-kar
-kâr, -gâr, -ger veya -yâr, sonuna geldiği kelimeye "-li, -ci" ekleri veya "eden, edici" kelimeleri gibi faillik ve sahiplik anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
Gözden kaçmış kelimeler olabilir. -kârâne eki içeren kelimeler burada listelenmiştir.
- Adavetkâr: Düşmanlık eden
Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır. (26. Söz)
- Afüvkâr: Affeden
...yoksa başkaların hukukunu çiğneyen cânilere afüvkârane bakmağa hakkı yoktur, zalemeye şerik olur. (Lahikalar)
- Aşikâr: Apaçık
Her şeyde aşikâre, vahdaniyetin çok delilleri var. (10. Söz)
- Azimkâr: Azimli
...bana kalırsa onun o cesur ve azimkâr peygamberin hâtem-i risalet olduğunun en kat'î ve en emin delilleridir. (İ.İ.)
- Bahtiyar: Bahtı açık
Merhaba ey kendi hastalığını teşhîs edebilen bahtiyar doktor, samîmî ve azîz dostum! (Barla L.)
- Beşaretkâr: Müjdeleyen
Mesrurane, beşaretkârane dedi ki: (16. Lema)
- Bid'akâr: Bidatçı
...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid'akârane bir hıyanettir. (27. Söz)
- Cazibekâr: Çekici
...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)
- Cefakâr: Cefa çeken
Bu hususta mazur görmenizle beraber, azimkâr ve cefakâr... (Lahikalar)
- Celbkâr: Cazip
...mühim bir şeyh-i mürşid ve câzibedar bir Nakşî evliyasından bir zat, dört ay mütemadiyen Risalet-ün-Nurun elli-altmış şâkirdleri içinde ve celbkârâne onların içlerinde sohbet ettiği halde,... (Lahikalar)
- Cezbekar: Cezbeli
...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan... (30. Söz)
- Cilveger: Cilvesini gösteren
...nur-u Ahmedî (A.S.M.) cebhe-i Âdem'den tâ Zât-ı Mübarekine müteselsilen tezahür edip neşr-i nur ederek intikal ede ede tâ zuhur-u etemle kendinde cilveger olmuştur. (Barla L.)
- Cinayetkar: Cinayet işleyen
...on zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmeyen... (Lahikalar)
- Cür'etkar: Cesur
O pek cür'etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. (19. Mektup)
- Çilingir: Anahtarcı, demirci (Aslı: Celangar)
...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... (Lahikalar)
- Dalaletkar: Sapkın
...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a'dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile... (31. Söz)
- Desisekar: Hileci
...münafıkane ve desisekârane iğfal ve hile dâmını (tuzağını) istimal ediyor. (Mektubat)
- Dülger: Marangoz (Duru+ger kelimesinden)
...herbir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san'atında bir mehareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak,... (30. Söz)
- Ehemmiyetkar: Önem veren
Kur'an-ı Hakîm'in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. (32. Söz)
- Elemkar: Elemli
Herbirinin, bütün divan-ı eş'arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar. (17. Söz)
- Endişekar: Endişeli
Üstadımız hakkında ehl-i dünyanın ve ehl-i hüküm tarafından çok defa "Ne ile yaşıyor?" diye endişekârane soruluyor. (Lahikalar)
- Faaliyetkar: Faaliyet sergileyen
...fakat ağzından, midesinden başka bütün hüceyrat-ı bedeniyede faaliyetkârane bir lezzet, bir zevk vermekle beraber,... (24. Mektup)
- Faziletkar: Faziletli
Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar.. (İ. İ.)
- Fedakâr: Özverili
...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren... (14. Lema)
- Feyizkâr: Feyizli
Müstakbel cebhesinin feyizkâr nesilleri, beraet kararını bekliyorlar. (İ.İ.)
- Fitnekâr: Fitneci
Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi; fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâb etmek, yalancılık, tahribkârlık, hariçte menfîliktir. (asar-ı Bediiyye)
- Gafletkâr: Gafil
İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir. (13. Mektup)
- Garazkâr: Kin besleyen
Avrupa'nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını... (Konferans)
- Garetkâr: Yağmacı
...garetkâr milletlerin Hind ve Çin'deki akvam-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için... (16. Lema)
- Gıbtakar: Gıbta eden
Gıbtakârane bir hodgâmlık olabilirdi. (21. Lema)
- Gururkâr: Gurur yapan
Hem arabî hattı bulunmayan sair arkadaşlara tefevvuk edeceğim diye gururkârane bir tavırda bulundum. (10. Lema)
- Günahkâr: Günah işleyen
Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı. (Lemeat)
- Hahişger/Hahişkar: Arzulu, istekli (Hahiş: Arzu)
Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.
- Hakaretkar: Hakaret eden
Beşinci Hakaretkârane İftirası (Lahikalar)
- Halaskar: Kurtaran
İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor. (Lemeat)
- Hariskar: Hırslı
Hariskâr bir düsturu şu cümle ihtar eder dinliyor beşeriyet. (Lemeat)
- Haşmetkar: Haşmetli
Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz. (33. Söz)
- Hatakar: Hatalı
Yoksa o hatakârane mana hiç hatırıma gelmemiş. (Şualar)
- Hatarkar: Tehlikeli
Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr. (Lemeat)
- Hayatkar: Hayat sahibi
Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)
- Hayretger: Hayret eden
Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)
- Herzekar: Boş konuşan
Herzekârane fuzulî bir surette karışma. (17. Söz)
- Hevakar: Heva peşinde koşan
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr (Lemeat)
- Heveskar: Hevesli
...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden... (13. Söz)
- Hilekar: Hileci
İşte bunun içindir ki, ehl-i nifakın hilekârane propagandasına karşı, kardeşlerimi sâbık üç nokta ile ikaz ediyorum. (Mektubat)
- Himayetkar/Hamiyetkar: Himaye eden
İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def'eder düşmanları. (Lemeat)
- Hizmetkar: Hizmet eden
Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. (6. Söz)
- Hurafetkar: Hurafeli
...ne kadar cahilane ve hurafetkârane bir fikir olduğunu, zerre kadar aklı bulunanların bilmesi gerektir. (30. Lema)
- Husumetkar: Düşmanlık eden
İhtiraslarınızdan ve husumetkârane tarafgirliklerinizden kuvvetiniz hiçe iner, az bir kuvvetle ezilebilirsiniz. (22. Mektup)
- Huşyar/Hüşyar: Uyanık, aklı başında
Ey aklı hüşyâr, kalbi müteyakkız arkadaş! (22. Söz)
- Huzurkar: Huzurlu
...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir. (28. Lema)
- Hürmetkar: Hürmet eden
Ve kendi fikrinde olan bir münafığı, hürmetkârane medhetti. (22. Mektup)
- İbadetkar: İbadet eden
...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane "yaşasın"lar hükmüne girse.. (31. Söz)
- İcazkar: Veciz
Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu'cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş. (26. Mektup)
- İ'cazkar: Mucizeli
Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a'zamda öyle i'cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil. (10. Söz)
- İfratkar: İfrat eden
İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını... (11. Şua)
- İftiharkar: İftihar eden
Şu makamda Eski Said'in iftiharkârane söylediği şu sözlere ben iştirak etmiyorum. (22. Lema)
- İhanetkar: İhanet eden
Birden bir hâkim geldi, hiddet etti, "Neden ayakta beklemiyor?" ihanetkârane dedi. (26. Lema)
- İhmalkar: İhmal eden
Za'f-ı dine sebeb olan Avrupa medeniyet-i sefihanesi yırtılmağa yüz tuttuğu bir zamanda ve medeniyet-i Kur'anın zuhura yakın geldiği bir anda, lâkaydane ve ihmalkârane müsbet bir iş görülmez. (Mesnevi)
- İhtilalkar: İhtilalci
...siyasete, yani ihtilâlkârane, en tehlikeli ve en günahlı ve çok hukukun ziyaına sebebiyet veren akîm, süflî bir maksada alet etmiş denilir mi?.. (Lahikalar)
- İhtimamkar: Önem veren
...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san'atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,... (33. Söz)
- İhtiyarkar: İrade sergileyen
...hiçten hakîmane icad ve san'at-perverane ibda' ve ihtiyarkârane ve alîmane halk ve inşa... (7. Şua)
- İhtiyatkar: Tedbirli
Havf iki, üç, dört ihtimalden bir olsa.. hattâ beş-altı ihtimalden bir olsa, ihtiyatkârane bir havf meşru olabilir. (Mektubat)
- İkazkar: Uyaran
Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin binbir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır. (Tarihçe)
- İlticakar: Sığınan
Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz. (Lemeat)
- İltifatkar: İltifat eden
Nasılki çok mübarek ve kudsî büyük bir zat, gayet fakir ve muhtaç bir adama ümid edilmediği bir tarzda iltifatkârâne bir kabda bâzı kâğıtlara sarılı bir hediye ihsan etse,... (Lahikalar)
- İltizamkar: Taraftar olan
Ona bilfiil olmasa da, binniyet, bilkasd tarafdarane ve iltizamkârane talib olmak, herkesin elinden gelir. (11. Lema)
- İmarkar: İmar eden
Filhakika bu âlî din; Avrupa'ya dünyanın imarkârane inkişafı için lâzım olan en esaslı kaynakları temin etmiştir. (İ.İ.
- İmtizackar: Bir araya getiren
...imtizackârane idare etmek ve tedbirlerini görmek ve bu koca âlemi bir mükemmel memleket, bir muhteşem şehir, bir müzeyyen saray gibi yapmak hakikatıdır. (7. Şua)
- İnayetkar: Yardım eden
Şimdi görüyoruz ki: İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a'zalar, san'atkârane ve inayetkârane düşüyor. (32. Söz)
- İnsafkar: İnsaflı
...yirmisekiz seneden beri resmî memurlara muhalif olarak Nurlara insafkârane ve merhametkârane vaziyet gösteriyorlar... (Lahikalar)
- İnsaniyetkar: İnsancıl
...akıl ve kalb gibi letaif-i insaniyeyi insaniyetkârane ve akibet-endişane olan vazifelerinden vazgeçiriyorlar. (13. Lema)
- İntibahkar: Uyanmış
Risale-i Nur'un manevî avukatı ve bir kahramanı Ahmed Feyzi, İzmir'deki Nur'un teksiri ve intibahkârane İzmir vaziyeti ile Ahmed Feyzi alâkadar olmuş,... (Lahikalar)
- İntikamkar: İntikam alan
...milel-i saire Hazret-i Hüseyin'in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,... (15. Mektup)
- İntizamkar: İntizamlı
...tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârane ve îcazdarane bastedilmiştir ki; (Lahikalar)
- İrşadkar: İrşat eden
...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz'î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner. (Meyve R.)
- İstibşarkar: Müjdeleyen
...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,... (15. Mektup)
- İrticakar: İrticacı
...senin irticakârane bir surette dinî ve imanî kuvvetli ders vermen işimize gelmez!... (Lahikalar)
- İrtidadkar: Dinden dönen
O irtidadkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslim-i silâh etmeyiz!.. (Şualar)
- İstibdadkar: Baskıcı
Yani sözleri revac bulmak veya tekzib olunmamak veyahut başka ağraz için, zalimane ve istibdadkârane...
- İstifsarkar: Soru soran
Tenkid ve istifsarkârane, mimsiz medeniyet tarafından denilen: (Lemalar Fihrist)
- İstiğnakar: İstiğna eden
Evet o azîm manevî kuvvetüzzahrı, menfî milliyet ile ve istiğnakârane hamiyet ile gücendirmemeli! (Mektubat)
- İstiğrabkar: Garipseyen
...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,... (15. Mektup)
- İstiğrakkar: Boğulan, dalan
İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;... (18. Mektup)
- İstihsankar: Güzel gören
Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san'atları istihsankârane temaşa etmekle... (23. Söz)
- İstihzakar: Alay eden
İslâmiyetin kusurunu görmekle mütelezziz olan ecnebilerin istihzakârane tebessümlerini celbedecek. (Mektubat)
- İstikametkar: İstikametli
Ve âsârından istikametkârane istifade nadir oluyor.
- İstilakar: İstila eden
Ben dünyanın halini bilmiyorum, fakat Avrupa'da istilâkârane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilâsına karşı... (Mektubat)
- İstimdadkar: Meded isteyen
Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)
- İstitafkar: Yardım isteyen
Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız. (Lemeat)
- İsyankar: İsyan eden
Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder. (25. Söz)
- İstirhamkar: İsteyen
Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)
- İtaatkar: İtaat eden
Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)
- İthamkar/İttihamkar: Suçlayan
Makam-ı iddianın aleyhimizde beyan ettiği asılsız, ittihamkârane evhamın kat'î cevabları bu müdafaatımda vardır. (Şualar)
- İtirazkar: İtiraz eden
Musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor. (2. Lema)
- İtminankar: İç huzuru veren
...umum selim ve nurani kalblerin erkân-ı imaniyedeki müttefikane ve itminankârane ve müncezibane keşfiyat ve müşahedatları... (7. Şua)
- İttifakkar: İttifak eden
...âlem-i İslâm'ın ittifakkârane intibahlarının manevî bayramlarını (Lahikalar)
- İttisafkar: Vasıflayan
...nurlu akılların iman ve tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları... (7. Şua)
- Kanaatkar: Kanaat eden
...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir. (32. Söz)
- Kerametkar: Keramet gösteren
...Sâriye'ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (15. Mektup)
- Keremkar: Kerim
Misafirlerine burada böyle merhametler yapan kudretli, keremkâr Zât-ı Rahîm,... (Münacat)
- Kimyager: Kimyacı
Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir. (12. Söz)
- Lütufkar: Lütufta bulunan
İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar. (20. Mektup)
- Mahviyetkar: Tevazulu
...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,... (9. Söz)
- Maslahatkar: Maslahat gözeten
Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud'un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif... (24. Mektup)
- Mededkâr: Yardım eden
Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. (14. Lema)
- Merhametkâr: Merhametli
Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz. (2. Söz)
- Mes'udiyetkar: Mutluluk dolu
Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes'udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez. (31. Söz)
- Muavenetkar: Yardım eden
...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua)
- Mu'cizekâr: Mucizeli, mucize gösteren
Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor. (10. Söz)
- Muhafazakâr: Koruyan
Bu denizlerin etrafını muhafazakâr neler var? (Şualar)
- Muhalefetkâr: Muhalefet eden
Öyle ise, sekiz sene bu cereyan-ı imanî merkezi olan bu köyde, bize karşı muhalefetkârane ve mütecavizane vaziyet alan, ne nam verilirse verilsin,... (Barla L.)
- Musalahakâr: Sulh isteyen
...mes'elenin azametine nisbeten gayet mülayimane belki musalahakârane vaziyet almış. (Şualar)
- Muvaffakiyetkâr: Başarılı
Sizlerin Pakistan ve Irak'la gayet muvaffakıyetkârane ittifakını, bu millete kemal-i samimiyetle, sürur ve ferah ile kazanmanızı bütün ruh u canımızla tebrik ediyoruz. (Lahikalar)
- Mübalağakâr: Mübalağalı
Burada benim iki sahifecik yazıma, Ahmed Feyzi'nin hakkımda mübalağakârane medihlerini kabul ettiğim manası verilmiş, hata etmiş. (Şualar)
- Mübarezekâr: Çatışmacı
Hem eğer ben siyaset ile işe girseydim, yüz risalelerde on cümle değil, belki bin cümleyi siyasetvari, mübarezekârane bulacaktınız. (Şualar)
- Müjdekâr: Müjdeci
Araç'lı Abdullah'ın mektubunda tam imanlı ve dindarane ve müjdekârane... (Lahikalar)
- Mümaşatkâr: Uygun davranan
Musa Bekuf ise, ziyade teceddüde taraftar ve asrîliğe mümaşatkâr efkârıyla çok yanlış gidiyor. (28. Lema)
- Mürüvvetkar: Mert
Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir. (22. Mektup)
- Müsaadekar: Müsaade eden
Haccı men'eden, zemzemi döktüren, hakkımızda eşedd-i zulme müsaadekâr davranan... (Şualar)
- Müsamahakar: Hoşgörülü
...anarşiliği yetiştiren cem'iyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde,... (Şualar)
- Müşfikkar: Şefkatli
...hârika bir surette münzeviyane ve merdümgirîzâne ve müşfikkârane ve siyasetten müçtenibane yaşadığımı bu memleket bilir. (Lahikalar)
- Müteşekkirkar: Teşekkür eden
...meşru dairesinde ve müteşekkirane, huzurkârane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir. (28. Lema)
- Namuskar: Namuslu
Milyonlar talebelerinin hiçbirisinde bir vak'anın görülmemiş olmasıyla beraber, hepsinin de namuskârane faaliyetleriyle müstakim görülmeleridir. (İ.İ.)
- Nedametkar: Pişmanlık gösteren
Me'yusane bir hüzün ve nedametkârane bir teessüf ve istimdadkârane bir hasret hissettim. (26. Lema)
- Nefretkar: Nefret eden
...imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar. (2. Lema)
- Nübüvvetkar: Peygambere yaraşır
Zülkarneyn olan İskender-i Kebir'in nübüvvetkârane irşadatıyla akvam-ı zalime ile milel-i mazlume ortasında hail... (16. Lema)
- Perestişkâr: Tapan
...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın... (17. Söz)
- Pergar: Pergel
...bir kazanın düsturuyla ve kaderin pergârıyla tanzim edilmiş gibi meyvedar vaziyetler ve heyetler, bir ilm-i muhiti gösteriyor. (20. Mektup)
- Re'fetkâr: Şefkatli
Risale-i Nur'un meşrebinde müştakane şefkattir ve re'fetkârane muhabbettir. (1. Şua)
- Rekabetkâr/Rakibkar: Rekabet eden
Bu mübarek Isparta'nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli'idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor. (20. Lema)
- Re'skâr: Lider, baş
...bu münafıkların re'skârlarına hitab ederek... (Barla L.)
- Riayetkâr: Riayet eden
Kur'ana karşı en yüksek hürmeti perverde ettiklerini ve onun evamir-i ahlâkiyesine fevkalâde riayetkâr olduklarını... (İ.İ.)
- Ricakâr: Rica eden
...o umumî duada benim de bir hissem bulunması için ricakârane bir tevildir. (Şualar)
- Riyakar: İki yüzlü
Eski Said'in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır. (26. Söz)
- Riyazetkar: Riyazet yolunda giden
Hem Nur'un takvadarane ve riyazetkârane meşrebi,... (Şualar)
- Rüzgar: Esinti (Ruz+gar)
Bir vakit esaretimde dağ başında azametli çam ve katran ve ardıç ağaçlarının heybet-nüma suretlerini, hayret-feza vaziyetlerini temaşa ederken pek latif bir .rüzgâr esti. (17. Söz)
- Saadetkâr: Saadetli
...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,... (25. Söz)
- Sadakatkâr: Sadakatli
Kur'anı bîtarafane tercümeye gayret ettim ise de; kari'lerim, Kur'anın metnini sadakatkârane bir ifadeye muvaffak olamadığımı göreceklerdir. (İ.İ.)
- Sahtekâr: Aldatıcı
Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek. (26. Mektup)
- Sanatkar: Sanat sahibi
Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san'at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san'atkâr ister. (10. Söz)
- Sebatkar: Sebat eden
...tevhiddeki ittisafkârane ve râsihane itikadları tevafuk ve sebatkârane ve mutmainane kanaat ve yakînleri tetabuk ediyor. (7. Şua)
- Sefahetkar: Günahkar
...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler. (11. Şua)
- Sehabetkar: Sahip çıkan
...birden Denizli, Milas, Isparta, İnebolu, ümidimin yüz derece fevkinde ve öyle bir sahabetkârane ve iltizamperverane... (Lahikalar)
- Sehavetkar: Cömert
Öyle sehavetkârane, san'atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,... (11. Söz)
- Senakar: Öven
...o yetimane ağlayışlar, senakârane "yaşasın"lar hükmüne girse.. (31. Söz)
- Sitayişkar: Takdir eden
Yoksa Sure-i Feth'in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar... (27. Söz)
- Siyasetkar: Siyasetçi
Hem Nur'un sırr-ı ihlası; siyasetkârane kahramanlık damarını taşıyan,... (Şualar)
- Sulhkar: Barışçıl
Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir. (22. Mektup)
- Şecaatkar: Cesaret gösteren
Risale-i Nur'un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip,... (Lemalar Fihrist)
- Şefaatkar: Şefaat eden
...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev'inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi. (12. Mektup)
- Şefkatkar: Şefkatli
Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek... (13. Söz)
- Şehriyar: Hükümdar
Hazret‑i Muhammed’in (Asm.) zamanında, Arabistan şâirlerinin şehriyârı, şâir Lebid idi. (İ.İ.)
- Şematetkar: Kuru gürültü yapan
Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.
- Şeytankar/Şeytanetkar: Şeytani
Devr-i Sabıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar;... (Lahikalar)
- Şifakar: Şifa veren
Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi. (Mektubat)
- Şuurkar: Şuurlu
Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki: (10. Söz)
- Taassubkar: Tutucu
...büyüklere lâyık ulûvv-u cenabla, enaniyet-i taassubkârânesini hakikata ve insafa feda edip tâmire çalışmasıdır; (Lahikalar)
- Tahkirkar: Aşağılayan
Hattâ kâinata ve mevcudata karşı zalimane ve tahkirkârane bir adavet taşıyor. (11. Lema)
- Tahsinkar: Uygun gören
Otuzüç âyât-ı Kur'aniyenin tahsinkârane işaretine mazhariyeti... (Şualar)
- Tahrifkar: Bozan
...noksan huruflarla yeni hatt altında tahrifkârane ehl-i dalaletin tevilat-ı fasideleri âyâtın sarahatını incitmelerine bakmıyor gibi,... (Şualar)
- Tahripkar: Tahrip eden
Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur. (Lemeat)
- Takdirkar: Takdir eden
...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir. (Meyve Risalesi)
- Takdiskar: Takdis eden
En takdiskâr ve kanaatbahş bir lisanla, başka bir kitab-ı münzelin tefevvuk edemeyeceği bir ifade ile takrir eden kitab, Kur'andır. (İ.İ.)
- Taklitkar: Taklit eden
Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup... (25. Söz)
- Talepkar: Talep eden
Bir fer’a bir delile umumun semeresi netice-i cesime ona bindirmeğe talebkâr (Lemeat)
- Tama'kar/Tamahkar: Mala vb. aşırı istek duyan
Öyle de; ahlâk‑ı àliye-i Peygamberiyeden olan ve belki kâinâttaki nizâm‑ı hikmet-i İlâhiye’nin medârlarından olan iktisat ise, sefillik ve bahillik ve tamahkârlık ve hırsın bir halîtası olan hısset ile hiç münâsebeti yok. (19. Lema)
- Tasannukar: Yapmacık davranan
...hizmet-i imaniyedeki ihlası kırmamak ve tasannukârane hodfüruşluk vaziyetine girmeye mecbur etmemek... (Lahikalar)
- Tazarrukar: Niyaz eden
Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor. (10. Söz)
- Ta'zimkar: Hürmet eden
Ve talebelerini, her fırsatta şahsına hürmet ve ta'zimden ve makam vermekten men'etmiş ve ta'zimkârane mektub yazanları dahi takbih etmiştir. (Şualar)
- Tebessümkar: Tebessüm eden
Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir. (33. Söz)
- Tecavüzkar: Haddi aşan
Zira insanın vehm-âlud nazarına istikamet; ve tecavüzkâr kuva-yı selâsesine, itidal; ve isti’dadat-ı maneviyesine inkişaf verecek İlahî bir mürşid olabilir. (Asar-ı Bediiyye)
- Tehditkar: Tehdit eden
...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,... (Meyve Risalesi)
- Tehevvüskar: Heves eden
Tehevvüskâri nâzvârî itâbvârî... (Lemeat)
- Temaşager: Temaşa eden
Âsâra bakıp, gaibane muamele suretinde saltanat-ı rububiyetin mehasinine temaşager makamında kendilerini gördüklerinden; tekbir ve tesbih vazifesini eda edip "Allahü Ekber" dediler. (11. Söz)
- Temeddühkar: Övünen
Senin beş para kıymetin yok. Bu temeddühkârane, hususan cesarette çok fazla gösterişin ne içindir? (Lahikalar)
- Temellukkar: Yaltaklanan
Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti. (16. Mektup)
- Tenbelkar: Tenbellik gösteren
...her kapıya başvurup, tenbelkârane ve zalimane ve müştekiyane hayatını geçirir, belki öldürür. (7. Şua)
- Tenbihkar: İkaz eden
Kur'an hizmetkârlarının sehiv ve hataları neticesinde yedikleri tenbihkârane şefkat tokatları.. (Lemalar Fihrist)
- Tenkitkar: Eleştiren
Tenkidkârane bir suale cevabdır. (22. Lema)
- Tesellikar/Teselliyetkar: Teselli eden
...buradaki kardeşlerimizle de hâlisane ve tesellikârane ve samimane ve mütesanidane hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle... (Şualar)
- Terbiyekar: Terbiye eden
...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir. (33. Söz)
- Tesbihkar: Tesbih eden
...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan... (20. Mektup)
- Teslimkar: Teslim olan
Sünnet-i Seniyesinin dairesine teslimkârane ve müstahsinane dâhil olunuz,... (13. Lema)
- Teşebbüskar: Teşebbüs eden
Evhama düşen bazı zalim ehl-i dünyanın teşebbüskârane harekât-ı zahiriyesi bir sebeb-i âdi olarak yeni bir zulme hedef oldu. (Lahikalar)
- Teşvikkar: Teşvik eden
...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir. (25. Söz)
- Tevafukkar: Tevafuklu
Bir sahifede kelimeler birbirine baktığı ve bir intizam-ı tevafukkârane gösterdiği gibi, Kur'an'ın mecmuunda aynı hal vardır.
- Tevazukar: Tevazu sahibi
Eğer sen tevazukârane desen: (Mektubat)
- Tevbekar/Tövbekar: Tevbe eden
Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar. (13. Söz)
- Tevhidkar: Tevhid içeren
Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır" diye olan tevhidkârane düsturu nerede? (30. Söz)
- Tevilkar: Tevil eden
Tevilkârane "zahirî muvafakat gösteriyorum" iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhak ettirecek müessir bir kuvvet. (Lahikalar)
- Tezyifkar: Küçümseyen
İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti. (16. Mektup)
- Ubudiyetkar: İbadet eden
Fakat Sâni' tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri... (25. Söz)
- Uhuvvetkar: Dostluk gösteren
Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz. (Lemeat)
- Ümitkar: Ümit besleyen
...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);... (25. Söz)
- Ünsiyetkar: Yabancılık çekmeyen
Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.
- Vefakar: Vefalı
...vâlide ise, dualarını almak ve kalblerini hoşnud etmek ve vefakârane hizmet etmek,... (25. Lema)
- Yadigâr veya yadgâr: Hatıra, hatırlatan (Yad: Hatıra)
Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için; (24. Mektup)
- Zecirkar: Azarlayan
"Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz" diye zecirkârane te'dib tokatlarını almışlar. (30. Söz)
- Zulümkar: Zulmeden
Şecere-i Tûbâ-i İslâmiyet; mevhum, muvakkat, cüz'î, hususî, menfî, belki esassız, garazkâr, zulümkâr, zulmanî unsuriyet toprağına dikilmez! (Mektubat)