohbet ederek yüz bin tarzda zevk almak; o ebedî cennete, o nihayetsiz rahmete lâyıktır ve Muhbir-i Sadık’ın (asm) haber verdiği gibi hak ve hakikattir. Bununla beraber, bu küçücük aklımızın terazisiyle o muazzam hakikatler tartılmaz.

İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez.

Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.

(28. Söz)


Üstadın İlmî Cephesi

Merhum Ziya Paşa, şu:

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

beyti ile nesilden nesile bir düstur halinde intikal edecek olan çok büyük bir hakikati ifade etmiştir.

Evet, Müslüman ırkımıza Risale-i Nur Külliyatı gibi muazzam bir iman ve irfan kütüphanesini hediye eden, gönüller üzerinde mukaddes bir nur müessesesi kuran mümtaz ve müstesna zatın kudret-i ilmiyesi hakkında tafsilata girişmek, öğle vakti güneşi tarif etmek kadar fuzulî bir iştir.

Yalnız yanık bir şairimizin:

Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider

dediği gibi hayatının her lahzasında İlahî tecellilere mazhar bulunan bu mübarek zatın; ilim ve irfanından, ahlâk ve kemalâtından bahsetmek, insana bambaşka bir zevk ve İlahî bir haz veriyor. Bunun için sözü uzatmaktan kendimi alamıyorum.

...

Ali Ulvi Kurucu

(Ön Söz, Tarihçe-i Hayat)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

Eğer korkunuz mesleğimden ve Kur’an’a ait dellâllığımdan ve kuvve-i maneviye-i imaniyeden ise elli bin nefer değil, yanlışsınız! Meslek itibarıyla elli milyon kuvvetindeyim, haberiniz olsun! Çünkü Kur’an-ı Hakîm’in kuvvetiyle sizin dinsizleriniz dâhil olduğu halde, bütün Avrupa’ya meydan okuyorum. Bütün neşrettiğim envar-ı imaniye ile onların fünun-u müsbete ve tabiat dedikleri muhkem kalelerini zîr ü zeber etmişim. Onların en büyük dinsiz feylesoflarını, hayvandan aşağı düşürmüşüm. Dinsizleriniz dahi içinde bulunan bütün Avrupa toplansa Allah’ın tevfikiyle beni o mesleğimin bir meselesinden geri çeviremezler, inşâallah mağlup edemezler!

Madem böyledir, ben sizin dünyanıza karışmıyorum, siz de benim âhiretime karışmayınız! Karışsanız da beyhudedir.

Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez

Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez. * *

(16. Mektup)

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 1,2 1,3 https://islamansiklopedisi.org.tr/ziya-pasa--sair
  2. https://tr.wikipedia.org/wiki/Ziya_Pa%C5%9Fa
  3. https://sorularlarisale.com/ziya-pasa
  4. Eyvah diyerek kaçmıyorum.
  5. İsrafil’in ezanını fecr-i haşirde işitip Allahu ekber diyerek kalkacağım. Salât-ı kübradan çekilmem, mecma-ı ekberden çekinmem.